Yerel Haberler
Ankara
Şehir hayatını bırakıp üretime yöneldi: Kadın girişimci Fransız koyunlarıyla dikkat çekiyor 08 Mart 2026 Pazar - 10:35:51 Ankara’da şehir hayatını bırakan Nurcan Göçmen, Fransız ırkı koyunlardan elde ettiği sütle yoğurt ve peynir üretimi yaparak girişimci kadınlara örnek oluyor. Başkent’te şehir hayatını bırakarak üretimi tercih eden Nurcan Göçmen, eşiyle birlikte kurduğu çiftlikte Fransız Lacaune ırkı koyun yetiştiriciliği yapıyor. Çubuk ilçesinde hayvancılıkla uğraşan Göçmen, koyun sütünden yoğurt ve peynir üretimi yaparak hem aile ekonomisine katkı sağlıyor hem de kadın girişimciliğine örnek oluyor. Bir dönem koyunları sattıklarını ve ailece büyük bir boşluk hissettiklerini ifade eden Göçmen, eşinin desteğiyle yeniden koyun yetiştirmeye başladıklarını ve bugün birlikte üretim yaparak çiftlik hayatını sürdürdüklerini dile getirdi. "Fransız koyunları hem süt hem et verimi açısından avantajlı" Daha önce farklı koyun ırklarına baktıklarını anlatan Göçmen, Fransız koyunlarının hem süt hem de et verimi açısından avantajlı olduğunu vurgulayarak, "Çevremdekiler de süt satıyor musunuz diye soruyorlardı. Eşim de ‘Bunların sütü pek olmuyor, bunlar et ırkı. Gel ben sana süt ırkı bir koyun alayım’ dedi. 3 tane alarak başladık. Daha sonra baktık ki süt verimi çok güzel. Ayrıca et olarak da güzel. Hayvanlar bir sağlık problemi yaşar, kesime gitmek zorunda kalır, eti de önemli tabii ki. Bazı koyunlar var, çok süt veriyor ama su gibi, yağ oranı düşük. Bu koyunun avantajı hem sütü çok yağlı hem çok besleyici hem de kesime gittiğinde çok etli bir hayvan. Eti de çok lezzetli" şeklinde konuştu. "Şu an bizim 23 tane koyunumuz var" Geçmişte daha fazla koyunları olduğunu dile getiren Göçmen, "Şu an bizim 23 tane koyunumuz var. Fakat bir eleme yöntemi yaptık. Çevremizde isteyen arkadaşlarımıza bir kısmını sattık. Yerimiz küçük, inşallah daha büyük bir yere geçtiğimizde daha da arttırmayı düşünüyoruz. Kendi yavrularından, büyüyen kuzulardan çoğaltmayı düşünüyoruz. Şimdilik yerimize göre bu kadar yeterli geliyor bize. Zaten 2 tane de büyük koçumuz var. Kuzularımız da toklularımız da var" ifadelerini kullandı. "2,5 kilo sütü bulan koyunlarımız vardı" Tek bir koyundan yapılan tartımlara dair konuşan Nurcan Göçmen, "Daha önce tarttığımızda 2,5 kilo sütü bulan koyunlarımız vardı. Malum nazar denilen bir gerçek var. Biz bu koyunlarımıza hiç ölçüm yapmadık. Ben de eşim de çok meraklı acaba ne kadar süt verir diye. Hayvanın memesi çok diri gözüküyor ama sütü az olabiliyor. Yani göğsünün büyük olması sütünün çok olmasıyla alakası yok. Bu sene hiç ölçmedik. Acaba hangisi çok gelir süt verimi açısından, hangisi daha fazla süt veriyor gibi. Akışına bıraktık diyebiliriz" şeklinde konuştu. "Arka tarafa geçip biraz ağlıyordum, ondan sonra tekrar işime devam ediyordum" Başlarda en çok zorlayan şeyin hayvanlara dokunmak olduğunu ifade eden Göçmen, "Yapabilir miyim acaba diye düşündüm. Ailem, eşim, kayınvalidemler, hepsi destek verdi. Tabii çevrede olumsuz yorumlara da maruz kalıyordum. ‘Sen hayvanlarla alışık değilsin, yapamazsın’ gibi. İlk başta çok zorlandım. Arka tarafa geçip biraz ağlıyordum, ondan sonra gelip tekrar işime devam ediyordum. Bu bir istek, yapma arzusu. Bir de hayvanları seviyorsan, özellikle ben sütüyle ilgilenmeyi çok seviyorum. Zaten buna alışan asla vazgeçemiyor. Hepsi bir süreçti. Bir anda yapılacak bir şey değil zaten sağıma, hayvanlara alışmak, süt doldurmak, peynir yapmak. Peynir ilk başta olmuyor, yapamıyorsun. Yoğurt mayalıyorsun, o da tutmuyor. Pes etmeden daha da ilerlemek, elinden geleni yapmak, istemek en önemlisi" dedi. "Günlük yaklaşık 15-16 litre sütümüz oluyor" Aynı zamanda Nurcan Göçmen, şu ifadelere yer verdi: "Günlük yaklaşık 15-16 litre sütümüz oluyor. Bunu çevremizde bizi tanıyanlar sipariş veriyorlar. Sosyal medya hesabım var, orda da satış yapıyorum. Ayrıca arabamla kendi kapılarına kadar götürebiliyorum Çubuk içerisinde isteyenlere. Her gün süt satılacak diye bir şey de yok. Satılmayan sütleri buzluğa atabiliyorum. Buzluktan çıkan süt de aynı normal sağılmış süt gibi hiçbir farkı olmuyor. Bir kısmını ben kendim eve götürüp peynir olarak değerlendiriyorum. Basma peynir yapamıyoruz, o biraz daha zahmetli bir iş. Biz salamura peyniri yapıyoruz. Yoğurt mayalıyorum isteyenlere." "Makineli sağım olduğu için herhangi bir koku olmuyor" Koyun sütünün toplum arasında kokar diye bir önyargısı olduğunu belirten Göçmen, "Bu tamamen yanlış. Bu sağımla ilgili. Elle sağım yapıldığında bir de hayvanın memesi kirliyse zaten otomatikman süte geçiyor hayvanın pisliği. Bu da sütte bir kokuya sebep oluyor. Bizimki tamamen makineli sağım olduğu için herhangi bir koku olmuyor. Tamamen lezzetli harika bir süt, yoğurt, peynir olarak üretip satabiliyoruz" ifadelerini kullandı. "Kadınlar vazgeçmesinler" Kadınların, hayvancılık dışında da meslekler icra edebileceğini söyleyen Göçmen, "Kadınlar vazgeçmesinler. Ben bunu gördüm, eşim de bu meslekten anlıyordu. Biz bu işte çalışmaya karar verdik. Bir kadın için çalışmak, para kazanmak en önemlisi çocuklarımız için. Okulda ihtiyaçları oluyor. Harçlığı olmasa kendimizi birazcık eksik hissediyoruz çocuklarımıza karşı. Bir özgüven veriyor insana. Yapabiliyorlarsa, ne işle meşgul olmak istiyorlarsa hem topluma karşı bir yarar sağlarlar hem kendilerine hem de ailelerine. Çalışmak çok güzel bir şey. En önemlisi bir şeyleri başarabildiğini hissetmek. Başarma duygusunu tatmak çok güzel bir şey. Bütün kadınlarımıza çalışmayı ve bir şeyler yapmayı öneriyorum" diye konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Kırsal Kalkınma Programı ile gelecek hedefi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destek programlarına başvurarak çiftliğini büyütmeyi planladıklarını dile getiren Göçmen, "Sağ olsun devletimizin de bu sene öyle bir projesi varmış. Bundan da haberdarım. Nisan ayında sanırım başvurular gerçekleşecekmiş. Bunu da takip ediyoruz. İnşallah ben de buna başvurmayı düşünüyorum. Hani daha büyük bir yerde, daha büyük bir ahırda. Elimizden geldiği kadarıyla daha da büyütmeyi istiyoruz inşallah" ifadelerini kullandı. Son olarak Göçmen, toplumda hayvancılıkla uğraşan kişilere karşı zaman zaman önyargılı yaklaşımlar olabildiğini belirterek, bir kadının isterse hem hayvancılık yapabileceğini hem de sosyal hayatını sürdürebileceğini söyledi.
08 Mart 2026 Pazar - 10:10 Şehir hayatını bırakıp üretime yöneldi: Kadın girişimci Fransız koyunlarıyla dikkat çekiyor Ankara’da şehir hayatını bırakan Nurcan Göçmen, Fransız ırkı koyunlardan elde ettiği sütle yoğurt ve peynir üretimi yaparak girişimci kadınlara örnek oluyor. Başkent’te şehir hayatını bırakarak üretimi tercih eden Nurcan Göçmen, eşiyle birlikte kurduğu çiftlikte Fransız Lacaune ırkı koyun yetiştiriciliği yapıyor. Çubuk ilçesinde hayvancılıkla uğraşan Göçmen, koyun sütünden yoğurt ve peynir üretimi yaparak hem aile ekonomisine katkı sağlıyor hem de kadın girişimciliğine örnek oluyor. Bir dönem koyunları sattıklarını ve ailece büyük bir boşluk hissettiklerini ifade eden Göçmen, eşinin desteğiyle yeniden koyun yetiştirmeye başladıklarını ve bugün birlikte üretim yaparak çiftlik hayatını sürdürdüklerini dile getirdi. "Fransız koyunları hem süt hem et verimi açısından avantajlı" Daha önce farklı koyun ırklarına baktıklarını anlatan Göçmen, Fransız koyunlarının hem süt hem de et verimi açısından avantajlı olduğunu vurgulayarak, "Çevremdekiler de süt satıyor musunuz diye soruyorlardı. Eşim de ‘Bunların sütü pek olmuyor, bunlar et ırkı. Gel ben sana süt ırkı bir koyun alayım’ dedi. 3 tane alarak başladık. Daha sonra baktık ki süt verimi çok güzel. Ayrıca et olarak da güzel. Hayvanlar bir sağlık problemi yaşar, kesime gitmek zorunda kalır, eti de önemli tabii ki. Bazı koyunlar var, çok süt veriyor ama su gibi, yağ oranı düşük. Bu koyunun avantajı hem sütü çok yağlı hem çok besleyici hem de kesime gittiğinde çok etli bir hayvan. Eti de çok lezzetli" şeklinde konuştu. "Şu an bizim 23 tane koyunumuz var" Geçmişte daha fazla koyunları olduğunu dile getiren Göçmen, "Şu an bizim 23 tane koyunumuz var. Fakat bir eleme yöntemi yaptık. Çevremizde isteyen arkadaşlarımıza bir kısmını sattık. Yerimiz küçük, inşallah daha büyük bir yere geçtiğimizde daha da arttırmayı düşünüyoruz. Kendi yavrularından, büyüyen kuzulardan çoğaltmayı düşünüyoruz. Şimdilik yerimize göre bu kadar yeterli geliyor bize. Zaten 2 tane de büyük koçumuz var. Kuzularımız da toklularımız da var" ifadelerini kullandı. "2,5 kilo sütü bulan koyunlarımız vardı" Tek bir koyundan yapılan tartımlara dair konuşan Nurcan Göçmen, "Daha önce tarttığımızda 2,5 kilo sütü bulan koyunlarımız vardı. Malum nazar denilen bir gerçek var. Biz bu koyunlarımıza hiç ölçüm yapmadık. Ben de eşim de çok meraklı acaba ne kadar süt verir diye. Hayvanın memesi çok diri gözüküyor ama sütü az olabiliyor. Yani göğsünün büyük olması sütünün çok olmasıyla alakası yok. Bu sene hiç ölçmedik. Acaba hangisi çok gelir süt verimi açısından, hangisi daha fazla süt veriyor gibi. Akışına bıraktık diyebiliriz" şeklinde konuştu. "Arka tarafa geçip biraz ağlıyordum, ondan sonra tekrar işime devam ediyordum" Başlarda en çok zorlayan şeyin hayvanlara dokunmak olduğunu ifade eden Göçmen, "Yapabilir miyim acaba diye düşündüm. Ailem, eşim, kayınvalidemler, hepsi destek verdi. Tabii çevrede olumsuz yorumlara da maruz kalıyordum. ‘Sen hayvanlarla alışık değilsin, yapamazsın’ gibi. İlk başta çok zorlandım. Arka tarafa geçip biraz ağlıyordum, ondan sonra gelip tekrar işime devam ediyordum. Bu bir istek, yapma arzusu. Bir de hayvanları seviyorsan, özellikle ben sütüyle ilgilenmeyi çok seviyorum. Zaten buna alışan asla vazgeçemiyor. Hepsi bir süreçti. Bir anda yapılacak bir şey değil zaten sağıma, hayvanlara alışmak, süt doldurmak, peynir yapmak. Peynir ilk başta olmuyor, yapamıyorsun. Yoğurt mayalıyorsun, o da tutmuyor. Pes etmeden daha da ilerlemek, elinden geleni yapmak, istemek en önemlisi" dedi. "Günlük yaklaşık 15-16 litre sütümüz oluyor" Aynı zamanda Nurcan Göçmen, şu ifadelere yer verdi: "Günlük yaklaşık 15-16 litre sütümüz oluyor. Bunu çevremizde bizi tanıyanlar sipariş veriyorlar. Sosyal medya hesabım var, orda da satış yapıyorum. Ayrıca arabamla kendi kapılarına kadar götürebiliyorum Çubuk içerisinde isteyenlere. Her gün süt satılacak diye bir şey de yok. Satılmayan sütleri buzluğa atabiliyorum. Buzluktan çıkan süt de aynı normal sağılmış süt gibi hiçbir farkı olmuyor. Bir kısmını ben kendim eve götürüp peynir olarak değerlendiriyorum. Basma peynir yapamıyoruz, o biraz daha zahmetli bir iş. Biz salamura peyniri yapıyoruz. Yoğurt mayalıyorum isteyenlere." "Makineli sağım olduğu için herhangi bir koku olmuyor" Koyun sütünün toplum arasında kokar diye bir önyargısı olduğunu belirten Göçmen, "Bu tamamen yanlış. Bu sağımla ilgili. Elle sağım yapıldığında bir de hayvanın memesi kirliyse zaten otomatikman süte geçiyor hayvanın pisliği. Bu da sütte bir kokuya sebep oluyor. Bizimki tamamen makineli sağım olduğu için herhangi bir koku olmuyor. Tamamen lezzetli harika bir süt, yoğurt, peynir olarak üretip satabiliyoruz" ifadelerini kullandı. "Kadınlar vazgeçmesinler" Kadınların, hayvancılık dışında da meslekler icra edebileceğini söyleyen Göçmen, "Kadınlar vazgeçmesinler. Ben bunu gördüm, eşim de bu meslekten anlıyordu. Biz bu işte çalışmaya karar verdik. Bir kadın için çalışmak, para kazanmak en önemlisi çocuklarımız için. Okulda ihtiyaçları oluyor. Harçlığı olmasa kendimizi birazcık eksik hissediyoruz çocuklarımıza karşı. Bir özgüven veriyor insana. Yapabiliyorlarsa, ne işle meşgul olmak istiyorlarsa hem topluma karşı bir yarar sağlarlar hem kendilerine hem de ailelerine. Çalışmak çok güzel bir şey. En önemlisi bir şeyleri başarabildiğini hissetmek. Başarma duygusunu tatmak çok güzel bir şey. Bütün kadınlarımıza çalışmayı ve bir şeyler yapmayı öneriyorum" diye konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Kırsal Kalkınma Programı ile gelecek hedefi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destek programlarına başvurarak çiftliğini büyütmeyi planladıklarını dile getiren Göçmen, "Sağ olsun devletimizin de bu sene öyle bir projesi varmış. Bundan da haberdarım. Nisan ayında sanırım başvurular gerçekleşecekmiş. Bunu da takip ediyoruz. İnşallah ben de buna başvurmayı düşünüyorum. Hani daha büyük bir yerde, daha büyük bir ahırda. Elimizden geldiği kadarıyla daha da büyütmeyi istiyoruz inşallah" ifadelerini kullandı. Son olarak Göçmen, toplumda hayvancılıkla uğraşan kişilere karşı zaman zaman önyargılı yaklaşımlar olabildiğini belirterek, bir kadının isterse hem hayvancılık yapabileceğini hem de sosyal hayatını sürdürebileceğini söyledi.
08 Mart 2026 Pazar - 10:09 20 yaşındaki kule vinç operatörü olan genç kız, ekmeğini gökyüzünde kazanıyor -Annesinin tavsiyesiyle 20 yaşında kule vinç operatörü olan Mera Coşkun, metrelerce yükseklikte çalışarak, ekmeğini gökyüzünde kazanıyor. Ankara’da yaşayan 20 yaşındaki Mezra Coşkun, annesinin tavsiyesiyle yöneldiği kule vinç operatörlüğünde yaklaşık 2 yıldır çalışıyor. Ortalama 110 metre yüksekliğe ulaşan kule vinçlerde görev yapan Coşkun, yüksek risk ve dikkat gerektiren zorlu mesleğini başarıyla sürdürüyor. Çoğunlukla erkeklerin çalıştığı inşaat sektöründe çalışmanın gurur verici olduğunu belirten Coşkun, kendisi gibi diğer kadınların da başarılı olabileceğini belirterek tüm kadınlara cesaret vermek istediğini söyledi. "Annem her zaman arkamda durdu" Annesinin tavsiyesi üzerine kule vinç operatörü olduğunu aktaran Mezra Coşkun, "Yaklaşık 2 yıldır kule vinç operatörüyüm. Bu mesleğe atılmamın en büyük nedenlerinden bir tanesi de annem oldu. Annem zamanında sosyal medyadan bana kule vinç videosu gösterip, tam sana göre iş demişti. O günden sonra hep aklımda kaldı ve bu işi yapmak istediğimi söyledim. Annem her zaman arkamda durdu. Kadının inşaatta ne işi var, boşu boşuna uğraşmayın denilmesine rağmen annem bana yaparsın dedi ve ben de hep yapacağımı söyledim. Kendi çevreme kule vinç operatörü olmak istiyorum dediğimde, ’bana sen daha vincin altından bile geçemezsin’ dediler. Ama şu an ise çok güzel projelerde yer aldım ve bundan da çok gurur duyuyorum" dedi. "20 yaşında kule vinç operatörüyüm dediğimde bana inanmıyorlar" Daha önce 110 metre yüksekliğindeki vinçler de dahil olmak üzere çeşitli kule vinçler kullandığını belirten Coşkun, şu ifadelere yer verdi: "Bu işin avantajlarından biri de insanların seni parmakla göstermesi ve diğer kadınlara cesaret vermesi. Bu durum gerçekten hoşuma gidiyor. İşin zor yönleri ise şantiye ortamında çamura, strese maruz kalmak. Sabah vince çıktıktan sonra bir daha inmiyorum. Çünkü merdivene tırmanıp inmem biraz yorucu oluyor. Genelde sabah 08.00, akşam 17.00 arası kule vincin içerisinde duruyorum. Kullandığım bu vinç 35 metre ama daha önce 110 metre olan vinçte de çalıştım. Vincin çalışma alanına göre de vincin zorlukları değişir. 20 yaşında kule vinç operatörüyüm dediğimde bana inanmıyorlar. İnananların da tepkileri çok fazla oluyor. Bu durum hoşuma gidiyor ama inanmamaları az da olsa üzücü oluyor" diye konuştu. "Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum" Coşkun, iş hayatında kadınların daha fazla yer almasını istediğini ifade ederek, "Erkeklerin ele aldığı işlerde kadınları görmekten o kadar memnun oluyoruz ki, bu tarz yerlerde kadınları daha çok görmek istiyoruz. Bu yüzden kadınlara desteğim sonsuzdur. Hayallerinizi peşinden koşun, önyargılara takılmayın. Çünkü biz kadınlar istesek her şeyi yaparız. Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum" şeklinde konuştu.
08 Mart 2026 Pazar - 10:05 20 yaşındaki kule vinç operatörü olan genç kız, ekmeğini gökyüzünden kazanıyor -Annesinin tavsiyesiyle 20 yaşında kule vinç operatörü olan Mera Coşkun, metrelerce yükseklikte çalışarak, ekmeğini gökyüzünden kazanıyor. Ankara’da yaşayan 20 yaşındaki Mezra Coşkun, annesinin tavsiyesiyle yöneldiği kule vinç operatörlüğünde yaklaşık 2 yıldır çalışıyor. Ortalama 110 metre yüksekliğe ulaşan kule vinçlerde görev yapan Coşkun, yüksek risk ve dikkat gerektiren zorlu mesleğini başarıyla sürdürüyor. Çoğunlukla erkeklerin çalıştığı inşaat sektöründe çalışmanın gurur verici olduğunu belirten Coşkun, kendisi gibi diğer kadınların da başarılı olabileceğini belirterek tüm kadınlara cesaret vermek istediğini söyledi. "Annem her zaman arkamda durdu" Annesinin tavsiyesi üzerine kule vinç operatörü olduğunu aktaran Mezra Coşkun, "Yaklaşık 2 yıldır kule vinç operatörüyüm. Bu mesleğe atılmamın en büyük nedenlerinden bir tanesi de annem oldu. Annem zamanında sosyal medyadan bana kule vinç videosu gösterip, tam sana göre iş demişti. O günden sonra hep aklımda kaldı ve bu işi yapmak istediğimi söyledim. Annem her zaman arkamda durdu. Kadının inşaatta ne işi var, boşu boşuna uğraşmayın denilmesine rağmen annem bana yaparsın dedi ve ben de hep yapacağımı söyledim. Kendi çevreme kule vinç operatörü olmak istiyorum dediğimde, ’bana sen daha vincin altından bile geçemezsin’ dediler. Ama şu an ise çok güzel projelerde yer aldım ve bundan da çok gurur duyuyorum" dedi. "20 yaşında kule vinç operatörüyüm dediğimde bana inanmıyorlar" Daha önce 110 metre yüksekliğindeki vinçler de dahil olmak üzere çeşitli kule vinçler kullandığını belirten Coşkun, şu ifadelere yer verdi: "Bu işin avantajlarından biri de insanların seni parmakla göstermesi ve diğer kadınlara cesaret vermesi. Bu durum gerçekten hoşuma gidiyor. İşin zor yönleri ise şantiye ortamında çamura, strese maruz kalmak. Sabah vince çıktıktan sonra bir daha inmiyorum. Çünkü merdivene tırmanıp inmem biraz yorucu oluyor. Genelde sabah 08.00, akşam 17.00 arası kule vincin içerisinde duruyorum. Kullandığım bu vinç 35 metre ama daha önce 110 metre olan vinçte de çalıştım. Vincin çalışma alanına göre de vincin zorlukları değişir. 20 yaşında kule vinç operatörüyüm dediğimde bana inanmıyorlar. İnananların da tepkileri çok fazla oluyor. Bu durum hoşuma gidiyor ama inanmamaları az da olsa üzücü oluyor" diye konuştu. "Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum" Coşkun, iş hayatında kadınların daha fazla yer almasını istediğini ifade ederek, "Erkeklerin ele aldığı işlerde kadınları görmekten o kadar memnun oluyoruz ki, bu tarz yerlerde kadınları daha çok görmek istiyoruz. Bu yüzden kadınlara desteğim sonsuzdur. Hayallerinizi peşinden koşun, önyargılara takılmayın. Çünkü biz kadınlar istesek her şeyi yaparız. Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum" şeklinde konuştu.
Bakan Uraloğlu: "TYF ile DGM arasında yapılan uygulama eğitimi protokolü sayesinde 2025 yılı için elde edilen 47 milyon lira gelir 80 yelken kulübü arasında paylaştırıldı"
27 Ocak 2026 Salı - 10:56 Bakan Uraloğlu: "TYF ile DGM arasında yapılan uygulama eğitimi protokolü sayesinde 2025 yılı için elde edilen 47 milyon lira gelir 80 yelken kulübü arasında paylaştırıldı" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Amatör Denizci Uygulamaları hakkında açıklamada bulundu. Bakan Uraloğlu, "Türkiye Yelken Federasyonu (TYF) ile Denizcilik Genel Müdürlüğü (DGM) arasında yapılan uygulama eğitimi protokolü sayesinde 2025 yılı için elde edilen 47 milyon lira gelir 80 yelken kulübü arasında paylaştırıldı" ifadelerini kullandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Amatör Denizci Uygulamaları hakkında açıklamada bulundu. Uraloğlu, uygulama eğitimlerinin amatör denizciliği daha bilinçli ve daha sistemli bir yapıya kavuşturduğunu vurgulayarak, "Amatör denizcilik kültürünü güçlendirmek, denize erişimi artırmak ve bu alandaki farkındalığı büyütmek için teorik eğitimlere online ve pratik eğitimlere deniz ortamında teknelerde devam ediyoruz. Bu eğitimlerle birlikte vatandaşlarımızın denizle buluşmasını kolaylaştırıyor, amatör denizciliği daha yaygın bir hale getiriyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye Yelken Federasyonu’na 47 milyon liralık katkı Türkiye Yelken Federasyonu ile yürütülen süreç kapsamında kulüplerin de desteklendiğini belirten Uraloğlu, "Türkiye Yelken Federasyonu (TYF) ile Denizcilik Genel Müdürlüğü arasında yapılan uygulama eğitimi protokolü sayesinde 2025 yılı için elde edilen 47 milyon lira gelir 80 yelken kulübü arasında paylaştırıldı. Bu kaynak, yelken kulüplerimizin altyapı ve ekipman ihtiyaçları başta olmak üzere amatör denizcilik faaliyetlerinin geliştirilmesinde kullanılacak" dedi. Uraloğlu ayrıca, uygulama eğitimlerinin daha fazla noktada sürdürülmesi için çalışmaların devam ettiğini belirterek, "Denizciliği yalnızca bir sektör değil, aynı zamanda bir kültür olarak görüyoruz. Bugünün amatör denizcisi olan çocuk ve gençlerimizin ileride Türk denizcilik sektörüne ciddi anlamda kalifiye bir insan kaynağı olacağına inanıyor ve çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz. Bu anlayışla eğitimlerimizi yaygınlaştırmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Resmî Gazete’de 17 Ocak tarihinde yayımlanan "Özel Teknelerin Donatımı ve Özel Tekneleri Kullanacak Kişilerin Yeterlikleri Hakkında Yönetmelik" ile amatör denizcilik alanındaki uygulamaların yeniden düzenlendiğini söyleyen Bakan Uraloğlu, "Yeni yönetmelik; belge türlerinden cezalara, eğitimden denklik esaslarına kadar birçok başlıkta önemli değişiklikler getiriyor. Tekne boyuna göre yetki sistemini devreye alarak amatör denizciliği disipline ediyoruz. Eğitim süreçlerini güçlendiriyor, dijitalleşmeyi yaygınlaştırıyoruz" dedi. Belge sistemi yeniden düzenlendi Yeni yönetmelikle, tek tip Amatör Denizci Belgesi uygulamasının sona erdiğini kaydeden Bakan Uraloğlu, artık iki ayrı belge verileceğini ifade etti. Uraloğlu, " ‘ADB 10’, 10 metreye kadar özel tekneler için, ‘ADB 24’ ise 24 metreye kadar özel tekneler için geçerli olacak. Mevcut belge sahiplerinin kazanılmış hakları korunacak; ancak belgelerinin geçerliliğini sürdürebilmesi için beş yıl içinde tek sefere mahsus sadece teorik eğitim almaları gerekecek" açıklamasında bulundu. Yeni düzenlemeyle özel yat kavramının da ilk kez yönetmelikte açıkça tanımlandığını belirten Bakan Uraloğlu, "24 metreden büyük, kamaralı ve özel kullanıma yönelik yatlar da denetim ve personel donatımı açısından ticari yatlar gibi değerlendirilecek. Bu sayede denizlerimizdeki seyir emniyeti artırılacak, insanımızın can emniyeti korunacak" şeklinde konuştu. Eğitimler uzatıldı, sınav süreçleri güncellendi ADB 24 için teorik ve uygulama eğitimlerinin sürelerinin de artırıldığını kaydeden Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Eğitimi tamamlayan adaylar için sınav tekrarı hakkı en az bir gün ara ile tanındı. 18 yaş altı ADB 10 sahipleri, sadece yanlarında ADB 10 sahibi yetişkin varsa tekne kullanabilecek. Özel tekne sahiplerinin eş ve çocuklarına vereceği yetki yazılarında noter onayı aranmayacak. Bağlama kütüğü ruhsatı ve sicil belgeleri çevrimiçi doğrulanabiliyorsa fiziki belge sunulması istenmeyecek ve böylece denetimlerde tekne sahipleri açısından idari yaptırım doğurabilecek uygulamaların önüne geçilecek. Son iki yılda alınmış ‘sürücü/gemiadamı olur’ ibareli sağlık raporları geçerli sayılacak. Yabancı ülkelerden alınan özel tekne belgelerine denklik ve doğrulama süreci getirildi. Ayrıca bu düzenlemeler ile vatandaşların yurtdışında tekne kullanmasının önü açılacaktır. Yönetmeliğin yürürlüğe giriş tarihi 6 ay ertelenerek hem dijital sistemlerin uyumu hem de paydaşlara uyum süresi tanındı."
Baş ağrılarının sessiz tetikleyicileri: Diş sıkma ve kötü duruş
27 Ocak 2026 Salı - 10:16 Baş ağrılarının sessiz tetikleyicileri: Diş sıkma ve kötü duruş Ekran başında geçirilen uzun süreler ve artan stres baş ağrılarının en sık nedenleri arasında yer alırken, Medicana Sağlık Grubu Dr. Fizyoterapist Sercan Ateş, çoğu zaman gözden kaçan diş sıkma ve kötü duruşun da önemli "sessiz tetikleyiciler" olduğunu vurgulayarak günlük yaşama kolayca entegre edilebilecek öneriler paylaştı. Uzun süren baş ağrılarında nörolojik bir bulguya rastlanmadığı durumlarda, sorunun kaynağının boyun ve çene çevresindeki kas iskelet sistemi problemleri olabileceğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Dr. Fizyoterapist Sercan Ateş "sessiz tetikleyici" olarak tanımladığı bu kas problemlerinin doğru alışkanlıklar, fizyoterapi ve manuel terapi uygulamalarıyla kontrol altına alınabileceğini söyledi. Omurganın en üst bölümünde yer alan ve kafatasını taşıyan Atlas ve Aksis omurlarının, baş ağrısı mekanizmasında kritik bir role sahip olduğunu ifade eden Fizyoterapist Sercan Ateş şunları kaydetti: "Bu iki omur hem biyomekanik bir köprü hem de nörolojik bir kontrol merkezi görevi görür. Çene ve boyun arasındaki nöromüsküler bağlantılar nedeniyle diş sıkma, Atlas ve Aksis çevresindeki kas ve eklemlerde gerilimi artırır. Bu bölgedeki fasyal gerginlikler dizilimi bozarak baş ağrılarına yol açabilir. Tekrarlayan, bilgisayar kullanımı sonrası ortaya çıkan, stres ve çene sıkma ile artan, uzun süreli masa başı çalışmayla tetiklenen ve gerilim tipi baş ağrısını andıran tabloların büyük çoğunluğu kas iskelet sistemi kaynaklıdır. Özellikle gün ilerledikçe artan, duruş düzeltildiğinde hafifleyen, telefon veya laptop kullanımından sonra başlayan ve boyun hareket kısıtlılığıyla birlikte görülen ağrılar kötü postürle ilişkili olabilir." Ekran kullanımında dirsek desteği atlanmamalı Doğru postürün sürekliliğinin önemine değinen Fizyoterapist Sercan Ateş, günlük hayatta uygulanabilecek basit ama etkili önerilerini şöyle sıraladı: "Uzun süre aynı pozisyonda kalınmamalı, saat başı kısa hareket molaları verilmelidir. Ekran göz hizasında olmalı, masa ve sandalye yüksekliği uygun ayarlanmalı, dirsek desteği atlanmamalıdır. Gün içinde farkında olmadan yapılan diş sıkma, omuzları yukarıda tutma ve nefesi tutma gibi alışkanlıklar fark edilerek gevşetilmelidir. Uyku sırasında çok yüksek veya çok alçak yastıklardan kaçınılmalı, özellikle yan yatışta boynu nötral pozisyonda destekleyen yastıklar tercih edilmelidir. Bol bol su tüketilmeli ve stres düzeyi dengelenmelidir." Sadece dik durmak yetmez Manuel terapilerle Atlas ve Aksis’in çene eklemiyle olan biyomekanik dengesinin sağlandığını belirten Fizyoterapist Sercan Ateş diş sıkma ve postür bozukluğu kaynaklı baş ağrılarına ilişkin fizyoterapi destek programlarına dair de şunları söyledi: "Derin boyun kaslarının güçlendirilmesiyle ağrıların tekrarlanması önlenebilir. Postür düzeltme programları standart bir şablonla değil, bireyin duruş analizi, ağrı paterni, günlük alışkanlıkları ve fonksiyonel ihtiyaçları doğrultusunda planlanır. Program farkındalık egzersizleri ile başlayarak postüral dayanıklılık ve fonksiyonel entegrasyon çalışmalarına kadar kademeli olarak ilerler. Böylece kişi yalnızca ‘dik durmayı’ değil, doğru postürü günlük yaşamda sürdürebilmeyi öğrenir."
Bakan Göktaş’tan doğal gaz tüketim desteği açıklaması:
27 Ocak 2026 Salı - 10:15 Bakan Göktaş’tan doğal gaz tüketim desteği açıklaması: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Düzenli Doğal Gaz Tüketim Desteğinde 2026 ocak döneminde 485 bin 552 hak sahibine toplam 288 milyon 547 bin lira ödeme yaptıklarını bildirdi. Bakan Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik hayata geçirdikleri Doğal Gaz Tüketim Desteğini, 2023’te düzenli sosyal yardımlar kapsamına alarak vatandaşların hizmetine sunduklarını belirtti. Düzenli Doğal Gaz Tüketim Desteğinden hanelerin faydalanabilmesi için başvuru sahibinin Türk vatandaşı olması, e-Devlet üzerinden destek programına başvuruda bulunması ve doğal gaz arzı sağlanan ilçe/beldede ikamet etmesi gerektiğini anımsatan Göktaş, ikamet adresinde mesken türü doğal gaz aboneliğinin bulunması, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfınca hak sahipliği kararı verilmesi kriterlerinin de sağlanması gerektiğini vurguladı. Göktaş, vatandaşların yardım programından her ödeme döneminde ayrıca başvuru yapmaksızın ikamet ettikleri haneye ait faturalarını ödeme birimlerine ibraz etmek suretiyle ikamet ettikleri il için belirlenen tahsisat tutarından düzenli olarak yararlanabildiğini aktardı. Destek programı kapsamında ödeme tutarlarının, sıcaklık farkları gözetilerek ilden ile değişkenlik gösterdiğinin bilgisini veren Göktaş, şu ifadeleri kullandı: "2025 yılında geçerli olan destek tutarı aylık en düşük 188 lira, en yüksek 438 lira olacak şekilde ve yıl içinde ekim-mayıs aylarını kapsayan 8 ay için iki ayda bir ödeme yapılacak şekilde uygulanıyor. Düzenli Doğal Gaz Tüketim Destek Programı kapsamında 2025 yılında toplam 721 bin 007 hak sahibi için 1 milyar 320 milyon lira destek verdik. 2026 yılı ocak dönemi ödemesinde ise 485 bin 552 hak sahibine 288 milyon 547 bin lira ödeme gerçekleştirdik. Böylece ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik hayata geçirdiğimiz Düzenli Doğal gaz Tüketim Desteğinde toplamda 1,6 milyar lira ödeme yapmış olduk.’’
Keçiören Belediyesi’nden ücretsiz ‘Engelsiz Taksi’ hizmeti
27 Ocak 2026 Salı - 09:58 Keçiören Belediyesi’nden ücretsiz ‘Engelsiz Taksi’ hizmeti Keçiören Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışıyla yürüttüğü Engelsiz Taksi hizmeti, engelli bireylerin ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla özel olarak tasarlanan araçlarla ulaşım hizmeti sunuyor. Engelsiz Taksi hizmetiyle ilçe sınırları içerisindeki engelli bireyler, tekerlekli sandalye kullanan vatandaşlar ve hareket kısıtlılığı bulunan yaşlıların sağlık hizmetleri, eğitim kurumları, resmi kurumlar gibi çeşitli noktalara ulaşımı sağlanıyor. Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Müdürlüğü bünyesine hizmet veren Engelsiz Taksi, özel gereksinimli bireylerin sosyal hayata katılımını kolaylaştırıyor. Engelsiz Taksi, akülü ve tekerlekli sandalye için uygun iki engelli arabası ve beş refakatçi kapasitesine sahip üç araçla hizmet veriyor. Vatandaşlar, asansörlü araçlar ve refakatçiler eşliğinde güvenli bir şekilde seyahat ederek ulaşım engellerini aşıyor. Telefonla randevu alınıyor, ücretsiz hizmet veriliyor Düzenli yürütülmesi amacıyla randevu sistemi ile çalışan bu hizmetle engelli bireyler, önceden randevu oluşturarak, belirlenen gün ve saatte adreslerinden alınıp hastane, ev, kamu kurumları ya da talep ettikleri diğer noktalara güvenli ve konforlu bir şekilde ulaştırılıyor. Engelsiz Taksi hizmetinden yararlanmak isteyen bireyler, 0312 360 30 30 numaralı Engelli Danışma Hattı’ndan randevu alarak hizmetten ücretsiz olarak faydalanabiliyor. "Vatandaşın yaşamı kolaylaşıyor" Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, uygulama ile ilgili yaptığı değerlendirmede ulaşımda zorluklar yaşayan engelli bireyler için sundukları Engelsiz Taksi hizmetiyle bu sorunu tamamen ortadan kaldırdıklarını belirtti. Bu hizmetten faydalanan bireylerin memnuniyetini görmekten mutluluk duyduklarını da ifade eden Başkan Özarslan, ilçede tüm vatandaşların hayatını kolaylaştırmaya yönelik çalışmaları sürdüreceklerini belirtti.
ODTÜ’nün geliştirdiği robotlar TSK envanterinde
27 Ocak 2026 Salı - 09:52 ODTÜ’nün geliştirdiği robotlar TSK envanterinde Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Robotik ve Yapay Zeka Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde (ROMER), yapay zeka teknolojileriyle donatılmış insansı robotlar ve köpekler geliştirildi. ODTÜ ROMER bünyesinde, yapay zeka teknolojileriyle donatılmış insansı robotlar ve köpekler geliştirildi. Çalışmalar kapsamında geliştirilen robotların, insan-makine etkileşimini güçlendirmeye yönelik olarak tasarlandığı belirtildi. ODTÜ ROMER’de yürütülen projelerde, yapay zeka algoritmalarıyla desteklenen insansı robotların çevresel algılama, öğrenme ve etkileşim kabiliyetlerinin artırılması hedeflenirken, geliştirilen robotların; eğitim, sağlık, savunma sanayi ve hizmet sektörleri başta olmak üzere birçok alanda kullanılmasının planlandığı açıklandı. ROMER’de gerçekleştirilen çalışmalarla robotların, insan hareketlerini analiz edebilme, sesli ve görsel komutlara yanıt verebilme ve otonom karar alma yeteneklerinin geliştirildiği ifade edildi. Yapay zeka tabanlı sistemler sayesinde robotların, farklı senaryolara uyum sağlayarak öğrenme süreçlerini sürdürebildiği aktarıldı. ODTÜ ROMER’de geliştirilen insansı robot projelerinin, Türkiye’nin yerli ve milli teknoloji hedefleri doğrultusunda önemli bir adım olduğu vurgulanırken, çalışmaların önümüzdeki dönemde daha ileri seviyelere taşınmasının amaçlandığı kaydedildi. "2029 yılında 2 tane mikrorowerımız Ay’a gidecek" Yeniçeri isminden türettiği ‘Çeri’ isimli mikrorowerların 2029 yılında görev yapmak üzere Ay’a gideceğini belirten projenin hocası ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği Öğretim Üyesi Görkem Güloğlu, "Bu projenin amacı, 2029 yılında Çin’in göreviyle Ay’a 2 tane mikrorowerımız gidecek. Tamamen burada geliştirdiğimiz, burada ürettiğimiz ROMER Mühendisliğinde ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin öz kaynaklarıyla ürettiğimiz 2 tane mikrorowerımızı, 2029 yılında Ay yüzeyinde görev yapmak üzere tasarlamaktayız. Öncelikle ileri teknoloji gelişimine, sağlık gelişimi konusunda çalışmalarımız oluyor. Dünyada ve uzayda çalışan robotik robotların arasında farklar var. Bunlar için ileri teknoloji ürünleri kullanmaktayız. Bu şekilde ülkemizde ileri seviyede, ileri teknoloji ürün çalışmaları yapmaktayız. Bu sayede insan gücü ve insan eğitimi sağlamaktayız. Bu yola 2024 yılında Çin Uzay Ajansı’nın açtığı bir çağrı ile çıktık. O çağrıya yanıt olarak bir projemizden bahsettik. Tüm dünyaya açılmış bir çağrıydı. Birçok ülkenin Avrupa’dan, Afrika’dan, Asya’dan başvurduğu bir çağrıydı. Bu çağrının sonucunda bizim iki tane mikrorowerımız aya gitmek üzere seçildi" diye konuştu. "Rex, TSK envanterine girdi" Üretilen ve geliştirilen Rex isimli cihazın Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterine girdiğini ifade eden ODTÜ ROMER’in müdürü Doç.Dr. Erol Şahin ise, "ROMER, ODTÜ Robotik ve Yapay Zeka Çalışmaları’na ilişkin bir merkez. Birçok gelişmiş projelerin yürütüldüğü bir yer. İlgili hocalarla araştırma altyapısını sunan, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı desteğiyle kurulmuş olan bir merkez. Geçtiğimiz günlerde 5’inci yılımızı doldurduk. Şu anda da daha aktif olarak birçok projemizi yürütüyoruz. Projelerimiz aslında birçok değişik alanı kapsıyor. Sosyal medyada olan Mottiş’i görüyorsunuz. Mottiş aslında bizim 4 yıl boyunca çalıştığımız bir platform. Hazır bir platform. Onun üzerinde değişik hareket algoritmalarını tasarlıyoruz. Bir taraftan da özellikle endüstriyel ortaklarımızla beraber benzer platformların yazılımsal gelişimini de yapıyoruz. Orada insansı bir robotu görüyoruz. Benzer konuları çalışmak üzere o da yeni alındı. 3’üncü bir platformumuz daha var. O da Rex diye bir platform. Bu da akademideki bir hocamızın geliştirdiği bir platform. Geçtiğimiz yıl içinde esasında ürünleşti ve TSK’nın envanterine girdi. Yaptığımız çalışmalar, projeler esasında çok değişik alanları kapsıyor" şeklinde konuştu.
Bakan Yerlikaya: "332 kilogram skunk, 16 kilogram metamfetamin olmak üzere 348 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi"
27 Ocak 2026 Salı - 08:03 Bakan Yerlikaya: "332 kilogram skunk, 16 kilogram metamfetamin olmak üzere 348 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi" İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "332 kilogram skunk, 16 kilogram metamfetamin olmak üzere 348 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi" dedi. İçişleri Bakanı Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, zehir tacirlerine yönelik Hakkari’de jandarma ekipleri tarafından düzenlenen operasyonda 348 kilogram uyuşturucu maddenin ele geçirildiğini belirtti. Bakan Yerlikaya şu ifadelere yer verdi: "Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı ve Jandarma Genel Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde; Hakkari İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat ve Narkotik şube ekiplerince yapılan istihbari çalışmalar sonucu Yüksekova kırsalında; 332 kilogram skunk, 16 kilogram metamfetamin olmak üzere 348 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi. Uyuşturucu maddeyle bağlantısı olan şüphelilere yönelik operasyon devam ediyor. Uyuşturucuyla savaşımız, çok katmanlı ve çok boyutlu olarak kararlılıkla devam ediyor. Uyuşturucu Suç Örgütü elebaşından, yöneticisinden, torbacısına kadar tedarik zincirinin her halkasını tek tek kırıp atacak ayrı ayrı operasyonlar düzenliyoruz. Sadece uyuşturucu maddeleri yakalamakla kalmıyor; bu organize suç faaliyetlerinin tedarik ağlarını çökertiyor ve suç gelirlerine darbe vuruyoruz. Emeği geçenleri tebrik ederim."
2026 yılı özel eğitime ihtiyaç duyan bireylere verilecek eğitim desteği tutarlarına ilişkin tebliğ Resmi Gazete’de
27 Ocak 2026 Salı - 00:30 2026 yılı özel eğitime ihtiyaç duyan bireylere verilecek eğitim desteği tutarlarına ilişkin tebliğ Resmi Gazete’de Engelli bireylerin özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde alacakları destek eğitiminin bütçeden karşılanacak tutarları yeniden belirlendi. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan Tebliğ, Resmi Gazete’de yayımlandı. Engelli bireylerin özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanmasına ilişkin destek eğitim giderlerine yönelik yeni düzenleme Resmi Gazete’de yayımlandı. 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak hazırlanan tebliğ ile engelli bireylerin eğitim giderlerinin bütçeden karşılanacak kısmı belirlendi. Düzenlemeye göre, engelliler için sağlık kurulu raporu ile asgari yüzde 20 oranında engelli olduğu tespit edilen bireyler ile 18 yaş altı çocuklar için ‘Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu’ bulunan ve özel eğitim değerlendirme kurulları tarafından destek eğitim alması uygun görülen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bireylerin eğitim giderleri Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden karşılanacak. Eğitim için aylık 7 bin 748 lira, grup eğitimi için ise aylık 2 bin 168 lira Bu kapsamda, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu çerçevesinde faaliyet gösteren özel eğitim okulları ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde verilen destek eğitiminin bütçeden karşılanacak tutarı, katma değer vergisi hariç olmak üzere bireysel eğitim için aylık 7 bin 748 lira, grup eğitimi için ise aylık 2 bin 168 lira olarak belirlendi. Belirlenen tutarları aşan kısım ise ilgililer tarafından karşılanacak. Tebliğde, gerçek dışı beyanda bulunmak suretiyle fazladan ödeme yapılmasına sebebiyet verilmesi halinde, söz konusu tutarların iki katı ve kanuni faiziyle birlikte ilgililerden müteselsilen tahsil edileceği hükme bağlandı. Bu fiillerin özel eğitim okulları ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri tarafından tekrarı halinde ise kurum açma izinlerinin iptal edileceği belirtildi. Söz konusu tebliğ, 1 Ocak tarihinden geçerli olmak üzere yayımlandığı tarihte yürürlüğe girdi. Tebliğ hükümlerinin Hazine ve Maliye Bakanı tarafından yürütüleceği kaydedildi.
Elektrik bağlantı süreçlerinde yeni dönem
27 Ocak 2026 Salı - 00:29 Elektrik bağlantı süreçlerinde yeni dönem EPDK, Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’ndeki değişiklik Resmi Gazete’de yayımlandı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nde değişiklik yapıldı. Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme ile elektrik bağlantı başvurularının dijital ortama taşınması ve lisanssız elektrik üretim tesislerinin şebekeye bağlantı esaslarının yeniden belirlenmesi öngörüldü. EPDK tarafından hazırlanan ‘Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yapılan değişikliklerle birlikte elektrik bağlantı süreçlerinde dijitalleşme sağlanması ve lisanssız elektrik üretimine ilişkin bağlantı kurallarının güncellenmesi amaçlandı. Enerji piyasası düzenleme kurumu tarafından yapılan düzenleme ile elektrik bağlantı başvuruları dijital ortama taşınırken lisanssız elektrik üretim tesislerinin şebekeye bağlantı esasları yeniden belirlendi. Başvurular artık dağıtım şirketlerinin internet siteleri üzerinden yapılacak. Dağıtım şirketleri 7 gün 24 saat çalışan online sistem kuracak. Lisanssız üretim tesisleri için bağlantı mesafelerine sınır getirildi ve ortak hat ve trafo kurulmasına imkan tanındı. Şebeke yatırımlarını yapan yatırımcıya, sonradan gelen kullanıcılar katılım bedeli ödeyecek. Ayrıca, tarımsal ve kırsal bağlantılara ilişkin yeni kriterler getirildi.