Yerel Haberler
Adana
“İklim değişikliği ruhsal hastalıkları artırıyor”
27 Haziran 2024 Perşembe - 09:12 “İklim değişikliği ruhsal hastalıkları artırıyor” İklim değişikliğine bağlı gelişen depresyondan uyku güçlüğüne, panik bozukluktan anksiyeteye kadar pek çok ruhsal sorunun artabileceğine dikkat çeken Psikolog Çapar, bu sorunlara karşı günlük yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesinin yanı sıra gerektiğinde profesyonel destek alınması gerektiğini belirtti. Acıbadem Adana Hastanesi Uzman Psikolog Tara Çapar iklim değişikliği ve sıcaklıkların artmasının ekosistemin yanı sıra insan sağlığı için de biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutlarıyla büyük bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Psikolog Çapar iklim değişikliğinin insan sağlığına olumsuz etkilerini “Sıcaklığa bağlı ölümlerde artış; kalp, dolaşım, solunum, damar yolları hastalıkları; yangınlarda artış; sera gazlarının artmasıyla prematüre bebek ölümlerinin artışı; suyun az olmasına bağlı hijyen problemleri ile psikolojik sorunlarda artış” olarak sıraladı. İklim değişikliğinin insanlar üzerinde depresyon, öfke, endişe, kurallara uymama ve intihar gibi psikolojik rahatsızlıklara yol açabildiğine dikkat çeken Psikolog Çapar “Bu değişikliğin her bireyi farklı etkileyebileceği ve farklı derecelerde stres katabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Birey doğrudan ya da dolaylı yoldan iklim değişikliğine ve sonuçlarına maruz kaldıkça stres ve endişe ile sonuçlanabilecek ruhsal sorunlara dönüşebileceği bilinmektedir. Sıcaklığın birey üzerinde uykuya dalmada zorlanma, erken uyanma, uyuyamama, iştahta azalma, günlük egzersizlerden kaçınma gibi bağışıklık sisteminin fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilecek güce sahiptir” dedi. “Uyuyamıyorsanız kahve, sigara ve içkiyi azaltın” Kalitesiz uykunun, bireyin motivasyonunu, duygulanımını, modunu olumsuz etkilediğinin altını çizen Psikolog Çapar bireylerin iş performansını, karar verme ve betimsel sürecini, arkadaş, aile ve çevreyle olan ilişkisini de etkileyip yaşam kalitesini düşürdüğünü söyledi. Klinik çalışmaların bir ya da iki gecelik uykusuzlukta bile kişilerde duyguların ifadesinde azalma, empati yapmada bozulma, çökkünlük, bunaltı, paranoid belirtiler ve bedensel yakınmaların ortaya çıktığını gösterdiğini sözlerine ekledi. Uyku bozulduğunda kafein, alkol, nikotin gibi kimyasalları azaltmak hatta uzak durmak gerektiğini vurgulayan Psikolog Çapar “Akşamları ağır yemeklerden uzak durmak, hafif yemekler ile beslenmek, uyku öncesinde egzersizler yapmak uyku kalitenizi arttırır. ‘Ben yatağa giriyorum ama uyuyamıyorum’ diyenlerin çoğunluğunun farkındayız. Peki bizler neler yapabiliriz? Her gün aynı saatte yatağa girebilir, sessiz, karanlık, serin bir ortam sağlayabilir ve uyumadan 30 dakika öncesinde tüm ekranları kapatabiliriz” dedi. “Stresi azaltmak için gevşeme metodlarını kullanın” İklim değişikliğine bağlı gelişen anksiyete ve panik bozukluğu, depresyon, stres ile baş edememe, somatoform bozukluk, dikkati toplamada zorluk, uyku güçlüğü, cinsel işlev bozukluğu, sinirlilik, madde bağımlılığı gibi sorunların ruhsal rahatsızlıkları etkileyebileceğini vurgulayan Psikolog Çapar sıcaklığın artması ile saldırganlık davranışının arttığını aktardı. Öfke sorunlarının çözümü için ise psikolojik destek tavsiye etti. Psikolog Çapar stresin arttığı an gevşeme metodlarının uygulanabileceğine işaret ederek “Stres azaltıcı yöntemler; nefes egzersizi, aşamalı kas gevşeme, imajinasyon, anda kalma, farkındalık gibi teknikler terapistiniz tarafından sizlere gösterilerek psikoeğitim verilir. Bunların hiç yan etkisi yoktur ve kişiyi rahatlatır. Sıcak havalarda özellikle yaz aylarında sıvı tüketimine önem vermemiz gerekmektedir. Yeteri kadar sıvı tüketimi olmadığında kişide halsizlik, yorgunluk, iştahta azalma, çabuk öfkelenme gibi davranışların artacağını ön görmekteyiz. Vücudu rahat hissettirecek kıyafetler ile stresin azalmasına yardımcı olabiliriz” diye konuştu. Ayrıca problem çözme yöntemlerini öğrenmek, iletişim becerilerini geliştirmek, düşüncelerin farkına varmak ve mizahı hayatımıza dahil ederek bu sorunlarla başa çıkılabileceğini sözlerine ekledi.
Geleneksel sulama yöntemleri topraklarımızın verimliliğini azaltıyor
27 Haziran 2024 Perşembe - 09:11 Geleneksel sulama yöntemleri topraklarımızın verimliliğini azaltıyor Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan Çukurova’nın tamamında eski vahşi sulama alışkanlıklarının olduğunu ve bir an önce yerini cazibeli kapalı basınçlı sulama, yağmurlama ve damlama sulama sistemlerine bırakmasının sağlanması gerektiğini söyledi. Doğan, yaptığı açıklamada, “Bölgelerimizdeki tarım arazilerimiz, Yedigöze Barajı, Çatalan Barajı ve Seyhan Barajlarımızla sulanmakta. Ancak maalesef Çatalan Barajı’nın kotu 125 metre. Adana ilimiz ve ilçelerimizin bir kısmına 115 metreden içme suyu sağlanmakta. Çatalan Barajı’nın şu anda geldiği kot yüksekliği 118 metre ve 3 metre daha inerse içme suyu sağlanamayacağı için tarımsal sulama sekteye uğrayacak” dedi. Doğan, şöyle devam etti: "Barajlarımızda 2 milyar 100 milyon metreküp su var ancak biz bu suyun sadece üçte birini kullanabiliyoruz. 1 milyar 400 milyon metreküp suyu 115 metrenin altındaki rakımda olduğu için kullanamıyoruz. Kuzeyden dağlardan barajlarımıza gelen su 10 milyon metreküp, saniyede 230 metreküp su kullanılmakta yani günlük kullanılan su 20 milyon metreküp. Tarımda sulama sıkıntısı olmaması için aradaki bu yüzde 50 farkın kapanması gerekmektedir. Büyükşehir Belediyesi Adana’ya verilen içme suyunun 115 metre kotun altına çekme çalışmalarına acilen başlamalıdır." Doğan, “Ürünlerin yıl sonuna kadar sulanmasını sağlamak amacıyla Temmuz ayının ortalarından sonra mısır sulaması bittiğinde 5 gün bir bölgeye 5 gün diğer bölgeye olmak üzere, sulama sisteminde rotasyona gidilecek. Bizim bölgemizde pamuk, soya, mısır gibi ürünler vahşi sulama sistemiyle sulandığı için akşamdan verilen su toprağın üstünde erozyona sebep oluyor ve topraklarımızın verimi azalıyor. Buharlaşarak suyun kaybolduğu da değerlendirilirse gelecek nesillere verimli topraklar bırakmak için modern sulama sistemlerine geçilmesi desteklenmelidir” ifadelerini kullandı. Doğan, vahşi sulama yapılmaması gerektiğini belirterek, “Vahşi sulama yöntemlerinin yerine, daha verimli olan ve sürdürülebilir damla sulama ve yağmurlama gibi modern sulama sistemleri ve sulama tekniklerinin benimsenmesi, su kaynaklarının daha etkili kullanılmasını sağlarken, aynı zamanda bitkilerin ihtiyaç duyduğu su miktarını optimize eder. Bu yöntemler, su tasarrufu sağlayarak, su kaynaklarının sürdürülebilirliğini artırır ve tarım arazilerinin verimliliğini korur” şeklinde konuştu
Bu park sayesinde artık çocuklar boğulmayacak, analar ağlamayacak
26 Haziran 2024 Çarşamba - 10:20 Bu park sayesinde artık çocuklar boğulmayacak, analar ağlamayacak Adana’da sulama kanallarında son üç haftada 7 kişinin boğulmasının ardından Yüreğir Belediyesi, ’Su Oyun Parkı’nı hizmete açtı. Çocuklar ve aileleri artık güvenle parkta vakit geçiriyor. Türkiye’nin en sıcak illerinden Adana’da gençler sulama kanallarında canlarını hiçe sayarak yüzüyor. Hal böyle olunca her yıl ortalama 30 genç sulama kanalında boğularak can veriyor. Bu yıl da son üç haftada 7 kişi boğularak hayatını kaybetti. Belediyeden eğlenceli serinlik Boğulma vakalarının en çok görüldüğü merkez Yüreğir ilçesinde ise Yüreğir Belediyesi Köprülü, Atakent ve PTT Evleri mahallelerinde "Su Oyun Parkı" kurdu. Park sayesinde çocuklar hem serinledi hem de eğlendi. Çocuklar su fıskiyelerinin altında serinlerken aileleri ise parklardaki banklarda oturarak onları seyretti. “Bu sayı seneye 10’u bulacak” İhlas Haber Ajansı’na konuşan Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, “Çocuklarımız serinleyebilsinler diye Yüreğir’in 3 farklı noktasında su oyun parkımız var. Seneye bu sayı 10’u bulacak. Çocuklar çünkü sulama kanallarında boğuluyorlar. Bizim için en değerli şey insan hayatıdır. Çocuklar bizim geleceğimiz. Yaylaya, denize gidemeyen ailelerin çocukları burada serinlesin diye bu tür oyun alanlarını hayata geçirdik. Çocuklar burada çok mutlu. Ailelerin içi rahat” ifadelerini kullandı. “Yüreğir’de imkanlar kısıtlı” Yüreğir’in dezavantajlı bir bölge olduğunu ve sulama kanallarında can kayıplarının kendilerini üzdüğünü anlatan Demirçalı, “Amacımız çocukların mutlu olması. Umarım Adana’nın her yerinde bu tür oyun alanları artar ve çocuklar hayatını kaybetmez. Yüreğir’de imkanlar kısıtlı” dedi. 13 yaşındaki Damla İşbilir, “Çok sıcaktı o yüzden buraya geldik. Bugün ilk kez geldim. Burası çok güzel, eğlendik” ifadelerini kullandı. Sulama kanalında yüzen 9 yaşındaki Aziz Yılmaz ise boğulma tehlikesi geçirdikten sonra parka geldiğini anlatarak, “Orada boğuluyoruz burası daha güvenli ve güzel. Burası çok hoşuma gitti. Bütün belediyeler böyle park yapsın, kimse boğulmasın” diye konuştu. Çocuğunu parka getiren Mücahit Daşdöğen ise Adana için çok güzel bir uygulama olduğunu ve su oyun parklarının sayısının arttırılması gerektiğini belirtti.
Yangından etkilenen hayvanlar Adana’da göl manzaralı bakımevinde tedavi altına alındı
26 Haziran 2024 Çarşamba - 10:05 Yangından etkilenen hayvanlar Adana’da göl manzaralı bakımevinde tedavi altına alındı Diyarbakır ve Mardin’de çıkan yangından etkilenen koyun ve keçilerden oluşan yaklaşık 35 hayvan, hayvanseverlerin katkılarıyla Adana’ya getirilerek göl manzaralı bakımevinde tedavi altına alındı. Mardin ile Diyarbakır arasındaki bölgede çıkan, 15 kişinin ölümüne ve yüzlerce hayvanın telef olmasına neden olan yangında yaralanan yaklaşık 35 koyun ve keçi Adana’da tedavi altına alındı. Hayvanseverlerin Mardin-Diyarbakır yangın bölgesine giderek gerçekleştirdikleri taramanın ardından, sahiplerinden satın aldıkları hayvanlar karayolu ile Adana’nın Sarıçam ilçesindeki göl manzaralı bakımevine getirildi. Vücutlarında çeşitli yanıklar oluşan hayvanlar, bakımevinde yanık ve serum tedavisi ile vitamin-mineral takviyeleri almaya başladı. Yaralı koyun ve keçiler tedavilerinin tamamlanmasının ardından yaşamlarını ömürlerinin sonuna dek bakımevinde sürdürecek. Tedavi süreçlerinin tamamlanması sonrasında amaçlarının hayvanları kesmek olmadığını, aksine hayvanları kesimden kurtardıklarını belirten Veteriner Görkem Ağdaş, "Bunlar yaşama şansı olan hayvanlardı. Kurtardığımız hayvanlar ömürlerinin sonuna kadar bizlerle birlikte olacak" dedi. "Ömürlerinin sonuna kadar bizlerle birlikte olacaklar" Bakımevi Veterineri Görkem Ağdaş, "Diyarbakır-Mardin merkezli yangında bize özellikle koyunlarda ve hayvanlarda çok fazla telef olduğuna yönelik ihbar ulaştı. Sahaya çıkarak gerçekleştirdiğimiz arazi tarama sonucunda 35’e yakın hayvan bulabildik. Sahiplerine ulaşarak bu hayvanların gerekli ücretlerini ödeyerek kendi alanımıza naklettik. Bunlardan 14 tanesinin durumu maalesef ki daha ağırdı. Onları yanık ünitemiz bulunmaması nedeniyle İzmir’e başka bir tesise sevk etmek zorunda kaldık. Geri kalan hayvanlarımız bizlerle beraber. Günlük tedavileri devam ediyor. Serumlarını ve vitamin, minerallerini alıyorlar. Yanık tedavileri oluyor. Bu şekilde ilerliyoruz" şeklinde konuştu. 20 hayvanın 4 gündür bakımevinde yaşamlarını sürdürdüğünü ve herhangi bir kayıp yaşanmadığını kaydeden Ağdaş, "Amacımız kesinlikle kesmek değil. Bu hayvanları da kesimden kurtardık. Yaşama şansı olan hayvanlardı bunlar. Kurtardığımız hayvanlar ömürlerinin sonuna kadar bizlerle birlikte olacak" ifadelerini kullandı. İlk geldiklerinde gaz kaynaklı zehirlenmişlerdi Hayvan bakıcılarından Süleyman Çağlar Samsum ise, "Hayvanları Diyarbakır-Mardin bölgesinden getirdiğimizde durumları çok kötüydü. İlk başta yanık kremi ve gerekli ağrı kesicilerle tedavilerine başladık. Durumları daha iyi şu an. Serum veriyoruz, günlük olarak rutin tedavilerini yapıyoruz. İlk geldiklerinde duman kaynaklı çok yoğun gaza maruz kalmışlar ve zehirlenmişlerdi. Gerekli tedaviyi veterinerimiz kontrolünde gerçekleştirdik. Şu an yavaş yavaş yemek yemeye başladılar. Hayvanlar daha rahat nefes alıp vermeye başlayana kadar bunun için acele etmedik. Şu anda da aktif olarak tedavilerini sürdürüyoruz" sözlerine yer verdi.