Yerel Haberler
Adana
Osmanlı’nın ‘zimem defteri’ geleneği Kozan’da yaşatılıyor 17 Mart 2026 Salı - 14:32:47 Osmanlı’dan günümüze uzanan ‘zimem defteri’ geleneği Adana’nın Kozan ilçesinde yaşatmaya devam ediyor. Ramazan ayında gelenek çerçevesinde 3 bakkaldaki veresiye defterindeki borç kapatılırken, toplam 30 bin TL ödeme yapıldı. Kozan Bakkallar ve Bayiler Odası’nın öncülüğünde Osmanlı döneminde borçlu ile borcu ödeyenin birbirini görmediği ’zimem defteri’ geleneği yaşatılıyor. Geleneğin uygulanmasıyla Ramazan Bayramı öncesi ihtiyaç sahibi ailelerin bakkala olan borçları kapatıldı. "Borçları kapatmaya sürdürüyoruz" Kozan Bakkallar ve Bayiler Odası Başkanı Kemal Yıldırım, Ramazan ayı başında hayırseverlere çağrı yaparak başlattığı geleneğin kısa sürede büyüdüğünü belirterek, "Ramazan Bayramı öncesinde 3 bakkalda borç kapama işlemi gerçekleştirdik ve kapatılmaya devam ediliyor. Bu geleneği yürüten, destek veren herkesten Allah razı olsun. Toplamda 30 bin TL ödeme yaptık ve çalışmalarımız sürüyor. Hayırseverlerimizin adına kırsal mahallelerdeki bakkallara giderek ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın sadaka ve zekat yoluyla borçlarını kapatmaya sürdürüyoruz" dedi. Esnaf Cumali Türksev bir ihtiyaç sahibi ailenin 2 bin TL’lik borcunun silindiğini, Osmanlı geleneğinin yeniden uygulanmasının esnaf ve vatandaşlar içinde güzel bir uygulama olduğunu kaydetti. Mahalle bakkalı Zekeriya Gök ise hayırseverlere teşekkür ederek, "İhtiyaç sahibi olup borcu olan bazı vatandaşlarımızın borcu ödendi. Hayırlı olsun" diye konuştu.
17 Mart 2026 Salı - 12:02 Kozan’da arıların korunmasına yönelik çalışma başlatıldı Adana’nın Kozan ilçesinde, arıların korunmasına yönelik "Arı Varsa Hayat Var, Üretim Var" projesi çerçevesinde meyve bahçelerinde bilgilendirme ve arazi çalışmaları gerçekleştirildi. Kozan İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yürütülen "Arı Varsa Hayat Var, Üretim Var" projesi çerçevesinde ekipler sahaya indi. Üreticilerle birebir görüşen ekipler, arıların tarımsal üretimdeki hayati rolüne dikkat çekti. Çalışmalara katılan İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mutlu Karataş da üreticilerle bir araya gelerek hem bilgilendirme yaptı hem de uygulamaları yerinde inceledi. Karataş, arıların doğanın en önemli canlıları arasında yer aldığını belirterek, dünyadaki bitkilerin büyük bir kısmının arıların yaptığı tozlaşma sayesinde meyve verdiğini ifade etti. Arıların olmadığı bir ortamda üretim ve bereketten söz edilemeyeceğini vurgulayan Karataş, bu nedenle arıların korunmasının sürdürülebilir tarım açısından büyük önem taşıdığını kaydetti. Üreticilerin bilgilendirildiği çalışmada ilaçlamanın sabah erken saatlerde veya akşam geç saatlerde, arıların uçuş yapmadığı zaman dilimlerinde yapılması gerektiği belirtilirken, arılara zarar vermeyen ya da en az zararlı ruhsatlı bitki koruma ürünlerinin tercih edilmesi istendi. Yürütülen çalışmalarda Kozan ilçe genelinde yaklaşık 300 parselde 300 üreticiye ulaşılması planlanırken, hedefe ulaşıldıktan sonra da bilgilendirme ve farkındalık çalışmalarının aralıksız süreceği bildirildi.
17 Mart 2026 Salı - 11:07 Prof. Dr. Çelik: "Onkofertilite kanser tedavisi alan hastaya gelecekteki ebeveynlik şansını koruma imkanı sunar" Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Hüsnü Çelik, onkofertilitenin kanser tedavisi alan hastaya gelecekteki ebeveynlik şansını koruma imkanı sunduğunu söyledi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı sorumlu öğretim üyesi Prof. Dr. Hüsnü Çelik, kanser tanısı alan hastalarda tedavi öncesi doğurganlığın korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Günümüzde cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi gibi yöntemlerin fertilite potansiyelini önemli ölçüde azaltabildiğini belirten Prof. Dr. Çelik, "Onkofertilite, kanser tedavisi alan hastaya aynı zamanda gelecekteki ebeveynlik şansını koruma imkanı sunar. Kanser tanısı almış kişilerde üreme potansiyelinin korunması, geliştirilmesi ve kullanılması artık bir lüks değil modern onkolojik tedavilerin vazgeçilmez bir parçasıdır" dedi. Tanı alındığı andan itibaren umutsuz bir karanlığa gömülen kişilerin yanında, onlara arkadaşlık eden Onkofertiliteyi ‘karanlık bir tünelde fener tutmak’ olarak nitelendiren Prof. Dr. Hüsnü Çelik, özellikle kadınlarda meme, rahim, yumurtalık ve diğer kanser türlerinde üreme organlarının alınması ya da var olan organların uygulanacak tedavilere bağlı olarak işlevsiz hale gelme riskine dikkat çekti. Tedavi öncesinde yumurtaların toplanıp dondurulabildiğini ifade eden Çelik, "Tedavi tamamlandıktan sonra bu hücreler kullanılarak dış ortamda gebelik elde edilebilir. Kullanılan kemoterapilerin yumurtalıklar üzerindeki toksik etkisine karşı, yumurtalık dokusunun ya da yumurtaların dondurulması yöntemleriyle de doğurganlık korunabilir" şeklinde konuştu. Her hastaya bilgilendirme yapılmalı Kanser tanısı konulduğu anda, tedavi başlamış olsa dahi fertilite konusunun mutlaka gündeme getirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Çelik, güncel kılavuzların bu konuda çok net olduğunu vurguladı. Bilgilendirme sürecinde hastanın yaşına veya mevcut çocuk sayısına, dil, din, ırk, kültür, sosyal statü, ekonomik durum, sosyal güvence gibi hiçbir şeye bakılmaksızın hareket edilmesi gerektiğini ifade eden Çelik, şu açıklamalarda bulundu: "Zaten çocukları var, bir daha istemez ya da bu hastanın böyle bir isteği olacağını sanmıyorum" gibi varsayımlar tamamen yanlıştır. Zira bu bilgilendirme hastanın zihninde yeni bir pencere açar. Hasta, kanserin dünyanın sonu olmadığını, gelecekte çocuk sahibi olma ihtimalinin devam ettiğini fark eder. Bu yaklaşımın hastanın psikolojik ve fiziksel iyilik halini artırdığı, moralini yükselttiği bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bu aynı zamanda son dönemlerde bir hayli popüler hale gelmiş olan bütüncül yaklaşımlara da bir örnek teşkil eder." Çocuk hastalarda bile mümkün: Doku dondurma yöntemiyle doğurganlık korunabilir Onkofertilitenin sadece mevcut kanser hastaları için değil, BRCA mutasyonu gibi genetik risk taşıyan bireyler için de bir güvence olduğunu kaydeden Prof. Dr. Çelik, henüz ergenliğe girmemiş çocuklarda uygulanan yöntemlere de değindi. Çelik, "Ergenlik öncesi çocuklarda henüz hücre üretimi başlamadığı için doku dondurma yöntemi uygulanır. Kız çocuklarında yumurtalık, erkek çocuklarında ise henüz deneysel aşamada olsa da testis dokusu dondurularak tedavi sonrası tekrar vücuda nakledilebilir. Bu yöntemle gebelik sağlanan başarılı vakalar mevcuttur" ifadelerini kullandı.
Gençler kanalda boğulmasın diye havuzlar faaliyette
26 Ağustos 2025 Salı - 09:35 Gençler kanalda boğulmasın diye havuzlar faaliyette Türkiye’nin en sıcak illerinden olan Adana’da, çocukların serinlemek için kanala girmelerinin önüne geçebilme amacıyla hayata geçirilen ‘Yüzme bilmeyen kalmasın’ projesiyle havuzlar doldu, taştı. Hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği Adana’da her yıl onlarca çocuk girdikleri sulama kanallarında hayatını kaybediyor. Bu nedenle Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın desteğiyle Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü de kent genelinde havuz sayısını artırdı. Birçok çocuk ve gencin kanallar yerine havuzlara girmesi sağlandı. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokol sonrasında hayata geçirilen ’Yüzme bilmeyen kalmasın’ projesiyle şimdi çocuklar, kentteki 1 olimpik, 2 yarı olimpik ve 11 portatif havuzda hem eğlenceli vakit geçiriyor hem de uzman eğitmenlerden yüzme dersi alıyor. Kurumun verilerine göre Seyhan, Çukurova, Yüreğir, Sarıçam, Kozan, Ceyhan ve İmamoğlu ilçelerinde bugüne kadar 9 bin 438 katılımcıya yüzme eğitimi verildiği, 2018 yılından bu yana ise 206 bin 979 çocuğa yüzme öğretildiği ifade edildi. Mustafa Loğoğlu: "Çocuklarımızın vefat haberleriyle üzülüyoruz" Adana Gençlik ve Spor İl Müdürü Mustafa Loğoğlu, İhlas Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, "Toplam 8 yıldır 206 bin 979 çocuğa yüzme eğitimi verdik. Bu sene ise 9 bin 438 katılımcıya yüzme eğitimi verdik ve sene sonuna kadar bu projelerimiz devam edecek. 20 bin kişiye ulaşmayı hedefliyoruz. Adana’da maalesef hep kanallarda yüzmeye çalışan çocuklarımızın vefat haberleriyle üzülüyoruz. Ancak bizler kent genelinde 1 olimpik, 2 yarı olimpik ve 11 portatif havuzumuz ile hizmetteyiz. Kimse kanala girmesin, buraya gelsin. 70 yaşına kadar vatandaşlarımıza hizmet vermeye devam ediyoruz" dedi. Öte yandan Loğoğlu, yüzme branşında milli sporcuların çıkması için bu projelerin çok önemli olduğunu, her gelen katılımcının özenle incelenip başarılı olanların ise özel testlerden geçirildiğini söyledi. Destina Uçar: "Yaz sıcaklarında çok keyifli" Yüzme öğrenmeye gelenlerden Destina Uçar da, "Yüzmeyi tam bilmiyordum, burada öğretmenlerimiz tarafından profesyonel eğitim almak için geldim. Burada hem eğleniyoruz hem de öğreniyoruz. 2 haftada diğer arkadaşlarım yüzmeyi öğrendi. Yaz sıcaklarında evde kalmak yerine herkes buraya gelebilir" diye konuştu. 11 yaşındaki Muhammed Talha Keyifli ise yüzme öğrenmek için geldiğini, havuzda çok eğlendiğini ve keyifli vakit geçirdiğini belirtti.
Firari katil aranıyor: Düğünü ’atletle oturulmaz’ uyarısı sonrası kana bulamış
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 12:58 Firari katil aranıyor: Düğünü ’atletle oturulmaz’ uyarısı sonrası kana bulamış Adana’da bir düğünde tüfekle açılan ateşle damadın anneannesi ve gelinin babaannesi olan 68 yaşındaki Eşe Adamhasan hayatını kaybederken, katilin firar ettiği öğrenildi. Cinayetle biten olayın sebebinin ise, firari şüphelinin arkadaşının tişörtünü çıkarıp atletle oturmak istemesi üzerine uyarılmasıyla başlayan tartışma olduğu ortaya çıktı. Olay, 23 Ağustos günü akşam saatlerinde Sarıçam ilçesine bağlı Cerenli Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, M.Ş. ve E.A.’nın düğününe gelen İ.Ç., alkol aldı. Bir süre sonra sıcaktan doalyı İ.Ç., tişörtünü çıkartıp atletle oturmaya başladı. Çevredeki vatandaşlar "Burası düğün yeri, kadınlar çocuklar var" diye İ.Ç.’yi uyardı. Uyarının ardından İ.Ç., beraberindeki E.U., S.U. ve ismi öğrenilemeyen bir kişi tartışmaya başladı. Tartışma sırasında E.U. evine gidip av tüfeği alıp düğün evinde rastgele sağa sola ateş açmaya başladı. Silah sesleri üzerine Eşe Adamhasan (68) oturduğu müstakil evin içerisine girdi. Bu sırada E.U. kapının arkasından ateş açtı. Kapının içerisinden geçen saçma parçaları Adamhasan’ın sırtına isabet etti. Yaşlı kadın kanlar içerisinde yere yığıldı. İhbar üzerine bölgeye jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri kadının öldüğünü tespit etti. Adana Adli Tıp Kurumu morgunda yapılan otopsinin ardından Eşe Adamhasan’ın cenazesi, Cerenli Mahallesi’ndeki mezarlığa defnedildi. Silahı kullanan E.U. kaçarken diğer 3 şüpheli kısa sürede yakalandı. Jandarmanın silahı kulandığı ileri sürülen E.U.’yu arama çalışmalarına devam ettği bildirildi. Hayatını kaybeden Eşe Adamhasan’ın damadın anneannesi, gelinin ise babaannesi olduğu öğrenildi. "Kapı kapalı olmasına rağmen kaynanam vuruldu" Ölen kadının damadı Ali Adamhasan, "Düğünde gençler arasında kavga çıktı. Kavgayı ayırdık ve dağıttık. Daha sonra E.U. elinde tüfekle sağa sola ateş açtı. Sonrasında bizi gördü. Biz içeri kaçtığımız sırada eşim ve ben öndeydik, kaynanam arkamızda kaldı. Kapı kapalı olmasına rağmen ateş edince kaynanam vuruldu. Olayı gerçekleştiren kişi yakalanmadı. Biz, devletimizden bu şahısların bir an önce yakalanmasını istiyoruz" dedi.
Adana’da 35 yıldır bitmeyen yol çilesi: 5 kişinin hayatını kaybettiği yolda acı nöbet
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:32 Adana’da 35 yıldır bitmeyen yol çilesi: 5 kişinin hayatını kaybettiği yolda acı nöbet Adana Kozan-Kayseri yolunda, 70 metrelik uçuruma yuvarlanan otomobilde hayatını kaybeden biri bebek 5 kişinin yakınları üzüntülerini yaşıyor. Bölgeye gelerek zaman zaman uçurumu izleyen aileler, 35 yıldır tamamlanamayan yolun yüklenici firmanın ihmali nedeniyle ölüm yolu haline geldiğini söyledi. 18 Ağustos’ta Kozan-Kayseri yolunun 41. kilometresinde Marankeçili Mahallesi yolunda meydana gelen kazada, sürücü Engin Eldaş’ın kullandığı otomobil virajı alamayarak uçuruma yuvarlandı. Kazada sürücü, annesi Fatma Eldaş (42), Selvihan Balta, Duygu Yılmaz ve 8 aylık Defne bebek hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin eşleri ve çocukları kazanın yaşandığı yerde gözyaşı döktü. Kara yollarının sorumluluğundaki yolun, 35 yıldır yapılmadığını ileri süren aile fertleri yolda nöbet tutarak tepkilerini gösterdi. ’’Bizim canımız yandı, başka canlar yanmasın’’ Kazada eşi ve oğlunu kaybeden baba Hacı Eldaş, 2 yıl bu yol inşaatında kendisinin de çalıştığını ifade ederek yüklenici firmanın ihmalleri olduğunu ileri sürdü. Eldaş ’’Bizim canımız yandı, başka canlar yanmasın. Burada bariyer olsaydı bu araba aşağıya gitmezdi. Benim amacım bu bariyer yapılsın. Sorumlular gerekli cezayı alsın. Ömer Çelik geldi, bu yolu biliyor. Şimdi gelmişler levha dikiyorlar. Bu önlemler daha önce alınsa bizim canımız yanmayacaktı. Yolumuzun her tarafı böyle. 50 senedir yapılıyor. Ben bu yolda 2 sene çalıştım, bu yol yapılmıyor. Ödenek geliyor, zaman doluyor, para alınıyor. Cumhurbaşkanı bu yolu görsün, nereye para alıyorlar görsün’’ diyerek sorumluların ceza almasını istedi. Kazada eşi Duygu ve 8 aylık kızını kaybeden Necmettin Yılmaz ise "Şantiye burada. Bir makineyle bu duvar yıkılsaydı 5 kişi ölmezdi. Biz yandık başkaları yanmasın" diyerek eşini ve bebeği kaybettiği yerde üzüntüsünü dile getirdi. Hayatını kaybeden Selvihan Balta’nın yakını Ramazan Balta da gözyaşlarıyla tedbir alınması ve firmanın denetlenmesini gerektiğini kaydetti. Balta "Benim ciğerim yanıyor. Nerede bu yetkililer? 1 haftadır buradayız, 3 ciğerim gitti. Acımız çok büyük başka canlar yanmasın gitmesin. Bariyer ve yol yapılsın. yıllardır bu yol böyle" diye konuştu. ’’Kayseri sınırında bir tane bariyersiz yer yok’’ Selvihan Elbüken’in babası Yüksel Elbüken ise virajın tehlikesine dikkat çekti. Elbüken "Virajdan dolayı kaza yaptılar. Bir bariyer imkânı yok muydu? Virajın taşını kırma imkânı yok muydu? Buradan Kayseri sınırına geçin, bir tane bariyersiz yer yok" diyerek tepki gösterdi. Kazada annesi ve abisini kaybeden Reyhan Eldaş ise babasıyla birlikte şarampol kenarında oturarak, bariyer yapılmasını beklediklerini söyledi.