Yerel Haberler
Ankara
Kahramanmaraş’taki saldırıya ilişkin yayın yasağını delen 2 kişi gözaltına alındı 15 Nisan 2026 Çarşamba - 23:08:08 Kahramanmaraş’ta bir okulda meydana gelen saldırıya ilişkin yayın yasağına rağmen aykırı paylaşımlar yapan 2 kişi gözaltına alındı. Kahramanmaraş’ta bir okulda meydana gelen silahlı saldırı olayına ilişkin adli makamlar tarafından soruşturmanın selameti gerekçesiyle yayın yasağı kararı alınmasına rağmen, sosyal medyada yasağa aykırı paylaşımlar yapıldığı tespit edildi. Sosyal medyada "@pazarcıkspot" ve "@pazarcıkhavadis" isimli Instagram hesaplarında olay anına ait görüntü ve videoların yayımlandığını belirledi. Adli makamlarca söz konusu paylaşımların, soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği ve kamu düzenini olumsuz etkileyebileceği değerlendirildi. Bu gelişmeler üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturma başlatıldı. Yayın yasağını ihlal ettikleri öne sürülen şüpheliler B.B.İ. ve B.K. gözaltına alınırken, 16 Nisan 2026 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı’nda hazır edilmek üzere işlemlerinin sürdüğü bildirildi. Kahramanmaraş’taki okul saldırısı sonrası çeşitli sosyal medya platformlarında görüntü paylaşan, korku yayan, şiddeti meşrulaştırmaya çalışan ve infial uyandırmayı amaçlayan şahıslar yetkili birimler tarafından yakından takip ediliyor. Adalet Bakanlığı kaynakları birçok ilde farklı paylaşımları bulunan şüphelilerle ilgili tespit çalışmalarının hassasiyetle yürütüldüğünü bildirdi.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 22:45 Türk Eğitim-Sen Başkanı Geylan: "Türk Eğitim-Sen olarak aldığımız iş bırakma kararını hafta sonuna kadar uzatıyoruz" Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Kahramanmaraş’ta bir okulda gerçekleşen silahlı saldırıya ilişkin, "Türk Eğitim-Sen olarak aldığımız iş bırakma kararını hafta sonuna kadar uzatıyoruz" dedi. Türk Eğitim-Sen Başkanı Talip Geylan, Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda bir öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Geylan, "Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırının derin üzüntüsünü yaşarken, bugün Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıyla bir kez daha yıkıldık. Elim olayda yaşamını yitiren öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve tüm milletimize başsağlığı; yaralılarımıza ise acil şifalar diliyoruz" dedi. "Türk Eğitim-Sen olarak aldığımız iş bırakma kararını hafta sonuna kadar uzatıyoruz" Söz konusu olayların önüne geçilmesi gerektiğine vurgu yapan Geylan, "Çok acılıyız, çok üzgünüz, çok öfkeliyiz. İki gün içinde can kayıpları yaşadık, çok sayıda yaralımız var. Eğitim yuvalarımız olan okullarımızda, körpecik yavrularımız büyük bir felaketle karşı karşıya kaldı. Bu büyük acı, artık aklımızı başımıza getirmelidir. Bu çerçevede, Türk Eğitim-Sen olarak aldığımız iş bırakma kararını hafta sonuna kadar uzatıyoruz. 16-17 Nisan 2026 tarihlerinde tüm okullarda ve eğitim kurumlarında iş bırakma eylemi gerçekleştiriyoruz. Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığının bu hafta ülke genelinde okulları kapatarak, milli yas ilan etmesini talep ediyoruz" ifadelerine yer verdi. "Türkiye bu konuda seferber olmalı ve acilen bir "Güvenlik Zirvesi" toplanmalıdır" Geylan, yaşanan şiddet olaylarının, eğitim camiasında derin bir kaygı ve üzüntüye yol açtığına dikkati çekerek, şu ifadelere yer verdi: "Bugün okullarımızda öğretmenler, eğitim çalışanları ve öğrenciler haklı olarak can güvenliği endişesi taşımaktadır. Bu noktada çok açık bir şekilde ifade ediyoruz; tüm Türkiye bu konuda seferber olmalı ve acilen bir "Güvenlik Zirvesi" toplanmalıdır. Cumhurbaşkanlığı, ilgili bakanlıklar, Emniyet Genel Müdürlüğü ve tüm yetkili kurumlar başta olmak üzere, tüm paydaşlar bir araya gelmelidir. Okullarda yaşanan şiddet olaylarına karşı önleyici ve caydırıcı tedbirler geliştirilerek, eğitim kurumlarının güvenliğini artırmaya yönelik kapsamlı ve etkili bir eylem planı ivedilikle hayata geçirilmelidir. Okullar; öğrenciler, öğretmenler ve tüm eğitim çalışanları için güvenli alanlar olmak zorundadır. Dün söylediğimizi bugün bir kez daha vurguluyoruz. Türk Ceza Kanunu’nda eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmesi, bu alanda caydırıcılığı artıracak önemli bir adım olacaktır. Öğretmenlik Mesleği Kanunu kapsamında eğitim çalışanlarına yönelik şiddete karşı alınan tedbirlerin titizlikle, kararlılıkla ve hiçbir hoşgörüye yer vermeden uygulanması büyük önem taşımaktadır. Bu düzenlemelerin etkin şekilde hayata geçirilmesi, eğitim ortamlarında güvenliğin sağlanmasına katkı sağlayacaktır." "Şiddete maruz kalan çalışanlara, anında ve yeterli güvenlik desteği sağlanmalıdır" Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitimcilere yönelik her saldırının sıkı takipçisi olması gerektiğini de söyleyen Geylan, "Şiddete maruz kalan çalışanlara, anında ve yeterli güvenlik desteği sağlanmalıdır. Yaşanan şiddet eylemleri, kayıt altına alınmalı, yargıya intikal ettirilmelidir. Güvenlik kontrollerinin yetersizliği nedeniyle, silah ve yaralayıcı aletlerin okul ve kurumlara taşınmasının kolay olmaktan çıkarılması gerekmektedir. Okullara girişlerin güvenli bir şekilde yapılabilmesi için, velilerin ve öğrencilerin kontrollü giriş sistemlerinden geçirilmesi; okul girişlerine metal dedektörler ve kimlik kartı ile geçiş sistemlerinin kurulması önem arz etmektedir. Ayrıca tüm okulların kamera sistemleriyle donatılması ve her eğitim kurumunda güvenlik görevlisi ya da kolluk kuvveti personelinin görevlendirilmesi gerekmektedir. Disiplin yönetmeliklerinin yeniden ele alınması, güncellenmesi ve daha etkin, uygulanabilir hale getirilmesi gerekmektedir. Öğretmenlerin etkisini, saygınlığını ve mesleki itibarını güçlendirecek somut tedbirler hayata geçirilmelidir. Okul-aile işbirliği mutlaka etkin bir şekilde sağlanmalı; öğrencilerin psikolojik iyi oluşlarını destekleyecek rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir. Gerektiğinde ailelerin de bu süreçlere dahil edilerek, rehabilite edici mekanizmalar devreye alınmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. "Çocuklar fiziksel, psikolojik ve duygusal olarak bu tür yayınlardan zarar görmektedirler" Medyada her türlü şiddetin sık sık en ince ayrıntılarına kadar sunulmasının, çocuk ve gençlerde kontrolsüz ve güçlü bir model oluşturması açısından oldukça tehlikeli bir durum olduğunu belirten Geylan, "Çocuklar fiziksel, psikolojik ve duygusal olarak bu tür yayınlardan zarar görmektedirler. Medyanın, şiddeti reyting ve tiraj aracı olarak kullanmaması gerekmektedir. Bu noktada çocukları olumsuz etkileyebilecek her türlü dijital içerik, şiddet içeren oyunlar, sosyal medya mecraları, dizi, film ve benzeri yapımlar konusunda daha sıkı denetim mekanizmaları oluşturulmalı; zararlı içerikler gecikmeksizin tespit edilip kaldırılmalıdır. Bu kapsamda çocukların dijital ortamda korunmasına yönelik daha güçlü yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Gençlerin silaha ulaşmalarının engellenmesi, toplumda genel olarak silaha ulaşma ile ilgili yasal durumun güçleştirilmesi ile sağlanabilir. Toplumdaki bireylerin silah sahibi olmalarının azaltılması gençlerin silaha ulaşmasını sınırlandıracaktır. Bu konu ile ilgili değerlendirmelerin yapılması ve önlemlerin ivedilikle alınması gerekmektedir" dedi. "Şiddete karşı ortak tavır sergilenmelidir" Geylan, 18 yaş altı bireylerin sosyal medya kullanımına ilişkin daha net ve koruyucu sınırlamalar getirilmesi gerektiğini de sözlerine ekleyerek, "Şiddete karşı yürütülecek mücadele sürecinde ilgili tüm kurumlar birlikte hareket etmeli, şiddet kimden gelirse gelsin karşı durulmalı, ‘Şiddete Sıfır Tolerans’ söylemine sahip çıkılarak, şiddete karşı ortak tavır sergilenmelidir. Şiddeti engellemeye yönelik etkin kamu spotları hazırlanmalı ve toplumun her kesimine ulaşacak biçimde sunulması sağlanmalıdır. Şiddetin normalleşmesine asla izin verilmemeli; bu tür olaylar karşısında daha fazla vakit kaybetmeden, etkili, önleyici ve koruyucu tedbirlerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerekmektedir" ifadelerine yer verdi.
İş arayanlar ve işverenler aynı masada buluştu
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:58 İş arayanlar ve işverenler aynı masada buluştu Ankara Pursaklar Belediyesi, vatandaşlara yeni iş kapıları aralamak amacıyla işverenlerle iş arayanları buluşturdu. Pursaklar Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Halkla İlişkiler Müdürlüğü’ne bağlı İstihdam Şefliği, ilçe halkının istihdamını artırmak için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Pursaklar’da iş arayanlarla işverenler aynı masada buluştu, yüzlerce kişi yeni bir başlangıç için ilk adımı attı. ‘‘Pursaklar’da kimse kendini yalnız hissetmeyecek; belediye olarak her zaman vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz’’ Farklı sektörlerde personel ihtiyacını karşılamaya yönelik düzenlenen görüşmelerle iş arayan vatandaşlara önemli fırsatlar sunulduğunu belirten Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Göreve geldiğimiz günden bu yana iş arayan vatandaşlarımız ile eleman ihtiyacı duyan işverenlerimiz arasında güçlü bir köprü kurmaya gayret ediyoruz. İş arayanlarla işverenleri bir araya getirerek, vatandaşlarımızın farklı alanlarda iş imkânlarına ulaşmasını sağlıyoruz. Aynı zamanda işverenlerin de ihtiyaç duydukları personeli hızlı ve doğru şekilde temin etmelerine yardımcı oluyoruz. Önümüzdeki süreçte de istihdam odaklı projelerimizi artırarak sürdürecek, daha fazla işverenle iş birliği yaparak daha fazla vatandaşımıza ulaşacağız. Pursaklar’da kimse kendini yalnız hissetmeyecek; belediye olarak her zaman vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. Marketler Zinciri’nin Pursaklar’da yeni açılacak olan şubesi için 20 erkek-kadın personel alımı nedeniyle şarküteri, kasap, manav, unlu mamuller, kasa, reyon kısımlarında çalıştırılmak üzere deneyimli veya deneyimsiz 252 kişiyi arayan Pursaklar Belediyesi, 49 kişiden olumlu cevap alırken, sosyal medyadan görüp gelen 121 kişi ile birlikte toplam 138 kişi ile iş görüşmesi gerçekleştirdi. Belediye Meclis Toplantı Salonundan gerçekleştirilen görüşmelerin ardından firma yetkililerinin yapacağı nihai değerlendirme sonucunda işe alınacak adayların belirleneceği bildirildi. Pursaklar Belediyesi, vatandaşlara yeni istihdam fırsatları sunmaya yönelik çalışmalarını sürdürüleceğini vurguladı.
MSB: (C-130E Kargo Uçağı incelemesi) "İçerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanılmamıştır"
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:52 MSB: (C-130E Kargo Uçağı incelemesi) "İçerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanılmamıştır" Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Gürcistan’da kaza-kırıma uğrayan C-130E Kargo Uçağı’nın incelemelerinde içerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanmadığını açıkladı. MSB, haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından gazetecilerin gündeme dair sorduğu soruları yanıtladı. MSB tarafından yapılan açıklamada, Gürcistan’da düşen C-130E Kargo Uçağı’nın devam eden teknik incelemesindeki son duruma dair bilgi verildi. "Ortak çalışmalar yürütülmektedir" Düşen kargo uçağındaki son durum hakkında şu ifadelere yer verildi: "11 Kasım 2025 tarihinde 68-1609 Kanat Numaralı C-130E uçağının geçirdiği kaza-kırım sonrası Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın koordinesinde yapılan Teknik İnceleme Heyetinin faaliyetleri, önce Gürcistan’daki enkaz alanında, sonrasında da enkazın getirildiği 2’nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü Kayseri tesislerinde aralıksız olarak devam etmektedir. Detaylı incelemeler koordineli olarak icra edilmekte ve bu süreçte 1’nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü Eskişehir, 12’nci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı, TUSAŞ, MKE ve Jandarma Genel Komutanlığı ilgili uzman birimleriyle ortak çalışmalar yürütülmektedir." "Kayıt cihazında kazayı aydınlatacak ilave veriler bulunmadığı tespit edilmiştir" Uçuş Veri Kayıt Cihazı incelemesine ilişkin yapılan açıklamada, "Teknik Rapor çalışmaları devam etmekte olup kaza incelemesine yönelik mevcut durumda; Uçuş Veri Kayıt Cihazı kayıtları incelendiğinde, kaza anına kadar dijital veri kayıtlarında uçuş ekibinin konuşmalarında ve uçağın sistemlerinde her şeyin normal devam ettiği, bir aksaklık tespit edilmediği, olayın ani geliştiği, uçak kuyruk konisi bölgesinin uçak gövdesinden ayrılması nedeniyle FDR’a ait güç ve veri kablolarının kopması sonucu kaydın sonlandığı, dolayısıyla kayıt cihazında kazayı aydınlatacak ilave veriler bulunmadığı tespit edilmiştir" ifadeleri kullanıldı. "İçerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanılmamıştır" Uçağın motor ve pervane sistemlerine ait teknik inceleme ile patlayıcı madde incelemelerine dair yapılan açıklamada, "Uçağın motorları ve pervaneleri üzerinde yapılan detaylı incelemeler sonucunda, motor ve pervanelerin kaza anına kadar sorunsuz bir şekilde çalıştığı tespit edilmiştir. Pervane kopmasından kaynaklı uçak gövdesinin hasarlandığına dair bir durum tespit edilmemiştir. Jandarma Kriminal Başkanlığı tarafından uçak enkazından alınan numunelerin incelenmesi sonucunda, içerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanılmamıştır" açıklamasına yer verildi. "Çekme testlerinde malzemelerin gevrek yorgunluk davranışı sergilediği tespit edilmiştir" MSB tarafından uçak enkazından alınan parçalar üzerindeki yapısal hasar ve izlere yönelik ilave metalurjik incelemeler ile analizlerin detaylı olarak devam ettiği belirtilerek, "Malzemelerde tespit edilen kırık-kesit analizlerinin raporlanması beklenmekte olup gelinen aşamada kırılmaların yorulma kaynaklı başlamadığı, ancak çekme testlerinde malzemelerin gevrek yorgunluk davranışı sergilediği tespit edilmiştir. Basında çıkan azot tüpüyle ilgili haberlerin gerçekleri yansıtmadığı, aslında uçakta yangın söndürme mayisi bulunan ve uçak içinde sabitlenmiş 19 kilogramlık iki adet yangın tüpü olduğu, bunların uçak enkazında sağlam biçimde ve herhangi bir yere çarpma izi olmaksızın bulunduğu belirlenmiştir" ifadelerine yer verildi. "Bulgulara yönelik metalurjik ve teknik incelemeler laboratuvarlarda devam etmektedir" Kargo uçağının arızasındaki muhtemel sebeplerin değinildiği açıklamada, şu ifadeler yer aldı: "Her iki kanadın üst kısmında bulunan dingilerden birinin yanıcı/patlayıcı olmayan CO2 gazı ile dolu tüpüyle beraber yuvasından çıkmış, uçağın sol kuyruk-gövde kısmına temas etmiş, oradan da dinginin dikey stabilizeyi kavramış olabileceği, tüpün vurmasıyla gövdeye, dikey ve yatay stabilizeye yapısal hasar vermiş olabileceği, bunun da uçağın düşmesine yol açmış olabileceği değerlendirilmiş olup bulgulara yönelik metalurjik ve teknik incelemeler laboratuvarlarda devam etmektedir. Halkımızın ve kamuoyunun resmî açıklamalar dışındaki provokatif söylemlere itibar etmemesi önemlidir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi ilgili süreçlerin tamamlanmasının ardından hazırlanacak nihai rapor, kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılacaktır" "KKTC’nin egemenliğine yönelik her türlü tehdit ve şiddet eylemi karşısında gerekli tedbirleri kararlılıkla alıyoruz" Terör örgütü EOKA’nın geçmişte Kıbrıs adasında yürüttüğü şiddet eylemlerinin tek taraflı ve çarpıtılmış anlatımlarla ‘özgürlük mücadelesi’ olarak sunulmasının, adadaki kalıcı çözüm çabalarına ve mevcut güven ortamına zarar verdiği vurgulanan açıklamada, "Bu çerçevede, EOKA terör örgütünün kuruluş yıl dönümünde yapılan açıklama ve etkinlikler, tarihi gerçeklerin çarpıtılarak yorumlanmaya devam ettiğinin açık bir göstergesidir. Söz konusu yaklaşımın, Kıbrıs Rum kesimindeki çocuk ve gençlere gerçeğe aykırı şekilde aktarılması, adadaki karşılıklı diyalog ve anlayış zeminini zayıflatmaktadır. Son dönemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki sivilleri hedef alan provokatif eylemler de bu çarpık zihniyetin günümüzdeki yansımaları olarak ortaya çıkmaktadır. Kıbrıs Türk tarafı, her zaman olduğu gibi adada adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün tesisi yönündeki yapıcı ve iyi niyetli tutumunu sürdürmektedir. Bu kapsamda, Kıbrıs Türk halkının güvenliği ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenliğine yönelik her türlü tehdit ve şiddet eylemi karşısında gerekli tedbirleri kararlılıkla aldığımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Adada gerilimi artırabilecek girişimlerden kaçınılması ve sağduyunun hakim kılınması, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile sağlanan barış ve huzur ortamının korunması açısından büyük önem arz etmektedir" açıklamasında bulunuldu.
Bakan Göktaş’tan Osmaniye’deki sel felaketine ilişkin açıklama:
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:08 Bakan Göktaş’tan Osmaniye’deki sel felaketine ilişkin açıklama: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde meydana gelen sel felaketinden etkilenen hanelerin acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanması için Osmaniye Kadirli ilçesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na (SYDV) 2 milyon lira kaynak aktardıklarını bildirdi. Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, Bakanlık olarak yağışların başladığı ilk andan itibaren saha çalışmalarını etkin bir şekilde sürdürdüklerini belirtti. Sel felaketinin ardından, SYDV ekiplerince inceleme, hane ziyaretleri ve hasar tespit çalışmalarının ilgili kurumlarla koordineli şekilde yürütüldüğünün altını çizen Göktaş, şunları kaydetti: "Bu kapsamda, afetten etkilenen vatandaşlarımızın acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik Osmaniye Kadirli ilçesi SYDV’ye 2 milyon lira tutarında kaynak aktardık Devletimiz, tüm kurumlarıyla birlikte afetten etkilenen vatandaşlarımızın yaralarının en kısa sürede sarılması için çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Yoğun yağışlar sonucu yaşanan sel felaketi nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Evleri zarar gören ve yaşamları olumsuz etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, her zaman yanlarında olduğumuzu ifade ediyoruz." Bakan Göktaş ayrıca sel felaketinden etkilenen vatandaşların psikososyal destek ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla ekiplerin sahada hazır olduğunu bildirdi. İlk belirlemelere göre 208 hane, 22 işyeri ve 16 araç hakkında hasar ihbarında bulunulduğunu ve iki can kaybının yaşandığını bildiren Göktaş, "AFAD ekipleri tarafından ihbarların değerlendirilmesi ve Kadirli Belediye ekiplerince sel sularının tahliye işlemlerinin tamamlanmasının ardından Bakanlık olarak uzman personelimizle psikososyal destek çalışmalarına başlayacağız" ifadelerini kullandı.