Yerel Haberler
Ankara
Yeşil ve huzurun buluşma noktası: Sincan Park 29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:53:50 Sincan Park, bahar mevsiminin gelmesiyle yeni sezona merhaba dedi. Şehrin karmaşasından kaçıp temiz havada bol oksijen almak isteyenler Sincan Park’ı doldurdu. Sincan Belediyesi’nin mega projelerinden olan Sincan Park, havaların ısınmasıyla yeni sezona "merhaba" dedi. Türkiye’nin en büyük oyun parkurlarından birini bünyesinde barındıran Sincan Park, tüm Ankaralıların uğrak noktası oldu. Nostaljik trenle 300 bin metrekare alana sahip parkı gezen çocuklar bisiklet sürüp oynarken, aileler mangal için ayrılan piknik alanlarında keyifli vakit geçiriyor. Sincan Park sporseverlerin de gözde mekanı oldu. Futbol, basketbol, tenis ve plaj voleybolu sahası bulunan Sincan Park, gençlerin büyük beğenisini topluyor. Yürüyüş ve bisiklet yollarıyla 7’den 70’e tüm vatandaşların keyifle vakit geçireceği alanlar sunan park, çeşit çeşit bitki topluluklarıyla da görenleri kendisine hayran bırakıyor. Buluşmaların tek adresi Sincan Park Önemli festivallere, konserlere, milli maçlara ev sahipliği de yapan Sincan Park, yeni dönemde de ziyaretçilerini ağırlayacak. Çevre dostu aydınlatma ve sulama sistemleriyle donatılan parkın aydınlatması akıllı elektrik sistemleriyle yapılıyor. Park içerisinde bulunan 990 araç kapasiteli otopark, mescit, büfe gibi ayrıntılar da vatandaşın rahat etmesi ve keyifle günü geçirmesi amacıyla düşünüldü. Sincan Belediyesi Genel Koordinatörü İsmail Can Ocak, "Sincan Park’ta sezon açıldı. Ailelerimizle, gençlerimizle, çocuklarımızla huzurun, keyfin ve güzel anıların adresi yine Sincan Park olacak. Tüm hemşehrilerimizi bekliyoruz" dedi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:35 Aşı tereddüdü yeni bir salgına dönüşüyor Medicana Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, Covid-19 pandemisi sonrası artan aşı karşıtlığına dikkat çekerek, "Aşılar sayesinde kontrol altına alınan hastalıklar yeniden kapımızı çalabilir. Aşı yaptırmamak sadece bireysel değil, toplumsal bir risk oluşturur ve toplumsal bir sorumluluktur" dedi. Dünya Aşı Haftası kapsamında önemli açıklamalarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, pandemi döneminde aşıların hayati rol oynadığını, ancak bu sürecin ardından toplumda ciddi bir ‘aşı yorgunluğu’ ve güvensizlik oluştuğunu belirterek, özellikle çocukluk çağı aşıları ve grip aşısı yaptırmada düşüş gözlemlendiğini ifade etti. Aşılamanın yalnızca bireyi değil, tüm toplumu koruyan bir kalkan olduğunu vurgulayan Dr. Kılıç, "Toplumda özellikle çocukluk çağı aşılanma oranı düştükçe kızamık, kızamıkçık, çocuk felci, boğmaca ve grip gibi hastalıkların yeniden yayılması kaçınılmaz hale gelir. Covid-19 sürecinde bilgi kirliliği çok arttı. Sosyal medyada yayılan yanlış bilgiler, insanların aşıya olan güvenini sarstı. Oysa aşılar, modern tıbbın en büyük başarılarından biridir. Bugün milyonlarca insanın hayatını kurtaran en etkili yöntemdir. Aşı yaptırmak yalnızca kendimizi değil, yaşlıları, çocukları ve bağışıklığı zayıf bireyleri de korumak anlamına gelir" ifadelerini kullandı. Aşısızlar için basit yaralanmalar bile tehlikeli olabilir Çocuk felcinin aşı ile önlenebileceğini aktaran Kılıç, aşı olmanın yalnızca pandemiler veya mevsimsel viral hastalıklar açısından değil, bireylerin hastalıkları daha hafif geçirmelerinde de önemli bir rol oynadığının altını çizdi. Kılıç, "Örneğin tetanoz aşısı yaptırmamış bireylerde basit bir çivi ya da diken batması bile ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Keza çocuk felci de aşı ile önlenebilir bir hastalıktır. Ancak aşı olunmadığında ömür boyu sürebilecek fiziksel engelliliklere neden olabilir. Hiçbir ailenin bilim dışı kararlarla çocuklarını ömür boyu sağlıksızlığa mahkûm etmemesi en büyük dileğimizdir. Ayrıca çocukluk çağında yapılan ve ‘rapel’ olarak adlandırılan hatırlatma dozları sayesinde bu hastalıklarla karşılaşıldığında aşısız bireyler hastalığı çok daha ağır geçirirken, aşılı bireyler hastalığı daha hafif ve komplikasyonsuz atlatmaktadır" açıklamasında bulundu. Uzayan ömür ile erişkin aşıları önemli Kılıç, gittikçe artan yaş ortalaması ile erişkin aşılamalarının da çok önemli olduğunun altını çizerek, "Kronik hastalıkların, diyabet, kalp, karaciğer, akciğer, böbrek hastalıkları, kanser ve kanser tedavisi, romatolojik hastalıklar gibi risk grubu hastalıkların artması, erişkin aşılamada hastanın özelinde çok önem kazanmıştı. Mevsimsel salgınlar ve hastanın riskine göre İnfluenza A, pnömokok aşıları, RSV, zona aşısı gibi aşıların hekim kontrolünde yaptırılması bireyleri pek çok ciddi hastalık ve komplikasyondan koruyacaktır" diye konuştu. Toplumsal bağışıklık kaybedilirse sonuçları ağır olur Aşıların her zaman hastalığı yüzde 100 engellemeyeceğini ancak ağır seyri büyük ölçüde önlediğini vurgulayan Kılıç, sözlerine şöyle devam etti: "Grip, Covid-19 ve benzeri solunum yolu hastalıklarında aşılı bireyler hastalığı çok daha hafif geçirir. Hastaneye yatış ve ölüm oranları belirgin şekilde azalır. Bu, göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir farktır. Aşılar, sağlık sistemleri üzerindeki yükü azaltır ve salgın dönemlerinde hastanelerin kapasitesini korumada kritik rol oynar. Pandemide öğrendiklerimizi unutmamalıyız. Toplumsal bağışıklık dediğimiz kavram ancak yeterli aşılanma ile mümkündür. Eğer bu koruyucu kalkanı zayıflatırsak, geçmişte kontrol altına aldığımız hastalıklarla yeniden mücadele etmek zorunda kalabiliriz. Aşı tereddüdünün devam etmesi halinde sadece yeni salgınların değil, unutulmuş hastalıkların geri dönüşü de kaçınılmaz olur. Bu nedenle aşı yaptırmak, ertelenmemesi gereken hayati bir adımdır." Aşı ihmali bulaşıcı hastalıkları geri getirir Haftanın önemine dikkat çeken Kılıç, ailelere uyarılarda bulunarak şunları söyledi: "Ülkemizde 1980-2000 yılları arasında uygulanan aşı programları sayesinde pek çok bulaşıcı hastalık neredeyse sıfır seviyesine indirilmiştir. Ancak son yıllarda artan göç hareketleri ve küresel dolaşımın hızlanmasıyla birlikte uzun süredir görülmeyen birçok bulaşıcı hastalık ne yazık ki yeniden gündeme gelmiştir. Bu nedenle özellikle çocukluk çağı aşıları, bireysel sağlığın korunmasında her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Küresel bir dünyada yaşıyoruz ve uluslararası aşılama kuralları giderek daha fazla önem kazanıyor. Birçok ülke turist, öğrenci veya farklı amaçlarla ülkeye giriş yapacak bireylerden aşı kartı ve bulaşıcı hastalıklara ilişkin belgeler talep etmektedir. Özellikle aşısız öğrenciler, önümüzdeki dönemde eğitim ve seyahat süreçlerinde daha fazla zorluk yaşayabilir. Bu nedenle aşı ihmalinden kesinlikle kaçınılmalıdır."
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:05 Taşkent’te Yunus Emre Enstitüsü Türk Kültür Merkezi açıldı Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te Yunus Emre Enstitüsü (YEE) Türk Kültür Merkezi açıldı. Yunus Emre Enstitüsü (YEE) Taşkent Türk Kültür Merkezi, düzenlenen törenle açıldı. Programda konuşan YEE Taşkent Türk Kültür Merkezi Koordinatörü Ahmet Özkan, merkezin açılışının yalnızca fiziki bir mekanın hizmete girmesi olmadığını, aynı zamanda Türkiye ile Özbekistan arasında kültürel bağları daha da kuvvetlendirecek yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu ifade etti. Türkçe ve kültürün halklar arasında güçlü bir bağ oluşturduğunu vurgulayan Özkan, Türkiye ile Özbekistan’ın ortak tarih, dil ve medeniyet mirasına sahip iki kardeş ülke olduğunu belirtti. YEE Başkanı Abdurrahman Aliy ise, Taşkent’te açılan merkezin iki ülke arasındaki köklü dostluğun somut bir göstergesi olduğunu söyledi. Türkiye ile Özbekistan ilişkilerinin son yıllarda kültürel, akademik ve diplomatik alanlarda önemli ivme kazandığını kaydeden Aliy, merkezin bu iş birliğine yeni katkılar sunacağını belirtti. Aliy, "Taşkent Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’nin sanat etkinliklerinden dil eğitimine, akademik çalışmalardan kültürel programlara kadar geniş bir yelpazede faaliyet göstererek Türkiye ile Özbekistan arasındaki dostluk bağlarını daha da güçlendireceğine inanıyoruz" dedi. Yunus Emre Enstitüsü’nün dünya genelinde 70’ten fazla ülkede faaliyet gösterdiğini hatırlatan Aliy, Orta Asya’nın gönül coğrafyası içinde özel bir yere sahip olduğunu ve Özbekistan’ın bu çerçevede stratejik önem taşıdığını vurguladı. Davetliler, kurdele kesimi sonrası merkezi ve Özbek öğrencilerin hazırladığı tezhip eserlerinden oluşan sergiyi gezdi. Açılışta öğrenciler geleneksel Özbek musikisini de sundu. Açılış programına Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Abdurrahman Aliy, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, Türkiye’nin Taşkent Büyükelçisi Ufuk Ulutaş, Azerbaycan’ın Taşkent Büyükelçisi Hüseyin Guliyev, Özbek Dili ve Edebiyatı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şuhrat Siraciddinov, Özbek yetkililer ve çok sayıda davetli katıldı.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 09:44 Nisan ayı doğum yardımı ödemeleri hesaplara yatırıldı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, nisan ayı doğum yardımı ödemelerinin bugün itibarıyla annelerin hesaplarına yatırıldığını bildirdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada 2025 Aile Yılı kapsamında doğum yardımı miktarının güncellendiğini, 1 Ocak 2025 itibarıyla doğan ilk çocuğa 5 bin lira tutarında tek seferlik, ikinci çocuğa aylık bin 500 lira, üç ve sonraki çocuklar için aylık 5 bin lira destek verilmeye başlandığını hatırlattı. İki, üç ve üzeri 589 bin 603 çocuk için düzenli ödeme yapıldığını ifade eden Bakan Göktaş, "Bu kapsamda nisan ayı doğum yardımı ödemelerini bugün itibarıyla annelerin hesaplarına yatırdık. Böylece bugüne kadar doğum yardımından faydalanan toplam 990 bin 360 annenin hesabına 15,9 milyar liralık ödeme gerçekleştirmiş olduk. Bakanlık olarak aile olmayı teşvik eden, sürdürülebilir destek mekanizmalarıyla sağlıklı, bilinçli aileleri güçlendirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ödemelerin bütün ailelerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Göktaş, doğum yardımına başvuruların e-Devlet ve ’İlk Öğretmenim Ailem’ mobil uygulaması üzerinden alındığını belirterek, başvurusu onaylanan ailelerin doğum yardımlarının yatırıldığı bilgisine ‘İlk Öğretmenim Ailem’ mobil uygulaması aracılığıyla ulaşılabileceğini bildirdi. Doğum yardımı ödemelerinin Halkbank aracılığıyla hesaplara yatırıldığı bilgisini veren Göktaş, ödemelerin çocuklar 5 yaşını tamamlayana kadar kesintisiz olarak devam edeceğini hatırlattı.
Sincan Belediyesi, atık yağları geri dönüşüme kazandırıyor
26 Mart 2026 Perşembe - 15:36 Sincan Belediyesi, atık yağları geri dönüşüme kazandırıyor Sincan Belediyesi, 7 yıldır yürüttüğü proje ile birlikte atık yağları geri dönüşüme kazandırıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2015 yılında başlattığı proje ile birlikte, atık yağların lavaboya ve kanalizasyona dökülmesini yasaklayan ‘Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği’nde değişiklik hazırlığı yapıyor. Bu proje ile birlikte, özellikle hanelerden kaynaklanan bitkisel atık yağların lavabolara dökülmesi sonucu oluşan çevre kirliliğinin önüne geçmek ve atık yağ toplama noktalarının artırılmasının hedeflendiği belirtildi. Yeni kararla birlikte, bu projenin çevre kirliliğinin azaltılması açısından önemli bir adım olarak görülmesi beklenirken, yerel yönetimlerin bu alandaki öncü çalışmaları da dikkat çekiyor. Bu noktada Sincan Belediyesi uzun yıllardır sürdürdüğü atık yağ toplama sistemi ile projeye örnek oluyor. 5 litre atık yağ getirene 2 litre bulaşık deterjanı hediye Sincan Belediyesi, 2019 yılından bu yana atık yağların toplanması konusunda kapsamlı ve istikrarlı bir çalışma yürütüyor. Belediye, vatandaşları teşvik etmek amacıyla geliştirdiği sistemle 5 litre atık yağ getirenlere 2 litre bulaşık deterjanı hediye ettiğini açıkladı. Bu uygulama sayesinde hem çevre bilincinin artırılması, hem de atık yağların geri dönüşüme kazandırılmasının sağlanacağı ifade edildi. Ayrıca Sincan Belediyesi’nin, bu uygulamayı 7 yıldır kararlılıkla sürdürdüğü belirtildi. Belediye ekipleri adreslere giderek yağları teslim alıyor Belediye ekipleri, evinde topladığı 5 litre atık yağı, Sincan Belediyesi’ne teslim etmek isteyen vatandaşların, 444 4 762 numaralı Çözüm Merkezi’ni arayarak başvuru oluşturabileceğini belirtti. Talep doğrultusunda harekete geçen ekipler, adreslere giderek yağları teslim alıyor. Ayrıca adreslerden alınan yağların Sincan Belediyesi Atık Getirme Merkezi’nde toplandığı açıklanırken, bu yağların bitkisel atık yağ geri dönüşümü yapan lisanslı firmalara teslim edildiği, burada yeniden dönüştürülen yağların ekonomiye kazandırıldığı vurgulandı.
Suç örgütlerini öven ve silahlı paylaşım yapan şahıslara yönelik düzenlenen operasyonlarda 358 şüpheli yakalandı
26 Mart 2026 Perşembe - 14:16 Suç örgütlerini öven ve silahlı paylaşım yapan şahıslara yönelik düzenlenen operasyonlarda 358 şüpheli yakalandı İçişleri Bakanlığı, suç örgütlerini öven ve silahlı paylaşım yapan şahıslara yönelik düzenlenen operasyonlarda 358 şüpheli yakalandığını bildirdi. İçişleri Bakanlığı ülke genelinde suç örgütlerini öven ve silahlı paylaşım yapan şahıslara yönelik operasyon düzenlendiğini açıkladı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, "Polisimiz tarafından düzenlenen operasyonlarda 358 şüpheli yakalandı. Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlükleri KOM Şube Müdürlüklerince yapılan çalışmalar sonucu eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerin; Sosyal medya hesapları üzerinden suç ve suçluyu övücü, tehdit, hakaret ve örgüt propagandası içerikli paylaşımlar yaptıkları, Sosyal medya paylaşımları yaparak örgütsel faaliyetlerini duyurmayı amaçladıkları, Suç örgütleri arasındaki husumet ve rekabeti sosyal medya mecralarına taşımaya çalıştıkları ve Sosyal medya üzerinden örgüte yeni eleman kazandırmaya çalıştıkları tespit edildi. Bu şahıslar hakkında Savcılıklarımızca soruşturma başlatıldı" ifadeleri kullanıldı. Suçlularla mücadelenin kesintisiz sürdürüldüğü vurgulanan açıklamada, "Operasyonlar sonucunda çok sayıda silah ve mühimmat ile çok miktarda uyuşturucu madde ele geçirildi. Vatandaşlarımızın huzuru için suç ve suçlularla mücadelemizi kesintisiz bir şekilde sürdürüyoruz. KOM Başkanlığımızı, Kahraman Polislerimizi, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" açıklamasında bulunuldu.
DEM Parti Sözcüsü Doğan: "DEM Parti İmralı Heyeti İmralı Adası’na gidecek Öcalan’la görüşmek üzere"
26 Mart 2026 Perşembe - 13:54 DEM Parti Sözcüsü Doğan: "DEM Parti İmralı Heyeti İmralı Adası’na gidecek Öcalan’la görüşmek üzere" Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, "Yarın heyetimiz, DEM Parti İmralı Heyeti İmralı Adası’na gidecek Öcalan’la görüşmek üzere. Bu görüşme bizim için çok önemli bir görüşme. Çünkü bir yandan yasal süreçle ilgili bundan sonra yapılacakları dair Öcalan’la a istişarede bulunacaklar gündemlerinde böyle bir başlık var" dedi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, basın toplantısında konuştu. Doğan, Nevruz kutlamalarında DEM Parti’nin de yer aldığını belirterek, "Nevruz’un Kürt halkı açısından farklı bir anlamı var. Zulme karşı direnişi ve özgürlüğü simgeliyor aynı zamanda Nevruz, Kürt halkı açısından. Bu yılki Nevruz’un sloganı da özgürlük, birlik ve demokrasiydi. Bu birlik vurgusu tabii ki Kürtlerin birliğini kapsayan ama aynı zamanda halkların birlikteliğini de kapsayan bir vurguydu" diye konuştu. Nevruz kutlamalarında gözaltıların olduğunu dile getiren Doğan bunun bir suç olmadığını söyledi. Doğan, "Asıl suç hala Selahattin Demirtaş’ın içeride olması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanmaması. Suç arıyorsak oraya bakalım. Üstelik anayasa ihlali, anayasal suç" şeklinde konuştu. PKK’nın geçen yıl temmuz ayında silah bıraktığını hatırlatan Doğan, "Silahlarını bırakanlar ne yapacaklar, hayata nasıl katılacaklar, demokratik siyasete nasıl katılacaklar diye sordular. Yetmedi, biz sorduk. Yapılan tüm görüşmelerin ana gündemi bu konu. Münfesih bir örgütten suç oluşturmak bu sürecin ruhuna uygun olmadığı gibi, Kimler bundan fayda görüyor sorusunu da bize sordurtuyor. Eğer provokasyon arıyorsak buralara bakalım. Eğer bir ülkenin kolluk gücü, hakimi, savcısı, barış ve demokratik toplum sürecinden haberdar değilse, burada bir sorun var demektir" değerlendirmesinde bulundu. "Hızla bir takvimlendirme, bunun da kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor" Doğan, sürecin hızlandırılması gerektiğinin altını çizerek "Tüm bu somut adımların pratikte karşılık bulması için yapılması gerekenlerin neler olduğuna işaret eden bir temel başlık vardı ve bu da hukuki çerçeveydi. Bu çerçeve yasa ne zaman ve nasıl oluşturulacak? Bizim bu konudaki tavrımız açık. Daha önce de paylaştım. Biz bu çerçeve yasanın bir an önce geçiş hukukuna uygun bir biçimde yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bizim bu konudaki hazırlıklarımız tamamlandı. Bu yasada hiç kimseye ayrım yapmadan, kategorik bir yaklaşım içermeden, silah bırakan herkesi kapsayacak bir hukuki yaklaşıma ihtiyaç var. Bunun bu şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Bunun için de hızla bir takvimlendirme, bunun da kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor" ifadelerine yer verdi.
Tarım ve ormana yönelik düzenlemelerin de yer aldığı kanun teklifi komisyonda
26 Mart 2026 Perşembe - 13:13 Tarım ve ormana yönelik düzenlemelerin de yer aldığı kanun teklifi komisyonda Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonun’da görüşülmeye başlandı. Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Vahit Kirişci başkanlığında toplandı. Komisyonun açılışında konuşan Kirişci, "Görüşmekte olduğumuz bu kanun teklifi, tarım sektörünün farklı alanlarını doğrudan ilgilendiren oldukça kapsamlı düzenlemeler içermektedir. Teklif kapsamında çeltik ekiminden ormanların korunmasına, su kaynaklarının yönetiminden veterinerlik hizmetlerine, kamulaştırma süreçlerinden şeker ve tütün piyasasına kadar pek çok başlıkta değişiklik öngörülmektedir. Bu yönüyle teklif, yalnızca belirli bir alanı değil, tarımın üretim, denetim, planlama ve sürdürülebilirlik boyutlarının tamamını kapsayan geniş bir çerçeve sunmaktadır" ifadelerini kullandı. "Bu kanun metninin gündemden çıkarılmasını talep ediyorum" CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal Kirişci’nin açılış konuşması sonrası söz istedi. Kanun teklifinin geri çekilmesini öneren Sarıbal, "Ortadoğu, dünya ve Türkiye çok ağır bir süreçten geçmektedir. Haydutların ve zalimlerin ortaya koymuş olduğu yeni bir dünya düzeni ne yazık ki etrafımızda kol gezmektedir. Bugün tarımın, çiftçinin ve ülkenin değişik sektörlerinin sorunlarının olduğunu hepimiz biliyoruz ve bu sorunları derinden yaşıyoruz. Ama bizim Tarım Komisyonu olarak temel sorumluluğumuz, toplumumuzun ve insanımızın önce gıda hakkını, gıda egemenliğini sağlayabilmek; ikincisi, üreticimizi koruyabilmek, elbette tarım alanlarımızı ve su kaynaklarımızı doğru kullanabilmek. Bu kanun metninin gündemden çıkarılmasını, bunun yerine mazot, gübre, tarım destekleri meselesi üzerinden tarımın, çiftçinin, köylünün yaşadığı sorunları elbette halkımızın yaşadığı gıda meselesinin gıda fiyatları üzerinden yeni bir paradigmayı oluşturma ihtiyacımızın olduğunu talep ediyorum" dedi. Komisyon Başkanı Kirişci Sarıbal’ın konuşması sonrası teklifin ilk imza sahibi Ak Parti Burdur Milletvekili Adem Korkmaz’a söz verdi. "Alkollü içkilerin doğrudan ya da dolaylı yollarla tanıtımının önüne geçiliyor" Görüşülmekte olan kanun teklifinin tarımsal üretimden ormanların durumuna, mülkiyet haklarından toplum sağlığına kadar problemlere gerçekçi çözümler üretmek amacıyla hazırlandığını ifade eden Korkmaz, "Özellikle şunu ifade etmek istiyorum: Kanun yapmak sadece mevzuat metinlerini değiştirmek değil, değişen şartlara, gelişen durumlara, konjonktürel, teknolojiye ve vatandaşın beklentilerine zamanında ve doğru cevap verebilmektir. Bu teklifte de esas itibarıyla bu ihtiyacın bir ürünü olarak bu teklifimizi tartışacağız. Kıymetli milletvekilleri, ilk olarak çeltik üretimine ilişkin düzenlememizle tasarımız başlıyor. 1930’lu yılların şartlarında sıtmayla mücadele amacıyla getirilen mesafe kuralları bugün artık tam olarak saha gerçekliğini yansıtmıyor. Büyükşehir Yasası’ndan sonra da köylerin mahalleye dönüşmüş olması sebebiyle bu mesafelerle ilgili düzenlemeler gerçekleştiriliyor. Bunun dışında, alkol ve bağımlılıkla mücadele kapsamında tabii, gençlerimizi güçlü bir geleceğe hazırlamak için zararlı alışkanlıklardan, uyuşturucudur, alkoldür ve benzeri düzenlemelerden korumamız gerekiyor. Burada da özellikle alkol ve bağımlılıkla mücadele kapsamında daha güçlü ve açık bir çerçeve oluşturuluyor. Alkollü içkilerin doğrudan ya da dolaylı yollarla tanıtımının önüne geçiliyor. Marka çağrışımları üzerinden yapılan dolaylı reklamlar da bu kapsama alınıyor" diye konuştu. "Teklifle kamulaştırma ve tespiti süreçlerinde vatandaşın karşılaştığı mali yükler, kamu olarak üstlenerek mülkiyet sorunları çözülüyor" Kanun teklifinin Atatürk Orman Çiftliği mülkiyetinde olan, mülkiyetle ilgili ve daha çok satışlardaki emlak vergilerinde ortaya çıkan sorunları düzenlediğinin altını çizen Korkmaz, " Devlet Su İşleri tarafından yürütülen projelerde karşılaşılan sorunlara da çözümler getiriliyor. Su yapılarında can ve mal güvenliğini artırıyor, farklı kurumlar arasındaki sorumluluklar netleşiyor. Ayrıca, kamulaştırma ve tespiti süreçlerinde vatandaşın karşılaştığı mali yükleri kamu olarak üstlenerek hem mülkiyet sorunları çözülüyor. Hem de yatırımların gecikmesi önlenmiş oluyor. Yine, hukuk devleti ilkesinin gereği olarak veteriner hekimliği alanındaki disiplin hükümleri Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda yeniden düzenleniyor. Benzer sivil toplum kuruluşlarındaki bir perspektifle burada belirsizlikler ortadan kaldırılıyor ve daha öngörülebilir, adil bir sistemin kurulması söz konusu" dedi.
Milli Savunma Bakanlığı: "NATO Irak Misyonu’nun çekilmesi kararlaştırılmıştır"
26 Mart 2026 Perşembe - 12:17 Milli Savunma Bakanlığı: "NATO Irak Misyonu’nun çekilmesi kararlaştırılmıştır" Milli Savunma Bakanlığı, "NATO Irak Misyonu’nun çekilmesi kararlaştırılmıştır. Bu karar doğrultusunda Irak’ın başkenti Bağdat’ta görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri personelimizin ülkemize tahliyesi başarıyla gerçekleştirilmiştir. NATO tarafından yürütülen çekilme planı kapsamında Müttefik ülke personelinin tahliye faaliyetlerine de ülkemiz tarafından destek sağlanmıştır" açıklamasını yaptı. Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu. Tuğamiral Aktürk, konuşmasında Katar’da eğitim faaliyetleri yürüten helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin’e, ASELSAN teknisyenlerimiz Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can ile Katar Silahlı Kuvvetleri personeline ve Ağrı’da meydana gelen askeri araç kazasında şehit olan Piyade Uzman Çavuş Yusuf Açay ile Ulaştırma Uzman Çavuş Selman Akarsel’e Allah’tan rahmet diledi. "Son bir hafta içerisinde 2 PKK’lı terörist daha teslim oldu" Türkiye’nin beka ve güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve tehlikeye Türkiye’nin sınırlarında ve ötesinde kesintisiz ve kararlı şekilde sürdürdüklerini kaydeden Aktürk, "Kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla yürütülen operasyon, arama-tarama ve hudut güvenliği faaliyetleri kapsamında son bir hafta içerisinde 2 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, harekat bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. Hudutlarımızda ise yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2’si terör örgütü mensubu olmak üzere 107 şahıs yakalanmış, 950 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece 1 Ocak’tan bugüne kadar, sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı bin 524, engellenen kişi sayısı da 16 bin 929 olmuştur" açıklamasında bulundu. "NATO Irak Misyonu"nun çekilmesi kararlaştırıldı" Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin uluslararası görevler ve ikili ilişkiler kapsamında, geniş bir coğrafyada barışın tesisi ve istikrarın sürdürülmesine katkı sunmaya devam ettiğini kaydederek, "NATO makamları tarafından bölgemizde son dönemde meydana gelen gelişmeler kapsamında, ’NATO Irak Misyonu’nun çekilmesi kararlaştırılmıştır. Bu karar doğrultusunda Irak’ın başkenti Bağdat’ta görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri personelimizin ülkemize tahliyesi başarıyla gerçekleştirilmiştir. NATO tarafından yürütülen çekilme planı kapsamında Müttefik ülke personelinin tahliye faaliyetlerine de ülkemiz tarafından destek sağlanmıştır" diye konuştu. ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmaların ve İsrail’in devam eden saldırganlığının Orta Doğu’daki barış ve istikrarı tehdit ettiğini söyleyen Aktürk, Türkiye’nin tüm tarafların itidal göstermesi ve ihtilafların uluslararası hukuk temelinde, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiği yönündeki kararlı tutumunu sürdürdüğünü ifade etti. "İsrail’in, Suriye’nin güneyinde sürdürdüğü faaliyetler, ülkenin egemenliği ihlal etmekte" İsrail’in bölgedeki saldırılarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aktürk, sözlerine şu şekilde devam etti: "İsrail’in, Lübnan’da altyapı, sivil tesisler ve yerleşim alanlarını hedef alan saldırıları, siviller üzerinde ağır sonuçlar doğurmakta olup uluslararası insancıl hukukun ihlali niteliği taşımakta, Litani Nehri güneyine yaptığı kara harekatı ve nehir üzerindeki köprüleri imha etmesi, önümüzdeki dönemde Lübnan’a yönelik yürüteceği işgal politikasını da göstermektedir. Ayrıca İsrail’in, Suriye’nin güneyinde sürdürdüğü faaliyetler, ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünü ihlal etmekte; Batı Şeria’da artan yasa dışı yerleşim faaliyetleri ve şiddet olayları bölgedeki kırılganlığı daha da artırmaktadır. Kalıcı barışın tesisi için iki devletli çözümün hayata geçirilmesi ve Filistinlilerin temel haklarının korunması elzemdir. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası toplumu, bölgede artan ihlallerin önlenmesi ve uluslararası hukukun etkin şekilde uygulanması için sorumluluk almaya davet ediyoruz." "Eurofighter Typhoon uçağı tedariki kapsamında teknik ve lojistik destek sözleşmesini imzalandı" Tuğamiral Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in 24 Mart’ta Birleşik Krallık Savunma Bakanı’nın resmi davetlisi olarak İngiltere’ye gittiğini hatırlatarak, "Bakanımız, mevkidaşıyla baş başa ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirmiş, Eurofighter Typhoon uçağı tedariki kapsamında uçakların idame ve işletmesine yönelik teknik ve lojistik destek sözleşmesini imzalamıştır" dedi. Eğitim ve tatbikatlara yönelik bilgilendirmelerde de bulunan Tuğamiral Aktürk, 29 Mart-10 Nisan tarihleri arasında Isparta ve Ankara’da Türkiye-Pakistan Ortak Komando ve Özel Kuvvet, 2-22 Nisan tarihleri arasında ise Kars’ta Türkiye ve Azerbaycan arasında Haydar Aliyev Fiili Atışlı Müşterek Tabur Görev Kuvveti tatbikatlarının icra edilmesinin planlandığını aktardı. Aktürk, Türkiye öncülüğünde Karadeniz’deki mayın tehlikesine karşı oluşturulan Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz (MCM BLACK SEA) Görev Grubunun 9’uncu aktivasyon faaliyetinin TCG Ütğm. Arif Ekmekçi, TCG Ayvalık gemilerimiz ile Bulgaristan Deniz Kuvvetleri unsuru Priboy ve Romanya Deniz Kuvvetlerine ait Gikulesku’nun katılımıyla 24 Mart-4 Nisan tarihleri arasında Karadeniz’de icra edildiğini ifade etti. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin modern ve caydırıcı yapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların yerli ve milli savunma sanayii imkanlarıyla kararlılıkla sürdürüldüğüne dikkati çeken Aktürk, bu kapsamda Bir Orta Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi SİPER-1 Bataryası’nın daha envantere alındığını ve Muhtelif miktarda Aksungur İHA ile CATS Elektro-Optik/Kızılötesi Kamera Sistemi’nin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlandığını bildirdi. "Eurofighter Typhoon uçağı teknik ve lojistik destek sözleşmesi yedek parça, simülatörler, test ekipmanlarını kapsamaktadır" Eurofighter Typhoon uçağı tedariki kapsamında uçakların idame ve işletmesine yönelik teknik ve lojistik destek sözleşmesinin detaylarını paylaşan Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, "Sözleşme; pilot ve öğretmen pilot, uçak bakım teknisyeni, elektronik harp ve sistem yöneticisi eğitimleri ile yedek parça, simülatörler, test ekipmanları ve yer destek cihazlarını kapsamaktadır. Üretici firma tarafından ayrıca, uçakların hizmete girmesinden itibaren ilk üç yıllık süre boyunca teknik destek hizmetleri sağlanacaktır" açıklamasında bulundu. "İDA ve İHA’ların Karadeniz’de oluşturduğu riskler yakından takip edilmektedir" Ordu’nun Ünye ilçesi açıklarında tespit edilen insansız deniz aracına ilişkin bilgilendirmelerde bulunan Milli Savunma Bakanlığı, "Ordu’nun Ünye ilçesi açıklarında, motorunun arızalanması sonucu akıntıyla kıyıya sürüklendiği değerlendirilen ABD menşeli bir İnsansız Deniz Aracı (İDA), SAS Komutanlığı ekiplerince güvenli şekilde imha edilmiştir. Rusya Ukrayna arasında devam eden savaşta yoğun olarak kullanılan İDA ve İHA’ların kontrolünü kaybetmesi veya hareket kabiliyetini yitirmesi sonucu Karadeniz’de oluşturduğu riskler yakından takip edilmektedir. Bu durum, deniz güvenliği açısından dikkat ve tedbir gerektirmektedir. Bu kapsamda, denizde faaliyet gösteren, başta balıkçılarımız ve denizcilerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızın azami dikkat göstermesi önem arz etmektedir. Şüpheli bir cisim veya sahile vurmuş bir İDA/İHA tespit edilmesi halinde, kesinlikle müdahale edilmemeli ve vakit kaybetmeden güvenlik birimlerimize bilgi verilmelidir." Milli Savunma Bakanlığı tarafnndan konu üzerine yapılan açıklamada, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı unsurların, Karadeniz’de deniz yetki alanlarının korunması amacıyla 7 gün 24 saat esasına göre keşif, gözetleme ve karakol faaliyetlerine devam ettiğini belirtti. "Katar’da ki helikopter ilk belirlemelere göre teknik bir arıza nedeniyle kaza kırıma uğramıştır" Katar Silahlı Kuvvetlerine ait helikopterin düşmesine ilişkin ayrıntılara da değinen Milli Savunma Bakanlığı, "İlk belirlemelere göre teknik bir arıza nedeniyle kaza kırıma uğramıştır. Kaza kırımın kesin nedeni Katar makamlarınca yürütülen inceleme sonucunda belirlenecektir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, üretilen yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinin sahada performanslarını deneme, geliştirme ve eğitim faaliyetlerini yurtiçi ve yurtdışında mühendis ve teknisyenlerimizle omuz omuza birlikte yapmaktadır. Bu durum dünyanın hiçbir ülkesinde örneği olmayan ve yerli ve milli savunma sanayi ürünlerimizin gelişmesine çok büyük katkı sağlayan bir uygulamadır" açıklamasında bulundu. Yine Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı ve orada görev yapan Türk personellerin güvenliğinin, mevcut bölgesel gelişmeler ve artan güvenlik hassasiyeti gözetilerek, Katar makamları ile tam bir eşgüdüm içerisinde alınan ilave tedbirlerle en üst düzeyde sağlandığını belirten Milli Savunma Bakanlığı, şuana kadar olumsuz bir durum yaşanmadığının da altını çizdi. "Kurulması planlanan NATO Karargahı bölgemizde meydana gelen son gelişmelerle bir ilgisi bulunmamaktadır" Kurulması planlanan NATO Çok Uluslu Kolordu Karargahı’na ilişkin kamuoyunu bilgilendiren Milli Savunma Bakanlığı, 2023 yılında NATO Güneydoğu Bölgesel Planı kapsamında bir Kolordu Karargahı kurulmasına yönelik çalışmaların başlatılmasının emredildiğini ve bu niyetin 2024 yılında NATO’ya beyan edildiğini belirtti. Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Bu kapsamda, bir Türk general komutasında kurulması planlanan karargâhın ihtiyaçlarını karşılamak üzere 6’ncı Kolordu Komutanlığı görevlendirilmiş, millî çekirdek kadrolara gerekli atamalar yapılmıştır. Karargahın çok uluslu bir yapıya dönüştürülmesine yönelik çalışmalar NATO makamlarıyla koordineli şekilde sürdürülmekte olup NATO prosedürleri henüz tamamlanmadığından onay süreci devam etmektedir. Karargahın Onaylanmış bir logosu da bulunmamaktadır. Bahse konu Kolordu Karargâhının görevi, Bölgesel Planlar kapsamında, kendisine tahsis edilecek kuvvetlerin entegrasyonunu sağlayarak sorumluluk sahasında caydırıcılık ve savunma faaliyetlerini desteklemektir. Öte yandan, tehdit değerlendirmesi kapsamında hazırlanan NATO Güneydoğu Bölgesel Planı Müttefiklerce daha önceden onaylandığından, kurulması planlanan söz konusu Çok Uluslu Kolordu Karargâhının bölgemizde meydana gelen son gelişmelerle bir ilgisi bulunmamaktadır."