Yerel Haberler
Adana
06 Mart 2026 Cuma - 17:32 Kur’an-ı Kerim’lere zarar veren 2 kişi tutuklandı Adana’da Kur’an kursunda Kur’an-ı Kerim’lere zarar verip hırsızlık yapan 2 kişi tutuklandı. Olay, 4 Mart günü Yüreğir ilçesine bağlı Abdioğlu Mahallesi’nde bulunan Abdioğlu Kız Kur’an Kursu’nda meydana geldi. İddiaya göre, gece saatlerinde kurs binasına gelen kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tahta kapıyı kırıp içeri girdi. İçeri giren şüpheliler kurs içerisindeki eşyaları dağıtırken Kur’an-ı Kerim’lere de zarar verdi. Sabah kursa gelen görevli, kapının kırık olduğunu ve içerinin dağıtıldığını görünce durumu jandarma ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen ekipler kurs binasında inceleme yaptı. Jandarma ekipleri kursa zarar veren kişi ya da kişileri yakalamak için çalışma başlattı. Abdioğlu Kız Kur’an Kursu görevlisi Ayşe Görgülü ise, "O gördüğüm manzarayı ne aklım, ne de fikrim kabul etti. Kitaplıkta ne kadar Kur’an-ı Kerim varsa yere atmışlar. Atarken hunharca atmışlar ki yaprakları bile yırtılmış. Akıllarına ne kadar zarar geliyorsa vermişler. Bu şahıslar bir an önce bulunsun, tedavi olsun ve hayatlarını böyle karartmasınlar" diye konuştu. İl Jandarma Komutanlığı JASAT ve Yüreğir İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Kur’an kursuna zarar verip hırsızlık yapan H.H.Y. ve D.T.’yi operasyonla yakaladı. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılar, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
06 Mart 2026 Cuma - 17:05 Kur’an-i Kerim’e zarar veren 2 kişi tutuklandı Adana’da Kur’an kursunda Kur’a-ı Kerim’lere zarar verip hırsızlık yapan 2 kişi tutuklandı. Olay, 4 Mart günü Yüreğir ilçesine bağlı Abdioğlu Mahallesi’nde bulunan Abdioğlu Kız Kur’an Kursu’nda meydana geldi. İddiaya göre, gece saatlerinde kurs binasına gelen kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tahta kapıyı kırıp içeri girdi. İçeri giren şüpheliler kurs içerisindeki eşyaları dağıtırken Kur’an-ı Kerim’lere de zarar verdi. Sabah kursa gelen görevli, kapının kırık olduğunu ve içerinin dağıtıldığını görünce durumu jandarma ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen ekipler kurs binasında inceleme yaptı. Jandarma ekipleri kursa zarar veren kişi ya da kişileri yakalamak için çalışma başlattı. Abdioğlu Kız Kur’an Kursu görevlisi Ayşe Görgülü ise, "O gördüğüm manzarayı ne aklım, ne de fikrim kabul etti. Kitaplıkta ne kadar Kur’an-ı Kerim varsa yere atmışlar. Atarken hunharca atmışlar ki yaprakları bile yırtılmış. Akıllarına ne kadar zarar geliyorsa vermişler. Bu şahıslar biran önce bulunsun, tedavi olsun ve hayatlarını böyle karartmasınlar" diye konuştu. İl Jandarma Komutanlığı JASAT ve Yüreğir İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Kur’an Kursuna zarar verip hırsızlık yapan H.H.Y. ve D.T.’yi operasyonla yakaladı. Şüpheliler işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilirken çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Aladağ’da üreticilere yüzde 70 hibe ile ilaçlama makinesi dağıtıldı
13 Kasım 2025 Perşembe - 11:53 Aladağ’da üreticilere yüzde 70 hibe ile ilaçlama makinesi dağıtıldı Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından, 25 üreticiyi yüzde 70 hibe ile ilaçlama makinesi dağıtıldı. Aladağ Kaymakamı Sançar Batuhan Kurdu ve Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt’ın katılımıyla 25 üreticiye ilaçlama makinesi dağıtım töreni düzenlendi. Makinelerin tesliminden önce konuşan Bayazıt, "Projemizin amacı, rakımı 600 metrenin üzerindeki yerleşim alanlarında yaşayan, tarım ve hayvancılıkla uğraşan ailelerin refah seviyesini yükseltmek. Bugün burada 25 ailemize tarla ve bahçelerinde kullanabilecekleri ilaçlama makinelerini yüzde 70 hibe desteğiyle teslim ediyoruz. Adana genelinde toplam 118 üreticimize pülverizatör desteği sağlanacak. Aladağ için verilen ekipmanın toplam bedeli 910 bin TL, bunun 637 bin TL’si proje kapsamında karşılandı" dedi. Bayazıt, tarımsal ilaçlamanın doğru ve bilinçli yapılmasının önemine de dikkat çekerek, şöyle devam etti: "Üreticilerimizden ricamız, bu ekipmanları kullanırken ruhsatlı tarım ilaçlarını, doğru zamanda ve doğru dozda kullanmalarıdır. Bakanlık olarak üreticilerimizin daima yanındayız. Yeter ki üretmeye, ekonomimize katkı sağlamaya devam edin." Programın sonunda, yüzde 70 hibeli ilaçlama makinesi almaya hak kazanan üreticilere teslim belgeleri Kaymakam Kurdu ve Bayazıt tarafından verildi. Proje kapsamında kalan 93 ilaçlama makinesinin ise 2025 yılı sonuna kadar diğer ilçelerdeki üreticilere dağıtılması planlanıyor.
Nazmiye’yi boğazından bıçaklayan saldırganın babası: "Ben torunlarımı istiyorum"
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:20 Nazmiye’yi boğazından bıçaklayan saldırganın babası: "Ben torunlarımı istiyorum" Adana’da ayrıldığı genç kadını boğazından bıçaklayıp engelli kalmasına sebep olan saldırganın babası, "Ben oğlumu savunmuyorum. 1 kere boğazından bıçakladı. Gelinimin boğazındaki izler dikiş izi. Ben torunlarımı istiyorum, canımı alın ama torunlarımı verin" dedi. Ev hanımı Nazmiye Çalışkan (29), 2020 yılında terzilik yapan İ.D.Ö. (30) ile dini nikahla evlendi. Çiftin S. (4) ve A.A. (3) isminde biri engelli 2 evlatları dünyaya geldi. Nazmiye Çalışkan, geçtiğimiz ocak ayında eşinin kendisine sürekli şiddet uyguladığını öne sürerek ayrılıp ailesinin evine gitti. 10 Nisan 2025’te İ.D.Ö., iddiaya göre, çocuklarından S.’yi yanında götürdü. 12 Nisan 2025 günü ise ayrıldığı eşini arayıp ‘Çocuk durmuyor, gel’ diyerek babasının evine çağırdı. Buraya giden anne Çalışkan, evine geri döneceği sırada iddiaya göre, ayrıldığı eşi İ.D.Ö, tarafından evladının gözü önünde boynundan ve boğazından bıçaklanıp darp edildi. Çocukların feryatları ve evdeki bağırışımalar üzerine çevredekiler durumu sağlık ve polis ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen polis ekipleri evden kaçan şüpheli eski eşi kısa sürede yakalayarak gözaltına aldı. Saldırgan, çıkartıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yüzde 96 engelli kaldı Hastaneye kaldırılan Nazmiye Çalışkan, 4,5 ay boyunca yoğun bakımda tedavi gördü ve yüzde 96 engelli kalıp yürüme kabiliyetini yitirdi. 2 çocuğuyla bir başına kalan Çalışkan, geçtiğimiz haftalarda ise üst üste hastaneye gitmesi gerektiği için evlatlarını dedesinin evine bıraktı. Bu sırada ise mahallede yardım dağıtan bir dernek çocuğun o hallerini görüp sosyal medyada paylaştı ve çocuğun dedesi de ‘Anneleri çocukları terk etti’ diyerek beyan verdi. Bunun üzerine çocuklar anında devlet korumasına alındı. Anne Nazmiye Çalışkan’ın feryadı İhlas Haber Ajansı tarafından geçtiğimiz 10 Kasım’da ‘Eşi boğazını kesti engelli kaldı: 2 çocuk annesi dehşet anlarını ilk kez anlattı’ başlığıyla haber yapıldı. Bunun üzerine Nazmiye Çalışkan’ın eski kayınbabası İzzet Özgül, açıklamalarda bulunup gelinini suçladı. 2 torununa kendisinin çok iyi baktığını öne süren Özgül, devlet korumasındaki torunlarının yeniden kendisine verilmesini istedi. "6 defa bıçaklama olmadı" Oğlunun eşini 1 kere bıçakladığını, Çalışkan’ın boğazındaki izlerin dikiş izi olduğunu belirten Özgül, "8 aydır ben torunlarıma bakamasam onlar bugüne kadar yaşayabilir miydi. Benim eski gelinim beni şikayet etmiş. O çocuklara bakamam dedi ve çocukları bana bıraktı. Ben oğlumu savunmuyorum. 1 kere boğazından bıçakladı, 6 defa bıçaklama olmadı. Boğazındaki izler dikiş izi, birde dövme var boğazının altında, dikkat ederseniz 1 tane iz var. Olay günü ben zaten ambulansı, polisi çağırdım. Biz adalete sığınıyoruz" ifadelerini kullandı. "Benim canımı alın ama torunlarımı verin" Torunlarına kendisinin bakmak istediğini anlatan Özgül, "Olaydan sonra bıçağı alıp ben poşete koydum ve polislere teslim ettim. Arkamdan gelip torunum bıçağı görmesin istedim. Bunların hepsi mahkemede söylendi. Ben torunlarımın arkasındayım, benim canımı alın ama torunlarımı verin" dedi.
Telefonda başlayan küfürleşme cinayetle noktalandı
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:39 Telefonda başlayan küfürleşme cinayetle noktalandı Adana’da, telefondan tartışıp birbirine küfür eden eski iş arkadaşları sokakta buluşunca kavga çıktı. Kavgada taraflardan biri, eski mesai arkadaşını göğsünden bıçaklayarak öldürdü. Polis tarafından yakalanan şüphelinin, "Öldürmek istemiyordum, çok pişmanım" dediği ileri sürüldü. Olay, 7 Kasım günü saat 22.00 sıralarında Çukurova ilçesine bağlı Yurt Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, kurye olan Ahmet Balçık (27) ve Y.A. (36) eskiden aynı işyerinde çalışıyorlardı. Bir süre önce Ahmet Balçık işten ayrıldı. İkili cep telefonla konuştuğu sırada birbirlerine küfür etti. Küfürleşmenin ardından Balçık ve Y.A., telefondan sözleşip kavga etmek için buluştu. Buluşma yerine gelen ikili arasında kavga çıktı. Çıkan kavgada Y.A., eski iş arkadaşı Balçık’ı göğsünden bıçaklayarak kaçtı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri ağır yaralanan Balçık’ı hastaneye kaldırdı. Ancak burada yapılan müdahalelere rağmen Balçık kurtarılamadı. Çukurova İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, söz konusu şüpheli Y.A.’ın peşine düştü. Yapılan kamera çalışmaların sonucunda Y.A.’ın saklandığı yer tespit edildi. Yapılan operasyonla şüpheli olayda kullandığı suç aleti ve bir miktar uyuşturucu ile birlikte yakalandı. Şüpheli Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Cinayet Büro Amirliği ekiplerine teslim edildi. Burada yapılan sorgusunda Y.A., "Öldürmek istemiyordum, her şey ani gelişti. Çok pişmanım" dediği öne sürüldü. İşlemlerinin ardından adliye sevk edilen şüpheli çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. (CNK-ELF-
Prof. Dr. Bakıner: "10 yıl içinde Türkiye diyabetin en yaygın olduğu 10 ülkeden biri olacak"
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:29 Prof. Dr. Bakıner: "10 yıl içinde Türkiye diyabetin en yaygın olduğu 10 ülkeden biri olacak" Prof. Dr. Okan Sefa Bakıner, bugün her 7 kişiden birinin diyabet hastası olduğunu belirterek, "10 yıl içinde Türkiye diyabetin en yaygın olduğu 10 ülkeden biri olacak" dedi. 14 Mart Dünya Diyabet Günü’nde farkındalık oluşturmak için Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Okan Sefa Bakıner, açıklamalarda bulundu. Diyabetin görülme sıklığının son 10 yılda yüzde 90’ın üzerinde arttığını belirten Prof. Dr. Bakıner, "Bugün her 7 kişiden biri diyabet hastası. 10 yıl içinde Türkiye diyabetin en yaygın olduğu 10 ülkeden biri olacak. Türkiye’nin sıklığı açısından Avrupa’da ilk sırada yer alıyor. Kilo artışı, hareketsizlik, hazır gıdaya yönelim ve düşük proteinli beslenmeler, bu artışın en önemli nedenleri arasında. Eğitim eksikliği ve sağlıklı yaşam bilincinin yetersizliği de tabloyu ağırlaştırıyor" diye konuştu. Tip 1 ve Tip 2 diyabet arasındaki farklar Prof. Dr. Bakıner, Tip 1 ve Tip 2 diyabetin oluşum mekanizmalarının birbirinden tamamen farklı olduğunu kaydederek, "Tip 1 diyabette bağışıklık sistemi pankreasın insülin üreten hücrelerini yok eder. Bu nedenle tek tedavi yöntemi insülin tedavisidir. Tip 2 diyabette ise pankreas tamamen işlevini yitirmez, bu durumda kilo kontrolü ve insülin etkisini artıran ilaçlar tedavide kullanılır" dedi. Tip 1 diyabetle ilgili kök hücre ve yapay pankreas çalışmalarının umut verici olduğunu belirten Prof. Dr. Bakıner, "Laboratuvar ortamında insülin üreten hücrelerin geliştirilmesi ve bunların vücuda nakledilmesiyle önemli ilerlemeler kaydedildi. Yakın gelecekte bu yöntemlerin rutin tedaviye girmesi bekleniyor" ifadelerini kullandı. Tip 2 diyabet tedavisinde de yeni ilaç gruplarının geliştirildiğini belirten Bakıner, "Bu ilaçlar pankreas rezervini destekliyor, kilo kaybı sağlıyor ve kalp-böbrek sağlığını koruyor. Ancak maliyetleri nedeniyle erişim hala sınırlı" şeklinde konuştu. Diyabet hastalarının yarısı tanılarının farkında değil Diyabette erken tanının büyük önem taşıdığını vurgulayan Bakıner, "Tedavide gecikme, damar hasarlarının kalıcı hale gelmesine yol açar. Özellikle kalp, beyin ve bacak damarlarında oluşan hasarlar geri döndürülemez. Bu nedenle risk grubundaki bireylerin düzenli olarak diyabet taraması yaptırması gerekir" dedi. 2025 Dünya Diyabet Günü teması: İş yerinde diyabet Bu yıl Dünya Diyabet Günü’nün temasının "İş Yerinde Diyabet" olduğunu belirten Prof. Dr. Bakıner, "Diyabet, düzenli yaşam gerektiren bir hastalık. Özellikle vardiyalı çalışan diyabetli bireylerin yaşam düzeni zorlaşıyor. Bu nedenle ‘diyabet dostu iş yerleri’ oluşturmak büyük önem taşıyor" dedi. Bakıner, farkındalık çalışmalarının yalnızca hastaları değil, toplumun tüm kesimlerini kapsaması gerektiğini vurgulayarak, şunları söyledi: "Diyabetli bireylerin sağlıklı ve üretken bir yaşam sürdürebilmesi hem bireysel hem toplumsal sorumluluktur. Kişisel haklara ve hasta haklarına saygı göstermek, gelişmiş toplum olmanın en önemli göstergelerinden biridir. İnsülinin keşfi, diyabet tarihinde bir dönüm noktasıdır. Bugün, diyabet farkındalığını artırmak ve diyabetli bireylerin yaşam kalitesini yükseltmek için bir fırsattır."