Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Adana
Şehit annesinin "ev mağduriyeti" iddialarına müteahhitten yanıt
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:38:35
Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde 2006 yılında bölücü terör örgütü PKK ile girilen çatışmada şehit olan Uzman Çavuş İsa Çiçek’in annesi Emine Çiçek’in (66) "ev mağduriyeti" iddialarına, müteahhit Timuçin Cankoy’dan açıklama geldi. Cankoy, ortaya atılan iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, sürece ilişkin tüm belgelerin savcılığa sunulduğunu ifade etti. Şehit annesi Emine Çiçek, oğlunun şehit olmadan önce kredi çekerek aldığı evin müteahhit tarafından alındığını, kendilerine 2 daire ve 1 iş yeri sözü verildiğini ancak yalnızca bir daire verildiğini, ayrıca 7 aydır apartmanda elektrik olmadığı için evinde oturamadığını iddia etmişti. İddialar üzerine açıklama yapan müteahhit Timuçin Cankoy ise, "Burası 2017 yılında ruhsatı alınmış bir yapıdır. Emine Çiçek, Yılmaz ve Hüseyin isimli 3 kişi arsa sahibidir. Bir müteahhit ile anlaşmışlar ve bu kişi burada 20 bağımsız bölüm çıkarmıştır. Bu 20 bağımsız bölümden Emine hanıma 4 daire 1 dükkan, Yılmaz’a 2 daire 1 dükkan, Hüseyin’e ise 2 daire 1 dükkan verilmek üzere müteahhit bu yerleri kendilerine satmıştır. Ancak müteahhit bu yerleri sattıktan sonra kaçmıştır. 2021 yılında başka bir müteahhit ile anlaşılmış, fakat pandemi dönemine denk geldiği için o da iflas ederek işi bırakmıştır. 2022 yılının sonunda beni buldular. İkinci müteahhit ile anlaştığınız gibi bana daire ve para borçlarını verirseniz, ben kar etmeden bu işi bitireyim dedim. 2023 yılında binayı oturulabilir hale getirdim. ’Müteahhit kandırdı’ iddiası ortaya atıldı ancak bütün belgeler elimdedir ve savcılığa teslim edilmiştir" dedi. Cankoy, şehit annesine 4 daire ve 1 dükkan devredildiğine dikkat çekerek şunları kaydetti: "Bu devredilen yerler Emine Çiçek adına tapuda kayıtlıdır. 3 daire ve 1 dükkan, kendi oğlu tarafından vekaletle satılmıştır. ‘Annemiz evimde oturamıyorum’ diyerek ağlamıştır. Ancak bu dairelerde 2024 itibarıyla yaşam başlamıştır. Ben, şantiye elektriğimi kullanmalarına dahi izin verdim. Oradan beton ya da demir parası talep etmedim. Sadece kendi yaptığım işlerin ücretini talep ettim. Bunları da bir WhatsApp grubu kurarak yaptığım tüm işleri kayıtlı şekilde gösterip ispatladım. Bu binada iskan yoktur ve şu an kaçak yapı durumundadır. Burayı ben şikayet etmedim. Oradaki asansörleri ben halka açmadım, ancak kullanılıyor. Asansör düşer ve biri hayatını kaybederse bunun tek sorumlusu benim. Bu nedenle belediyeye başvuru yaptım. Asansör ve elektrik tesisatlarıyla ilgili henüz denetim ve halka arz yapılmamıştır. Buna rağmen kullanım vardır, yerinde denetlenmesini talep ettik. Diyarbakır’da iskanı alınmış bir bina yandı. Her şey yapılmış olmasına rağmen tesisat kontrolden geçmediği için müteahhitler 8 aydır cezaevindedir. Sarıçam Belediyesi’ne ve orada hak sahibi olanlara defalarca ‘gelin bu işin çözümünü anlatayım, çözüm yolu bulalım’ dedim." Cankoy, "2024-2025 yılları içerisinde aileler oturdu ve benim elektriğimi kullandılar. Bir kısım ödeme yapılmadığı için adıma icra açıldı. Emine Çiçek ‘oturacak yerim yok’ dedi. Ancak 2024-2025 yılında birinci kattaki kendisine ait olan daireyi oğlu kiraya verdi. Oğluna sorsun, neden kiraya verdin de beni burada oturtmadın diye" ifadelerini kullandı. Öte yandan, taraflar arasındaki anlaşmazlığın yargıya taşındığı öğrenildi.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:20
Yüreğir Belediyesi, filosuna 3 yeni araç ekledi
Yüreğir belediyesi, araç filosunu genişleterek 3 yeni aracı hizmete aldı. Yüreğir Belediyesi, araç filosunu genişletmeye devam ediyor. Bu kapsamda vatandaşlara daha hızlı ve etkin hizmet sunmak amacıyla belediye bünyesine 3 yeni araç kazandırıldı. Konuya ilişkin yaptığı açıklamada sahadaki hizmet kapasitesini artırmayı hedeflediklerini ifade eden Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, araç filosunu büyütmeye yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti. Başkan Demirçalı, "Vatandaşlarımıza daha hızlı ve kaliteli hizmet sunabilmek adına araç filomuzu güçlendirmeye devam ediyoruz. Son olarak 3 yeni aracımızı daha hizmete aldık. Hedefimiz, yeni araç sayımızı kısa süre içerisinde 35’e yükseltmek" dedi. Yeni araçların hizmete alınmasıyla birlikte sahadaki çalışmaların daha verimli hale geleceğini vurgulayan Demirçalı, Yüreğir’in her noktasına eşit ve etkin hizmet ulaştırmak için yatırımların süreceğini ifade etti.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:06
İstanbul Lider Koleji’nden uluslararası eğitim iş birlikleri
İstanbul Lider Koleji, eğitim vizyonunu uluslararası akademik iş birlikleriyle güçlendirerek 2 üniversite ile iş birliği protokollerine imza attı. İstanbul Lider Koleji, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin köklü yükseköğretim kurumlarından Doğu Akdeniz Üniversitesi ile sanat ve tasarım alanında öne çıkan Arkın Sanatlar ve Tasarım Üniversitesi (ARUCAD) ile önemli iş birliği protokollerine imza attı. Protokoller, İstanbul Lider Koleji İcra Kurulu Başkanı Filiz Kepme’nin katılımıyla gerçekleştirildi. İmzalanan anlaşmalar kapsamında İstanbul Lider Koleji öğrencilerinin akademik gelişimlerini destekleyecek, uluslararası perspektif kazandıracak ve gelecek hedeflerine daha güçlü adımlarla ilerlemelerini sağlayacak çeşitli fırsatlar sunulması planlanıyor. İş birlikleri sayesinde öğrencilerin üniversite düzeyindeki akademik çalışmalarla erken yaşta tanışmaları ve küresel ölçekte rekabet edebilecek donanımlar kazanmaları hedefleniyor. Sanat, tasarım, iletişim ve sahne sanatları gibi alanlarda özgün üretimi merkeze alan ARUCAD ile gerçekleştirilen protokol kapsamında ise öğrencilerin disiplinlerarası bakış açısı kazandıracak ve uluslararası platformlarda kendilerini ifade edebilecekleri yeni imkanlar sunulacak. Konuyla ilgili açıklamada bulunan İstanbul Lider Kolejleri İcra Kurulu Başkanı Filiz Kepme, eğitimde kaliteyi ve sürdürülebilir başarıyı odağına alan bu tür iş birliklerinin artarak devam edeceğini belirterek, Türkiye’de ve yurt dışında farklı üniversitelerle yapılacak yeni anlaşmalarla öğrencilerin akademik gelişimlerinin desteklenmeye devam edeceğini ifade etti. Kolej, yenilikçi eğitim vizyonu ve farklı yaklaşımıyla Türkiye’de öncü uygulamalara imza atmayı sürdürüyor.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 09:52
Kozan semalarında leyleklerin göç yolculuğu mest etti
Adana’nın Kozan ilçesinde baharın habercisi olarak bilinen leyleklerin göçü gökyüzünde renkli görüntüler oluşturdu. Kozan’da onlarca leylek, bahar göçü sırasında sürüler halinde uçarak gökyüzünü adeta şenlendirdi. Süzülerek ilerleyen leylekler, hem doğaseverlerin hem de vatandaşların ilgisini çekti. Gökyüzünde oluşturdukları görsel şölenle dikkat çeken leylekler, bölgeden geçişleri sırasında kameraya yansıdı. Baharın gelişini müjdeleyen leyleklerin zarif uçuşu izleyenleri hayran bıraktı.
10 Şubat 2025 Pazartesi - 09:50
Adana’da 3 milyon gümrük kaçağı makaron ele geçirildi
Adana’da bir kamyonette 3 milyon gümrük kaçağı makaron ele geçirildi, olayla ilgili 1 kişi tutuklandı. İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Sarıçam ilçesinde şüphe üzerine bir kamyoneti durdurdu. Araçta yapılan aramada piyasa değeri 1 milyon 750 bin TL olan 3 milyon gümrük kaçağı makaron ele geçirildi. Araca el konulurken yakalanan 1 şüpheli çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
10 Şubat 2025 Pazartesi - 09:48
Uyuşturucu satıcısı kırmızı ışıkta beklerken yakalandı
Adana’da narkotik polisleri uyuşturucu taşıdığını tespit ettiği hafif ticari araçtan kırmızı ışıkta yaptığı aramada 994 uyuşturucu hap ele geçirdi. Gözaltına alınan bir şüpheli tutuklandı. Adana Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Ömer A.’nın (27) uyuşturucu ticareti yaptığını tespit etti. Bunun üzerine narkotik ekipleri söz konusu şüphelinin bulunduğu aracı takibe aldı. Yapılan takip sırasında, Ömer A.’nın kullandığı araç kırmızı ışıkta durdu. Narkotik polisleri aracın önünü bir anda keserek kaçma şansı tanımadı. Ömer A. ve Ramazan E. araçtan indirilerek ters kelepçe ile etkisiz hale getirildi. Araçta yapılan aramada ise 994 uyuşturucu hap ele geçirildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk olan şüphelilerden Ömer A. tutuklanırken, Ramazan E. adli kontrol şartıyla serbest kaldı.
10 Şubat 2025 Pazartesi - 09:33
Adana Demirspor: "4. hakeme kararımızı defalarca bildirdik"
Adana Demirspor kulübü, ligin 23. haftasında Galatasaray’a karşı oynadığı maçtan çekilmesine ilişkin açıklama yaptı. Mavi-Lacivertli kulüp, "Kararımız 4. hakeme defalarca gidilerek tebliğ edildi; ancak sahadaki yüksek sesten dolayı futbolcularımıza geç ulaşılması ve gereken adımların geç atılması nedeniyle süreç 30. dakikaya kadar uzadı" dedi. Trendyol Süper Lig’in 23.haftasında Adana Demirspor sahasında konuk olduğu Galatasaray’a karşı verilen penaltının haksız olduğunu belirterek maçtan çekildi. Konuya ilişki açıklamalarda bulunan Adana Demirspor Kulübü, "Trendyol Süper Lig’in 23. haftasında RAMS Park’ta Galatasaray ile oynadığımız karşılaşmanın 12. dakikasında takımımız aleyhine verilen haksız penaltı kararının ardından Adana Demirspor Kulübü olarak; VAR’ın çağırılması beklendi, VAR’dan çağrılma olmayınca Federasyon Başkanımız aranarak kendilerine sahadan çekilme kararımız bildirildi. Kararımız 4. hakeme defalarca gidilerek tebliğ edildi; ancak sahadaki yüksek sesten dolayı futbolcularımıza geç ulaşılması ve gereken adımların geç atılması nedeniyle süreç 30. dakikaya kadar uzadı. Bu karar; sistematik hale gelmiş bilinçli Hakem hatalarına ve adaletsizliğe karşı Kulübümüzün ortaya koyduğu bir tepkidir" dedi. "Hakem kararları, TFF ve MHK karşı yapılan operasyonlardan ibarettir" Kulüp yaptığı açıklamada, "Son yıllarda olduğu gibi, bu sezon da hakemlerin kararlarına karşı büyük bir sabır göstermemize rağmen; adil olmayan, hatalı ve yanlı kararlar artarak devam etmiştir. Adil olmayan, yanlı ve taraflı Hakem kararları bizlere karşı değil; Türkiye Futbol Federasyonuna (TFF) ve Merkez Hakem Kuruluna (MHK) karşı sistemli şekilde yapılan operasyonlardan ibarettir. MHK ve TFF’ye yönelik bu müdahaleler, Hakem hatalarını olağan bir durum haline getirmiş ve Futbolumuzun temiz kalmasını engellemiştir. Defalarca kez yanlı ve skandal kararların önüne geçilmesine yönelik kulüplerin serzenişleri yok sayılmış, Futbolumuzun adaleti engellenmiş, TFF’ye ve MHK’ye hedef alınan operasyonlar gerçekleştirilmiştir. Bugün de bu operasyonların bir tanesini yaşadık" dedi. "Metin Öztürk ve Okan Buruk’u şiddetli şekilde kınıyoruz" Adana Demirspor açıklamasında "Bugün yaşananlar, yalnızca Adana Demirspor’un değil, Türk Futbolunun geleceğinin nasıl bir çıkmaza sürüklendiğinin açık bir göstergesidir. Bugün aldığımız bu kararın, Galatasaray Kulübüne ve camiasına yönelik olmadığını özellikle belirtmek isteriz. Galatasaray gibi büyük bir Kulübün, maçın 12. dakikasında "kasten ayağını takarak" verilen bir penaltı kararına ihtiyacı olmadığı açıktır. Böylesine skandal kararlar, futbolun rekabet ruhuna ve adalet ilkesine ağır darbe vurmaktadır. Tüm bu düşüncelerimize ve yaklaşımımıza rağmen Galatasaray Spor Kulübü İkinci Başkanı Metin Öztürk ve Teknik Direktörü Okan Buruk’un maç sonrası açıklamalarını şiddetle kınadığımızı kamuoyuna bildiririz" sözleriyle devam etti. "Metin Öztürk, haddini aşmıştır" Mavi-lacivertli kulüp açıklamanın devamında, "Metin Öztürk’ün "Çok geride kaldılar, ne yapacaklarını bilemiyorlar, perişanlar, çaresizler Kabul ediyorum bu da onların kusuru, doğru düzgün bir yönetim seçselerdi, doğru düzgün yönetiliyor olsalardı bu durumda kalmazlardı" gibi cümleleri kastını aşmış ve bir takımın iç işleyişine karışma cüretini göstererek haddini de aşmıştır. Fatih Terim’den sonra Galatasaray tarihine ismini altın harflerle yazdırmasını beklediğimiz Okan Buruk Hoca’nın ise futbolcumuza karşı kendisine yakışmayan hareketlerle, adeta futbolcumuzu azarlayan tavırlarıyla talimat verircesine dikkat çeken jest ve mimikleri centilmenlikten uzak ve sportifliğe aykırı görüntüler sergilemiştir. Okan Buruk’u bundan sonraki süreçte sahalarda beden diline dikkat etmeye ve herkesin sevgisini kazanmaya davet ediyoruz. Bugünkü maç sonrası Galatasaray Kulübü’nden beklentimiz şu olurdu: Galatasaray Kulübü’nün haksız bir penaltıya ihtiyacı olmadığını, bu anlamda böyle bir penaltıya mahal veren hareketlerinden sonra tiyatrocu futbolcularına ceza vererek kadro dışı bıraktıklarını açıklamalarını beklerdik. Böyle bir tutum ile tüm futbol dünyası tarafından ayakta alkışlanabilirlerdi. Ayrıca hem Öztürk hem de Buruk’un, adeta mavi boncuk dağıtırcasına üstten bir bakış açısı ile Adana Demirspor taraftarları ve futbolcularına yönelik söylemlerini samimi bulmuyoruz. Adana Demirspor kurulduğu tarihten itibaren hem taraftarı, hem futbolcuları hem de yönetimi ile bir bütün olarak dik duruşu ile tüm haksızlıkların karşısında durmuştur. Adana Demirspor toplumsal ve sosyal olaylarda haklının yanında yer alarak her dönemde gündemde olmuştur. Adana Demirspor’un bugün bulunduğu duruma dikkat çekerek, Adana Demirspor’un bir oyunun içinde olduğunu ima etmek Galatasaray gibi güzide bir takımın yöneticilerine yakışmamıştır. Galatasaray yönetiminin bu talihsiz söylemlerini bir kez daha kınıyor, tekrarlanmaması hususunu temenni ediyoruz" ifadelerine yer verildi. Son olarak açıklamada, "Kulübümüz, Türk Futbolunun içine sürüklendiği bu çarpık düzenin bir parçası olmayı reddetmektedir. MHK ile TFF’yi yıpratmaya yönelik müdahalelerin durdurulmasını talep ediyoruz. Haksızlığa, adaletsizliğe ve sistematik yanlışlara boyun eğmeyeceğimizi tüm kamuoyuna ilan ediyoruz. Aldığımız bu kararın bir MİLAT olmasını; haksızlıkların artık son bulmasını temenni ediyoruz. Kulübümüz ve Camiamız ile ilgili verilecek her türlü cezaya razı olduğumuzu belirtir; Türk Futbolunun temiz, adaletli ve onurlu mücadelelerin olduğu yeşil sahalara kavuşmasını dileriz. Hak edenin kazandığı, adaletin hüküm sürdüğü bir düzen kurulana kadar mücadelemiz sürecektir! Türkiye Futbol Federasyonu ve Kurullarına ise tavsiyemiz şudur: Bu yapı ile mücadele etmek sizin görevinizdir. Kurul üyeleri bu görevinizi sonuna kadar yerine getireceğiniz inancı ile sizleri yönetime getirmiştir. Bu kutsal görevi layıkıyla yerine getirmek Türk Futboluna, bu ülkeye ve sizlere oy verenlere borcunuzdur. Bu konuda sonuna kadar mücadele edeceğinize ve bu mücadeleden kaçmayacağınıza inanmak istiyoruz" sözlerine yer verildi.
10 Şubat 2025 Pazartesi - 09:22
DSİ Genel Müdürü Balta, Adana’daki DSİ yatırımlarını açıkladı
Devlet Su İşleri Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, "Adana’ya son 22 yılda, 139 milyar 467 milyon TL değerinde 133 tesis inşa ettik. Adana’da suyumuzu başarıyla yöneterek; toprağımıza bereket, enerjimize güç, üretimimize değer kattık. Adanalılar için daha çok çalışmaya ve üretmeye devam edeceğiz" dedi. Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak, musluklara sağlıklı ve içilebilir su ulaştırmak ve yerleşim yerleri ile tarım arazilerini taşkın risklerine karşı korumak için tüm gücüyle çalışırken, sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla da suyun her damlasına sahip çıkıyor. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığı çatısı altında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ülkenin dört bir yanında yatırımlar yapmaya devam ediyor. Adana’ya yapmış oldukları DSİ yatırımları hakkında açıklamalarda bulunan DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, "Kadim kültürümüzden gelen, ‘suyu koruma ve sürdürülebilir kullanma’ anlayışımızı, modern tekniklerle birleştirip; son 22 yılda Adana’da inşa ettiğimiz 17 sulama tesisi ile 647 bin 590 dekar tarımsal araziyi sulamaya açtık. Adanalı çiftçilerimizin emeği bereketle buluştu. Üretilen tarımsal ürünler, milletimize ve memleketimize fayda sağladı" dedi. "Adana’nın suyuna sahip çıkıyor, inşa ettiğimiz baraj ve göletlerimizde depoluyoruz" Adana’daki toprak yapısının ve iklim şartlarının üretime çok uygun olduğuna dikkat çeken Balta, "Coğrafi ve iklimsel özellikleri büyük bir özveriyle değerlendiren çalışkan Adanalılar için son 22 yılda, 139 milyar 467 milyon TL değerinde 133 tesis inşa ettik. Adana’da son 22 yılda hizmete aldığımız 12 baraj ve 1 gölet ile 673 milyon m su depolama hacmine ulaştık" diye konuştu. "Yeni depolama tesislerimizde inşaat çalışmaları devam ediyor" DSİ Genel Müdürü Balta, "Adana’nın su kaynaklarını değerlendirmek için yeni depolama tesisleri inşa ediyoruz. Bu baraj ve göletlerin tamamlanması ile bereketli Adana topraklarını sulama suyuna kavuşturmayı hedefliyoruz. Kırsal kalkınmanın lokomotifi olarak gördüğümüz depolama tesislerimizde depolayacağımız ‘bir damla suyun dahi’ israf edilmeden çiftçilerimize ulaşması için mücadele ediyoruz. Hepimizi derinden sarsan, vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini tehdit eden, taşkınlarla mücadele etmek için son 22 yılda tamamlanan 60 adet taşkın koruma tesisi ile Adana şehir merkezi, 91 adet yerleşim yeri ve 479 bin 940 dekar arazinin taşkın kontrolü sağlanmıştır. 17 adet taşkın koruma tesisinin de inşaat çalışmaları devam etmektedir. Değişen iklim şartları başta olmak üzere çeşitli sebeplerle oluşabilecek her türlü taşkını kontrol altına alabilmek için projeler üretiyoruz" şeklinde konuştu. "Toplulaştırma ve tarla içi geliştirme ile sağlanan faydalar çiftçimizi memnun ediyor" Adana’da toplam 2 milyon 840 bin 580 dekar alanda arazi toplulaştırma tescili yapıldığını açıklayan Genel Müdür Balta, "Adana’da Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri kapsamında tamamladığımız 15 proje ile 2 milyon 840 bin 580 dekar alan toplulaştırılmış ve yıllık 1 milyar 704 milyon TL tarımsal gelir artışı sağlanmıştır. Toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinden faydalanan çiftçilerimizin memnuniyetini takip ediyoruz. Bir zamanlar bu projelere ‘ön yargı’ ile yaklaşan çiftçilerimiz, başarılı uygulamaları ve toplulaştırmanın faydasını gördükçe, teşekkürlerini iletiyorlar. Sahadan aldığımız bu geri dönüşler doğrultusunda yeni projeler üretmeye devam ediyoruz" dedi. Balta, Adana’da son 22 yılda 28 Hidroelektrik Enerji (HES) Tesisi işletmeye alınarak 6.032 milyon kwH ortalama üretime ulaşıldığını kaydetti.
10 Şubat 2025 Pazartesi - 09:20
Adana Demirspor Başkanı Bedirhan Durak istifa etti
Adana Demirspor kulübü başkanı Bedirhan Durak, sosyal medyadan yaptığı açıklamada görevinden istifa ettiğini duyurdu.
10 Şubat 2025 Pazartesi - 08:24
Cesetsiz cinayet sanıkları ikinci kez yargılanıp ceza aldı
Adana’da 11 yıl önce Zeynep Söğüt’ü (33) boğarak öldürdükten sonra cesedini bavula koyup dere yatağına atan, bugüne kadar cesede ulaşılamamasına rağmen müebbet hapis cezasına çarptırılan ve eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle haklarında verilen hapis cezaları bozulan sanıklar Savaş Sanatma (42) ve Ersin Yalçınkaya (48), yeniden yapılan yargılama sonucunda yine müebbet hapis cezasına mahkum edildi. Olayda ’delilleri gizlediği’ öne sürülen sanık Nazlı Tuğlucan’a da 3 yıl hapis cezası verildi. Yeşiloba Mahallesi’ndeki bir evde Zeynep Söğüt ile yaşayan Savaş Sanatma, 23 Aralık 2013’te emniyete giderek nikahsız yaşadığı Zeynep’in kendisi işteyken evi terk ederek gittiğini ve bir daha dönmediğini belirterek kayıp başvurusunda bulundu. Savcılık, kayıp başvurusu üzerine 31 Aralık 2013’te kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdi. Zeynep Söğüt’ün annesi Arbiye Ballı da 27 Aralık 2013’te Sarıçam Polis Merkezi’ne giderek 2 çocuk annesi kızından haber alamadığını, hayatından endişe ettiğini, öldürülmüş olabileceğini, kızının en son Savaş Sanatma ile yaşadığını ve bu kişiden şüphelendiğini bildirdi. Anne Ballı’nın şikayeti üzerine Sanatma’nın bilgi sahibi olarak ifadesine başvuruldu. Sanatma, Zeynep Söğüt ile 8-9 ay beraber yaşadıklarını, kaybolunca kayıp başvurusunda bulunduğunu, anne ve babasına da bilgi verdiğini söyledi. Söğüt ailesi, 21 Kasım 2018’de televizyon programlarına çıkarak kızlarından haber alamadıklarını anlattı. Savaş Sanatma da telefonla programa katılarak sevgilisinden haber alamadığını söyledi. Cinayet Bürosu ekipleri, Zeynep Söğüt’ün cinayete kurban gitmiş olabileceğini değerlendirerek 2020 yılında kayıp dava dosyasını yeniden açtı. Söğüt’ün kaybolması ile ilgili onlarca kişinin ifadesine başvuruldu, güvenlik kamera görüntüleri ve cep telefonu kayıtları incelendi. Elde edilen bilgiler doğrultusunda Söğüt’ü öldürdükleri iddiası ile Savaş Sanatma, arkadaşı Ersin Yalçınkaya ve çiçekçilik yapan akrabası Nazlı Tuğlucan yakalanıp, gözaltına alındı. Sorgularında Savaş Sanatma, Zeynep’i arkadaşı Ersin Yalçınkaya’nın öldürdüğünü belirterek, "Ersin gece bizde kalmıştı. 24 Aralık 2013 günü sabah erken uyandım, Ersin de uyanmıştı. Zeynep yatıyordu. Ersin’e ’sen otur sıcak pide alayım geleyim birlikte kahvaltı yapalım’ dedim. Ekmek alıp eve döndüğümde Ersin kapıyı açtı. Her iki kolunda ve yüzünün bir kısmında tırnak izlerinden dolayı kanamalar olduğunu görünce ne olduğunu sordum. ’Sesini çıkartma Zeynep’i yatak odasında boğarak öldürdüm, bu esnada boğuştum, Zeynep tırnakları ile beni bu hale getirdi’ dedi. Yatak odasının kapısını açtığımda Zeynep yatağın üzerinde sırt üstü hareketsiz yatıyordu" ifadelerini kullandı. Sanık Sanatma daha sonra Zeynep’in cesedini bavula yerleştirip taksinin bagajına koyduklarını, Nazlı Tuğlucan’ın öncülüğünde 2 otomobil halinde gittikleri Pozantı’nın Bürücük Yaylası’nın yüksek yerinde dere yatağına attıklarını ileri sürdü. Ersin Yalçınkaya ise polisteki ifadesinde, Zeynep Söğüt’ü Savaş Sanatma’nın öldürdüğünü iddia etti. Nazlı Tuğlucan da içinde ceset olduğunu bilmediği bavulu Pozantı’da dereye attıklarını kabul edip, suçsuz olduğunu iddia etti. 3 şüpheli de ’tasarlayarak adam öldürme’ suçundan tutuklandı. Polis, Söğüt’ün cesedini bulmak için şüphelilerin gösterdikleri bölgede kadavra köpeği ile arama yaptı. Belirtilen bölgede bavul bulundu, içinden taşlar çıktı. Genişletilen aramada kemikler bulundu. Yapılan analizde kemik parçalarının insana değil, bir hayvana ait olduğu tespit edildi. Cesedi bulunamayan Zeynep Söğüt’ü öldürdükleri iddiası ile Söğüt’ün nikahsız yaşadığı Savaş Sanatma ile Ersin Yalçınkaya ve Nazlı Tuğlucan hakkında Adana 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde ’tasarlayarak öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmaları istemiyle dava açıldı. Emniyetteki ve savcılıktaki sorgularında Zeynep Söğüt’ün öldürülmesini ayrıntılarıyla anlatan sanıklar Savaş Sanatma, Esrin Yalçınkaya ve Nazlı Tuğlucan yargılandıkları mahkemede ifadelerini değiştirdi. Yalçınkaya suçlamayı kabul etmeyerek, "Emniyette verdiğim ifademi kabul etmiyorum, ben ilgim ve alakam olmadığını söylememe rağmen bana emniyette işkence yaptılar. Olay tarihinde ben mide ameliyatı geçirmiştim, çok kilo vermiştim, rahatsızdım, bu suçu işlemem de mümkün değildir" dedi. Sanatma da suçlamayı kabul etmeyerek, poliste ve savcılıkta psikolojik baskıyla korkudan ifade verdiğini iddia etti. Sanık Nazlı Tuğlucan ise Savaş ve Ersin ile Pozantı’ya gittiklerini belirterek, "Ersin taksinin arkasından koyu renkli bir bavul çıkardı. Bizim olduğumuz yerden bavulla uzaklaştı. 10 dakika sonra geldi, elinde bavul yoktu. O arada Savaş diz çökmüş titriyordu. Ersin ’burada gördüklerinizi hiç kimseye söylemeyeceksiniz’ dedi. Bavulun içinde ne olduğunu defalarca sordum bir şey söylemedi" diye konuştu. Sanık avukatları da Zeynep Söğüt’ün yaşıyor olabileceğini ifade ederek müvekkillerinin beraatini istedi. Mahkeme heyeti, 17 Ekim 2023’te tutuklu sanıklar Savaş Sanatma ve Ersin Yalçınkaya’yı ’kasten öldürme’ suçundan müebbet, yargılama sırasında tahliye edilen Nazlı Tuğlucan’ı ise ’suç delillerini gizleme ve yok etme’ suçundan 3 yıl hapis cezasına mahkum etti. Sanıkların avukatları, karara itiraz etti. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4’üncü Ceza Dairesi, yaptığı incelemede eksik kovuşturma nedeniyle sanıklara verilen kararı bozdu. Bu gelişme üzerine dava Adana 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülmeye başlandı. Olayla ilgili soruşturmayı yürüten polis memurları da tanık olarak dinlendi. Polis memuru Z.G., sanık Savaş Sanatma’nın Zeynep Söğüt’ün cesedini bavula koyup Pozantı’ya attıklarını, yerini gösterebileceğini söylediğini anlattı. Yapılan karar duruşmasına katılan tutuklu sanıklar Savaş Sanatma ve Ersin Yalçınkaya, önceki savunmalarını tekrar ettiklerini, bozmadaki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini söyledi. Öldürülen Söğüt’ün annesi Arbiye Ballı ise sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmalarını istedi. Mahkeme heyeti, sanıklar Savaş Sanatma ve Ersin Yalçınkaya’yı Zeynep Söğüt’ü ’tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmaları istenmesine karşın sanıkların eylemlerinin ’kasten öldürme’ suçunu oluşturduğuna dikkat çekerek müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verdi. Sanıkların tutukluluğunun devamını kararlaştıran heyet, tutuksuz sanık Nazlı Tuğlucan’ı ise ’delilleri gizleme, yok etme’ suçundan 3 yıl hapis cezasına mahkum etti.
09 Şubat 2025 Pazar - 14:57
Karda mahsur kalan 9 kişi kurtarıldı
Büyükşehir, jandarma ve AFAD koordineli çalışarak, Kızıldağ’da mahsur kalan 9 vatandaşı kurtardı. Adana Büyükşehir Belediyesi ekipleri iş makineleriyle birlikte Karaisalı Kızıldağ bölgesinde mahsur kalan iki araçtaki üçü kadın 9 kişiyi, Jandarma ve AFAD ekipleriyle birlikte koordineli çalışma sonucu kurtardı. Bölgeye piknik yapmak amacıyla gittikleri belirlenen yurttaşların Akpınar üzerinden Pozantı’ya geçmek istedikleri ancak yoldan çıkan araçların mahsur kaldığı öğrenildi. 112 Acil’den gelen ihbar üzerine bölgeye sevk edilen büyükşehir, jandarma ve AFAD ekipleri, iş makineleriyle birlikte vatandaşları bulundukları noktadan alarak ilçeye götürerek 9 kişinin hayatını kurtardı.
09 Şubat 2025 Pazar - 13:31
Kanser tedavisi sonrası kadınlarda doğurganlığı artıracak ilaç geliştirildi
Kanser hastası kadınların doğurganlığının düştüğünü gözlemleyen Adanalı doktorlar, doğurganlığı artırmaya yönelik ilaç geliştirdi. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesinde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ayşe Nur Çakır Güngör, kanser hastası kadınların doğurganlığının düşmesinden dolayı ekibiyle birlikte geliştirdiği ilaç ile kanser tedavisindeki kadınların doğurganlığının artmasına yönelik yeni bir yöntem oluşturdu. İlaç, kanser hastası kadınların doğurganlığının artmasında büyük bir rol oynayacak. Güngör, kanser hastalıklarının doğurganlığı azalttığına değinerek, "Projemizin konusu çocukluk çağı kanserleri ve erken yaşlarda, yani genç yaşlarda retro üreme çağındaki kanserlerde kullanılan kemoterapötik ajanlar var. Bu ajanlar hem erkeklerin hem kadınların üreme fonksiyonlarını bozuyor, doğurganlıklarını azaltıyor maalesef. Aynı zamanda menopoz yaşının da erkene kaymasına neden oluyor ama kanser ölümcül bir hastalık o yüzden tedavide bu ilaçların kullanılması gerekiyor muhakkak. Kemoterapi konusunda ilerlemeler kaydedildikçe, tecrübeler arttıkça insanların ve kanser hastalarının ömürleri uzuyor. Ömür uzadığında da aklımıza gelen ilk şey yaşam kalitesinin artması. Kadın yaşam kalitesini artırmak için de kanserden tedavi ile başarıyla artık kurtulmuş bireyler için, doğurganlıklarını kaybetmemek önemli hale geliyor veya menopoza erken girmemek önemli hale geliyor. Yapılan tedavinin hem başarılı hem de yaşam kalitesini bozmayacak hale gelmesi önemli hale geliyor bu durumda. Biz de acaba bireylerin doğurganlığını azalmasını engelleyebilir miyiz, menopoza girmelerini engelleyebilir miyiz diye bir çalışma yapmaya karar verdik. Bunun klinik çalışmasını yapmak çok zor çünkü hem kanser çeşidi fazla hem uygulanan Kemoterapötik ilaçlar çok çeşitli, hem uygulanan kür sayıları çok farklı o yüzden deneysel bir hayvan çalışması yapmayı planladık. Çalışmamızı yaptık sonuçlarımızın büyük bir kısmını aldık, sonuçlarımız olumlu. Kullandığımız ajanı şu an paylaşmak istemiyorum ilerleyen zamanlarda size bildiririz. Çünkü bunun artık bir yayın haline gelip, belki patenti alındıktan sonra kullanıma girmesiyle ilgili de çalışmalarımız olacak. Amacımız kadınların ya da çocukluk çağında kanser ilaçlarına maruz kalmış olan hastaların yaşam kalitesini yükseltmek için acaba doğurganlıklarını koruyabilir miyiz, bununla ilgili bir çalışma planlamaktı. Sonuçlarımız olumlu gibi görünüyor, bilimsel yayın haline gelecek ve benzer ilaçlarla benzer çalışmaları yapmaya devam edeceğiz amacımız da halkımıza ve tüm dünyaya konudan faydalı sonuçlar sunabilmek" dedi. "Yumurta dondurmak yaygın olarak yapılan bir şey" Güngör, "Kemoterapi nedeniyle doğurganlık azalmadan önce özellikle çocukluk çağında da yapılıyor ama daha çok erişkin kanserler için söyleyelim. Yumurta dondurabilir ya da yumurtalığın kendisinden de doku da dondurulup sonra doku kendisine tekrar transfer edilebilir bu 2. söylediğim şey yumurtalık dokusunun dondurulması daha çok deneysel aşamada daha çok yeni ama yumurta dondurmak yaygın olarak yapılabilen bir şey" diye konuştu. "Kanser hastalarının doğurganlığı arttırılabilir" Güngör, şöyle devam etti: "Geliştirdiğimiz ilaç kanser hastası kadınların doğurganlığını artıracak yönde. Bizim çalışmamız kanserin yenilmesi ya da kanserin tedavisi ile ilgili bir şey değil. Kansere kür olup tamamen iyileştikten sonra doğurganlığın devamı ile ilgili bir şey. Kanser ilaçlarının yan etkilerini önlemek ile ilgili bir şey çalışıyoruz. Bir ön çalışması 1-2 yıl sürdü, çalışmanın toplam süresi 18 ay, yaklaşık 1 yılı doldu. Şimdi mart ayında 1 yıl dolmuş olacak ama 18 aydan önce çalışmayı bitirmeye hedefliyoruz ki sonraki çalışmalarımız için temel oluşturabilelim." Oluşturdukları ilacı sıçanlar üzerinde test ettiklerini belirten Güngör olumlu sonuçlar aldıklarını söyledi. "Üreme hücrelerini dondurabilirsiniz" Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serhan Küpeli, "Belki 1950’lerde 60’larda kanser tanısı alan bireyler için ölüm eş anlamlı bir kelime gibi kullanılıyordu ama günümüzde artık özellikle bazı kanser tiplerinde hele hele çocukluk çağında yüzde seksenlere 90’lara varan başarı şansı mevcut. Yani biz bu çocuklara aslında çok uzun ve sağlıklı bir dönem kazandırabiliyoruz elimizdeki yeni tedavi unsurlarıyla. Tabii üreme de çok önemli bir fonksiyon, işte çocukluk çağında belki bu çok önem arz etmeyebilir o esnada gerek ailenin gerek çocuğun esas derdi bu hastalığı bir an önce yenmek olacaktır haliyle ama sonrasında bu hastalık atlatıldıktan sonra artık üreme fonksiyonunun da gündeme gelmesiyle bu önü alınmaz veya işte vicdanı yaralayacak bazı durumlara yol açabilecektir. Bunun önüne geçebilmek için Ayşe Nur Hanım’ın biraz önce bahsettiği gibi gerek erkekte de uygulanabilir kadında da uygulanabilir kanser tedavisine başlamadan önce biz mutlaka ailelere böyle bir risk olduğunu ve üreme hücrelerinin veya dokularının dondurulabileceğini anlatmakla mükellefiz. Bunu isteyen aileleri de uygun merkezlere yönlendirip üreme hücrelerini dondurmak suretiyle sonradan kanseri atlattıktan sonra bunları kullanmalarını sağlayabiliyoruz" diye konuştu.
09 Şubat 2025 Pazar - 13:03
Adana Büyükşehir Belediyesi Modern Hayvan Barınağı Ek Yeni Tesis’in temeli atıldı
Adana Büyükşehir Belediyesi, sokak canlıları sorununun insani çözümü için bütün gücüyle çaba harcamaya devam ediyor. Adana Büyükşehir Belediyesi Modern Hayvan Barınağı’nın kapasitesini iki katına çıkaracak ek tesisin temeli, Çukurova İlçesi Söğütlü Mahallesi’nde yoğun katılım ve coşkuyla atıldı. Temel Atma Törenine Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, ilçe belediye başkanları, CHP Adana Milletvekilleri, Adana Veteriner Hekimleri Oda Başkanı Nihat Köse, Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu (HAYKONFED) Başkanı Nesrin Çıtırık, siyasiler, meclis üyeleri, muhtarlar, hayvanseverler ve Adanalılar katıldı. Temel Atma Töreni’nin ilk konuşmasını yapan Nihat Köse, eski yasadan şikayet ettiklerini ancak çıkarılan yeni yasayla işlerin çok daha kötü hale geldiğini söyledi. Yeni yasanın çözüm üretmek şöyle dursun, sorunu çok daha büyüttüğünü belirten Köse, "Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım bu işe emek veriyor, elinden geleni yapıyor. Ona emekleri ve çabası için şükranlarımı sunuyorum. Barınakta çalışan veteriner arkadaşlarımın da cansiperane çalıştığını beliyorum. İlçe belediye başkanlarımız da bu işin çözümü konusunda çaba harcamalı" dedi. HAYKONFED Başkanı Nesrin Çıtırık da katılımcılara teşekkür ederek başladığı konuşmasında, yıllar önce Karalar’ı başkanlık koltuğunun değiştiremediği isim olarak gördüğünü söylediğini ifade etti. Nesrin Çıtırık şöyle devam etti: "Ben sizden ve hayvan barınağında görev yapan ekibinizden helallik istiyorum. Biz yıllarca Büyükşehir Belediyesi’nin üzerine çok geldik. Çünkü ilçeler görev yapmıyordu. Siz bütün yükü taşıdınız. Başkan Zeydan Karalar’a; yaşatmayı seçtiği için, Türkiye’nin pek çok belediyesi gibi öldürmeyi seçmediği için, insanın da hayvanın da güvenliğini düşünerek, katliam kanununa rağmen, olabilecek olanın en iyisini yapmaya çalıştığı için çok teşekkür ediyorum. Allah sizden razı olsun, yolunuz açık olsun. İlçe belediye başkanlarımıza da en kısa sürede bakımevlerini oluşturmaları konusunda çağrı yapıyorum. Adana Büyükşehir Belediyesi, sokak canlılarıyla ilgili faaliyetlerinde Türkiye’nin en insani hizmetini veren belediye. Adana Büyükşehir Belediyesi Hayvan Bakımevi’ndeki veterinerlerimizin her biri, Türkiye’nin dört bir yanındaki hayvan bakımevlerini yönetebilecek bilgi birikimine sahip. Öldürmeyi değil yaşatmayı seçtiği için Zeydan başkanımıza bir kez daha teşekkür ediyorum." İlçe belediye başkanları ve milletvekillerinin konuşmalarının ardından söz alan Karalar, bütün engelleme çabalarına rağmen halka hizmeti her kulvarda sürdüreceklerini anlattı. Karalar şunları söyledi: "Sokak canlılarının ve vatandaşlarımızın korunması için yapılması gereken çok işi var. Konuyla ilgili çıkarılan yeni yasa; hem sokak canlılarının hem de insanlarımızın güvenliğini koruyamayacak nitelikte. Biz geçmişte 3 bin olan yıllık kısırlaştırma sayısını 10 bine çıkardık ama ilçe belediyelerimizle birlikte en az 25 bin olması gerektiğini dile getirdik. Bu sayıyı 30 bine çıkardığımız zaman da 3-4 yıl içinde sokak canlıları popülasyonunu aşağıya çekebileceğimizi ve böylece hem sokak canlılarımızın hem de insanımızın güvenliği açısından sorunların azalacağını söylemiştik. Yeni yasaya göre sokak canlısını kısırlaştırıp bırakmamamız gerektiği belirtiliyor. Biz bugüne kadar 10 bin canı sahiplendirdik. 100 bin canı, 150 bin canı sahiplendirmek mümkün olmuyor. Barınakları, bakımevlerini ne kadar büyütürseniz büyütün bu kadar çok sokak canını tutamazsınız. Bizim şu anda faaliyetteki barınağımızın kapasitesi 5 bin ama bu durumda birbirlerine zarar verdikleri için 4 binle sınırlı tutuyoruz. Temelini attığımız tesisle kapasiteyi bir o kadar daha artıracağız. Gururla söyleyebilirim ki; ek tesis tamamlandığında Türkiye’nin en büyük ve en modern barınağına sahip olacağız. Emrah Başkan Çukurova’da bitiriyor hazırlıklarını, birlikte bir barınak açacağız. İlçe belediyelerimizin hepsi Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nden yer tahsisi talebinde bulundu. Yer sağlandığında hepsi barınak yapacak. Biz Yüce Rabbimizin oluşturduğu her canlıya değer veririz. Bize ne kadar yüklerlerse yüklesinler, vatandaşın ihtiyacı neyse biz onu kaldırırız." Mevcut tesisin 70 dekar alanda kurulu olduğunu ve yeni tesisle birlikte toplam alanın 110 dekara çıkacağını kaydeden Karalar, 16 veteriner hekim, 12 veteriner sağlık teknikeri ve toplamda 120 personel olan sayının da yeni tesisin hizmete girmesiyle artacağını açıkladı. "Bugün bir tesis açmıyoruz, aynı zamanda kentin vicdanına ve merhametine de merhem sürüyoruz" diyen Karalar, bir şehirde hayvanlar güvendeyse insanların da güvende olduğunu vurguladı. Konuşmaların ardından Hayvan Barınağı Ek Binası’nın temeli atıldı.
09 Şubat 2025 Pazar - 11:31
Prof. Dr. Sinan Canan, Eğitim-Bir Sen Adana Şubesinin konuğu olacak
Dijital çağın eğitim üzerindeki etkileri ve öğretmenlik mesleğinin geleceği, Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi’nin düzenlediği konferansta ele alınacak. Prof. Dr. Sinan Canan, 11 Şubat’ta Adanalı eğitimcilerle buluşarak "Dijital Çağda Öğretmenlik: Geleceği İnşa Etmek" başlıklı konuşmasını gerçekleştirecek. Başkan Mustafa Sarıgeçili ücretsiz düzenlenecek konferansa eğitimle ilgilenen tüm vatandaşları davet etti. Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, eğitim dünyasının önemli isimlerinden Prof. Dr. Sinan Canan’ı ağırlayacak. "Dijital Çağda Öğretmenlik: Geleceği İnşa Etmek" başlıklı konferans, 11 Şubat Salı günü saat 18.30’da Evliya Çelebi Uygulama Oteli Konferans Salonu’nda gerçekleşecek. Eğitimciler, akademisyenler ve öğrenciler için büyük bir fırsat sunan bu konferansta, dijitalleşen dünyada öğretmenliğin nasıl şekillendiği, öğrenme süreçlerinin beyin bilimleri açısından nasıl işlediği ve motivasyonun eğitimde nasıl artırılabileceği gibi konular ele alınacak. Beynin Öğrenme Süreçleri ve Dijital Dönemin Etkileri Konferans kapsamında Canan, beynin öğrenme süreçleri üzerine bilimsel bulgular paylaşarak, dijital çağın eğitim sistemine getirdiği yenilikleri ve zorlukları değerlendirecek. Katılımcılar, dijitalleşmenin öğretmenlik mesleğine etkilerini ve eğitimde verimliliği artırmak için uygulanabilir stratejileri öğrenebilecekler. Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi’nden Tüm Eğitim Meraklılarına Davet Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, tüm eğitimcileri ve akademisyenleri bu önemli buluşmaya davet ederek, "Dijital çağın getirdiği yenilikleri ve zorlukları anlamak, eğitimciler olarak kendimizi bu değişime hazırlamak zorundayız. Değerli hocamız Prof. Dr. Sinan Canan ile yapacağımız bu konferansta, geleceğin eğitimine dair kritik sorulara yanıtlar arayacağız. Tüm meslektaşlarımızı ve eğitim dünyasına ilgi duyan herkesi bu önemli programa bekliyoruz" dedi. Eğitimde dijital dönüşümün tüm yönleriyle ele alınacağı bu konferans, eğitimcilerin yeni çağın gerekliliklerine uyum sağlamalarına katkı sunacak.
09 Şubat 2025 Pazar - 11:16
Yaşar Kemal Sanat Günleri, "Yaşar Kemal İle Dünden Yarına Çukurova’nın Renkleri Sesleri" paneli ile başladı.
Adana Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı, Altın Koza ve Yaşar Kemal Vakfı iş birliğiyle düzenlenen Yaşar Kemal Sanat Günleri, Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda gerçekleştirilen; "Yaşar Kemal İle Dünden Yarına-Çukurova’nın Sesleri" paneli ile başladı. Panelin açılış konuşmasını yapan Yaşar Kemal Vakfı Başkanı Ayşe Semiha Baban Gökçeli, Yaşar Kemal Günleri’nin başlangıç öyküsünü anlattı. Gökçeli şunları söyledi: "Bundan 10 yıl kadar önce Zeydan Başkan’la tanıştık. O günden bu yana birçok ortak işe imza attık. Adana’yı Türkiye’nin kültür haritasındaki hak ettiği yere oturtmak için verdiği mücadelede Yaşar Kemal’i hep yanına aldı. Bizim vakıf çalışmalarımıza da desteğini hiç esirgemedi. Öncelikle kendisine ve çalışmalarımızda emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Bugün panelimizde konuşma yapacak olan katılımcılara da ayrıca teşekkür ediyorum. Somut Olmayan Kültürel Miras dediklerini ve Binboğalar Efsanesi üzerinden yola çıktıklarını anlatan Baban Gökçeli şöyle devam etti: "Yaşar Kemal’in çok önem verdiği yol üzerinden ilerliyoruz. Biri; oluşturarak ve üreterek öğrenme. Öğrenmenin ezber değil bir keşif süreci olması. Düzenlenecek atölyelerde bu keşif sürecini oluşturmaya çalışıyoruz. Adana’nın çok sesli kültürel mirası bu. Sözler, ağıtlar, türküler, kilimler, herkesin hayatındaki acıları, sevinçleri barındıran, maddi değerinden bağımsız olarak barındıran pek çok nesne var hepimizin hayatında. Yaşar Kemal’in Binboğalar Efsanesi’ndeki kılıçtan yola çıkarak, gençlerin kendi çevrelerindeki bu birikimi keşfetmeye davet eden bir program. Buna olanak sağlayan bütün öğretmenlere ayrıca teşekkür ederim. 6 hafta sonra bu konuşmaların açacağı ufukla da öğretmenlerimiz ve gençlerimizin çok güzel işlere imza atacağına inanıyorum. Şimdiden heyecanla bekliyorum. Sözüne 10 çocuklu bir ailenin 6. çocuğu olduğunu ifade ederek başlayan Karalar, ailelerde barınmak için alanın küçük olduğu ve geçinmek için büyük zorluklara katlanmak gerektiği dönemlerde, şartlarda kitap okumanın da kolay olmadığını belirtti. Hayatta insanı kitap okumak kadar geliştiren başka bir şey olmadığının altını çizen Karalar, "Bunu gören ve okumaya başlayan kendini aşıyor. Ben çocukluğumda Pinokyo’dan sonra okuduğum ikinci kitap Yaşar Kemal’in İnce Memed romanıdır. Onu okuyunca da zaten hayatınız değişiyor. İnsanın yaşamında karakterini oluşturan, olgunlaştıran aile, çevre, memleket elbette etkilidir ama benim karakterimin olgunlaşmasında Yaşar Kemal’in kitaplarının çok önemli rolü vardır. Bu nedenle de çok mutlu olduğumu söylemek istiyorum." Yaşar Kemal küçük Yaşta iken gözü önünde babasının öldürüldüğünü, bu travmayı atlatıp dünyanın en önemli yazarlarından biri olmasının önemine değinen Başkan Zeydan Karalar, Yaşar Kemal’in Nobel Edebiyat Ödülü alamamasının, edebiyattaki gücü ile ilgili olmadığını, kendisini kıskanıp engelleyen insanlardan kaynaklandığını aktardı. O bizim gözümüzde Nobel Edebiyat Ödülü’nü hak etmiş ve almıştır" diye konuştu. Yaşar Kemal’in edebiyata kattığı değerin dışında Çukurova ve Adana açısından çok önemli işler yaptığını söyleyen Başkan Zeydan Karalar, "Adana’ya, Çukurova’ya dair, bu topraklara dair özellikleri, insan ilişkilerini, insanın doğayla ilişkisini, doğayı, toplumun yapısını, insanlar arasındaki çeşitliliği, eşitsizliği, adaletsizliği, aslında olması gereken yapıyı, insanın bin bir türlü ruh halini, kalleşliği, yiğitliği, zulmü, börtüyü-böceği, ağacı, kuşu, bin bir çeşit canlıyı, aşkı, sevgiyi, savaşı, barışı onun kadar iyi anlatan başka biri yoktur. Benim kişiliğimin oluşmasında Yaşar Ağabeyin katkısı vardır. Onu rahmetle, minnetle, şükranla, saygıyla anıyorum" dedi. Adana Büyükşehir Belediyesi olarak İnce Memed kütüphanesi açtıklarını ve her gün 300 öğrencinin geldiğini ifade eden Başkan Zeydan Karalar, yakında bin öğrencinin, gencin, insanın aynı anda ders çalışıp araştırma yapabileceği, kitap okuyabileceği ikinci İnce Memed Kütüphanesi’ni temelini atacaklarını açıkladı. Seyhan Belediye Başkanlığı döneminde bir ay süren Yaşar Kemal Günleri etkinlikleri yapmaya başladıklarını kaydeden Başkan Zeydan Karalar, Yaşar Kemal gibi değerlerin unutulmaması gerektiğini, her kitabından, her konuşmasından alınacak önemli dersler bulunduğunu, kitaplarının her gencin başucunda bulunması gerektiğine vurgu yaptı. Karalar ve Ayşe Semiha Baban Gökçeli’nin konuşmalarının ardından; Yaşar Kemal İle Dünden Yarına Çukurova’nın Sesleri" konulu panele geçildi. Panelin moderatörlüğünü Prof. Mustafa Apaydın yaparken, Prof. Dr. Filiz Yenişehirlioğlu, Em. Büyükelçi Gürcan Türkoğlu ve Metin Turan konuşmacı olarak katıldı. Konuşmacılar Yaşar Kemal’in hayatına, romancılığına, diline ve kişiliğine dair önemli konulara değindi.
09 Şubat 2025 Pazar - 10:58
Adana’da flamingolar gökyüzünü renklendirdi
Soğuk kış günlerinde donmuş göllerden kaçan flamingolar, Adana’nın Karataş ilçesindeki Akyatan Lagünü’nde konaklıyor. İnce bacaklı, uzun eğri bir boyuna ve renkli tüylere sahip binlerce flamingo lagünde görsel şölen sunuyor. ’Kesin Korunacak Hassas Alan’ olarak tescil edilen Akyatan Lagünü, flamingoların yanı sıra 108 kuş türünü konuk ediyor. Göçmen kuşların Türkiye’deki dinlenme ve beslenme yerleri arasında önemli bir yeri bulunan lagünün misafirleri geldi. İnce bacaklı, uzun eğri bir boyuna ve renkli tüylere sahip yüzlerce flamingo, Akyatan Lagünü’nü renklendirdi. Lagün üzerinde sürü halinde uçan flamingoların gökyüzü dansı ortaya kartpostallık görüntüler çıkardı. "Burası bir kuş cenneti" Dron ile havadan görüntülenen flamingolar, lagüne ayrı bir güzellik katıyor. İhlas Haber Ajansı’na konuşan Karataş Belediye Başkanı Ali Bedrettin Karataş, Türkiye’nin en büyük lagünü olan Akyatan Lagünü’nün öneminden bahsederek, "Burası 108’den fazla kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Bir kuş cenneti bu lagün. 145 kilometrekarelik bir alanda Flamingolar buraya süslüyor. Burası çok önemli bir yer. Doğal özelliklerini koruyan özel bir alan burası. Flamingolar, kışın özellikle donmuş göllerin olduğu bölgelerden Akyatan Lagünü’ne geliyorlar. Burada kuş çeşitliliği çok fazla" ifadelerini kullandı. "Kuşların yaşam alanlarına çok fazla dahil olmamak lazım" Akyatan Lagünü’ndeki kaçak kuş avcılığına da değinen Başkan Karataş, "Burada yıllar önce kuş neslini azaltacak kaçak avcılık yapıldı. Artık devletimizin aldığı tedbirlerle denetimler sıkılaştı ve cezalar çok yüksek. Bu kaçak avcılığın önüne geçildi. Burada kuş türlerinin doğal alanını bozmamak gerekiyor. Kuşlar çok özel, güzel ve görmek önemli ama onların yaşam alanlarına da çok fazla dahil olmamak lazım" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder