Yerel Haberler
Adana
Rasim Ozan Kütahyalı eşinin düşük yapabileceğini söyleyerek serbest bırakılmasını istedi 17 Mayıs 2026 Pazar - 22:09:48 Adana merkezli yasa dışı bahis ve kara para aklama operasyonunda gözaltına alınan gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı’nın emniyette verdiği ifade ortaya çıktı. Kredi kartı borçlarını çevirebilmek için PERPA’daki bazı kişilerle çalıştığını söyleyen Kütahyalı, hamile eşi ve ikiz kızlarının yaşadığı psikolojik yıkımı anlatarak, suçlamaları kabul etmediğini söyledi. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde yaklaşık 4 saat ifade veren gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı’ya etkin pişmanlık hükümlerinin anlatıldığı öğrenildi. Kütahyalı’nın ise örgüt üyesi olmadığını savunarak, etkin pişmanlıktan yararlanmak istemediğini söylediği öğrenildi. İfadesinde operasyonun doğru olduğunu düşündüğünü belirten Kütahyalı, "Bütün bildiklerimi ve yaşadıklarımı anlatacağım. Nezarette kaldığım şahıslarla yaptığım görüşmeler sonucunda bu operasyonun çok doğru ve isabetli bir karar olduğunu düşünüyorum" dedi. Mal varlığı ve banka hesapları soruldu Emniyetteki sorgusunda mal varlığına ilişkin soruları da yanıtlayan Kütahyalı, üzerine kayıtlı çeşitli araçlar bulunduğunu, İstanbul Sarıyer’de bir daire, Üsküdar Çengelköy’de yüzde 50 hisseli dubleks konut ve İzmir’de bir apartman dairesinin bulunduğunu belirtti. Kütahyalı, çok sayıda bankada hesabı olduğunu ancak bunları rutin bankacılık işlemleri için kullandığını, kripto para borsalarında ise hesabı olmadığını söyleyerek, "Bu işlemlere tamamen yabancıyım" dedi. Soruşturma kapsamında dosyada yer alan yüzlerce ismin kendisine okunduğu belirtilen Kütahyalı, listede yalnızca B.Ö.’yü tanıdığını, onun da yakın arkadaşının oğlu olduğunu, diğer isimlerle bağlantısı olmadığını savundu. MASAK raporlarında milyonluk para transferleri Soruşturmanın en dikkat çekici bölümlerinden birinin MASAK raporları olduğu belirtildi. Raporlarda yasa dışı bahis organizasyonlarında kullanıldığı değerlendirilen bazı hesaplardan Kütahyalı’nın hesaplarına milyonlarca liralık transfer yapıldığı ifade edildi. Özellikle B.E. isimli şüpheliyle bağlantılı hesaplardan toplam 4 milyon 684 bin lira aktarıldığının tespit edildiği kaydedildi. Ayrıca M.G., G.Y., A.Y.T., L.B. ve B.A. isimli kişilerden gelen para hareketlerinin de dosyada yer aldığı, toplam işlem hacminin 17 milyon lirayı geçtiğinin değerlendirildiği belirtildi. Kütahyalı ise, söz konusu para hareketlerini ekonomik sıkıntılar nedeniyle yaptığını savundu. 2017-2020 yılları arasında televizyon ekranlarından uzak kaldığını ve gelirinin ciddi şekilde düştüğünü belirten Kütahyalı, kredi kartı borçlarını çevirebilmek için İstanbul PERPA’daki bazı finans çevreleriyle çalıştığını söyledi. İfadesinde kredi kartlarından nakit elde etmek amacıyla bazı esnaflarla çalıştığını anlatan Kütahyalı, "Kredi kartımdan para çekiliyor, komisyon düşülerek hesabıma aktarılıyordu. Gelen para bana ait paraydı. Kesinlikle başka kişilere veya ödeme kuruluşlarına ait değildi. Çok sayıda işlem yapıldığı için rakam yüksek görünmektedir" dedi. Elektronik ödeme kuruluşları üzerinden 35 milyon liralık hareket MASAK analizlerinde Kütahyalı’nın hesaplarına çeşitli elektronik ödeme kuruluşları üzerinden toplam 35 milyon 201 bin lira giriş yapıldığının belirlendiği ifade edildi. Sipay, Elekse, FZYPay, Birleşik Ödeme ve Paladyum Elektronik Para üzerinden 192 işlem gerçekleştirildiğinin raporlara yansıdığı öğrenildi. Kütahyalı ifadesinde, söz konusu işlemlerin kredi kartı borçlarını çevirmek amacıyla yapılan işlemler olduğunu savunarak, "Bu ödeme kuruluşlarını tanımıyorum. Bu kuruluşların ne iş yaptığını nezarethanede diğer şüphelilerden öğrendim" dedi. 46 milyon liralık para trafiği Dosyada en dikkat çeken başlıklardan birinin de B.Ö. ile olan yüksek hacimli para trafiği olduğu belirtildi. MASAK raporlarına göre Kütahyalı ile B.Ö. arasında yaklaşık 46 milyon liralık işlem hacmi bulunduğu ifade edildi. Ayrıca Ç.Ö., Ş.K., P.A. ve bazı yakın akrabalarıyla da yoğun para hareketlerinin tespit edildiği öğrenildi. Kütahyalı ise bu transferlerin yatırım amaçlı olduğunu savundu. Yakın arkadaşının yönlendirmesiyle kur korumalı mevduat ve ticari kredi sistemi üzerinden yatırım yaptığını anlatan Kütahyalı, arkadaşına güvendiği için para transferi gerçekleştirdiğini söyledi. Annesi Ş.K. ile yapılan transferlerin aile içi para hareketleri olduğunu belirten Kütahyalı, eşi P.A.’ya yapılan para transferlerinin de ailevi nedenlerden kaynaklandığını ifade etti. U.Z.’ye gönderilen paraların ise Maltepe’deki ev satışına ilişkin olduğunu söyleyen Kütahyalı, yeğeni S.Ö. adına hesap açtırdığını kabul ederek, bunu ise bir bankanın yüksek faiz kampanyasından yararlanmak amacıyla yaptığını söyledi. "Bahis oynamadım" savunması İfade dosyasında L.B., Atlantik Global Bilişim, Paladyum Elektronik Para ve çeşitli yazılım şirketleriyle yapılan milyonlarca liralık transferlerin de yer aldığı belirtildi. Bazı transferlerin "elektronik ürün bedeli", "cari hesap" ve "üye işyeri çekimi" açıklamalarıyla gerçekleştirildiği ifade edildi. Soruşturma dosyasında ayrıca yasa dışı bahis organizasyonlarının kullandığı öne sürülen panel sistemlerine ilişkin teknik analizlerin de bulunduğu öğrenildi. Emniyet birimlerinin suç örgütünün elektronik ödeme kuruluşları, sanal POS sistemleri ve paravan şirketler aracılığıyla kara para aklama ağı kurulduğunu değerlendirdiği belirtildi. Kütahyalı’nın ise ifadesinin tamamında suç örgütüyle bağlantısı olmadığını savunduğu kaydedildi. Kredi kartlarından nakit elde etmek amacıyla bazı kişilerle çalıştığını anlatan Kütahyalı, "Ben sadece hesabıma yatması gereken parayla ilgilendim. Kimden geldiğine bakmadım" dedi. Hayatı boyunca resmi ya da gayriresmi hiçbir bahis oynamadığını savunan Kütahyalı, "Tüm hayatım araştırılsın, bahis ve kumarın izine rastlanmaz" ifadelerini kullandı. İfadesinin devamında hamile eşi ve 12 yaşındaki ikiz kızlarının süreç nedeniyle psikolojik olarak yıprandığını söyleyen Kütahyalı, "Hayatta hatalarım oldu ama gözaltına alınmama neden olan suçlamaların hiçbirini işlemedim" dedi. Kütahyalı, eşinin düşük yapabileceğini söyleyerek serbest bırakılmasını talep etti.
17 Mayıs 2026 Pazar - 21:36 Kütahyalı eşinin hamile olduğunu düşük yapabileceğini söyleyerek serbest bırakılmasını istedi Adana merkezli yasa dışı bahis ve kara para aklama operasyonunda gözaltına alınan gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı’nın emniyette verdiği ifade ortaya çıktı. Kredi kartı borçlarını çevirebilmek için PERPA’daki bazı kişilerle çalıştığını savunan Kütahyalı, hamile eşi ve ikiz kızlarının yaşadığı psikolojik yıkımı anlatarak suçlamaları kabul etmediğini söyledi. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde yaklaşık 4 saat ifade veren Kütahyalı’ya etkin pişmanlık hükümlerinin anlatıldığı öğrenildi. Kütahyalı’nın ise örgüt üyesi olmadığını savunarak etkin pişmanlıktan yararlanmak istemediğini söylediği belirtildi. İfadesinde operasyonun doğru olduğunu düşündüğünü belirten Kütahyalı’nın, "Bütün bildiklerimi ve yaşadıklarımı anlatacağım. Nezarette kaldığım şahıslarla yaptığım görüşmeler sonucunda bu operasyonun çok doğru ve isabetli bir karar olduğunu düşünüyorum" dediği öğrenildi. Mal varlığı ve banka hesapları soruldu Emniyetteki sorgusunda mal varlığına ilişkin soruları da yanıtlayan Kütahyalı’nın üzerine kayıtlı çeşitli araçları bulunduğunu söylediği, İstanbul Sarıyer’de bir daire, Üsküdar Çengelköy’de yüzde 50 hisseli dubleks konut ve İzmir’de bir apartman dairesinin bulunduğunu belirtti. Kütahyalı’nın çok sayıda bankada hesabı olduğunu ancak bunları rutin bankacılık işlemleri için kullandığını, kripto para borsalarında ise hesabı olmadığını açıklayarak, "Bu işlemlere tamamen yabancıyım" dediği ifade edildi. Soruşturma kapsamında dosyada yer alan yüzlerce ismin kendisine okunduğu belirtilen Kütahyalı’nın, listede yalnızca B.Ö.’yü tanıdığını, onu da yakın arkadaşının oğlu olduğu söyledi. Diğer isimlerle bağlantısı olmadığını savundu. MASAK raporlarında milyonluk para transferleri Soruşturmanın en dikkat çekici bölümlerinden birinin MASAK raporları olduğu belirtildi. Raporlarda yasa dışı bahis organizasyonlarında kullanıldığı değerlendirilen bazı hesaplardan Kütahyalı’nın hesaplarına milyonlarca liralık transfer yapıldığı ifade edildi. Özellikle B.E. isimli şüpheliyle bağlantılı hesaplardan toplam 4 milyon 684 bin lira aktarıldığının tespit edildiği kaydedildi. Ayrıca M.G., G.Y., A.Y.T., L.B. ve B.A. isimli kişilerden gelen para hareketlerinin de dosyada yer aldığı, toplam işlem hacminin 17 milyon lirayı geçtiğinin değerlendirildiği belirtildi. Kütahyalı ise söz konusu para hareketlerini ekonomik sıkıntılar nedeniyle yaptığını savundu. 2017-2020 yılları arasında televizyon ekranlarından uzak kaldığını ve gelirinin ciddi şekilde düştüğünü belirten Kütahyalı’nın, kredi kartı borçlarını çevirebilmek için İstanbul PERPA’daki bazı finans çevreleriyle çalıştığını anlattığı öğrenildi. İfadesinde, kredi kartlarından nakit elde etmek amacıyla bazı esnaflarla çalıştığını anlatan Kütahyalı’nın, "Kredi kartımdan para çekiliyor, komisyon düşülerek hesabıma aktarılıyordu. Gelen para bana ait paraydı. Kesinlikle başka kişilere veya ödeme kuruluşlarına ait değildi. Çok sayıda işlem yapıldığı için rakam yüksek görünmektedir" dediği belirtildi. Elektronik ödeme kuruluşlarından 35 milyon liralık hareket MASAK analizlerinde Kütahyalı’nın hesaplarına çeşitli elektronik ödeme kuruluşları üzerinden toplam 35 milyon 201 bin lira giriş yapıldığının belirlendiği ifade edildi. Sipay, Elekse, FZYPay, Birleşik Ödeme ve Paladyum Elektronik Para üzerinden 192 işlem gerçekleştirildiğinin raporlara yansıdığı öğrenildi. Kütahyalı’nın ifadesinde, söz konusu işlemlerin kredi kartı borçlarını çevirmek amacıyla yapılan işlemler olduğunu savunduğu kaydedildi. Kütahyalı’nın, "Bu ödeme kuruluşlarını tanımıyorum. Bu kuruluşların ne iş yaptığını nezarethanede diğer şüphelilerden öğrendim" dediği öğrenildi. 46 milyon liralık para trafiği Dosyada en dikkat çeken başlıklardan birinin de B.Ö. ile olan yüksek hacimli para trafiği olduğu belirtildi. MASAK raporlarına göre Kütahyalı ile B.Ö. arasında yaklaşık 46 milyon liralık işlem hacmi bulunduğu ifade edildi. Ayrıca Ç.Ö., Ş.K., P.A. ve bazı yakın akrabalarıyla da yoğun para hareketlerinin tespit edildiği öğrenildi. Kütahyalı’nın ise bu transferlerin yatırım amaçlı olduğunu savunduğu belirtildi. Yakın arkadaşının yönlendirmesiyle kur korumalı mevduat ve ticari kredi sistemi üzerinden yatırım yaptığını anlatan Kütahyalı’nın, arkadaşına güvendiği için para transferi gerçekleştirdiğini söylediği kaydedildi. Annesi Ş.K. ile yapılan transferlerin aile içi para hareketleri olduğunu belirten Kütahyalı’nın, eşi P.A.’ya yapılan para transferlerinin de ailevi nedenlerden kaynaklandığını ifade ettiği öğrenildi. U.Z.’ye gönderilen paraların ise Maltepe’deki ev satışına ilişkin olduğunu söylediği belirtildi. Öte yandan Kütahyalı’nın yeğeni S.Ö. adına hesap açtırdığını kabul ettiği, bunu ise bir bankanın yüksek faiz kampanyasından yararlanmak amacıyla yaptığını söylediği öğrenildi. "Bahis oynamadım" savunması İfade dosyasında L.B., Atlantik Global Bilişim, Paladyum Elektronik Para ve çeşitli yazılım şirketleriyle yapılan milyonlarca liralık transferlerin de yer aldığı belirtildi. Bazı transferlerin "elektronik ürün bedeli", "cari hesap" ve "üye işyeri çekimi" açıklamalarıyla gerçekleştirildiği ifade edildi. Soruşturma dosyasında ayrıca yasa dışı bahis organizasyonlarının kullandığı öne sürülen panel sistemlerine ilişkin teknik analizlerin de bulunduğu öğrenildi. Emniyet birimlerinin, suç örgütünün elektronik ödeme kuruluşları, sanal POS sistemleri ve paravan şirketler aracılığıyla kara para aklama ağı kurduğunu değerlendirdiği belirtildi. Kütahyalı’nın ise ifadesinin tamamında suç örgütüyle bağlantısı olmadığını savunduğu kaydedildi. Kredi kartlarından nakit elde etmek amacıyla bazı kişilerle çalıştığını anlatan Kütahyalı’nın, "Ben sadece hesabıma yatması gereken parayla ilgilendim. Kimden geldiğine bakmadım" dediği öğrenildi. Hayatı boyunca resmi ya da gayriresmi hiçbir bahis oynamadığını savunan Kütahyalı’nın, "Tüm hayatım araştırılsın, bahis ve kumarın izine rastlanmaz" ifadelerini kullandığı belirtildi. İfadesinin devamında hamile eşi ve 12 yaşındaki ikiz kızlarının süreç nedeniyle psikolojik olarak yıprandığını söylediği öğrenilen Kütahyalı’nın, "Hayatta hatalarım oldu ama gözaltına alınmama neden olan suçlamaların hiçbirini işlemedim" dediği kaydedildi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 16:05 Öğretmenlerin resen atamaları mahkeme tarafından iptal edildi Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, norm kadro fazlası öğretmenlerin iradeleri dışında resen atamalara itirazı üzerine Adana Bölge İdare Mahkemesi ve Adana 3. İdare Mahkemesi işlemleri iptal etti. Norm kadro fazlası oldukları gerekçesiyle, aile bütünlükleri ve mazeretleri göz ardı edilerek kilometrelerce uzaklıktaki ilçelere atanan öğretmenler için, Eğitim-Bir-Sen hukuk mücadelesi başlattı. Eğitim-Bir-Sen’in başvurusu üzerine Adana Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi, yürütmesi durdurulan genelge hükümlerinin dayanak alınarak bazı öğretmenlerin resen atamadan muaf tutulmasının, atama sıralamasını ve tercihlerini doğrudan etkileyeceğini belirterek idarenin atama işlemlerini hukuka aykırı buldu. Öte yandan, Adana 3. İdare Mahkemesi ise zorunlu yer değiştirmeye tabi polis memuru eşi olan bir öğretmenin, norm kadro gerekçesiyle aile birliğini bozacak şekilde resen atanmasını Anayasa’nın aile birliğini koruyan ilkesine aykırı bularak iptal etti. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, yargı kararlarının sendikanın haklılığını bir kez daha kanıtladığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Geçtiğimiz aylarda kazandığımız davaların ardından bu hafta da yeni iptal kararlarıyla üyelerimizin hakkını teslim almanın gururunu yaşıyoruz. Genel Başkanımız Sayın Ali Yalçın’ın her platformda dile getirdiği gibi, resen atama bir çözüm yöntemi değil, başlı başına bir mağduriyet kaynağıdır. Öğretmenlerimizin aile düzenini, küçük yaştaki çocuklarının durumunu ve çalışma şevkini hiçe sayan bu dayatmalara yargı bir kez daha geçit vermemiştir. Eğitim-Bir-Sen olarak bu mağduriyetin sonuna kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz." Eğitim-Bir-Sen’in sadece bir tepki mercii değil, aynı zamanda çözüm ve hak arama kapısı olduğunu vurgulayan Sarıgeçili, şubelerinin hukuk komisyonuna dikkat çekerek, "Şubemiz bünyesindeki hukuk komisyonumuz, üyelerimizin hak kaybına uğramaması için dosyaları titizlikle inceliyor ve tamamen ücretsiz bir hukuki kalkan sağlıyor. Kazandığımız bu son davalar, sadece bu öğretmenlerimizin değil, hakkı gasp edilen tüm eğitim camiasının ortak zaferidir. Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi olarak, tek bir üyemizin dahi haksızlığa uğramasına sessiz kalmayacağız" dedi.
Toroslar EDAŞ Adana’yı bakım ve yatırımlarıyla aydınlattı
14 Mayıs 2024 Salı - 10:08 Toroslar EDAŞ Adana’yı bakım ve yatırımlarıyla aydınlattı Toroslar EDAŞ, Adana’da kesintisiz elektrik dağıtımı çerçevesinde 2024 yılının ilk 3 ayında bakım, onarım ve yatırım hizmetlerini hız kesmeden sürdürdü. Elektrik dağıtımını dijitalleşme odaklı projeler ve yatırımlar ile gerçekleştiren Toroslar EDAŞ, Adana’da yılın ilk 3 ayında müşteri ve çözüm odaklı yaklaşımı sayesinde başarılı çalışmalara imza attı. Toroslar EDAŞ, Adana’da hizmet verdiği 13 bin 458 trafo ve 38 bin 219 kilometre hat uzunluğunda sürdürülebilir ve kesintisiz enerji sağlanabilmesi amacıyla bakım, yenileme ve yatırım çalışmalarını sürdürdü. Daha aydınlık bir Adana için Çukurova, Seyhan, Sarıçam, Yüreğir, Ceyhan, Yumurtalık, Karaisalı, Karataş, Pozantı, Kozan, İmamoğlu, Aladağ, Feke, Saimbeyli, Tufanbeyli’de 2 bin 198 aydınlatma armatürünün bakımını gerçekleştiren Toroslar EDAŞ ekipleri, bölgede 1 pano ile 11 trafo ve 199 dağıtım merkezini de elden geçirdi. Ayrıca kentte 635 kilometrelik hattın bakımı tamamlandı. Toroslar EDAŞ, sektörün değişen dinamiklerine odaklanarak faaliyetlerini insan, çözüm ve inovasyon odağında sürdürmeye devam ediyor. Adana’da hizmet verdiği 1 milyondan fazla müşterisine daha iyi hizmet vermek amacıyla toplam 3 kilometrelik yeni yer altı hattı tesis eden Toroslar EDAŞ ekipleri, kentte 9 yeni aydınlatma armatürünün montajını da tamamladı. Ayrıca yeni 2 elektrik panosu ve 3 trafo merkezi montajı da tamamlandı. Söz konusu bakım, onarım ve yatırım rakamları ile Toroslar EDAŞ 2024 yılının ilk 3 ayında koymuş olduğu hedefleri başarıyla gerçekleştirdi. Müşteri odaklı yaklaşımla 7/24 hizmet sunan Toroslar EDAŞ, ‘www.toroslaredas.com.tr’, Toroslar 186 Mobil Uygulaması, 0(322) 186 00 00 numaralı WhatsApp İhbar Hattı ve 186 numaralı Müşteri Hattı’ndan tüm müşterilerinin soru ve sorunlarını dinleyerek çözüm bulmaya devam ediyor. Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nin Başkent EDAŞ ve Ayedaş ile birlikte elektrik dağıtımındaki 3 şirketinden biri olan Toroslar EDAŞ, 2016 - 2020 yıllarını kapsayan son tarife döneminde Türkiye’deki 21 dağıtım şirketi arasında en çok yatırımı yapan şirket oldu. Toroslar EDAŞ’ın Adana’da bakım ve yatırım çalışmaları hız kesmeden sürecek.
Baba, ağabey ve annenin ölümü iki gencin hayatını kararttı
13 Mayıs 2024 Pazartesi - 21:06 Baba, ağabey ve annenin ölümü iki gencin hayatını kararttı Adana’da önce babalarını, ardından ağabeylerini ve daha sonra da trafik kazasında annelerini kaybeden iki gencin hayatı karardı. Uyuşturucu bağımlısı olan kardeşlerden biri düştüğü bu bataktan kurtulmak istiyor. Hüseyin (45) ile Derya Oğuzeroğlu (52) çifti bundan 41 yıl önce evlendi. Bu evlilikten çiftin İsmail (40), Volkan (32) ve Gökhan (36) ismini verdikleri çocukları dünyaya geldi. Baba Hüseyin Oğuzeroğlu alkol nedeniyle 2007 yılında, ağabey İsmail Oğuzeroğlu da uyuşturucu nedeniyle 2018 yılında hayatını kaybetti. Anne Derya Oğuzeroğlu ise 2019 yılında otoyolda geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Yüzde 50 zihinsel engelli Gökhan ile Volkan bir başına kaldı. İki kardeşe teyzeleri Sevgi Oğuzeroğlu sahip çıktı. Kardeşler bir süre sonra memur oldu ancak Volkan Oğuzeroğlu uyuşturucu batağına düştüğü için memurluktan atıldı. Arkadaşları tarafından yüklü miktarda kredi çektirilen Volkan Oğuzeroğlu, memurluktan da atıldığı için zor günler geçiriyor. Oğuzeroğlu’nun tek istediği bağımlılıktan biran önce kurtulmak. "Annem, babam ve abimin ölümüne şahit oldum" En yakınlarını üst üste kaybetmenin kendisini çok etkilediğini söyleyen Oğuzeroğlu, annesini trafik kazasında, abisini uyuşturucu kullanımı kaynaklı, babasını ise alkol kullanımına bağlı olarak kaybettiğini belirerek, "Babam alkolikti, kangren oldu. Babamın ölümünü gördüm. Abim madde kullanıyordu, bağımlıydı. Cezaevinde büyüdü. Cinayet işledi. Abimden de ayrı büyüdüm. Abim cezaevinden çıktıktan sonra madde kullandığından dolayı evde kalp krizi geçirdi. Hastanede bilincini kaybederek yaşadı ve hastanede onun ölümünü gördüm. Ardından annem trafik kazası geçirdi. Annemi kaybettim. Annemin ölümünü kabullenemiyorum. Psikolojim daha çok bozuldu. Psikolojik sorunlarım daha çok arttı. Konuşamıyorum, kendimi zor ifade ediyorum" ifadelerini kullandı. Madde kullandığından dolayı kendisini hiçbir yere almadıklarını söyleyen Oğuzeroğlu, "Ben sigara içecek bir insan bile değilim. Ben bu duruma geldim, maddeye düştüm. Ben zaten engelsiz yaşam merkezine girseydim orada da yaşardım. Kuralları bilen bir insanım, orada madde kullanacak bir insan değilim. Şu an annem yanımda olsaydı her şey güzel olurdu zaten. Ben dünyamı kaybettim, kanadım kırıldı" dedi. Annesini çok özlediğinin altını çizen Oğuzeroğlu, "Annemi çok özledim. Kendimi ifade edemiyorum. Her gün özlüyorum, acı çekiyorum, özlem duyuyorum. Her gün acı çekiyorum, her gün özlüyorum. Sadece acı çekiyorum" dedi.
Baba, ağabey ve annenin ölümü, iki gencin hayatını kararttı
13 Mayıs 2024 Pazartesi - 21:03 Baba, ağabey ve annenin ölümü, iki gencin hayatını kararttı Adana’da önce babalarını, ardından ağabeylerini ve daha sonra da trafik kazasında annelerini kaybeden iki gencin hayatı karardı. Uyuşturucu bağımlısı olan kardeşlerden biri düştüğü bu bataktan kurtulmak istiyor. Hüseyin (45) ile Derya Oğuzeroğlu (52) çifti bundan 41 yıl önce evlendi. Bu evlilikten çiftin İsmail (40) Volkan (32) ve Gökhan (36) isimin verdikleri çocukları dünyaya geldi. Baba Hüseyin Oğuzeroğlu alkol nedeniyle 2007 yılında, ağabey İsmail Oğuzeroğlu da uyuşturucu nedeniyle 2018 yılında hayatını kaybetti. Anne Derya Oğuzeroğlu ise 2019 yılında otoyolda geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Yüzde 50 zihinsel engelli Gökhan ile Volkan bir başına kaldı. İki kardeşe teyzeleri Sevgi Oğuzeroğlu sahip çıktı. Kardeşler bir süre sonra memur oldu ancak Volkan Oğuzeroğlu uyuşturucu batağına düştüğü için memurluktan atıldı. Arkadaşları tarafından yüklü miktarda kredi çektirilen Volkan Oğuzeroğlu, memurluktan da atıldığı için zor günler geçiriyor. Oğuzeroğlu’nun tek istediği bağımlılıktan biran önce kurtulmak. "Annem, babam ve abimin ölümüne şahit oldum" En yakınlarını üst üste kaybetmenin kendisini çok etkilediğini söyleyen Oğuzeroğlu, annesini trafik kazasında, abisini uyuşturucu kullanımı kaynaklı, babasını ise alkol kullanımına bağlı olarak kaybettiğini belirerek, "Babam alkolikti, kangren oldu. Babamın ölümünü gördüm. Abim madde kullanıyordu, bağımlıydı. Cezaevinde büyüdü. Cinayet işledi. Abimden de ayrı büyüdüm. Abim cezaevinden çıktıktan sonra madde kullandığından dolayı evde kalp krizi geçirdi. Hastanede bilincini kaybederek yaşadı ve hastanede onun ölümünü gördüm. Ardından annem trafik kazası geçirdi. Annemi kaybettim. Annemin ölümünü kabullenemiyorum. Psikolojim daha çok bozuldu. Psikolojik sorunlarım daha çok arttı. Konuşamıyorum, kendimi zor ifade ediyorum" ifadelerini kullandı. Madde kullandığından dolayı kendisini hiçbir yere almadıklarını söyleyen Oğuzeroğlu, "Ben sigara içecek bir insan bile değilim. Ben bu duruma geldim, maddeye düştüm. Ben zaten engelsiz yaşam merkezine girseydim orada da yaşardım. Kuralları bilen bir insanım, orada madde kullanacak bir insan değilim. Şu an annem yanımda olsaydı her şey güzel olurdu zaten. Ben dünyamı kaybettim, kanadım kırıldı" dedi. Annesini çok özlediğinin altını çizen Oğuzeroğlu, "Annemi çok özledim. Kendimi ifade edemiyorum. Her gün özlüyorum, acı çekiyorum, özlem duyuyorum. Her gün acı çekiyorum, her gün özlüyorum. Sadece acı çekiyorum" dedi.
Hastane Sahibi Ali Topçu: “Hastaneyi satın aldığımda parasını noter huzurunda ödedim”
13 Mayıs 2024 Pazartesi - 16:47 Hastane Sahibi Ali Topçu: “Hastaneyi satın aldığımda parasını noter huzurunda ödedim” Özel Avrupa Hospital Hastanesi Sahibi Ali Topçu, hastaneyi satın aldıktan sonra noter huzurunda ödemenin elden yapıldığını bunun noter kayıtlarında da yer aldığını söyledi. Topçu, bir süre önce hastaneyi satın aldığı ve parasını ödemediği yönünde yapılan haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Ortağı ve yetkilisi olduğum TTA Sağlık ve Tedavi Hizmetleri Medikal Sanayi ve Ticaret A.Ş olarak, Adana 7. Noterliği’nin 03.08.2016 tarih ve 15350 yevmiye sayılı Özel Hastane Faaliyet İzin Belgesi Satış Sözleşmesi ile bedelinin tamamı ödenerek Mahmut Ersan Türkoğlu’nun o tarihte yetkilisi olduğu Özel Adana Hacettepeliler Sağlık ve Tedavi Hizmetleri Tıbbi Ürünler Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş adına olan, Adana İl Sağlık Müdürlüğü’nün 26.04.2016 belge revizyon onay tarihi, 11/1084 sayısı ve 543 ruhsat numaralı Özel Avrupa Hospital Hastanesi adına düzenlenmiş olan Özel Avrupa Hospital Hastanesi’ne ait ruhsat satın alınmıştır ve hastane ruhsatının mülkiyeti 03.08.2016 tarihi itibariyle resmen TTA Sağlık ve Tedavi Hizmetleri Medikal Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye geçmiştir. Dolayısıyla hastanenin satılmamış olması veya bedelinin ödenmemiş olması gibi bir durum mevzu bahis değildir. Zaten Noter satış sözleşmesinde bedelin nakden teslim alındığı da yazılıdır” dedi. Topçu, açıklamasına şöyle sürdürdü: “İl Sağlık Müdürlüğü nezdinde tescil işlemi yapılacağı sırada M.E.T.’nin hileli- muvazaalı olarak yetkilisi olduğu şirketi geçmişe dönük borçlandırması sebebi ile ruhsat üzerine hacizler koydurması sebebi ile İl Sağlık Müdürlüğü nezdinde tescil işlemi yapılamamış ancak Sağlık Bakanlığı aleyhine Danıştay’da açılan dava üzerine verilen yürütmenin durdurulması kararına istinaden ruhsat 2022 yılı Aralık ayında İl Sağlık Müdürlüğü nezdinde TTA Sağlık ve Tedavi Hizmetleri Medikal Sanayi ve Ticaret A.Ş (yeni unvanı Avrupa Hospital Adana Sağlık ve Ted. Hiz. Med. San. Ve Tic. A.Ş.) üzerine tescil edilmiştir. Herhangi bir kişi bırakın bir hastaneyi, bir bisikleti bile parasını almadan noterde satışını yapmaz. Türkoğlu’nun parasını almadan satış yaptığına çocuklar bile inanmaz.” Topçu, bahsi geçen yazıda bilirkişi H. E. tarafından düzenlenmiş olan rapordan bahsedildiğini ifade ederek, “Gerçeğe aykırı olarak yalan ve yanlı rapor hazırladığı gerekçesiyle Adana Bölge Bilirkişilik Kurulu’na yapmış olduğum şikayet üzerine bu kişiye ceza verilmiş, 06.07.2022 tarih ve 2022/164 sayılı kararı ile bilirkişilik listesi ve sicilinden çıkarılmıştır. Dolayısıyla bilirkişi H. E. tarafından verilmiş olan raporun hukuken bir geçerliliği olmadığı için yazıda bu rapordan bahsedilmesi adaleti yanıltmaya teşebbüs suçunun bir unsurunu oluşturmaktadır” diye konuştu. Topçu, şunları kaydetti: “Mahmut Ersan Türkoğlu tarafından hakkımda yapılmış olan şikayetlerin tamamında Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takipsizlik kararı verilmiş olup hakkında açılan hiçbir ceza davası veya mahkumiyet kararı yoktur. Olayın mağduru benim. M.E.T. tarafından dolandırıldım“.
Eski sevgilisini çocuğunun gözü önünde öldüren zanlıya ’ağırlaştırılmış müebbet’ istemi
13 Mayıs 2024 Pazartesi - 16:06 Eski sevgilisini çocuğunun gözü önünde öldüren zanlıya ’ağırlaştırılmış müebbet’ istemi Adana’da kendisi ile barışmak istemeyen eski sevgilisi Bahar Torun’u (40) oğlunun yanında öldüren tutuklu sanık Burak Acar (41) hakkında ’ağırlaştırılmış müebbet’ istemiyle dava açılırken, tutuklu sanık ilerleyen günlerde hakim karşısına çıkacak. Elektronik kelepçeyi kırarak, kendisi ile barışmak istemeyen eski sevgilisi Bahar Torun’u (40) hakkındaki uzaklaştırma kararına rağmen oğlunun gözü önünde öldüren Burak Acar (41) için ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açıldı. İddiaya göre, ikili bir süre arkadaşlık yürüttü. Ardından 2 çocuk annesi Bahar Torun, Burak Acar’dan ayrıldı ancak Acar ayrılmayı kabul etmedi. Barışma teklifine de olumsuz yanıt alan Acar, Torun’u silahla vurarak bacağından yaraladı. Bir süre hastanede tedavi gören Torun, taburcu olmasının ardından Acar’dan uzaklaşmaya yönelik işinden istifa ederek bir temizlik şirketinde işe başladı. Ancak izini bulduğu Torun’a ısrarlı bir biçimde barışma teklifini yineleyen Acar, tekrardan olumsuz yanıt aldı. Elektronik kelepçeyi kırdı Torun’un Acar hakkında savcılığa şikayette bulunması üzerine Acar hakkında uzaklaştırma kararı düzenlenerek elektronik kelepçe takıldı. Karara uymayan Burak Acar, elektronik kelepçeyi de kırarak barışmak için 13 Ekim 2022’de Bahar Torun’un Yavuzlar Mahallesi’nde bulunan evine gitti. Torun’un olumsuz cevap vermesi üzerine ikili arasında tartışma çıktı. Bunun üzerine Acar, tabancayla 11 yaşındaki oğlunun gözü önünde Torun’a kurşun yağdırdı. Omzuna ve sırtına isabet eden kurşunlarla ağır yaralanan Torun kanlar içinde kalırken, Acar ise olay yerinden kaçarak uzaklaştı. Özel bir hastaneye kaldırılan Torun, müdahalelere rağmen kurtarılamadı. İddianame kabul edildi Burak Acar, Seyhan ilçesi Tellidere Mahallesi’nde metruk bir evde cinayet bürosu ekipleri tarafından yakalanırken, sevk edildiği adliyede gerçekleştirilen sorgusunun ardından tutuklandı. Bahar Torun’un öldürülmesine yönelik soruşturmanın tamamlanmasıyla Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianame, gerçekleştirilen inceleme sonucunda kabul edildi. Savcı, tutuklu sanık Burak Acar hakkında ’tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ’kamu malına zarar verme’ suçundan 4 yıl ve ’ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma’ suçundan ise 3 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasını istedi. Acar, ilerleyen günlerde hakim karşısına çıkarak yargılanmaya başlayacak.
Adana karpuzunun marka değeri timlerle korunuyor
13 Mayıs 2024 Pazartesi - 14:24 Adana karpuzunun marka değeri timlerle korunuyor Türkiye’nin karpuz üretiminin yüzde 20’sinin yapıldığı Adana’da tescilli karpuzun marka değerini ’ham karpuz timleri’ koruyor. Timler, hasat dönemlerinde karpuzun ham hasat edilmemesi için tarla tarla dolaşıyor. Adana Tarım ve Orman Müdürlüğü, kentin coğrafi işaret tescilli ürünü karpuzun marka değerini korumak için ’ham karpuz timleri’ oluşturdu. Ham karpuz timleri, karpuzların olgunlaşmasına yönelik kalitede belirleyici olarak erken hasadı önlemeye yönelik denetim gerçekleştirmede görevli olacak. Üretici bilgi veriyor, tim geliyor Tarlalarda denetimlerini sürdüren Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği çalışmalar sonucunda, kentte bu yıl 3’er kişiden oluşan 20 ekip oluşturuldu. Karpuz üreticisi, hasat öncesinde İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne bilgi verirken, müdürlük bu bilgilendirme doğrultusunda timi hasat yapılacak tarlaya yönlendiriyor. ’Ham karpuz timi’ ise ilk olarak tarlada karpuzu keserek tadını ve rengini kontrol ediyor. Olgunlaşmamış karpuzların olduğu tarlalarda hasada engel olan ekipler, toplanmış ham karpuzlara rastladığında ise ürünün imha edilmesine karar veriyor. Ekipler, yollarda seyir halinde bulunan karpuz yüklü kamyon ve traktörleri de denetliyor. "Son 10 yılda ortalama karpuz üretimi yıllık 3.5 ile 4.2 milyon ton arasında" Adana Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Nuri Kökçüoğlu, Türkiye’de son 10 yılda ortalama karpuz üretiminin yıllık 3.5 milyon ton ile 4.2 milyon ton arasında değiştiğini söyledi. Kentin karpuz üretiminde Türkiye’de ilk sırada yer aldığını belirten Kökçüoğlu, "2023 yılında 85 bin dekarlık alanda 555 bin ton karpuz üretimi gerçekleştirdik. Ürettiğimiz karpuzun yaklaşık yüzde 65’ini örtü altı sistemlerinde, geri kalanları ise açık tarlalarda üretmekteyiz" dedi. Kökçüoğlu, yaz aylarında severek tüketilen karpuzda en büyük sorunun erken hasat olduğunu dile getirdi. Bu durumun önüne geçmek, hem üreticiyi hem tüketiciyi hem de ürünün ticaretini yapanları korumak için ham karpuz timlerinin iş başında olduğunu anlatan Kökçüoğlu, "Oluşturduğumuz bu timler vasıtasıyla ortalama günde 40-50 tarlaya gidiyoruz. Teknik ekipten oluşan bu timdeki görevli arkadaşlarımız, karpuzu keserek tadına, kokusuna, rengine bakıyorlar. Eğer hasat olgunluğuna ulaşmışsa izin veriyoruz. Ulaşmamışsa bu karpuzların hasadını engelliyor, beklemeye alıyoruz" diye konuştu. Timin emniyet güçlerinden destek alarak yollarda da çeşitli kontroller gerçekleştirdiğini aktaran Kökçüoğlu,"Yol kontrollerimizde tespit ettiğimiz ham karpuzların imhasına karar veriyoruz. Böylece bir Türkiye markası olan Adana karpuzunun marka değerini korumuş oluyoruz. Vatandaşlarımızın manavdan, marketten aldıkları karpuzları gönül rahatlığıyla ham olmadığından emin olarak evlerine götürüp tüketmelerine vesile oluyoruz" ifadelerini kullandı. Üretici memnun Karataş ilçesinde 20 yıldır karpuz yetiştiren Murat Üçgül, hasatla ilgili kontrollerin herkese faydası olduğunu vurguladı. Üçgül, "Denetlemeden çok güzel sonuçlar alıyoruz. Daha önce denetleme olmadığı için sıkıntılar yaşıyorduk. Herkes ham karpuz hasat ediyordu. Şimdi ise karpuz yetiştikten sonra hasat ediliyor. Bu denetleme sonucunda gittiği yerden şikayet gelmiyor, yiyen de şikayet etmiyor" dedi. 26 yıldır karpuz yetiştiren Özkan Koca denetimlerin kendileri ve tüketici için olumlu olduğunu dile getirirken, üretici Engin Koca da piyasaya ham karpuz sürülmemesi için bu tür denetlemelerin önemli olduğunu kaydetti.
Kan hastalıkları Adana’da masaya yatırıldı
13 Mayıs 2024 Pazartesi - 11:32 Kan hastalıkları Adana’da masaya yatırıldı İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Özdoğu, kan hastalarının kök hücre tedavileri ile uygulanan kürler ile hastalıktan kurtulma imkanının olduğunu söyledi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kışla Sağlık Yerleşkesinde bu yıl 5’incisi düzenlenen Kan Film Festivali çerçevesinde kan hastalıklarıyla ilgili sempozyum düzenlendi. Sempozyum sonrası konuşan Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Özdoğu, hemoglobinopatisi olan talasemi ve orak hücre hastalarıyla ilgilendiklerini belirterek, “Geçtiğimiz yıllar içinde gelişmeler oldu. Bu gelişmeler sayesinde kök hücre tedavileri ile bu hastaları tamamen iyileştirme, hastalıktan kurtarma imkanı elde etmiş oluyoruz. Hastalar, çok yakın bir gelecekte, klinik çalışmalarla gen tedavilerine ulaşmış olacaklar. Bu hastalığın görülme sıklığı özellikle bölgemizde çok daha yüksek olduğu için bir halk sağlığı sorunu. Bunu dikkate alarak kurumumuzda özel bir poliklinik açılmış durumda. Böylece bu hastaların yakın takiple daha iyi kayıt altına alınması sağlanıyor. Bu sayede hastalarda dünyada yeni geliştirilmiş olan klinik çalışmalara ulaşma olanağı bulunuyorlar. 40 yıl içerisinde kendimizi çaresiz hissettiğimiz tedavi seçeneklerinden bugün tam iyileşmeye kadar olan bir gelişme oldu” diye konuştu. Başkent Üniversitesi bünyesinde hemotoloji-onkoloji üzerine bir dal hastanesi kurulduğunun müjdesini veren Prof. Dr. Hakan Özdoğu, “Yılbaşında bu dal hastanesinin açılmasını bekliyoruz. Bu ülkemizin ilk hemotoloji dal hastanesi anlamına geliyor. Elde ettiğimiz sonuçları ileriye götürme, daha başarılı olma şansı elde edeceğiz” dedi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Orak Hücre Birimi Sorumlusu Prof. Dr. Süheyl Asma, kan hastalıkları ve kan bağışıyla ilgili bir sempozyum gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “5. Kan Film Festivali’ne sempozyum programını da ekleyerek bu bölgede özellikle orak hücre ve talasemi hastalarının takibini bölgede çalışan hekim arkadaşlarla birlikte yönetebilmek anlamında bilimsel bir toplantı düzenledik. Hekim arkadaşlarla bilgi ve birikimlerimizi paylaşarak özellikle orak hücre ve talasemi hakkında konuştuğumuz verimli bir sempozyum gerçekleştirdik” şeklinde konuştu.
“Bir dal çiçek istediler” o serasını kurup kendi işinin patronu oldu
13 Mayıs 2024 Pazartesi - 11:15 “Bir dal çiçek istediler” o serasını kurup kendi işinin patronu oldu Adana’nın Kozan ilçesinde yaşayan 2 çocuk annesi Rukiye Çeri, evde hobi olarak baktığı ve evine gelen misafirler tarafından çok beğenilen çiçekleri herkes isteyince eşinin desteği ile kendi işinin patronu oldu. Rukiye Çeri Kozan’da evlerinin balkonunda hobi olarak 4 yıl önce çiçek yetiştirmeye başladı. Evine misafir olarak gelenle ve akrabaları çiçekleri beğenip birer dal istemeye başladı. Çeri, bu taleplere yetişemeyince çiçek serası kurma fikri doğdu. Bunun üzerine Çeri’nin eşi Ömer Çeri’nin desteğiyle kendi serasını kurdu. Eşinin desteği ile kendi işinin patronu olduğunu aktaran Rukiye Çeri, “Çocukken herkesin öğretmen olma hayali vardı. Benim ise hayalim botanik bahçemin olmasıydı. Bu nedenle hobi amaçlı balkonda çiçek yetiştirmeye başladım. Balkondaki çiçeklerimi gören herkes bir dal istemeye başladı. Her gelen isteyince eşim ’emek veriyorsun’ dedi ve ’bunu ticarete dönüştürelim’ dedi." diye konuştu. Çeri, daha sonra sera kurduklarının altını çizerek şöyle devam etti: "Tayland’dan özel getirilen ve kurumayacak Çukurova iklimine uygun çiçekler üretiyorum. Hafta sonu çok yoğun oluyor. 50 saksı ile başladım şimdi binlerce çiçeğim oldu. Ben çiçek isteyenlere hayır diyemezdim. Eşim bu durumu görünce ’Sen emek veriyorsun gelen misafir alıp gidiyor ben sana destek vereyim işini kur’ dedi. Eşim yanımda durdu ve bunu başardık. Hayallerime kavuştum." Eşinin iş kurması için destek veren Ömer Çeri ise, “Eşim 50 -60 saksı ile başladı. Yüzlerce çeşit binlerce saksı oldu. Eşim yetiştirip hep hediye veriyordu. Gelen yine alsın yine hediye verelim ama bu senin gelirin oldun. Şimdi kendi İthal özel türlerini üretiyor. Çukurova sıcağına dayanan günlük değil ömürlük olan çiçekleri yetiştiriyor. Türkiye’nin dört bir yanından çiçekçiler geliyor. Talep güzel. Bu kadar büyüyeceğini tahmin etmiyordum. Bir kadın emek verdikten sonra başaramayacağı hiçbir iş yok” diye konuştu.