Yerel Haberler
Adana
Aldıkları daireler yıllardır bitmeyen mağdurlar inşaat önünde eylem yaptı 25 Mart 2026 Çarşamba - 09:59:02 Adana’da inşaat halindeki siteden daire alan vatandaşlar, müteahhidin evlerini halen bitirmediğini öne sürerek inşaatta eylem yaptı. Mağdur olduklarını belirten vatandaşlar, yetkililerden çözüm beklediklerini söyledi. İddiaya göre, merkez Seyhan ilçesine bağlı Mithatpaşa Mahallesi’ndeki yapımı süren projeden 2022 yılı ve sonrasında daire alan vatandaşlara, teslim tarihinin 2023 yılı olacağı belirtildi. Ancak aradan geçen sürede inşaat bir türlü tamamlanmadı ve teslim tarihi defalarca ertelendi. Hal böyle olunca birçok kişi mağduriyet yaşadı. Projeden daire alan vatandaşlar, uzun süredir herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini öne sürerek inşaat alanında toplanıp eylem yaptı. Vatandaşlar, hem maddi hem de psikolojik olarak zor durumda kaldıklarını belirtti. Daireleri geri talep ettiler Öte yandan vatandaşlar, müteahhidin daireleri düşük fiyattan yeniden almak için talepte bulunduğunu da öne sürdü. "Bana en son 3 milyon lira teklif ettiler" Daire sahiplerinden Öykü Eşberk, 2022 yılında evi satın aldığını belirterek, "Bize 2023 yılında inşaatın bitirileceği söylendi. 2026 yılına geldik ve bina hala inşaat halinde duruyor. Mersin’de projeler devam ederken buraya hiçbir şey yapılmıyor. Amaçlarının, bizden düşük fiyattan geri alıp başkalarına satmak olduğunu düşünüyorum. Bana en son 3 milyon lira teklif ettiler. Ancak bunun bir çözüm olmayacağını düşünüyorum" dedi. "Bir çivi bile çakmadılar" Bir diğer mağdur Mehmet Örk ise 2025 yılında Adana’ya atandığını ifade ederek, "Ev sahibi olmak istedim. Satarken aralık ayında teslim edeceklerini söylediler ama hala evimizi alamadık. Her seferinde ’iki ay sonra’ diyerek erteliyorlar. 65 kişiyi mağdur ettiler ve bir çivi bile çakmadılar" diye konuştu. "Bana ait olan daireyi emlakçı satmaya çalışıyor" Songül Balcı da yaklaşık 2 buçuk yıl önce daireyi satın aldığını belirterek, "5 ay sonra teslim edeceklerini söylediler ama 3 yıl geçti. Şu an bana ait olan daireyi emlakçı satmaya çalışıyor. ’Bu daire size ait değil’ diyorlar. Benim tapulu malımı başkası nasıl satabiliyor? Mağduriyetimin giderilmesini istiyorum" ifadelerini kullandı. Öte yandan müteahhit Y.D.’ye ise ulaşılamadı.
Adana İl Sağlık Müdürlüğü ile Yeşilay arasında iş birliği protokolü
27 Haziran 2025 Cuma - 11:36 Adana İl Sağlık Müdürlüğü ile Yeşilay arasında iş birliği protokolü Bağımlılıkla mücadelede ortak kararlılığı güçlendirmek amacıyla Adana İl Sağlık Müdürlüğü ile Yeşilay Adana Şubesi arasında iş birliği protokolü imzalandı. İl Sağlık Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen protokol töreninde, halihazırda yürütülen çalışmaların sürdürülebilirliği ve gelecekte hayata geçirilecek projelere kurumsal bir zemin kazandırılmasının hedeflendiği bildirildi. Bu kapsamda her iki kurum arasında, bağımlılığın tüm türlerine karşı toplumsal farkındalığı artırmak ve önleyici hizmetleri yaygınlaştırmak amacıyla bir mutabakat sağlanarak protokol imza altına alındı. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, bağımlılık, yalnızca bireyin değil, ailenin, toplumun ve geleceğin sağlığını tehdit eden bir sorun olduğunu belirterek, "Biz sağlıkçılar, bu mücadeleyi yalnızca tedaviyle değil; eğitimle, farkındalıkla, birlikle kazanabiliriz. Bugün attığımız imza, kararlılığımızın ve sorumluluğumuzun somut bir göstergesidir. Kaybedecek tek bir canımız yok, bağımlılıkla mücadeleyi birlikte kazanacağız" dedi. Yeşilay Adana Şube Başkanı Dr. Yunus Emre Yıldırım da bu önemli adımın yalnızca kurumlar arası bir protokol olmanın ötesinde, insanımızın ve insanlığımızın bağımsızlığını ilan etmesine katkı sunacak bir mücadele ruhunu temsil ettiğini belirtti. İl Sağlık Müdürü Nacar’ın desteği ve öncülüğünde, sağlık teşkilatının bağımlılıkla mücadelede her zaman teyakkuz halinde olduğuna da ifade edildi. Vatandaşların daha sağlıklı, bilinçli ve müreffeh bir yaşam sürmeleri adına mahalle düzeyinde birebir yürütülecek koruyucu ve önleyici çalışmaların önemine vurgu yapılan törende, protokolün tüm maddelerinin önümüzdeki günlerde sahada uygulama bulacağı kaydedildi.
Kulağınızı havuz enfeksiyonlarından koruyacak 7 öneri
27 Haziran 2025 Cuma - 11:35 Kulağınızı havuz enfeksiyonlarından koruyacak 7 öneri Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Murat Arslanhan, dış kulak yolu iltihabının çocuklarda erişkinlere göre hem daha sık ortaya çıktığını hem de ağrı düzeyinin genellikle çok daha yüksek olduğunu söyledi. Yaz sıcakları bastırdıkça serinlemenin en kestirme yolu kendimizi denize ya da havuzun serin sularına bırakmak oluyor. Ne var ki, klor dengesinin bozuk olduğu, yeterince filtre edilmeyen havuzlar sağlığımızı tehdit ederken özellikle de "yüzücü kulağı" adıyla bilinen dış kulak yolu enfeksiyonuna zemin hazırlıyor. Tatil keyfinin kulak ağrısı ve işitme kaybına dönüşmemesi için havuz seçiminin titizlikle yapılması, suya girmeden önce tek kullanımlık kulak tıkacı takılması ve çıkışta kulak kanalının bastırmadan kurulanması gerektiğini söyleyen Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Murat Arslanhan, dış kulak yolu enfeksiyonu hakkında bilgiler vererek korunma yöntemlerini anlattı. Klor kulak sağlığını tehdit ediyor Dış kulak yolunun aslında kendi kendini temizleyen, korunaklı bir yapıya sahip olduğuna değinen Dr. Arslanhan, "Bu doğal bariyer mikropların yerleşmesini zorlaştırır. Ancak bazı etkenler tek başına ya da birlikte devreye girerek iltihap oluşumuna kapı aralayabilir. Havuzda yüzerken ya da duş alırken su kaçtığında, sudaki klor kulak girişinde ’kulak kiri’ diye bilinen koruyucu mum tabakasını eritir. Bu tabaka yitirildiğinde bakteriler ve mantarların çoğalması kolaylaşır. Öte yandan kulağa parmak, pamuk çubuk veya başka sert cisimler sokmak, kanalın hassas cildinde mikroskobik çatlaklar oluşturur. Bu küçük yarıklar ise mikropların adeta giriş kapısı haline gelerek enfeksiyon riskini yükseltir. Dış kulak kanalında gelişen enfeksiyonun ilk belirtileri, çoğu zaman yüzme veya banyo sonrasındaki birkaç gün içinde ortaya çıkar. Bazı kişilerde kulak kanalı yapısal olarak daha dar, uzun ya da kıvrımlı olduğundan, su iç kısma hapsolabilir. Kanalın nemli kalması, başta mantarlar olmak üzere mikropların kolayca tutunup çoğalmasına zemin hazırlar" diye konuştu. Çocuklarda daha şiddetli seyrediyor Dış kulak yolu iltihabının çocuklarda erişkinlere göre hem daha sık ortaya çıktığını hem de ağrı düzeyinin genellikle çok daha yüksek olduğunu belirten Dr. Arslanhan, "Çocukların kulak kanallarının dar olması, suya daha uzun süre maruz kalmaları ve henüz tam gelişmemiş bağışıklık sistemi gibi etkenler, ağrının günlük aktiviteleri aksatacak boyuta ulaşmasına neden olabilir. Hastalık ilerlediğinde kulaktan başlayan sızı boğaza, çene eklemine hatta dişlere kadar yansıyabilir; çocuk ağzını açmakta, çiğnemekte güçlük çeker. Bu yoğun ağrıya çoğu zaman yüksek ateş, halsizlik ve uykusuzluk eşlik ederek tabloyu daha da ağırlaştırır" dedi. Tedavide kulak damlaları gündeme geliyor Tedavide öncelikle kulak hijyenine dikkat edilmesi, suyla temasın bir süre kesilmesi ve doktorun uygun gördüğü antibiyotik içeren ya da mantar önleyici kulak damlalarının düzenli kullanılması gerektiğinin altını çizen Arslanhan, "Ağrı şikayeti varsa, destekleyici ağrı kesiciler de önerilebilir. Enfeksiyon ilerlemeden bir uzmana başvurmak, tedavi sürecini hızlandırır ve komplikasyon riskini azaltır" diye konuştu. Dr. Arslanhan, kulağı havuz enfeksiyonlarından koruyacak öneriler için şunları sıraladı: "1. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için öncelikle temizliğinden emin olmadığınız havuzlara girmekten kaçının. 2. Yüzmek için havuz yerine denizi tercih edin. Havuz suyundaki klor, kulak cildinde bulunan doğal koruyucu maddenin parçalanmasını hızlandırır. 3. Su sporlarıyla uğraşanlar risk altındaki grubu oluşturur. Bu kişiler su geçirmeyen kulak tıkaçları kullanmalı, suya maruz kaldıktan sonra kulak kanalını doğru bir şekilde ve iyice kurulamalıdırlar. 4. Kulak kirini çıkartmaya çalışmayın. 5. Kulak ve kulak yolu derisine yönelik müdahaleden uzak durun. Kulak çubuğu veya parmağınızı kulak yoluna sokmayın. 6. Suyla temastan sonra kulaklarınızı havlu ile kurulayarak mümkün olduğu kadar kuru tutmaya çalışın. Başınızı ve kulak kepçelerinizi hareket ettirmeye çalışarak suyun dışarı akmasını sağlayın. 7. Sık tekrarlayan dış kulak yolu enfeksiyonu oluyorsa yüzme esnasında başlık kullanarak suyun kulaklarınıza kaçmasını engelleyin."
ADASO Başkanı Kıvanç: "Türkiye’nin geleceği için ekonomik kalkınmayı ve çevresel sürdürülebilirliği birlikte düşünmek zorundayız"
27 Haziran 2025 Cuma - 09:22 ADASO Başkanı Kıvanç: "Türkiye’nin geleceği için ekonomik kalkınmayı ve çevresel sürdürülebilirliği birlikte düşünmek zorundayız" Adana Sanayi Odası (ADASO) Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, kamuoyunda "Zeytin Yasası" olarak bilinen ve zeytinlik alanlarda sanayi, madencilik ve enerji projelerine izin verilmesini içeren torba yasa teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kıvanç, "Ne sadece üretimi savunmak ne de sadece doğayı korumak yeterlidir. Türkiye’nin geleceği için hem ekonomik kalkınmayı hem çevresel sürdürülebilirliği birlikte düşünmek zorundayız" dedi. TBMM gündeminde yer alan yasa teklifine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada Kıvanç, Türkiye’nin sanayileşme ve enerji bağımsızlığı hedeflerinin göz ardı edilemeyeceğini ancak tarımsal üretim alanlarının da stratejik önem taşıdığını vurguladı. Zeytinin tarihi ve kültürel bir değerin ötesinde yüksek katma değerli bir tarım ürünü olduğunu belirten Başkan Kıvanç, "Aynı şekilde sanayi, madenler ve enerji yatırımları da stratejik sektörlerdir. Bu iki alanı karşı karşıya getirmek yerine, bilimsel verilere ve ortak akla dayanan bir değerlendirme süreciyle ilerlenmelidir" ifadelerini kullandı. Kıvanç, bazı bölgelerde "zeytinlik" olarak sınıflandırılan ancak tarımsal anlamda verimsiz, 3-5 ağacın yer aldığı alanların ekonomiye kazandırılması yönünde imkanların değerlendirilebileceğini de ifade etti. Kıvanç, "Eğer bilimsel veriler ışığında, örneğin sadece birkaç ağacın bulunduğu ve verimsiz bırakılmış bir alan farklı yollarla ekonomiye kazandırılabiliyorsa, bu imkan da göz ardı edilmemelidir. Elbette bu, çevreye ve tarıma zarar vermeden, şeffaf süreçlerle ve ilgili tüm tarafların görüşü alınarak yapılmalıdır. Ayrıca, zeytin ağaçlarının sökülüp uygun başka alanlara taşınması da değerlendirilebilecek bir seçenektir. Bu sayede hem doğal varlıklarımız korunur hem de ekonomik kalkınmanın önü açılmış olur" diye konuştu. Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi örneği 1973 yılından bu yana ülkemizin ekonomik gelişimi için hizmet veren Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulduğu alanın, Adana gibi tarımsal potansiyeli yüksek bir şehirde tarıma elverişli olmayan kayalık bir bölge olduğuna dikkat çeken Başkan Kıvanç, sözlerini şöyle sürdürdü: "AOSB de gelişimini planlarken tarım alanlarının korunmasına özen göstermiş; sanayi yatırımlarını verimli arazilere zarar vermeyecek şekilde konumlandırmıştır. AOSB’nin 2006-2007 yıllarında genişleme alanı belirlenirken, bölgede zeytin ağacı bulunmadığı tespit edilmiş ve tüm kurumlardan gerekli izinler alınarak sürece başlanmıştır. Ancak daha sonra bazı kişiler iyi niyetli ya da değil bu alanlara zeytin ağacı dikerek, bugünkü mevzuat nedeniyle sanayi yatırımlarımızın önünü kesmiştir. Kanunda zeytinliklerin 3 kilometre yakınına sanayi tesisi kurulamaz deniliyor. Ama bu kanun 1939 yılında yürürlüğe girdi. Günümüzün şartlarına uygun değil. Biz de diyoruz ki; zeytin ağacımız da olsun, sanayi tesisimiz de ama bu mesafe 500 metre gibi makul bir düzeye indirilsin." Bu durumun sadece Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi ile sınırlı olmadığını belirten Başkan Kıvanç, "Birçok organize sanayi bölgesi ve yatırım alanı mevcut mevzuat nedeniyle genişleyemiyor. Bugün yalnızca Adana’da değil, Türkiye genelinde birçok sanayi bölgesi özellikle zeytinlik alanlarla ilgili yasal kısıtlar nedeniyle büyüyemiyor. Ceyhan Organize Sanayi Bölgemiz de benzer şekilde bu sınırlamalardan doğrudan etkileniyor. Oysa bu bölgeler, istihdam oluşturacak, ihracat kapasitemizi artıracak stratejik yatırımlara ev sahipliği yapabilecek potansiyele sahip. Bu nedenle, üretimi engellemeden ama doğayı da koruyarak makul bir denge kurulması şarttır"diyerek sözlerini tamamladı.