Yerel Haberler
Adana
Tarlada soğan fiyatı 7-8 liraya kadar düştü
22 Nisan 2025 Salı - 09:29 Tarlada soğan fiyatı 7-8 liraya kadar düştü Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden Adana’da 18 ile 20 TL’den turfanda olarak hasada başlanan soğan fiyatı tarlada 7-8 liraya kadar düştü. Geçtiğimiz yıl sıcak havalar nedeniyle verimi düşen soğan, bu sene soğuk hava nedeniyle verimiyle çiftçinin yüzünü güldürdü. Kent genelinde 36 bin dönüm alanda ekilen soğanda hasat, Mart ayının sonunda başladı. Dönüme 7 ile 8 ton arası verim alınan soğandan şehir genelinden ortalama 250 bin ton rekolte hedeflendiği belirtildi. İlk hasadı başladığında tarlada kilogram fiyatı 18-20 liradan satılan soğan, Mısır’dan Rusya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesine ucuz soğan ihraç edilmesi nedeniyle tarlada 7-8 liraya kadar geriledi. "Soğanın sadece işçilik maliyeti 3 ile 3 buçuk lira" İhlas Haber Ajansı’na konuşan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, fiyatların düştüğünü ve çiftçinin umduğunu bulamadığını belirterek, "Soğanlar tarlada 3 boyuta ayrılıyor ve fiyatlar şu anda 7-8 liraya kadar geriledi. Soğanın hasat edilip çuvallanıp kamyona yüklenmesinin kilograma maliyeti 3 ile 3 buçuk lira. Şu anda 8 liradan soğanı satan çiftçinin 4 buçuk ile 5 lira arasında para eline geçiyor. Soğanın 1 dönüme maliyeti ise 30-35 bin lira arasında değişiyor. Ancak bu fiyatlar ile çiftçinin para kazanması mümkün değil" dedi. "İstek var ama fiyat yok" Soğanın yurt dışına az ihraç edildiğini ancak Mısır’daki soğan nedeniyle fiyatların düşük seyrettiğini aktaran Doğan, "Rusya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi soğan istiyor ama fiyatlar burada olduğu gibi 7-8 lira. İstek var ama fiyat yok. Mısır’dan soğan diğer ülkelere gidiyor ve onların fiyatı çok düşük. Bizim o fiyatlara soğanı satmamız mümkün değil" diye konuştu. "Zincir marketler piyasa dengesini bozuyor" Sözlerini sürdüren Doğan, "Şu anda Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından analiz yaptırılıyor ve o analizlerin sonuç süresi 1 haftayı buluyor. 1 haftada da soğan çürüyor. Analiz süreci uzun olduğu için yurt dışına soğanlar tüccar tarafından az gönderiliyor. Zincir marketler piyasa dengesini bozuyor ve çiftçi istediği fiyata ürünü satamıyor. Çiftçi ve tüccar bu sene umduğunu bulamadı ama vatandaşlar soğan fiyatları düşük diye istediği ürünü alabiliyor" şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Solmaz: "Kanser tedavisinde doğru beslenme, iyileşme sürecini hızlandırıyor"
22 Nisan 2025 Salı - 09:27 Prof. Dr. Solmaz: "Kanser tedavisinde doğru beslenme, iyileşme sürecini hızlandırıyor" İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Soner Solmaz, milyonlarca insanı etkileyen karmaşık ve çok yönlü bir hastalık olan kanserde doğru beslenmenin önemine dikkat çekerek, yeterli beslenmenin tıbbi tedavilerin etkinliğini arttırdığını, bağışıklığı güçlendirdiğini söyledi. Beslenmenin kanser tedavisindeki yeri ve önemini anlatan Acıbadem Adana Hastanesi İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Soner Solmaz kanser tedavisinde beslenmenin beş temel alanda etkili olduğunu ifade etti. Solmaz, "Yeterli beslenme kas kütlesini korur, enerji seviyesini yükseltir, bağışıklık sistemini destekler, tedavilerin yan etkilerini hafifletir ve iyileşme sürecini hızlandırır. Protein, vitamin ve minerallerin yeterli alınması vücudun enfeksiyonlarla savaşmasını kolaylaştırır. Aynı zamanda kemoterapi ve radyoterapiye bağlı olumsuz etkilerin de azaltılmasına katkı sağlar" dedi. Doğru beslenmenin tedavilerin etkinliğini artırabileceğini belirten Prof. Dr. Solmaz, bazı besinlerin sağlıklı hücreleri koruma potansiyeline sahip olduğunu kaydederek cerrahi sonrası yara iyileşmesini hızlandırmak için çinko ve C vitamini gibi besinlerin önemine işaret etti. "İştah kaybı, tat bozukluğu ve sindirim sorunları sık görülüyor" Kanser hastalarının sağlıklı bir diyet sürdürmesini zorlaştıran birçok etken olduğunu aktaran Solmaz, en yaygın sorunları iştahsızlık, tat ve koku duyularında değişiklik, sindirim sorunları ve yutma güçlüğü olarak sıraladı. Solmaz, kemoterapi ve radyasyon tedavilerinin tat tomurcuklarını etkileyebileceğini, baş-boyun bölgesindeki tümörler veya tedavilerin yutmayı zorlaştırabileceğini, ayrıca stres, kaygı ve depresyonun da iştahı olumsuz etkileyerek beslenmeyi sekteye uğratabileceğini de dile getirdi. "Protein ve kaloriden zengin beslenme öncelikli olmalı" Kanser hastaları için yüksek kaliteli protein tüketiminin son derece önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Solmaz, et, balık, tavuk, yumurta, süt ürünleri, kurubaklagiller ve fındık gibi kaynaklara her öğünde yer verilmesini, Katı yiyecekleri tüketemeyen hastalar için protein içerikli içecekler ve smoothie’lerin alternatif olduğunu belirtti. İştah sorunu yaşayan hastalar için kalorisi yoğun gıdaların öneminin altını çizen Solmaz, "Avokado, fındık ezmesi, zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar ve kuru meyveler küçük porsiyonlarla yeterli enerji alınmasını sağlar" diye konuştu. Sıvı kaybının tedavi sürecini olumsuz etkileyebileceğini hatırlatan Solmaz, hidrasyonu korumak için gün boyunca su ve meyve suyu içilmesini, su içeriği yüksek besinler tüketilmesini önerdi. "Yan etkiler kişiye özel diyetle yönetilebilir" Tedavi sürecinde ortaya çıkan bulantı, kusma, kabızlık veya ishal gibi yan etkilerin kişiselleştirilmiş beslenme stratejileri ile kontrol altına alınabileceğinden bahseden Solmaz, "Bulantı için zencefil, kraker, pirinç gibi hafif yiyecekler mideyi yatıştırabilir. İshal durumunda elma püresi ve beyaz pirinç gibi gıdalar önerilirken, kabızlıkta liften zengin meyve ve sebzelerle su tüketimi artırılmalıdır. Ağız yaraları için yumuşak, serin ve asidik olmayan gıdalar tercih edilmelidir" şeklinde konuştu. "Antioksidan, probiyotik ve Omega-3 kaynaklarına dikkat" Kanser tedavisi sürecinde vücutta oluşan serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarını azaltmak için antioksidan açısından zengin gıdaların tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Solmaz, "Yaban mersini, çilek, lahana, ıspanak, havuç, domates gibi sebze ve meyveler bağışıklığı destekler. Omega-3 yağ asitleri ise hücre zarını güçlendirir, iltihaplanmayı azaltır ve kilo kaybını engellemeye yardımcı olur. Somon, keten tohumu ve ceviz gibi kaynaklar bu açıdan değerlidir" dedi. Solmaz, bağırsak sağlığı için de probiyotik ve prebiyotiklerin önemine değinerek, "Yoğurt, turşu gibi fermente ürünler ve sarımsak, soğan gibi prebiyotik içeren sebzeler bağışıklık sistemini destekler" diyerek sözlerini sürdürdü. "Takviyeler ancak uzman önerisiyle alınmalı" Bazı hastalarda besinlerle yeterli alım sağlanamadığında destek ürünlere başvurulabildiğini de ifade eden Solmaz sözlerini şöyle tamamladı:"Bu takviyeler mutlaka bir uzman kontrolünde alınmalı. Multivitaminler, Omega-3, D vitamini, kalsiyum ve protein takviyeleri, doktor veya diyetisyen önerisiyle kullanılmalıdır. Kanser türü, hastalığın evresi, tedavi planı ve kişinin özel ihtiyaçları göz önünde bulundurularak bireysel bir beslenme planı hazırlanmalıdır. Onkoloji alanında deneyimli bir diyetisyenle çalışmak, hastanın hem fiziksel hem de psikolojik iyilik haline büyük katkı sağlar."
Köylüler, kül yağdıran termik santral için eylem yaptı
21 Nisan 2025 Pazartesi - 21:08 Köylüler, kül yağdıran termik santral için eylem yaptı Adana’nın Sugözü köyünde bulunan Emba Termik Santrali’nin çevreyi kirlettiğini, köye kül ve toz yağdığını ileri süren yöre sakinleri eylem yaptı. Yöre sakinleri, eylemde ayrıca işe alınan köylülere kötü davranıldığını öne sürdü. Yumurtalık ilçesine bağlı Sugözü köyünde 2014 yılında yapımına başlanan ve 2020 yılının sonunda faaliyete giren Emba Termik Santrali önünde köylüler eylem yaptı. Jandarmanın geniş güvenlik önlemi aldığı eylemde bölge sakinleri, Emba Termik Santrali’nden dolayı çevrenin kirlendiğini, kül ve toz yağdığını, işe alınan köylülere kötü davranıldığını, iş başvurusu yapan mühendislerin ise çöpçü olarak alınmak istendiğini öne sürdü. "Bunlar sadece tespit değil, mahkeme kararıyla belgelenmiş gerçeklerdir" Yöre sakinlerinden Turgay Özarslan, "Günlük yüzlerce ton kül ve toz kontrolsüzce çevreye yayılmakta, araçlar yasal sınırların çok üstünde yükle köy yollarımızdan geçmekte, yollarımız harabeye dönmektedir. Proses sistemleri arızalı, biyomakları çökmüş, atık ve kimyasal sular derelerimize ve denizimize salınmaktadır. Santralin kül sahalarında tehlikeli atıklar, yasal sınırın çok üzerinde ve sulama yapılmaksızın depolanmaktadır. Toz fırtınaları köyümüzü boğmakta, topraklarımızı çoraklaştırmakta, tarım rekoltemizi yerle bir etmektedir" dedi. Özarslan, enerji üretimi bahanesiyle kükürt dioksit salınımının artırılarak sağlık ve çevrenin hiçe sayıldığını öne sürerek şöyle devam etti: "Üstelik bunlar sadece tespit değil, mahkeme kararıyla belgelenmiş gerçeklerdir. Emba hakkında lisans iptal davası açılmıştır. Güneş panellerinin tamamı hazineye aittir. Köy halkından arazileri aldılar ve güneş panelleri koydular. Bunların hiçbir yasal statüsü yoktur. Buraya özel bölge ilan ettik diyerek buradaki köylülerin geçim kaynağı olan ve devlete ait olan arazileri gasp ettiler." Köy sakinlerinden Nusret Naci Gökoğlu da, "Üniversite mezunu çocuklarımız buraya gelip çalışmak istediklerini söylüyorlar. İşe alım şartı düz işçi, yani çöp yükleyeceksin diyorlar" diye konuştu. 78 yaşındaki Cennet Ayas ise, "Tırnaklarımızla kazıdık, biz burada neler çektik neler. Biz çektik bari çocuklarımız rahat etsin. Burada kanser oranı yüksek. Bu da işletmeden kaynaklanıyor" iddiasında bulundu.
Berktaş: "Belediyelerin imar planı oluşturma konusunda ciddi ölçüde eksikleri bulunmaktadır"
21 Nisan 2025 Pazartesi - 14:38 Berktaş: "Belediyelerin imar planı oluşturma konusunda ciddi ölçüde eksikleri bulunmaktadır" Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) Kent Estetiği Komisyon Başkanı Rıfat Berktaş, Adana’nın çarpık kentleşmenin bedelini ağır şekilde ödediğini belirterek, "Çarpık kentleşme, sadece görsel olarak değil, sosyal ve ekonomik açıdan da kente zarar vermektedir. Uygun olmayan yapılaşma, sosyal izolasyonu artırır, altyapı sorunlarına yol açar ve ekonomik dengesizlikleri derinleştirir" dedi. Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) Kent Estetiği Komisyon Başkanı Rıfat Berktaş, DAİMFED merkez binasında basın toplantısı düzenledi. İmar sorunları ve çarpık kentleşmenin ele alındığı toplantıda, DAİMFED komisyon üyeleri de hazır bulundu. Toplantıda imar sorunlarına dikkat çeken Berktaş, imar planları ile sahadaki uygulamalar arasında büyük bir uçurum bulunduğunu söyledi. "Gerçekleşen projeler genellikle planlamadan sapmaktadır" Adana’nın hızlı ve düzensiz bir kentleşme süreci geçirdiğini ifade eden Berktaş, "Bu süreç, şehrin estetik, sosyal ve çevresel değerlerini zedeleyerek çarpık yapılaşma yol açmaktadır. Şehirdeki binaların estetik uyumu eksik, işlevsel planlamalar yetersiz kalmaktadır" diye konuştu. Şehir planlamacılarından mimarlara kadar farklı uzmanlıkları bir araya getirecek bir çalışma sistemi öneren Berktaş, şöyle devam etti: "Belediyelerin imar planı oluşturma konusunda ciddi ölçüde eksikleri bulunmaktadır. Mevcut imar planları, şehrin gerçek ihtiyaçları ve sosyal yapısına uyum göstermemektedir. Bu durum, çarpık kentleşmenin temel sebeplerinden biri olarak gösterilebilir. İmar planları ile sahadaki uygulamalar arasında büyük bir uçurum bulunmaktadır. Gerçekleşen projeler genellikle planlamadan sapmaktadır. Bu durum şehrin düzensizleşmesine neden olmaktadır. Örneğin 15 katlı bir binanın yanında 2 katlı bir yapının yapılmış olması, kentin estetiğini bozarak çarpık kentleşmeye neden olan bir görüntü ortaya çıkarmaktadır" şeklinde konuştu. "Çarpık kentleşmenin bedelini Adana ödüyor" Adana’nın çarpık kentleşmenin bedelini ağır şekilde ödediğine vurgu yapan Berktaş, "Güney Adana’da görülen yapılaşma, şehrin kimliğini tehdit ederken, sosyal sorunları da beraberinde getirmektedir. Hızlı yapılan plansız yapılaşmalar, sosyal uyumu bozmaktadır. Aynı zamanda ulaşım, eğitim ve sağlık açısından bu bölgeler doğru hizmet alamamaktadır. Çarpık kentleşme, sadece görsel olarak değil, sosyal ve ekonomik açıdan da kente zarar vermektedir. Uygun olmayan yapılaşma, sosyal izolasyonu artırır, altyapı sorunlarına yol açar ve ekonomik dengesizlikleri derinleştirir" diyerek sözlerini tamamladı.