Yerel Haberler
Ankara
‘Milli Aile Haftası’ kapsamında 81 ilde aile odaklı programlar düzenlenecek 17 Mayıs 2026 Pazar - 11:20:42 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca, ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ kapsamında bu yıl ilk kez kutlanacak ‘Milli Aile Haftası’nda Türkiye genelinde çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Aile ve Sosyal Hizmetleri Bakanlığı tarafından, 2026-2035 dönemini kapsayan ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Mayıs 2025’te ilan edildiği hatırlatıldı. 10 yıllık dönemde hayata geçirilecek stratejik öncelikleri ortaya koyan ‘Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi’ 2 Mayıs 2026’ta Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe girdi. Bu kapsamda insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yükselen Türkiye vizyonu kapsamında, her yıl mayıs ayının son haftası ‘Milli Aile Haftası’ olarak kutlanacak. Kurban Bayramı vesilesiyle bu yıl 25-31 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek hafta kapsamında, Türkiye genelinde kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve ailelerin katılımıyla çeşitli programlar düzenlenecek. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı il müdürlükleri ekipleri de huzurevleri, çocuk evleri ve çocuk evi siteleri gibi 7 gün 24 saat hizmet veren kuruluşların yanı sıra engelli aileleri, şehit yakınları ve gazi aileleri, koruyucu aileler ile evlat edinmiş ailelere ziyaretlerde bulunacak. Ziyaretlerde, Bakanlığın hizmet modelleri arasında yer alan aile danışmanlığı, evlilik öncesi eğitim, koruyucu aile, evlat edinme, ALO 183 hizmetlerine ilişkin bilgi verilecek. ‘Üç Kuşak Bir Sofra’ buluşmaları kapsamında aynı aileden üç kuşağı bir araya getiren bayram sofraları kurulacak. Bayramın bereketi ve sevinci sofralardan gönüllere, gönüllerden kuşaklara akacak. Öte yandan, ‘Milli Aile Haftası’ kapsamında yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına yönelik de çeşitli etkinlikler düzenlenecek.
17 Mayıs 2026 Pazar - 11:12 Şifa dağıtırken kendi yaralarını sardı Ankara’da 30 yılı aşkın süredir hemşirelik yapan Gülden Temel, kanser tanısı aldıktan sonra çalışmaya devam ederek hastalarının ve iş arkadaşlarının yanında iyileşti. Ankara’da 30 yılı aşkın süredir hemşirelik yapan Gülden Temel, aldığı kanser tanısı sonrasında mesleğine tutunarak iyileşti. Temel, geçirdiği zorlu ameliyatlara ve kemoterapi sürecine rağmen çalışmaya devam etti. Pandemi döneminde idari izin hakkını da kullanmadığını söyleyen Temel, iş arkadaşlarının desteğiyle ve hastalarıyla bir arada olmanın iyileşme sürecine büyük etkisi olduğunu anlattı. Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalışan Gülden Temel, 7 sene önce rahim kanseri tanısı aldığını anlattı. Temel, tedavi sürecinde 3 kez ameliyat olduğunu ve kemoterapi gibi süreçlerde bile çalışmayı bırakmadığını belirterek "Hastalık sürecimin bitiş dönemi tam pandemi dönemine denk geldi. O dönemde idari izin kullanabiliyor olmama rağmen idari izin kullanmadım. Pandemi döneminde aktif hastanemizde, hastanemin süpervizörü olarak çalıştım" diye konuştu. "Bu hastalık dönemi bana daha çok bilgi birikimi kattı" Kanser tanısı aldıktan sonra hastalara bakış açısının değiştiğini anlatan Temel, "Hastayla daha iyi empati kurabiliyorsunuz. Sizin bakımınızı sağlayan, sizin tedavinizi sağlayan hemşirelerin nasıl özveriyle çalıştığını daha iyi görüyorsunuz hastalık döneminde. Bu hastalık dönemi bana daha çok bilgi birikimi kattı" ifadelerini kullandı. "Çalışmak benim iyileşme sürecimi hızlandırdı" Temel, hastayken çalışmasının iyileşmesinde büyük rol oynadığını dile getirerek "Kendini işe yaramaz, artık sen hastasın bir kenarda otur psikolojisinden çıkardı beni. Güzeldi, çalışmak iyi geldi. Benim iyileşme sürecimi de hızlandırdı. Empati yeteneğimi de arttırdı. Şimdi mesela hastalarım artık neler hissettiğini belki ben daha iyi anlıyorum" şeklinde konuştu. Bu süreçten sonra kendini hastalara daha yakın hissettiğini söyleyen Temel, "Onkoloji hastalarında biraz daha kendimi onlara daha yakın hissediyorum. Onlarla daha çok vakit geçirmeye çalışıyorum. Çünkü onların ihtiyaçlarını, bakım ihtiyaçlarını, eğitim ihtiyaçlarını, kafa karışıklıklarını daha iyi aydınlatabildiğimi düşünüyorum. Onlara kendimi örneklendirebiliyorum. ’Bak’ diyorum, ’ben de senin gibiydim ama şu an buradayım, sağlıklıyım, işimin başındayım’" ifadelerine yer verdi. "Hastalık döneminde evde oturup kendimi sorgulamaktansa mesleğime dönmek çok daha iyi geldi" Temel, mesleğini tutkuyla sürdürdüğünü ve yeni başlayan hemşirelere de kazandığı değerleri aktarmayı istediğini belirterek sözlerine şöyle devam etti: "Mesleğim benim için tabii ki çok önemli. Aslında hemşirelik şeydir, yani bir meslek de değildir aslında, yaşam biçimidir. Bu biraz daha bizim hayatımızda yıllar geçtikçe yaşam biçimi halini almakta. Hastalık döneminde evde oturup kendimi sorgulamaktansa mesleğime dönmek çok daha iyi geldi. İyileşme sürecim hızlandı, arkadaşlarımla daha iyi vakit geçirmek veya arkadaşlarımın gözünde benim iyi olduğumu gördüklerindeki mutluluk bana çok güzel geldi." 2025 yılında ödül aldığına da değinen Temel, "2025 yılı Ankara Yılın Hemşiresi Ödülü aldım ve Sincan Kaymakamlığı’nın 2025 yılı İyilik Ödülleri’ni de aldım. 2025 yılı benim aslında ödül yılım oldu. Bir şeyler için çabaladığınızı, sizdeki o farklılığının görülmesi, bunun bir ödülle taçlandırılması tabii ki bizi çok mutlu etti" dedi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 10:44 TESK Genel Başkanı Palandöken: "Mesleki eğitimin geliştirilmesi, hem ülkemiz hem de Avrupa için önemli bir ihtiyaçtır" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Mesleki eğitimin geliştirilmesi, uluslararası iş birliklerinin artırılması ve kalıcı barış ortamının güçlendirilmesi hem ülkemiz hem de Avrupa için önemli bir ihtiyaçtır" dedi. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği Erasmus+ Programı kapsamında desteklenen ‘Ayakkabı İmalatı ve Deri Sektöründeki KOBİ Sahibi ve Çalışanlarının Yeşil ve Dijital Yetkinliklerinin Artırılması’ projesi kapsamında düzenlenen 4. Ulus Ötesi Proje Toplantısı, 14-15 Mayıs tarihlerinde İtalya’nın Ancona kentinde gerçekleştirildi. Toplantıya TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken ile birlikte Proje Koordinatörü Nuran Senar, AB ve Dış İlişkiler Uzmanı Serdar Dalmaz ve Eğitim ve Planlama Uzmanı Ahmet Derin katıldı. Program kapsamında proje ortakları yürütülen çalışmalar hakkında sunumlar gerçekleştirirken, ayakkabı ve deri sektöründe dijital ve yeşil dönüşüm alanında faaliyet gösteren işletmelere teknik ziyaretler yapıldı. "Mesleki eğitimin geliştirilmesi, hem ülkemiz hem de Avrupa için önemli bir ihtiyaçtır" Toplantıda konuşan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve küçük işletmelerin dönüşüm sürecine hazırlanmasının önemine dikkat çekerek, "Dünyada yaşanan ekonomik belirsizlikler, savaşlar ve göç hareketleri ülkeleri ve ekonomileri doğrudan etkiliyor. Bu süreçte esnaf ve sanatkarlarımızın dijitalleşme ve yeşil dönüşüm süreçlerine uyum sağlaması büyük önem taşıyor. Mesleki eğitimin geliştirilmesi, uluslararası iş birliklerinin artırılması ve kalıcı barış ortamının güçlendirilmesi hem ülkemiz hem de Avrupa için önemli bir ihtiyaçtır. Özellikle ayakkabı ve deri sektöründe faaliyet gösteren işletmelerimizin yeni döneme hazırlanması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 1 Aralık 2024 - 30 Kasım 2026 tarihleri arasında yürütülecek proje ile ayakkabı ve deri sektöründe dijital ve yeşil dönüşümün desteklenmesi, mesleki eğitimin geliştirilmesi ve uluslararası standartların Türkiye’deki esnaf ve sanatkarlara kazandırılması hedefleniyor" açıklamasında bulundu. TESK’in koordinatörlüğünde yürütülen projede; Ticaret Bakanlığı Esnaf, Sanatkarlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü, Türkiye Umum Ayakkabıcılar Federasyonu, İklim Değişikliği Araştırma ve Politika Derneği ile Siteler Mesleki Eğitim Merkezi Türkiye’den proje ortakları arasında yer alırken, İtalya’dan CNA, İspanya’dan AVECAL ve Portekiz’den CTCP uluslararası ortak olarak projeye katkı sağlıyor.
17 Mayıs 2026 Pazar - 10:14 KAMİAD Genel Başkanı Ali Adıgüzel güven tazeledi Kamu Müteahhitleri ve İş İnsanları Derneği (KAMİAD) 2. Olağan Genel Kurulu, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Genel kurulda, mevcut Genel Başkan Ali Adıgüzel üyelerin desteğiyle yeniden başkanlığa seçildi. KAMİAD’ın 2. Olağan Genel Kurulu, 16 Mayıs 2026 tarihinde Ankara’da birlik ve beraberlik mesajlarının ön plana çıktığı geniş katılımlı bir organizasyonla yapıldı. Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen üyeler, sektör temsilcileri ve davetlilerin katıldığı genel kurulda, derneğin geçmiş dönem faaliyetleri değerlendirildi, sektörün karşı karşıya olduğu sorunlar ele alındı ve yeni dönem hedefleri paylaşıldı. Genel kurulda konuşan KAMİAD Kurucu Genel Başkanı Ali Adıgüzel, kamu müteahhitlerinin uzun yıllardır dağınık bir yapı içerisinde mücadele ettiğini belirterek, KAMİAD çatısı altında güçlü bir birliktelik oluşturduklarını söyledi. KAMİAD’ın yalnızca bir meslek örgütü olmadığını ifade eden Adıgüzel, "KAMİAD, sektörün sorunlarını gündeme taşıyan, çözüm üreten ve kamu kurumları nezdinde görüşleri dikkate alınan güçlü bir sivil toplum kuruluşu haline geldi" dedi. Göreve geldikleri günden itibaren ek fiyat farkı, süre uzatımı, tasfiye hakkı, sicil affı, hakediş süreçleri ve mevzuattan kaynaklanan sorunları ilgili kurumlara taşıdıklarını belirten Adıgüzel, Kamu İhale Kurumu, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile diğer kurumlarla yoğun temaslarda bulunduklarını kaydetti. KAMİAD’ın yalnızca masa başında değil, sahada da aktif rol aldığını ifade eden Adıgüzel, 6 Şubat depremlerinin ardından 30 kişilik teknik ekiple Hatay’da hasar tespit çalışmalarına destek verdiklerini anlattı. Adıgüzel, "Bizler sadece yüklenici değil, devletinin yanında ve onun emrinde görev yapan isimsiz kahramanlarız" ifadelerini kullandı. Yeni dönemde şubeleşme çalışmaları, dijital üyelik sistemi, KAMİAD mobil uygulaması, ihale takip ve analiz platformu, hukuki danışmanlık ve tahkim merkezi, üniversite iş birlikleri, ortak satın alma modelleri ve sosyal sorumluluk projelerinin hayata geçirileceği bildirildi. Genel kurulda yapılan seçim sonucunda Ali Adıgüzel, üyelerin güçlü desteğiyle yeniden genel başkanlığa seçilerek güven tazeledi. KAMİAD’ın yeni dönem asil yönetim kurulu şu isimlerden oluştu: "Ali Adıgüzel, Ali Kürşad Bozbaş, Baki Tokdaş, Ekrem İbili, H. Görkem Aktan, Hatice Keskin, İhsan Günergök, Mehmet Şahin Güneş, Müjgan Bozyel, Ömer Faruk Korkmaz, Süleyman Seydaoğlu, Yasin Bilmişoğlu, Yaşar Asiltürk, Yunus İçen ve Yunus Özkılıç." Genel kurul sonunda yapılan açıklamada, KAMİAD’ın yeni dönemde de kamu müteahhitlerinin hak ve menfaatlerini korumaya, sektörün sorunlarına çözüm üretmeye ve Türkiye’nin kalkınma hedeflerine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceği vurgulandı.
DEM Parti grup toplantısı
24 Şubat 2026 Salı - 15:19 DEM Parti grup toplantısı DEM Parti Genel Başkanı Tulay Hatımoğulları Oruç, "Şimdi sıra devletin de bu eşiğe uygun demokratik bir dönüşümün adımlarını ilan etmesindedir. Nasıl ki Kürt tarafı silahların devreden çıkması ve demokratik siyasetin esas alınması yönünde tarihi bir irade ortaya koyduysa, devlet de buna karşılık çözümü güvenlikçi yöntemlerle değil, hukukta, siyasette, demokratik düzenlemede aradığını açıkça ortaya koymalıdır" dedi. Oruç, partisinin grup toplantısında konuştu. Oruç, Milli Parklar ilke ilgili kanun teklifine değinerek, "Yandaşlarımıza dağılmamız ve rant için geleceklerimizi yok ediyoruz. Bundan derhal vazgeçmelisiniz. Hava, su, toprak, doğa, deniz sizlerin kar edeceği ticari mal değildir. Bu sebeple bizler DEM Parti olarak iktidarın rant tercihleri uğruna, milyonların yoksulluk içinde bırakılmasına, ormanlarımızın ve kıyalarımızın talan edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Parlamentoda da alanlarda da meydanlarda da bunun savunmasını sonuna kadar hep beraber yapacağız" şeklinde konuştu. Genç olmanın hayatı sürekli erteleme ile eş değer bir hale geldiğini kaydeden Oruç, "Ev kuramaz çünkü barınamaz. İş kuramaz çünkü güvencesi yok. Kendisi olamaz çünkü denetleniyor ya da hedef gösteriliyor. Siyaset yapamaz çünkü her türlü şiddet ve baskıya maruz kalıyor. Gençlerin kabul etmediği bu tabloyu biz de parti olarak kökten reddediyoruz. Bakın OECD verilerine göre bugün ülkede her 4 gençten biri ne eğitimde ne de istihdamda. Gençlerin yüzde 70’inden fazlası geleceğini bu topraklarda değil, yurt dışında görüyor. Ocak ayında bir araştırma şirketinin yaptığı saha analizinde gençlerin yüzde 79.2’si ülkedeki ekonomi yönetimine asla güvenmiyor. Daha acı bir gerçek şu ki genç kadınların neredeyse yarısı ne okulda ne de işte. 2025’in son çeyreğinde her 5 genç kadından birinin işsiz olduğu tespit edilmiş. Özellikle genç kadınların hayatına dijital kelepçe vurulmak isteniyor" diye konuştu. Oruç şöyle konuştu: "Türkiye tarihin en kritik, en kırılgan ama gerçekçi bir çözüm çizgisinde de ilerlenirse, umut dolu günler vadeden bir dönemden geçiyoruz. Önümüzde duran günler sıradan günler değil. Yüzyıllık bir düğümün çözülüp çözülmeyeceğine karar vereceğimiz günler. Bu çerçevede İmralı heyetimizin 18 Şubat’ta yaptığı açıklamadaki Öcalan’ın ifadesi çok önemli bir siyasi beyan niteliğindedir. Bu beyanda Sayın Öcalan’a ait bir cümlenin altını özellikle çizmek istiyorum. Biz artık nasıl bir araya geleceğimizi ve barış içinde bir arada nasıl yaşayacağımızı tartışmak istiyoruz. Evet, birlikte nasıl yaşayacağız? Bu soru Türkiye’nin temel sorusudur. Bu soru ve cevabı bulmak yeni dönemin pusulasını bulmak demektir. Biz artık zora dayalı yaşamın sonucu olan ölümü değil, rızaya dayalı olan özgür ve demokratik bir yaşam sürmek istiyoruz. Bu soru artık ülkenin ödevidir. Dolayısıyla bu soruya yanık düşünmek, öneri üretmek, katkı vermek 86 milyon yurttaşın ortak sorumluluğudur. Evet değerli arkadaşlar bakın, dönem şiddetin devreden çıktığı, sözün ve siyasetin konuştuğu bir demokratik bütünleşme dönemi olmalıdır. Toplumsal uzlaşıyı esas alan meclis zeminindeki yasal güvenceler hayata geçirilmelidir. Mesele artık aynı evin içinde kuralları nasıl koyacağımızdır. Bunun müzakeresini yürütmenin zamanı geldi de geçti" Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporuna dair Oruç, "Açık söylemeliyim ki komisyon raporunun eksiklikleri, yetersizlikleri var. Toplumsal gerçeklerle uyumlu olmayan yönleri var. Raporda kullanılan dil eski ezberlere dayanıyor. Oysa bu raporun dili çözüm dili olmalıydı. Yeni, yepyeni bir dil olmalıydı. Kürt sorunu terör parantezine sıkıştırılarak ancak kendinizi kandırırsınız. Kürt meselesini sadece bir güvenlik sorunu, bir terör sorunu gibi parantezler içinde sıkıştırmaya kalkmanız kabul edilebilir bir şey değildir. Toplumsal, siyasal, tarihi yangını görmezden gelmek demektir bu. Kürt korkusuna dayalı, hakikatten uzak bir siyaset mantığından artık çıkmanın zamanı geldi de geçti. Biz bu süreçte barış ve demokratik toplum süreci olarak nitelediğimiz bu süreçte muhalefet şerhimizi ortaya koyduk ve bu raporla ilgili değerlendirmelerimiz bu raporda yer aldı. Fakat komisyon raporunda yer alan kimi yasal düzenlemeler ve demokratikleşme çerçevesi de elbette önemlidir. Türkiye’nin sorunlarına derman olmaya adaydır ama gereklilikleri yerine getirilirse tabii. Raporda yer alan yasal ve demokratik öneriler için bayram sonrasını beklemeye gerek yoktur. Öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi halkların en büyük temsiliyetinin olduğu bir yerse bizler bu rapor ortaya çıkmışken bu rapordan hareketle meclis elini acilen taşın altına koymalıdır. Bu kapsamda tek bir yasal değişikliğe gerek olmayan önerilerin hayata geçmesi için beklemeye gerek yok. Bakın raporda yer alan Ahin ve AYM kararları uygulansın vurgusu için yargı erkinin beklemesini gerektiren hiçbir şey yok. AİHM ve AYM kararlarını hayata geçirmek için bir yasal düzenlemeye gerek yok, beklemeye gerek yok. Bu bekleme son derece keyfi bir beklemedir. Mesela Demirtaş, Yüksekdağ, Kavala, Can Atalay neden hala içeride? Kayyımlar neden hala belediye başkanlarının koltuklarında oturuyor? İmamoğlu ve diğerleri neden hala tutuklu yargılanıyor? Ayrıca Kurtulmuş’un ve diğer iktidar temsilcilerinin işaret ettiği bayram sonrasını beklemenin bir manası yoktur.Gelin bu hayırlı ayda hayırlı işleri hep beraber yapalım. İnfaz kanununu, çerçeve kanun, demokratikleşme kanununu bu ay çıkaralım. Bayramda 86 milyona müjdeler ve mutlulukları armağan edelim.Biz Dem Parti olarak buradayız. Demokrasi, eşitlik, özgürlük perspektifimize güveniyoruz. Dem Parti’nin önü açılmalıdır ve buradan iktidara çağrımızdır. Meclis bu konuda üzerine düşen görev ve sorumlulukları yapmalı. Dem Parti’nin bu konudaki önerilerine açık olunmalı. Dem Parti’nin önü açılmalıdır. Tarihi ve köklü sorunların çözümü için kapıları ardına kadar aralayabiliriz. Biz buna hazırız. Hukukun ve adaletin bu ülkeye her şeyden çok güçlü bir nefes vereceğine dair inancımız sonsuzdur" dedi. 27 Şubat tarihini Kürt meselesinde demokratik siyasetin kapısını aralayan tarihi bir eşit olarak niteleyen Oruç, "Şimdi sıra devletin de bu eşiğe uygun demokratik bir dönüşümün adımlarını ilan etmesindedir. Nasıl ki Kürt tarafı silahların devreden çıkması ve demokratik siyasetin esas alınması yönünde tarihi bir irade ortaya koyduysa, devlet de buna karşılık çözümü güvenlikçi yöntemlerle değil, hukukta, siyasette, demokratik düzenlemede aradığını açıkça ortaya koymalıdır. Peki bu süreçte ne yapmalı? Can alıcı sorulardan biri budur. Kalıcı bir barış için sayın Öcalan’ın statüsü yasal bir düzenlemeyle tanınmalı ve hukuki güvence altına alınmalıdır. Bu süreç sözde kalmamalı TBMM çatısı altında yasal düzenlemeler hızlıca yapılmalı. Kürde barış Türkiye genelineyse demokrasi yaklaşımı hızlıca hayata geçirilmeli. Muhaliflere dönük soruşturmalar derhal son bulmalı. Kayyum düzeni bitmeli. Halkın iradesine ve seçilmişlere kesintisiz saygı esas alınmalıdır. Kürtlerle ilişki terör ve güvenlik parantezinden çıkarılmalı. Eşit yurttaşlık ve demokratik ortaklık zeminine oturmalı. Devlet vatandaş bağı inkarla değil kabul, adalet ve onurlu barış temelinde kurulmalıdır" diye konuştu. Grup toplantısından sonra Oruç gazetecilerin sorularını cevapladı. Oruç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘Öcalan’ın statüsü tartışılmalı’ sözlerine, "Bugün Sayın Bahçeli’nin İmralı ve Sayın Öcalan için özel statü vurgusu son derece önemli bir vurgudur. Bizler bunu defaatle ifade ettik, kürsüde de ifade ettik. Sayın Öcalan, 27 Şubat barış ve demokratik toplum çağrısı ile tarihi bir çağrıyı gerçekleştirmiş, bunun akabinde de çok ciddi somut adımlar atılmıştır Kürt cenahı tarafından, Ancak şu ana kadar Meclis komisyonu oluşturulması ve rapor yayınlanmasının ötesine henüz geçilebilmiş değil. Bu anlamıyla bu surecin daha sağlıklı ilerleyebilmesi için bu süreçteki baş aktör ve baş müzakereci olan Sayın Öcalan’ın bulunduğu şartların düzenlenmesi, özgür yaşayabileceği, özgür çalışabileceği şartların ortaya çıkması gerekiyor"ifadelerini kullandı. Oruç, beklentilerine ilişkin soruya, "Sayın Öcalan’ın özgür yaşayabileceği, özgür çalışabileceği şartların bir yasal çerçeve oluşturularak hukuki güvence altına alınması gerekiyor. Çünkü bundan sonraki surecin daha sağlıklı ilerleyebilmesinin yolu gerçekten hukuksal düzenlemelere ve sorunun adını tam koyup onunla ilgili somut çözüm üretmekle mümkün" şeklinde konuştu. Bahçeli’nin ‘Ahmetler göreve’ sözüne karşılık kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, "Bugün 27 Şubat’a iki gün kaldı. Bir yıla yakın süre geçti ama henüz bu iktidar tarafından atılmış önemli bir adım yok, somut bir adım yok. Hatta bir güvensizlik gelişti. Bugün bazı adımların atılması için hatta yasal bir hukuki surecin başlamasına da gerek yok. Kayyumlar meselesinde yasal bir düzenlemeye gerek yok. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarının uygulanması için yasal bir sürece gerek yok. Halk bu adımların atılmasını istiyor, bir güven ortamının sağlanmasını istiyor. Kayyum meselesi bizim talebimiz değil, halk iradesine ipotek konulduğu için bu konuda ısrarlıyız. Yoksa birilerinin belediye başkanı olması değil, iradenin ipotek altına alınmasından dolayı halkta müthiş bir güvensizlik gelişti. Bunun ortadan kaldırılması gerekiyor. Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş gibi arkadaşlarımız için AİHM’nin verdiği kararlara uygun adımların atılmasını bekliyoruz" diye konuştu.
Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu toplantısına ilişkin açıklama
24 Şubat 2026 Salı - 14:54 Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu toplantısına ilişkin açıklama Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) toplantısının ardından yapılan açıklamada, 10 Temmuz 2025 tarihinde kamuoyuna duyurulan Eylem Planında yer alan 26 maddede şubat ayı itibarıyla yüzde 50 ve üzerinde tamamlanma oranına erişildiği kaydedildi. YOİKK toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirildi. 2026 yılının ilk toplantısında, 10 Temmuz 2025 tarihinde kamuoyuna duyurulan YOİKK Eylem Planına ilişkin gelişmeler ele alındı. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın 39 eylem maddesinden oluşan Eylem Planında yer alan 26 maddede şubat ayı itibarıyla yüzde 50 ve üzerinde tamamlanma oranına erişildiğini ifade ettiği belirtildi. Açıklamada, Eylem Planı kapsamında tamamlanan veya önemli mesafe kaydedilen eylemlerden bazılarına da yer verildi. Bu çerçevede, açıklamada, Şirketlerin insan kaynaklarıyla ilgili süreç ve operasyonlarında dijital uygulamaların kullanılmasına ilişkin hukuki güvence sağlanması amacıyla 27 Temmuz 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7555 sayılı Kanunla, İş Kanununun 109’uncu maddesinde değişiklik yapılmış, iş ilişkisinde yapılacak bildirimlerin yalnızca yazılı olarak veya kayıtlı elektronik posta (KEP) sistemi üzerinden yapılması zorunlu hale getirildiği belirtildi. Sektörün talebi doğrultusunda 7 Ağustos 2025 tarihli düzenleme ile KOBİ tanımının güncellendiği vurgulanan açıklamada, KOBİ olmak için gerekli kriterlerden biri olan net satış hasılatı veya mali bilanço limiti, 500 milyon liradan 1 milyar liraya yükseltildiği aktarıldı. Açıklamada, 5G mobil elektronik haberleşme altyapılarının kurulması, işletilmesi ve hizmetlerin sunulmasına ilişkin yetkilendirme ihalesinin 16 Ekim 2025 tarihinde gerçekleştirildiği kaydedilerek, 2 Ocak 2026 tarihinde işletmecilerin hak ve yükümlülüklerini belirleyen yetki belgelerinin verildiği ifadelerine yer verildi. Açıklamada, özellikle ticari olarak yaygınlaşmanın zor olduğu bölgeler öncelikli olmak üzere fiber altyapının artırılması amacıyla sabit ve mobil işletmecilere illave yükümlülüklerinin getirildiği vurgulanarak, şu ifadeler kullanıldı: "Sanayinin finansmana erişiminin kolaylaştırılması amacıyla, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kararları ile lira cinsinden kredi büyüme sınırına ilişkin istisna kapsamı genişletilmiştir. Yenilenebilir enerji yatırımlarında izin süreçlerinin iyileştirilmesi kapsamında 3 Kasım 2025 tarihli Üretim Tesisi Uygunluk Belgesi Düzenlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı internet sitesinde yayımlanmıştır. 25 Kasım 2025 tarihinde Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle, rüzgâr ve güneş enerjisi dışındaki tüm enerji kaynaklarına dayalı lisanssız üretim tesisleri kapasite tahsislerinden muaf tutulmuştur. Üretim ve tüketim tesisinin aynı yerde olduğu lisanssız yenilenebilir enerji projelerine başvurularda öncelik tanınmıştır. İhracat finansmanının güçlendirilmesi kapsamında Hazine Destekli Kefalet Sistemi aracılığıyla ihracat finansmanının güçlendirilmesine yönelik olarak 2025 yılında ihracatçılara sağlanan kredi imkânı 58,6 milyar liraya yükseltilmiş, Küresel Tedarik Zinciri Desteğine ilişkin Genelgede düzenleme yapılmış, Referans Ticari Faiz Oranları (CIRR) desteğinin kapsamı genişletilmiştir. Sanayi tesislerinin çevresel performansının güçlendirilmesi, kaynak verimliliğinin artırılması, temiz üretim uygulamalarının yaygınlaştırılması ve ayrıca yeşil finansman imkanlarına erişim imkanının kolaylaştırılması amacıyla Sanayide Yeşil Dönüşüm Belgelendirme Sistemi Aralık 2025 itibarıyla devreye alınmıştır. Yargıda bilirkişilik sisteminin güçlendirilmesi amacıyla Bilirkişilik Siciline Kabule İlişkin Usul ve Esaslar 2025 Yılı Bilirkişilik Başvuru İlanı ile birlikte 23 Aralık 2025 tarihinde yayımlanmıştır. Türk vergi mevzuatı karbon içerikli vergiler bakımından gözden geçirilmesi kapsamındaki teknik düzeydeki çalışmalar tamamlanmıştır. Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda değişiklik taslağına ilişkin uluslararası norm ve standartları gözeten teknik düzeydeki çalışmalar nihai hale getirilmiştir. Türkiye Yeşil Taksonomisi’nin hazırlanması amacıyla teknik düzeydeki mevzuat çalışmaları tamamlanmış, ulusal ve uluslararası karbon kredilerinin kayıt altına alınması ve izlenmesi amacıyla geliştirilecek yerli ve millî bir kayıt sistemi yazılımına yönelik çalışmalara başlanmıştır. Ulusal Sanayi Alanları Master Planı doğrultusunda sanayi alanlarının genişletilmesi çalışmaları kapsamında 13 ilde toplamda 59 bin 19 hektar büyüklüğünde 16 sanayi alanı tespit edilmiş ve bu alanlar Yatırım Alanı olarak ilan edilmiştir. 2025 yılında Yerel Kalkınma Hamlesi Programı kapsamında, Kalkınma Ajanslarının koordinasyonunda 81 il için her biri dört alandan oluşan toplam 324 öncelikli yatırım konusu belirlenmiş olup 398 başvurunun değerlendirme süreci sürdürülmektedir. 2026 Yerel Kalkınma Hamlesi Destek Programı çağrısı ise, 20 Şubat 2026 tarihinde açılmış, başvuru tarihleri 2 Mart-15 Mayıs 2026 olarak belirlenmiştir." Açıklamada, YOİKK’in kamu ve özel sektör arasında verimli bir istişare platformu olduğu kaydedilerek, iş dünyası öncelikleri dikkate alınarak katılımcısı bir şekilde oluşturulan ve yatırım süreçlerini iyileştirici, cari açığı azaltıcı ikiz dönüşümü hızlandırıcı, mesleki eğitim ve istihdam ilişkisini güçlendirici, mal ve hizmet ihracatını kolaylaştırıcı hususlara odaklanan Eylem planı kapsamında çalışmalara kararlılıkla devam edileceği vurgulandı.
Şeyma Gökçe’nin 14. kattan düşerek ölmesine ilişkin davada sanık Uyucu, beraat etti
24 Şubat 2026 Salı - 14:39 Şeyma Gökçe’nin 14. kattan düşerek ölmesine ilişkin davada sanık Uyucu, beraat etti Ankara’da sevgilisi Hüseyin Uyucu ile yaşadığı evin 14. katından düşerek hayatını kaybeden Şeyma Gökçe’nin ölümüne ilişkin görülen davada sanık Uyucu, suçlamalardan beraat etti. Ankara 2. Batı Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanık Hüseyin Uyucu, maktul Şeyma Gökçe’nin ailesi ve taraf avukatları katıldı. Mahkeme başkanı yargılamanın başladığını ve bu celse tanık dinleneceğini belirtti. Duruşmada dinlenen tanık M.A., olay günü evden yükselen sesleri duyduğunu belirterek, "Olay hafta sonuydu. Hatırladığım kadarıyla kavga başladı. Vefat eden kişi sert şekilde bağırarak konuşuyordu. Yaklaşık 15-20 dakika sürdü, sonra bir sessizlik oldu. Erkek olan kişi ‘Yapma, kendine zarar vereceksin’ gibi bir şey söylüyordu" dedi. Söz alan tutuklu sanık Hüseyin Uyucu ise savunmasında, "Başından beri verdiğim ifadeler geçerlidir. Diyeceğim başka bir şey yoktur" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanının söz vermesi üzerine konuşan maktul Şeyma Gökçe’nin babası Mithat Gökçe, kızının intihar etmediğini savunarak, "Adaletle birlikte evladımın kanı yerde kalmayacaktır. Evladım intihar etmedi. Olay yerinde hiçbir parmak izi çıkmadı. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum" diye konuştu. Anne Gülnur Çağlar’da kızının daha önce intihar girişiminde bulunduğunda kendisine not yazdığını belirterek, "En son benimle mesajlaşmıştı. Benim kızım intihar etmedi, cinayete kurban gitti. Ben adalete güveniyorum" dedi. Ağabey Göktürk Gökçe ise, sanık ve avukatı hakkında ayrıca bir iddiada bulunmak istemediğini ifade ederek, "Ablam o camdan o şekilde düşemez. Parmak izi olmadan çıkamaz. Polis memurları dahi o camdan tutunmak zorunda kaldı. Ablam tüm kıyafetlerini toplamıştı, evden ayrılmayı düşünüyordu demek ki" şeklinde konuştu. "Savcı beraat talep etti" Beyanların ardından Cumhuriyet savcısı mütalaasını açıkladı; maktul Şeyma Gökçe’nin düştüğü pencerenin çerçevesinde sanık Hüseyin Uyucu’nun parmak izine rastlandığını, maktul Gökçe’ye ait herhangi bir parmak izinin ise tespit edilemediğini belirtti. Sanık Hüseyin Uyucu’nun maktul ile uyuşturucu madde kullandığını ve telefon kayıtları incelemesinde ikili arasındaki gönül ilişkisi dışında bir yapı bulunmadığını kaydeden savcı, tüm dosya kapsamında sanığın maktulü kasten öldürdüğüne dair somut bir delil bulunmaması sebebiyle sanığın beraatini talep etti. Mahkeme dosyada karar verileceğini bildirirken son sözler için sanık Uyucu’ya söz verdi. Uyucu "Bir insanın katil olması bu kadar kolay olmamalı. Ben 1 senedir içerdeyim. Kızları öldü, evet canları gitti ben duygumu belli ediyorum. Ama onlar ’kızımızı sen öldürdün’ dedi. Ben masumum herkese söyledim. Yüce adalete güveniyorum" diye konuştu. "Suçlamalardan beraat etti" Beyanlar sonrasında kararını açıklayan mahkeme, sanığın suçunun sabit görülmediğine hükmederek, beraatine karar verdi.
Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Memmedov: "Tarihimizi unutmadan öne bakıp barışa doğru adımlar atmak mecburiyetindeyiz"
24 Şubat 2026 Salı - 13:44 Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Memmedov: "Tarihimizi unutmadan öne bakıp barışa doğru adımlar atmak mecburiyetindeyiz" Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov, Hocalı Soykırımı’nın 34’üncü yılı anma programında yaptığı konuşmada barışı getirmek mecburiyetinde olduklarını belirterek, "Bu çok zor bir yoldur ama sorularımıza cevap arayarak, tarihimizi unutmadan öne bakıp barışa doğru adımlar atmak mecburiyetindeyiz" dedi. Hocalı Soykırımı’nın 34’üncü yıl dönümünde Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov’un katılımıyla anma programı gerçekleştirildi. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde (HBV) düzenlenen program öncesinde Büyükelçi Memmedov düzenlenen sergiyi gezdi. Program, 2 ülkenin marşlarının okunmasının ardından HBV Güzel Sanatlar Fakültesi’nce hazırlanan ’Hocalı Katliamı: Büyük Cinayet’ kısa belgesel film gösterimiyle devam etti. "Biz çok ağır bir bedel ödedik bağımsızlık ve devlet kurmak için" Daha sonra açılış konuşmasını yapan Büyükelçi Memmedov, "Biz çok ağır bir bedel ödedik bağımsızlık ve devlet kurmak için. Ben her zaman söylüyorum ki birçok devletlere, yaşayan insanlar için yaşadıkları devlet dedelerinden, babalarından kalmış bir devlettir. Bizim için dedelerimizden, babalarımızdan bir devlet kalmıyor. Biz kendimiz, kendi kanımız, canımız bu devleti kurduk" diye konuştu. "Biz bugün bir barış aşamasındayız" Bu gibi olayların yaşanmaması için Hocalı Soykırımı’na bilimsel bakış açısıyla bakılması ve tüm soruların cevaplanması gerektiğini belirten Memmedov, "Biz bugün bir barış aşamasındayız. İşgal savaş bitti. Mücadelemiz neticesinde dünyanın adaletsizliğine bakmayarak Hocalı Soykırımı’na adalet istedik, onu bulamadık. Ama kendi irademiz, ortaya koyduğumuz kendi felsefemiz, kendi siyasetimiz, kendi diplomasimiz neticesinde topraklarımızı azat ettik ve bugün bir barış aşamasındayız" ifadelerini kullandı. "Tarihimizi unutmadan öne bakıp barışa doğru adımlar atmak mecburiyetindeyiz" Tarihi unutmadan hareket etmeleri gerektiğine ve barışı sağlamak mecburiyetinde olduklarına dikkati çeken Memmedov, "Bu çok zor bir yoldur ama sorularımıza cevap arayarak, tarihimizi unutmadan öne bakıp barışa doğru adımlar atmak mecburiyetindeyiz. Ne kadar zor olsa da ne kadar insanlarımızın haklı, adaletli ve çok ağrılı acılı soruları olsa da biz siyasetçiler, barışa da insanlarımızı savaşa hazırladığımız gibi barışa da hazırlamak mecburiyetindeyiz" açıklamasında bulundu.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, MHP Lideri Bahçeli’yi ziyaret etti
24 Şubat 2026 Salı - 13:06 TBMM Başkanı Kurtulmuş, MHP Lideri Bahçeli’yi ziyaret etti TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüştü. TBMM Başkanı Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi Meclis’teki makamında ziyaret etti. Basına kapalı gerçekleşen görüşme yaklaşık 30 dakika sürdü. Görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamada bulunan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Bundan sonra da komisyonda bulunan partilerin genel başkanlarıyla görüşmelerimizi gerçekleştireceğiz. Hakikaten Türkiye için tarihi bir eşikti. Henüz iş bütünüyle bitmiş değil ama Meclis üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiştir. Daha evvel defalarca terörün bitirilmesi için denenmiş olan çalışmalar ne yazık ki çeşitli nedenlerle Meclis zeminine taşınamamış ve partilerimizin ortak kanaatleriyle belli bir noktaya getirilememişti. Bu sefer geçmiş müktesebatın üzerinde ilerlenerek TBMM’de bulunan partilerin bir tanesi dışında tamamının katıldığı bir komisyon oluşturuldu. Son derece değerli dinlemeler yapıldı. Toplumun farklı kesimleri, farklı siyasi kanaat sahibi olan gruplar dinlendi ve en sonunda uzun müzakereler sonucunda tüm partilerin ortaklaştığı bir metin ortaya çıktı. Metnin yayınlanmasının ardından gördüğümüz şudur; toplumun geniş kesimleri bu metinle ilgili büyük bir memnuniyet içerisindedir. Partilerimiz görüşlerini siyasi tutum belgesi olarak aslında raporlarıyla kamuoyuna takdim ettiler ve Meclisin sitesinde de yer aldı. Raporun ek kısmında da siyasi partilerin görüşleri bildirildi" dedi. "TBMM’nin üzerine düşen yasaları hazırlayarak yasaları olgunlaştırılmasını temenni ediyoruz" Kamuoyu ile paylaşılan raporun tüm partilerin ortak çalışması olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Bu rapor oylandı ve en önemlisi 50 milletvekilinin 47’sinin oyuyla kabul edilmiştir. Hayırlı uğurlu olsun. Bundan sonraki sürecin de titizlikle takip edilmesi, TBMM çatısı altında oluşturulan bu fevkalade olgun demokratik yaklaşımın bundan sonrada sürdürülmesi ve Türkiye’nin bu meseleyi artık ilanihaye tarihin tozlu raflarına göndermesi için hep beraber yine aynı şekilde açıklıkla, samimiyetle ve şeffaf bir biçimde çalışmalarımızı sürdürmemiz lazım. TBMM Genel Kurulu da üzerine düşen yasaları hazırlayarak kısa bir süre içerisinde yasaları olgunlaştırılmasını temenni ediyoruz" şeklinde konuştu.