Yerel Haberler
Ankara
Bakan Gürlek: "Genel af ya da şahsa özgü bir düzenleme olmayacak
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:32 Bakan Gürlek: "Genel af ya da şahsa özgü bir düzenleme olmayacak Adalet Bakanı Akın Gürlek, Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili nihai raporun Meclise sunulduğunu belirterek, "Şahsi cezasızlık algısı, genel af ya da şahsa özgü bir düzenleme olmayacak" dedi. AK Parti Grup Toplantısı öncesi açıklamalarda bulunan Bakan Gürlek, Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili nihai raporun Meclise sunulduğunu ve nihai amacın terör örgütünün önce silah bırakması ardından kendini feshetmesi olduğunu belirtti. Ayrıca Gürlek, suça sürüklenen çocuklarla ilgili de Aile Bakanlığı ile ortak çalışma yaptıklarını ifade etti. "Genel af olmayacak" Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan hakkında gündemde olan ‘umut hakkı’na farklı bir bakış açısıyla baktıklarını, raporda; genel bir af olmayacağını ifade eden Gürlek, "Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili nihai rapor Meclise sunuldu. Adalet Bakanlığı olarak kanunların yapılması için bir ekip oluşturduk. Meclisimiz bu konuda ihtiyaç duyarsa teknik ekibimiz her zaman hazır. Öncelikli olarak Terörsüz Türkiye süreci gündemde. Nihai amaç terör örgütünün tamamen silah bırakması, sonra kendini feshetmesi. Ondan sonra takdir artık Meclise ait. Ama şunu belirtmek istiyorum şahsi cezasızlık algısı, genel af ya da şahsa özgü bir düzenleme olmayacak" diye konuştu. "Maalesef çocuklar şiddete meyilli bir yapıya teşvik ediliyor" Son zamanlarda Türkiye’nin gündeminde olan suça sürüklenen çocuklarla ilgili de açıklamalarda bulunan Gürlek, çocukların suç örgütleri tarafından kullanıldığını belirterek, "Suç örgütlerinin çocukları kullandığını tespit ettik. Bu konuda Mecliste bir komisyon kuruldu. Maalesef çocuklar şiddete meyilli bir yapıya teşvik ediliyor. Bu konuda çalışıyoruz. 11. yargı paketi zaten önemli değişiklikler barındırıyor. 12. yargı paketi henüz meclise gelmedi, çalışmalar devam ediyor. Ayrıca sosyal medya düzenlemesi paketini de koymak istiyoruz. 15 yaşından küçük çocuklarımız için Aile Bakanlığımız çalışma yapıyor. Biz de Adalet Bakanlığı olarak 15 yaş üstü kişilerle ilgili çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmaları da kısa sürede pakete koyacağız" ifadelerine yer verdi.
ASO Başkanı Ardıç: "İhracatın yüzde 42’si AB’ye, yüzde 57’si Avrupa kıtasına yapılıyor"
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:29 ASO Başkanı Ardıç: "İhracatın yüzde 42’si AB’ye, yüzde 57’si Avrupa kıtasına yapılıyor" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, ihracatın yüzde 42’sinin Avrupa Birliği’ne (AB), yüzde 57’sinin Avrupa kıtasına yapıldığını belirterek, bu oranın yeşil dönüşümün neden ana gündemleri olduğunu tek başına anlattığını söyledi. ASO Şubat Ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, küresel ticarette değişen dengelere, Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın Türkiye’ye etkilerine, sanayide yaşanan daralmaya ve yeşil dönüşüm sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasına kısa süre önce hayatını kaybeden sanayici Akın Gökyay’ı anarak başlayan Ardıç, Ankara sanayisine ve kültür hayatına önemli katkılar sunduğunu belirterek, Gökyay ailesine başsağlığı diledi. "Ticaret artık ‘kargo’ değil, bir çeşit ‘kimlik kontrolü’ meselesi" Son dönemde küresel ticaretin yeniden yapılandığını, ABD-Çin hattında doğrudan ticaret zayıflarken, üretim ve tedarik ilişkilerinin Güneydoğu Asya, Avrupa Birliği ve diğer ara merkezler üzerinden yeniden kurgulandığını dile getiren Ardıç, "Ticaret ve tedarik zincirleri yön değiştiriyor, yeni rotalara yöneliyor. Mallar aynı yere gitse bile başka ülkeler üzerinden, yeni lojistik yollarla ve farklı kurallarla taşınıyor. Ticaret yeni güzergahlardan ilerliyor. Mal aynı limana gidiyor ama pasaportu, aktarması ve kontrol noktaları değişiyor. Kısacası ticaret artık ‘kargo’ değil, bir çeşit ‘kimlik kontrolü’ meselesi" diye konuştu. 232 milyar doları aşan ticari hacim Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticaret hacminin 232 milyar doları aştığını hatırlatan Ardıç, Gümrük Birliği kaynaklı asimetrik etkilere dikkat çekerek, üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmaların Türkiye’ye etkilerini dengeleyecek mekanizmaların hızla devreye alınması gerektiğini vurguladı. Ekonomik göstergelere ilişkin de Ardıç, yüksek finansman maliyetleri ve belirsizlik ortamının firmaları yatırımdan uzaklaştırdığını belirtti. Şirketlerin nakit dengelerini korumaya odaklandığını ifade eden Ardıç, sanayinin ‘bilanço resesyonu’ riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. "Sanayide istihdam son 1 yılda 282 bin kişi azalarak 6 milyon 531 bine geriledi" Sanayi ve tarımda üretimi baskılayan mevcut programın riski büyüttüğünü söyleyen Ardıç, üretim ve ihracat zayıflarsa enflasyonun arz yönlü yeni bir şokla artabileceğine dikkati çekerek, "2025 başından bu yana sanayi üretimi yataya yakın seyretti, yıllık ortalama artış yüzde 2,2’de kaldı. Aralıkta 49,1 olan PMI, ocakta 48’e geriledi ve 22 aydır eşik değer olan 50’nin altında. Faaliyet koşullarındaki bozulma son 3 ayın en belirgin seviyesinde. TÜİK’in 2025 yılı 4’üncü çeyrek verilerine göre sanayide istihdam son 1 yılda 282 bin kişi azalarak, 6 milyon 531 bine geriledi. İstihdamın yüzde 59,3’ü hizmetlerde, yüzde 20’si sanayide, yüzde 13,8’i tarımda. Bu dağılım, istihdamın hizmetlerde yoğunlaştığını gösteriyor. Oysa sürdürülebilir kalıcı istihdam ancak sanayi gibi üretime dayalı sektörlerde oluşturulabilir. Bu nedenle istihdam politikasını sadece ‘toplam sayı’ üzerinden değil, niteliği ve sektör kompozisyonu üzerinden de değerlendirmek zorundayız" dedi. "Ocak 2026’da geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 3,9 azaldı, ithalat ise yüzde 0,03 arttı" ASO Başkanı Ardıç, konuşmasına şöyle devam etti: "Dış ticaret verileri de üretimdeki zorlukları yansıtıyor. Ocak 2026’da geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 3,9 azaldı, ithalat ise yüzde 0,03 arttı. İhracat birim değer endeksi eylülden bu yana yükseliyor; aralık ayında artış yüzde 13. Ancak bu durum bizi yanıltmasın. Bu artış, rekabet gücünden değil, euro/dolar paritesindeki yükselişten kaynaklanıyor. İhracatımızın 2025’te 273,4 milyara ulaşmasında parite etkisini göz ardı etmemeliyiz. İthalat tarafında ise aralık ayında birim değer endeksi yüzde 4,2, miktar endeksi yüzde 6,3 arttı. Yani daha pahalıya daha fazla alıyoruz. Özellikle tüketim malları ithalatındaki artış, cari dengeyi ve enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor. Çözüm rekabet gücünü artırmak, verimliliği yükseltmek ve yüksek katma değerli üretimle sürdürülebilir ihracat artışı yakalamak." Yeşil dönüşüm konusuna değinen Ardıç, ihracatın yüzde 42’sinin AB’ye, yüzde 57’sinin Avrupa kıtasına yapıldığının altını çizerek, bu oranın yeşil dönüşümün neden ana gündemleri olduğunu tek başına anlattığını vurguladı. Rekabet, yalnızca maliyet ve kaliteyle değil, emisyon performansıyla da ölçülüyor Karbon artık bir çevre kavramı değil, doğrudan bir maliyet kalemi" diyen Ardıç, "Karbon yoğun üretimde verimlilik ve temiz enerji yatırımları geciktikçe maliyet baskısı kalıcı hale geliyor. Avrupa Birliği’nde karbon fiyatlamasında ton başına 80 euro seviyeleri referans alınıyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın yükümlülük dönemi 1 Ocak 2026’da başladı. Çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik sektörlerinde AB pazarına girişte yeni bir gerçeklik oluşuyor. Rekabet, yalnızca maliyet ve kaliteyle değil, emisyon performansıyla da ölçülüyor" diye konuştu. Temel sorun yapısal beceri-talep uyuşmazlığı TÜİK’e göre 2025’te lisans mezunlarının kayıtlı istihdam oranının yüzde 69,4 olduğunu, kendi alanında çalışma oranının ise sadece yüzde 56,1 olduğunu ifade eden Ardıç, her iki mezundan birinin okuduğu alanda çalışmadığını söyledi. Aynı zamanda Ardıç, Eurostat verilerine göre Türkiye’nin üniversite mezunu işsizliğinde yüzde 10,3 ile en yüksek ülkelerden; OECD ortalamasının ise yüzde 4,9 olduğunu açıkladı. Türkiye’de üniversite mezunu işsizliğinin genel işsizliğin üzerinde olduğunu açıklayan Ardıç, temel sorunun yapısal beceri-talep uyuşmazlığı olduğunu vurguladı. Ardıç, YÖK Başkanı Erol Özvar’ın kontenjanların azaltılacağı yönündeki açıklamalarını olumlu bulduklarını belirterek, bu sürecin müfredat reformlarıyla desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
Bakan Tekin: "Bu etkinliklere katılan kişilere, gerici azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak bir hakarettir"
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:19 Bakan Tekin: "Bu etkinliklere katılan kişilere, gerici azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak bir hakarettir" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ramazan ayı ile ilgili Milli Eğitim Bakanlığı’nın faaliyetlerine yönelik eleştirilere ilişkin, "Bu etkinliklere katılan kişilere, gerici azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak bir hakarettir" dedi.Bakan Tekin, TBMM’deki Ak Parti Grup Toplantısı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Ramazan ayı ile ilgili Milli Eğitim Bakanlığı’nın faaliyetlerine yönelik gelen eleştiriler ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin partisinin grup toplantısında kendisine yönelik destek açıklamaları hakkındaki soru üzerine Tekin, "Anayasamızın amil hükümleri, hem Milli Eğitim Temel Kanunu hem de Bakanlığın yüklediği görevler içerisinde ayrım gözetmeksizin bütün vatandaşların temel hak ve hürriyetlerde maksimum faydalanması, fırsat eşitliğinin sağlandığı milli birlik ve adalet çerçevesinde vatandaşlarımızın, çocuklarımızın ve gençlerimizin bu değerlerimizi içselleştirdiği temel eğitim ve öğretim programı oluşturmak bizim görevimiz. Milli birlik ve dayanışmayı önemseyen vatandaşlar, kamu kurumları ve siyasi partiler bu sürece sahip çıkıyorlar. Dün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeliye şükranlarımı sunuyorum. Bizim yapmak istediğimiz şeyleri açıklayarak, bir devlet adamına yakışır bir ciddiyetle milli birlik ve beraberlik sürecine sahip çıkan bir açıklama yaptı. Bu çerçevede herkesi milli birlik ve beraberlik ile ilgili attığımız adımlara, kardeşlik hukukunu gerçekleştiren etkinliklere katılmaya davet ediyorum. Yaptığımız şeylerin kanunlarımıza ve Anayasamıza uygun olduğunu bizim açımızdan yüklenen sorumlulukları yerine getiren düzenlemeler olduğunu ifade etmek istiyorum" diye konuştu."Bu etkinliklere katılan kişilere, gerici azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak bir hakarettir"168 kişinin imzaladığı "Laiklikte Birlikteliği Savunuyoruz" bildirisine dava açtıklarını söyleyen Tekin, "Türkiye’de kimsenin hukuk kurallarını ve Anayasayı yorumlama tekeli yok. Bu etkinliklere katılan kişilere, gerici azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak bir hakarettir. Etkinliklere katılan çocuklarımız gençlerimiz, öğretmenlerimiz ve idarecilerimizin hakkını korumak için böyle bir adım atacağımızı söylemiştim. Biz böyle bir adımı attık. Kimin gerici kimin yobaz kimin temel hak ve hürriyetler anlamında totaliter bir perspektif olduğunu göreceğiz. 168 kişi yüzde 99’u Müslüman olan bir kitlenin dini inanç ve ibadetlerini kendi perspektiflerinden tanımlayarak azınlık statüsüne sokuyor. Kusura bakmasınlar bu hakareti eden kişiler bizim tarafımızdan yargıya taşınması gerekiyordu" ifadelerini kullandı.
Türkiye hava seyrüseferinde Avrupa’nın en fazla hizmet üreten ülkesi oldu
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:08 Türkiye hava seyrüseferinde Avrupa’nın en fazla hizmet üreten ülkesi oldu Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL) verilerine göre Türkiye’nin hava seyrüsefer hizmetlerinde tarihi bir rekora imza attığını duyurdu. Bakan Uraloğlu, EUROCONTROL verilerine göre Türkiye’nin hava seyrüsefer hizmetlerinde tarihi bir rekora imza attığını bildirdi. Uraloğlu, "Türkiye, 2026 yılı Ocak ayında 1 milyon 671 bin 405 hizmet birimi ile EUROCONTROL sistemi içerisinde bugüne kadar kaydedilen en yüksek hizmet birim sayısına ulaştı" açıklamasında bulundu. Türkiye’nin Avrupa hava sahasında liderliğini güçlendirdiğini belirten Bakan Uraloğlu, "Ülkemiz, EUROCONTROL üyesi 42 ülke arasında liderliğini sağlamlaştırdı. Son 3 aydır Avrupa’nın en fazla hizmet üreten ülkesi olarak başta Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerini geride bıraktık" ifadelerini kullandı. Uraloğlu, EUROCONTROL İstatistik ve Tahmin Birimi tarafından yayımlanan güncel raporda Türkiye’nin hava trafiği büyüme ivmesi ve altyapı kapasitesiyle liderliğini uzun yıllar sürdüreceğinin öngörüldüğünü de kaydetti. "1,6 milyonu aşan hizmet birimi seviyesi, Türkiye’nin küresel havacılık ağındaki kilit rolünü açıkça ortaya koydu" Hizmet birim sayısının hava aracının ağırlığı ve katettiği mesafeye göre hesaplanan ve hava sahası kapasitesinin en önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade eden Uraloğlu, "Ocak 2026 itibarıyla 1,6 milyonu aşan hizmet birimi seviyesi, Türkiye’nin küresel havacılık ağındaki kilit rolünü açıkça ortaya koydu" diye konuştu. "Türk hava sahasında sunduğumuz hizmetin kalitesi uluslararası ölçekte bir kez daha tescillendi" Yaklaşık 1 milyon kilometrekare büyüklüğündeki Türk hava sahasında gerçekleştirilen yatırımlara da değinen Uraloğlu, "Uçuş emniyetini esas alan anlayışla hayata geçirdiğimiz ileri teknoloji ve vizyoner altyapı yatırımları sayesinde sistem kapasitesini en üst seviyeye çıkardık. Bu kapsamda uygulanan yenilikçi hava trafik yönetimi stratejisi, Türkiye’yi havacılıkta yalnızca bölgesel bir transit merkezi konumunun ötesine taşıyarak, Avrupa’nın tartışmasız liderlerinden biri haline getirdi. Elde ettiğimiz bu başarıyla Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğümüz ile Türk hava sahasında sunduğumuz hizmetin kalitesi uluslararası ölçekte bir kez daha tescillendi" dedi.
Bakü Türkoloji Kurultayı 100. yılında aynı salonda anılacak
25 Şubat 2026 Çarşamba - 11:32 Bakü Türkoloji Kurultayı 100. yılında aynı salonda anılacak Türkolojinin tarihi dönüm noktalarından biri kabul edilen 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı, 100 yıl sonra aynı şehirde ve aynı tarihi mekânda düzenlenecek anma toplantısıyla yeniden ele alınacak. Yunus Emre Enstitüsü, Türk Dil Kurumu, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Hazar Üniversitesi ve Azerbaycan Milli İlimler Akademisi iş birliğinde düzenlenecek "100. Yılında Bakü Türkoloji Kurultayı Anma Toplantısı", 27-28 Şubat tarihlerinde Bakü’de gerçekleştirilecek. Program, 1926 yılında Türk dünyasının ortak dil, alfabe ve bilimsel yöntem arayışına yön veren Bakü Türkoloji Kurultayı’nın bilimsel, kültürel ve entelektüel mirasını ele almayı amaçlıyor. Toplantıda Türkolojinin yüz yıllık gelişimi, tarih, kültür ve edebiyat bağlamında yeniden değerlendirilecek. Tarihî mekânda anma Anma toplantısının yüz yıl önce ilk kurultayın gerçekleştirildiği ve bugün Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Başkanlığı olarak hizmet veren tarihi binada aynı salonda ve aynı saatte başlatılması planlanıyor. Bu yönüyle programın yalnızca akademik bir buluşma değil, tarihi hafızaya yönelik sembolik bir anlam taşıyor. 60’tan fazla akademisyen katılacak Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan, Tataristan, Moldova ve Arnavutluk’tan 60’tan fazla akademisyenin katılımıyla gerçekleştirilecek toplantı, disiplinler arası bir yaklaşımla planlandı. Türk dili, edebiyatı, tarih, kültür ve folklor alanlarında düzenlenecek toplam dokuz panelde Türkolojinin güncel yönelimleri ele alınacak. Program kapsamında Mahmud Kaşgarlı, Ali Bey Hüseyinzade, İsmail Bey Gaspıralı, Abay Kunanbayoğlu, Mağcan Cumabay, Bekir Çobanzade, Ahmet Caferoğlu, Nesib Bey Yusifbeyli ve Ayaz İshaki adına paneller düzenlenecek. Kurultayda sunulan bildirilerin kitaplaştırılması da planlanıyor. 1926 Kurultayı’nın tarihi önemi 26 Şubat-6 Mart 1926 tarihleri arasında Bakü’de düzenlenen ilk Türkoloji Kurultayı, Türk dünyasında alfabe birliği, ortak terminoloji ve bilimsel koordinasyon arayışının en önemli kilometre taşlarından biri olarak kabul ediliyor. 131 delegenin katıldığı kurultayda Latin alfabesine geçiş ilkesi benimsenmiş, ana dilde eğitim, tarih ve folklor çalışmalarının koordinasyonu gibi stratejik kararlar alınmıştı. Kurultay, yalnızca akademik bir kongre değil, Türk halklarının kültürel bütünleşmesi ve modernleşmesi açısından da tarihi bir eşik olarak değerlendiriliyor. Toplantıya Türkiye ve Azerbaycan başta olmak üzere farklı ülkelerden bakanlar, akademi başkanları, üniversite rektörleri ve uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılması öngörülüyor. Programın Türk dünyasında akademik iş birliğini güçlendirmesi ve Türkoloji alanında yeni yönelimlerin tartışılmasına zemin hazırlaması hedefleniyor. Yüz yıl önce Bakü’de atılan ortak bilim ve kültür adımı, bir asır sonra yeniden aynı şehirde aynı ruhla ele alınacak.