Yerel Haberler
Ankara
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek önceliğimizdir"
25 Şubat 2026 Çarşamba - 21:38 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek önceliğimizdir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ATO Congresium’da gerçekleştirilen Geleneksel MÜSİAD Ankara İftarı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, Ramazan ayının birliğe, beraberliğe ve kardeşliğe vesile olmasını temenni etti. Dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini ve artık eski küresel ve liberal dünyanın olmadığını aktaran Yılmaz, "Uluslararası kuralların, kurumların zayıfladığı, ülkelerin korumacı eğilimlerinin güçlendiği, güç siyasetinin ön plana çıktığı, ‘güçlüysem istediğimi yapabilirim’ gibi bir anlayışın dünyada giderek hakim hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. Bu çok iyi bir dönem değil. Bunu tasvip ettiğimiz için söylemiyorum ama bu gerçeği de görmemiz lazım. Böyle bir dönemden geçiyoruz. Eski düzen, eski kurallar giderek zayıflıyor ve yeni bir düzen de ortada yok. Dolayısıyla bu tür dönemler, en tehlikeli dönemlerdir. Bunun temelinde ne var diye baktığınız zaman dünyada ekonomide yeni bir güç dağılımı var. Çin başta olmak üzere Uzakdoğu’nun yükselişi, dünya ekonomik hiyerarşisinin dönüşümü siyasi gerilimleri de besliyor. Dünyanın bu yeni ekonomik gerçekliğiyle siyasal gerçekliği örtüşmüyor. Dolayısıyla bir çatışma ortamı içindeyiz. Ekonomideki bu güç dağılımı siyasette de jeopolitik gerilimleri besliyor. Bölgemizde de bunu yaşıyoruz, görüyoruz, dünyanın birçok farklı bölgesinde de bu gerilimlere şahit oluyoruz" ifadelerine yer verdi. Dünyada belirsizliklerin yükseldiği ve risklerin arttığı bir dönemde ülkelerin kendi iç cephelerini güçlendirmeleri gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, öngörülebilirliğin azaldığı bir dünyada daha öngörülebilir politikaların izlenmesi, sağlıklı, sağlam ve ihtiyatlı politikalarla hareket etmenin önemli olduğunu vurguladı. Dünyanın içinde bulunduğu bu riskli dönemde Türkiye’nin realiteleri gördüğünü ve bu doğrultuda orta ve uzun vadeli hedefleri belirlediklerini dile getiren Yılmaz, bu hedeflere dönük çabayı kararlılıkla sürdürdüklerine vurgu yaptı. "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" Ekonomi politikalarında son dönemlerde istikrarı daha fazla ön plana çıkardıklarını belirten Yılmaz, "Malum dünya bir pandemi yaşadı. Pandemi sonrasında hala etkilerin belli oranlarda devam ettiğini söyleyebiliriz. 2020-2024 dönemine baktığımızda dünya ekonomisi kümülatif olarak 100 iken ancak 115 olabilmiş. Aynı dönemde Türkiye ekonomisi 100 iken 130 olmuş. Dünyanın iki katı kadar bir büyüme kaydetmiş. Dolayısıyla reel ekonomi tarafında güçlü bir performans ortaya koyduğumuzu söyleyebilirim. Bu süreçte finansal açıdan istikrarsızlıklar yaşadık. Enflasyon oranımız yükseldi, dolayısıyla reel ekonomide elde ettiğimiz bu kazanımları olabildiğince koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir. Başta enflasyon oranını aşağı çekmek, makro finansal istikrarımızı güçlendirmek, öngörülebilirliğimizi artırmak şu andaki politikalarımızın temel önceliğini oluşturuyor. Bu konuda da belli bir mesafe almış durumdayız. 2024’ün Mayıs ayında enflasyon 75 buçuğa kadar yükseldi. O günden bu güne 45 puan civarında enflasyon oranında düşüş var" diye konuştu. Temel mallarda yüzde 17’lere kadar enflasyon oranının indiğini söyleyen Yılmaz, özellikle kira, eğitim gibi kalemlerde de giderek iyileşme gördüklerine dikkati çekti. "2026 yılı özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacak" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026 yılının özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacağını dile getirerek, "Biz bir taraftan genel makro istikrarı sağlayarak bu olumluluğu desteklemeye çalışıyoruz. Türkiye, enflasyon ve faizlerde düşüş seyrine girmiş durumda ama bir taraftan da bu makro iyileşmeyi beklemeden selektif dediğimiz politikalarla da reel sektörümüzü destekliyoruz. Reel sektör içinde özellikle emek yoğun şirketlerimizin yaşadığı sıkıntıların farkındayız. Bu sektörlerimize dönük politikalar izliyoruz" dedi. "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak" Enflasyonla beraber büyümeyi de dengeli bir şekilde sürdürdüklerine vurgu yapan Yılmaz, "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak. Kişi başına gelirimiz 18 bin dolara yakın mertebelerde gelecek diye tahmin ediyoruz. Bu değerlerle Türkiye ekonomisi nominal dolar bazında dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi, satın alma gücüne göreyse 11’inci büyük ekonomisi olacak" açıklamasında bulundu. Para politikası ve maliye politikasını eşgüdüm içerisinde uyguladıklarını kaydeden Yılmaz, Orta Vadeli Programda bütüncül bir politika setini ortaya koyduklarını ve buna göre hareket ettiklerini belirtti. Ayrıca Yılmaz, para politikası ve maliye politikası dışında yapısal dönüşümler ve arz yönlü politikalarında çok kıymetli olduğunu sözlerine ekledi. "Hep birlikte ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere taşıyacağımıza gönülden inanıyoruz" Sağlıklı para ve maliye politikaları başta olmak üzere arz yönlü politikalar ve yapısal dönüşümlerle yola devam edeceklerine dikkati çeken Yılmaz, "Doğru bir program izliyorsanız elinizde olmayan, kontrol edemediğiniz faktörler sizi bir miktar geciktirebilir veya olumlu bir sürprize hızlandırıcı etki yapabilir ama asıl etkili olan sizin kendi programınızdır, ortaya koyduğunuz hedeftir. Onu kararlı bir şekilde uygularsanız bir ay önce veya üç ay sonra hedeflerinize ulaşırsınız. Biz de bu anlayış içinde sabırla, kararlılıkla programımızı hayata geçiriyoruz. Burada da kamu, özel sektör, sivil toplum hep birlikte dünyanın bu zorlu döneminde ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere hep birlikte taşıyacağımıza da gönülden inanıyoruz" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlar olarak bir taraftan 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e erişmenin coşkusunu yaşıyor, diğer taraftan da Gazze’de, Sudan’da ve daha birçok yerde sıkıntı çeken, eziyet gören, bir kuru ekmek, bir tas çorba ile i
25 Şubat 2026 Çarşamba - 20:25 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlar olarak bir taraftan 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e erişmenin coşkusunu yaşıyor, diğer taraftan da Gazze’de, Sudan’da ve daha birçok yerde sıkıntı çeken, eziyet gören, bir kuru ekmek, bir tas çorba ile i Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yıllarca örselenen, yıllarca hakları yok sayılan, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik bu düzenlemelerin ülkemizdeki kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz. Milletin anayasamızın amir hükümlerine uygun şekilde din ve vicdan hürriyetine sahip olması, inancını kamusal alanda özgürce yaşaması nedense bunlara dokunuyor, bunları adeta zıvanadan çıkartıyor" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda düzenlenen Emek Sofrası Buluşması İftar Programına katıldı. Burada konuşan Erdoğan, kendi iktidarlarından önce işçi ve emekçilerin haklarına yönelik verilen sözlerin tutulmadığını bu sözlerin kendi iktidarları döneminde gerçeğe dönüştüğünü söyledi. Erdoğan, yıllarca bazı kesimlerin de haklarının elinden alındığını söyleyerek, kendi iktidarlarında bu hakların geri iade edildiğini ancak bu iadelerden de rahatsızlık duyanlar olduğunu belitti. "Gazze’li kardeşlerimiz bir kez daha imanlarıyla tüm Müslümanlara örnek oluyor" Konuşmasının başında Gazze ve Sudan’da Müslümanların zor şartlarda oruç tutup, iftar yaptığını hatırlatan Erdoğan, "Müslümanlar olarak bir taraftan 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e erişmenin coşkusunu yaşıyor, diğer taraftan da Gazze’de Sudan’da ve daha birçok yerde sıkıntı çeken, eziyet gören bir kuru ekmek, bir tas çorba ile iftar yapmak zorunda kalan kardeşlerimizin sızısını yüreğimizde hissediyoruz. 10 Ekim’de bizim de çabalarımızla sağlanan ateşkese rağmen hukuk tanımaz İsrail hükümeti Gazze ve Batı Şeria’ya yönelik saldırılarını artırarak sürdürüyor. İsrail’in saldırıları sonucu 11 Ekim’den bu yana 615 Filistinli şehit oldu. 2 bine yakın Filistinli kardeşimiz yaralandı. İnsani yardım malzemelerinin girişinde halen ciddi güçlükler çekiliyor. Gazze’nin nefes borusu olan refah sınır kapısında kısıtlamalar, zulümler, İsrail’in keyfi davranışları maalesef devam ediyor. Yıkıntılar arasında kurşun ve şarapnel izleriyle dolu derme çatma binalarda iftar yapan, son derece çetin şartlar altında oruç tutan ama bunlara rağmen zalime boyun eğmeyen Gazze’li kardeşlerimiz bir kez daha imanlarıyla tüm Müslümanlara örnek oluyor" diye konuştu. "İlk günden itibaren hedefimiz işçi, işveren ve kamu görevlisi dahil herkesin hukukunun korunduğu bir sistemi ülkemize kazandırmaktı" Emek, alın teri ve helal kazancın kutsal değerleri olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu kavramlar adaletle, hakkaniyetle ve refahla yoğrulmuş tarihimizin köşe taşlarıdır. Asırlar boyunca Ahi Teşkilatımız, Loncalarımız ve Orta Sandıklarımız sadece işçiyle işverenin hukukunu korumakla kalmamış. Aynı zamanda toplumsal düzenin en sağlam teminatlarından biri olmuştur. Ahi Evran’ın eşine, işine, aşına özen göster sözü dün olduğu gibi bugün de çalışma hayatımızın temel felsefesini oluşturuyor. Emeği mukaddes gören ve alnındaki ter kurumadan emeğin karşılığının ödenmesini emreden bir dinin mensupları olarak 2002 yılından beri siz değerli kardeşlerimin hakkını vermeye adil ve huzurlu bir çalışma iklimi inşa etmeye gayret gösterdik. İlk günden itibaren hedefimiz işçi, işveren ve kamu görevlisi dahil herkesin hukukunun korunduğu iş barışının en ideal seviyede sağlandığı bir sistemi ülkemize kazandırmaktı. Ne ülkemizdeki malum çevreler gibi sermaye düşmanlığı yaptık, ne sermayeyi renklere ayırdık, ne de rızkını alın teri dökerek kazanan emekçi kardeşlerimizin haklarının gasp edilmesine göz yumduk. Dengeli, sağduyulu ve rasyonel politikalarla işçilerimizin memurlarımızın, sendikalarımızın şartlarını iyileştirmek, refah seviyelerini yükseltmek için çaba harcadık" ifadelerini kullandı. "Ana Muhalefet Partisi’nin Anayasa Mahkemesine taşıyıp iptal ettirdiği toplu sözleşme ikramiyesini yeniden biz yürürlüğe koyduk" Kendi iktidarlarında, emekçilere daha önce verilip tutulamayan sözleri yerine getirdiklerini ve bunun yanında birçok hakkı emekçilere kazandırdıklarını belirten Erdoğan, "Yıllardır bizden önceki siyasilerin vaatlerinden öteye gitmeyen alanlarda, devrim niteliğinde adımları attık. Değerli kardeşlerim, bakın burada öne çıkan reformlarımızı sizlerle kısaca paylaşmak isterim. 1 Mayıs biliyorsunuz bu ülkede yıllarca en fazla tartışma konusu olan hususlardan biridir. 1 Mayıs’ı Emek ve Dayanışma Günü olarak resmi tatil ilan ederek bütün bu gereksiz tartışmalara biz son verdik. İşçi kardeşlerimizin daha emniyetli koşullarda çalışmalarını temin etmek için iş sağlığı ve güvenliği kanununu çıkardık. Sendikaların kuruluş şartlarını biz kolaylaştırdık. Sendikalar ve toplu iş sözleşmesi kanununu revize ederek iyileştirdik. Sendikal güvenceleri ve grev hakkını biz güçlendirdik. Kamu görevlilerimize toplu sözleşme hakkı tanıdık. Ana Muhalefet Partisi’nin Anayasa Mahkemesine taşıyıp iptal ettirdiği toplu sözleşme ikramiyesini yeniden biz yürürlüğe koyduk. Kamuda başörtüsü yasağını kaldırarak kadınların çalışma hayatındaki hak ve özgürlüklerini garanti altına aldık. Kamu çalışanlarımız artık Cuma izni, hac izni gibi haklardan tam ve etkin şekilde yararlanabiliyor" açıklamasında bulundu. "Yıllarca örselenen, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik düzenlemelerin kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz" Yaptıkları düzenlemelerle mağdur olan kesimlerin haklarını geri almasından bir kesimin rahatsızlık duyduğunu söyleyen Erdoğan, "Yıllarca örselenen, yıllarca hakları yok sayılan, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik bu düzenlemelerin ülkemizdeki kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz. Milletin anayasamızın amir hükümlerine uygun şekilde din ve vicdan hürriyetine sahip olması, inancını kamusal alanda özgürce yaşaması nedense bunlara dokunuyor, bunları adeta zıvanadan çıkartıyor. İşte sizler de inanıyorum ki üzülerek takip ediyorsunuz. Her karış toprağı şehit kanlarıyla yoğrulmuş 1000 yıldır i’la-yı kelimetullah sancaktarlığını üstlenmiş yüzde 99’un Müslüman olan bir ülkede işçinin, memurun, üniversite öğrencilerinin gönül rahatlığıyla cumaya gitmesine, çocukların Ramazan-ı Şerif’in neşesini doya doya teneffüs etmesine laf ediyor, gerici azınlığın provokasyonu gibi son çirkin ve çirkef ifadelerle saldırıyorlar. Laiklik kavramının korkakça arkasına saklanıp, milletin inanç değerlerine ateş eden 27 Mayıs’tan beri milli iradeye yönelik darbe girişimlerinde cuntacılara sivil alanlarda tetikçilik yapma dışında hiçbir görevi olmayan Türkiye’nin 23 yılda yaşadığı değişimi içlerine sindiremeyen zihnen ve fikren fosilleşmiş bu güruhun hezeyanlarına sadece gülüp geçiyoruz. Onlar ne derse desin. Hangi bildiriyi yayınlarsa yayınlasın. Biz toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyetle hareket edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Meydanlarda emekli ve emekçiye ve bol keseden vaat dağıttığı halde göreve gelince verdiği sözleri unutanlardan olmadık" Kendisinin de çalışma hayatına genç yaşlarında İETT’de işçi olarak adım atmış olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "İster özel sektörde, ister kamuda olsun helal rızık peşinde koşmanın nasıl bir mücadele gerektirdiğinin gayet farkındayım. Aynı şekilde çalışmak, üretmek, ülkemiz ekonomisine katkı sunmak kadar emeğinin karşılığını almanın da emniyetinin bilincindeyiz. Bunun için siyasi hayatımızın hiçbir döneminde bazıları gibi siyasi emelleri için emeği ve emekçiyi istismar edenlerden olmadık. Meydanlarda emekli ve emekçiye ve bol keseden vaat dağıttığı halde göreve gelince verdiği sözleri unutanlardan olmadık. Kendi işçisi maaş alamadığı için belediye önünde eylem yaparken tropik adalarda zevk-ü sefa içinde keyif çatanlar gibi olmadık. Hep sırtımızda yumurta küfesi taşıdığımızın 86 milyonun emanetini ve sorumluluğunu taşıdığımızın şuuruyla hareket ettik. Devletimizin imkanları genişledikçe bundan 86 milyonun tamamının elbette emekçilerin, emeklilerimizin, memurlarımızın da adil bir şekilde yararlanmasını sağladık. Maaş artışları, disiplin affı, refakat izni ve ek ödemeler gibi alanlarda yaptığımız düzenlemelerle memurlarımızın özlük haklarını iyileştirdik. Kamu görevlilerimizin ücret artış oranlarını zam ve tazminatlarını, sosyal desteklerini enflasyona ezdirmeyecek şekilde biz düzenledik. Emeklilerimizin yılda iki defa olmak üzere bayram ikramiyesi ve banka promosyonu gibi yeni haklardan istifade etmelerini temin ettik. Geçmişte ilaç ve hastane kuyruklarında ömür tüketen vatandaşlarımızın tüm sorunlarını giderdik. Sağlık ve sosyal güvenlik sistemini sorunsuz şekilde işler hale getirdik. Kamu kurumlarındaki alt işveren işçilerine ve sözleşmeli personele kadro verdik. Geçici işçilerin tam yıl çalışabilmesini önüne açtık. Daha nice düzenlemeyi, yeniliği, projeyi devreye alarak çalışanlarımızı her alanda destekledik. Teşvik ettik, güçlendirdik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz."
Kılıçdaroğlu Süleyman Soylu’ya 10 bin TL tazminat ödeyecek
25 Şubat 2026 Çarşamba - 20:11 Kılıçdaroğlu Süleyman Soylu’ya 10 bin TL tazminat ödeyecek Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, Kemal Kılıçdaroğlu ile Süleyman Soylu arasında karşılıklı açılan manevi tazminat davasına ilişkin istinaf incelemesini tamamladı. İstinaf mahkemesi, Kılıçdaroğlu’nun açtığı 10 kuruşluk manevi tazminat davasını reddetti. Soylu’nun karşı davasını ise kısmen kabul ederek 10 bin lira manevi tazminata hükmetti. Dava süreci, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 13 Mayıs 2021 tarihli sosyal medya paylaşımı ve 19 Mayıs 2021’de katıldığı televizyon programındaki açıklamaları sonrası başladı. Kemal Kılıçdaroğlu, söz konusu ifadelerin kişilik haklarını zedelediğini ileri sürerek her bir açıklama için 5’er kuruş olmak üzere toplam 10 kuruş manevi tazminat talep etti. Kılıçdaroğlu ayrıca konuya ilişkin yaptığı basın açıklamasında, "5 paralık adama 5 kuruşluk dava açtık" dedi. Süleyman Soylu ise sözlerinin siyasi eleştiri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Bununla birlikte, Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığını belirterek 20 bin TL’lik karşı dava açtı. Ankara 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, tarafların sözlerini siyasi tartışma kapsamında değerlendirerek hem Kılıçdaroğlu’nun açtığı davayı hem de Soylu’nun karşı davasını reddetti. Dosyayı yeniden inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, Soylu’nun açıklamalarının sert ve incitici nitelikte olmakla birlikte siyasi tartışma bağlamında ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığına hükmetti. Bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun açtığı 10 kuruşluk dava esastan reddedildi. Ancak mahkeme, Kılıçdaroğlu’nun dava sonrasında yaptığı bazı açıklamaların eleştiri sınırlarını aştığı ve Soylu’nun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği kanaatine vardı. Bu kapsamda, 10 bin lira manevi tazminatın 28 Mayıs 2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Kılıçdaroğlu’ndan alınarak Soylu’ya ödenmesine karar verildi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan Yeni Yol Grubu’na ziyaret
25 Şubat 2026 Çarşamba - 19:25 TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan Yeni Yol Grubu’na ziyaret TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM’de Yeni Yol Grubu’nu ziyaret etti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Yeni Yol Grubu’nu ziyaret etti. Kurtulmuş’u Yeni Yol Grup Başkanı Bülent Kaya, Grup Başkanvekilleri Mehmet Emin Ekmen ve Selçuk Özdağ, İzmir Milletvekili Mustafa Bilici karşıladı. Kurtulmuş, görüşme sonrası yaptığı açıklamada Yeni Yol Grubu’nun Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporuna katkılarına işaret ederek, "Şimdi bundan sonra raporda yer olan konuların hayata geçirilmesiyle ilgili yine ümit edelim ki siyasi partilerimiz ortak bir anlayışla, açık fikirlilikle, açık yüreklilikle çalışmalarını sürdürür ve bu yasal düzenlemeler başta olmak üzere çeşitli adımlar atılır. Böylece Türkiye tarihinin en önemli sorunu, Cumhuriyetimizin ilk asrının en ağır, en büyük bedeller ödediğimiz sorununu ortadan kaldıracak adımları atmak mümkün olur. Tabii bu süreçte örgütün kendisini feshi ve silahların bırakılması, sürecin raporda da ifade edildiği gibi kritik noktasıdır. Bu nokta gerçekten hem bütün tarafların beklentilerini karşılayacak hem de işin doğasına uygun bir yaklaşım olacaktır" ifadelerini kullandı. Yeni Yol Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen ise, raporun büyük bir çabayı ortaya koyduğunu belirterek, "Sayın başkanımız sadece Meclis içerisinde sağladığı koordinasyonla değil, devlet kurumları arasında da sağlamış olduğu koordinasyon ve oynadığı rolle raporun icra edilmesi ve hayata geçirilmesi noktasında sorumluluğunun devam ettiğine işaret ediyor. Kendisinin yapıcı ve müspet katkılarının devam edeceğini düşünüyoruz. Şimdi raporun gereklerini yerine getirme zamanıdır" şeklinde konuştu.
TBMM Başkanı Kurtulmuş AK Parti’yi ziyaret etti
25 Şubat 2026 Çarşamba - 17:25 TBMM Başkanı Kurtulmuş AK Parti’yi ziyaret etti TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, AK Parti grubunu ziyaret etti. Ziyarette yaptığı konuşmada Kurtulmuş, "Bundan sonra daha zor sürecin önünde olunduğunu söylemek isterim. Aynı kararlılık ve aynı eş güdüm içerisinde çalışıldığı takdirde burada da sonuç alacağımızı ve tamamıyla bu meselenin artık geride kalacağına yürekten inanıyorum" dedi. Kurtulmuş, AK Parti grubunu ziyaret etti. Kurtulmuş, AK Parti grubuna komisyona verdikleri destekten ötürü teşekkür etti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da devlet politikası haline dönüştürdüğü için minnetlerini ifade etti. Kurtulmuş, "Türkiye’nin en zor meselesi Cumhuriyet tarihimizin ilk asrının yarısının neredeyse heba edildiği, büyük bedeller ödediğimiz, ağır faturalar ödediğimiz şiddet ve terör meselesi ümit ediyorum ki bu çalışmayla birlikte yoluna girecek ve Türkiye’nin gündeminden kaldırılacaktır. Bu çalışmalar çok verimli tartışmaları da aslında gerçekleştirdiğimiz çalışmalar oldu. Birbirine taban tabana zıt fikirlere sahip olan insanların gelip hatta aynı oturumda yan yana oturdukları ve görüşlerini dile getirdiği oturumlar oldu. Umut anneleriyle, şehitlerimizin, gazilerimizin ailelerinin yan yana oturduğu oturumda her iki tarafında biz çocuklarımızı gömdük. Bundan sonra toprağa çocuklarımızı değil, silahları gömmek istiyoruz iradesi. Aslında bu komisyondaki dinleme faslının mottosu olarak önümüze çıkan bir temenniydi. Bu işin artık sona erdirilmesi, bir daha Türkiye’nin hiçbir evladının toprağa düşmemesi, ölmemesi, öldürülmemesi üzerinde hemfikirdir. Burada Cumhurbaşkanımızın inisiyatifiyle, öncülüğüyle başlayan bu devlet politikası bizim Meclisimizde kurulan bu komisyonla birlikte de bir millet politikası haline dönüştürülmüş oldu" ifadelerini kullandı. Çatışmalı konuların çözümünde parlamentoların devreye çok geç girdiklerini veya parlamentolarla birlikte 3. Göz adı verilen başka ülkelerin takip ve murakabe fonksiyonlarının devreye girdiğini hatırlatan Kurutulmuş, "Aslında bu komisyonun kurulmasıyla birlikte buraya bütün siyasi partilerimiz bir parti hariç bütün siyasi partilerin destek vermesiyle birlikte Türkiye’de milli irade ve milli iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi bu meselenin tek sahibi olduğunu, yegane meşru sahibi olduğunu ortaya koydu ve bu komisyon çalışmaları, bu demokratik anlayış içerisinde bugüne kadar geldi. Ve şunu da büyük bir şükranla ifade etmek istiyorum ki birbiriyle fikirleri farklı olan 50 milletvekili arkadaşımız o kadar yoğun tartışma ortamına rağmen hiçbir şekilde kırıcı, yıkıcı, karşı taraftaki arkadaşları, karşı tarafta gördüğü arkadaşları yok etmek için bir söz tarif etmedi Hatta neredeyse en ufak bir tartışmanın bile olmadığı müzakereler yapıldı" şeklinde konuştu. Kurtulmuş, önlerinde daha kritik bir dönem olduğunu kaydederek, "Bundan sonra daha zor sürecin önünde olunduğunu söylemek isterim. Aynı kararlılık ve aynı eş güdüm içerisinde çalışıldığı takdirde burada da sonuç alacağımızı ve tamamıyla bu meselenin artık geride kalacağına yürekten inanıyorum. AK Parti’ye de, başta AK Parti’nin Genel Başkanı Cumhurbaşkanımız olmak üzere grup başkanımız, genel başkanvekilimiz, grup başkanvekillerimiz nezdinde AK Parti’ye de çok teşekkür ediyorum. Samimi ciddi destekleri bu süreçte önemli bir rol oynamıştır" dedi. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler de komisyonun çalışmalarına 5 Ağustos’ta başladığını hatırlatarak, "İnternet sitesinde de şu anda bu rapor yayınlanmış durumda. Ben özellikle Meclis Başkanımıza şahsım adına ve grubum adına çok teşekkür ediyorum. Gerçekten çok özverili, çok gayretli, uzlaşmacı, yapıcı tutumuyla beraber aynı zamanda öngörü ve yol haritası sunma adına gerçekten bizlere çok büyük katkılar sağladı. Tabii 50 yıllık bir belayı ülkemizin terör meselesini çözmek bu konuda yapıcı tutum sergilemek, emek sarf etmek çok kıymetliydi. Ben yine bu süreçte katkı sağlayan siyasi parti gruplarına, genel başkanlarına ve koordinatör grup başkan vekillerine de çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.