Yerel Haberler
Adana
30 Mart 2026 Pazartesi - 11:06 DAİMFED, Çukurova İnşaat Fuarı’na damga vurdu Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED), TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını açan "Çukurova İnşaat, Yapı, Dekorasyon ve Enerji Fuarı" kapsamında sektörel ve akademik çalışmalarıyla dikkat çekti. Federasyon bu kapsamda, "Adana’nın Kentsel Dönüşüm Sınavı" başlıklı paneli ve bu yıl 18’incisi düzenlenen "İlk Baretim İlk Yeleğim" projesini başarıyla gerçekleştirdi. Fuarın açılış töreni; Adana Valisi Mustafa Yavuz, Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer, DAİMFED Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu ve sektör paydaşlarının katılımıyla gerçekleştirildi. İnşaat ve enerji sektörlerindeki yeniliklerin sergilendiği organizasyonun açılışında konuşan Vali Mustafa Yavuz, fuarların şehrin üretim gücünü ve yatırım potansiyelini yansıtan stratejik platformlar olduğunu vurguladı. Adana’nın kentsel dönüşümü masaya yatırıldı Fuar etkinlikleri kapsamında düzenlenen panelde moderatörlüğü DAİMFED Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu’nun üstlendi. Şehrin kentsel dönüşüm süreci, mevcut teknik sorunlar ve çözüm önerilerinin kapsamlı şekilde ele alındığı organizasyonda; güvenli yapı stokuna ulaşmada kurumlar arası iş birliğinin hayati önemi vurgulandı. "İlk Baretim İlk Yeleğim" Federasyonun üniversite-sektör iş birliği kapsamında sembolleşen ve bu yıl 18’inci kez düzenlenen "İlk Baretim İlk Yeleğim" projesi, DAİMFED Teşkilat Başkanı Sayım Azmaz koordinasyonunda, Akın Bozkurt sponsorluğunda yapıldı. Programa, DAİMFED 1. Başkanvekili Faruk Bozkurt ve Genel Sekreter Enes Yılmaz, AYMAD Başkanı Engin Hazar katılım sağladı. Proje kapsamında; Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile Çukurova Üniversitesi mühendislik ve mimarlık fakültesi öğrencilerine baret ve yelekleri takdim edildi.
30 Mart 2026 Pazartesi - 10:04 Tescilli Kozan portakalı yükümlülerin elinde sanata dönüştü Adana’nın Kozan ilçesinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğü yükümlüleri, meslek edindirme ve hobi kursu kapsamında Kozan’ın tescilli narenciye ürünlerini seramik sanatıyla buluşturdu. Yükümlülerin hazırladığı eserler, 1-5 Nisan arasında düzenlenecek Uluslararası Adana Portakal Çiçeği Karnavalı’nda sergilenecek. Kozan Denetimli Serbestlik Müdürlüğü Bağımlılıkla Mücadele Birimi ile Kozan Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi iş birliğinde gerçekleştirilen çalışmada 11 yükümlü yer aldı. Kozan Belediyesi Kültür ve Sanat Evi sorumlusu seramik sanatçısı Nermin Elmalı tarafından verilen eğitimde, Kozan’ın tescilli portakal, limon ve mandalinası seramik formunda şekillendirildi. "Kozan’ın tescilli ürünlerini seramik sanatına dönüştürdüler" Seramik sanatçısı Nermin Elmalı, etkinliğin hem kültürel tanıtım hem de sosyal rehabilitasyon açısından önemli olduğunu belirterek, "Portakal Çiçeği Karnavalı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ile birlikte yükümlülerimizle bir çalışma yaptık. Kozan’ın tescilli ürünlerini seramik sanatına dönüştürdüler. Bu çalışmalar hem ilimizin hem ilçemizin tanıtımı için önemli. Yükümlülerimizin zorunluluk dışında gönüllü olarak aileleriyle birlikte katılması da bizler için çok kıymetli" dedi. Kozan Denetimli Serbestlik Müdürlüğü öğretmeni Orhan Demir ise çalışmanın bağımlılıkla mücadele ve toplumsal uyum sürecine katkı sunduğunu ifade ederek, "11 yükümlünün katıldığı bu çalışmayı bağımlılıkla mücadele kapsamında gerçekleştirdik. Kurumumuzun toplumsal uyum, rehabilitasyon ve suçun tekrarını önleme faaliyetleri kapsamında seminer ve eğitimlerin yanı sıra meslek edinmelerine katkı sağlayacak etkinlikler düzenliyoruz. Bu çerçevede yükümlülerimiz hem meslek hem de hobi olarak seramik çalışması yaparak ürünler ortaya çıkardı" diye konuştu.
ATÜ Bilim Kafe Başlıyor: Bilim Şehrin Kalbine Taşınıyor
25 Mayıs 2025 Pazar - 14:28 ATÜ Bilim Kafe Başlıyor: Bilim Şehrin Kalbine Taşınıyor Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ) Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü Bilim İletişimi Ofisi tarafından 29 Mayıs-1 Haziran 2025 tarihleri arasında "ATÜ Bilim Kafe" etkinlikleri düzenleniyor. Şehrin çeşitli noktalarında gerçekleştirilecek bu etkinliklerle, bilimsel bilgi sade bir dille halka ulaştırılacak. ATÜ Bilim Kafe’nin amacı, bilimi sadece üniversite koridorlarında değil, toplumun gündelik yaşam alanlarında da konuşulur hale getirmek. Ulu Camii önünden alışveriş merkezlerine kadar farklı lokasyonlarda gerçekleştirilecek etkinliklerde, akademisyenler kendi uzmanlık alanlarında merak uyandıran konuları herkesin anlayabileceği bir biçimde aktaracak. "Bilimi toplumla buluşturmayı önemsiyoruz" ATÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, "ATÜ olarak, bilimsel bilginin sadece akademik çevrelerde değil, toplumun her kesiminde karşılık bulması gerektiğine inanıyoruz. Bilim Kafe etkinlikleri, bilimi sokağa taşıyan, sade ve anlaşılır bir dille anlatan, gençleri ve halkı bilimsel düşünceyle buluşturan değerli bir adım. Bu tarz faaliyetlerle bilimin günlük yaşamla bağını güçlendiriyor, bilimsel merakı ve sorgulamayı destekliyoruz. Tüm halkımızı bu güzel etkinliklere davet ediyorum." Etkinlik Takvimi şu şekilde: Mimarlık: Geçmişten Günümüze Bir Köprü Konuşmacı: Öğr. Gör. Deniz Erdoğan Ölçer Yer: Ulu Camii Önü Tarih: 29 Mayıs Perşembe, Saat: 15.00 Doğadan Havacılığa İlham Yolculuğu Konuşmacı: Dr. Öğr. Üyesi Hürrem Akbıyık Yer: M1 AVM Tarih: 30 Mayıs Cuma, Saat: 18.00 Tarlalardan Genlere ve Sofraya: Modern Tohum Teknolojileri Hakkındaki Gerçekler Konuşmacı: Prof. Dr. Muhammet Şakiroğlu Yer: Esas 01 AVM Tarih: 31 Mayıs Cumartesi, Saat: 16.00 Sağlıkta Yapay Zekâ Konuşmacı: Doç. Dr. Yasin Kaya Yer: Optimum AVM Tarih: 31 Mayıs Cumartesi, Saat: 14.00 Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, geçtiğimiz aylarda, Türkiye’de bilim ile toplum arasındaki bağları güçlendirmek, Türk bilim insanlarının ve üniversitelerin uluslararası tanınırlığını artırmak amacıyla YÖK bünyesinde "Bilim İletişimi Ofisi" kurulduğunu ve tüm üniversitelerde bunun hayata geçirileceğini açıklamıştı. Açılan ofis, Yükseköğretim Kurulu’nun öncülüğünde Türkiye genelinde başlatılan bu inisiyatifle, ATÜ, bilimi sadece laboratuvarlarda değil, hayatın her alanında görünür kılmayı hedefliyor.
Yumurtalık Ayas sahili mavi bayrak aldı
25 Mayıs 2025 Pazar - 12:13 Yumurtalık Ayas sahili mavi bayrak aldı Türkiye’nin incisi, Adana’nın gururu, Güneyin yıldızı Yumurtalık, Avrupa Birliği ile uyumlu, prestijli bir çevre ödülü kazandı. İlkleri, enleri, tekleri başarmaya devam eden Yumurtalık Belediye Başkanı Erdinç Altıok ve ekibinin büyük çaba ve özverisiyle Ayas Belediye Plajı, 2025 yılı Mavi Bayrak ödülleri kapsamında Türkiye’de listeye giren Adana’nın ilk ve tek plajı oldu. Yumurtalık, Türkiye’de Antalya, Muğla, İzmir, Balıkesir, Aydın, Samsun, Çanakkale, Mersin, Tekirdağ, Kocaeli, Bursa, Yalova, İstanbul, Bartın, Sakarya, Ordu, Zonguldak, Kırklareli, Van ve Düzce ile birlikte Adana’ya mavi bayrak getiren sahil ilçesi oldu. Mavi Bayrak alma başarısı gösteren Yumurtalık’ın güneyin yıldızı olma yolunda hızla ilerlediğini belirten Yumurtalık Belediye Başkanı Erdinç Altıok, Ayas Plajı’nın Türkiye’ye ve dünyaya açıldığına işaret etti. Yumurtalık Plajları’nın yerli ve yabancı turistlerin gözde mekanı haline geleceğini vurgulayan Başkan Altıok, "İlçemizin Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı (FEE) tarafından yürütülen, Türkiye’de ise Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) koordinasyonunda uygulanan Mavi Bayrak Programı’nın 2025 yılı kapsamında yer almaktan duyduğumuz onuru ve gururu Yumurtalıklı ve Adanalı hemşehrilerimizle paylaşmaktan onur duyuyoruz. Amacımız tarihi ve doğal güzelliklerinin yanı sıra denizi, plajları, balığı, su sporları, sahil düzenlemeleriyle, güneşiyle ve misafirperver halkıyla ilçemizi daima ileriye taşımak olacaktır. Desteklerini daima yanımızda hissettiğimiz Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeydan Karalar’a, belediye meclis üyelerimize, belediye emekçilerimize ve aile olarak gördüğüm Yumurtalık’ta yaşayan tüm hemşehrilerime teşekkür ederim" dedi. 2025 yılı programı kapsamında 577 plaj, 29 marina, 18 turizm teknesi ve 8 bireysel yat ile ‘Mavi Bayrak’ ödülüne layık görülen Türkiye’nin İspanya ve Yunanistan’ın ardından dünyada en fazla Mavi Bayrak sahibi üçüncü ülke olduğuna dikkat çeken Başkan Erdinç Altıok, "Güneyin yıldızı Yumurtalık olarak Türkiye’nin bu başarısının içerisinde yer aldığımız için son derece mutluyuz" diye konuştu. Ayas Belediye Plajı’nın ‘Mavi Bayrak’ alabilmek için deniz suyu analizlerinden cankurtaran hizmetine, çevre yönetiminden engelli olanaklarına kadar 33 ayrı kriteri yerine getirdiğine işaret eden Başkan Altıok, "Yaptığımız çevresel iyileştirmeler ve düzenlemelerle birlikte Yumurtalık ilçemiz Mavi Bayraklı plajlar arasında yer aldı. Bu başarı tüm Yumurtalıklı hemşehrilerimizindir. İlçemizi hep birlikte daha çağdaş ve daha modern günlere kavuşturacağız" şeklinde konuştu. Avrupa Birliği’nin 1987 yılını "Çevre Yılı" ilan etmesiyle başlayan Mavi Bayrak Programı, Türkiye’de 1993 yılından bu yana uygulanıyor. Programın temel amacı; halk sağlığını korumak, çevresel sürdürülebilirliği sağlamak ve çevre bilincini artırmak olarak biliniyor. Mavi Bayraklı plajlar, 33 çevre ve hizmet kriterine göre değerlendiriliyor. Ayrıca tüm alanlar için 16 davranış kuralı bulunuyor. Bu kriterler arasında düzenli su analizleri, cankurtaran hizmetleri, atık yönetimi, çevre eğitimi, doğal alanların korunması, engelli erişimi gibi unsurlar yer alıyor. Mavi Bayrak Programı bugün 50’den fazla ülkede uygulanıyor, çevresel kalite ve sürdürülebilir turizmin sembolü olarak kabul ediliyor.
Eğitim-Bir-Sen tüm ilçelerde yetkili sendika oldu
25 Mayıs 2025 Pazar - 12:10 Eğitim-Bir-Sen tüm ilçelerde yetkili sendika oldu Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, 2025 yılı mutabakatı sonuçlarına göre Eğitim-Öğretim ve Bilim Hizmetleri kolunda Adana’nın 15 ilçesinde yetkiyi perçinleyip, Çukurova’da yeniden yetkili sendika oldu. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili; "Güç Birlikte, Zafer Bizimle düşüncesiyle mücadele ettik ve Adana’da ilk kez üye sayımız 12 bini aştı. 8 ayda sendikamıza 1531 yeni üye kazandırarak tarihî bir başarıya imza attık. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Adana’da Eğitim-öğretim ve Bilim Hizmetleri kolunda mutabakat sonuçları açıklandı. Buna göre Adana’da Eğitim-Bir-Sen tüm ilçelerde ve il genelinde yetkili sendika oldu. Mutabakat sürecinin tamamlanmasının ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili açıklamalarda bulundu. 2025 yılında sendika tarihine geçen bir başarıya imza attıklarını duyuran Başkan Sarıgeçili; Adana genelinde ve tüm ilçelerde yetkimizi devam ettiriyoruz. Çukurova ilçesinde de yetkiyi yeniden aldık. Adana’da 11 yıldır taşıdığımız yetki bayrağını, bu yıl tüm ilçelerde dalgalandırmanın gururunu yaşıyoruz. Yetki bayrağımızı bir kez daha karaya, kaleye, denize ve gökyüzüne diktik" dedi. Bu yıl ilk kez 12 bin üye sayısının üzerine çıkıldığını belirten Mustafa Sarıgeçili, "Adana Şube olarak 12.152 üyeye ulaştık. 2024 yılı Eylül ayından 2025 yılı Mayıs’ına kadar sendikamıza 1.531 yeni üye kazandırdık. Bu başarı, sahada ter döken, emek veren, inanan kadrolarımızın eseridir" diye konuştu. "Güç Birlikte, Zafer Bizimle" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, Eğitim-Bir-Sen’in bu yılki kampanya sloganı olan "Güç Birlikte, Zafer Bizimle" ifadesinin, Hz. Muhammed’in (sav) "Birlik ve beraberlikte rahmet vardır, ayrılıkta azap" hadisine dayandığını belirterek, "Bu süreçte gördük ki, inançla bir araya gelmiş yüreklerin önünde hiçbir engel duramaz. Adana’da ortaya koyduğumuz bu mücadele ve kazanım, tam anlamıyla bir birlik ruhunun tezahürüdür" dedi. "Dirilişin Adı: Emek, Kararlılık ve Vefa" Sendikanın kurucu genel başkanı Mehmet Akif İnan’ın ‘Her eylem yeniden diriltir beni’ sözlerinden ilham alarak mücadelelerini sürdürdüklerini ifade eden Sarıgeçili, bu başarıyı sadece sayılardan ibaret görmediklerini, aynı zamanda bir davanın yeniden dirilişi olarak değerlendirdiklerini vurgulayarak; "Hep söylediğimiz bir şey var; Yaparsa Eğitim-Bir-Sen yapar. Eğitim çalışanlarının sorunlarına çözüm üretmeye, haklarını korumaya ve geliştirmeye yönelik mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Hedefimiz yalnızca yetki değil, aynı zamanda güçlü, etkin, kapsayıcı ve ilkeli bir sendikal duruştur" ifadelerini kullandı. "Emek, Ömür ve Gönül Veren Herkese Teşekkürler" Başkan Sarıgeçili açıklamalarını; "Bu başarıda alın teri bulunan Şube Yönetim Kurulumuza, İl Divan Kurulu üyelerimize, ilçe başkanlarımıza ve yönetimlerine, Kadınlar Komisyonumuza, iş yeri temsilcilerimize, istişare ekiplerimize, emek, ömür ve gönül veren herkese teşekkür ediyorum. Bu mücadele sırasında hayatını kaybeden dava arkadaşlarımızı rahmetle anıyorum. Bize her daim destek olan Genel Merkezimize ve Genel Başkanımız Ali Yalçın’a en içten şükranlarımı sunuyorum. Bu kişisel değil, kolektif bir zaferdir. Bu zaferin adı, birlikte yürümenin gücüdür. Adana’da yetki sadece rakamlarda değil; kalpte, vicdanda ve mücadelede kazanıldı. Sahada ter döken, hak arayan arkadaşlarımızın çabası olmasaydı bu rekor mümkün olmazdı. Üyelerimizden aldığımız bu güçle geleceğe daha emin adımlarla ilerlemeye ve eğitim çalışanlarına "İyi ki Eğitim-Bir-Sen var" dedirtmeye devam edeceğiz" diyerek noktaladı.
Prof. Dr. Özkan : "Antidepresan ve epilepsi ilaçları diş çene kemiğini çökertiyor"
25 Mayıs 2025 Pazar - 11:18 Prof. Dr. Özkan : "Antidepresan ve epilepsi ilaçları diş çene kemiğini çökertiyor" Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, toplumun büyük bir kısmını ilgilendiren bu sessiz tehlikeye dikkat çekti: "Bir tabletle başlıyor, ancak yıllar içinde ağızda, şiddetli dişeti şişmeleri, kontrolsüz dişeti kanamaları, ağız içi ağrılı ülserler, diş kayıpları ve çene kemiği çöküşü! Üstelik çoğu zaman, bunun sorumlusunun kullandıkları antidepresan ya da epilepsi ilacı olduğunu fark etmiyorlar" dedi. Özkan, yaptığı açıklamada, antidepresan ve epilepsi ilaçlarının dişetini dev bir tümöre çevirdığını belirterek, "Özellikle fenitoin, karbamazepin, lamotrijin ve levetirasetam gibi epilepsi ilaçları ile SSRI ve SNRI grubu antidepresanlar, dişeti dokusunda tehlikeli değişimlere neden oluyor. Antidepresan ve epilepsi ilaçları, dişeti hücrelerinin kontrolsüz büyümesine yol açıyor. Dişeti, olması gereken incelikten çıkarak dev tümör gibi kabarıyor. Diş fırçalama imkânsız hale geliyor, ağızda sürekli bir enfeksiyon hali oluşuyor. Zamanla bu dişeti şişlikleri dişleri boğarak diş kaybına, çene kemiği erozyonuna, çene kemiği erimesi ve ağır yüz deformasyonlarına yol açıyor. Antidepresanlar, kanın pıhtılaşmasını sağlayan plateletleri etkisiz hale getiriyor. Diş fırçalarken, yemek yerken ya da sadece konuşurken bile ağız dolusu dişeti kanaması! Bu dişeti kanamaları kontrol altına alınmazsa, dişetinde nekroz ve diş kaybı kaçınılmaz olur" diye konuştu. Özkan şöyle devam etti: "Yeni nesil antidepresan ve epilepsi ilaçları 5 gün içinde ağrılı ülserlere yol açabiliyor. Epilepsi tedavisinde kullanılan levetirasetam ve lamotrijin gibi ilaçlar, ağız mukozasında ağrılı ülserler ve derin erozyonlar oluşturuyor. Prof. Dr. Birkan Özkan: "İlk etapta küçük bir yara gibi başlar. Ancak birkaç gün içinde yemek yemeyi, konuşmayı, hatta su içmeyi bile dayanılmaz hale getiren derin, iltihaplı ülserlere dönüşür. Bazı vakalarda hastalar, bu ağrılar yüzünden psikolojik çöküntü yaşayacak kadar zorlanır. Ağız kuruluğu gizli tehlikedir. Diş taşı ve plak birikir, dişeti çürür. Özellikle trisiklik antidepresanlar ve gabapentin gibi ilaçlar, ciddi ağız kuruluğu (xerostomia) oluşturur. Bu durum, ağız içi savunma mekanizmasını zayıflatır ve diş taşı ve plak birikimini hızlandırır. Tükürük, ağzın doğal antibiyotiğidir. Kuruduğunda bakteriler ve mantarlar kontrolsüz şekilde çoğalır. Dişler çürür, dişeti enfeksiyonları başlar, ağız kokusu dayanılmaz hale gelir. Kuruluk ayrıca diş protezlerinin kullanımını da imkânsız hale getirir. En kötüsü, çene kemiğini bile etkileyerek erimesine yol açar." Çene kemiği eriyor, yüz şekli değişiyor! Antidepresan ve epilepsi ilaçlarından kaynaklı ağızda oluşan ağrılı ülserler, dişetinde gelişen morluk, dişeti büyümesi, şişlik, kanama ve çene kemiğinde başlayan enfeksiyonlar zamanla çene kemiğine yayıldığnı anlatan Özkan, "Dişeti çekilir, iltihap çene kemiğine ilerler. Çene kemiğini eritir ve dişi destekleyen çene kemik yapısı tamamen kaybolur. Sonuç? Diş kayıpları oluşur çene kemiği erimeye başlar. Çene kemik eridikçe alt yüz kısalır, çökük ve yaşlı bir görünüm ortaya çıkar. Bu fiziksel değişiklikler, kişilerin özgüvenlerini kaybetmesine, sosyal hayattan çekilmesine ve psikolojik yıkıma sürüklenmesine neden olabilir. Yüzde ve ciltte ciddi şekil değişikliği oluşturuyor. Antidepresan kullanımı cillte ve yüzde de anormal değişklik oluşturabiliyor. Trisklik antidepresan grubu ilaçların kullanımı yüzde ciltte ve cilt altı tabakalarda görüntüsel ve yapısal değişiklikler oluşturabiliyor. Bunlar; yüz cildinde deri döküntüleri, ışığa aşırı duyarlı etkiler, egzama, ciltte bölgesel çöküntüler gibi bazı ciddi yan etkilerle karşımıza çıkıyor. Bu yan etkilerin farkına varıldığında Anti depresan kullanımı sonlandırılabiliyor veya antidepresan grup ilacın değiştirilmesi tavsiye edilebilir." Özkan bu tehlikelerden nasıl korunulması gerektiğini 5 hayati öner ile şöyle sıraladı: "Her 3-6 ayda bir diş hekimi muayenesi. Özellikle epilepsi ve depresyon hastaları düzenli dişeti hastalıkları açısından periodontal muayeneden geçmeli. Diş ve Çene cerrahisi uzmanı muayenesi. Antidepresan kullanım sırasında diş dişeti çene ve yüz cildinde oluşabilecek anormal değişiklilerin erken tanısı açısından çene cerrahisi uzmanı muayenesinden geçmeli. İleri diş taşı ve plak kontrolü. Diş taşı temizliği, antiseptik gargaralar, orta sertlikte diş fırçası ve arayüz temizliği şart. İlaç-doz ayarı. Şiddetli yan etkilerde ilgili hekimin bilgisiyle ilaç değişikliği veya doz azaltımı planlanmalı. Kanama testleri: SSRI ve SNRI kullanan hastalarda tam kan sayımı ve trombosit fonksiyonları izlenmeli. Multidisipliner takip. Diş hekimi, çene cerrahı, dermatolog, psikiyatrist ve nörolog iş birliği ile kişiye özel yaklaşım geliştirilmelidir. Diş Hekimi ve Diş Çene Cerrahı olarak görevimiz yalnızca hastalığı değil, hastayı bütüncül olarak korumaktır. Ruhsal ya da nörolojik hastalıklar tedavi edilirken, ağız, diş, dişeti, çene kemik ve yüz cilt sağlığı da korunmalı. Aksi halde tedaviden fayda yerine zarar görmek kaçınılmaz olur. Her hastaya kişiye özel tedavi planlaması multidisipliner ve koruyucu bir yaklaşımla bu yan etkilerin büyük çoğunluğu önlenebilir."