Yerel Haberler
Adana
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Barış masasını kuracak lider Erdoğan’dır" 19 Mart 2026 Perşembe - 16:43:45 AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Herkesin arzu ettiği şey barış masasının bir an evvel kurulması. Barış masasının kurulacağı yer bütün krizler için Türkiye’dir. Barış masasını kuracak lider de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Adana İl Başkanlığı’nda bayramlaşma programına katıldı. Çelik, "Dünyanın en karışık zamanlarından, en zor zamanlarından bir tanesindeyiz. Gerçekten belki de on yıllar boyunca, yüzyıllar boyunca hatırlanacak büyük bir kaosun içerisinden geçiyoruz. Etrafımızda büyük türbülanslar, büyük sarsılmalar yaşanıyor. Bunun içerisinde Türkiye önünü görebilen, tüm bu belirsizliğin içerisinde yoluna devam edebilen bir iradeyle yönetiliyor" ifadelerini kullandı. "Krizlerin içinden milletimizi, memleketimizi çıkartacağız" Dünyanın önümüzdeki dönemde daha büyük türbülanslar beklediğini gösteren Çelik, "Cumhurbaşkanımızın liderliği, dünyanın demokratik yollarla seçilmiş liderleri içerisinde en tecrübeli lider olması, pek çok krizi yönetmiş olmanın getirdiği birikimi ve tabii ki özellikle bölge barışı ve dünya barışı konusunda atılması gereken adımlar konusundaki güçlü duruşu Türkiye için her zamanki avantajlarını bugün daha önemli, daha kıymetli, daha stratejik hale getirmiştir. Gazze’deki soykırım, İsrail’in başlattığı soykırım bugün bu İsrail saldırganlığının Lübnan’a, Suriye’ye ve en son olarak da maalesef İran’a dönük olarak gerçekleşmesi, Amerika ile birlikte İran’a saldırmış olmaları önümüzdeki dönemde daha büyük türbülansların herkesi beklediğini gösteriyor. Bunun içerisinde bu program vesilesiyle birbirimizi bir kere daha pekiştirerek inşallah tüm bu krizlerin içinden Cumhurbaşkanımızın dirayetli siyasetiyle ülkemizi, memleketimizi, milletimizi çıkaracağız" diye konuştu. "Barış masasını kuracak lider Erdoğan’dır" Barış masasının bir an evvel kurulması gerektiğini de vurgulayan Çelik, "Herkesin arzu ettiği şey barış masasının bir an evvel kurulması. Barış masasının kurulacağı yer bütün krizler için Türkiye’dir. Barış masasını kuracak lider de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Hepimizin arzusu kan dökülmesinin bir an evvel durması ve bu adımların atılmasıdır. Bütün bu acılar tabii bize eşlik ederken bu acıların bitmesi temennisiyle herkesin bayramını tebrik ediyorum" dedi. Konuşmanın ardından Çelik, partililer ile bayramlaştı.
19 Mart 2026 Perşembe - 15:42 AK Parti Sözcüsü Çelik: "Hiç kimsenin de bizim ülkemize füze atmasına göz yumamayız" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Türkiye’nin her zaman barıştan yana olduğunu vurgulayarak, "Önümüzdeki dönemde dünya daha büyük türbülansların içinden geçecek. Kimsenin toprağında gözümüz olmadığı gibi, toprağımıza göz dikene de hiçbir şekilde müsamaha göstermeyiz. Türkiye’nin milli güvenliği hiç kimsenin pazarlık konusu değildir. Türkiye’nin milli güvenliğinde bir erteleme, bir tenzilat söz konusu olamaz" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MHP Adana İl Başkanlığı’nda düzenlenen bayramlaşma programına katıldı. Burada konuşan Çelik, geçmişte Türkiye’nin bağımsız karar alma iradesine yönelik çeşitli provokasyonlar ve manipülasyonlar yapıldığını ifade ederek, "Türkiye’yi yönetenlerin bağımsız karar alma iradesine saldırıldı ya da birtakım provokasyonlarla ve manipülasyonlarla Türkiye’nin bağımsız hareket etme kabiliyeti sakatlanmaya ya da engellenmeye çalışıldı. Şimdi ise net bir şekilde görülüyor ki, hem Cumhurbaşkanımızın liderliği hem Devlet Bahçeli’nin dirayetli siyaseti bütün bu tabloyu en net duruşla ortaya koyarken; bütün kardeşlerimizin bu salonlardan meydanlarda kol kola birlik içerisindeki duruşu, içimizden herhangi bir kişiyi bile sökememeleri, bütün bu gücün ne kadar kuvvetli olduğunu hem iç siyasette hem dış siyasette gösteriyor" diye konuştu. "İsrail saldırganlığı devam ediyor" Orta Doğu’da yaşanan gelişmelere de değinen Çelik, İsrail’in saldırgan politikalarının bölgede istikrarsızlığı artırdığını belirterek, "Bugün yaşanan tartışmalara bakıldığında esasında bu kadar ağır silahlarla İran halkı bombalanırken, yöneticilere de karşı suikastlar düzenlenirken ortaya çıkan tablo İsrail’in saldırganlığının bir devamı olmaktan başka bir şey değil. Söylenenlerin hepsi, yani oraya atfedilenlerin hepsinin aslında asılsız olduğu ortaya çıktı. Ne deniyordu bunun sebebi olarak? ‘Nükleer müzakereler konusunda İran herhangi bir anlaşmaya yanaşmıyor’ diyorlardı. Ama ne çıktı şimdi. Birtakım istihbarat direktörleri Amerika Birleşik Devletleri’nde istifa etti, açıklama yaptı. İngiltere’de açıklama yaptı. Ne dediler aslında İran çok güzel bir teklif sunmuştu anlaşma için ama birileri bunu yönetime aktarmadı ve böylece aslında savaş çıkarmak için bahane arayanlar bir kere daha bu saldırganlığa imza attı. Aynısını Suriye’de yaptılar. Şimdi Gazze’den sonra Batı Şeria’da yapıyorlar ve maalesef kara harekatıyla Lübnan’a dönük olarak da İsrail saldırganlığı devam ediyor. Bütün bunların içerisinde kafamız net, gücümüzün de kontrolde olması en önemli artıdır" ifadelerini kullandı. "İç bünyemizi sağlam tutmalıyız" Türkiye’nin iç birlikteliğinin güçlü tutulması gerektiğini anlatan Çelik, "Önümüzdeki dönemde dünya daha büyük türbülansların içinden geçecek. Bildiğimiz anlamda bir dünya düzeni ortada kalmamıştır. Bildiğimiz anlamda bir uluslararası hukuk ortada kalmamıştır. Onun için en önemli mesele Cumhurbaşkanımızın ve Devlet Bahçeli’nin dediği gibi iç cephemizi sağlam tutmaktır, iç bünyemizi sağlam tutmaktır, bağışıklığımızı yüksek tutmaktır. Bu bizim için son derece kıymetlidir" dedi. "Azerbaycan’la olan kardeşliğimiz konjonktürel değil, ebedidir" Son dönemde Türkiye ile Azerbaycan arasına fitne sokulmaya çalışıldığını ifade eden Ömer Çelik, şunları söyledi: "Biz can Azerbaycan’la iki devlet tek milletiz ve inşallah bu sonsuza kadar da böyle olacak. Fakat son zamanlarda birilerinin özellikle bu ortam içerisinde Türkiye ile Azerbaycan arasına fitne sokmaya çalıştığını görüyoruz. Tabii ki iki devlet tek milletiz, her devletin diğer bir devletle bütün politikalarda aynı davranacağı şeklinde bir husus yok. Herkesin şartlarının birbirinden farklılaştığı konular var ama günün sonunda Azerbaycan’la olan kardeşliğimiz konjonktürel bir kardeşlik değil, ebedi bir kardeşliktir. Onun için can Azerbaycan’la aramıza fitne sokmaya çalışanları elimizin tersiyle bir kenara itiyoruz. İki devlet tek millet olarak sonsuza kadar bu kardeşliğimizi koruyacağız. Son zamanlarda Türkiye ile Azerbaycan arasına fitne sokmaya çalışan odakların hangi yurtdışı bağlantıları olduğunu, neyi amaçladığını çok iyi görüyoruz ve buna hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğiz." "Türk ve Kürt arasına, Alevi’yle Sünni arasına kimse giremez" Türk-Kürt, Alevi-Sünnilerin kardeş olduğunu belirten Çelik, "Maalesef bizi kendi içerimizde Kürt diyerekten, Alevi veya Sünni diyerekten birbirimize düşürmeye çalıştılar. Geçmişte çok uğraştılar. O zamanlarda hep beraber hatırlıyorsunuz, yaşı müsait olanlar hatırlarlar; Türkiye’nin her tarafında kan dökülürken bir darbeyle ertesi gün hiçbir şey olmuyor, sonra yıllar sonra belgeler açıklanıyordu. Darbeyi yapanlar hakkında Amerika Birleşik Devletleri’nde ya da başka ülkelerde ’Bunlar bizim çocuklar’ diye ifadeler kullanılıyor, dolayısıyla Türkiye üzerinde oynanan oyunlar yıllar sonrasında anlaşılıyordu, ortaya çıkıyordu. Şimdi ise terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreciyle hem Türkiye’nin içinde hem bölgemizde terör örgütlerinin ülkemize ve başkalarına karşı birer vekalet savaşının aparatı olarak kullanılmasını sona erdirecek çok önemli adımlar atıyoruz. Türkiye’de hiçbir zaman, hiçbir şekilde Türk ve Kürt arasına, Alevi’yle Sünni arasına kimse giremez. Bizim kardeşliğimiz ebedidir ve Türkiye’nin içerisinde bu kardeşlik en zor zamanlarda sınavını en güçlü şekilde vermiştir. Onun için bu bayram vesilesiyle Türk’le Kürt birbirine daha çok sarılacak, Alevi’yle Sünni birbirine daha çok sarılacak. Dünyanın sarsıldığı bir dönemde gücümüzü, birliğimizi, beraberliğimizi ve dirliğimizi öncelikle iç cephemizin gücü olarak göstereceğiz" ifadelerini kullandı. "Yanlış olan şey siyasi mezhepçiliktir" Türkiye’de mezhep tartışmalarının gündeme getirilmeye çalışıldığını, siyasi mezhepçiliğin yanlış olduğunu ifade eden Çelik, "Son 1 haftadır, 10 gündür bir mezhepçilik fitnesi Türkiye’nin içine sokulmaya çalışılıyor. Birdenbire Sünnilik nedir, Şiilik nedir diye bir tartışma başlatılmaya çalışılıyor. Niye bugün? Tabii ki ayrı politikalarımız olabilir; İran’la çeşitli konularda ayrı düştüğümüz zamanlar oldu, oranın birtakım sistem problemleri olduğunu ifade ettik. Ama bugün saldırıya uğradığında, haksız bir saldırıya uğradığında tabii ki İran halkının yanındayız. İran halkının meşru haklarını tabii ki savunuyoruz. Bu saldırı, hiçbir şekilde Amerika ve İsrail tarafından başlatılan saldırı makul ve meşru bir zemine dayanmıyor. Tamamen gayrimeşrudur, çok vahşi bir saldırıdır. O sebeple bugün kimin mezhebi Sünni’dir, kimin mezhebi Şii’dir tartışmasını yapmanın zamanı değil. Biz, bizim mezhebimizden bile olsa eğer o kişi zalimlik yapıyorsa ona karşı çıkarız. Bir kişi mazlumsa ama bizim mezhebimizden değilse, öbürüne karşı çıktığımız gibi buna da sahip çıkarız. Dolayısıyla burada mesele nedir? Öncelikle insan olmak, Müslüman olmak. Orada Sünni ve Şii’nin hakkını bu hak temelinde, adalet temelinde, ilkeler temelinde korumak zorundayız. Aramıza bu fitneyi sokmaya çalışanların yapmaya çalıştıklarının hiçbir şekilde memleketin hayrına, bölgenin hayrına olmadığını biliyoruz. Onun için bu bayram vesilesiyle bütün bunları tekrar hatırlayacağız. Her birimizin bir mezhebi vardır, bu da saygıdeğerdir. Yanlış olan şey siyasi mezhepçiliktir, hakkı hakikati adaleti siyasi mezhepçilik üzerinden okumaya çalışmaktır. Bugün hangi ülkenin hangi mezhebe sahip olduğu meselesi değildir. Bugün önemli olan haklı olan kimdir, haksız olan kimdir meselesidir" dedi. "Saldırganlara karşı çıkmanın, bu saldırıları durdurmanın yolu bulunmalıdır" Türkiye’nin her zaman barıştan yana olduğunu vurgulayan Çelik, ülkenin milli güvenliğinin pazarlık konusu olmayacağını belirterek şunları söyledi: "Bugün Lübnan’a yapılan bütün saldırılar haksızdır. Gazze’ye yapılanlar vahşi bir saldırganlıktır, birer soykırımdır, insanlık dışı saldırılardır. Bugün İran halkının, oradaki kız çocuklarının bombalanması vahşi saldırılardır, insanlık dışı saldırılardır. Bunların hukukla, hakla, adaletle ilgisi yok. Ama bizim topraklarımız, bizim devletimiz her zaman haktan yana, adaletten yana oldu. Bugün de bunu en güçlü şekilde temsil ediyor. Şimdi bazen şöyle şeyler söylüyorlar, işte ‘Sıra Türkiye’ye gelmiş’, ‘Bundan sonrası Türkiye’ymiş’. Onlara söylediğimiz şudur: Bununla ilgili çok fazla şey söylemeye gerek yok; Türkiye her zaman barıştan yana oldu. Kimsenin toprağında gözümüz olmadığı gibi, toprağımıza göz dikene de hiçbir şekilde müsamaha göstermeyiz. Türkiye’nin milli güvenliği hiç kimsenin pazarlık konusu değildir. Türkiye’nin milli güvenliğinde bir erteleme, bir tenzilat söz konusu olamaz. Türkler, bizler milli güvenliğimiz konusunda en yüksek hassasiyete sahibiz. Onun için hep birlikteliğimizi korurken aynı zamanda dış politika açısından, tarihin doğru yerinde duruyoruz. Güvenliğimizi korumak açısından tarihin doğru yerinde duruyoruz. Biz tabii ki bugün İran halkının uğradığı saldırı karşısında, onların uğradığı bu haksızlık karşısında yanındayız ama hiç kimsenin de bizim ülkemize füze atmasına, bizim ülkemizi hedef almasına göz yumamayız. Onun için herkes sağduyulu davranmalıdır. Esas bu saldırganlara karşı çıkmanın, bu saldırıları durdurmanın yolu bulunmalıdır." Konuşmaların ardından Çelik, partililerle bayramlaştı.
19 Mart 2026 Perşembe - 15:39 AK Parti Sözcüsü Çelik: "Hiç kimsenin de bizim ülkemize füze atmasına göz yumamayız" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Türkiye’nin her zaman barıştan yana olduğunu vurgulayarak, "Önümüzdeki dönemde dünya daha büyük türbülansların içinden geçecek. Kimsenin toprağında gözümüz olmadığı gibi, toprağımıza göz dikene de hiçbir şekilde müsamaha göstermeyiz. Türkiye’nin milli güvenliği hiç kimsenin pazarlık konusu değildir. Türkiye’nin milli güvenliğinde bir erteleme, bir tenzilat söz konusu olamaz" dedi. Çelik, MHP Adana İl Başkanlığı’nda bayramlaşma programına katıldı. "Gücü, hem iç siyasette hem dış siyasette gösteriyor" Burada konuşan Çelik, geçmişte Türkiye’nin bağımsız karar alma iradesine yönelik çeşitli provokasyonlar ve manipülasyonlar yapıldığını ifade ederek, "Türkiye’yi yönetenlerin bağımsız karar alma iradesine saldırılır ya da birtakım provokasyonlarla ve manipülasyonlarla Türkiye’nin bağımsız hareket etme kabiliyeti sakatlanmaya ya da engellenmeye çalışıldı. Şimdi ise net bir şekilde görülüyor ki, hem Cumhurbaşkanımızın liderliği hem Devlet Bahçeli’nin dirayetli siyaseti bütün bu tabloyu en net duruşla ortaya koyarken; bütün kardeşlerimizin bu salonlardan meydanlarda kol kola birlik içerisindeki duruşu, içimizden herhangi bir kişiyi bile sökememeleri, bütün bu gücün ne kadar kuvvetli olduğunu hem iç siyasette hem dış siyasette gösteriyor" diye konuştu. "İsrail saldırganlığı devam ediyor" Orta Doğu’da yaşanan gelişmelere de değinen Çelik, İsrail’in saldırgan politikalarının bölgede istikrarsızlığı artırdığını belirterek, "Bugün yaşanan tartışmalara bakıldığında esasında bu kadar ağır silahlarla İran halkı bombalanırken, yöneticilere de karşı suikastler düzenlenirken ortaya çıkan tablo İsrail’in saldırganlığının bir devamı olmaktan başka bir şey değil. Söylenenlerin hepsi, yani oraya atfedilenlerin hepsinin aslında asılsız olduğu ortaya çıktı. Ne deniyordu bunun sebebi olarak? ‘Nükleer müzakereler konusunda İran herhangi bir anlaşmaya yanaşmıyor’ diyorlardı. Ama ne çıktı şimdi. Birtakım istihbarat direktörleri Amerika Birleşik Devletleri’nde istifa etti, açıklama yaptı. İngiltere’de açıklama yaptı. Ne dediler aslında İran çok güzel bir teklif sunmuştu anlaşma için ama birileri bunu yönetime aktarmadı ve böylece aslında savaş çıkarmak için bahane arayanlar bir kere daha bu saldırganlığa imza attı. Aynısını Suriye’de yaptılar. Şimdi Gazze’den sonra Batı Şeria’da yapıyorlar ve maalesef kara harekatıyla Lübnan’a dönük olarak da İsrail saldırganlığı devam ediyor. Bütün bunların içerisinde kafamız net, gücümüzün de kontrolde olması en önemli artıdır" ifadelerini kullandı. "İç bünyemizi sağlam tutmalıyız" Türkiye’nin iç birlikteliğinin güçlü tutulması gerektiğini anlatan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Önümüzdeki dönemde dünya daha büyük türbülansların içinden geçecek. Bildiğimiz anlamda bir dünya düzeni ortada kalmamıştır. Bildiğimiz anlamda bir uluslararası hukuk ortada kalmamıştır. Onun için en önemli mesele Cumhurbaşkanımızın ve Devlet Bahçeli’nin dediği gibi iç cephemizi sağlam tutmaktır, iç bünyemizi sağlam tutmaktır, bağışıklığımızı yüksek tutmaktır. Bu bizim için son derece kıymetlidir" dedi. "Azerbaycan’la olan kardeşliğimiz konjonktürel değil, ebedidir" Son dönemde Türkiye ile Azerbaycan arasına fitne sokulmaya çalışıldığını anlatan Ömer Çelik, daha sonra şunları söyledi: "Biz Can Azerbaycan’la iki devlet tek milletiz ve inşallah bu sonsuza kadar da böyle olacak. Fakat son zamanlarda birilerinin özellikle bu ortam içerisinde Türkiye ile Azerbaycan arasına fitne sokmaya çalıştığını görüyoruz. Tabii ki iki devlet tek milletiz, her devletin diğer bir devletle bütün politikalarda aynı davranacağı şeklinde bir husus yok. Herkesin şartlarının birbirinden farklılaştığı konular var ama günün sonunda Azerbaycan’la olan kardeşliğimiz konjonktürel bir kardeşlik değil, ebedi bir kardeşliktir. Onun için Can Azerbaycan’la aramıza fitne sokmaya çalışanları elimizin tersiyle bir kenara itiyoruz. İki devlet tek millet olarak sonsuza kadar bu kardeşliğimizi koruyacağız. Son zamanlarda Türkiye ile Azerbaycan arasına fitne sokmaya çalışan odakların hangi yurtdışı bağlantıları olduğunu, neyi amaçladığını çok iyi görüyoruz ve buna hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğiz." "Türk ve Kürt arasına, Alevi’yle Sünni arasına kimse giremez" Türk, Kürt, Alevi ve Sünnilerin kardeş olduğunu belirten Çelik, "Maalesef bizi kendi içerimizde Kürt diyerekten, Alevi veya Sünni diyerekten birbirimize düşürmeye çalıştılar. Geçmişte çok uğraştılar. O zamanlarda hep beraber hatırlıyorsunuz, yaşı müsait olanlar hatırlarlar; Türkiye’nin her tarafında kan dökülürken bir darbeyle ertesi gün hiçbir şey olmuyor, sonra yıllar sonra belgeler açıklanıyordu. Darbeyi yapanlar hakkında Amerika Birleşik Devletleri’nde ya da başka ülkelerde "Bunlar bizim çocuklar" diye ifadeler kullanılıyor. Dolayısıyla Türkiye üzerinde oynanan oyunlar yıllar sonrasında anlaşılıyordu, ortaya çıkıyordu. Şimdi ise terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreciyle, hem Türkiye’nin içinde hem bölgemizde terör örgütlerinin ülkemize ve başkalarına karşı birer vekalet savaşının aparatı olarak kullanılmasını sona erdirecek çok önemli adımlar atıyoruz. Türkiye’de hiçbir zaman, hiçbir şekilde Türk ve Kürt arasına, Alevi’yle Sünni arasına kimse giremez. Bizim kardeşliğimiz ebedidir ve Türkiye’nin içerisinde bu kardeşlik en zor zamanlarda sınavını en güçlü şekilde vermiştir. Onun için bu bayram vesilesiyle Türk’le Kürt birbirine daha çok sarılacak, Alevi’yle Sünni birbirine daha çok sarılacak. Dünyanın sarsıldığı bir dönemde gücümüzü, birliğimizi, beraberliğimizi ve dirliğimizi öncelikle iç cephemizin gücü olarak göstereceğiz" ifadelerini kullandı. "Yanlış olan şey siyasi mezhepçiliktir" Türkiye’de mezhep tartışmalarının gündeme getirilmeye çalışıldığını, siyasi mezhepçiliğin yanlış olduğunu ifade eden Çelik, "Son 1 haftadır, 10 gündür bir mezhepçilik fitnesi Türkiye’nin içine sokulmaya çalışılıyor. Birdenbire Sünnilik nedir, Şiilik nedir diye bir tartışma başlatılmaya çalışılıyor. Niye bugün? Tabii ki ayrı politikalarımız olabilir; İran’la çeşitli konularda ayrı düştüğümüz zamanlar oldu, oranın birtakım sistem problemleri olduğunu ifade ettik. Ama bugün saldırıya uğradığında, haksız bir saldırıya uğradığında tabii ki İran halkının yanındayız. İran halkının meşru haklarını tabii ki savunuyoruz. Bu saldırı, hiçbir şekilde Amerika ve İsrail tarafından başlatılan saldırı makul ve meşru bir zemine dayanmıyor. Tamamen gayrimeşrudur, çok vahşi bir saldırıdır. O sebeple bugün kimin mezhebi Sünni’dir, kimin mezhebi Şii’dir tartışmasını yapmanın zamanı değil. Biz, bizim mezhebimizden bile olsa eğer o kişi zalimlik yapıyorsa ona karşı çıkarız. Bir kişi mazlumsa ama bizim mezhebimizden değilse, öbürüne karşı çıktığımız gibi buna da sahip çıkarız. Dolayısıyla burada mesele nedir? Öncelikle insan olmak, Müslüman olmak; orada Sünni ve Şii’nin hakkını bu hak temelinde, adalet temelinde, ilkeler temelinde korumak zorundayız. Aramıza bu fitneyi sokmaya çalışanların, yapmaya çalıştıklarının hiçbir şekilde memleketin hayrına, bölgenin hayrına olmadığını biliyoruz. Onun için bu bayram vesilesiyle bütün bunları tekrar hatırlayacağız. Her birimizin bir mezhebi vardır, bu da saygıdeğerdir. Yanlış olan şey siyasi mezhepçiliktir, hakkı hakikati adaleti siyasi mezhepçilik üzerinden okumaya çalışmaktır. Bugün hangi ülkenin hangi mezhebe sahip olduğu meselesi değildir. Bugün önemli olan haklı olan kimdir, haksız olan kimdir meselesidir" dedi. "Saldırganlara karşı çıkmanın, bu saldırıları durdurmanın yolu bulunmalıdır" Türkiye’nin her zaman barıştan yana olduğunu vurgulayan Çelik, ülkenin milli güvenliğinin pazarlık konusu olmayacağını belirterek şunları söyledi: "Bugün Lübnan’a yapılan bütün saldırılar haksızdır. Gazze’ye yapılanlar vahşi bir saldırganlıktır, birer soykırımdır, insanlık dışı saldırılardır. Bugün İran halkının, oradaki kız çocuklarının bombalanması vahşi saldırılardır, insanlık dışı saldırılardır. Bunların hukukla, hakla, adaletle ilgisi yok. Ama bizim topraklarımız, bizim devletimiz her zaman haktan yana, adaletten yana oldu. Bugün de bunu en güçlü şekilde temsil ediyor. Şimdi bazen şöyle şeyler söylüyorlar, işte ‘Sıra Türkiye’ye gelmiş’, ‘Bundan sonrası Türkiye’ymiş’. Onlara söylediğimiz şudur: Bununla ilgili çok fazla şey söylemeye gerek yok; Türkiye her zaman barıştan yana oldu. Kimsenin toprağında gözümüz olmadığı gibi, toprağımıza göz dikene de hiçbir şekilde müsamaha göstermeyiz. Türkiye’nin milli güvenliği hiç kimsenin pazarlık konusu değildir. Türkiye’nin milli güvenliğinde bir erteleme, bir tenzilat söz konusu olamaz. Türkler, bizler milli güvenliğimiz konusunda en yüksek hassasiyete sahibiz. Onun için hep birlikteliğimizi korurken aynı zamanda dış politika açısından, tarihin doğru yerinde duruyoruz. Güvenliğimizi korumak açısından tarihin doğru yerinde duruyoruz. Biz tabii ki bugün İran halkının uğradığı saldırı karşısında, onların uğradığı bu haksızlık karşısında yanındayız ama hiç kimsenin de bizim ülkemize füze atmasına, bizim ülkemizi hedef almasına göz yumamayız. Onun için herkes sağduyulu davranmalıdır. Esas bu saldırganlara karşı çıkmanın, bu saldırıları durdurmanın yolu bulunmalıdır." Konuşmaların ardından Çelik, partililerle bayramlaştı. (UMT-
Aşırı sıcaklar süt verimini yüzde 50 düşürebilir, ortam serinletilmeli
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 09:31 Aşırı sıcaklar süt verimini yüzde 50 düşürebilir, ortam serinletilmeli Adana Veteriner Hekimler Odası Başkanı Nihat Köse, 20 derecenin üzerindeki sıcakların büyükbaş hayvanlarda "ısı stresi" oluşturacağını ve süt verimini yüzde 50 düşürebileceğini söyledi. Türkiye’yi etkisi altına alan sıcak hava dalgası Adana’yı nemle birlikte bunaltıcı bir hale getirdi. Sıcaklığın 45 derece civarında olduğu kentte nem ile birlikte hissedilen sıcaklık 58 dereceyi geçti. Aşırı sıcaktan dolayı insanların yanı sıra hayvanların da olumsuz etkilendiği belirtildi. Adana Veteriner Hekimler Odası Başkanı Nihat Köse, aşırı sıcakların tüm canlıları etkilediğini belirterek, "Bu durumdan hayvanlar da çok etkileniyor. Zaten biliyorsunuz, köpeklerin ter bezleri yoktur. Dillerini dışarı çıkararak serinlemeye çalışırlar. Bu sıcaklıklar hayvanlar için çok ciddi etkiler oluşturur. Onların da birer canlı olduğunu unutmamalı, suya ve mamaya ihtiyaçları olduğunu göz ardı etmemeliyiz. Bu kadar sıcak havalarda hayvanların susuz kalması, ölümle sonuçlanabilecek durumlara yol açabilir. Bu nedenle mutlaka gölge ve serin bir yere bir kap su ve mama koymalıyız. Hatta onlara gölgelikler de yapmalıyız. Bu konuda belediyeler, hayvanseverler, gönüllüler sorumluluk almalı. Kendi apartmanımızın bahçesine bile su koymalıyız" dedi. "Hayvanlar çok daha kötü etkilenebilir" Su ve yemek konurken dikkat edilmesi gereken konular olduğuna dikkat çeken Köse, "Suyu temiz koymalıyız. Özellikle Adana gibi sıcak yerlerde metal kaplar tercih edilmemeli. Çünkü metal kaplardaki su kaynayacak kadar ısınabilir ve bu da hayvanın ağzında yanıklara neden olabilir. Bu nedenle metal olmayan kaplar kullanılmalı ve bu kaplar gölge, serin ve hayvanların görebileceği yerlere yerleştirilmelidir. Ayrıca yemek artıkları da bırakılmamalıdır. Bu kadar sıcakta yemek artıkları çok hızlı bozulur. İyilik yapalım derken hayvana zarar verebiliriz. Bu nedenle kuru mama tercih edilmeli, yine serin ve gölgede bırakılmalıdır. Hayvanlara her an ulaşabilecekleri şekilde su verilmelidir. Onları koruyup kollamalıyız. İnsanlar bile bu sıcaklarda bunalıyorsa, hayvanlar çok daha kötü etkilenebilir" ifadelerini kullandı. "Süt veriminin düşmemesi için ortam serin hale getirmeliyiz" Büyükbaş hayvanların da unutmaması gerektiğini ifade eden Köse, "Özellikle süt sığırları sıcaktan çok etkilenir. Onlar bu kadar sıcağa alışık değildir. Büyükbaş bir hayvan için 20 derecenin üzerindeki her sıcaklık, ’ısı stresi’ oluşturur. Bu nedenle süt veriminin düşmemesi için hayvanlara bol su verilmelidir. Günde birkaç defa duş aldırılmalı veya üzerlerine su püskürtülmelidir. Zaten büyük çiftliklerde fıskiye sistemleri ile bu sağlanıyor. Buharlaşma yoluyla ortam da serinletilmiş oluyor. Süt sığırcılığında bu sıcaklar önlem alınmazsa yüzde 50’lere varan süt verimi kaybı yaşanabilir. Ancak gerekli önlemler alınır, hayvanlar serinletilir, iyi beslenirse bu kayıplar en aza indirilebilir. Hayvan barınaklarına klima takamayacağımıza göre, en azından onların bulunduğu ortamları suyla serinletmeli, üzerlerine su püskürterek ısıyı düşürmeliyiz. Sıcak çarpmasına karşı hem hayvanları hem kendimizi korumak zorundayız" diye konuştu.
14 yaşında 150’den fazla madalyası var
10 Ağustos 2025 Pazar - 10:15 14 yaşında 150’den fazla madalyası var Adana’da babasının antrenörlüğünü yaptığı 14 yaşındaki kız çocuğu karate dalında katıldığı 200 müsabakada 150’den fazla madalya alarak milli takıma kadar seçildi. Babası İslam Gürbüz, karate antrenörü olan Turna Gürbüz (14) küçük yaşta karateye merak salıp bu spora başladı. Babasıyla sürükle salonda karate antrenman yapan Gürbüz, 14 yaşında olmasına rağmen 200 maça çıkıp 150’den fazla madalya kazandı. Gürbüz, Denizli’de Türkiye birincisi, Sivas’ta Türkiye ikincisi, Montenegro’da Balkan Şampiyonu, İstanbul Boğaziçi Karate Şampiyonasında üçüncü Marmara Cup Karate Şampiyonası ikinci, Almanya Banzai Cup Karate Turnuvası ikinci, Kuşadası Open Karate Turnuvasında birinci, Karadeniz Hazar Ülkeleri Karate Şampiyonası ikinci ve çift kategorisinde birinci oldu. Sayısız başarılara imza atan Gürbüz, bunun sırrını şöyle açıkladı: "9 yıldır karate sporu yapıyorum. Babamla birlikte antrenmanlar yapmam, bu spora olan ilgimin başlamasında en büyük etken oldu. Karate, beni mutlu eden bir spor olmasının yanı sıra, sevdiğim şeyi yaparak stresimi atmamı da sağlıyor. Bugüne kadar 200’den fazla müsabakaya katıldım ve 150’den fazla madalya kazandım. Bu başarıya, çok çalışarak ve emek harcayarak ulaştım." Yaşıtlarının da spor yapmasını talep eden Gürbüz, "Onlarında benim hissettiğim duyguları yaşamasını çok isterim. Şu anki hedefim, Avrupa Şampiyonası’na katılmak ve orada birinci olup bayrağımızı en yukarıya çıkarmak" dedi. Baba Gürbüz ise, "Turna çok başarılı bir sporcu. Gittiği her yerde hem Adana’mızı hem de ülkemizi gururlandırıyor. İspanya ve İtalya’da dünya şampiyonalarına katıldık. Son olarak Balkan şampiyonu oldu ve Adana’mıza büyük bir gurur yaşattı. Turna’nın karate yapmasından dolayı çok mutluyum. Başka bir öğrencim de olsa aynı duyguları hissederdim. İyi ki karate diyorum" diye konuştu. (FKE-
Kuraklık narenciye bahçelerini tehdit etmeye başladı
10 Ağustos 2025 Pazar - 09:13 Kuraklık narenciye bahçelerini tehdit etmeye başladı Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden Adana’da her geçen gün artan hava sıcaklığı ile kendini iyice hissetirmeye başlayan kuraklık üreticileri zor durumda bırakıyor. Kozan Barajı’nda, bu yıl yağışların yetersiz kalması nedeniyle su seviyesi kritik düzeylere gerilerken, bölgedeki üreticiler kuruma tehlikesiyle kalan ağaçlarını kurtarmak istiyor. Kış mevsiminde yaşanan don afetinin ardından şimdide yetersiz yağış ve artan sıcaklık nedeniyle ortaya çıkan kuraklık çiftçiyi zorlamaya başladı. Çukurova’nın önemli üretim noktalarından Kozan ilçesinde ise Kozan Barajı’nda su seviyesi krtik noktalara kadar düştü. Narenciye üreticilerinin zor durumda kaldığı bölgede baraj çevresindeki kuruyan alanlar havadan görüntülendi. Görüntüler, suyun korkutucu boyutta çekildiğini ortaya koydu. Normal şartlarda Devlet Su İşleri (DSİ) kanalları aracılığıyla çiftçilere 4 kez verilmesi planlanan suyun birkez verildiği öğrenildi. Sulama yapılmayan bahçelerdeki ağaçlar ise susuzluk nedeniyle kurumaya başladı. Ziraat Mühendisi Barış Kurtaran, hem don olayının hem de kuraklığın üretimi olumsuz etkilediğini belirterek, "Bu yıl don nedeniyle ağaçlarımızda ciddi meyve kaybı yaşadık. Bunun üzerine küresel iklim krizinin de etkisiyle ciddi bir kuraklık problemi ortaya çıktı. İki temel sıkıntımız var. Biri dondan etkilenen ağaçların kendini yenileyememesi, diğeri ise meyve veren ağaçların meyveyi büyütememesi" dedi. "Bu boyutta bir kriz yaşanmamıştı" Çukurova Bölgesi’nde şu an en büyük krizin Kozan’daki bahçelerde ve sulama sisteminde yaşandığına değinen Kurtaran, "Ağustosun ilk haftasında 4 kez su verilmesi planlanıyordu, ancak bu yıl barajdan sadece 1 sulama yapılabildi. İkinci sulama başlayacak, fakat üçüncüsünün yapılıp yapılmayacağı belirsiz. DSİ’nin Kozan Barajı doluluk oranı verileri paylaşılmadı. 2005-2006’da baraj kapağı arızalandığında bile bu boyutta bir kriz yaşanmamıştı. Şu anki durum çok daha ciddi boyuta ulaştı. Kozan Barajı’na başka su kaynakları aktarılabilir, ancak bunun incelenmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Bahçemi kışa kadar tankerle sulayarak ayakta tutmaya çalışacağım" Resmi kayıtlara göre bölgede 150 bin dönüm alanda ekim yapıldığına dikkat çeken Kurtaran, "Kayıt dışı sebze, meyve üretim alanları da eklendiğinde çok daha büyük bir tarım arazisinden bahsediyoruz. Kozan’ın 400 bin ton narenciye üretimi var, ancak bu yıl don olayı nedeniyle rekolte 100 bin tona düştü. Şimdiki kuraklık ve su krizi nedeniyle bu miktarı korumak da zor görünüyor. Kendi bahçemi kışa kadar tankerle sulayarak ayakta tutmaya çalışacağım" diye bilgi verdi.