Yerel Haberler
Ankara
Özel: "Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" 23 Mayıs 2026 Cumartesi - 07:22:43 Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğu ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin, "Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" dedi. Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisinin 38’inci Olağan Kurultayı hakkında verilen mutlak butlan kararı sonrası CHP Genel Merkezinde düzenlenen, ‘Partimize, İrademize Sahip Çıkıyoruz’ buluşmasında konuştu. Özel, "Değerli dostlarım, büyüklerim, akranlarım, sevgili kardeşlerim, değerli gençler aile her şeydir. Ne zaman başımız sıkışsa, yüzümüzü ailemize döneriz. Aile, düştüğümüzde kolumuzdan tutandır. Sendeleyince omuzumuza dokunandır. Yokluğuna katlanmak zordur. Ama zoru göğüsleriz. Yükü paylaşır, acıyı bölüşürüz. Ama ailemizin yokluğuna, hasretine, acısına dayanırız da haysiyetinin çiğnenmesine asla izin vermeyiz. Siz benim ailemsiniz. Siz birbirinizin ailesisiniz. Bize oy versin, vermesin bu ülkenin tüm demokratları bizim ailemizdir. Bu ülkenin geleceğinden kaygı duyanlar, yarınları için mücadele edenler, birilerinin yanına sığınıp da onlarla gününü gün edenler değil; birbirinin omzuna tutunup da yarınlar için direnenler bizim ailemizdir. İşte bizler ailesine sahip çıkanlarız. Biz yoksulları, emekçileri, emeklileri, esnafı, çiftçiyi, gençleri ailemiz bildik" şekilde konuştu. "Bizim suçumuz, seçim kazanmak" Son yerel seçimleri kazandıkları için haksız ilan edildiklerini söyleyen Özel, "Bizim suçumuz, seçim kazanmak ya da seçimi kazanacakları aday yapmak. Bizim suçumuz, müesses nizama baş kaldırmak. Bizim suçumuz, kontrollü muhalefet olmayı reddetmek. Bizim suçumuz, paşa paşa konforlu muhalefet koltuğunda oturmayıp millet için iktidar hedeflemek. Bu yüzden mesele, Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir. Mesele, milletin meselesidir, halkın meselesidir, halkların meselesidir." ifadelerini kullandı. "Türkiye değil, dünya hukuk tarihinde olmayacak bir karar" Özel, "Malum dün Türkiye değil, dünya siyasi tarihinde, hukuk tarihinde olmayacak bir kararla bambaşka bir hukuk dalının bir kuralını getirip de bir siyasi partinin 2,5 yıl önce yapmış olduğu bir kurultaya uygulayarak; hem de o kurultay ile ilgili yürüyen davaları perişan olmuş şahitlik edenlerin hakim önünde ifadelerini geri çektikleri, savunamadıkları. Elbette buna susacak, teslim olacak halimiz yoktu. Bir yandan da bu cenderenin içinden çıkmak gerekiyor. Ama bunu gidip de rejimle uzlaşacak, aparatlarıyla uzlaşacak ya da olmadık temaslar, olmadık pazarlıklar, bekledikleri gibi tavizler vererek yapacak halimiz yoktu. İşte o yüzden buradayım, işte o yüzden buradayız, işte o yüzden buradasınız. İyi ki buradasınız." "O telefona bakmadık, bakamadık" Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı telefon görüşmesinden bahseden Özel, "Milletin, halkın gücüyle; sizlerin emeğiyle, kararlılığıyla birlikte bir büyük mücadeleyi başlattık. Günün şartları, günün psikolojisi içinde bir telefon geldi. O telefona bakmadık, bakamadık. Bugün akşamüstü o telefon görüşmesini gerçekleştirdik. İşte buradaki bütün dostlara ne konuştuğumu ne olacağını, ne olmayacağını söylemek boynumun borcudur. Bugün dedim ki ‘Sokağı görüyor musun?’ Dedim ki ‘Sokağı görüyor musunuz? Milleti duyuyor musunuz? Bu partinin, bu baba ocağının bahçesinde yan yana ağlayan 80 yaşında teyzemi, 15 yaşında evladı görüyor musunuz? Türkiye’nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz? Bugün Türkiye’den 65 baro isyan ediyor. Bugün Türkiye’nin tüm meslek örgütleri, tüm sendikaları, tüm siyasi partileri, en sağdan en sona tüm dostlar yan yana duruyor. ‘Bu CHP meselesi değil, bu Türkiye meselesidir’ diyor ve sizden bir şey bekliyor.’ Bir soru aldım. ‘Siz ne diyorsunuz?’ diye. Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz. İki şeye ömür vermeye, gerekirse iki şeye can vermeye razı olmuşum. Buradan sizin önünüzde ifade ediyorum. Bunlardan birincisi, Cumhuriyet Halk Partisi üyesinin, delegesinin önüne Atatürk’ün partisinin sandığı gelecek. İkincisi, bu milletin önüne seçim sandığı gelecek, bu iktidar değişecek." dedi.
Bakan Göktaş: "Oyunları kapatmak, toptan yasaklamak gibi bir gündemimiz yok"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 16:07 Bakan Göktaş: "Oyunları kapatmak, toptan yasaklamak gibi bir gündemimiz yok" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Oyunları kapatmak, toptan yasaklamak gibi bir gündemimiz yok. Ancak bazı çevrelerin bilinçli şekilde kamuoyunda yanlış bir algı oluşturmaya çalıştığını görüyoruz. Bu dezenformasyona teslim olmayacağız" dedi. 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü kapsamında TÜBİTAK Başkanlık Feza Gürsey Salonu’nda Küresel Temiz Teknolojiler Girişimcilik Programı (GCIP) 2025 Türkiye Hızlandırıcısı Ödül Töreni düzenlendi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, TÜBİTAK Başkanı Orhan Aydın ve UNIDO Türkiye Başkanı Süleyman Yılmaz’ın da katıldığı törende girişimcilere toplam 2,4 milyon lirayı aşan ödül verildi. "Bin 864 kız mühendislik öğrencisini destekleyerek, bu alanda güçlü bir ekosistem oluşturduk" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu iradenin bugün kadın politikalarını Türkiye’nin kalkınma gündeminin merkezine yerleştirmiş durumda olduğunu söyleyen Bakan Göktaş, "Nitekim ’Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’, kadınlara ihtiyaç duyduğu imkanlara erişimi sistemli hale getiren bir zemindir. Diğer yandan geçtiğimiz yıl 8 Mart’ta yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’yle ’Kadının Güçlenmesi Koordinasyon Kurulları’ oluşturarak yeni bir dönemi başlattık. Bu genelgeyle kadınların ekonomik ve sosyal hayattaki gücünü artıracak politikaları, kurumlar arası koordinasyonla her ilde daha etkin biçimde uygulamaya koyuyoruz. Kurulumuz ile kadının güçlenmesine yönelik çalışmaları daha derinlikli ve sonuç odaklı ilerletmek için 5 tematik başlıkta alt komiteler kurduk. ’STEM Alanlarında Kız Çocukları ve Kadınların Güçlenmesi’ bu alt komitelerden biridir. Bu kapsamda ’STEM elçilerinin belirlenmesi’ ile ’bilim merkezlerine kız öğrencilerin katılımının teşviki’ alanlarında uygulama önerileri geliştirdik. Bu çalışmalarla hedefimiz, kız çocuklarımızın ve kadınların bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında fırsatlara eşit biçimde erişmesini sağlamak. Bu vizyonumuzun somut örneklerinden biri de Türkiye’nin Mühendis Kızları Projesi’dir. 2016 yılından beri yürüttüğümüz bu projeyle mühendislik fakültelerinde okuyan başarılı kız öğrencilerimize özel sektör iş birliğiyle burs ve staj imkanı sunuyoruz. Bugüne kadar bin 864 kız mühendislik öğrencisini destekleyerek, bu alanda güçlü bir ekosistem oluşturduk" şeklinde konuştu. "Oyunları kapatmak, toptan yasaklamak gibi bir gündemimiz yok" Sosyal medyanın yalnızca bir iletişim aracı değil, çocukların psikososyal gelişimini doğrudan etkileyen güçlü bir ekosistem haline geldiğini vurgulayan Göktaş, "Bugün birçok ülke, çocukları dijital ortamda karşılaşabilecekleri risklerden korumak için ciddi ve kapsamlı tedbirler alıyor. Biz de ülkemize özgü, dengeli ve uygulanabilir bir model geliştirmek amacıyla 1 yılı aşkın süredir yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bu kapsamda küresel örnekleri, özellikle İngiltere ve Avustralya’daki gelişmiş düzenlemeleri detaylı şekilde inceledik. Sivil toplum kuruluşlarıyla ve sosyal medya platformlarının temsilcileriyle düzenli istişareler gerçekleştirdik. Yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde 15 yaş altına yönelik bir sosyal medya düzenlemesinin gerekli ve elzem olduğu kanaatine vardık. Nitekim benzer şekilde pek çok ülke de bu alanda somut adımlar atmaya başlamış durumda. Fakat gençler son zamanlarda şu soruyu soruyor; ’oyunları yasaklayacak mısınız?’ Buradan genç kardeşlerime bunu açık ve net şekilde söyleyeyim, hayır. Oyunları kapatmak, toptan yasaklamak gibi bir gündemimiz yok. Ancak bazı çevrelerin bilinçli şekilde kamuoyunda yanlış bir algı oluşturmaya çalıştığını görüyoruz. Bu dezenformasyona teslim olmayacağız. Türkiye’de faaliyet gösteren yurt dışı kaynaklı oyun platformlarında, ulaşılabilir bir yasal temsilciyle kullanıcı haklarını koruyan bir sisteme geçmek istiyoruz. Bunun yanında oyunların hangi yaş grubuna uygun olduğunun önceden derecelendirilerek sunulmasını da önemsiyoruz. Bir sorunla karşılaşıldığında muhatabı belli, süreci hızlı ve sonuç alıcı bir düzen kurulmasını istiyoruz. Bazı çevrelerin bu hassas konuyu ’yasak geliyor’ diye sunmasını doğru bulmuyoruz. Gençlerin kaygıları üzerinden algı oluşturulmasına da izin vermeyeceğiz" diye konuştu. "İşini dijitalde büyütmek isteyen yaklaşık 10 bin kadına eğitim verdik" Bakan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "’Yükselen Kadınlar Programı’ kapsamında yedi bölgede buluşmalar gerçekleştirerek, yerelden ulusala, hatta uluslararasına uzanan güçlü bir girişimcilik ağı oluşturuyoruz. Diğer yandan bu programın önemli bir ayağı olan ’Girişimcilik Eğitim Tırımız’ ile Karadeniz Bölgesi’nden başlayarak 9 ilimizde bine yakın kadına ulaştık. Bunun yanı sıra kurulmasına destek olduğumuz bin 319 kadın kooperatifiyle yerel üretimi markalaştırıyor, kadın emeğini pazara daha güçlü biçimde taşıyoruz. Ayrıca ’kadingirisimci.gov.tr’ platformuyla tüm destek ve teşvikleri bir araya getirdik. E-ticarete adım atmak, işini dijitalde büyütmek isteyen yaklaşık 10 bin kadına eğitim verdik. Kadınlara Yönelik Yapay Zeka ve Veri Bilimi Geliştirme Programı’yla yaklaşık 800 kadının STEM alanında eğitim almasını sağladık. Enerji sektöründe kadın istihdamını artırmak ve temsiliyetini güçlendirmek için ’Kadınlar için Enerji Okulu’nu hayata geçirdik. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, kadınların her alanda güçlenmeleri için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz." 7 şehirden doğan yeşil inovasyon Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) ve Küresel Çevre Fonu (GEF) desteğiyle yürütülen programda, 2025 Hızlandırıcısı için Ankara, Antalya, İstanbul, İzmir, Samsun, Konya ve Gaziantep illerinde düzenlenen ön hızlandırıcı eğitimlerinin ardından 96 başvuru alındı. Yapılan teknik değerlendirmeler sonucunda 39 takım, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, atık zenginleştirme, ileri malzemeler, yeşil binalar, ulaşım ve su verimliliği alanlarındaki iş planlarıyla finale yükseldi. Bu yılki ödül töreni, aynı zamanda kadınların bilimsel girişimcilikteki öncü rolünü de kutluyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile TÜBİTAK iş birliğinde hazırlanan özel kategorilerde ’Toplumsal Etkide Öncü’, ’Yenilikçi’, ’En İyi Gelişim Gösteren’ ve ’Genç Kadın Girişimci’ destekleri sahiplerini buldu. Bu kapsamda kadın girişimcilere toplam 1 milyon 100 bin lira tutarında teşvik sağlandı. Türkiye’nin yeşil dönüşüm vizyonuna destek TÜBİTAK tarafından verilen GCIP ödülleri kapsamında birinciye 600 bin lira, ikinciye 450 bin lira ve üçüncüye 300 bin lira ödül verildi. 2022-2027 yıllarını kapsayan stratejik yol haritası dahilinde dereceye giren takımlar, aynı zamanda teknoloji doğrulama ve yatırıma hazırlık bileşenleri ile Viyana’da düzenlenecek küresel platformlarda Türkiye’yi temsil etme şansı bulabilecek.
ASO Başkanı Ardıç: "2024’te 6 milyar dolar olan toplam maden ihracatımız, 2025’te yüzde 3,4 artışla 6,2 milyar dolara yükseldi"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:59 ASO Başkanı Ardıç: "2024’te 6 milyar dolar olan toplam maden ihracatımız, 2025’te yüzde 3,4 artışla 6,2 milyar dolara yükseldi" Ankara Sanayi Odası (ASO) Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, "2024’te 6 milyar dolar olan toplam maden ihracatımız, 2025’te yüzde 3,4 artışla 6,2 milyar dolara yükseldi. Bu tablo hem pazar çeşitliliğinin hem de katma değerli üretime geçişin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor" dedi. ASO 32 No’lu Taşocakçılığı Sanayi Meslek Komitesi ile Ankara Ticaret Odası (ATO) 30 No’lu Doğal Taş, Mermer ve Hazır Beton İmalatçıları Meslek Komitesi iş birliğinde ‘ASO-ATO Maden Zirvesi: Sektör Buluşması’ toplantısı düzenlendi. ASO ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda madencilik sektörüne yönelik kamu politikaları, güncel düzenlemeler ve uygulamalar hakkında plan ve programlar ele alındı. Toplantıda sektörde faaliyet gösteren işletmelerin karşılaştığı sorunlar, mevzuat kaynaklı uygulama farklılıkları, izin süreçleri ve sektörün geleceğine yönelik beklentiler masaya yatırıldı. Programda konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, maden ve doğal taş sektörünün Türkiye ekonomisindeki stratejik önemine dikkat çekerek, sektörün sürdürülebilir büyümesi için politika yapıcılar, sanayi ve ticaret dünyası arasındaki koordinasyonun artırılmasının büyük önem taşıdığını belirtti. ATO Başkanı Gürsel Baran ise, Türkiye’nin madencilik sektöründe 2025 yılı itibarıyla 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek ekonomiye katkı sağladığını ve bu rakamın giderek daha da artacağını vurguladı. "Madencilik artık yalnızca yer altı kaynaklarını üretime kazandırma faaliyeti değildir" Türkiye’nin önemli yer altı kaynaklarına sahip olduğunu ve özellikle 2040 yılına gelindiğinde bu yer altı kaynaklarının daha da önemli olacağını belirten Ardıç, "Madencilik artık yalnızca yer altı kaynaklarını üretime kazandırma faaliyeti değildir. Enerji dönüşümü; savunma sanayii, ileri imalat, elektronik ve batarya teknolojilerindeki ivme, ham maddeyi stratejik bir başlığa taşıyor. Veri merkezlerinin hızla artan enerji ihtiyacı da bu tabloyu daha da keskinleştiriyor. Sonuçta ham madde, ekonomik bir girdi olmaktan çıkıp güvenlik ve stratejik rekabet meselesine dönüştü. Yüksek teknoloji, dijital dönüşüm ve yapay zeka son dönemlerde hepimizin konuştuğu temel başlıklar ama bunları konuşurken, ayağımızın bastığı toprağı unutmamamız gerekiyor. Çünkü teknoloji sadece yazılımla, kodla üretilmiyor. O yazılımların çalışması için madenlere, metallere ve bu ham maddeleri işlemeye ihtiyacımız var. Sanayinin geleceği bulutta, yani bulut teknolojilerinde olabilir ama kökleri hala topraktadır. Uluslararası Enerji Ajansı projeksiyonları, bu dönüşümün ölçeğini çok net gösteriyor. Net Sıfır senaryosunda 2040’a kadar bakır talebi yüzde 50 artarken; nikel, kobalt ve nadir toprak elementleri talebi yaklaşık iki katına, grafit talebi 4 katına yükseliyor. Lityum ise 8 kat büyüme ile öne çıkıyor. Aynı çalışma, 2040’a gelindiğinde enerji dönüşümü minerallerinin toplam pazar değerinin iki kattan fazla artarak 100 milyarlarca dolarlık bir ölçeğe taşındığını da ortaya koyuyor" diye konuştu. "Madencilikte rekabet artık sadece ‘rezerv’ rekabeti değil" Türkiye’nin dünyadaki bor rezervlerinin önemli bir kısmına sahip olduğunu ve bu rezervin gelecekte önemli alanlarda potansiyel kaynağı olduğunu ifade eden Ardıç, "Madencilikte rekabet artık sadece ‘rezerv’ rekabeti değil; izin süreçleri, çevre performansı, iş sağlığı güvenliği, şeffaflık, izlenebilirlik, zenginleştirme ve rafinasyon kapasitesi rekabetidir. Bu nedenle bugünkü zirvemizin ana başlığı olan ‘kamu politikaları, mevzuat ve uygulamalar’ tam da işin kalbine temas ediyor. Burada bir başka küresel gerçeğin de altını çizmek gerekir. Avrupa pazarı, kritik ham maddelerde bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. 2030 için yerli üretim, geri dönüşüm ve işleme kapasitesine yönelik hedefler koyuyor. Ülkemizin bu noktada çok güçlü bir örneği var. Eti Maden verilerine göre dünya bor rezervlerinin yüzde 73’üne sahibiz. Bu rakam; camdan seramiğe, temizlikten tarıma, metalurjiden enerji teknolojilerine uzanan geniş bir sanayi ekosistemi potansiyeli demek. Öte yandan, madenciliğin ülkemiz ekonomisine döviz kazandıran önemli bir işlevi de var. 2024’te 6 milyar dolar olan toplam maden ihracatımız, 2025’te yüzde 3,4 artışla 6,2 milyar dolara yükseldi. Bu tablo hem pazar çeşitliliğinin hem de katma değerli üretime geçişin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor" şeklinde konuştu. "Türkiye, maden çeşitliliği açısından dünyada ilk sıralarda yer alıyor" Türkiye’nin yer altı kaynaklarının zenginliğine dikkat çeken ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ise, "Türkiye, jeopolitik yapısı itibariyle yer altı zenginlikleri bakımından avantajlı bir ülke. Dünyada ticareti yapılan yaklaşık 90 maden türünün 70’inin yer aldığı ülkemizde, 60’ının da aktif olarak üretim ve ticareti gerçekleştiriliyor. Türkiye, maden çeşitliliği açısından dünyada ilk sıralarda yer alıyor. Bor, mermer, trona, feldspat, barit, alçı taşı ve krom gibi birçok endüstriyel ve stratejik madende dünya ölçeğinde güçlü bir konuma sahibiz. Bor madeninde küresel ölçekte lider konumundayız. Bunun yanı sıra altın, gümüş, bakır, nikel, demir ve çinko gibi stratejik madenler açısından da önemli bir potansiyelimiz söz konusu. Madencilik sektörü, 2025 yılı itibarıyla 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek, ülkemiz ekonomisine katkı sağladı. Ekonomik büyüklüğü 2024 yılı itibariyle resmi verilere göre 400 milyar lirayı aşan, bugün ise 500 milyar lira seviyesine ulaştığı belirtilen sektör. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yaklaşık yüzde 1’ini oluşturuyor ve yaklaşık 150 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. Yapılan hesaplamalar, Türkiye’nin ekonomiye kazandırılmayı bekleyen yaklaşık 3,5 trilyon dolarlık yer altı kaynağına sahip olduğunu gösteriyor. Bu potansiyelin önemli bir kısmı henüz üretim aşamasına geçmemiş olsa da, bu veri, sektörün ulaşabileceği potansiyeli göstermek açısından önemli. Madencilik sektörünün GSYİH’deki payının düşük olmasının en önemli nedeni, madenlerimizin hammadde olarak ihraç edilmesi. Maden kaynaklarımızı mamul hale getirebilsek, katma değer kazandırıp ihracat gelirlerimizi artırabiliriz" dedi.
İçişleri Bakanlığında devir teslim töreni: Yeni Bakan Çiftçi, görevi Yerlikaya’dan devraldı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:26 İçişleri Bakanlığında devir teslim töreni: Yeni Bakan Çiftçi, görevi Yerlikaya’dan devraldı İçişleri Bakanlığı görevine atanan Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, gerçekleştirilen devir teslim töreni ile görevi Ali Yerlikaya’dan devraldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ile İçişleri Bakanı olarak atanan Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Bakanlıkta düzenlenen devir teslim töreniyle görevi Ali Yerlikaya’dan devraldı. Törende konuşan Yerlikaya, "Bakanlık görevine cumhurbaşkanımızın tensipleri ile Mustafa Çiftçi kardeşimiz atandı. Kendisini yürekten tebrik ediyorum. Allah yardımcısı olsun. Hem meslektaşım hem de Konyalı bir hemşehrimiz. Yine bir vali kardeşimiz bu makama layık görüldü. Başaracağına, aynı hizmet bayrağını bizden aldı ve cumhurbaşkanımızın liderliğinde milletimizin, devletimizin güvenliği, huzuru için gece gündüz demeden Allah’ın izni ile çalışacak" dedi. "Milletimizin duası ile çalışıp yüz akı ile ayrılmak nasip oldu" Bugüne kadar gayretle çalıştıklarını kaydeden Yerlikaya, "Kaymakamlığımdan bugüne kadar hizmet ettim. İlk nefes son nefes arasında kaç nefes olduğunu bilmeyiz, buna ömür diyoruz. Bu ömür sınanmalar ile geçiyor. Bazen makam ile sınanırken, teşekkür ediyoruz dendiğinde de bu sınanmalar devam ediyor. Liderimiz Erdoğan’ın ilk başbakanlığından bu yana verdiği görevlerde ve bakanlıkta milletimizin duası ile çalışıp yüz akı ile ayrılmak nasip oldu. Değerli bakanımızın da yüz akı ile kardeşlerimizden birine teslim edeceğine inanıyorum. Çalışma arkadaşlarımızın her birine müteşekkirim. Dilimizle kimseye eza vermedik. İşimizi en iyi yapma noktasında çalıştık. Her başlangıcın duası var. İlk geldiğimde yaptığım dua ile bugün ayrılıyorum. Son teşekkürü de aileme ediyorum. Sosyal çevremi hep ihmal ettim, düğünlere, etkinliklere gidemedim. Devletimiz, milletimiz için çalıştım" ifadelerine yer verdi. "Zor ve meşakkatli bir görev üstlendiğimi biliyorum" Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ise, "Bugünkü kararname ve cumhurbaşkanımızın tensipleri ile görevi bakanımızdan devralıyorum. Bakanımızın güzel hizmetleri oldu. Kişilere yönelik, mal varlığı, dolandırıcılık, düzensiz göçmenlik suçlarında özenle hizmet ettiler. 30. yılımda bugünleri de gördük. Allah’a şükrediyorum. Bu bana Rabbimin lütfu diyorum. Başkalarından üstün olduğum için değil, Allah bana lütfetti. Cumhurbaşkanımız da vesile oldular. Bakanımıza verdikleri değerli hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum, kendisinden çok şey öğrendim. Hem meslek büyüğümüz hem bakanımızdı. İnşallah başka hizmetlere de vesile olurlar. Çorum’da göreve başladığımda ’Benim niyetim bir gün burada görevi bırakınca iyi bir seda bırakarak ayrılmak’ demiştim. Zor bir görev üstlendiğimi biliyorum. Meşakkatli bir görev bu. Ben de vakti zamanı geldiğinde görevi başkasına devredebilirim" diye konuştu. Devir teslim töreninde AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Faruk Acar, Halit Yerebakan ile Genel Sekreter Eyyüp Kadir İnan da yer aldı.