Yerel Haberler
Ankara
MHP’li Büyükataman’dan Dervişoğlu’na yanıt: "Devletler ezberlerle değil, akılla yönetilir" 15 Nisan 2026 Çarşamba - 14:26:50 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve parti hakkındaki sözlerine ilişkin, "Devletler ezberlerle değil, akılla yönetilir. Milliyetçi Hareket Partisi, hem Başbuğ Türkeş döneminde hem de Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli döneminde her adımını milli akılla ve Türkiye’nin menfaatlerini önceleyerek atmıştır" dedi. MHP Genel Sekreteri Büyükataman, İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’nun MHP Lideri Bahçeli ve partiyi hedef alan açıklamalarına yanıt verdi. Dervişoğlu’nun Alparslan Türkeş’i referans göstererek Bahçeli’yi eleştirdiğine dikkat çeken Büyükataman, "Varlık sebebi tükenen, siyaseten biten bu zatın Türkiye’nin ve bölgemizin gerçeklerinden son derece kopuk olduğu, çağı yakalayamadığı, bugün yaptığı grup konuşmasında bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin ‘Türkiye-Rusya-Çin’ (TRÇ) ittifakı önerisi, Türkiye’nin bölgesindeki söz sahibi ve oyun kurucu konumunu güçlendiren bir stratejidir. Devletler ezberlerle değil, akılla yönetilir. Milliyetçi Hareket Partisi, hem Başbuğ Türkeş döneminde hem de Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli döneminde her adımını milli akılla ve Türkiye’nin menfaatlerini önceleyerek atmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi ve Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin attığı her adım millidir, millet ve devlet menfaatinedir. Çünkü Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli, ‘Benim aklım hep Türkiye’dir’ şiarıyla düşünmekte ve adımlarını buna göre atmaktadır" ifadelerini kullandı. Günün şartlarında Türkiye’nin kendisini merkeze alıp ekonomik, siyasi ve sosyal her gelişmeye karşı başrol olmak durumunda olduğunu belirten Ataman, "Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi ‘Mustafa Kemal Atatürk döneminden itibaren Türkiye milli hedefler ve menfaatler doğrultusunda Selçuklu kartalı misali hem Doğu’ya hem de Batı’ya bakan bir anlayışla Türkiye merkezli politikalar belirlemiştir.’ Bu çizgi bugün de devam etmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet ve yeni bir dünya tesisini kendisine siyasi görev olarak belirlemiştir. Dünyaya meydan okuyan, coğrafyalara kan ve savaş ithal eden, uluslararası hukuku ve diplomasiyi hiçe sayan ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı akla, diplomasiye, coğrafi şartlara ve yeni yüzyılın stratejik ortamına en uygun seçenek ‘TRÇ’ ittifakının inşa ve ihya edilmesidir. Bu seçenekten rahatsız olan Dervişoğlu, efendilerinin sesiyle konuşmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaseti kurulduğu günden bu yana nettir. Çizgimiz hiçbir zaman değişmemiştir. Önceliğimiz her dönem Türkiye’nin ve büyük Türk milletinin menfaatleri olmuştur" şeklinde konuştu.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 13:59 Kızılay 161. kan bağış noktasını Ankara’da hizmete açtı Türk Kızılay, ülke genelinde artan kan ihtiyacını karşılamak ve bağışa erişimi kolaylaştırmak amacıyla 161’inci kan bağış noktasını Ankara’da hizmete açtı. Türk Kızılay, Ankara’daki 11’inci, ülke genelindeki 161’inci kan bağış noktasını Batıkent’te hizmete açtı. Açılış törenine Yenimahalle Kaymakamı Tahsin Kurtbeyoğlu ve Türk Kızılay Genel Sekreter Yardımcısı Şükrü Can da katıldı. Açılışta konuşan Kızılay Genel Sekreter Yardımcısı Şükrü Can, 2025 yılında 3 milyon ünite kan bağışının tarihi bir rekor olduğunu belirterek, "3 milyon ünite kanı nasıl sağlıyoruz? Türkiye genelinde 300’ün üzerinde noktada faaliyet gösteriyoruz. Her gün yaklaşık 9 bin ünite kan alıyor, bunu 18 bölge merkezine taşıyor ve testlerden geçiriyoruz. Ardından yaklaşık bin 200 hastaneye ulaştırıyoruz. Bu inanılmaz bir organizasyondur. Her gün bu sistemi yürütüyoruz. Çünkü kan milli bir meseledir. Bu nedenle bu önemli görevi yaklaşık 4 bin personel ve bine yakın araçla sürdürüyoruz. Yaptığımız bu hizmetle bir yılda katedilen mesafe neredeyse dünyanın etrafını 8 kez dolaşmaya eşdeğerdir" dedi. "Milletimiz Kızılay’a güveniyor ve sahip çıkıyor" Bir ünite kanın üç insanın hayatına can kattığını vurgulayan Can, "Bu nedenle düzenli kan bağışçılarımızın artmasını istiyoruz. 2025 itibarıyla düzenli bağış oranı yüzde 47’ye ulaşmıştır. Bu çok kıymetli bir seviyedir. Bu şu anlama gelir; milletimiz Kızılay’a güveniyor ve sahip çıkıyor. Gönülden bağış yapan vatandaşlarımız bu güvenin en büyük göstergesidir" şeklinde konuştu. "Verdikleri kanın kime gittiğini bilmeden insanlık için bağışta bulunmaktadır" Yenimahalle Kaymakamı Tahsin Kurtbeyoğlu ise, "157 yıl önce yaralı askerlere yardım amacıyla kurulmuş olsa da bugün dünyanın neresinde bir ihtiyaç varsa oraya ulaşmaktadır. Kan bağışçıları da bu anlayışla hareket etmektedir. Verdikleri kanın kime gittiğini bilmeden insanlık için bağışta bulunmaktadırlar. Bu bağışı yapan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu açılışın yenilerine vesile olmasını diliyorum" dedi. Türk Kızılay’ın "Birbirimize candan bağlıyız" sloganıyla yürüttüğü kan bağışı kampanyası kapsamında açılış programı bitiminde hayırsever destekçilere plaket takdim edildi. Türk Kızılay kan bağışında tarihi bir başarıya ulaştı Türk Kızılay, ülke genelinde 18 bölgede 68 kan bağış merkezi ile sabit ve mobil ekipler aracılığıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında her gün yaklaşık bin 140 hastanenin kan ihtiyacını karşılıyor. Günlük yaklaşık 9 bin ünite kana ihtiyaç duyuluyor. Geçtiğimiz yıl hedeflenen 3 milyon ünite kan bağışına ulaşarak tarihi bir başarıya ulaşan Türk Kızılay’ın başta şehir meydanları olmak üzere çeşitli noktalarda kan bağış noktaları bulunuyor. Ankara’da hizmet veren 11’inci kan bağış noktası olan Batıkent Kan Alma Birimi, yılda 10 bin üniteyi aşkın kan bağışı toplanmasını sağlayacak.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 13:46 Türk Kızılay 161’inci yeni kan bağış noktasını Ankara’da hizmete açtı Türk Kızılay, ülke genelinde artan kan ihtiyacını karşılamak ve bağışa erişimi kolaylaştırmak amacıyla ülke genelinde 161’inci yeni kan bağış noktasını Ankara’da hizmete açtı. Türk Kızılay, Ankara’daki 11’inci kan bağış noktasını Batıkent’te hizmete açtı. Günlük 9 bin ünite kan ihtiyacına dikkat çekilirken, açılışa Ankara Yenimahalle Kaymakamı Tahsin Kurtbeyoğlu ve Türk Kızılay Genel Sekreter Yardımcısı Şükrü Can katılımıyla gerçekleşti. Türk Kızılay, Ülke genelinde 18 Bölgede 68 Kan Bağış Merkezi ile sabit ve mobil ekipler aracılığıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında her gün yaklaşık bin 140 hastanenin kan ihtiyacını karşıladığı yazılı olarak yapılan bilgilendirmede paylaşıldı. Bilgilendirme de gönüllü bağışçılardan temin edilen kanların hastanelere sevke hazır şekilde stoklarda bulundurulabilmesi için günlük yaklaşık 9 bin ünite kana ihtiyaç duyulduğu belirtildi. Türk Kızılay’ı kan bağışında tarihi bir başarıya ulaştı Geçtiğimiz yıl hedeflenen 3 milyon ünite kan bağışına ulaşarak tarihi bir başarıya ulaşan Türk Kızılay, başta şehir meydanları olmak üzere Batıkent Kan Alma Birimi, Ankara’da hizmet veren 11’inci kan bağış noktası olarak yılda 10 bin üniteyi aşkın kan bağışı toplanmasını sağlayacak. Bir yılda kat edilen mesafe, dünyanın etrafını 8 kez dolaşmaya eşdeğerdir Açılış konuşmasın da Kızılay Genel Sekreter Yardımcısı Şükrü Can, Bugün gelinen noktada, 2025 yılında 3 milyon ünite kan alınarak, bağışçılarımızın gönülden verdiği bu bağışlarla milletin hizmetine sunulduğunu belirterek, tarihi bir rekor olduğunu vurguladı. Can, sözlerine şöyle devam etti: "3 milyon ünite kanı nasıl sağlıyoruz? Türkiye genelinde 300’ün üzerinde noktada faaliyet gösteriyoruz. Her gün yaklaşık 9 bin ünite kan alıyor, bunu 18 bölge merkezine taşıyor ve testlerden geçiriyoruz. Ardından yaklaşık bin 200 hastaneye ulaştırıyoruz. Bu inanılmaz bir organizasyondur. Her gün bu sistemi yürütüyoruz. Çünkü kan, milli bir meseledir. Bu nedenle bu önemli görevi yaklaşık 4 bin personel ve bine yakın araçla sürdürüyoruz. Yaptığımız bu hizmetle, bir yılda kat edilen mesafe neredeyse dünyanın etrafını 8 kez dolaşmaya eşdeğerdir." Milletimiz Kızılay’a güveniyor ve sahip çıkıyor. Bir ünite kan, üç insanın hayatına can kattığını vurgulayan Can, "Bu nedenle düzenli kan bağışçılarımızın artmasını istiyoruz. 2025 itibarıyla düzenli bağış oranı yüzde 47’ye ulaşmıştır. Bu çok kıymetli bir seviyedir. Bu şu anlama gelir: Milletimiz Kızılay’a güveniyor ve sahip çıkıyor. Gönülden bağış yapan vatandaşlarımız bu güvenin en büyük göstergesidir" şeklinde konuştu. Verdikleri kanın kime gittiğini bilmeden insanlık için bağışta bulunmaktadır Ankara Yenimahalle Kaymakamı Tahsin Kurtbeyoğlu konuşmasın da "157 yıl önce yaralı askerlere yardım amacıyla kurulmuş olsa da bugün dünyanın neresinde bir ihtiyaç varsa oraya ulaşmaktadır. Kan bağışçıları da bu anlayışla hareket etmektedir. Verdikleri kanın kime gittiğini bilmeden insanlık için bağışta bulunmaktadırlar. Bu bağışı yapan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu açılışın yenilerine vesile olmasını diliyorum" ifadelerine yer verdi. Türk Kızılay "Birbirimize Candan Bağlıyız" sloganıyla yürüttüğü kan bağışı kampanyası kapsamında açılış programı bitiminde hayırsever destekçilere plaket takdim edildi.
Tarım ve Orman Bakanlığından Kars’taki mera kullanımının yasaklandığı iddialarına yalanlama
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:42 Tarım ve Orman Bakanlığından Kars’taki mera kullanımının yasaklandığı iddialarına yalanlama Tarım ve Orman Bakanlığı, Kars’ın Ani köyünde mera kullanımının yasaklandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Tarım ve Orman Bakanlığı, resmi sosyal medya hesabından bazı basın yayın organları ve sosyal medya paylaşımlarında yer alan, Kars’ın Ani köyünde mera kullanımının yasaklandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Bakanlık, tüm illerde olduğu gibi Kars’ta da meraların kullanımının belirli bir takvim çerçevesinde yürütüldüğünü ve 10 Nisan tarihinde başladığını açıkladı. Aynı zamanda Bakanlık, daha erken tarihte meraya çıkılmamasının meraların korunması, otların yeterli seviyeye ulaşması ve hayvancılığın sürdürülebilir şekilde devam edebilmesinden kaynaklı olduğunu vurguladı. "Kars’ın Ani köyünde mera kullanımının yasaklandığına dair iddialar gerçeği yansıtmamaktadır" Bakanlık tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bazı basın yayın organları ve sosyal medya paylaşımlarında yer alan, Kars’ın Ani köyünde mera kullanımının yasaklandığına dair iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Söz konusu durum bir ‘mera yasağı’ değildir. 4342 sayılı Mera Kanunu gereği, ülkemizin tüm illerinde olduğu gibi Kars’ta da meraların kullanımı belirli bir takvim çerçevesinde yürütülmektedir. Bu kapsamda, Kars’ta 2026 yılı otlatma sezonu 10 Nisan tarihinde başlamaktadır. Bu tarihten önce meraya çıkılmamasının nedeni; meraların korunması, otların yeterli seviyeye ulaşması ve hayvancılığın sürdürülebilir şekilde devam edebilmesidir. Belirtilen tarihlerden önce meralarda otlatma yapılması meraların vejetasyon yapısının bozulmasına ve ot veriminin azalmasına sebep olmaktadır. Bakanlık olarak yetiştiricilerimizin bu süreçte mağduriyet yaşamaması için, Ani köyü sınırları içerisinde bulunan bir alan 1 Kasım 2025 - 10 Nisan 2026 tarihleri arasında kışlak olarak kullanıma açılmıştır. Öte yandan, Ani köyüne ait meralarda geçmiş yıllarda aşırı otlatmaya bağlı tahribat oluştuğu için de bir mera ıslah projesi yürütülmektedir. Bu çalışmalar, meraların daha verimli hale getirilmesi ve üreticilerimizin uzun vadede daha güçlü bir üretim yapabilmesi için uygulanmaktadır. Ayrıca, il ve ilçe müdürlüğü teknik ekiplerimiz tarafından sahadaki yetiştiricilerimizle düzenli iletişim sağlanmakta, gerekli bilgilendirme ve yönlendirmeler yapılmaktadır. Üreticilerimizin yanında olmaya, meralarımızı korumaya ve hayvancılığımızı sürdürülebilir şekilde güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz."
İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır"
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:30 İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Türkiye, benimsediği 360 derece güvenlik perspektifiyle modern tehditleri yönetme konusunda NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı ile Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) ortaklığında düzenlenen ‘NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma’ başlıklı panele katıldı. Burada açış konuşmasını yapan Duran, günümüzde uluslararası sistem açısında yeni bir konjonktürle karşı karşıya olunduğunu belirterek "NATO ittifakı tekrar güçlü bir dönüşüm baskısıyla karşı karşıyadır. Ortaya çıkan tabloya baktığımızda birbiriyle farklı başlıklarda kesişen çok sayıda krizin aynı anda yaşandığını; uluslararası sistemi ayakta tutan yapılarda ciddi kırılmaların meydana geldiğini görüyoruz. Diğer bir ifadeyle, uluslararası düzen, çok boyutlu ve derin bir kırılma yaşamaktadır. Geçici bir kriz döneminden çok kalıcı ve yapısal bir dönüşüm evresi olarak tanımlayabileceğimiz bu süreç; yeni sorunları beraberinde getirdiği gibi, doğal olarak da yeni çözümlere olan ihtiyacı da perçinlemektedir" ifadelerini kullandı. "Türkiye, NATO’ya ciddi katkılar yapabilecek güç ve kapasiteyi haizdir" Duran, Türkiye’nin NATO’ya katkı sunabilecek güçte olduğunu vurgulayarak "NATO’nun yapısal savaş ortamında kendini dönüştürerek dayanıklılığı, caydırıcılığı ve kriz yönetimini merkeze alan güçlü ve bütüncül bir yaklaşımı benimsemek zorundadır. Türkiye, bu bağlamda NATO’ya, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da çok ciddi katkılar yapabilecek güç ve kapasiteyi haizdir. Aynı şekilde NATO da Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması noktasında çok önemli bir ittifaktır" değerlendirmesinde bulundu. ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın küresel sistemde bir eskalasyon endişesini doğurduğunu belirten Duran, süren gerilimin, dünyanın farklı noktalarındaki krizleri de etkilediğini ve bu krizlerin çatışmalara evrilme ihtimalini canlı tuttuğunu ifade etti. "BM çatışmalara müdahale etme, onları durdurma ya da önleme noktasında işlevini büyük ölçüde kaybetmiş durumdadır" Duran, "Birleşmiş Milletler (BM), çatışmalara müdahale etme, onları durdurma ya da önleme noktasında işlevini büyük ölçüde kaybetmiş durumdadır. Sözünü ettiğimiz bu gelişmeler NATO’nun kendi içindeki dayanıklılığını ve iş birliğini tahkim etmesinin ne denli hayati olduğunu bizlere göstermektedir. NATO güçlü olduğu ölçüde müttefiklerinin güvenliğini temin edebilecek; dayanıklılığını geliştirdiği nispette krizlere yapıcı çözümler sunabilecektir. Türkiye bu anlamda NATO’nun en stratejik paydaşlarından biridir. Türkiye, ittifaka ‘istikrar’ başta olmak üzere farklı bağlamlarda kritik katkılar sağlayan bir ülkedir" diye konuştu. "Türkiye, NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır" Türkiye’nin jeopolitik konumu ve tarihsel bağlamı nedeniyle Ortadoğu’da sözü geçen bir aktör konumunda olduğunu aktaran Duran, "Aynı zamanda Türkiye, benimsediği 360 derece güvenlik perspektifiyle modern tehditleri yönetme konusunda NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır. Bu güvenlik perspektifiyle ülkemiz; askeri, siyasi, ekonomik ve teknolojik alandaki tehditlerle iletişim sahasında oluşan riskleri bütüncül biçimde ele almakta, sert güç ve yumuşak gücünü entegre biçimde kullanarak güvenliğini tesis etmektedir" açıklamasında bulundu. "Her türlü krizin çözümünde adaleti merkeze alan bir çözüm için diplomasinin tüm imkanlarını kullanmaya devam edeceğiz" Duran, Türkiye’nin, barış ve istikrarı esas alan dış politikasıyla bölgesinde bir bir barış yurdu olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye, ABD ile İran arasında 2 haftalık ateşkesin sağlanmasına da ciddi katkılarda bulunmuştur. Aslında Türkiye, krizin savaşa evrilmemesi için diplomasinin tüm imkanlarını en baştan itibaren devreye sokmuştu. Liderler arasında diyalog kurma girişimi de dahil olmak üzere farklı inisiyatifleri ortaya koyduk. Tarafları İstanbul’da bir araya getirerek çatışma iklimine meydan vermemenin, barışı sağlamanın mücadelesini gösterdik. Bölge ülkeleriyle temasa geçerek farklılıkları minimum seviyeye düşürmeye çalıştık. Savaş başladıktan sonra ise, ABD ve İran ile doğrudan görüşmeler de dahil geniş bir diplomatik seferberlik ilan ettik. Savaşın bölgeye yayılmaması için bölge ülkeleriyle ikili temaslar gerçekleştirdik. 20’nin üzerinde küresel aktörle ikili temaslar gerçekleştirdik. Bundan sonraki süreçte de Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, her türlü krizin çözümünde adaleti merkeze alan bir çözüm için diplomasinin tüm imkanlarını kullanmaya devam edeceğiz." "Lübnan’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün muhafazasına güçlü desteğimizi yineliyoruz" Bölgede sağlanan ateşkese rağmen Netanyahu hükümetinin Lübnan’a yönelik saldırıları ile barış ve istikrarı tesis etmeye yönelik uluslararası adımları hedef aldığını anlatan Duran, "Türkiye olarak Lübnan’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün muhafazasına güçlü desteğimizi yineliyor, uluslararası toplumu bir an evvel harekete geçmesi gerektiğinizi hatırlatıyoruz Buraya kadar ele aldığımız tüm süreçler, Türkiye’nin küresel barış ve istikrar açısından ne kadar önemli bir aktör olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda NATO Zirvesi’nin bu yıl Ankara’da gerçekleşecek olması da ayrıca anlamlıdır. Böylesi stratejik önemi haiz bir ülkenin başkentinde liderlerin vereceği mesajlar, NATO’nun geleceği açısından büyük ölçüde belirleyici olacaktır" dedi. "Barış ve adaleti tesis edecek küresel güvenlik mimarisi hakikat temelli bir iletişim alanına ihtiyaç duymaktadır" Dezenformasyon, algı yönetimi, yapay zeka tabanlı sahte içerikler ve daha nice unsurların çatışma ve savaşların bir parçası haline geldiğine dikkati çeken Duran, şu ifadeleri kullandı: "İletişim alanında hibrit tehditler ve bunların karşısında devletler, enformasyon trafiğinin tamamını kapsayacak bütüncül bir stratejik yaklaşımı ortadadır ve bunu benimsemek zorundayız. NATO da üye ülkelerin stratejik iletişim kapasitelerinin arttırılmasını öncelikleri arasına almıştır. Bugün NATO kapsamında dayanıklılığın pekişeceği yeni bir stratejik konumlanmadan söz edeceksek, mevcut küresel krizleri iletişim bağlamında da derinlemesine irdelememiz; bu alanda geliştirilecek iş birliği imkanları üzerine fikir teatilerinde bulunmamız gerekmektedir. Zira modern çağda barış ve adaleti tesis edecek küresel güvenlik mimarisi, mutlaka ama mutlaka hakikat temelli bir iletişim alanına ihtiyaç duymaktadır." Panel, açış konuşmalarının ardından ‘NATO ve Değişen Güvenlik ortamı’ ve ‘74’üncü yılında Türkiye-NATO Ortaklığı’ oturumlarıyla devam edecek.
İş arayanlar ve işverenler aynı masada buluştu
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:58 İş arayanlar ve işverenler aynı masada buluştu Ankara Pursaklar Belediyesi, vatandaşlara yeni iş kapıları aralamak amacıyla işverenlerle iş arayanları buluşturdu. Pursaklar Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Halkla İlişkiler Müdürlüğü’ne bağlı İstihdam Şefliği, ilçe halkının istihdamını artırmak için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Pursaklar’da iş arayanlarla işverenler aynı masada buluştu, yüzlerce kişi yeni bir başlangıç için ilk adımı attı. ‘‘Pursaklar’da kimse kendini yalnız hissetmeyecek; belediye olarak her zaman vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz’’ Farklı sektörlerde personel ihtiyacını karşılamaya yönelik düzenlenen görüşmelerle iş arayan vatandaşlara önemli fırsatlar sunulduğunu belirten Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Göreve geldiğimiz günden bu yana iş arayan vatandaşlarımız ile eleman ihtiyacı duyan işverenlerimiz arasında güçlü bir köprü kurmaya gayret ediyoruz. İş arayanlarla işverenleri bir araya getirerek, vatandaşlarımızın farklı alanlarda iş imkânlarına ulaşmasını sağlıyoruz. Aynı zamanda işverenlerin de ihtiyaç duydukları personeli hızlı ve doğru şekilde temin etmelerine yardımcı oluyoruz. Önümüzdeki süreçte de istihdam odaklı projelerimizi artırarak sürdürecek, daha fazla işverenle iş birliği yaparak daha fazla vatandaşımıza ulaşacağız. Pursaklar’da kimse kendini yalnız hissetmeyecek; belediye olarak her zaman vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. Marketler Zinciri’nin Pursaklar’da yeni açılacak olan şubesi için 20 erkek-kadın personel alımı nedeniyle şarküteri, kasap, manav, unlu mamuller, kasa, reyon kısımlarında çalıştırılmak üzere deneyimli veya deneyimsiz 252 kişiyi arayan Pursaklar Belediyesi, 49 kişiden olumlu cevap alırken, sosyal medyadan görüp gelen 121 kişi ile birlikte toplam 138 kişi ile iş görüşmesi gerçekleştirdi. Belediye Meclis Toplantı Salonundan gerçekleştirilen görüşmelerin ardından firma yetkililerinin yapacağı nihai değerlendirme sonucunda işe alınacak adayların belirleneceği bildirildi. Pursaklar Belediyesi, vatandaşlara yeni istihdam fırsatları sunmaya yönelik çalışmalarını sürdürüleceğini vurguladı.
MSB: (C-130E Kargo Uçağı incelemesi) "İçerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanılmamıştır"
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:52 MSB: (C-130E Kargo Uçağı incelemesi) "İçerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanılmamıştır" Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Gürcistan’da kaza-kırıma uğrayan C-130E Kargo Uçağı’nın incelemelerinde içerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanmadığını açıkladı. MSB, haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından gazetecilerin gündeme dair sorduğu soruları yanıtladı. MSB tarafından yapılan açıklamada, Gürcistan’da düşen C-130E Kargo Uçağı’nın devam eden teknik incelemesindeki son duruma dair bilgi verildi. "Ortak çalışmalar yürütülmektedir" Düşen kargo uçağındaki son durum hakkında şu ifadelere yer verildi: "11 Kasım 2025 tarihinde 68-1609 Kanat Numaralı C-130E uçağının geçirdiği kaza-kırım sonrası Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın koordinesinde yapılan Teknik İnceleme Heyetinin faaliyetleri, önce Gürcistan’daki enkaz alanında, sonrasında da enkazın getirildiği 2’nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü Kayseri tesislerinde aralıksız olarak devam etmektedir. Detaylı incelemeler koordineli olarak icra edilmekte ve bu süreçte 1’nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü Eskişehir, 12’nci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı, TUSAŞ, MKE ve Jandarma Genel Komutanlığı ilgili uzman birimleriyle ortak çalışmalar yürütülmektedir." "Kayıt cihazında kazayı aydınlatacak ilave veriler bulunmadığı tespit edilmiştir" Uçuş Veri Kayıt Cihazı incelemesine ilişkin yapılan açıklamada, "Teknik Rapor çalışmaları devam etmekte olup kaza incelemesine yönelik mevcut durumda; Uçuş Veri Kayıt Cihazı kayıtları incelendiğinde, kaza anına kadar dijital veri kayıtlarında uçuş ekibinin konuşmalarında ve uçağın sistemlerinde her şeyin normal devam ettiği, bir aksaklık tespit edilmediği, olayın ani geliştiği, uçak kuyruk konisi bölgesinin uçak gövdesinden ayrılması nedeniyle FDR’a ait güç ve veri kablolarının kopması sonucu kaydın sonlandığı, dolayısıyla kayıt cihazında kazayı aydınlatacak ilave veriler bulunmadığı tespit edilmiştir" ifadeleri kullanıldı. "İçerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanılmamıştır" Uçağın motor ve pervane sistemlerine ait teknik inceleme ile patlayıcı madde incelemelerine dair yapılan açıklamada, "Uçağın motorları ve pervaneleri üzerinde yapılan detaylı incelemeler sonucunda, motor ve pervanelerin kaza anına kadar sorunsuz bir şekilde çalıştığı tespit edilmiştir. Pervane kopmasından kaynaklı uçak gövdesinin hasarlandığına dair bir durum tespit edilmemiştir. Jandarma Kriminal Başkanlığı tarafından uçak enkazından alınan numunelerin incelenmesi sonucunda, içerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanılmamıştır" açıklamasına yer verildi. "Çekme testlerinde malzemelerin gevrek yorgunluk davranışı sergilediği tespit edilmiştir" MSB tarafından uçak enkazından alınan parçalar üzerindeki yapısal hasar ve izlere yönelik ilave metalurjik incelemeler ile analizlerin detaylı olarak devam ettiği belirtilerek, "Malzemelerde tespit edilen kırık-kesit analizlerinin raporlanması beklenmekte olup gelinen aşamada kırılmaların yorulma kaynaklı başlamadığı, ancak çekme testlerinde malzemelerin gevrek yorgunluk davranışı sergilediği tespit edilmiştir. Basında çıkan azot tüpüyle ilgili haberlerin gerçekleri yansıtmadığı, aslında uçakta yangın söndürme mayisi bulunan ve uçak içinde sabitlenmiş 19 kilogramlık iki adet yangın tüpü olduğu, bunların uçak enkazında sağlam biçimde ve herhangi bir yere çarpma izi olmaksızın bulunduğu belirlenmiştir" ifadelerine yer verildi. "Bulgulara yönelik metalurjik ve teknik incelemeler laboratuvarlarda devam etmektedir" Kargo uçağının arızasındaki muhtemel sebeplerin değinildiği açıklamada, şu ifadeler yer aldı: "Her iki kanadın üst kısmında bulunan dingilerden birinin yanıcı/patlayıcı olmayan CO2 gazı ile dolu tüpüyle beraber yuvasından çıkmış, uçağın sol kuyruk-gövde kısmına temas etmiş, oradan da dinginin dikey stabilizeyi kavramış olabileceği, tüpün vurmasıyla gövdeye, dikey ve yatay stabilizeye yapısal hasar vermiş olabileceği, bunun da uçağın düşmesine yol açmış olabileceği değerlendirilmiş olup bulgulara yönelik metalurjik ve teknik incelemeler laboratuvarlarda devam etmektedir. Halkımızın ve kamuoyunun resmî açıklamalar dışındaki provokatif söylemlere itibar etmemesi önemlidir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi ilgili süreçlerin tamamlanmasının ardından hazırlanacak nihai rapor, kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılacaktır" "KKTC’nin egemenliğine yönelik her türlü tehdit ve şiddet eylemi karşısında gerekli tedbirleri kararlılıkla alıyoruz" Terör örgütü EOKA’nın geçmişte Kıbrıs adasında yürüttüğü şiddet eylemlerinin tek taraflı ve çarpıtılmış anlatımlarla ‘özgürlük mücadelesi’ olarak sunulmasının, adadaki kalıcı çözüm çabalarına ve mevcut güven ortamına zarar verdiği vurgulanan açıklamada, "Bu çerçevede, EOKA terör örgütünün kuruluş yıl dönümünde yapılan açıklama ve etkinlikler, tarihi gerçeklerin çarpıtılarak yorumlanmaya devam ettiğinin açık bir göstergesidir. Söz konusu yaklaşımın, Kıbrıs Rum kesimindeki çocuk ve gençlere gerçeğe aykırı şekilde aktarılması, adadaki karşılıklı diyalog ve anlayış zeminini zayıflatmaktadır. Son dönemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki sivilleri hedef alan provokatif eylemler de bu çarpık zihniyetin günümüzdeki yansımaları olarak ortaya çıkmaktadır. Kıbrıs Türk tarafı, her zaman olduğu gibi adada adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün tesisi yönündeki yapıcı ve iyi niyetli tutumunu sürdürmektedir. Bu kapsamda, Kıbrıs Türk halkının güvenliği ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenliğine yönelik her türlü tehdit ve şiddet eylemi karşısında gerekli tedbirleri kararlılıkla aldığımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Adada gerilimi artırabilecek girişimlerden kaçınılması ve sağduyunun hakim kılınması, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile sağlanan barış ve huzur ortamının korunması açısından büyük önem arz etmektedir" açıklamasında bulunuldu.
Bakan Göktaş’tan Osmaniye’deki sel felaketine ilişkin açıklama:
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:08 Bakan Göktaş’tan Osmaniye’deki sel felaketine ilişkin açıklama: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde meydana gelen sel felaketinden etkilenen hanelerin acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanması için Osmaniye Kadirli ilçesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na (SYDV) 2 milyon lira kaynak aktardıklarını bildirdi. Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, Bakanlık olarak yağışların başladığı ilk andan itibaren saha çalışmalarını etkin bir şekilde sürdürdüklerini belirtti. Sel felaketinin ardından, SYDV ekiplerince inceleme, hane ziyaretleri ve hasar tespit çalışmalarının ilgili kurumlarla koordineli şekilde yürütüldüğünün altını çizen Göktaş, şunları kaydetti: "Bu kapsamda, afetten etkilenen vatandaşlarımızın acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik Osmaniye Kadirli ilçesi SYDV’ye 2 milyon lira tutarında kaynak aktardık Devletimiz, tüm kurumlarıyla birlikte afetten etkilenen vatandaşlarımızın yaralarının en kısa sürede sarılması için çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Yoğun yağışlar sonucu yaşanan sel felaketi nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Evleri zarar gören ve yaşamları olumsuz etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, her zaman yanlarında olduğumuzu ifade ediyoruz." Bakan Göktaş ayrıca sel felaketinden etkilenen vatandaşların psikososyal destek ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla ekiplerin sahada hazır olduğunu bildirdi. İlk belirlemelere göre 208 hane, 22 işyeri ve 16 araç hakkında hasar ihbarında bulunulduğunu ve iki can kaybının yaşandığını bildiren Göktaş, "AFAD ekipleri tarafından ihbarların değerlendirilmesi ve Kadirli Belediye ekiplerince sel sularının tahliye işlemlerinin tamamlanmasının ardından Bakanlık olarak uzman personelimizle psikososyal destek çalışmalarına başlayacağız" ifadelerini kullandı.