Yerel Haberler
Adana
1 Mayıs’ta çalışan seyyar satıcı: "İşçi bayramında en çok işçiler çalışıyor" 01 Mayıs 2026 Cuma - 13:37:39 Adana’da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde birçok işçi bayrama rağmen sokaklarda çalıştı. Su satarak geçimini sürdüren seyyar satıcı Süleyman Kızılkaya, "İşçilerin bayramı kutlu olsun. İnsanların ihtiyaçlarına göre çalışıyoruz" dedi. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde birçok işçi ve seyyar satıcı, bayrama rağmen çalışmaya devam ederek geçimini sağlamayı sürdürüyor. Türkiye genelinde çeşitli etkinlikler düzenlenirken, Adana’da farklı sektörlerde emekçiler mesailerini bırakmadı. Kimi sokaklarda satış yaparken kimi de dükkanında çalışmayı sürdürdü. "Adana sıcak, su yetiştirmeye çalışıyoruz" Merkez Seyhan ilçesine bağlı Atatürk Caddesi’nde su satarak geçimini sürdüren seyyar satıcı Süleyman Kızılkaya, tüm işçilerin bayramını kutlayarak, "Öncelikle bütün işçilerin, emek sahiplerinin bayramı kutlu olsun. Adana sıcak memleket, yanıyor. Biz de insanlara su yetiştirmeye çalışıyoruz. Soğuk su ve çay satıyoruz. Ne iş olursa insanların ihtiyaçlarına göre çalışıyoruz. İşçilerin bayramı kutlu olsun" dedi. "Çalışmazsak olmuyor" Simit satıcısı Mehmet Tahir Doğan ise çalışmak zorunda olduğunu vurgulayarak, "Mecbur çalışıyoruz. Bugün işçi bayramı ama çalışmasak olmuyor. Herkesin işçi bayramı kutlu olsun. Çalışmak zorundayım, çalışmasam evi geçindiremem" diye konuştu. "İşçi bayramında en çok işçiler çalışıyor" Seyyar satıcı Figen Bozca da memurların tatil yaptığını, işçilerin çalıştığını anlatarak, "Memurların tatil yapıp işçilerin en çok çalıştığı bayram işçi bayramıdır. Eczane kapalı, banka kapalı. Şurada dershane var, sınava az kaldı ama orası da kapalı. Ancak işçiler çalışıyor. Ben çalışıyorum, karşıda işçiler var çalışıyor" ifadelerini kullandı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 11:59 Kavgada bıçaklanan şahıs kan parası olarak 100 deve istedikleri ve kundaklama iddialarını yalanladı Adana’da şehit ailesinin trafikte yaşanan kavganın ardından DEAŞ mensubu olduğu öne sürülen kişilerin kendilerine musallat olduğunu iddia ettikleri olayın karşı tarafı iddiaları reddetti. Olayda bıçaklanan şahıs, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek, "100 deve kan para parası istediğimiz yalan, evlerini de biz kundaklamadık" dedi. İddiaya göre, Seyhan ilçesi Şakirpaşa Mahallesi’nde Temmuz 2025’te meydana gelen olayda motosikletle ilerleyen K.K. (17) ile Yunus A. arasında başlayan tartışma kısa sürede büyüdü. Tartışmaya Yunus Ş. ve tarafların yakınlarının da katılmasıyla sokak adeta karıştı. Yaşanan arbedede Yunus A.’nın kardeşi Mahsum A., Yunus Ş.’nin ağabeyi Mustafa Ş.’yi (31) karnından bıçakladı. Bir kadın ise yaralıya müdahale etmeye çalıştı. Şüpheliler olay sonrası kaçarken, yaşananlar cep telefonu kamerasına yansıdı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Mustafa Ş., geçirdiği üç ameliyatın ardından hayatta kaldı. Olay sonrası Mahsum A. serbest bırakılırken, iddiaya göre bıçaklama olayını kayınbiraderi K.K. üstlendi. Tutuklanan K.K., mahkemede ise suçu kabul etmediğini, baskı altında ifade verdiğini öne sürerek, kendisinin yapmadığını savundu. Bu gelişme sonrası K.K. tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Olayın ardından iddiaya göre Mahsum A.’nın evi kundaklandı. Taraflar arasında büyüyen husumette karşılıklı suçlamalar devam ederken, Mahsum A.’nın polis koruması altında Diyarbakır’a gittiği öne sürüldü. Ayrıca karşı tarafın "kan parası" olarak 100 deve istediği iddiası da dosyadaki dikkat çeken detaylar arasında yer aldı. 2017 yılında PKK terör örgütü tarafından Diyarbakır’da şehit edilen Mehmet Devren A.’nın kardeşleri Yunus A. ve Mahsum A., trafikte tartıştıkları kişilerin kendilerine musallat olmasından dolay zor günler geçirdiklerini iddia etti. Olayın taraflarından Mustafa Ş. ve kardeşi Yunus Ş. ise kendilerinin mağdur olduğunu öne sürdü. Mustafa Ş. ve Yunus Ş., kan parası olarak 100 deve istemediklerini ve Mahsum A.’nın evini kundaklamadıklarını da belirtti. Olayda bıçaklanan Mustafa Ş., "Ben kardeşimi kurtarmak için gittiğimde bana da saldırdılar. Mahsum beni karnımdan bıçakladı. Yere düştüğümde de darbetmeye devam ettiler. Sokaktakiler bana tampon yaparken ‘Müdahale etmeyin. Bırakın, ölsün’ dediler. Mahsum, kayınbiraderinin suçu üstlenmesini istedi. Kendileri de bu durumu mahkemede anlattı. Ayrıca bizim kundaklama olayıyla bir ilgimiz yok. Ben o sırada yoğun bakımdaydım ve ailem de yanımdaydı. Kardeşim de elektronik kelepçeli şekilde evdeydi. Biz kesinlikle kan parası istemedik. Olayın kapanmasını, bu iftiraların son bulmasını istiyoruz" dedi. Karıştığı kavga nedeniyle ev hapsi cezasına çarptırılan Yunus Ş. ise, "Mahalleden arkadaşım işten döndüğü sırada bu kişiler tarafından tehdit edilmiş. Dayak yiyince arkadaşım da benden yardım istedi. Konuşmak için yanlarına gittiğimizde bana saldırdılar. Ağabeyim olayı duyup, geldiğinde onu da dövüp, bıçakladılar. Suçlu olmadığım halde bana da ev hapsi cezası verildi. Ayağımda elektronik kelepçe var. Artık hayatımın normale dönmesini istiyorum" diye konuştu.
Karısını ve kayınbabasını vurdu, silahla motosiklet gasp edip kaçarken yakalandı
22 Ekim 2024 Salı - 01:50 Karısını ve kayınbabasını vurdu, silahla motosiklet gasp edip kaçarken yakalandı Adana’da bir kişi boşanma aşamasında olduğu karısını ve kayınbabasını silahla vurdu. Şüpheli daha sonra da silah zoruyla gasp ettiği motosiklet ile kaçarken polis tarafından yakalandı. Olay, Yüreğir ilçesine bağlı 19 Mayıs Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, İzzettin T. (24), eşi Ayşegül T. (24) ile anlaşamadıkları için boşanma aşamasına geldi. İzzettin T. eşiyle görüşmek istedi ancak kayınbabası Salih K. (50) izin vermedi. Bunun üzerine İzzettin T., pusuya yatarak karısının dışarı çıkmasını bekledi. Karısı Ayşegül T. ve kayınbabası Salih K. evden çıkıp otomobile bindiği sırada İzzettin T. tabanca ile ateş açmaya başladı. Salih K. çenesinden ve kolundan, kızı Ayşegül T. ise ayağından yaralandı. Yaralı halde arabaya binen baba ve kızı polis merkezinin önüne kaçtı. Polislerin durumu fark etmesi üzerine hemen 112 acil ekiplerine durum bildirildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri baba ve kızını Seyhan Devlet Hastanesine kaldırdı. Yaralıların durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Silah zoruyla motosiklet gasp etti, polisten kaçamadı Olayın şüphelisi İzzettin T., Muhammet G.’nin başına silah dayayarak motosikletini gasp etti. İzzettin T., gasp ettiği motosiklet ile kaçtığı sırada polis tarafından kovalamaca sonucu kıskıvrak yakalandı. Suç aletiyle yakalanan şüpheli Yüreğir İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı polisler tarafından gözaltına alındı.
Vali Köşger: "3. Tesbih ve Doğal Taşlar Fuarını 412 bin kişi ziyaret etti"
21 Ekim 2024 Pazartesi - 16:22 Vali Köşger: "3. Tesbih ve Doğal Taşlar Fuarını 412 bin kişi ziyaret etti" Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, "3. Tesbih ve Doğal Taşlar Fuarı’nda bu sene ülkemizin çeşitli illerinden 190, ilimizden 50 ve yurt dışından 10 firma olmak üzere toplam 250 stant ile yer aldı. Fuarı 412 bin kişi ziyaret etti" dedi. Adana Valiliği himayesinde 17-20 Ekim 2024 tarihlerinde 3’üncüsü düzenlenen Tesbih ve Doğal Taşlar Fuarı, yurt içi ve yurt dışından sektörün önde gelen firmaları ile çok sayıda tesbih ve doğal taş meraklısını bir araya getirdi. Fuarda birbirinden değerli tasarımdaki tesbihler ve doğal taşlarla yapılmış ürünler beğeniye sunuldu. 20 Ekim’de kapılarını kapatan fuara ilişkin önemli açıklamalar yapan Vali Köşger, Tesbih ve Doğal Taşlar Fuarı’nın Adana için bir ticari etkinlik olmanın ötesinde, şehrin kültürel ve ekonomik kimliğini pekiştiren önemli bir organizasyon olduğunu söyledi. 8. Uluslararası Adana Lezzet Festivali ile aynı tarihte düzenlenen fuarın yoğun ilgi gördüğünü ifade eden Vali Köşger, “Adana birbirinden kıymetli etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Adana’da fuar ve festival kültürü oluşmuş durumda. Tesbih ve Doğal Taşlar Fuarı’mız diğer etkinliklere göre daha yeni olmasına rağmen güzel bir sinerji oluşturuyor. Hem sektörün hem de bu alana meraklı olan vatandaşlarımızın bu fuara gerçekten ihtiyacı varmış” dedi. Tesbihin Türk-İslam kültürünün en özel objelerinden biri olarak sabır ve huzurun simgesi olduğunu, doğal taşların ise hem şifa kaynağı olarak kabul edildiğini hem de sanatsal dokunuşlarla göz kamaştıran ürünlere dönüştüğünü belirten Vali Köşger, “Adana’nın bu mirası sahiplenmesi, sadece kültürel bir sorumluluk değil, aynı zamanda ekonomik bir fırsattır. Zira el yapımı tesbihler ve doğal taşlar yerli ve yabancı turistler için büyük bir ilgi odağı. Bu fuar yerel zanaatkarların ulusal ve uluslararası arenada kendilerini tanıtmalarına fırsat sağlarken Adana’nın sanat ve ticaret potansiyelini daha geniş kitlelere duyuruyor” diye konuştu. 3. Tesbih ve Doğal Taşlar Fuarı’nda bu sene ülkemizin çeşitli illerinden 190, ilimizden 50 ve yurt dışından 10 firmanın toplam 250 stant ile yer aldığı bilgisini veren Köşger, fuarı 412 bin kişinin ziyaret ettiğini söyledi. Türkiye’de bir ilk olan Tesbih ve Doğal Taşlar Fuarı’nın uzun soluklu olması için çaba gösterdiklerini dile getiren Vali Köşger, “Fuarımıza katkıları bulunan belediyelerimize, odalarımıza, sivil toplum kuruluşlarımıza, basın mensuplarımıza, Türkiye Tesbihçiler Esnaf ve Sanatkârlar Federasyonu Onursal Başkanı Nasır Fidan’a, Tesbihçiler Derneği Başkanı Rezan Yılmaz’a ve bu işe gönül veren herkese teşekkür ediyorum” dedi.
Adana’da 4 günde 500 bin şiş et ve 400 bin şişe şalgam suyu tüketildi
21 Ekim 2024 Pazartesi - 12:47 Adana’da 4 günde 500 bin şiş et ve 400 bin şişe şalgam suyu tüketildi Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, 4 gün süren 8. Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nde 500 bin şiş et ve 400 bin şişe şalgam suyunun tüketildiğini açıkladı. Adana Valiliğinin ev sahipliğinde Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri ile odalar ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla düzenlenen 8. Uluslararası Adana Lezzet Festivali, Merkez Park’ta tamamlandı. Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, 8. Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nde 500 bin şiş et ve 400 bin şişe şalgam suyunun tüketildiğini açıkladı. Merkez Park’taki alanda 76 stantta satış yapıldığını, 48 kadın kooperatif standı ile 13 belediye standının yer aldığını ifade eden Vali Köşger, “Adana sadece kebaptan ibaret olmayan bir şehir ama Adana deyince de akla ilk gelen lezzetler tabi ki kebabı ve kebabın yanında olmazsa olmaz şalgamı. Bu sene festivalimizde yaklaşık olarak 500 bin şiş et ve 400 bin şişe şalgam tüketildi” dedi. “800 bin kişi ziyaret etti” Adana’nın artık gastronomi turizminin önemli bir parçası olduğunu aktaran Vali Köşger, festivali 800 bin kişinin ziyaret ettiğini anlatarak şunları söyledi: “Festivali 800 binin üzerinde kişi ziyaret etti. Bu yılki festival; kadim kentimizin zengin mutfak kültürünü, tarihi ve turistik değerlerini tanıtmakla kalmayıp aynı zamanda Adana ekonomisine büyük katkı sağladı. Öyle ki hem Adanalı hemşehrilerimiz hem de ülkemizin çeşitli yerlerinden ve yurt dışından gelen misafirlerimizin yaptığı harcamalarla birlikte toplam 3,7 milyar TL’lik bir ekonomik değerden bahsedebiliriz. Bunun dışında sosyal medya, yazılı ve görsel basında çıkan haber eş değerlerinin çok yüksek olduğunu değerlendiriyoruz. Bu tanıtım çalışmaları da önümüzdeki dönemlerde Adana turizmine büyük katkı sağlayacaktır. Biraz önce de değindiğim gibi şehrimiz yemek kültürüyle gastronomi turizminde önemli bir marka değeri. Adana, Hatay, Gaziantep eksenli Kahramanmaraş, Nevşehir, Mersin ve Şanlıurfa’nın da eklenebileceği bir destinasyon oluşturmayı hedefliyoruz. Bu hususta bölge belediye başkanlarımızın da destekleri büyük. Ben onlara da verdikleri bu destek için teşekkür ediyorum.”
Uzmanlar uyardı: “40 yaşından sonra yılda bir kez mamografi yaptırılmalı”
21 Ekim 2024 Pazartesi - 12:40 Uzmanlar uyardı: “40 yaşından sonra yılda bir kez mamografi yaptırılmalı” Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Demircan, kadınların meme kanserine karşı kendilerini kontrol etmeye 20 yaşından sonra başlaması gerektiğini belirterek, “40 yaşından sonra mutlaka düzenli olarak da mamografi yaptırılmalılar” dedi. Ekim ayının Meme Kanseri Farkındalık Ayı olması nedeniyle ‘Meme Kanserinde Doğru Bilinen Yanlışlar” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Seral Çelik’in yaptığı söyleşinin uzman konukları Acıbadem Adana Hastanesi doktorları Prof. Dr. Orhan Demircan, Prof. Dr. Sinan Yavuz, izleyicilere erken teşhisi için neler yapılması gerektiğine dair bilgiler verdi. 5 yıl önce meme kanseri tanısı alan muhtar Nevin Dinçer ise hastalık deneyimini anlattı. Çok sayıda izleyicinin katıldığı farkındalık söyleşine Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve eşi Nuray Karalar da katıldı. “40 yaşından sonra yılda bir kez mamografi yaptırılmalı” Söyleşide meme kanseri ile ‘doğru bilinen yanlışlar’ olduğuna dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Demircan, meme kanserinden ilk adımın, düzenli tarama testleri yaptırılması olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Meme kanseri, sık görülen bir kanser türü. Her 8 kadından biri, bu hastalıkla tanışıyor. Bu yüzden düzenli taramalar yapılması çok önemli. Taramalar, meme kanserinin erken teşhisini sağlıyor. Erken teşhis edilen meme kanserinin ise tedavi başarısı çok yüksek. Fakat toplumda doğru sanılan yanlışlar çok yaygın. Örneğin, mamografi yaptırırsam çok radyasyon alırım. Oysa alınan radyasyon miktarı, Amerika’ya uçuş sırasında alınan radyasyon kadar. Mememde kanserli bir kitle varsa mamografi çektirirken uygulanan bu kitlenin tüm vücuda dağılmasına yol açar gibi yanlış inanışlar çok. Bunlar tarama testlerinden uzaklaştıran yanlış bilgiler. Bilgi, doğru kaynaklardan öğrenilmeli.” Kadınlara her ay düzenli olarak kendi kendine meme kontrolü yapmalarının meme kanseri teşhisinde önemli rol oynadığını söyleyen Prof. Dr. Demircan, “Her ay kadınların kendi kendine yaptıkları meme kontrolü, kadınların bedenini iyi tanımalarını sağlıyor. Böylece memede gördükleri bir farklılığı daha çabuk fark edebiliyorlar. Kendi kendine kontrolün 20 yaşından sonra başlamalı. 40 yaşından sonra mutlaka düzenli olarak da mamografi yaptırılmalı. Mamografi, çok küçük bir odağın bile erkenden tespit eden bir tarama yöntemidir. Böylece, kanser odağı yayılmamışken tespit ediliyor ve tedavisinde çok büyük başarı sağlanıyor” dedi. “Kalıtsal kanser türleri, tüm meme kanserlerinin yalnızca yüzde 10’u” Meme kanserine karşı alınacak önlemler olduğunu ama yüzde yüz korunmanın mümkün olmadığını söyleyen Tıbbı Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Yavuz, “Meme kanserine karşı bizi yüzde yüz koruyacak sihirli bir formül yok. Sağlıklı beslenme, egzersiz gibi meme kanseri riskini düşürecek bazı önlemler alabiliriz” dedi. Meme kanserinin kalıtsal geçişli bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Sinan Yavuz, “Bazen aileden geçen genler, bu hastalığa yol açabiliyor. Ama tüm meme kanserleri arasında bu oran, sadece yüzde 10-15 kadar. Yani, ailesinde hiç meme kanseri olmayan kadınların bu hastalığa yakalanma oranı çok yüksek. O nedenle kadınlar ailemde meme kanseri yok, taramalarımı geciktirsem bir şey olmaz diye düşünmesinler” diye konuştu. Meme kanserinin oluşmasında rol oynayan bazı genlerin bilindiğine de dikkat çeken Prof. Dr. Yavuz, bu genlerin tespit edilebildiği de belirtti. Kanserin tedavisinin muldisipliner bir yaklaşımla yapılması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yavuz, “Kanserin tedavisi, patoloji, radyoloji, genel cerrahi, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi gibi birçok uzmanın birlikte çalışmasını gerektiriyor. Bu uzmanlar hastanın tanısından tedavisine kadar her aşamasında hasta için en iyi yöntemi belirliyor. Böylece tedavi başarısının ve hastanın yaşam kalitesinin yükseltilmesi sağlanıyor. Bugün bu tip multidisipliner yaklaşımla çalışan meme merkezlerinin sayısı artıyor” dedi. “Kendi kendime kontrol ederken elime bir kitle geldi” 2019 yılında kendi kendini muayene ederken eline bir kitle geldiğini belirten Nevin Dinçer, hastalık deneyimini şöyle anlattı: “Eşimle İstanbul’a gitmiştik. Duş sırasında mememde bir kitle fark ettim. Hemen eşimle doktora gittik, muayeneler, mamografi, biyopsi derken bir meme kanseri olduğu tespit edildi. Tedaviyi memleketimde Adana’da olmak istedim. Tekrar geri döndük. Hocalarımızla tanıştık. Hocalarım da bu süreci o kadar iyi anlattılar ki, ben de adapte oldum ve büyük bir sorun olarak görmedim. ‘Atlatacağım, iyileşeceğim’ diye düşündüm. Öyle de oldu. Sosyal hayattan hiç kopmadım. Bankadan emekli olmuştum, şimdi Kurtuluş mahallesinin muhtarlığı yapıyorum. Kadınlara korkmayın, kontrollerinizi ihmal etmeyin, hastalanırsanız da umudunuzu asla yitirmeyin diyorum” diyerek düşüncelerini ifade etti. “Bilgi, en büyük güç” Dernek olarak 10 yıl önce meme ve jinekolojik kanserler konusunda toplumsal farkındalığı artırmak ve bu hastalıklarla mücadele eden kadınlarla yol arkadaşlığı yapmak için yola çıktıklarını söyleyen Pembe izler (Pİ) Kadın Kanserleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Seral çelik, izleyenlere bilginin en büyük güç olduğunu belirterek şunları söyledi: “Birçok kadın meme kanseriyle tanışıyor. Ülkemizde genç yaşta meme kanseri hasta sayısı da yüksek. Bu hastalıklara karşı bilgi, en büyük güç. Derneğimizdeki pek çok hastalık deneyimi olan kadının hikayesi, bir yakınının ‘mamografi çektirdin mi?’ uyarısıyla ya da meme kanseriyle ilgili bir yazıyı okumasıyla, bir videoyu izlemesiyle başladığını biliyoruz. Biz dernek olarak erkek ya da kadın tüm topluma bu hastalıklarla ilgili uzmanlarımızla birlikte bilgi vererek, erken teşhise dikkat çekmeye çalışıyoruz. Çünkü bir hastalık, yalnızca hastayı değil, ailesini, arkadaşlarını yani çevresindeki pek çok kişinin hayatını etkiliyor. Hasta yakınları da hastalar için elinden geleni yapmaya çalışıyor. Bunun için tüm toplumun bilgilenmesi, hem erken teşhisinde hem de bu hastalıklarla mücadele edilmesinde çok önemli bir rol oynuyor.” Söyleşi sonrasında Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın eşi Nuray Karalar, tüm katılımcılara teşekkür ederek, konuşmacılara çiçek verdi.
DAİMFED, Azerbaycan’a temsilci atadı
21 Ekim 2024 Pazartesi - 11:01 DAİMFED, Azerbaycan’a temsilci atadı Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu, Kıbrıs, İstanbul ve Malatya şubesini açtıktan sonra Azerbaycan’a da temsilci atadı. Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu, yaptığı açıklamada DAİMFED’in yaptığı çalışmalarla konfederasyon yolunda güçlü adımlarla ilerlediği bu çerçevede DAİMFED Azerbaycan temsilciliğine Salih Ayışığı’nı atadıklarını söyledi. “İş fırsatlarını ülkemizin iş insanlarına sunmayı hedefliyorum” 1986 yılında Adana’da doğan ve Nahçıvan Devlet Üniversitesi’nde eğitimini sürdüren Salih Günışığı, “2007-2010 yıllarında Dubai ve Suudi Arabistan’da insan kaynakları ve satın alma departmanlarında yönetici olarak çalıştım. Son 5 yıldır hibrit ve elektrikli araçlar, şarj istasyonları altyapısı ve araç pilleri üzerine yoğunlaşmaktayım. Azerbaycan ve Türkiye’de eğitim, ticaret ve siyaset danışmanlık hizmetleri sunuyorum. İleri düzeyde Arapça ve Azerbaycan Türkçesi, orta düzeyde İngilizce ve Rusça biliyorum. Azerbaycan, özellikle Karabağ ve Nahçıvan’da yükselen inşaat sektörü ilgimi çekti. İnşaat ve gayrimenkul projelerimi, DAİMFED Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu ile paylaştım. Kendisiyle olan samimi görüşmemizin ardından, Azerbaycan DAİMFED Temsilcisi olarak görevlendirildim. Genel Başkanımız Mustafa Bey’in sektördeki deneyimi ve liderliğiyle, Azerbaycan’daki potansiyel iş fırsatlarını ülkemizin iş insanlarına sunmayı hedefliyorum” diye konuştu.
3 kez kanseri yendi, keçe sanatıyla hayata tutundu
21 Ekim 2024 Pazartesi - 10:31 3 kez kanseri yendi, keçe sanatıyla hayata tutundu Adana’da önce lösemiye ardından da tiroit ve meme kanserine yakalanan Havva öğretmen, unutulmaya yüz tutmuş keçe sanatıyla hayata tutundu. Kanserleri atlatan Havva öğretmen, ilk sergisini doktorlarının da katılımıyla açtı. 51 yaşındaki el sanatları öğretmeni, 2 çocuk annesi Havva Kutun, çocukken lösemiye yakalandı. İlik nakli olan ve lösemiyi atlatan Kutun, 17 sene önce de tiroit kanserine yakalandı. Ailesinin ve doktorlarının desteğiyle zorlu tedaviler gören Kutun, bu kanseri de atlattı. Günlük yaşamına devam eden Havva Kutun, 2022 yılında gittiği doktorda meme kanserine yakalandığını öğrendi. Dünyası başına yıkılan Kutun, kemoterapi görmeye başladı. Bu sırada çok sevdiği öğretmenlik mesleğini de asla bırakmayan Havva Kutun, keçe sanatıyla da ilgilenmeye başladı. Keçeyi ilmek ilmek işleyen Kutun, yaklaşık 1 sene boyunca onlarca eser yapıp kanseri adeta sanatla yendi. Farkındalık ayında sergi açtı Kanseri yendikten sonra Havva Kutun, geçtiğimiz gün Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Seyhan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde eserlerin yer aldığı ‘İlmek İlmek Umut: Küllerinden Yeniden Doğmak’ isimli sergisini açtı. Sergiye Kutun’un meslektaşlarının yanı sıra doktorları da katıldı. "Kansere yakalananlar asla umutsuzluğa kapılmasın" İhlas Haber Ajansı’na konuşan Havva Kutun, "Ben önce lösemi, sonra tiroit sonra da meme kanserine yakalandım. Bu süreçler çok zorlu geçti. Bazı günler kolumu kaldıracak halim olmuyordu. Ancak keçe sanatıyla tanıştım ve bu sanatla eserler yaptım. Sanatla hayata tutundum adeta. Bugün de sergimi açtım ve çok mutluyum. Ben 3 kere kanseri yendim. Kansere yakalananlar asla umutsuzluğa kapılmasın" dedi.