Yerel Haberler
Adana
Üniversite senatosu 1 günlüğüne çocukların oldu 22 Nisan 2026 Çarşamba - 15:23:20 Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi senatosu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yönetimi çocuklara bıraktı. Üniversite senatosu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yönetimi 1 günlüğüne öğrencilere devretti. Evliya Çelebi Ortaokulu ile Çarkıpare Şehit Ertan Tokuş İlkokulu ve Ortaokulu öğrencileri, temsili olarak üniversite yönetiminde görev aldı. Etkinlik kapsamında üniversitenin rektörlük koltuğuna ise Aybeniz Ersoy isimli öğrenci oturdu. Bir günlüğüne rektörlük görevini üstlenen Aybeniz Ersoy, üniversite yönetimiyle ilgili temsili kararlar alarak süreci deneyimledi. Rektör Prof. Dr. Adnan Sözen, 23 Nisan’ın çocuklara armağan edilen en anlamlı bayram olduğunu belirterek, "Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı üniversitemizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk. Bu özel günde yönetimi onlara devretmek bizim için son derece kıymetli. Çocuklar bizlerin geleceğisiniz, burayı gelecekte sizler yöneteceksiniz. Ben de küçükken 1 günlüğüne bir bankada yönetici koltuğuna oturmuştum, o anı hiç unutamam, siz de bu anı unutmayacaksınız" dedi. Konuşmaların ardından temsili rektör, temsili senato üyelerine söz vererek üniversitenin geleceğiyle alakalı fikir alışverişinde bulundu. Program sonunda öğrencilere çeşitli hediyeler takdim edildi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 14:24 Kozan’da ıslah edilen mera alanı dualarla açıldı, sürüler alanda otlamaya başladı Adana’nın Kozan ilçesinde ıslah çalışmaları tamamlanan mera alanı yeniden hayvancılığa kazandırıldı. Kozan ilçesi Hamamköy Kamışoba Mahallesi’nde ıslah edilen mera alanında açılış töreni düzenlendi. Programın açılışında konuşan Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Beyazıt, meraların hayvancılık açısından en önemli kaba yem kaynaklarından biri olduğunu belirterek, "İlimiz genelinde yaklaşık 449 bin 500 dekar mera alanı bulunuyor. Bu alanlar il yüzölçümünün yaklaşık yüzde 3’üne karşılık geliyor. Meralar, hayvancılığın yanı sıra ekolojik sistem açısından da büyük öneme sahiptir" dedi. Meraların zamanla yoğun otlatma, çevresel etkiler ve plansız kullanım nedeniyle verim kaybı yaşayabildiğini ifade eden Beyazıt, Tarım ve Orman Bakanlığı koordinesinde yürütülen ıslah ve amenajman projeleriyle bu alanların yeniden verimli hale getirildiğini söyledi. Beyazıt, il genelinde bugüne kadar 51 mera ıslah projesi yürüttüklerini belirterek, "Bunların 41’i tamamlandı, 10’unda çalışmalar devam ediyor. Toplam 107 bin dekar alanda ıslah çalışması yapıldı. Bu kapsamda ot verimini artırmak için karışım ekimleri ve gübreleme çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Ayrıca hayvanların su ihtiyacı için sıvatlar yapıyor, gölgelik alanlar oluşturuyoruz" diye konuştu. 70 hayvanı bulunan besici Atilla Konuksever ise yem tasarrufu edeceğini kaydederek meranın kendileri için avantaj olduğunu söyledi. Büyükbaş hayvancılık yapan Ömer Esen de yem katkısı nedeniyle mera alanının avantajlı olduğunu ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. İlçe Müftüsü Mustafa Kaya tarafından yapılan dua ile mera alanı hizmete açılırken, üreticiler hayvanlarını otlatmaya başladı. Hamam Mahallesi’nde 245 dekar alanda yapılan ıslah çalışmasıyla daha önce verimsiz olan mera alanının yeniden hayvancılığa kazandırıldığı bildirildi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 10:27 ADASO’da yeni Yerli Malı Tebliği tanıtıldı Adana’da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Adana Sanayi Odası (ADASO) iş birliğinde düzenlenen programda, 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren "Yeni Yerli Malı Tebliği" tanıtıldı. ADASO Başkanı Zeki Kıvanç, yeni düzenleme ile suistimallerin önüne geçileceğini ve gerçek üretici kimliğinin ön plana çıkarılacağını vurguladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi İş Birlikleri Daire Başkanlığı ile ADASO tarafından düzenlenen bilgilendirme toplantısında, yerli malı belgelendirme süreçlerindeki köklü değişiklikler ele alındı. Küresel ticaretin yeniden şekillendiği bir dönemde yerli üretimin stratejik bir hamle olduğunu belirten ADASO Başkanı Zeki Kıvanç, yerli malı belgesinin sadece bir evrak değil, ekonomik bağımsızlığın anahtarı olduğunu ifade etti. "Dijital doğrulama ile bürokrasi azalıyor" Yeni tebliğin şeffaflık ve teknoloji odaklı olduğunu belirten Başkan Kıvanç, "Dijital doğrulama ve veri entegrasyonu sayesinde bürokrasi azalırken güvenilirlik artıyor. Yerli katkı oranı hesaplamalarında daha hassas ve üretim gerçeklerini yansıtan kriterler getirildi. Ayrıca belgelendirme sonrası izlenebilirlik güçlendirilerek gerçek üretici kimliği ön plana çıkarılıyor. Bu belge, kamu ihalelerinde sağlanan yüzde 15 fiyat avantajının ötesinde, devlet desteklerinden yararlanma ve yerli üretim kapasitesinin tescili açısından kritik rol oynuyor" dedi. "Yerli ve ithal girdiler net biçimde ayrıştırılıyor" Toplantıda teknik detayları paylaşan Sanayi İş Birlikleri Daire Başkanı Mehmet Çağatay Taşkın, düzenlemenin temel amacının Türkiye’nin üretim gücünü yapısal olarak artırmak olduğunu söyledi. Taşkın, "Yeni sistemde üretimde kullanılan tüm girdiler çok daha detaylı şekilde analiz ediliyor. Yerli ve ithal girdiler net biçimde ayrıştırılıyor; işçilik, elektrik, su, doğalgaz gibi giderlerin yanı sıra fikri ve sınai mülkiyet hakları ile geri dönüşüm katkıları da hesaplamaya dahil ediliyor" şeklinde konuştu. "Çok katmanlı denetim mekanizması" Belgelendirme sürecinin artık çok daha sıkı denetlendiğini ifade eden Taşkın, "Başvuru süreci oda ve borsalar üzerinden başlıyor, teknik ve mali uzman incelemeleriyle devam ediyor. Ardından TOBB ve TESK onaylarının da dahil olduğu çok katmanlı bir değerlendirme mekanizması işletiliyor. Belirli eşik değerler ve raporlama zorunlulukları sayesinde hem standart sağlanıyor hem de suistimallerin önüne geçiliyor" ifadelerini kullandı. Toplantı, sanayicilerin yeni sisteme dair sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.
Özgüven eksikliği yaşayanlar daha çok ‘Selfitis’ oluyor
13 Ocak 2025 Pazartesi - 12:20 Özgüven eksikliği yaşayanlar daha çok ‘Selfitis’ oluyor Psikolog Hande Nacar Baş, sosyal medyanın hayatımıza girmesinin ardından her gün fotoğraflar çekip paylaşanların yaşadığı takıntı ve ardından ortaya çıkan ‘Selfitis’e yönelik, “Araştırmalar özellikle özgüven eksikliği yaşayan kişilerde bu hastalığın olma olasılığının daha yüksek olduğu sonucuna ulaşıyor” dedi. Sosyal medyanın hayatımıza girmesinin ardından hemen her gün fotoğraflar çekip paylaşanların yaşadığı takıntıya yönelik ilk olarak 2014’te ortaya atılan ’selfitis’ kavramı giderek yaygınlaştı. Konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na konuşan Onma Psikoloji’den Psikolog Hande Nacar Baş, “Özellikle özgüven eksikliği olan kişilerde dışardan gelen her bir beğeni, kişinin selfieler aracılığıyla bir onay arayışına dönüşebiliyor. Sağlıksız bir değerlilik algısı oluşturabiliyor. Fotoğraf çekilmediklerinde sanki sahip oldukları sosyal dünyadan koptuklarını hissedebiliyorlar” ifadelerini kullandı. ‘Selfitis’in her geçen gün arttığına vurgu yapan Psikolog Hande Nacar Baş, daha sonra şunları söyledi: “Cep telefonlarının fotoğraf makinelerine dönüşmesi ve sosyal medya platformlarının bu paylaşımları teşvik etmesiyle, yeni bir psikolojik durumu gündeme getiriyor. Selfitis, kişinin kendi fotoğraflarını (selfie) düzenli olarak çekip, gün içerisinde birden fazla kez paylaşma davranışı olarak tanımlanıyor. Henüz resmi bir psikolojik tanı olmasa da, bu kavram literatüre girmiş durumda. Araştırmalar, özellikle özgüven eksikliği yaşayan bireylerde selfitisin daha yaygın olduğunu gösteriyor. Fotoğraf düzenleme uygulamaları ve filtreler sayesinde kişilerin ideal dış görünüşe ulaşması kolaylaşırken, paylaşılan fotoğrafların aldığı beğeniler de bu davranışın tekrarlanmasına yol açabiliyor. Beğeniler, kişide kısa süreli dopamin artışı oluşturarak, bu döngüyü sürdürülebilir hale getiriyor.”
Çocuklarda kabızlığa neden olabilecek 5 faktör
13 Ocak 2025 Pazartesi - 12:19 Çocuklarda kabızlığa neden olabilecek 5 faktör Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalından Doç. Dr. Hasan Özkan Gezer, kabızlık sorununun çözümünde erken teşhis ve doğru tedavi yöntemlerinin önemli olduğunu söyledi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Hasan Özkan Gezer, çocuklarda kabızlık ve nedenleri hakkında önemli bilgiler paylaşarak bu sorunun hem fiziksel hem de psikolojik etkilerine dikkat çekti. Kabızlığın yalnızca dışkılama sıklığıyla değil, dışkının kıvamı ve dışkılama sürecindeki zorluklarla da ilgili olduğunu kaydeden Dr. Gezer, konuyla ilgili şu açıklamada bulundu: "Günde birkaç kez dışkılayan ancak zorlanan ve ağrı yaşayan bir çocuk kabızlık sorunu yaşıyor olabilirken, dört günde bir dışkılayan ancak rahat bir şekilde bunu gerçekleştiren bir bebek kabız değildir. Kabızlığın belirtileri arasında karın ağrısı, şişlik, dışkının sert olması ve dışkılama sırasında ağrı yer alır." Dr. Gezer, çocuklarda kabızlığa neden olabilecek temel faktörleri beş başlık altında toplayarak şunları söyledi: 1.Doğumsal bağırsak ve anüs hastalıkları Doğumsal anüs darlığı gibi durumlar çocuk doktorları tarafından dahi tanınamayabilir. Bu durum, bebeklerde gaz sancısı ve dışkılama öncesinde yoğun karın şişliği ile kendini gösterebilir. Daha ağır bir durum olan Hirschprung hastalığı, cerrahi müdahale gerektirir. 2.Beslenme hataları Lif bakımından yetersiz diyetler ve fast food ağırlıklı beslenme kabızlığa yol açar. Patates kızartması, pilav, makarna, börek, kek, şekerleme, çikolata gibi gıdaların aşırı tüketimi dışkıyı sertleştirerek çıkışını zorlaştırır. 3.İnek sütü alerjisi İnek sütü alerjisi olan bebeklerde mama veya inek sütü proteini içeren gıdalar tüketildiğinde kabızlık gelişebilir. 4.Psikolojik nedenler Aşırı baskıcı tuvalet eğitimi veya dışkılamadan çekinme gibi nedenlerle çocuklar dışkıyı tutabilir. Bu durum, bağırsakta bekleyen dışkının sertleşmesine ve dışkılama sırasında, dışkı anüsten geçerken sıyrık ve yırtılmalara neden olur. Bu şekilde canı acıyan çocuk, kaka yaparken canı acımasın diye, kakasını daha uzun süre tutmaya çalışır. Böylece korku-ağrı-dışkılama ihtiyacı şeklinde bir kısır döngü başlar. 5.Hareketsizlik Özellikle şişman veya hareketsiz çocuklarda bağırsak hareketlerinin azalması nedeniyle kabızlık görülmektedir. Düzenli fiziksel aktivite, bağırsak sağlığını destekleyen önemli bir faktördür. Öneriler ve tedavi yaklaşımları Dr. Hasan Özkan Gezer, kabızlık sorununun çözümünde erken teşhis ve doğru tedavi yöntemlerinin önemine dikkat çekti. Gezer, lif bakımından zengin diyetler, bol sıvı tüketimi ve düzenli fiziksel aktivite bu sorunun giderilmesine yardımcı olurken, doğumsal bir sorun şüphesi varsa uzman görüşü alınmasının şart olduğunu vurguladı. "Kabızlık tedavisinde yalnızca ilaçlara değil, aynı zamanda çocuğun yaşam tarzına da odaklanmalıyız. Anne-babalar çocuklarına sağlıklı alışkanlıklar kazandırarak bu sorunların önüne geçebilir" diyen Dr. Gezer, kabızlık tedavisinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğinin altını çizdi.
Engelleri aşan dayanışma
13 Ocak 2025 Pazartesi - 10:45 Engelleri aşan dayanışma Adana’da doğuştan görme engelli Ahmet Ünal, 2 yıl önce görme yetisini yitiren Adem Kılınç’a beyaz baston eğitimi vererek sokakta yürümesini sağladı. Kozan ilçesinde yaşayan Adem Kılınç, 2 yıl önce şeker hastalığı nedeniyle görme yetisini kaybetti. Sokağa çıkamaz hale gelen Kılınç’ın imdadına onun gibi görme engelli olan Ahmet Ünal yetişti. Dayanışma örneği sergileyen Ünal, Kılınç’a beyaz baston eğitimi vererek sokakta yürümesini sağladı. Doğuştan görme engeli olan Ünal, engelleri aşan bir dayanışma içinde olduklarını ifade ederek, "Kendim doğuştan görme engelliyim. Bu hafta aynı zamanda beyaz baston haftası. Ben de görme engelli dostlarımızın topluma adapte olmasını sağlıyorum. Bir kuş düşünün. Uçmayı yavrularına öğretmeden önce beraber uçarlar. Ben de karşılaşacakları engelleri anlatıyorum. Onlara baston tekniklerini anlatıyorum. ’Evinde otursana dışarıda ne işin var’ diyen de oluyor. Yeni bir hayata adapte olmaları için birbirimize yardımcı oluyoruz. Bizler en çok kaldırımlarda zorlanıyoruz. Kaldırım işgalleri bizler için büyük engel. En azından bizi görünce kaldırımda oturanlar yol verse, esnaflar kaldırımı işgal etmese bizler için hayat daha kolay olabilir" diye konuştu. 2 yıl önce şeker hastalığı nedeniyle görme yetisini yitiren evli ve 2 çocuk babası Kılınç ise, "Kanadı kırılan bir kuş gibiyim. Baston eğitimi için geldim. Hiçbir şeyim yoktu bir anda gözlerim şekerden görmedi. 2 yıl önce hayat, her şey çok güzeldi. Şu an karanlığın içindeyim ama bu baston ile insanların içine girip bir şeyler yapmak beni mutlu ediyor. Şu an görmüyorum ama bastonu elime alınca sanki görüyorum gibi. Kimse sağlık ve parasına güvenmeyecek. Benim aklımın ucuna bile gelmezdi. Hepimiz birer engelli adayıyız bunu bilerek yaşamak lazım" dedi.
Uzm. Dr. Aşık: “Romatoid artrit tedavi edilmezse kalıcı eklem hasarına sebep olabilir”
13 Ocak 2025 Pazartesi - 09:56 Uzm. Dr. Aşık: “Romatoid artrit tedavi edilmezse kalıcı eklem hasarına sebep olabilir” Romatoloji Uzmanı Dr. Mehmet Ali Aşık, romatoid artrit hastalığının özellikle el eklemleri gibi küçük eklemleri etkileyen kronik iltihaplı bir hastalık olduğunu belirterek, “Görülme sıklığı yüzde 0,5-1 civarındadır. Toplumda sık görülen romatizmal hastalıklardan biridir. Kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2 kat daha sıktır. Hastalık 30-50 yaş aralığında daha sık görülmektedir. Tedavi edilmezse eklemlerde kalıcı hasar ve şekil bozukluğu görülebilir” dedi. Medical Park Adana Hastanesi Romatoloji Uzmanı Dr. Mehmet Ali Aşık, genetik ve çevresel etmenlerin romatoid artrit hastalığı için önemli rol oynadığından bahsederek, “Hastalığın nedeni tam olarak anlaşılmış değildir. Hastalık genetik ve çevresel etmenlere bağlı ortaya çıkar. Bu durum bağışıklık sistemindeki dengenin bozulmasına ve eklem içindeki ‘sinovyum’ dediğimiz zarın inflamasyonuna neden olarak hastalığın ortaya çıkmasına neden olur. Sigara içmek hastalık görülme riskini artırır” açıklamalarında bulundu. ”Günlük yaşam aktivitelerini yerine getirme kapasitesi etkilenebilir” Romatoid artritin yürüme, merdiven inip çıkma, eşyaları kavrama, yazı yazma gibi basit günlük yaşam aktivitelerini ve hastaların mesleklerinin gerektirdiği aktiviteleri yerine getirme kapasitelerini etkileyebileceğinden bahseden Uzm. Dr. Aşık, belirtileri şu şekilde sıraladı: “Eklemlerde ağrı, hassasiyet, şişlik, ısı artışı, halsizlik, yorgunluk, ateş gibi sistemik semptomlar, eklemlerde hareket kısıtlılığı, sabahları ya da uzun süreli hareketsizlikten sonra eklemlerde katılık, tutukluluk, bir saatten uzun süren sabah tutukluğu, tedavi edilmezse eklemlerde kalıcı hasar ve şekil bozukluğu görülebilir.” “Başka organlara zarar verebilir” Aşık, romatoid artrit hastalığının eklemler dışında da organlara zarar verebileceğine değinerek, “Romatoid artrit göz, akciğer, kalp, böbrek gibi organları da etkileyebilir. Ayrıca deri, damarlar, sinir ve iskelet sistemini de etkileyebilmektedir” ifadelerini kullandı. ”Tedavi başarısındaki en büyük rol erken tanıdır” Romatoid artritte çevresel risk faktörlerinin azaltılması dışında bilinen bir önlem olmadığını söyleyen Uzm. Dr. Aşık, “Sigara, hastalık görülme riskini artırdığı için bırakılmalıdır. Erken tanı ve tedavi önemlidir. Tedavi başarısındaki en büyük rol erken tanıdır. Eklemlerde ağrı, şişlik, hassasiyet, ısı artışının olması, eklem şikayetlerinin istirahatte artması ve hareketle azalması ve sabahları 1 saati bulan tutuklukların olması hastalığı tanımamızda en önemli semptom ve bulgulardır. Ayrıca yapılacak bazı tetkikler ile tanı rahatlıkla konmaktadır. Halihazırdaki mevcut tedaviler ile hastalık tamamen kontrol altına alınabilmektedir. Tedavideki amacımız hastanın ağrısının kontrol altına almak ve ortaya çıkabilecek eklem hasarının ve kalıcı sakatlığın önüne geçmektir” diye konuştu.
Soğuk algınlığına karşı bu gıdaları tüketin
13 Ocak 2025 Pazartesi - 09:30 Soğuk algınlığına karşı bu gıdaları tüketin İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Can, soğuk algınlığına karşı alınabilecek önlemleri anlatarak, “Bol sıvı tüketin, istirahat edin. Tavuk suyu çorbası için. Biber, bal, zencefil gibi gıdalardan tüketerek vücudunuzun hem mücadele etmesini hem de rahatlamasını sağlayın” dedi. Kışın soğuk algınlığının çokça arttığına işaret eden Acıbadem Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Can, soğuk algınlığıyla kastedilenin burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, öksürük, boğaz ağrısı, gözlerde kızarma-kaşıntı, halsizlik ya da hafif ateş gibi belirtilerle kendini gösteren burun - boğaz enfeksiyonunun (nazofarenjit) olduğunu söyledi. Su, meyve suyu, ılık ballı limonlu su, çay veya ılık elma suyunun burun tıkanıklığı ve boğaz şişliğini azalttığını belirten Dr. Can, alkol, kahve ve kafein içeren içeceklerden uzak durmak ve vücudu dinlendirerek kendini iyileştirmesini sağlamak gerektiğini ifade etti. Burun tıkanıklığıyla mücadele Tuzlu su gargarasının faydalarından bahseden Dr. Can, “Bir bardak ılık suda çözülmüş yarım çay kaşığı tuz boğaz ağrısını geçici olarak rahatlatabilir. Ancak düzgün bir şekilde gargara yapmaları pek mümkün olmadığı için 6 yaşından küçük çocuklara önermiyoruz. Reçetesiz satılan tuzlu burun damlaları ve spreyleri de, tıkanıklığı ve tıkanıklığı gidermeye yardımcı olabilir; pastiller veya sert şekerlemeleri de deneyebilirsiniz. 6 yaşından küçük çocuklara pastil veya sert şeker vermeyin” dedi. Bebeklerde, bir burun deliğine birkaç tuzlu su damlası koyduktan sonra burun aspiratörüyle hafifçe emilerek bebeğin rahatlatılabileceğini söyledi. Soğuk buharlı bir buharlaştırıcı veya nemlendiricinin de ortama nem ekleyerek tıkanıklığı gidermeye yardımcı olabileceğini belirten Dr. Can, alternatif olarak kalorifer/ soba üzerine bir kap su konulabileceğini de hatırlattı. Ekinezya ve kara mürver bitkilerinin soğuk algınlığından koruduğu ve hastalığın daha çabuk atlatılmasını sağladığını aktaran Dr. Can, “Bu bitkilerin güvenilir marka olmak kaydıyla çayından, tabletinden ve tablet formlarından kullanılabilir. 1 yaşından küçük çocuklar hariç herkes için bal öksürüğü azaltmaya yardımcı olur. Zencefil, tıkanıklığı gidermeye ve boğazı yatıştırmaya yardımcı olur” dedi. Sofralardan eksik olmayacak bir gıdanın ise tavuk suyu çorba olduğunu kaydeden Can, bu çorbanın burun geçişlerini ve tıkanıklığı diğer sıcak sıvılardan daha iyi temizlediğini ve anti-enflamatuar etkisi olduğunu dile getirdi. “Acı biber burun tıkanıklığını açar ve iyi hissettirir” Okaliptüs yağı, nane yağı, kekik yağının göğüs bölgesine sürüldüğünde solunum yollarını rahatlatabileceğine değinen Dr. Can, “Direkt ciltle teması cildi tahriş edebileceği için taşıyıcı bir yağ- krem ile karıştırılarak sürülmesi önerilir. Ayrıca sıcak suya koyup nefes yoluyla kullanılabilir. Lahana, brokoli, kızılcık, yeşil çay, kırmızı soğan, yaban mersininde kersetin adı verilen bir antioksidan bulunur ve soğuk algınlığı ile savaşmanıza yardımcı olur. Kırmızı acı biber burun tıkanıklığını aça, bu da daha iyi hissettirebilir. Ayrıca kapsaisin adı verilen faydalı bir madde içermektedir” diye konuştu. Klinik çalışmalara göre C vitamini tartışmalı Soğuk algınlığına iyi geldiği düşünülse de klinik çalışmalara göre C vitaminin tartışmalı olduğunu belirten Dr. Can, “Hastalık geliştikten sonra kullanılmaya başlanan C vitamini soğuk algınlığının daha hafif ya da daha hızlı iyileşmesini sağlamıyor. C vitamini, gıdalarla alındığında hiçbir zararı yoktur. Ancak, takviye şeklinde alındığında günlük önerilen doz erkeklerde 90 mg (miligram), kadınlarda 75 mg’dır. C vitamini içeren narenciyeleri tüketerek hem sağlıklı beslenip hem doğal C vitamini almak en uygun yöntem gibi görünüyor” dedi. “Antibiyotik fayda yerine zarar verebilir” Soğuk algınlığının sebebinin genellikle virüsler, nadiren bakteriler olduğunu aktaran Dr. Can ilaç tedavisine dair şunları söyledi: “Antibiyotikler bakterilere etkili olduğu için çoğu zaman soğuk algınlığına faydası yoktur. Muayene sırasında bakteri varlığına dair bir bulgu yoksa doktorunuz antibiyotik yazmayacaktır. Hatta gereksiz antibiyotik kullanımı, bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç geliştirmesine yol açar ve zararı bile olabilir.” Dr. Can, reçetesiz satılan soğuk algınlığı ve öksürük ilaçlarının çocuklarda ciddi ve hatta yaşamı tehdit eden yan etkilere neden olabileceği; dolayısıyla herhangi bir ilaç vermeden önce çocuğun doktoruna danışılması gerektiği vurguladı.