Yerel Haberler
Adana
08 Mayıs 2026 Cuma - 12:54 Hantavirüs riskine karşı uzman uyarısı: "Hijyen kurallarına uymak hantavirüsten koruyor" Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kayhan Uğuz, hijyen kurallarına uymanın hantavirüsten korunmada önemli olduğunu belirterek, "Tarım işçileri, kamp yapan kişiler, çiftçiler, depo çalışanları ve kırsal bölgelerde yaşayan bireyler hantavirüs açısından daha yüksek risk grubunda yer alırlar" dedi. Son günlerde dünyada ve Türkiye’de sıkça gündeme gelen hantavirüs vakaları, toplumda endişeye neden oldu. Hantavirüs, genellikle fare ve kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salyasıyla temas sonucu bulaşabilen ciddi bir enfeksiyon hastalığı olarak tanımlanıyor. Özellikle kapalı ve uzun süre kullanılmamış alanların temizliği sırasında havaya karışan virüs parçacıkları solunum yoluyla vücuda girebiliyor. Medline Adana Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kayhan Uğuz, "Toplumda paniğe değil, doğru bilgiye ihtiyaç bulunuyor. Bilinçli olmak ve basit önlemlerle hantavirüs riskini büyük ölçüde azaltmak mümkündür" diyerek korunma yollarını anlattı. Hastalığı genellikle kemirgenler taşıyor Dr. Kayhan Uğuz, hantavirüsün, genellikle enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyasıyla temas sonucu bulaştığının altını çizerek, "Özellikle uzun süre kapalı kalmış depo, ahır, bodrum ve kırsal alanlardaki yapılarda risk daha yüksektir. Temizlik sırasında havaya karışan virüs partiküllerinin solunması enfeksiyonun en yaygın bulaş yolları arasında yer alır. Özellikle farelerin bulunduğu alanlarda koruyucu ekipman kullanılmadan yapılan temizlikler ciddi bir risk oluşturabilir. Hantavirüs enfeksiyonu ilk günlerde grip benzeri belirtilerle ortaya çıkabilir. Ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı ve mide bulantısı en sık görülen şikâyetler arasındadır. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde ise nefes darlığı, öksürük ve ciddi akciğer problemleri gelişebilir. Bu nedenle belirtilerin hafife alınmaması önemlidir. Özellikle kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekir" diye konuştu. Erken tanı önemli Hantavirüste erken teşhisin hastalığın kontrol altına alınabilmesi açısından büyük önem taşıdığını kaydeden Dr. Uğuz, şunları söyledi: "Hastalığın kesin tanısı laboratuvar testleriyle konulurken, hastanın temas öyküsü de tanı açısından önemlidir. Özellikle solunum sıkıntısı yaşayan hastaların acil değerlendirilmesi gerekir. Gerekli durumlarda akciğer ve böbrek fonksiyonlarını değerlendirmek için ek tetkikler de yapılabilir. Günümüzde hantavirüse karşı özel bir antiviral tedavi bulunmasa da erken dönemde uygulanan destek tedavileri sayesinde hastaların iyileşme şansı yüksektir. Tarım işçileri, kamp yapan kişiler, çiftçiler, depo çalışanları ve kırsal bölgelerde yaşayan bireyler hantavirüs açısından daha yüksek risk grubunda yer alırlar. Ayrıca uzun süre kullanılmamış ev veya iş yerlerini temizleyen kişiler de dikkatli olmalıdır. Fare ve kemirgenlerin yaşam alanlarına girmesini önlemek için gıda ürünlerinin kapalı şekilde saklanması ve yaşam alanlarının düzenli temizlenmesi de çok önemlidir." Hijyen kurallarına uymak koruyor Hantavirüsten korunmada en önemli adımın hijyen kurallarına dikkat etmek olduğunu vurgulayan Dr. Uğuz, "Hijyen kurallarına uymak hantavirüsten korunmada önemli. Kapalı alanlar temizlenmeden önce mutlaka havalandırılmalı, temizlik sırasında maske ve eldiven kullanılmalı. Özellikle fare veya başka kemirgenlerin dışkısının görüldüğü alanların süpürülmesi yerine dezenfektan kullanılarak temizlenmesi gerekir" dedi.
Uluslararası Adana Lezzet Festivali,  17-20 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek
23 Ağustos 2024 Cuma - 09:27 Uluslararası Adana Lezzet Festivali, 17-20 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek Bu yıl 8.si düzenlenecek olan Uluslararası Adana Lezzet Festivali 17-20 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilmesine karar verildi. “Kökleriyle Adana” temasıyla bu yıl 8.si düzenlenecek olan Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nin Üst Kurul Koordinasyon ve Değerlendirme Toplantısı, Vali Yavuz Selim Köşger’in başkanlığında gerçekleştirildi. Valilik Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, ilçe belediye başkanları, oda başkanları ile diğer kurul üyeleri katıldı. Vali Köşger toplantıda; daha önce 18-20 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilmesi planlanan Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nin dünyaca ünlü şeflerin katılımlarının daha fazla olması, daha detaylı, eğlenceli ve etkinliklerle dolu bir festival gerçekleştirilmesi amacıyla 17-20 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilmesine karar verdiklerini açıkladı. Festivalin hazırlık sürecinde yapılan tüm faaliyetlerin detaylıca ele alındığı toplantıda kısa bir değerlendirmede bulunan Vali Köşger; Adana’nın artık dünya çapında bilinen bir gastronomi merkezi olduğunu belirtti. Adana’nın da içinde bulunduğu yörenin (Adana, Mersin, Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş) bir gastronomi vadisi haline gelmesi amacıyla çalışmalar yürüttüklerini de belirten Vali Köşger, festivalin tüm detayları üzerinde titizlikle durduklarını ve hiçbir ayrıntıyı gözden kaçırmamaya çalıştıklarını kaydetti. Vali Köşger; 7 yıldır olduğu gibi bu yıl da tüm dünyanın gözleri önünde güzel bir festival gerçekleştirileceğini ve her şeyin kusursuz olması için festivale dahil olan tüm kurum ve kuruluşlarla iş birliği halinde olduklarını ifade etti. Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nin sadece bir lezzet festivali olmadığını, Adana’nın turistik bir destinasyon haline gelmesi için çok önemli ve büyük bir adım olduğunu belirten Vali Köşger; bu festivalle birlikte Adana’mızın sadece yemeklerinin değil aynı zamanda tarihinin, kültürünün, insanının, coğrafi ve sosyal yapısının da tüm dünyaya tanıtıldığını kaydetti. Her sene olduğu gibi bu yıl da yurt içinden ve yurt dışından birçok misafirin ağırlanacağını belirten Vali Köşger, tüm lezzet tutkunlarını 17-20 Ekim’de Adana’ya davet etti. Toplantı değerlendirmelerde bulunulmasının ardından sonlandı.
Prof. Dr. Bozkırlı: “Tiroid nodüllerinin görülme sıklığı yaşla birlikte artıyor”
23 Ağustos 2024 Cuma - 09:12 Prof. Dr. Bozkırlı: “Tiroid nodüllerinin görülme sıklığı yaşla birlikte artıyor” Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Emre Bozkırlı, toplumda sık rastlanan tiroid nodüllerinin genellikle tesadüfen tespit edildiğine dikkat çekerek, bu nodüllerin çoğunun iyi huylu olduğunu ve ilaçsız takip edildiğini, yüzde 3’ünün ise zaman içinde tiroid kanserine dönebileceğini söyledi. Acıbadem Adana Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Emre Bozkırlı, tüm vücut fonksiyonları için hayati önem taşıyan tiroid hormonlarını salgılayan, kelebek şeklinde olup boyun bölgesinde bulunan tiroid bezleri hakkında önemli bilgiler verdi. Normalde tiroid bezinin iç dokusunun homojen olduğunu belirten Prof. Dr. Bozkırlı, etrafındaki tiroid dokusundan farklı yapıda ve radyolojik olarak etrafından ayırt edilebilen kitlelere “nodül” adı verildiğini söyledi. Bu kitlelerin toplumda görülme sıklığının elle muayenede yüzde 3 ila 7 olarak tespit edilse de, başta ultrasonografi olmak üzere radyolojik yöntemler kullanıldığında bu oranın yüzde 35-45’e çıktığına dikkat çekti. Tiroid nodülü olan kişilerin genellikle boyunda şişlik şikayetiyle doktora başvurduğunu ancak başka hastalıklar için yapılan ultrasonografi, tomografi ve magnetik rezonans görüntüleme gibi radyolojik incelemeler sırasında tesadüfen tespit edildiğini dile getirdi. “Büyük bir çoğunluğu belirti vermez, küçüktür” Tiroid nodüllerinin görülme sıklığının yaşla birlikte arttığına işaret eden Prof. Dr. Bozkırlı, “Klinik pratikte en çok korkulan durum bu kitlelerin kötü huylu olmasıdır. Bu lezyonların çoğu iyi huylu kitleler olduğu için çoğu hastada iyi bir değerlendirme sonrası hastaların basitçe takibi mümkün olmaktadır. Tiroid nodülleri tek veya çok sayıda olabilir. Tiroid nodüllerinin yapıları incelendiğinde bir kısmı katı, bir kısmı içi sıvı dolu ve bir kısmı da katı- sıvı karışık yapıda olabilir. Yine benzer şekilde boyutları değişken özellik gösterir. Büyük bir çoğunluğu hiçbir belirti vermeyen küçük kitleler halindeyken, daha az bir kısmı boyundaki diğer anatomik organlara baskı yapabilecek düzeyde büyük kitleler halinde olabilir” diye konuştu. “Öncelikle iyi huylu mu kötü huylu mu olduğuna bakılmalı” Tiroid nodüllerinin yaklaşık yüzde 3’lük bir kısmının zaman içinde tiroid kanserine dönüşebileceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Bozkırlı, “Bir tiroid nodülü tespit edildiğinde karar verilmesi gereken en önemli durum, iyi huylu veya kötü huylu ayrımının uygun bir şekilde yapılmasıdır. Ayırıcı tanıda hastaların hikayesinin uygun şekilde alınması önemlidir. Çocuklarda, ileri yaş erkeklerde, baş-boyun bölgesine radyoterapi öyküsü olan hastalarda, ailesinde tiroid kanseri öyküsü olanlarda ve çocukluk-genç erişkin yaşlarda iyonize radyasyona maruz kalan kişilerde nodüllerin kanserleşme ihtimali yüksektir. Bunların dışında; hızlı büyüyen nodül varlığında, eşlik eden ses kısıklığı olduğunda, nefes darlığı-öksürük ve yutma güçlüğü gibi bası tanılarının eşlik ettiği hastalarda tiroid nodüllerinin kötü huylu olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır” dedi. “Nodül varsa kan testi ve ultrasonografi yapılır” Tiroid nodülü tespit edilen hastalarda tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesi için kan testi yapıldığını belirten Bozkırlı, bu testin sonuçlarına göre hastanın ilaç tedavisine ihtiyacının olup olmadığının belirlenip bir sonraki aşamada yapılacak görüntülemelerin planlandığını ifade etti. Görüntüleme yöntemleri içinde en sık kullanılan yöntemin ultrasonografi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Bozkırlı deneyimli bir hekim tarafından değerlendirildiğinde, nodülün iyi veya kötü huylu olup olmadığıyla ilgili ciddi bilgiler edinildiğini söyledi. Ultrasonografide nodülün yerleşimi, şekli, boyutları, sınırları, içeriği, bası tanıları ve kanlanma özellikleri gibi birçok konuda fikir sahibi olunabileceğini sözlerine ekledi. “Biyopsinin hiçbir yan etkisi yoktur” Bir sonraki tetkik aşamasının biyopsi olduğundan bahseden Prof. Dr. Bozkırlı “Tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi genellikle ultrason eşliğinde tiroid nodüllerinin içerisine iğneyle girilerek birkaç damla örnek alınmasından ibaret bir işlem olup, uygun ellerde yapıldığında hiçbir yan etki beklenmeyen çok faydalı bir tanı yöntemidir. Sonuçlara göre hastanın ameliyat olmasına gerek olup-olmadığına karar verilir” dedi. Tiroid nodüllerinin ilaç tedavisi bulunmadığını ancak hormon salgılayan tiroid nodüllerinde radyoaktif iyot tedavisi uygulanabileceğini belirten Prof. Dr. Bozkırlı biyopsi sonuçlarına göre kötü huylu olma ihtimali yüksek durumlarda operasyonun gündeme geldiğini anlattı. Bozkırlı, biyopsi sonuçları iyi huylu tespit edilen hastaların 6 ay- 1 yıl gibi aralıklarla ultrasonografi takiplerine devam edildiğini ve radyofrekans ablasyon yönteminin de son yıllarda giderek daha fazla tercih edildiğini sözlerine ekledi. Prof. Dr. Bozkırlı nodüler tiroid hastalıklarının toplumda çok sık görüldüğünün altını çizerek deneyimli uzmanlar tarafından değerlendirildiğinde çoğu vakanın ilaçsız takip edilebilecek durumda olduğunu dile getirdi. Tedavi ihtiyacı olan hastalarda ise radyoaktif iyot tedavisi, cerrahi ve radyofrekans ablasyon gibi tedavi yöntemlerinin kullanıldığını ifade etti.
Başkan Tekin: “Seyhan’da temizlik sorununu kararlılıkla çözeceğiz”
22 Ağustos 2024 Perşembe - 15:16 Başkan Tekin: “Seyhan’da temizlik sorununu kararlılıkla çözeceğiz” Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, ilçedeki çöp toplama ve kent temizliği konusundaki sorunlara yönelik çözüm çalışmalarını hızlandırdıklarını belirterek, “Sokakları adım adım geziyor ve sorunları yerinde tespit ediyorum. En kısa zamanda Seyhan’ı daha temiz, sağlıklı ve yaşanabilir bir hale getireceğiz” dedi. Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Temizlik İşleri Müdürlüğü’nü ziyaret ederek personelle bir araya geldi. Çöplerin taşınması sırasında araçlardan sızan suların yollarda koku ve sağlık riski oluşturduğuna dair halktan gelen şikayetlerin farkında olduklarını belirten Başkan Oya Tekin, “Halkımızın taleplerini, şikayetlerini, Seyhan’ın sağlıklı ve temiz bir kent olmasını elbette çok önemsiyoruz ve çözüm için gerekli çalışmaları hızla yapıyoruz. Bu durumu çözmek için araç filomuzu elden geçirmeye başladık. Araçlarımızın bakımı ve ihtiyaca uygun hale gelmesi için gereken çalışmaları başlattık” dedi. Personele ‘Temiz bir Seyhan için herkesin görevini severek ve sahiplenerek yerine getirmesi gerekiyor’ diyen Tekin, Seyhan’ı temiz tutmak için hem vatandaşımız, hem personelimiz sorumluluk bilinciyle hareket etmeli, bu konuda çalışma arkadaşlarımıza güvenimiz tam, Temiz ve sağlıklı bir Seyhan için özveriyle çalışacaklarına ve daha temiz Seyhan’a kavuşacağımıza inanıyorum” şeklinde konuştu.
Adana Tarım ve Orman İl Müdürü Kökçüoğlu: "Yer fıstığının Türkiye genelindeki üretiminin yüzde 50’si ilimizde yetiştiriliyor"
22 Ağustos 2024 Perşembe - 14:26 Adana Tarım ve Orman İl Müdürü Kökçüoğlu: "Yer fıstığının Türkiye genelindeki üretiminin yüzde 50’si ilimizde yetiştiriliyor" Adana’da hasadına başlanan ve geçen yıla göre ekim alanının yüzde 30 artış gösterdiği Yer fıstığında, yüzde 30 oranında da rekolte artışı bekleniyor. Türkiye’nin yer fıstığı üretiminin yaklaşık yarısını karşılayan Adana’da ova kesimlerde birinci ürün olarak ekimi yapılan yer fıstığında ilk hasat Karataş ilçesinde gerçekleştirildi. İlçenin Tuzla bölgesinde bir yandan tarladaki yer fıstığının sökümünü yapan üreticiler, bir yandan da üç ile beş gün arasında tarlada kurumaya bıraktıkları fıstığın patozlama işlemine başladı. Türkiye’de bitkisel yağ kaynağı olarak üretilen yağlı tohumlu bitkiler arasında üretim miktarı açısından dördüncü sırada yer alan yer fıstığında, geçen yıl Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 185 bin ton olan üretimin 89 bin tonunu Adana üretmişti. Adana bu miktar ile Türkiye yerfıstığı üretimin yarısını tek başına karşılarken üretimde de birinci sırada bulunuyor. "Geçmiş yıllarda yerfıstığı fiyatının iyi olmasından kaynaklı bu yıl üretim biraz daha arttı" Karataş ilçesi Tuzla ve Tabaklar Mahallelerinde üreticilerle bir araya gelen ve yer fıstığı hasadını yerinde inceleyen Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Nuri Kökçüoğlu, yer fıstığında Türkiye üretiminin yarısının Adana’dan karşılandığını ve ilin fıstık üretiminde birinci sırada yer aldığını ifade etti. Yerfıstığının Adana için önemli bir üretim kalemi olduğunu vurgulayan Kökçüoğlu, "Şu açıdan önemli; Yerfıstığının Türkiye genelindeki üretiminin yüzde 50’si ilimizde yetiştiriliyor. Yer fıstığı sadece yağ üretiminde, insan beslenmesinde değil, aynı zamanda hayvan beslenmesinde de kullanılıyor. Geçmiş yıllarda yerfıstığı fiyatının iyi olmasından kaynaklı bu yıl üretim biraz daha arttı. Geçen yıla göre hem üretimde hem rekoltede yüzde 30 artış bekliyoruz. Hasadımız tüm üreticilerimize hayırlı ve bereketli olsun" dedi. Yer fıstığının yağının çıkarılmasının sanayide önem arz ettiğini de vurgulayan Kökçüoğlu, çerezlik olarak değerlendirilemeyen yer fıstığının sanayide yağ hammaddesi olarak kullanıldığını da sözlerine ekledi. Adana genelinde karpuz hasadı sonrasında ikinci ürün olarak ekimi yapılan yer fıstıklarının hasadının ise ekim ayı başında yapılması bekleniyor.
Adana’da kasap, kebap ve lokanta işletmeleri mevzuatlar hakkında bilgilendirildi
22 Ağustos 2024 Perşembe - 14:15 Adana’da kasap, kebap ve lokanta işletmeleri mevzuatlar hakkında bilgilendirildi Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, tarafından kent genelinde faaliyet gösteren kasap, kebap ve lokanta işletmelerine yönelik mevzuat bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Bilgilendirme toplantısında konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Nuri Kökçüoğlu Adana’nın tarımın yanı sıra yeme içme turizmi açısından en önemli kentlerden biri olduğuna dikkat çekti. Kentin yeme içme sektörünün temelini ise et ve et ürünlerinin oluşturduğunu kaydeden Kökçüoğlu, "Üzülerek söylemeliyim ki kendi oluşturduğumuz markaya yine kendimiz zarar vermekteyiz. Maalesef ilimiz bu konuda hem medyada hem de diğer illerde tanık olduğumuz günlük konuşmalarda, hepimizi üzecek şekilde gündemde yer almaktadır. Bu durum ilimizin güzel insanları adına oldukça yaralayıcı bir hale dönüşmeye başlamıştır" dedi. İşletmeleri kente ve kent markasına sahip çıkmaya davet eden Kökçüoğlu, "Bu kente ve bu markaya sahip çıkma adına sizleri buraya davet ettik. Bugün sizlere kısaca mevzuat hükümleri anlatılacak olup, yapılacak olan denetim ve kontrollerimizle bu konuda hızlı bir gelişme yaşamayı planlıyoruz. Şunu unutmayın, bakanlığımız da bu hususu oldukça önemsiyor. Özellikle et konusunda mevzuata aykırılık oluşturan kişiler hakkında yasanın verdiği ölçüde en ağır cezaları almasını ve kamuoyu duyurularıyla bu kişilerin vatandaşlarımıza duyurulması hususunu talimatlandırıyor. Başta karkas etlerin bakanlığımızdan onaylı mezbahalardan mühürlü şekilde temin edilmesi, söz konusu etlere dair kesim raporu ve temine yönelik faturaların halihazırda işletmenizde bulunması, kaçak kesimin önlenmesi açısından ilk aşamadır" diye konuştu. Toplantıda daha sonra kasap, kebap ve lokanta işletmecilerine ilgili gıda mevzuatları anlatılarak esnafların görüşleri alındı.