Yerel Haberler
Adana
‘Minik Yürekler’ kreşi hizmete başladı
18 Eylül 2024 Çarşamba - 10:11 ‘Minik Yürekler’ kreşi hizmete başladı Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, 600 bin nüfuslu Yüreğir’e 35 yılda sadece 2 tane kreş yapıldığını söyleyerek, “Bu kabul edilemez. Çok kısa sürede en az 3 veya 4 kreşi Yüreğirli’nin hizmetine sunacağız” dedi. Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, Kazım Karabekir Mahallesi’nde hizmete açtığı Minik Yürekler Kreşi’ni ziyaret etti. Çocuklarla, eğitimcilerle ve velilerle bir araya gelen Başkan Demirçalı, Yüreğir’de kreş sayısını artıracaklarını ve böylece çalışan ailelere en çok ihtiyaçları olan konuda destek sağlayacaklarını belirtti. Minik Yürekler Kreşi ziyaretinde sınıfları gezip öğrenciler ve öğretmenlerle sohbet eden Demirçalı, miniklerle yakından ilgilendi. Çocukların, aile kavramının ve eğitimin birinci öncelikleri olduğunu belirten Başkan Demirçalı, “Yaklaşık 600 bin nüfusu olan bir ilçeye 35 yılda sadece 2 tane kreş yapılmış. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Biz göreve geldikten hemen sonra 3’üncü kreşimizi hizmete açtık. En kısa zamanda en az 3 veya 4 kreşimizin daha temelini atacağız. Yüreğir’de kreş sayısı artıracağız” diye konuştu. Çocukların eğitimine yapılan yatırımların ülkenin geleceği için en önemli adım olduğunu vurgulayan Başkan Demirçalı şunları söyledi: “Çocuklarımızı en iyi şartlarda geleceğe hazırlamak en öncelikli görevimizdir. Çocuklarımızın mutluluğu, çalışan ailelerimizin huzuru için hızlı bir şekilde ebeveynlerimizin güvenle çocuklarını bırakabilecekleri ortamı oluşturup Yüreğirli hemşehrilerimizin hizmetine sunacağız. Minik Yürekler kreşimiz ilçemize, Adana’mıza hayırlı uğurlu olsun.”
Başkan Doğan: “Aşırı sıcaklar ürünleri yaktı, birçok ürün rekolte kaybına uğradı”
18 Eylül 2024 Çarşamba - 10:10 Başkan Doğan: “Aşırı sıcaklar ürünleri yaktı, birçok ürün rekolte kaybına uğradı” Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, bu yıl aşırı sıcakların ürünleri yaktığını ve birçok üründe rekolte kayıpları yaşandığını söyledi. Çukurovalı çiftçilerin yaşadığı sıkıntıları gündeme getirerek, çiftçilerin borçlarının ertelenmesi ve üreticiye daha fazla destek sağlanması gerektiğini söyleyen Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan, ‘’2024 yılı Çukurovalı çiftçiler için adeta bir kabusa dönüştü. Ürünlerden elde edilen gelirler, artan maliyetleri karşılamadığı için çiftçiler bu yıl hiçbir üründen para kazanamadı. Çukurova gibi verimli bir bölgede, normalde yüksek kaliteli ürünler elde edilir. Ancak bu yıl yaşanan aşırı sıcaklar, ürünlerin birçoğunu yaktı ve birçok ürün rekolte anlamında büyük kayıplara uğradı. Çiftçilerimiz, bin bir emekle yetiştirdikleri ürünlerinden yeterli verimi alamadı ve bu durum onları maddi açıdan çok zor bir durumda bıraktı” dedi. Doğan, çiftçilerin birçoğunun üretim maliyetlerini karşılayacak kadar gelir elde edemediğini ve bu nedenle bankalara olan borçlarını ödemekte zorlandığını belirtti. “Acil önlemlerin alınması gerekiyor” Başkan Doğan, son yıllarda artan iklim değişikliğine dikkat çekerek, “Aşırı sıcaklar, kuraklık ve ani yağışlar gibi hava olayları ürünleri olumsuz etkiliyor. Bu yıl Çukurova bölgesinde sıcaklıklar mevsim normallerinin çok üzerinde seyretti ve bu durum, bitkilerin büyüme döneminde ciddi zararlar oluşmasına neden oldu. Sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte ürünler yandı, sulama suyu yetmedi ve verimlilik ciddi anlamda düştü. Bu süreçte çiftçilerin üretime devam edebilmesi için acil önlemlerin alınması gerekiyor” diye konuştu. “Tarım sektörüne daha fazla yatırım yapılmalı” Tarımın Türkiye’nin gıda güvenliği açısından hayati bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Doğan, şunları söyledi: “Çukurovalı çiftçilerin bu zor dönemde üretime devam edebilmesi için bankalara olan borçlarının ertelenmesi gerekiyor. Çiftçilerimiz zaten zor durumda. Ürünlerinden para kazanamıyorlar, bankalara borçları birikmiş durumda ve bu borçları ödeyebilecek durumda değiller. Eğer bankalar, çiftçilere borç erteleme gibi bir kolaylık sağlamazsa, birçok çiftçi iflas edecek ve bu da tarım sektöründe büyük bir çöküşe yol açacak. Çiftçilerimizi rahatlatmak için acilen borçların ertelenmesi gerekiyor. Çiftçilerimiz, geleceğimizin teminatıdır. Onlara gerekli desteği vermezsek, gelecek nesillerin gıda güvenliğini riske atmış oluruz. Tarım sektörüne daha fazla yatırım yapılmalı, çiftçilere yönelik destekler artırılmalı ve borç erteleme gibi kolaylıklar sağlanmalıdır. Çiftçilerimizin rahatlatılması, tarımın sürdürülebilirliği için elzemdir.”
Op. Dr. Kaya: “Safra kesesi taşlarından laparoskopik yöntemle kurtulmak mümkün”
18 Eylül 2024 Çarşamba - 09:47 Op. Dr. Kaya: “Safra kesesi taşlarından laparoskopik yöntemle kurtulmak mümkün” Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ferudun Kaya, safra taşlarının genellikle kolesterolden veya safra pigmentlerinden oluştuğunu belirterek, “Safra taşları çoğunlukla ağrısız olabilir, ancak bazı hastalarda ciddi semptomlara yol açabilir. Laparoskopik kolesistektomi safra taşı kaynaklı semptomların tedavisinde en etkili ve güvenli yöntemlerden biridir” dedi. Safra taşları çoğunlukla ağrısız olsa da bazı hastalarda ciddi semptomlara yol açabileceğine dikkat çeken Medical Park Adana Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ferudun Kaya, tedavi yolları hakkında bilgilendirmede bulundu. “Sessiz taşlara dikkat edilmeli” ”Birçok kişi safra taşlarına sahip olsa bile hiçbir belirti yaşamaz. Bu tür taşlara sessiz taşlar denir” açıklamasında bulunan Op. Dr. Ferudun Kaya, ancak safra taşı safra kanalını tıkaması halinde vücutta bazı belirtilerin ortaya çıkabileceğini söyledi. Op. Dr. Kaya, bu belirtileri şu şekilde sıraladı; “Safra kolikleri: Karın sağ üst kısmında aniden başlayan ve genellikle saatlerce süren şiddetli ağrılar. Bu ağrı omuza ve sırta yayılabilir. Mide bulantısı ve kusma: Özellikle yemeklerden sonra mide bulantısı ve kusma görülebilir. Hazımsızlık: Şişkinlik, mide yanması ve özellikle yağlı yiyeceklerin tüketilmesinden sonra sindirim problemleri yaşanabilir. Sarılık: Safra taşının safra kanalını tıkaması nedeniyle safra akışı bozulur ve ciltte ve göz aklarında sararma meydana gelebilir. Ateş ve titreme: Safra kesesi enfeksiyonu (kolesistit) varsa ateş ve titreme ortaya çıkabilir.” “Hastaların semptomları ve tıbbi geçmişleri dikkate alınarak teşhis edilir” Kolelitiazisin (safra kesesi taşları) genellikle hastaların semptomları ve tıbbi geçmişleri dikkate alınarak teşhis edildiğini belirten Op. Dr. Kaya, tanıyı doğrulamak için kullanılan bazı görüntüleme tekniklerini şöyle sıraladı: “Ultrasonografi: Safra taşlarını teşhis etmek için en yaygın kullanılan yöntemdir. Yüksek doğruluk oranına sahiptir ve non-invazivdir. MRCP (Manyetik Rezonans Kolanjiyopankreatografi): Safra yollarını ve pankreası detaylı bir şekilde görüntülemek için kullanılır. BT (Bilgisayarlı Tomografi): Safra taşı komplikasyonlarını ve diğer karın içi patolojileri değerlendirmek için kullanılabilir. ERCP (Endoskopik Retrograd Kolanjiyopankreatografi): Hem tanı koymak hem de tedavi amacıyla kullanılan bir yöntemdir. Safra taşlarını çıkarmak için de kullanılabilir.” ”Sessiz safra taşlarına düzenli takip gerekebilir” Kolelitiazis tedavisinin taşların sayısına, boyutuna, yerine ve hastanın semptomlarına bağlı olarak değiştiğini ifade eden Op. Dr. Ferudun Kaya, tedavi seçeneklerini şöyle sıraladı: Bekle ve gör yaklaşımı: Sessiz safra taşları semptomlara neden olmuyorsa, doktorlar genellikle müdahale önermez ve düzenli takip yapılmasını isteyebilirler. İlaç tedavisi: Safra taşlarını eritmek için ursodeoksikolik asit gibi ilaçlar kullanılabilir. Ancak, bu tedavi uzun sürebilir ve her zaman etkili olmayabilir. Cerrahi müdahale: Safra taşı semptomatikse ve komplikasyon riski taşıyorsa en yaygın tedavi yöntemi cerrahidir. En sık kullanılan cerrahi yöntem ise laparoskopik kolesistektomidir. “En sık kullanılan cerrahi yöntem laparoskopik kolesistektomidir” Op. Dr. Ferudun Kaya, “Laparoskopik kolesistektomi, safra kesesinin çıkarılması için yapılan minimal invaziv bir cerrahi yöntemdir. Bu yöntem, kolelitiazis tedavisinde en yaygın kullanılan ve güvenli kabul edilen prosedürlerden biridir” dedi. Op. Dr. Kaya, işlemin aşamaları hakkında şu bilgileri paylaştı: “Anestezi: Ameliyat genel anestezi altında yapılır. Hasta tüm işlem boyunca uyur ve ağrı hissetmez. Kesiler: Karın bölgesinde birkaç küçük kesi yapılır. Bu kesiler genellikle 1 cm’den küçüktür. Laparoskop yerleştirilmesi: Bir kesiden laparoskop adı verilen ince bir kamera yerleştirilir. Bu kamera, cerraha karın içini ekranda görme olanağı tanır. Safra kesesi çıkarılması: Diğer küçük kesilerden cerrahi aletler yerleştirilir. Safra kesesi bu aletler aracılığıyla kesilir ve çıkarılır. Kapanış: Safra kesesi çıkarıldıktan sonra kesiler dikiş veya cerrahi bantlarla kapatılır.” “Laparoskopik kolesistektomi ameliyatı daha hızlıdır ve ameliyat sonrası ağrı daha azdır” Laparoskopik kolesistektomi ameliyatının avantajlarından bahseden Op. Dr. Kaya, ”Minimal İnvazivdir, küçük kesiler nedeniyle iyileşme süresi daha hızlıdır ve ameliyat sonrası ağrı daha azdır. Genellikle hastalar ameliyat sonrası aynı gün veya ertesi gün taburcu edilir. Birkaç hafta içinde normal aktivitelerine dönerler. Küçük kesiler sayesinde cerrahi izler minimaldir” ifadelerini kullandı. “Erken tanı ve tedavi ile hastalar genellikle hızlı ve sorunsuz bir iyileşme süreci geçirirler” Ameliyattan sonra hafif bir karın ağrısı, şişkinlik veya gaz sancısının normal sayılabileceğini dile getiren Op. Dr. Ferudun Kaya, “Hastalar genellikle ameliyattan kısa bir süre sonra normal beslenmelerine dönebilirler. Ancak yağlı yiyeceklerin sindirilmesi ilk başta zor olabilir. Ağır fiziksel aktivitelerden kaçınmak ve doktorun önerdiği süre boyunca dinlenmek önemlidir” açıklamalarında bulundu. “Ağrı semptomları varsa tedavi edilmeli” Op. Dr. Kaya, Kolelitiazisin genellikle ciddi bir sorun olmadığını belirterek, “Semptomatik olduğunda tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Laparoskopik kolesistektomi, safra taşı kaynaklı semptomların tedavisinde en etkili ve güvenli yöntemlerden biridir. Erken tanı ve tedavi ile hastalar genellikle hızlı ve sorunsuz bir iyileşme süreci geçirirler. Eğer safra taşı belirtileriniz varsa, erken teşhis ve tedavi için bir sağlık uzmanına başvurmanız önemlidir” diye konuştu.
Melek, kardeşinin iliğiyle hayata tutundu
18 Eylül 2024 Çarşamba - 09:45 Melek, kardeşinin iliğiyle hayata tutundu Adana’da lösemiye yakalandıktan sonra ilik nakli ile sağlıklarına kavuşan çocuklar moral etkinliğinde bir araya geldi. Kardeşinden aldığı ilikle hayata tutunan Melek, “2 kez kardeşimden ilik aldım. Tedavim halen devam ediyor. Donör olmanız bizler için çok önemli” dedi. Dünya Kemik İliği Bağışçıları Günü nedeniyle Acıbadem Adana Hastanesi’nde onkoloji hastası çocuklar için moral etkinliği düzenlendi. Hastanenin konferans salonunda düzenlenen etkinlikte çocuklar palyaço ile dans edip oyunlar oynadı. Doktorlar ise ailelere bilgilendirme yapıp kemik iliği bağışının öneminden bahsetti. Kardeşinin iliğiyle hayata tutundu Etkinliğe Hatay’dan katılan 17 yaşındaki Melek Sürer, bu çocuklardan sadece bir tanesi. Melek’e 6 aylıkken lösemi teşhisi konuldu ve 14 yaşına gelene kadar birçok tedavi gördü. 14 yaşındayken erkek kardeşi Ahmet Emir’den kemik iliği transferi yapıldı ancak ilk tedavide istenilen sonuç alınmayınca 2. ameliyatı oldu ve Melek’in tedavisi halen devam ediyor. “Donör olmanız çok önemli” Kemik iliği bağışının öneminden bahseden Melek Sürer, “Benim donörüm kardeşim oldu ve 2 kere ameliyat oldum. Ancak herkes bu kadar şanslı olamıyor. 2 kez kardeşimden ilik aldım. Tedavim halen devam ediyor. Donör olmanız bizler için çok önemli. Ben okulumdan, arkadaşlarımdan hep geri kaldım. Şu anda okula gitmiyorum. Herkesi kemik iliği bağışçısı olmaya davet ediyorum” dedi. 17 yaşındaki Osman Kürşat Renkliova’ya da 2 sene önce lösemi teşhisi konuldu ve gönüllü donörden kemik iliği nakli olarak tedavi oldu. Kontrolleri devam eden Renkliova da hastalığı nedeniyle liseyi dışarıdan okuduğunu, kemik iliği bağışçılığının çok önemli olduğunu söyledi. Lösemiyi yendi savcı oldu Öte yandan, etkinliğe lenfomayı yendikten sonra hukuk fakültesini bitiren ve cumhuriyet savcısı olan Yasir Açık da katıldı. Savcı Açık, hasta çocuklara ve ailelerine asla pes etmemeleri gerektiğini anlattı. “Bağışçı sayısı arttı” Gazetecilere konuşan Çocuk Hematolojisi Uzmanı ve Çocuk Kemik İliği Nakli Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Bülent Antmen ise ülkemizde bağışçı sayısının son yıllarda arttığını anlatarak, “Bağışçıların yüzde 75’i maalesef akraba dışı. Dünyada 40 milyonu aşkın bağışçı var. Türkiye’de bu sayı 1 milyonu geçti. Türkiye’deki nakillerin yüzde 80’i karşılanıyor. Tüm merkezlerde çocuklara 2 binin üzerinde, yetişkinlere ise 8 binin üzerinde nakil yapıyoruz. Küçük bir form imzalayıp bağışçı olabilirsiniz” dedi.