Yerel Haberler
Adana
Vali Köşger: "Seyhan Baraj Gölü çevresi ve diğer alanlarda toplamda 135 işgali yıktık"
19 Şubat 2025 Çarşamba - 16:22 Vali Köşger: "Seyhan Baraj Gölü çevresi ve diğer alanlarda toplamda 135 işgali yıktık" Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, Seyhan Baraj Gölü çevresi ve diğer alanlarda toplamda 135 işgali yıktıklarını belirterek, "100 işgalin önüne geçtik. İşlemleri devam eden 97 işgalle ilgili süreç de titizlikle yürütülüyor. Karataş’taki kamu arazilerinde de aynı şekilde çalışmalarımız sürüyor" dedi. Seyhan Baraj Gölü çevresi ile Karataş’taki kamu arazilerinin işgalleriyle ilgili değerlendirme toplantısı, Vali Yavuz Selim Köşger’in başkanlığında Çukurova Kaymakamı Hüseyin Tekin, Sarıçam Kaymakamı Murtaza Dayanç, Karataş Kaymakamı Necati Aktan ile ilgili kurum müdürlerinin katılımıyla gerçekleştirildi. DSİ Bölge Müdürlüğü Sami Kayhan Tesisleri’nde gerçekleştirilen toplantıda kamu arazilerinde işgallere yönelik yürütülen çalışmalar ele alındı. Toplantıda bir açıklamada bulunan Vali Köşger, "Kamunun hakkını korumakta kararlıyız. İlimizin cazibe merkezi olan bu bölgelerimizi koruma sorumluluğuyla hareket ediyor ve çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Seyhan Baraj Gölü çevresi ve diğer alanlarda toplamda 135 işgali yıktık, yaklaşık 100 işgalin önüne geçtik. İşlemleri devam eden 97 işgalle ilgili süreç de titizlikle yürütülüyor. Karataş’taki kamu arazilerinde de aynı şekilde çalışmalarımız sürüyor" dedi. İdare aleyhine açılan yürütmeyi durdurma ve tahliye masraflarına ilişkin davaların tamamının idare lehine sonuçlandığını belirten Vali Köşger, "Bu süreçte işgalcilere 482 bin 467 TL masraf tahakkuk ettirdik. Ayrıca, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’na muhalefet eden 4 işgalciye de 371 bin 727 TL para cezası uygulandı" ifadelerini kullandı. Konuyla ilgili kurum temsilcileriyle düzenli olarak toplantılar yapıldığını vurgulayan Vali Köşger, "Oluşturulan Tahliye Komisyonunca, işgal tespitleri yapılarak gerekli işlemler yürütülüyor. İşgallerin sonlandırılması için önce işgalciye 5 günlük süre tanınıyor, sürenin dolmasının ardından gerekli güvenlik önlemleri alınarak tahliye işlemleri gerçekleştiriliyor. Kamu gücüyle yapılan tahliyelerin masrafları da işgalcilerden tahsil ediliyor" diye konuştu. Vali Köşger, kamu arazilerinin korunması için denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceğini vurgulayarak, "Devletin malını izinsiz kullanmaya çalışanlara asla müsamaha göstermeyeceğiz, kamunun hakkını sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz" dedi.
Adana ATÜ, dijital dönüşümünde hız kazandırdı
19 Şubat 2025 Çarşamba - 12:23 Adana ATÜ, dijital dönüşümünde hız kazandırdı Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, "Üniversitemizin Yeşil Kampüs olması yolunda mevcut binalarımızın tamamında Güneş Enerji Santrali kurma yolundaki hedeflerimize ulaşmada sona yaklaşmış durumdayız" dedi. Rektör Sözen, üniversitenin 2026-2030 stratejik planı ve hayata geçireceği projelerle ilgili basın toplantısında gazetecilerle bir araya geldi. "Akademik kadromuzu güçlendireceğiz" Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin dijital dönüşümü benimsediğini bildiren Rektör Sözen, "Üniversitemiz, eğitimde dijital dönüşümü hızla benimsedi ve bunu daha da ileriye taşımayı hedefliyor. Gelecekte öğrencilerimiz, sadece teorik bilgiyi değil, aynı zamanda pratik becerileri de geliştirebilecekleri teknoloji destekli eğitim alacaklar. Dijital platformlar, sanal laboratuvarlar ve interaktif eğitim materyalleri ile öğrencilerimize modern ve esnek bir öğrenim deneyimi sunacağız. Ayrıca, akademik kadromuzu güçlendirerek, öğretim üyelerinin güncel teknoloji trendlerine adapte olmalarını sağlayacağız" ifadelerini kullandı. "Start-up ekosistemimizi genişleteceğiz" Girişimciliğin üniversitenin önemli bir parçası olacağına vurgu yapan Rektör Prof. Dr. Adnan Sözen, daha sonra şunları söyledi: "Girişimcilik üniversitemizin önemli bir parçası olacak. Öğrencilerimize akademisyenlerimize yenilikçi fikirlerini hayata geçirme fırsatları sunarak, start-up ekosistemimizi genişleteceğiz. Bilimsel ve teknolojik bilgiyle desteklenen girişimcilik projelerini hızlandıracak, girişimcilerin ihtiyaç duyduğu altyapıyı ve mentorluk desteğini sağlayacağız. Üniversitemizde oluşturacağımız hızlandırıcı programlar, geleceğin girişimcilerini yetiştirecek. Öğrencilerimizin kulüp faaliyetlerini güçlendirerek becerilerini sizler aracılığıyla duyurmaya çalışacağız. Bilim ve teknoloji alanında küresel bir üniversite olma hedefimiz doğrultusunda, uluslararası işbirliklerini artıracağız. Yabancı üniversitelerle ortak araştırma projeleri geliştirecek, öğrenci ve akademisyen değişim programlarını genişleteceğiz. 2025 Ocak ayı itibari ile başlayan yaklaşık 1.5 milyon bütçeli AB projelerimizle daha fazla ortak ülke ve daha fazla akademik iletişim sağlayarak uluslararasılaşma çalışmalarımızı hızlandıracağız. Ayrıca, uluslararası bilimsel konferanslara ev sahipliği yaparak, üniversitemizin küresel anlamda daha fazla tanınmasını sağlayacağız." "Çevre dostu üniversite olacağız" Çevre dostu teknolojileri üniversiteye entegre edeceklerini belirten Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, "Bilim ve teknoloji alanında geliştireceğimiz projelerin toplumsal sorunlara çözüm sunmasını sağlayacağız. Çevre dostu teknolojiler, yenilenebilir enerji kaynakları, sürdürülebilir kalkınma alanlarında yapılacak çalışmalar, üniversitemizin toplumsal sorumluluklarını yerine getirmesini sağlayacak. Üniversitemizin bilimsel katkıları yalnızca akademik dünyayla sınırlı kalmayacak, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda doğrudan fayda sağlayacaktır. Üniversitemizin Yeşil Kampüs olması yolunda mevcut binalarımızın tamamında Güneş Enerji Santrali kurma yolundaki hedeflerimize ulaşmada sona yaklaşmış durumdayız. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Dünya Bankası destekli GES Santrali kurma projesinin de ihale aşamasına geçmesiyle ‘Kendi elektriğini üreten üniversite’ hedefimize ulaşmış olacağız" ifadelerini kullandı.
Kurnaz: "2025 yılı ülkemiz için kalkınma yılı olacaktır
19 Şubat 2025 Çarşamba - 12:22 Kurnaz: "2025 yılı ülkemiz için kalkınma yılı olacaktır Gelir İdaresi Strateji Geliştirme Daire Başkanı Serkan Kurnaz, vergilerin gününde ve kesintisiz ödemek gerektiğinin altını çizerek, "2025 yılı ülkemiz için kalkınma yılı olacaktır" dedi. Gelir İdaresi Strateji Geliştirme Daire Başkanı Serkan Kurnaz, Adana Defterdarı Ahmet Balıkcı ve Gelir İdaresi Grup Başkanı Osman Kırbaş ile beraberindeki heyet, Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED)’e nezaket ziyaretinde bulundu. DAİMFED Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu ve yönetim kurulunun hazır bulunduğu ziyarette, Kurnaz, Balıkcı ve Kırbaş’a federasyonun çalışmaları hakkında bilgiler verildi. "2025 yılı ülkemiz için kalkınma yılı olacak" Maliye Bakanlığı’nın talimatlarıyla Odaları, Sivil Toplum Kuruluşlarını ziyaret etmeye gayret ettikleri belirten Gelir İdaresi Strateji Geliştirme Daire Başkanı Serkan Kurnaz, misafirperverliğinden dolayı DAİMFED’e teşekkür etti. 2024 yılının zorlu geçtiğini ifade eden Kurnaz, deprem konusuna değinerek, kamu maliyesi anlamında bir takım tedbirler alınsa da, vatandaşların üzerine çok ciddi yükler getirmemeye özellikle gayret ettiklerini ifade etti. Kurnaz sözlerine şöyle devam etti: "Öncelikle sizlere Maliye Bakanımızın selamlarını getirdim. Bakanlık olarak illerimizdeki önemli STK’larımızı ziyaret ediyoruz. DAİMFED olarak sizleri ve paydaşlarınızı önemsiyoruz. Ülkemizde vergi kutsallığı her daim, her kesimde devam etmektedir. 2025 yılı ülkemiz için kalkınma yılı olacaktır. Vergilerinizi gününde ve kesintisiz ödemeniz gereklidir." Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu’nun yapmış olduğu başarılı çalışmalarla inşaat sektörünün yeniden yükselişe geçtiği ifade eden Adana Defterdarı Ahmet Balıkcı ise "DAİMFED bizim için her daim önem arz etmektedir. Çünkü DAİMFED’in üst çatı kuruluşu olması sebebi ile muhataplığımız teke inmiştir. Sektörü yakından takip etmeye devam edeceğiz. Olağanüstü Yönetim Kurulu’nda seçilen yeni yönetime de çalışmalarında başarılar diliyorum" şeklinde konuştu. Balıkcı, Mart ve Nisan aylarında verilecek yıllık beyanname verme döneminin yaklaştığına dikkati çekerek mükelleflerin beyan sonrası herhangi bir cezalı durum ile karşılaşmaması için gerçek gelirlerini beyan etmeleri konusunda hassasiyet göstermelerini istedi. "Göstermiş olduğunuz hizmetlere müteşekkiriz" Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren DAİMFED Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu da, "Hızlı, nitelikli hizmet ve ulaşılabilirlik, sektörümüz için başarı getirecek bir olgudur. Gelir İdaresi Dairesi Başkanımız Serkan Kurnaz nezdinde tüm kurul üyelerine, devlet ile mükellefler arasındaki hukuksal çerçevede göstermiş olduğunuz hizmetlerden dolayı müteşekkiriz" dedi.
Koyun ve kuzuların muhteşem buluşması
19 Şubat 2025 Çarşamba - 11:02 Koyun ve kuzuların muhteşem buluşması Adana’nın Kozan ilçesinde koyun ve kuzuların buluşması dron ile görüntülendi. Hayvancılık yapan 35 yaşındaki Murat Demiröz, üretici devlet desteği alarak büyüttüğü 900 koyunu için zorlu mesaisini sürdürüyor. 600 kuzunun da yeni doğduğunu anlatan Demiröz, koyun ile kuzunun doğumdan bir hafta sonra bir araya geldiğini ardından anne ve kuzuların ayrılarak zaman zaman bir araya geldiğini söyledi. Koyun ve kuzuların bir araya gelmesinde özel görüntülerin ortaya çıktığını anlatan Demiröz, "Kışın Kozan’da yazın Kayseri’de ikamet ediyoruz. Şu an doğumlarımız oldu ve hala devam ediyor. 900 civarı anaç koyunumuz 600 civarı kuzumuz oldu. Allah vergisi doğumla birlikte anne ile aralarında bir bağ gelişiyor ve anneler ile kuzular birbirlerini seslerinden tanıyarak sürünün içinden bulabiliyor. Buluşma günde sabah ve akşam olmak üzere iki kez. Yüzde yirmi oranında ikiz koyun oluyor" dedi. Gençlerin şu an daha çok sosyal medya ve masa başı işi tercih ettiğine dikkat çeken Demiröz, şöyle devam etti: "Köylerde bu işi yapan da az kaldı. Çoban bulma sıkıntısı da var. Çobanlık zor iş. Bu işi kendin yaparsan ve seversen hem keyif alırsın hem de para kazanırsın. Bizim hayvanlarımızı damızlık ve et olarak değerlendiriyoruz. Sürüyü yenilemek için ayırdıklarımız var. Damızlık vasfını yitirenleri ise kesime yolluyoruz." 1 haftalık doğum yapan koyunlar yavruları ile ayrı bölümlerde bir arada kalırken, koyunların kuzular ile buluşması sonrası ahırlarda hazırlanan yemler besleniyor. Ardından ise özel ilgiyle bakımları yapılıyor ve sağlık kontrollerinden sık sık geçiriliyor.
Esnaftan 35 milyon TL haraç isteyen  ‘Duygusuzlar’ çetesi çökertildi
19 Şubat 2025 Çarşamba - 10:14 Esnaftan 35 milyon TL haraç isteyen ‘Duygusuzlar’ çetesi çökertildi Adana’da esnaftan toplam 35 milyon TL haraç isteyip alamayınca da iş yerlerini kurşunlayan ‘Duygusuzlar’ çetesi Gasp Büro Amirliği ekiplerince çökertildi. Çete üyesi 10 kişi polis tarafından yakalanırken 7’si tutuklandı. Çetenin hafif makineli tüfek ve tabanca ile yaptığı saldırılar ise kameralara yansıdı. Kentte kendilerini ‘Duygusuzlar’ olarak tanıtan çete üyelerinin oto tamircisi V.K.’yı (66) arayıp, "Biz duygusuzlarız size ceza kestik 15 milyon TL vereceksiniz. Bu parayı ödeyeceksiniz" dediği iddia edildi. V.K. parayı ödemeyi kabul etmedi. Bunun üzerine çete üyelerinden Efehan Ö. (20) ve Ramazan K. (19), 6 Şubat’ta Seyhan ilçesine bağlı Yeşiloba Mahallesi’nde V.K.’nin iş yerine gelerek hafif makineli tüfekle ateş açıp, kaçtı. Zanlılar olaydan saatler sonra da telefon tamirciliği yapan A.S.’yi (56) arayıp 10 milyon TL haraç istedi. Olumsuz yanıt alan Ramazan K. ve Hakan O. (22) A.S’nin Yüreğir ilçesine bağlı Ulubatlı Hasan Mahallesi’ndeki deposuna hafif makineli tüfekle ateş açıp, kaçtı. 15 Şubat’ta çete üyeleri bu sefer de oto galerici K.Ç.’yi (24) arayıp 10 milyon TL haraç istedi. K.Ç. parayı vermeyince Sarıçam ilçesine bağlı Yeni Mahalledeki oto galeriye gelen Ramazan K. tabanca ile ateş açarak kaçtı. Yaşanan kurşunlanma olayları ise anbean güvenli kameralarına yansıdı. Gasp polisleri çeteyi çökertti Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı Gasp Büro Amirliği ekipleri şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı. 500 saatlik görüntü izleyen polis çete üyelerinin kimliklerini belirledi. Musa K.’nin (24) çeteye liderlik yaptığı öne sürülürken polis, Ramazan K., Efehan Ö., Hakan O., Emrullah T. (26), İbrahim G. (20), T.C.Ü (16), Hakan G. (19), Salih G. (16) ve Cengiz T.’nin (18) adreslerine operasyon yaptı. Yapılan operasyon çetenin 10 üyesi de yakalandı. Şüphelilerin adreslerinde olaylarda kullandığı hafif makine tüfek, ruhsatsız tabanca, kar maskesi, kask ve eldivenler de ele geçirildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk şüphelilerden Musa K., Ramazan K., Efehan Ö., Hakan O., Emrullah T., İbrahim G., T.C.Ü. tutuklanırken Hakan G., Salih G. ve Cengiz T. adli kontrol şartıyla serbest kaldı.
Kış aylarında şalgam tüketimi yüzde 40 arttı
19 Şubat 2025 Çarşamba - 09:39 Kış aylarında şalgam tüketimi yüzde 40 arttı Türkiye’de soğuk havanın etkisini sürdürmesi ile bağışıklık sistemini güçlendirici özelliğe sahip şalgam suyuna talep yüzde 40 arttı. Avrupa başta olmak üzere 30’un üzerinde ülkeye ihraç edilen şalgam suyu, kış aylarında bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği ve kendine has aromasıyla sofralarda en çok tercih edilen sağlıklı içecekler arasında yer alıyor. Şalgamcılar ise hem yurt içinde hem de yurt dışında sayısız faydası olan şalgamı, daha fazla kişiyle tanıştırmak ve geleneksel lezzetin bilinirliğini artırmak üzere çalışıyor. Siyah havuç ve özel mayayla hazırlanan, bağışıklık sistemini güçlendirmesinin yanı sıra lezzetinden dolayı birçok kişi tarafından tercih edilen şalgam, kent ve ülke ekonomisine de ciddi katkı sağlıyor. "A vitamini çok önemlidir" Konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na konuşan Büyük Usta & Serfressh Şalgam firması Gıda Mühendisi Sıla Satıcı, şalgamın faydalarından bahsederek, "Yapımında çok büyük emekler harcadığımız, hiçbir koruyucu ve katkı maddesi kullanmadan, her fıçıyı geleneksel yöntemlerle karıştırdığımız şalgamımızın fermantasyon süreci yaklaşık 25-30 gün sürmektedir. Şalgamın içerisinde bulunan mor havuçtaki antosiyanin pigmentleri sağlık açından önemli bir rol oynamaktadır. Ayrıca mor havuçta bulunan beta karoten, A vitaminin ön maddesidir ve vücuda alındığında A vitaminine dönüşen bir pigmenttir. A vitamini ise göz sağlığı, bağışıklık sistemi, cilt sağlığı, kalp ve böbrek sağlığı için vücuda alınması gereken önemli bir vitamindir" ifadelerini kullandı. "Şalgam 4 mevsim tüketilmeli" Şalgamın 4 mevsim tüketilmesi gereken bir içecek olduğuna dikkat çeken Satıcı, daha sonra şunları söyledi: "Lezzetinden ve insan sağlığına olan faydalarından dolayı ürünlerimize doğal sarımsak ekliyoruz. Sarımsak, bağırsaktaki faydalı bakterileri besleyen bir diyet lifi biçimi olan prebiyotiği barındırmaktadır. Tüketildiğinde insan bağışıklığını güçlendirmesi, vücuttaki iltihabı azaltması, hastalıklardan koruması, kalp hastalığı riskini azaltması, kanser hücreleri ile mücadele etmesi gibi faydaları bulunmaktadır. Sarımsağın bu faydalarından dolayı özellikle kış aylarında şalgam daha çok tercih edilmektedir. Ancak insan sağlığına faydalarından dolayı 4 mevsim tüketilmesi gereken bir içecektir. Şalgamda kullandığımız kaya tuzu ise sofra tuzundan farklı olarak magnezyum, kalsiyum ve potasyum gibi mineralleri barındırdığı için vücudun elektrolit dengesini korur." "Şalgamlarımız gluten içermiyor, çölyak hastaları da tüketebilir." Büyük Usta & Serfressh Şalgam firması Gıda Mühendisi Evren Şekeroğlu ise ürettikleri şalgamın gluten içermediğini vurgulayarak, "Şalgamlarımız gluten içermemektedir. Fermantasyon süreci başlangıcında bulgur unu ile hazırlanan ekşi hamur, özel bez torbalarla fıçılarımızın içine atılır. Yaklaşık 25-30 gün sonra bu torbalar çıkarılır ve doluma hazır hale gelen şalgam, metal filtrelerimizden geçerek muhtemel yabancı veya katı maddelerin tutulması sağlanır. Gluten de buğdayın bir proteini olduğu için, suda çözünmemektedir ve şalgamlarımızda bulunmamaktadır. Bunlar analiz ve testlerle düzenli olarak doğrulanarak, etiketlerimizde Gluten İçermez yazabilmekteyiz. Bakanlıktan bununla ilgili izinlerimiz de bulunmaktadır. Çölyak hastaları ve gluten intoleransı olan bireyler ürünlerimizi rahatlıkla tüketebilir" dedi. "Şalgamın birçok faydası var" Şekeroğlu, şalgamın probiyotik bir ürün olduğunu anlatarak, "Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından probiyotik olarak tüketilmek üzere önerilen Laktik asit bakterileri, fermente gıdalarda bulunan bir bakteri çeşididir ve Adana şalgamına özgü olan ekşi tadı sağlamaktadır. Probiyotik kullanımı mide ve sindirim sistemiyle ilgili sorunların giderilmesine yardımcı olur. Bağırsakta yaşayan iyi ve kötü bakteriler arasında bir denge kurulması ve iyi bakterilerin sayısının artması, sindirimi sağlayan enzimleri aktive ederek ishal, kabızlık, gaz ve şişkinlik gibi problemlerin önlenmesini sağlar" dedi. "Dört mevsim buzdolabından eksik edilmemeli" Kış aylarında şalgam tüketiminin arttığına vurgu yapan Şekeroğlu, "İnsanların pandemi dönemi sonrasında metabolizmaya yararlı ve hastalıklardan korunmaya yardımcı olan Şalgama yönelimleri Türkiye’de soğuk havaların etkisini sürdürmesiyle yaklaşık yüzde 40 oranında artmıştır. Şalgam, bölgesel olmaktan çıkmış, Türkiye’nin her yerinde sıkça tüketilen bir fonksiyonel gıda yani fermente içecek olmuştur. Özellikle et ve hamur işlerinin yanında tüketilen Adana Şalgamı, Türkiye’nin dört bir yanında her sofraya sağlık ve lezzet katmasının yanı sıra Avrupa başta olmak üzere 30’un üzerinde ülkeye ihraç edilmektedir. 4 mevsim mutlaka buzdolabınızdan eksik etmemeniz gereken bir içecek olduğunu hatırlatırız" diye konuştu.
"Zirai dona karşı dikkatli olalım"
19 Şubat 2025 Çarşamba - 09:29 "Zirai dona karşı dikkatli olalım" Adana’da Meteoroloji tarafından yapılan son değerlendirmelere göre, 21-24 Şubat tarihlerinde Adana genelinde zirai don beklenirken, Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "Çiftçilerimizin olası zararları en aza indirmek için gerekli tedbirleri vakit kaybetmeden almaları gerekmektedir" dedi. Zirai donun özellikle narenciye, seracılık ve erken ekimi yapılan tarım ürünleri üzerinde ciddi zararlara yol açabileceğini anlatan Doğan, bu kapsamda, çiftçilerin alabileceği başlıca önlemleri şöyle sıraladı: "Yeraltı sulama sistemleri olan çiftçilerimizin bu sistemlerini devreye almaları, rüzgar pervanesi bulunan çiftçilerimizin pervane bakımlarını yaptırmaları ve hazır bekletmeleri, seralarda plastik örtülerin altında tül örtü kullanılması veya açık alanlardaki bitkilerin uygun malzemelerle örtülmesi." Doğan, geçmiş yıllarda Adana’da meydana gelen zirai don olaylarının, tarım sektörüne büyük zararlara yol açtığını belirterek, "Özellikle 2014 ve 2015 yıllarında yaşanan don hadiseleri, narenciye ve meyve üretiminde ciddi kayıplara neden olmuştur. 2015 yılında gerçekleşen don, bazı ürünlerde yaklaşık yüzde 30 oranında üretim kaybına yol açmıştır. Ayrıca, 2022 yılında Mart ayında yaşanan don olayları, başta narenciye olmak üzere, patates, domates, şeftali, nektarin, erik, karpuz ve kavun gibi tarım ürünlerine zarar verdi" diye konuştu. Doğan, geçmiş deneyimlerden yola çıkarak çiftçilerin bu tür olaylara karşı daha bilinçli ve hazırlıklı olması gerektiğini ifade etti. Bu süreçte çiftçilerin tarlalarını ve seralarını daha yakından takip etmeleri, meteorolojik tahminleri düzenli olarak izlemeleri gerektiğini vurgulayan Doğan, "Çiftçilerimizin emeklerinin zarar görmemesi için bu tedbirlerin titizlikle uygulanmasını rica ediyorum. Tüm üreticilerimize bol bereketli bir sezon dilerim" dedi.
"İyileşmeyen ayak yaraları kangrene yol açabilir"
19 Şubat 2025 Çarşamba - 09:13 "İyileşmeyen ayak yaraları kangrene yol açabilir" İyileşmeyen ayak yaralarının hastalarda kangrene ve hatta ölüme yol açabileceğine dikkat çeken Girişimsel Radyoloji Hekimi Dr. Bilal Kaya sigara içenlerin, diyabet hastalarının, yüksek tansiyon ve kolesterolü olanların risk grubunda yer aldığını söyleyerek bu kişilerin dikkatli olmaları uyarısında bulundu. Acıbadem Adana Hastanesi Girişimsel Radyoloji Hekimi Dr. Bilal Kaya özellikle diyabet hastalığı olanlarda ve sigara içenlerde görülen iyileşmeyen ayak yaraları hakkında önemli bilgiler verdi. İyileşmeyen bu ayak yaralarının hastalarda kangrene ve hatta ölüme kadar gidebilen sorunlara yol açtığını belirten Dr. Kaya "Bu hastalarda kalp damarlarında da sıklıkla problem yaşanır. Benzer şekilde kalp dışındaki boyun, şah damarı, kollar böbrek ve diğer iç organa giden damarlarda darlık ve tıkanıklıklar gözlenmektedir. Temelinde damar sertliği olan bu durum 50 yaşın üzerinde her 100 kişiden 5 ila 15’inde görülmekte ve yaş ilerledikçe görülme sıklığı artmaktadır" dedi. Periferik damar hastalığının kalp ve beyin dışındaki tüm kan damarların (atardamar) hastalıkları anlamına geldiğini anlatan Dr. Kaya "En sık neden ateroskleroz yani damar sertliğidir. Bacak damar hastalıklarında en yaygın şikayet yürümek, koşmak, merdiven çıkmakla meydana gelen ve dinlenme ile geçen ağrıdır. Zamanla ağrı istirahat sırasında bile hissedilir hale gelir. Sonrasında ise iyileşmeyen yaralar ve kangren görülür" diye konuştu. "Atardamarlar esnekliğini kaybedip kalınlaşır" Sağlıklı arterler yani atardamarların esnek, güçlü ve elastik olduğunu ifade eden Dr. Kaya zaman içinde arterin maruz kaldığı basıncın artması ve yağ birikmesiyle arter duvarlarının kalınlaşıp esnekliğini yitirdiğini hatta bazen kan akımı bozulup kesintiye uğradığını, bu duruma da "ateroskleroz" denildiğini dile getirdi. Aterosklerozun genelde bir kalp problemi olarak bilinse de kol ve bacaklara giden damarları tutarak periferik arter hastalığı olarak bilinen tabloya, kalp arterlerini tuttuğunda kalp krizine ve beyin damarlarını tuttuğunda inme ve felçlere, büyük damar tutulumlarında ise anevrizmalara yol açabileceğini vurguladı. Dr. Kaya damar sertliğine yol açan risk faktörlerini "sigara içmek, diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, erkek olmak ve ailede bu hastalığa rastlanması" olarak sıraladı. Damar tıkanmasına yol açan faktörlerden sigaranın "engellenebilir" bir neden olduğunun altını çizdi. "İlk şikayetler ‘Vitrin hastalığı’ ile başlıyor" Halk arasında "vitrin" hastalığı olarak da bilinen, yürümekle ortaya çıkan baldır veya kalça ağrısının (kladikasyo) genellikle ilk gözlemlenen şikayet olduğunu belirten Dr. Kaya "Hastaların bu ağrısı belli bir süre dinlenmekle geçer ve aynı mesafeyi yürüdüğünde tekrar ağrı oluşur. Bu aşamada bacaklardaki damar darlıkları veya tıkanıklıkları dokuların beslenmesini bozacak kadar artmıştır ancak yara oluşmasına neden olacak kadar ciddi değildir. Ancak damarlardaki problemler arttıkça şikayetlerin şiddeti de artar ve artık istirahatte bile ağrı oluşmaya başlar" dedi. İstirahat sırasında bile geçmeyen ağrının ciddi sağlık sorunlarının habercisi olduğunu ifade eden Dr. Kaya bu hasta grubunda ayakta herhangi bir nedenle oluşabilecek yaranın, dokuların beslenmesi yetersiz olduğu için iyileşemeyeceğini, giderek büyüyeceğini ve eklenen enfeksiyonlar ile hastanın hayatını bile tehdit edecek seviyeye çıkabileceğini anlattı. Bu yüzden özellikle şeker hastalarının ve sigara içenlerin bacak damarlarının sağlığını kontrol ettirmeleri gerektiği uyarısında bulundu. "Hastaya göre tedavi yaklaşımı esastır" Bu damar hastalıklarının tanı sürecine değinen Dr. Kaya muayeneye ek olarak BT ve MR anjiografi yöntemlerinin, ayrıca hem tanı koyup hem de tedaviyi planlamayı sağlayan Dopler USG yönteminin uygulandığını ifade etti. Tedavide "hastaya göre" yaklaşımın esas olduğunu vurgulayan Dr. Kaya şunları dile getirdi: "Yaşam ve beslenme şeklinin değiştirilmesi, düzenli egzersiz, ilaç tedavisi olmazsa olmazlardır. Damarın hangi seviyesinin etkilendiğine bağlı olarak cerrahi veya anjiyo ile tedavi seçenekleri mevcuttur. Anjiyo ile tedavilerin gelişen teknolojik imkanlarla birlikte başarıları oldukça artmıştır. Yürüme ile meydana gelen bacak ağrısının ortadan kaldırılması, istirahat ağrısının giderilmesi, yara iyileşmesinin sağlanabilmesi ve dolayısıyla ayağın kesilmeden kurtarılması anjiyografik yöntemler ile sağlanabilmektedir". Cerrahiye kıyasla riskleri daha düşük olan anjiyografik yöntemler ile iyileşmeyen ayak yaralarının iyileşmesinin sağlanabileceği ve ayağın kurtarılabileceğini söyledi.