Yerel Haberler
Adana
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Üreticilerimize muhakkak nakdi yardım yapılması gerekiyor" 26 Mart 2026 Perşembe - 19:18:57 Türkiye Ziraat Odalar Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Adana’da 36 bin 566 dekar ekili ve dikili alan su altında kaldı. Afetten zarar gören çiftçilerimiz için bir destek bekliyoruz" dedi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Adana’da 18-22 Mart tarihleri arasında etkili olan sağanak yağışta sular altında kalan tarım arazilerinde incelemelerde bulundu. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan ile birlikte Yüreğir ilçesinde zarar gören arazileri gezen Bayraktar, daha sonra basın mensuplarına açıklama yaptı. Bayraktar, "Birkaç yıldan beri doğal afetler tarım sektörüne önemli ölçüde zarar veriyor. Biliyorsunuz geçen yıl büyük afetler yaşadık, 65 ilimiz don felaketi ile karşı karşıya kaldı. Üreticilerimiz ve ürünlerimiz büyük ölçüde zarar gördü. Onun arkasından gelen kuraklık afeti de yine birçok bölgede, birçok ilimizde üreticimizi olumsuz etkiledi. 2026 yılına afetler açısından daha olumlu başlamak isterdik. Ama 2026 yılı geldi, afetler yine artarak devam ediyor. Belli ki bu yıl da yine afetlerle uğraşacağız. Üreticilerimiz bölgedeki savaşlar nedeniyle artan üretim maliyetleriyle boğuşuyor. Girdi maliyetlerimiz arttı, gübre ve mazot olmak üzere bütün girdilerimizde artış var. Üreticilerimiz her türlü doğal afete maruz kalarak üretim yapmaya çalışıyor. Bu da üreticimize çok ciddi bir maliyet" ifadelerini kullandı. "36 bin 566 dekar ekili ve dikili alan zarar gördü" 36 bin 566 dekar ekili ve dikili alanın zarar gördüğünü vurgulayan Bayraktar, "Adana’da 18-22 Mart tarihlerinde etkisini gösteren kuvvetli sağanak yağış sonucu bazı ilçelerimizde tarım alanlarında su baskınları yaşandı. Yumurtalık ilçesinde 7 mahallede sel felaketi etkili oldu. Yaklaşık 5 bin 900 dekar ekili ve dikili alan su altında kaldı ve zarar gördü. Yüreğir ilçemizde 15 mahallede sel felaketi etkili oldu. Yaklaşık 5 bin 500 dekar mısır alanı, bin 800 dekar buğday alanı, 200 dekar hasat edilmemiş portakal, 300 dekar hasat edilmemiş mandalina olmak üzere 7 bin 800 dekar ekili ve dikili alan su altında kaldı. Karataş ilçemizde 26 mahallede sel etkili oldu. 14 bin 356 dekar mısır alanı, 5 bin dekar buğday alanı, 2 bin 715 karpuz, 300 dekar sebze, 500 dekar hasat edilmemiş narenciye olmak üzere 22 bin 865 dekar ekili ve dikili alan su altında kaldı. Yağışlar üç ilçede 48 mahallede etkili oldu. Mısır, buğday, arpa, narenciye, yem bitkisi, karpuz ve sebze olmak üzere toplam 36 bin 566 dekar ekili ve dikili alan su altında kaldı" diye konuştu. "Çukurova’dan Türkiye’nin bütün vilayetlerine ürünler gidiyor" Çiftçilere nakdi yardım yapılması gerektiğini dile getiren Bayraktar, "Tarsim kapsamında olan üreticilerimiz bir miktar zararlarını tazmin edecekler. Ama Tarsim kapsamında olmayan üreticilerimize muhakkak nakdi yardım yapılması gerekiyor. Burada önemli olan şu; çiftçilerimize sahip çıkmak zorundayız. Doğal afetler sonucunda çiftçilerimizin bazı ihtiyaçlarını karşılayamazsak, bunlara nakit yardımı yapmazsak, bu üreticilerimizin tarlada kalması için gerekli fedakarlığı göstermediğimizde bu bölgeler göç veriyor. İnsanlarımız bu bölgede belki tekrar göç edecekler. Çukurova bölgesi önemli bir bölge. Sadece bu bölgenin ürettikleriyle bu bölgenin gıda güvenliğini sağlamıyor. Türkiye’nin bütün vilayetlerine buradan ürünlerimiz gidiyor. Türkiye’nin gıda güvenliğinin sağlanmasına bu bölge çok büyük katkıda bulunuyor. Bu bölgede üretimin sürdürebilir olması için gayret içinde olmamız önemli. Afetten zarar gören çiftçilerimize bir destek bekliyoruz" diye konuştu.
26 Mart 2026 Perşembe - 15:56 Medline Adana Hastanesi’nde radyasyon onkolojisi bölümü hizmete girdi Modern tıbbın önemli tedavi alanlarından biri olan radyasyon onkolojisi bölümü Medline Adana Hastanesi’nde düzenlenen açılış ile bölge halkının hizmetine girdi. Medline Adana Hastanesi’nde hizmete giren radyasyon onkolojisi bölümü, ileri teknoloji cihaz altyapısının yanı sıra alanında deneyimli ve uzman hekim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Hastane yönetimi, bölümün açılması ile beraber kanser tedavisinde önemli bir yere sahip olan radyoterapi uygulamalarını yüksek hassasiyet ve hasta odaklı bir yaklaşımla sunmayı hedefliyor. Hizmete alınan radyasyon onkolojisi bölümü için hastanede düzenlenen açılış etkinliği oldukça geniş bir katılımla gerçekleşti. Etkinliğe hastanenin yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyeleri, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Fatma Akdoğan, farklı branşlardan çok sayıda hekim, sağlık çalışanları, personeller ve misafirler katıldı. Dr. Attila: "Hastalarımıza güncel tedavi yöntemlerini sunuyoruz" Etkinlikte kısa bir konuşma yapan Medline Adana Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kemal Attila, büyük emekler ve uzun bir sürecin sonunda gerçekleştirdikleri yatırımın, sundukları sağlık hizmetlerinin kalitesini daha da artırmaya yönelik önemli bir adım olduğunu söyledi. Radyasyon onkolojisinin, kanser tedavisinde cerrahi ve kemoterapi ile birlikte en temel üç yaklaşımdan biri olarak kabul edildiğini ifade eden Dr. Attila, "Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte radyoterapi uygulamaları çok daha hassas, güvenli ve etkili hale gelmiş, hastalara daha konforlu bir tedavi süreci sunulmaya başlanmıştır. Radyasyon onkolojisinin önemi, yalnızca tedavi edici rolüyle sınırlı değildir; aynı zamanda kanser hastalarının yaşam kalitesini artırmada da kritik bir yere sahiptir. Bu yönüyle radyasyon onkolojisi, modern onkolojik tedavi yaklaşımlarının vazgeçilmez bir parçasıdır. Buradaki amacımız, hastalarımıza güncel tedavi imkanlarını sunarak onların bu süreçlerini en etkin ve başarılı şekilde yönetmektir" dedi. Radyasyon onkolojisi bölümünün sadece Adana’ya değil, bölgenin sağlık altyapısına da ciddi katkılar sağlaması bekleniyor.
Şehit babalarının hüzünlü günü
15 Haziran 2025 Pazar - 14:18 Şehit babalarının hüzünlü günü Adana’da Babalar Günü, şehit babaları için hüzün ve gururun bir arada yaşandığı anlamlı bir güne dönüştü. Kozan ilçesinden Şehit Polis Memuru Arda Can ve Şehit Uzman Çavuş Ziya Özkozanoğlu’nun babaları, evlatlarının hatıralarıyla donattıkları odalarda özel günlerini hüzünlenerek geçirdi. Şehit Arda Can’ın babası Serdar Can, oğlunun şehit olmadan bir yıl önce hediye ettiği gömleği giyerek oğlunun kabrini ziyaret etti. Şehit Ziya Özkozanoğlu’nun babası Mustafa Özkozanoğlu ise oğlunun üniforması ve eşyalarının yer aldığı odada duygu dolu anlar yaşadı. "Bu gömlek bana oğlumun son hediyesi" Öğretmenlik yaparken polisliğe geçiş yapan polis memuru Arda Can, 2017 yılında ters yönde gelen bir aracın çarpması sonucu ağır yaralanarak kaldırıldığı hastanede 6 ay yoğun bakımda verdiği yaşam mücadelesini kaybetti. 24 Kasım 2017’de Öğretmenler Günü’nde şehit olan Can’ın babası Serdar Can, evlerinin bir odasını oğlunun eşyalarıyla düzenleyerek, hatıralarını yaşatmaya başladı. Babalar Günü’nde, oğlunun 2016 yılında hediye ettiği gömleği giyerek kabrini ziyaret eden Can, "Bu gömleği bir ömür saklayacağım. Onun bana son Babalar Günü hediyesi. Taşımak, yaşamak ayrı bir gurur. Ne kadar dik dursak da içimizde bir volkan var, onu kimse göremez" dedi. "Evladım gelmiş gibi oluyor" Fırat Kalkanı Harekâtı’nda 6 Eylül 2016’da şehit olan Piyade Uzaman Çavuş Ziya Özkozanoğlu’nun babası Mustafa Özkozanoğlu da evlat hasretini, ona özel hazırladığı odada dindirmeye çalışıyor. Baba Özkozanoğlu, "Oğlumun üniforması, eşyaları burada. O odaya her girdiğimde evladım gelmiş gibi hissediyorum. Onun hatırası ile yaşıyoruz. Gururlu ve sabırlı olmaya çalışıyoruz ama evlat acısı kolay değil. Devletimiz ve şehit arkadaşları bizi yalnız bırakmıyor" ifadelerini kullandı.
Şehit babalarının hüzünlü günü
15 Haziran 2025 Pazar - 14:15 Şehit babalarının hüzünlü günü Adana’da Babalar Günü, şehit babaları için hüzün ve gururun bir arada yaşandığı anlamlı bir güne dönüştü. Kozan ilçesinden Şehit Polis Memuru Arda Can ve Şehit Uzman Çavuş Ziya Özkozanoğlu’nun babaları, evlatlarının hatıralarıyla donattıkları odalarda özel günlerini hüzünlenerek geçirdi. Şehit Arda Can’ın babası Serdar Can, oğlunun şehit olmadan bir yıl önce hediye ettiği gömleği giyerek oğlunun kabrini ziyaret etti. Şehit Ziya Özkozanoğlu’nun babası Mustafa Özkozanoğlu ise oğlunun üniforması ve eşyalarının yer aldığı odada duygu dolu anlar yaşadı. "Bu gömlek bana oğlumun son hediyesi" Öğretmenlik yaparken polisliğe geçiş yapan polis memuru Arda Can,2017 yılında ters yönde gelen bir aracın çarpması sonucu ağır yaralandı kaldırıldığı hastanede 6 ay yoğun bakımda verdiği yaşam mücadelesini kaybetti. 24 Kasım 2017’de Öğretmenler Günü’nde şehit olan Can’ın babası Serdar Can, evlerinin bir odasını oğlunun eşyalarıyla düzenleyerek, hatıralarını yaşatmaya başladı. Babalar Günü’nde, oğlunun 2016 yılında hediye ettiği gömleği giyerek kabrini ziyaret eden Can, "Bu gömleği bir ömür saklayacağım. Onun bana son Babalar Günü hediyesi. Taşımak, yaşamak ayrı bir gurur. Ne kadar dik dursak da içimizde bir volkan var, onu kimse göremez" dedi. "Evladım gelmiş gibi oluyor" Fırat Kalkanı Harekâtı’nda 6 Eylül 2016’da şehit olan Piyade Uzaman Çavuş Ziya Özkozanoğlu’nun babası Mustafa Özkozanoğlu da evlat hasretini, ona özel hazırladığı odada dindirmeye çalışıyor. Baba Özkozanoğlu; " Oğlumun üniforması, eşyaları burada. O odaya her girdiğimde evladım gelmiş gibi hissediyorum. Onun hatırası ile yaşıyoruz. Gururlu ve sabırlı olmaya çalışıyoruz ama evlat acısı kolay değil. Devletimiz ve şehit arkadaşları biz yanlış bırakmıyor"ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Özkan: "Diş eksikliği bağırsakları çökertiyor. IBS riski yüzde 103 artıyor"
15 Haziran 2025 Pazar - 14:07 Prof. Dr. Özkan: "Diş eksikliği bağırsakları çökertiyor. IBS riski yüzde 103 artıyor" Uzman Diş Hekimi ve Ağız, Diş, Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, ağız sağlığının yalnızca estetik değil, aynı zamanda sistemik sağlık için de kritik öneme sahip olduğunu vurgulayarak, "Diş kayıpları ve yetersiz çiğneme, IBS gibi kronik bağırsak hastalıklarına bile yol açabiliyor. Risk yüzde 103 artıyor" dedi. Özkan yaptığı açıklamada ağız sağlığı ihmali, İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS) dahil birçok sindirim sorununa zemin hazırladığını söyledi. Özkan, sindirim sistemi bozukluklarının tek sebebinin stres ya da beslenme olmadığnıı yeni bilimsel bulgular, diş eksikliğinin bağırsak sağlığı üzerinde doğrudan etkisi olduğunu ortaya koydunu ifade ederek, "Ağız sağlığı yalnızca estetik değil, aynı zamanda sistemik sağlık için de kritik öneme sahiptir. Diş kayıpları ve yetersiz çiğneme, IBS gibi kronik bağırsak hastalıklarına bile yol açabiliyor. Roma III kriterlerine göre değerlendirilerek Ekim 2024’te yayımlanan çok merkezli çalışmada, 1-2 diş kaybı yaşayan bireylerde IBS görülme oranının yüzde 35, 3-5 diş kaybı olanlarda ise yüzde 33’e yakın olduğu tespit edildi. Araştırma, özellikle kabızlık ağırlıklı IBS formunun, eksik diş sayısıyla paralel olarak arttığını ortaya koydu" diye konuştu. "Sindirim ağızda başlar. Diş eksikliği bağırsağı bozar." Ağız sağlığının sistemik hastalıklarla ilişkisine dikkat çeken Özkan, şu uyarılarda bulundu: "Halk arasında yaygın bir yanlış anlaşılma var: ‘Sindirim midede başlar’ denir. Oysa sindirim süreci ağızda başlar. Dişlerle yapılan mekanik sindirim ve tükürükteki enzimlerle başlayan kimyasal sindirim yetersiz kalırsa, mide ve bağırsaklara binen yük artar. Yetersiz çiğneme, bağırsak hareketlerini bozar ve zamanla IBS gibi ciddi tabloya dönüşebilir." "Protez kullananlar Dikkat: IBS Riski yüzde 103 daha fazla" Araştırma sonuçlarına göre diş protezi kullanan bireylerde IBS görülme oranının, tüm dişleri olanlara kıyasla yüzde 103 daha yüksek olduğunu anlatan Özkan, "Protez dişler, doğal dişlere göre daha düşük çiğneme kapasitesine sahiptir. Yiyecekler yeterince öğütülemediğinde, bağırsakta uzun süre kalan lifli gıdalar kabızlık eğilimini artırır. Özellikle tam protez kullanan bireylerde bu risk belirgin şekilde artmaktadır. İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS) yıllardır stres ve psikolojik faktörlere bağlanıyordu. Ancak son bulgular, ağız sağlığının sistemik etkisini yeniden gündeme taşıdı. Ağız sağlığının ihmal edilmesi, yalnızca diş ve diş eti hastalıklarını değil, sindirim sisteminin tamamını tehdit ediyor. Diş eksikliği yalnızca çiğneme sorunu değil; bağırsak düzeninizi ve yaşam kalitenizi etkileyen sistemik bir problemdir. Özellikle birden fazla diş eksikliği olan hastalar, IBS ve reflü gibi sorunları yaşıyorsa, tedavi planında ağız sağlığına da mutlaka yer verilmelidir" dedi. Özkan, Diş eksikliğinin görülmeyen diğer etkilerini ise şöyle sıraladı: "Reflü, yetersiz çiğneme, mideyi aşırı asit üretmeye zorlar. Besin amilim bozuklukları. kötü çiğnenmiş gıdalar bağırsakta emilmeden atılır. Obezite veya hızlı kilo kaybı. Dişsiz bireyler genellikle yumuşak ve karbonhidrat ağırlıklı gıdalara yönelir. Psikolojik sorunlar. Diş eksikliği özgüveni azaltır, anksiyete ve depresyonu artırabilir." Prof. Dr. Özkan, diş kaybı yaşayan bireylerin geçici protezler yerine sabit protezler veya implant tedavileriyle etkin çiğneme fonksiyonunu yeniden kazanması gerektiğini belirterek, "Diş eksikliğini sadece estetik görünüm olarak değil, sistemik etkileriyle ele almalıyız. İmplant ve implant üstü sabit protezler veya implant üst kaplamalar ile doğru çiğneme sağlanır, bağırsak sağlığı korunur, bireyin yaşam kalitesi ve süresi artar"dedi.