Yerel Haberler
Adana
Tekstile Ramazan Bayramı dopingi
13 Mart 2024 Çarşamba - 10:47 Tekstile Ramazan Bayramı dopingi Kahramanmaraş’ta deprem nedeniyle binlerce tekstil atölyesi işlemez hale gelince, Adana’da Ramazan Bayramı öncesi tekstil atölyelerinde yoğunluk sürüyor. Adana’dan üretilen ürünler hem yurt içine hem de yurt dışına gönderiliyor. Pamuk diyarı Adana’da tekstil sektörü önemli bir yeri tutuyor. Kentte faaliyet gösteren onlarca büyük fabrikanın yanında merkez Seyhan ilçesine bağlı Kocavezir Mahallesi’nde yüzlerce konfeksiyon atölyesinde 7 gün 24 saat üretim sürüyor. Üreticiler, yaptıkları binlerce farklı ürünü yurt dışına ihraç ederek ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Adana ihracatın yüzde 20’den fazlası ise tekstil sektöründen karşılanıyor. Tekstile bayram dopingi Yaklaşan Ramazan Bayramı öncesinde de Kahramanmaraş’ta deprem nedeniyle binlerce tekstil atölyesi işlemez hale gelince Adana’daki tekstil atölyelerinde ve fabrikalarında yoğunluk sürüyor. İşçiler haftanın 7 günü çalışarak bayram için ürünleri hazır hale getiriyor. "Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz" İhlas Haber Ajansı’na konuşan üretici Ufuk Doyuran, "Her yıl bu yoğunluğu yaşıyorduk ve inanılmaz bir taleple karşı karşıyaydık. Fakat bu Ramazan’da olağanüstü bir talep var. Şu an bu fabrikamızda tüm gün üretim yapıyoruz. Fabrikadaki ürünleri sevk ederek Ramazan Bayramı öncesinde yetiştirmeye çalışıyoruz. Bir yandan da kendi mağazalarımızda bunları teşhir ederek satışa çıkarıyoruz. Bildiğiniz gibi Adana tekstil sektörün en önemli noktalarında birisidir. Biz bu yolda elimizden ne geliyorsa yapmaya çalışıyoruz" dedi. "Herkesin bütçesine hitap etmek istiyoruz" Ramazan Bayramı öncesi tekstil ürünlerinin reyonlarda yer alacağını vurgulayan Doyuran, "Şu anda Adana bölgesindeki tüm fabrikalarda bu yoğunluk var. Ramazan Bayramı öncesi inanılmaz bir talep var ve yurt dışından da yoğun bir talep var. Bu talepleri karşılamak için elimizden ne geliyorsa yapıyoruz. Kahramanmaraş’taki üretimin büyük çoğunluğu Adana’ya kaydı. Şu anda kumaş sıkıntısı yaşamıyoruz. Mont ve yazlık ürünlere çok fazla talep var. Sezon sonu olmasından dolayı montlardaki uygun fiyatlardan dolayı güzel talep var. Ramazan Bayramı gelmeden önce mağazalarımızda mümkün olduğu kadar uygun fiyatlı ürün satıyoruz. Çünkü bayramda herkesin bütçesine hitap etmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Öte yandan Ufuk Doyuran, Irak, Azerbaycan, Almanya ve Polonya’nın yanı sıra Arap ülkelerinden de talep aldıklarını belirtti.
Oğlunu, "uyuşturucuya zam geldi, 100 TL daha ver" dediği için öldürmüş
13 Mart 2024 Çarşamba - 09:50 Oğlunu, "uyuşturucuya zam geldi, 100 TL daha ver" dediği için öldürmüş Adana’da oğlunu öldüren baba tutuklanırken, ifadesinde oğlunun uyuşturucu parası istediğini, verdiği 200 lirayı beğenmeyip, "uyuşturucuya zam geldi 100 TL daha ver" dedikten sonra öldürdüğünü, önce oğlunun kendisine satırla saldırdığını, çok pişman olduğunu ve hemen 112’yi aradığını söylediği öğrenildi. Olay, 11 Mart günü Seyhan ilçesine bağlı Ziyapaşa Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Hazım Evren (38) babası Tamer Evren’den (66) uyuşturucu parası istedi. Bunun üzerine baba ve oğul arasında tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Kavga sırasında baba Tamer Evren, oğlunu evlerinin bahçesinde sırtından av tüfeği ile vurdu. Polisi arayıp oğlunu öldürdüğünü söyledi ve teslim oldu Tamer Evren, oğlunu vurduktan sonra 112’yi arayarak oğlunu öldürdüğünü söyleyerek kendisini ihbar etti. Adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri Hazım Evren’in hayatını kaybettiğini tespit etti. Tamer Evren ise evde bekleyerek, gelen polislere suç aletiyle birlikte teslim oldu. "Uyuşturucuya zam geldi, para yetersiz" diyerek satırla babasına saldırmış Emniyetteki ifadesinde oğlunun uyuşturucu parası istediğini dile getiren Tamer Evren, "200 TL para verdim. Uyuşturucuya zam geldiğini söyleyip 100 TL daha para istedi. Ben de ’veremem bakkala borcumuz var’ deyince bana satırla saldırdı. Ben de kendimi savunmak zorunda kaldım. Evladımı öldürdüğün için çok pişmanım" dedi. Emniyetteki ifadesinin ardından adliyeye sevk edilen Tamer Evren çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Uyuşturucu müptelası kocası tarafından darp edilip sokağa atılan kadın, çocuklarıyla çadırda yaşamaya başladı
12 Mart 2024 Salı - 15:31 Uyuşturucu müptelası kocası tarafından darp edilip sokağa atılan kadın, çocuklarıyla çadırda yaşamaya başladı İzmir’de eşi tarafından darp edilip kaldıkları çadır yakılan ve 2 çocuğuyla sokağa atılan kadın, sığındığı Adana’da derme çatma bir çadırda yaşamaya başladı. Genç kadın, eşinin uyuşturucu müptelası olduğunu ve kendisine sürekli şiddet uyguladığını söyledi. Tarım işçisi Gülfidan Doğan (45), 12 sene önce İzmir’de kendisi gibi tarım işçisi olan Aslan Doğan (46) ile evlendi. Çiftin bu evlilikten Caner (11) ve Mahsuni (6) isimli 2 evlatları dünyaya geldi. Çift, İzmir’de tarım işçilerinin bulunduğu bir bölgede çadırda yaşarken iddiaya göre Aslan Doğan, 3 sene önce uyuşturucu kullanmaya başladı. Çiftin hayatı kabusa döndü Aslan Doğan’ın uyuşturucu kullanması üzerine çiftin hayatı adeta kabusa döndü ve o günden sonra Aslan Doğan sürekli eşini darp etmeye başladı. En son geçen Kasım ayında uyuşturucu etkisiyle Aslan Doğan, eşi Gülfidan’ı öldüresiye dövüp kaldıkları çadırı ateşe verdi ve genç kadını 2 çocuğuyla sokağa attı. Kadın sığınma evine gitti Çevredekilerin yardımıyla Gülfidan Doğan, İzmir’de kadın sığınma evine yerleşti. Ancak Aslan Doğan’ın kendisini bulmak için arayışa girdiğini öğrenen genç kadın akrabalarının yanına İstanbul’a gitti. Burada da geçinemeyen genç kadın tanıdıkları aracılığıyla Adana’ya geldi. Çadırda yaşamaya başladı Genç kadın Adana’da merkez Yüreğir ilçesine bağlı Koza Mahallesi’nde tanıdıklarının evinin yanına çadır kurdu ve burada yaşamaya başladı. “Sıcak bir yuva istiyorum” İhlas Haber Ajansı’na konuşan Gülfidan Doğan, “Eşim bana çok eziyet etti. Ben çok mağdurum. 2 çocuğumu alıp buraya geldim. Eşim uyuşturucu müptelası. Ben çok bir şey istemiyorum tek göz odalı bir evim olsun yeter” dedi. “Çadırda geceleri çok üşüyoruz” Herhangi bir yardım kuruluşuna ve kaymakamlığa da gitmeyen çaresiz kadın, “Komşularının desteğiyle burada geçiniyorum. Onlar bana bir kap sıcak yemek veriyor. Devletten de herhangi bir yardım almıyorum. Okumam, yazmam yok. Nasıl gideceğim, ne yapacağım bilemiyorum. Çocuklarım için tek göz bir oda yeterli. Çadırda geceleri çok üşüyoruz” ifadelerini kullandı.
Uyuşturucu müptelası kocası tarafından darp edilip sokağa atılan kadın, çocuklarıyla çadırda yaşamaya başladı
12 Mart 2024 Salı - 15:07 Uyuşturucu müptelası kocası tarafından darp edilip sokağa atılan kadın, çocuklarıyla çadırda yaşamaya başladı İzmir’de eşi tarafından darp edilip kaldıkları çadır yakılan ve 2 çocuğuyla sokağa atılan kadın, sığındığı Adana’da derme çatma bir çadırda yaşamaya başladı. Genç kadın, eşinin uyuşturucu müptelası olduğunu ve kendisine sürekli şiddet uyguladığını söyledi. Tarım işçisi Gülfidan Doğan (45), 12 sene önce İzmir’de kendisi gibi tarım işçisi olan Aslan Doğan (46) ile evlendi. Çiftin bu evlilikten Caner (11) ve Mahsuni (6) isimli 2 evlatları dünyaya geldi. Çift, İzmir’de tarım işçilerinin bulunduğu bir bölgede çadırda yaşarken iddiaya göre Aslan Doğan, 3 sene önce uyuşturucu kullanmaya başladı. Çiftin hayatı kabusa döndü Aslan Doğan’ın uyuşturucu kullanması üzerine çiftin hayatı adeta kabusa döndü ve o günden sonra Aslan Doğan sürekli eşini darp etmeye başladı. En son geçen Kasım ayında uyuşturucu etkisiyle Aslan Doğan, eşi Gülfidan’ı öldüresiye dövüp kaldıkları çadırı ateşe verdi ve genç kadını 2 çocuğuyla sokağa attı. Kadın sığınma evine gitti Çevredekilerin yardımıyla Gülfidan Doğan, İzmir’de kadın sığınma evine yerleşti. Ancak Aslan Doğan’ın kendisini bulmak için arayışa girdiğini öğrenen genç kadın akrabalarının yanına İstanbul’a gitti. Burada da geçinemeyen genç kadın tanıdıkları aracılığıyla Adana’ya geldi. Çadırda yaşamaya başladı Genç kadın Adana’da merkez Yüreğir ilçesine bağlı Koza Mahallesi’nde tanıdıklarının evinin yanına çadır kurdu ve burada yaşamaya başladı. “Sıcak bir yuva istiyorum” İhlas Haber Ajansı’na konuşan Gülfidan Doğan, “Eşim bana çok eziyet etti. Ben çok mağdurum. 2 çocuğumu alıp buraya geldim. Eşim uyuşturucu müptelası. Ben çok bir şey istemiyorum tek göz odalı bir evim olsun yeter” dedi. “Çadırda geceleri çok üşüyoruz” Herhangi bir yardım kuruluşuna ve kaymakamlığa da gitmeyen çaresiz kadın, “Komşularının desteğiyle burada geçiniyorum. Onlar bana bir kap sıcak yemek veriyor. Devletten de herhangi bir yardım almıyorum. Okumam, yazmam yok. Nasıl gideceğim, ne yapacağım bilemiyorum. Çocuklarım için tek göz bir oda yeterli. Çadırda geceleri çok üşüyoruz” ifadelerini kullandı.
Vertigo hastalık değil semptomdur
12 Mart 2024 Salı - 11:54 Vertigo hastalık değil semptomdur Kulak Burun Boğaz Hekimi Prof. Dr. Ülkü Tuncer, vertigonun bir hastalık değil semptom olduğunu söyledi. Acıbadem Adana Hastanesi KBB Hekimi Prof. Dr. Ülkü Tuncer, halk arasında yaygın görülen vertigoyla ilgili açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Tuncer, bazen bir hastalık olduğu zannedilen vertigonun aslında bir semptom olduğuna dikkat çekerek, “Latince ‘dönmek’ anlamına gelen vertigo bir hastalık değil, bir semptom yani hastalık bulgusudur. Vertigoda hasta dönmediği halde kendisinin veya bulunduğu ortamdaki her şeyin döndüğünü hisseder. Baş dönmesine genellikle bulantı ve kusma eşlik eder, terleme, çarpıntı görülebilir. Denge kaybı, sersemlik hissi, başta ağırlık olması veya yerin ayaklar altından kayması hissi, göz kararması, baygınlık hissi gibi durumlar vertigo değildir ve vertigoya göre tedavisi farklılık gösterir. Dolayısı ile baş dönmesi yakınması gerçek vertigo olabileceği gibi kardiyovasküler hastalıklar, metabolik bozukluklar veya ilaç yan etkilerine bağlı bir durum da olabilir” ifadelerini kullandı. “Santral denge bozuklukları daha acil ve hayatidir” Hareket ederken veya hareketsiz dururken dengede kalmanın beynin gözlerden, iç kulaktaki denge merkezlerinden, kas, eklem ve tendonlardan gelen derin duyu bilgilerini işlemleyerek koordine etmesiyle mümkün olduğuna işaret eden Prof. Dr. Tuncer daha sonra şunları söyledi: “Baş dönmesi ve denge kaybı olan hastada öncelikle patolojinin kaynağının belirlenmesi gerek. Baş dönmesinin genellikle iç kulaktaki denge merkezlerinin hastalıkları ile ilgili. Daha az oranda da beyin ve beyinsapı problemleri sonucunda ortaya çıkıyor. İç kulaktaki denge sistemleri ile ilgili vertigoya işitme kaybı, çınlama, kulaklarda basınç hissi gibi belirtiler eşlik ediyor. En sık görülen periferik vertigo nedeni halk arasında ‘kulak kristallerinin yer değiştirmesi’ olarak benign paroksismal pozisyonel vertigodur. Genç ve orta yaş grubunda daha yaygın görülen bu hastalık; iç kulak kristallerinin normalde bulunması gereken bölgeden içi sıvı dolu yarım daire kanallarının içine yer değiştirmeleri sonucu ortaya çıkar. Hastalığın etkeni tam olarak bilinmemekle birlikte; viral enfeksiyonların, D vitamini yetmezliğinin, yaşlanmaya bağlı kemik erimesinin, kafa travmalarının, ameliyatlardan sonra uzun süre yatmak zorunda kalmanın neden olabileceği düşünülür. Hastalar hareketsizken hiçbir sorun yoktur, yataktan kalkma veya yatakta dönme esnasında, şiddetli baş dönmesi atakları olur. Baş dönmesi atakları genellikle saniyeler sürer ve bir dakikayı geçmez. Bulantı eşlik edebilir. Ataklar arasında hastalar rahattır.” “Meniere hastalığı ataklarında vertigo olur” İç kulak sıvısının bilinmeyen bir nedenle basıncının artması sonucu ataklar halinde seyreden Meniere hastalığının da bir sebep olduğuna değinen Prof. Dr. Tuncer, ataklar sırasında en az 20 dakika süren şiddetli baş dönmesi, bulantı kusma, kulakta basınç hissi ve işitme kaybı yaşandığını, şiddetli baş dönmesi geçtikten sonra hastada 2-3 gün daha sersemlik halinin devam ettiğini söyledi. İki atak arasında bazen aylar, yıllar bazen de haftalar olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tuncer, Meniere hastalarında tedavinin ataklar sırasında baş dönmesi, bulantı ve kusmayı iyileştirmek, sonrasında atakların sayısını ve şiddetini azaltmayı hedeflediğini ifade etti. “Baş dönmeleri migren kaynaklı da olabilir” Prof. Dr. Tuncer dengeyi kontrol eden vestibüler sinire yayılan enfeksiyon sonucu oluşan vestibüler nöronit hastalığına işaret ederek, “Bu tip vertigo aniden başlar ve şiddetli bulantı ve kusmaya neden olabilir. Bu durum genellikle soğuk algınlığı veya grip gibi viral bir enfeksiyonu takip eder. Belirtiler şiddetli ve rahatsız edici olduğundan kişinin hastaneye yatırılması ve tedavi edilmesi gerekebilir. En şiddetli tablo 2-3 gün sürdükten sonra 2-3 ay kadar hafif dengesizlik, baş dönmesi hissi devam edebilir” dedi. Uzun süren ciddi baş ağrısı atakları ve baş dönmesinin birlikte izlendiği vestibüler migren hastalığından bahseden Prof. Dr. Tuncer şunları söyledi: “Sıklıkla orta yaşlı kadınlarda görülür. Vestibüler migrenli kişilerde, baş dönmesi, denge kaybı ve kulak çınlaması, kulakta dolgunluk hissi gibi belirtiler, migren baş ağrısı ile birlikte veya ayrı ayrı görülebilir. Meniere hastalığından farklı olarak işitme kaybı görülmez. Taşıt tutması olan kişilerde daha sık görülür. Vestibüler migren tanısı olan hastaların nöroloji uzmanları tarafından tedavisi ve takibi gerekir.”