Yerel Haberler
Ankara
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 18:32 Özgür Özel: "Kılıçdaroğlu ile aramızda bir uzlaşı yok" Özgür Özel, "‘Uzlaştılar, biri Grup Başkanı olacak, biri Genel Başkan olacak.’ Arkadaşlar böyle bir uzlaşı yok. Zaten biz bu butlan kararını tanımadığımız için, tanımadığımız bir kararda uzlaşacak halimiz yok" dedi. Özgür Özel, CHP Genel Merkezinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kapalı grup toplantısında 110 oy ile grup başkanı seçilen Özel, gelemeyen vekillerin mazeretlerini bildirdiklerini söyleyerek, "Onların da destek ifadeleriyle ve daha sonra da ‘Seçim olacağını bilmiyorduk, bilseydik gelirdik’ diyen çok sayıda arkadaşımız var. Ama görünürde 110 arkadaşımızın açık desteğiyle yeniden Grup Başkanı seçildim. Bu konu artık her kararın istismar edildiği yerde Meclis’e de bunu sirayet ettirme ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubunda bir boşluk oluşturma ihtimaline karşı ve biraz da aslında bunun böyle olmasını ben de istedim. Olur, olmaz yerlerde okuyoruz. ‘Butlan kararının arkasında 90 milletvekili var’ falan. Bugün 110 milletvekilinin hangi kararının arkasında olduğu ki bunun üzerine de yapılan açıklamaları da siz takip ediyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi grubunda bilinen ayrışmanın ötesinde bir ayrışmanın olmadığının görülmesi çok önemli. O yüzden hep birlikte bu kararı aldık" açıklamasında bulundu. "Biz butlan kararını tanımadığımız için, tanımadığımız bir kararda uzlaşacak halimiz yok" Özel, TBMM’de haftalık grup toplantılarını kendisinin yapacağını dile getirerek, "Yapılacak grup toplantısında, ben kurultayımız yapılana kadar Grup Başkanı olarak, kurultayımız yapıldıktan sonra da yeniden Genel Başkan ve Grup Başkanı olarak haftalık grup toplantılarımızı elbette ben yapacağım. Bunun dışında şöyle haberler okudum, yorumlar. İşte ‘Uzlaştılar, biri Grup Başkanı olacak, biri Genel Başkan olacak.’ Arkadaşlar böyle bir uzlaşı yok. Zaten biz bu butlan kararını tanımadığımız için, tanımadığımız bir kararda uzlaşacak halimiz yok. Ama şöyle bir uzlaşı olacak veya onun olması elzem ve herkesin istediği bu. Herkesin istediği, herkesin beklediği bir tek şey var. O da kurultayın, tüzüğümüzde öngörülen en kısa sürede, bu da 40 gün gibi bir süredir. 40 günlük bir süre içerisinde toplanması, partinin bu tartışmalardan çıkıp iktidar yürüyüşünü sürdürmesi" diye konuştu. "Partiyi 40 gün içinde kurultaya götürürüz ve artık bu kabus biter" Özel, sözlerine şöyle devam etti: "Parti Meclisimizin görüşünü alacağım, yarın il başkanlarının görüşleri alınacak. Dün Kemal Bey’le görüştüğümüzde demiştim, ‘Ben arkadaşların görüşlerini alacağım, ardından da bir temas kurarız’ diye tahmin ediyorum, biz bir görevlendirme yaparız. Kemal Bey’den de bu görevlendirmeyi talep ederiz. Oturur arkadaşlarımız ve hızlı şekilde partiyi sağ salim ayrışmadan, bölünmeden, tartışmadan 40 gün içinde ya da bayramdan sonraki 40 gün içinde, ilk mesaiyi takip eden 40 gün içinde, nasıl yapacaksak kurultaya götürürüz ve artık bu kabus biter, devamında yine herkesin umutlarını besleyen iktidar yürüyüşümüz başlar" açıklamasında bulundu. "Bu hiç istemediğimiz hiç de meşru olmayan ara dönemden partimizi hızla çıkarmak durumundayız" Kemal Kılıçdaroğlu’nun 40 gün içerisinde kurultayın yapılmasına nasıl baktığının sorulması üzerine Özel, "Dünkü telefon görüşmemizde kendisi ‘En uygun zamanda yapalım’ demişti. Ben de en uygun zamanın en kısa zaman olduğu görüşünü ifade etmiştim kendisiyle. Bu çerçevede arkadaşlarımız herhalde görüşürler ve ona göre en doğru karar hep birlikte verilir. Ama burada hiç şüphe yok ki siz de görüyorsunuz, en uygun zaman en kısa zamandır. Bu hiç istemediğimiz aslında hiç de meşru olmayan ara dönemden partimizi hızla çıkarmak durumundayız" dedi. "Genel Başkanımızla yüz yüze de görüşürüz sohbet de ederiz. Ama gazetede kurultay kararının ilanını okuduktan sonra" Özel, Kılıçdaroğlu’nun butlan kararı sonraki konuşmasını takip edip etmediği ve yüz yüze görüşme olup olmayacağının sorulmasına ise, "Siyasette çeşitli gelişmeler olur, ona göre pozisyonlar alınır. Biz dün telefonda birbirimize görüşlerimizi ifade ettik, şimdi teknik arkadaşların görüşmelerini yapma zamanı. Ondan sonrasında, kurultay kararı alındıktan sonra ki ben bundan önce defalarca Kılıçdaroğlu’yla yüz yüze görüştüm ve büyük bir memnuniyetle o zaman yine görüşürüm. Ama 40 gün sonraki kurultay kararını, gazete ilanını okumam lazım. Ondan sonra elbette önceki Genel Başkanımızla yüz yüze de görüşürüz, oturur sohbet de ederiz. Ama gazetede kurultay kararının ilanını okuduktan sonra" diye konuştu. "En kısa sürede kurultay ile ilgili adımı atması Kemal Beyin’de menfaatine" 40 günlük sürenin sonunda kurultaya gidilmemesi halindeki tutumunun ne olacağına ilişkin soruya ise Özel, "Kemal Bey’le bu konuyu arkadaşlarımız görüşecekler. 40 gün içinde kurultay ile ilgili o bir karar verir ve bir adım atarsa bu hem partimiz için, hem ülkemiz için ama hem de kendisi için en doğru karar olacak. Çünkü ben gerçekten üzülüyorum bazı sloganlara, bazı tepkilere. Sonuçta bunlar partimizde geçmişte seçilerek Genel Başkanlık yapmış birisine yönelen tepkiler. Sokağın sesini duyuyorsunuz, görüyorsunuz arkadaşlar. Bunu ben anlatmayayım yani size. O yüzden 40 gün sonraya en kısa sürede kurultay ile ilgili adımı Kemal Bey’in atması ya da bu adımı müştereken atmamız partinin de Kemal Bey’in de menfaatine. Yoksa biz bu noktada bize Siyasi Partiler Kanunu’nun, tüzüğün verdiği tüm imkanları kullanarak en kısa sürede kurultay için adımlarımızı atacağız zaten" dedi. "Delegemizin ‘Otur’ dediği yerde otururuz ve bizi onlardan başka kimse kaldıramaz" Özel, ‘Genel Merkezi terk etmeme kararı almıştınız. Bayramda da bu süreç devam edecek mi?’ sorusuna, "Bayramlar bitmez. Kurban Bayramı biter, arkasından bir başka bayram gelir. Biz delegemiz bizi layık gördüğü makamdan uzaklaştırmadıkça ya da görev süremiz dolup da bir başkasını oraya layık görmedikçe delegemizin ‘Otur’ dediği yerde otururuz ve bizi onlardan başka kimse kaldıramaz" diye konuştu.
BBP Genel Başkanı Destici: "Türk kadınının hayatın her alanında yer almaları için gayret gösteriyoruz"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:05 BBP Genel Başkanı Destici: "Türk kadınının hayatın her alanında yer almaları için gayret gösteriyoruz" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Biz kadınlarımızın başarılarıyla gurur duyuyoruz ve herkesin de gurur duyması gerektiğini düşünüyoruz. Türk kadınını desteklemeyi, onların sosyal hayatın her alanında devlette, siyasette, ekonomide daha fazla ve daha etkin bir şekilde yer almaları için gayret gösteriyoruz" dedi. Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Burada konuşan Destici, yeni göreve gelen Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çitfçi’ye hayırlı olsun dileklerini diletti. "Türk kadınının hayatın her alanında yer almaları için gayret gösteriyoruz" Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in kıyafeti dolayısıyla yapılan eleştirileri hatırlatan Destici, "İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve hem parti yönetimi bu konuda gerçekten esaslı bir duruş sergilediler ve büyük bir tepki göstererek bu çirkin sözlerin sahibi olan kişiyi de partiden ihraç ettiler. Bu davranışları dolayısıyla da onları da tebrik ediyorum. Biz kadınlarımızın başarılarıyla gurur duyuyoruz ve herkesin de gurur duyması gerektiğini düşünüyoruz. Türk kadınını desteklemeyi onların sosyal hayatın her alanında devlette, siyasette, ekonomide daha fazla ve daha etkin bir şekilde yer almaları için gayret gösteriyoruz" ifadelerini kullandı. "Konuyu son derece önemli ve kıymetli buluyor ve destekliyoruz" Çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesine ilişkin değerlendirmede bulunan Destici, "Sosyal ağ sağlayıcılarına 15 yaşından küçük çocuklara hesap açmama yükümlülüğü getirilmesini ve etkili filtreleme sistemleri kurulmasını öngören yasal düzenleme taslağının mecliste görüşüleceği açıklandı. Konuyu son derece önemli ve kıymetli buluyor ve destekliyoruz. Gelişmiş ülkelerin tamamı çocukların sosyal medya kullanımıyla ilgili yasal tedbirler almaktadır" şeklinde konuştu. Aile yapısının bu yollarla bozulduğunu aktaran Destici, "Çocuklarımızı, gençlerimizi bu yollarla bizden çaldılar ve çalmaya devam ediyorlar. Buna artık göz yumamayız. Nüfusumuzu kaybediyoruz, gençliğimizi kaybediyoruz, geleceğimizi kaybediyoruz. Onun için bununla sınırsız bir şekilde hiç tereddüt etmeden mücadele etmemiz gerekiyor" dedi. "Türk ve Türkçe’ye ait maddelerin değiştirilmesini pervasızca talep ettiler" Destici, DEM Parti grup toplantısında yapılan açıklamalara ilişkin şunları söyledi: "Dün PKK’nın partisinin grup toplantısında yine PKK’nın kırk yılı aşkın süredir ülkemizi ve milletimizi bölmeye yönelik propagandaları tekrar birer birer sıralandı. Özetle PKK’lıların elebaşları ve yöneticileri başta olmak üzere işledikleri suçların yok sayılmasını serbest bırakılmalarını yine anayasada bulunan Türk ve Türkçe’ye ait maddelerin değiştirilmesini pervasızca talep ettiler. Elbette ki bunlar olmayacaktır. Milletimiz ve biz buna müsaade etmedik ve etmeyeceğiz."
DEM’li Sancar: "Ortak raporla ilgili uzlaşma zemini var"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 14:44 DEM’li Sancar: "Ortak raporla ilgili uzlaşma zemini var" DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar, "Ortak raporla ilgili uzlaşma zemini var" dedi. DEM Parti İmralı heyeti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek üzere Cumhurbaşkanlığı Küllyesi’ne gitmeden önce TBMM’de basın mensuplarına açıklamada bulundu. DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan, "Önemli bir görüşme olacağını düşünüyoruz. Süreç başladığından beri Cumhurbaşkanı ile zaman zaman bir araya geliyoruz. Sürecin geldiği belli bir aşama var. Artık Meclis komisyonunun raporu yazım aşamasına geçtiği bir dönemde büyük bir beklenti de var. Kamuoyunda sürecin nasıl ilerleyeceğine dair bugün Sayın Cumhurbaşkanı ile yapacağımız görüşmede önemli gündemlerimiz var. Görüşme bittikten sonra yazılı bir açıklama yapacağız. Sizleri, kamuoyunu bilgilendireceğiz. Önemli bir görüşme olduğunu söyledik. Hayırlara vesile olsun diyoruz" açıklamasında bulundu. DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar ise, "Son gelişmelerden bu yana önemli gelişmeler yaşandı hem Türkiye’de hem Suriye’de. Ayrıca Meclis komisyonunun çalışmalarında son aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Bunları Cumhurbaşkanı ile ele alacağız. Tabii görüşlerimizi paylaşacağız. Bizim önerilerimiz var, onları sunacağız. Meclis komisyonunun ortak raporuyla ilgili şu anda çalışma sürüyor. Bu konuda henüz bir nokta konulmuş değil" dedi. "Ortak raporla ilgili uzlaşma zemini var" Bir basın mensubunun ortak raporda uzlaşma olup olmadığı sorusu üzerine Sancar, "Mümkün ölçüde uzlaşmayla en geniş kesimleri kapsayacak formülasyonun çıkmasını istiyoruz. Böyle bir uzlaşmanın zemini var. Umarım bu zemini tüm partiler iyi bir şekilde değerlendirir. Sürecin ruhuna yakışacak şekilde gelecekte hepimizi rahatlatacak noktalara varılması önemli. Böyle bir uzlaşma için biz elimizden geleni yapacağız. Diğer partilerden de bu konuda aynı tutumun geleceğini düşünüyoruz ve bekliyoruz" dedi. "Umut hakkı" ile ilgili soruya ise Sancar, "Ayrıntılara girmeyelim. Süreçle ilgili bugüne kadar gelişmeleri ve bundan sonra yapılması gerekenleri, gündemde olan konuları ele alacağız" cevabını verdi.
CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal mezarı başında anıldı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 14:44 CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal mezarı başında anıldı Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) eski Genel Başkanı Deniz Baykal, vefatının 3. yılında mezarı başında anıldı. Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 11 Şubat 2023’te hayatını kaybetmişti. Baykal’ın vefatının 3. yıl dönümünde CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve siyasilerin katılımıyla Devlet Mezarlığı’nda bulunan kabri başında anma töreni düzenlendi. Özel, törende yaptığı konuşmada, "Deniz Bey’in CHP’de bakan olduğu ve partinin birinci parti olduğu dönemlerden bugüne 47 yıl sonra partimizi birinci parti yapabilmiş ve yerel seçimlerde bir büyük zaferi kazanmış, şu an dünyada belediye sayısı en çok olan, Avrupa’da oy oranı en yüksek olan sosyal demokrat parti olarak iktidara yürüyoruz. Ama kolay olmuyor. Bunun karşısında da parti, siyasi tarihimizin en büyük saldırısıyla karşı karşıyadır" diye konuştu. Özel, "Erdoğan’ın iddiası nedir? ‘Türkiye bir hukuk devletidir.’ Bizim iddiamız nedir? ‘Bu yapılanlar bir yargılama değil, siyasi bir operasyondur.’ Biz diyoruz ki bizim suçumuz Erdoğan’ı yenmek, 47 yıl sonra birinci parti olmak, AK Parti’yi ilk kez ikinci parti durumuna düşürmek. Erdoğan’ın tezine göre İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanacak, İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybedecek. Bu doğrultuda iktidar yolunda yürüyor olmak. Erdoğan, bizi konvansiyonel, normal siyasi bir mücadeleyle yenemediği ve yenemeyeceğini anladığı için bizi yenmesi gereken partisine de güveni kalmadığı için, geleceğin iktidarına, bugünün iktidarı olarak kendisinden sonraki iktidara, bugünün cumhurbaşkanı olarak kendisinden sonraki cumhurbaşkanına darbe girişiminde bulundu" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "28 Şubat artığı faşizan, ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 14:36 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "28 Şubat artığı faşizan, ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eskişehir’in Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün’ün kıyafeti nedeniyle sosyal medyada hedef alınmasına ilişkin, "’Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır’ diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen grup toplantısında konuştu. Konuşmasından önce Eskişehir’in Mihalgazi ilçesinden gelen yöresel kıyafetli kadınları selamlayan Erdoğan, "Belediye Başkanımız Zeynep Güneş’le birlikte tüm hanım kardeşlerime teşekkür ediyor, Anadolu kadınının bin yıllık asaletini yansıtan şu vakur duruşları için kendilerine şükranlarımı sunuyorum" dedi. Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün’ün kıyafeti üzerinden sosyal medyada hedef alınmasına ilişkin Erdoğan, "Milletten aldığı yetkiyle ilçesine üç dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçiye ’Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır’ diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum. Yıllarca sırf başörtülerinden ötürü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma hakkını, hatta seçilme hakkını gasp edenlerle; Anadolu kadınının asırlardır üzerinde gururla taşıdığı yazmasına, tülbentine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla; milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizin bilinmesini istiyorum. Bu ülkede yasakçı ve baskıcı anlayışa göz yummadık ve yummayacağız. Kadınlara parmak sallayanlara meydanı terk etmedik, etmeyeceğiz. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız. Şerife Bacı’nın, Kara Fatma’nın, Nene Hatun’un yolundan giden tüm hanım kardeşlerimi bugün bir kere daha kemal-i hürmetle selamlıyorum" ifadelerini kullandı. "Suudi Arabistan’la imzaladığımız anlaşma stratejik öneme sahiptir" Geçen hafta Suudi Arabistan ve Mısır’a önemli bir ziyaret gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, "İkili ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almanın yanı sıra; Filistin, Suriye, Sudan başta olmak üzere güncel meseleleri kapsamlı şekilde istişare ettik. Her iki ziyaretimizden enerjiden savunmaya farklı alanlarda imzaladığımız toplam 12 anlaşma ile döndük. Özellikle yenilenebilir enerji alanında Suudi Arabistan’la imzaladığımız anlaşma stratejik öneme sahiptir. Bu anlaşmaya göre inşallah Suudi şirketleri Türkiye’de toplam 5 bin megavat gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karaman’da biner megavatlık güneş enerjisi santralleri kurulacak. İki güneş enerjisi santrali projesi ile toplam 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılamayı hedefliyoruz" diye konuştu. Cumartesi günü Ürdün Kralı 2. Abdullah bin Hüseyin’i misafir ettiklerini, oldukça verimli ve ikili ilişkileri güçlendiren istişarelerin yapıldığını aktaran Erdoğan, en kısa zamanda Ürdün’e bir ziyarette bulunmayı arzu ettiklerini söyledi. "Dünyada ve bölgemizde tabiri caizse bir Türkiye rüzgarı esiyor" Diplomatik temaslar çerçevesinde Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in bugün, Sırbistan Başbakanı Vuçic’in ise yarın Ankara’ya geleceğini kaydeden Erdoğan, "Önümüzdeki pazartesi ve salı günleri ise inşallah Birleşik Arap Emirlikleri’ni ve Etiyopya’yı ziyaret edeceğiz. Dünyada ve bölgemizde bir Türkiye rüzgarı esiyor. Türkiye olarak kendimiz için ne istiyorsak, dostlarımız, kardeşlerimiz için de aynısını istiyoruz. Kendimiz için nasıl huzur, güvenlik istiyorsak; nasıl istikrar, kalkınma, refah istiyorsak; komşularımız ve tüm kardeş ülkeler için de aynısını istiyoruz. Son dönemde hız verdiğimiz diplomatik çabalarımız işte bunun içindir. Bilinen bilinmeyen, görünen görünmeyen temaslarımızın temel gayesi, aynı şekilde bölgesel barışa katkı sunmaktır. Hiçbir komplekse kapılmadan tüm aktörlerle görüşüyor, tamamen kardeşlik hissiyatı içinde fikir ve önerilerimizi muhataplarımızla paylaşıyoruz. İnsanlık tarihiyle yaşıt bir bölgenin kadim sakinleri olarak son yıllarda çatışmalarla, kardeş kavgasıyla, Gazze’de olduğu gibi barbarlıkla anılan coğrafyamızın tekrar bir selam yurdu, yeniden bir güven ve esenlik yurdu olması için hüsnüniyetle çalışıyoruz" dedi. "Suriye konusunda Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Ürdün’ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum" Suriye’nin yaklaşık 14 yıldır hasretini çektiği istikrara, barışa ve huzura süratle kavuşmasının en büyük temennileri olduğunu söyleyen Erdoğan, "Aynı kıbleye yönelen Suriyeli kardeşlerimizin birlik içinde, kardeşlik içinde aydınlık geleceklerini omuz omuza inşa etmesi bizim samimi arzumuzdur. Suriye konusunda Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Ürdün’ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum. Suriye’nin huzuru için her üç ülkeyle inşallah birlikte hareket edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Suriye’de bir tek canın yanıp gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir" Suriye meselesinde tavırlarının ilk günden beri net olduğunu, akan her damla kan ve gözyaşının kendilerinin de yüreklerini dağladığını vurgulayan Erdoğan, "Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri fark etmeksizin Suriye’de bir tek canın yitip gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir. Suriye’ye vicdan merceğiyle bakan herkes bir defa şunu kabul edecektir; tıpkı aziz milletimiz gibi kardeş Suriye halkı da her şeyin en iyisine, en güzeline layıktır. Hiç şüphesiz bunu fazlasıyla hak etmektedir. 18 ve 30 Ocak mutabakatlarının tek ordu, tek devlet, tek Suriye temelinde titizlikle uygulanmasını bu bakımdan çok önemsiyoruz. Suriye’de kalıcı barışın ve istikrarın yol haritası belli olmuştur. Taraflar bunun idrakinde olarak yanlış hesap yapmamalı, eski hataları tekrar etmemeli, maksimalist taleplerle süreci zehirlememelidir. Şiddetin daha büyük şiddeti besleyeceği unutulmamalıdır" açıklamasında bulundu. "Artık Suriye’nin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin tünel yapmaya, şehirlerin altında tünel kazmaya değil Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanmasının vakti gelmiştir" Suriye’nin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin şehirlerin altında tünel kazmaya değil, Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanması zamanının geldiğine dikkati çeken Erdoğan, "Biz Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın ülkesini bir an önce ayağa kaldırmaya yönelik samimi gayretlerinin en yakın şahidiyiz. Son operasyonlarla işgalden kurtarılan yerlerde de yeni yönetime karşı hem teveccühün hem büyük bir beklentinin oluştuğunu müşahede ediyoruz. Yeniden yeşeren umutlar inşallah bir daha kara kışa dönmeyecektir. En başta Türkiye buna izin vermeyecektir. Suriye hükümetinin en geniş siyasi katılım ve temsili sağlayacağına, etkili bir kalkınma planını hızla hayata geçireceğine yürekten inanıyorum. Türkiye olarak en uzun sınıra sahip olduğumuz, halkını dost, akraba ve kardeş bildiğimiz Suriye’deki gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. "Türkiye, bölgesinde tahakküm peşinde değildir, başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir" Türkiye’nin bölgesinde nüfuz arayışında olmadığını söyleyen Erdoğan, "Türkiye, bölgesinde tahakküm peşinde değildir. Başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir. Tam tersine biz samimi bir şekilde kardeşlik istiyoruz, barış diyoruz. Hep birlikte kalkınalım, hep birlikte ortak geleceğimizi inşa edelim diyoruz. Halep’le birlikte Şam, Rakka, Haseke, Kamışlı da şen olana kadar; Der’alı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da yüzlerinde tebessüm çiçekleri açana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmayacağız. İşte son operasyonlar sırasında hemen talimatlarımızı verdik. AFAD’ımızı, Kızılay’ımızı ve insani yardım kuruluşlarımızı süratle harekete geçirdik. İlk etapta iki tır dolusu insani yardım malzemesini Suriye hükümeti ile iş birliği halinde Kürt kardeşlerimizin yaşadığı yerleşim yerlerine sevk ettik. Kardeşlik ve komşuluk hukukumuzun gereği neyse, Türkiye olarak bize ne düşüyorsa hiç tereddüt etmeden en güzel şekilde yerine getirdik. İnşallah Ramazan-ı Şerif boyunca yardımlarımız artarak devam edecek. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerif ile birlikte Suriye’deki tüm kardeşlerimiz inşallah bu havayı teneffüs edecektir" diye konuştu. "Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler" "Biz can kurtarma peşindeyken birileri de çıkmış son derece kirli ve kışkırtıcı söylemlerle maalesef selden kütük kapma telaşına düşmüştür" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Suriye konusunu iç siyasette istismar etmek suretiyle milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koç başlığını ise ana muhalefetin genel başkanlık koltuğunda oturan zat ile yoldaşları yapmaktadır. Nasıl 1 milyon kardeşimiz katledilirken Suriye’yi umursamadılarsa bugün de aynı durumdalar. Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler. Suriye’nin etnik temelli bir çatışmaya sürüklenme riski, bu komşu ve kardeş ülkenin tekrar kan gölüne dönme ihtimali bunları zerre miskal ilgilendirmiyor. Açık söylüyorum, ne Kürtler, ne Nusayriler ne de başkaları bunların umurlarında değil. Eğer öyle olsaydı 13,5 yıl boyunca Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken tepki gösterirlerdi. Öyle olsaydı Suriye’de terör örgütleri cirit atarken konuşurlardı. Öyle olsaydı henüz 3-4 yaşındaki masum yavruların cansız bedenleri sahile vururken seslerini çıkarırlardı. Öyle olsaydı Kürt kardeşlerimize kimlik dahi verilmezken buna itiraz eder, Suriyeli Kürtlerin hakları için mücadele ederlerdi. Kardeşlerim, ama bunu yapmadılar. 13,5 yıl boyunca sadece sustular, zulmü görmezden geldiler. Sınırımızın hemen ötesinde ne olup bittiğini gündemlerine bile almadılar. Daha vahimi; on yıllar boyunca Arapları, Kürtleri nasıl aşağıladılarsa bugün de aynı yerdeler. Bugün de aynı ideolojik bağnazlıkla hareket ediyorlar. Bunların vicdansızlıklarını gördükçe inanın onlar adına biz hicap duyuyoruz. Benim milletim bu istismarcıların gerçek niyetini artık çok net görüyor. Benim Kürt kardeşlerim oynanan oyunları artık çok net görüyor. Benim Arap vatandaşlarım kimlerin hangi çirkin senaryoların figüranı ve taşeronu olduğunu çok net biçimde görüyor. Bu gerçeği sadece CHP genel başkanı görmüyor. Bu zata akıl verenler görmüyor. Bu zatı parmağında oynatanlar, uzaktan kumandayla bu şahsı istedikleri gibi kontrol edenler, keyiflerine göre yönlendirenler görmüyor." "Zaman ve dünya değişiyor ama CHP’de ‘gelen gideni aratır’ gerçeği asla değişmiyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özel’den ortaya bir siyaset koymasını, proje üretmesini, milletin ve coğrafyadaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemediklerini kaydederek, "Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı. Bari sorumlu, seviyeli, işgal ettiği koltuğa yakışır bir siyasi üslup benimsemesini; en azından bunu milletten ve CHP’li vatandaşlarımızdan esirgemesin. Hakaret etmeden, küfretmeden, tehdit etmeden, mikrofonu yumruklamadan, önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin. Affınıza sığınarak söylüyorum; meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin. Görüyoruz ki zaman değişiyor, dünya değişiyor, genel başkanlar değişiyor ama CHP’de ’gelen gideni aratır’ gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz eskisini ’oturduğu koltuğun hakkını vermiyor’ diye eleştiriyorduk; yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Anlaşılan yeni genel başkanın kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz üslup sorunu var zannediyorduk, meğer sorun bizatihi üslubuymuş. Biz Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’ya yönelik edep ve nezaket dışı ifadelerini ayıplıyorduk, meğer beyefendi günlük hayatta da o seviyesiz kelimelerle iletişim kuruyormuş. Lafa gelince Türkiye’yi yönetmeye talipler ancak ne kendilerini ne de CHP’yi yönetebiliyorlar. Durum öyle yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı; her akşam çayı, çekirdeği alıp CHP’nin skandallarını seyretmeye başladı. Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi ne ararsan hepsi var. Ne diyelim? Allah bunlara akıl, CHP’li vatandaşlarıma da sabır versin. Milletimiz, bilhassa kalbi, zihni, dili temiz evlatlarını bu zata maruz kalmaktan korumaya devam etsin" ifadelerine yer verdi. "Allah’a sonsuz hamdolsun ki ahdimize sadık kaldık" Erdoğan, ‘asrın felaketinin’ üçüncü sene-i devriyesinde Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de yer aldığı geniş bir heyetle Osmaniye’yi ziyaret ettiklerini belirterek, "Osmaniye’de tam bir kardeşlik tablosu çizildi. Bir dayanışma iklimi yaşandı. Bilhassa yeni konutları teslim edilen depremzedelerimizin sevincine şahit olmak bizler için tarifsiz bir bahtiyarlık kaynağıydı. 14-28 Mayıs seçimleri sürecinde meydanlarda bir söz vermiş; ’Evi yıkılan, iş yeri yıkılan depremzede kardeşlerimizin yanında olacağız’ demiştik. Allah’a sonsuz hamdolsun ki ahdimize sadık kaldık. Söz verdiğimiz şekilde 433 bin 667’si konut, 21 bin 690’ı iş yeri olmak üzere tam 455 bin 357 bağımsız bölümü tamamladık. 27 Aralık’ta Hatay’ımızda 455 bininci afet konutumuzun anahtarlarını hak sahibi kardeşlerimize takdim etmenin gururunu yaşadık. Osmaniye’de de konut, iş yeri ve köy evi olmak üzere toplam 12 bin 557 bağımsız bölümü hak sahiplerimizle buluşturduk. Deprem konutlarımız hayırlı uğurlu olsun diyorum. Sadece üç yıl gibi kısa bir sürede yazılan bu başarı hikayesi, büyük ve güçlü Türkiye’nin başarısıdır. Tüm dünyanın gıptayla takip ettiği bu başarı; asrın felaketinin üstesinden asrın dayanışmasıyla gelen 86 milyon vatandaşımızın başarısıdır. Devlet millet yürek yüreğe verdik, güç birliği yaptık, inandık, azmettik, çalıştık ve neticede ’olmaz’ denileni, ’imkansız’ denileni 3 yılda hayata geçirdik" şeklinde konuştu. "Meydanlarda bedava ev sözü verdikleri depremzedelerimizin huzuruna tek bir eserle dahi çıkamayanlar bize laf edemez" Başarılara rağmen muhalefetin kendilerini eleştirdiğini, yapılan işlere çamur attığını ve deprem bölgesindeki çalışmaları küçümsediğini söyleyen Erdoğan, "Yönettikleri şehirlerde insanlar kışın ortasında susuzluktan kıvranırken, çöp, çamur, çukur hayatın rutini haline gelmişken, bunlar utanmadan, sıkılmadan 6 Şubat depremlerinde en ağır yıkımı yaşayan Kahramanmaraş’taki yolları diline doluyor. Bir defa şunu herkes bilecek; meydanlarda bedava ev sözü verdikleri depremzedelerimizin huzuruna tek bir eserle dahi çıkamayanlar bugün bize laf edemez. 3 yıl sonra bile cek’li-cak’lı cümleler dışında somut projeleri olmayanların 455 bin konutu teslim eden iktidarımıza dil uzatması sadece hadsizlik değil, aynı zamanda edepsizliktir. Varsa eseriniz çıkar anlatırsınız, varsa tamamladığınız bir proje gider açılışını yapar, kurdelesini kesersiniz. Kendinize güveniyorsanız 3 yılda depremden özellikle ne yaptığınızı millete gösterirsiniz. Bunları yapamıyorsanız, en azından edebinizle susarsınız. Milletin gördüğünü inkar etmez, hizmeti karalamaz, esere kara çalmazsınız. Kendi yeteneksizliğinizi devlete çamur atarak kapatma yoluna gitmezsiniz. Ama bunlar ne taş üstüne taş koymayı, ne de edebince susmayı biliyor. Polemikle, laf cambazlığıyla günü kurtarmaya çalışıyorlar. Rant kapısına çevirdikleri siyaset gemisini yürütmenin hesabını yapıyorlar. Biz ise her zaman olduğu gibi yine işimize bakıyoruz. Milletimize nasıl daha iyi hizmet ederiz, buna odaklanıyoruz" ifadelerini kullandı. Erdoğan, Osmaniye’de ayrıca toplam yatırım tutarı 74 milyar 961 milyon lira olan 116 yatırımın da açılışını gerçekleştirdiklerini aktararak, bu yatırımların da şehre ve Osmaniyelilere hayırlı olmasını diledi. "11 ilimizdeki vatandaşlarımız da evlerine zorlanmadan çok uygun şartlarla faizsiz, sabit fiyatlarla kavuşacak" Türkiye’de son 23 yılda yaşanan doğal afetlerin hiçbirinde vatandaşları mağdur etmediklerini söyleyen Erdoğan, "Hele hele milletimize faizle afet konutu hiçbir zaman ödetmedik. Olabilecek en uygun şartlarda hiç kimseyi yormadan, kimseyi sıkıntıya düşürmeden afetzede kardeşlerimizi yuvalarına kavuşturduk. 23 yıldır ne yaptıysak 6 Şubat deprem konutları için de aynısını yapıyoruz. Daha önce İzmir’de, Elazığ’da, Bozkurt’ta, Manavgat’ta milletimiz nasıl faizsiz, sabit fiyatlarla ev sahibi olduysa yine bu evlere de öyle sahip olacak. Bakınız İzmir’de afet konutlarının aylık taksiti 1600 lira, Elazığ’da taksitler sadece 1060 lira, Giresun’daki kardeşlerimiz afet konutları için 1400 lira ödüyor. Yani her bir kardeşimiz son derece sembolik rakamlarla ev sahipleri oldular. 11 ilimizdeki vatandaşlarımız da evlerine zorlanmadan çok uygun şartlarla faizsiz, sabit fiyatlarla kavuşacak. Son Kabine toplantımızda meseleyi enine boyuna değerlendirdik, titiz bir çalışmayla milletimiz için en uygunu neyse onu ortaya çıkardık" açıklamasında bulundu. "455 bin konutun tüm altyapı bedellerini biz karşılıyoruz" Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 11 ilde yapılan 455 bin konutun tüm altyapı bedellerini karşıladıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kalan fiyat üzerinden vatandaşlarımıza yüzde 50 indirim yapıyoruz. Böylece altyapı dahil konut fiyatlarının yüzde 65’ini devletimiz ödüyor. Dahası 2 yıl ödeme almayacağız. Vatandaşımız anahtarını teslim aldıktan 2 yıl sonra ödemeye başlayacak, 18 yıl boyunca da aynı fiyatla ödeyecek. Konutlarımızı ortalama 1 milyon 890 bin liralık fiyatla vatandaşımıza sunacağız. 3+1 konutlarımız için ayda 8 bin 750 lira taksit ödenecek, bu fiyat değişmeyecek. 18 yıl boyunca sabit, yani faizsiz olacak. Dediğim gibi ödemeler anahtarlar teslim alındıktan iki yıl sonra başlayacak. Vatandaşımıza bir alternatif daha sunuyoruz, peşin ödemek isteyen olursa Meclisimizde düzenleme yapacağız. 484 bin liradan, yani neredeyse dörtte bir fiyatına vatandaşlarımız bu evleri alabilecek. Bunu alırken kredi kullanmak isteyen vatandaşımıza da kamu bankalarımız gerekli kolaylığı sunacak. Yine köy evlerimizde altyapı maliyetlerini karşılayacak, ayrıca maliyet üzerinden yüzde 50 indirim yapacağız. Orada da ödemeler 18 yıl boyunca 8 bin 100 lira sabit taksitle olacak. Yine peşin almak isteyen vatandaşımız köy konutlarımızı da 448 bin liradan peşin olarak alabilecekler. Açıkladığımız ödeme rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz. Vatandaşlarımız yeni evlerinde huzurla, güvenle güle güle otursunlar diyoruz" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin terörsüz istikbali için en doğru olanı kararlılıkla yapacağız" Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Biz siyaseti kendi ikbalimiz için değil, 86 milyonun her bir ferdinin huzuru, güvenliği, müreffeh ve mutlu yarınları için yapıyoruz. 24 yıldır siyaset arenasında niçin bulunduğumuzu, milletimizin bu görevlere bizleri hangi sebeplerle getirdiğini, mukaddes emanetini niçin bize tevdi ettiğini asla unutmadık, unutmuyoruz, hiçbir zaman da unutmayacağız. Buradaki arkadaşlarımla, teşkilatımızdaki tüm kardeşlerimle her zeminde hizmet etmenin, siyaset üretmenin, millete hizmet sancağını daha yükseğe çıkartmanın mücadelesi içindeyiz. Cumhur İttifakı olarak terörsüz Türkiye sürecini yine bu tasavvurla başlattık. Yaklaşık 16 aydır gizli-açık çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen hamdolsun süreci başarıyla yürüttük. İttifak olarak dayanışma halinde, strateji ve taktik birliği içinde en kritik kavşaklarda cesaretli davranarak, gerektiğinde riske girerek süreci bugünlere kazasız, belasız getirdik. Suriye’nin kuzeyindeki belirsizliğin ortadan kalkması ve tam entegrasyonun sağlanmasına paralel olarak inşallah sürecin yükü daha da hafifleyecek, belli başlı konularda çok daha seri yol alma imkanı doğacaktır. İlgili kurumlarımız sınırlarımızın ötesindeki gelişmeleri titizlikle takip ediyor. Tarihi bir sorumluluk üstlenen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz nihai raporunu tamamlamak üzere. Komisyonda yer alan siyasi partilerin yapıcı katkılarıyla raporun tekemmül ettirileceğine inanıyorum. Şurası bir gerçek ki, raporun açıklanmasını müteakip siyaset kurumuna daha fazla görev ve sorumluluk düşecektir. Milli iradenin tecelligahı olan Meclisimiz inşallah sürecin yeni aşamasında da vazifesini güvenle yapacaktır. Biz AK Parti olarak ilk günden beri olduğu gibi mesuliyet bilinciyle hareket edeceğiz, her zamankinden daha yapıcı, daha kuşatıcı olacağız. Ülkemize sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları bulan bu sorunun kalıcı biçimde çözülmesi için gövdemizi taşın altına koymaktan çekinmeyeceğiz. Elbette bu süreçte aziz şehitlerimizin, gazilerimizin ve hepsi birer metanet timsali olan şehit yakınlarımızın başını yere asla eğdirmeyecek, Türkiye’nin terörsüz istikbali için en doğru olanı kararlılıkla yapacağız." Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, görevlerini devreden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür etti. Erdoğan, görevi devralan yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya da muvaffakiyetler temenni etti.
İçişleri Bakanlığında devir teslim töreni: Yeni Bakan Çiftçi, görevi Yerlikaya’dan devraldı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 14:26 İçişleri Bakanlığında devir teslim töreni: Yeni Bakan Çiftçi, görevi Yerlikaya’dan devraldı İçişleri Bakanı görevine atanan Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, gerçekleştirilen devir teslim töreni ile görevi Ali Yerlikaya’dan devraldı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ile İçişleri Bakanı olarak atanan Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Bakanlıkta düzenlenen devir teslim töreniyle görevi Ali Yerlikaya’dan devraldı. Törende konuşan eski İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "Bakanlık görevine cumhurbaşkanımızın tensipleri ile Mustafa Çiftçi kardeşimiz atandı. Kendisini yürekten tebrik ediyorum. Allah yardımcısı olsun. Hem meslektaşım hem de Konyalı bir hemşerimiz. Yine bir vali kardeşimiz bu makama layık görüldü. Başaracağına, aynı hizmet bayrağını bizden aldı ve cumhurbaşkanımızın liderliğinde, milletimizin devletimizin güvenliği huzuru için gece gündüz demeden Allah’ın izni ile çalışacak" dedi."Milletimizin duası ile çalışıp yüz akı ile ayrılmak nasip oldu"Bugüne kadar gayretle çalıştıklarını kaydeden eski Bakan Yerlikaya, "Kaymakamlığımdan bugüne kadar hizmet ettim. İlk nefes son nefes arasında kaç nefes olduğunu bilmeyiz, buna ömür diyoruz bu ömür sınanmalar ile geçiyor. Bazen makam ile sınanırken teşekkür ediyoruz dendiğinde de bu sınanmalar devam ediyor. Liderimiz Erdoğan ilk başbakanlığından bu yana verdiği görevlerde ve bakanlıkta çalışıp milletimizin duası ile çalışıp yüz akı ile ayrılmak nasip oldu. Değerli bakanımız da yüz akı ile kardeşlerimizden birine teslim edeceğine inanıyorum. Çalışma arkadaşlarımızın her birine müteşekkirim. Dilimizle kimseye eza vermedik. İşimizi en iyi yapma noktasında çalıştık. Her başlangıcın duası var. İlk geldiğimde yaptığım dua ile bugün ayrılıyorum. Son teşekkürü de aileme ediyorum. Sosyal çevremi hep ihmal edemedim, düğünlere etkinliklere gidemedim. Devletimiz milletimiz için çalıştım" ifadelerine yer verdi."Zor ve meşakkatli bir görev üstlendiğimi biliyorum"Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ise, "Bugünkü kararname ve cumhurbaşkanımızın tensipleri ile görevi bakanımızdan devralıyorum. Bakanımızın güzel hizmetleri oldu. Kişilere yönelik, mal varlığı, dolandırıcılık, düzensiz göçmenlik suçlarında özenle hizmet ettiler. 30. yılımda bugünleri de gördük. Allah’a şükrediyorum. Bu bana rabbimin lütfu diyorum. Başkalarından üstün olduğum için değil Allah bana lütfetti. Cumhurbaşkanımız da vesile oldular. Bakanımıza verdikleri değerli hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum kendisinden çok şey öğrendim. Hem meslek büyüğümüz hem bakanımızdı. İnşallah başka hizmetlere de vesile olurlar. Çorum’da göreve başladığımda benim niyetim bir gün buradan görevi bırakınca iyi bir seda bırakarak ayrılmak demiştim. Zor bir görev üstlendiğimi biliyorum. Meşakkatli bir görev bu. Ben de vakti zamanı geldiğimde görevi başkasına devredebilirim" diye konuştu.Devir Teslim Törenin de AK Parti adına Genel Başkan Yardımcıları Faruk Acar, Halit Yerebakan ile Genel Sekreter Eyyüp Kadir İnan yer aldı.
MHP Genel Sekreteri Büyükataman: "Dervişoğlu’nun MHP ve Ülkücü hareketin aziz hatıralarıyla ilgili tek bir kelime etmeye hakkı yoktur"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:56 MHP Genel Sekreteri Büyükataman: "Dervişoğlu’nun MHP ve Ülkücü hareketin aziz hatıralarıyla ilgili tek bir kelime etmeye hakkı yoktur" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, "Müsavat Dervişoğlu’nun Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkücü hareketin aziz hatıralarıyla ilgili tek bir kelime etmeye hakkı yoktur" dedi. MHP Genel Sekreteri Büyükataman, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun MHP ve Genel Başkan Devlet Bahçeli’yi hedef alan açıklamalarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Büyükataman, Dervişoğlu’nun partisinin grup toplantısında dile getirdiği ifadelerle "haddini aştığını" belirterek, söz konusu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Dervişoğlu’nun milliyetçilik ve dava arkadaşlığı kavramlarını hamasi söylemlerle istismar ettiğini öne süren Büyükataman, İYİ Parti’nin ve genel başkanının geçmiş siyasi tutumlarının kamuoyunun hafızasında olduğunu ifade etti. "Ablasının çantasına tutunup Milliyetçi-Ülkücü hareketi nasıl sattığını Türk milliyetçileri hatırlamaktadır" Son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kurulan altılı masayı hatırlatan Büyükataman, "En son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kurdukları altılı masa etrafında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş değerlerini, anayasanın vazgeçilmez maddelerini, ülke menfaatlerini, Türk kimliğini ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü nasıl pazarlık konusu yaptıklarını aziz milletimiz gayet iyi hatırlamaktadır. Örneğin ablasının çantasına tutunup Milliyetçi-Ülkücü hareketi nasıl sattığını, koltuk uğruna davadan nasıl döndüğünü Türk milliyetçileri net bir şekilde hatırlamaktadır. Kariyeri satmakla, dönmekle, menfaat pazarlıklarıyla dolu olan Müsavat Dervişoğlu’nun güvenden bahsetmesi trajikomiktir" ifadelerini kullandı. "Dervişoğlu tükenmişlik sendromu yaşadığı için zehirli dilinin ‘ip’i de çözülmüştür" "Terörsüz Türkiye" hedefinin Türkiye’nin milli menfaatlerinin korunması ve toplumsal kardeşliğin güçlendirilmesi açısından hayati bir adım olduğu vurgulayan Büyükataman, şu ifadelere yer verdi: "Aziz milletimiz, ’Terörsüz Türkiye’ sürecinin en başından itibaren liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’ye olan güvenini tartışmasız bir şekilde göstermiştir. Müsavat Dervişoğlu’nun yakın zamanda ’Terörsüz Türkiye’ hedefine karşı yapmaya kalkıştığı mitinglere milletimizin itibar etmemesi kendisine olan güvensizliğin en net örneklerinden bir tanesi olmuştur. Türk milleti, Milliyetçi Hareket Partisi ve onun mümtaz lideri Sayın Devlet Bahçeli’ye olan sarsılmaz güveniyle her türlü fitne tuzağını bertaraf etmiştir. Arka kapı pazarlıklarıyla siyasi varlığını sürdürmek için çırpınan, menfaatine göre her dönem farklı bir kılığa giren Müsavat Dervişoğlu tükenmişlik sendromu yaşadığı için idrak yolları tıkanmış, zehirli dilinin ‘ip’i de bu yüzden çözülmüştür. Dervişoğlu’nun Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkücü hareketin aziz hatıralarıyla ilgili tek bir kelime etmeye hakkı yoktur. Müsavat Dervişoğlu, Ülkücü hareketi satıp gittiği günden itibaren bir türlü kişiliğini ve duruşunu bir zemine oturtamamış, derin bir kişilik bunalımı yaşamaktadır. İp, siyasi çizgisi belli olmayan, ne olduğuna karar verememiş bir halde adeta boşlukta savrulmaktadır. Kendisine uyarımız haddini bilmesidir. Kendini buğday ambarında sanan Dervişoğlu’nun olmayan milliyetçiliğinin zekâtını kürsülerde dağıtmaya kalkışması tam bir akıl yoksunluğudur. Bu şahıs bu deli saçması sözlerinin hesabını büyük Türk milletine mutlaka verecektir. Dava arkadaşlığını yalnızca bir edebiyat sanan bu şahsın pilinin bittiği ve var olmak için Milliyetçi-Ülkücü harekete saldırmak dışında çaresi kalmadığı ortadadır. Anlaşılan o ki ’Terörsüz Türkiye’ hedefinde elde edilen kazanımlar ve gelinen nokta Müsavat Dervişoğlu’nun uykularını kaçırmaktadır. Kim ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin gerçekler ortadadır. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli, kardeşliğimizin mimarı, ülkemizin bekasının yılmaz savunucusu olarak Türk milletinin ve Ülkücü hareketin gönlündeki yerinin ne kadar müstesna olduğunu bir defa daha göstermiştir. Milliyetçi Hareket Partisi, liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin tartışmasız liderliğinde ve kararlı bir şekilde şanlı yolculuğunu sürdürmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, Cumhur İttifakı’nın istikrarlı duruşu ile ’Terörsüz Türkiye’ ve terörsüz bölge hedeflerinde başarıya ulaşacak, Türkiye Yüzyılı hedefleri mutlaka gerçekleştirilecektir. Bu kutlu yolculukta Türkiye’nin önüne suni engeller koymaya çalışan emperyalizmin aparatları ise tutundukları ‘ip’le birlikte Türk siyasi hayatında kara bir leke olarak anılacaklardır."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye’nin başarısına rağmen muhalefet yapılan işlere çamur atıyor. Yönettikleri şehirlerde vatandaşlar kışın ortasında susuzluk krizi çekiyor"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:46 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye’nin başarısına rağmen muhalefet yapılan işlere çamur atıyor. Yönettikleri şehirlerde vatandaşlar kışın ortasında susuzluk krizi çekiyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in kıyafeti nedeniyle sosyal medyadan hedef alınmasına ilişkin, "’Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır’ diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Grup Toplantısında konuştu. Konuşmasından önce Eskişehir’in Mihalgazi ilçesinden gelen ve yöresel kıyafetleriyle salonu dolduran kadınları selamlayan Erdoğan, "Belediye Başkanımız Zeynep Güneş’le birlikte tüm hanım kardeşlerime teşekkür ediyor, Anadolu kadınının bin yıllık asaletini yansıtan şu vakur duruşları için kendilerine şükranlarımı sunuyorum" dedi.Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş’e kıyafeti üzerinden sosyal medyada hedef almasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, "Milletten aldığı yetkiyle ilçesine üç dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçiye; ’Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır’ diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum. Yıllarca sırf başörtülerinden ötürü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma hakkını, hatta seçilme hakkını gasp edenlerle; Anadolu kadınının asırlardır üzerinde gururla taşıdığı yazmasına, tülbentine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla; milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizin bilinmesini istiyorum. Bu ülkede yasakçı ve baskıcı anlayışa göz yummadık ve yummayacağız. Kadınlara parmak sallayanlara meydanı terk etmedik, etmeyeceğiz. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız. Şerife Bacı’nın, Kara Fatma’nın, Nene Hatun’un yolundan giden tüm hanım kardeşlerimi bugün bir kere daha kemal-i hürmetle selamlıyorum" ifadelerini kullandı."Suudi Arabistan’la imzaladığımız anlaşma stratejik öneme sahiptir"Geçen hafta Suudi Arabistan ve Mısır’a önemli bir ziyaret gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, "İkili ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almanın yanı sıra; Filistin, Suriye, Sudan başta olmak üzere güncel meseleleri kapsamlı şekilde istişare ettik. Her iki ziyaretimizden enerjiden savunmaya farklı alanlarda imzaladığımız toplam 12 anlaşma ile döndük. Özellikle yenilenebilir enerji alanında Suudi Arabistan’la imzaladığımız anlaşma stratejik öneme sahiptir. Bu anlaşmaya göre inşallah Suudi şirketleri Türkiye’de toplam 5 bin megavat gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karaman’da biner megavatlık güneş enerjisi santralleri kurulacak. İki güneş enerjisi santrali projesi ile toplam 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılamayı hedefliyoruz" diye konuştu.Cumartesi günü Ürdün Kralı 2. Abdullah bin Hüseyin’i misafir ettiklerini, oldukça verimli ve ikili ilişkileri güçlendiren istişarelerin yapıldığını aktaran Erdoğan, en kısa zamanda Ürdün’e bir ziyarette bulunmayı arzu ettiklerini söyledi."Dünyada ve bölgemizde tabiri caizse bir Türkiye rüzgarı esiyor"Diplomatik temaslar çerçevesinde Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in bugün, Sırbistan Başbakanı Vuçic’in ise yarın Ankara’ya geleceğini kaydeden Erdoğan, "Önümüzdeki Pazartesi ve Salı günleri ise inşallah Birleşik Arap Emirlikleri’ni ve Etiyopya’yı ziyaret edeceğiz. Dünyada ve bölgemizde bir Türkiye rüzgarı esiyor. Türkiye olarak kendimiz için ne istiyorsak, dostlarımız, kardeşlerimiz için de aynısını istiyoruz. Kendimiz için nasıl huzur, güvenlik istiyorsak; nasıl istikrar, kalkınma, refah istiyorsak; komşularımız ve tüm kardeş ülkeler için de aynısını istiyoruz. Son dönemde hız verdiğimiz diplomatik çabalarımız işte bunun içindir. Bilinen bilinmeyen, görünen görünmeyen temaslarımızın temel gayesi aynı şekilde bölgesel barışa katkı sunmaktır. Hiçbir komplekse kapılmadan tüm aktörlerle görüşüyor, tamamen kardeşlik hissiyatı içinde fikir ve önerilerimizi muhataplarımızla paylaşıyoruz. İnsanlık tarihiyle yaşıt bir bölgenin kadim sakinleri olarak; son yıllarda çatışmalarla, kardeş kavgasıyla, Gazze’de olduğu gibi barbarlıkla anılan coğrafyamızın tekrar bir selam yurdu, yeniden bir güven ve esenlik yurdu olması için hüsnüniyetle çalışıyoruz" dedi."Suriye konusunda Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Ürdün’ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum"Suriye’nin yaklaşık 14 yıldır hasretini çektiği istikrara, barışa ve huzura süratle kavuşmasının en büyük temennileri olduğunu söyleyen Erdoğan, "Aynı kıbleye yönelen Suriyeli kardeşlerimizin birlik içinde, kardeşlik içinde aydınlık geleceklerini omuz omuza inşa etmesi bizim samimi arzumuzdur. Suriye konusunda Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Ürdün’ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum. Suriye’nin huzuru için her üç ülkeyle inşallah birlikte hareket edeceğiz" ifadelerine yer verdi."Suriye’de bir tek canın yanıp gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir"Suriye meselesinde tavırlarının ilk günden beri net olduğunu, akan her damla kan ve gözyaşının kendilerinin de yüreklerini dağladığını vurgulayan Erdoğan, "Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri fark etmeksizin Suriye’de bir tek canın yitip gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir. Suriye’ye vicdan merceğiyle bakan herkes bir defa şunu kabul edecektir; tıpkı aziz milletimiz gibi kardeş Suriye halkı da her şeyin en iyisine, en güzeline layıktır. Hiç şüphesiz bunu fazlasıyla hak etmektedir. 18 ve 30 Ocak mutabakatlarının tek ordu, tek devlet, tek Suriye temelinde titizlikle uygulanmasını bu bakımdan çok önemsiyoruz. Suriye’de kalıcı barışın ve istikrarın yol haritası belli olmuştur. Taraflar bunun idrakinde olarak yanlış hesap yapmamalı, eski hataları tekrar etmemeli, maksimalist taleplerle süreci zehirlememelidir. Şiddetin daha büyük şiddeti besleyeceği unutulmamalıdır" açıklamasında bulundu."Artık Suriye’nin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin tünel yapmaya, şehirlerin altında tünel kazmaya değil Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanmasının vakti gelmiştir"Suriye’nin yeraltı ve yer üstü zenginliklerinin şehirlerin altında tünel kazmaya değil, Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanması zamanının geldiğine dikkati çeken Erdoğan, "Biz Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın ülkesini bir an önce ayağa kaldırmaya yönelik samimi gayretlerinin en yakın şahidiyiz. Son operasyonlarla işgalden kurtarılan yerlerde de yeni yönetime karşı hem teveccühün hem büyük bir beklentinin oluştuğunu müşahede ediyoruz. Yeniden yeşeren umutlar inşallah bir daha kara kışa dönmeyecektir. En başta Türkiye buna izin vermeyecektir. Suriye hükümetinin en geniş siyasi katılım ve temsili sağlayacağına, etkili bir kalkınma planını hızla hayata geçireceğine yürekten inanıyorum. Türkiye olarak en uzun sınıra sahip olduğumuz, halkını dost, akraba ve kardeş bildiğimiz Suriye’deki gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı."Türkiye, bölgesinde tahakküm peşinde değildir, başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir"Türkiye’nin bölgesinde nüfuz arayışında olmadığını söyleyen Erdoğan, "Türkiye, bölgesinde tahakküm peşinde değildir. Başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir. Tam tersine biz samimi bir şekilde kardeşlik istiyoruz, barış diyoruz. Hep birlikte kalkınalım, hep birlikte ortak geleceğimizi inşa edelim diyoruz. Halep’le birlikte Şam, Rakka, Haseke, Kamışlı da şen olana kadar; Der’alı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da yüzlerinde tebessüm çiçekleri açana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmayacağız. İşte son operasyonlar sırasında hemen talimatlarımızı verdik. AFAD’ımızı, Kızılay’ımızı ve insani yardım kuruluşlarımızı süratle harekete geçirdik. İlk etapta iki tır dolusu insani yardım malzemesini Suriye hükümeti ile iş birliği halinde Kürt kardeşlerimizin yaşadığı yerleşim yerlerine sevk ettik. Kardeşlik ve komşuluk hukukumuzun gereği neyse, Türkiye olarak bize ne düşüyorsa hiç tereddüt etmeden en güzel şekilde yerine getirdik. İnşallah Ramazan-ı Şerif boyunca yardımlarımız artarak devam edecek. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerif ile birlikte Suriye’deki tüm kardeşlerimiz inşallah bu havayı teneffüs edecektir" diye konuştu."Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler""Biz can kurtarma peşindeyken birileri de çıkmış son derece kirli ve kışkırtıcı söylemlerle maalesef selden kütük kapma telaşına düşmüştür" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Suriye konusunu iç siyasette istismar etmek suretiyle milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koç başlığını ise ana muhalefetin genel başkanlık koltuğunda oturan zat ile yoldaşları yapmaktadır. Nasıl bir milyon kardeşimiz katledilirken Suriye’yi umursamadılarsa bugün de aynı durumdalar. Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler. Suriye’nin etnik temelli bir çatışmaya sürüklenme riski, bu komşu ve kardeş ülkenin tekrar kan gölüne dönme ihtimali bunları zerre miskal ilgilendirmiyor. Açık söylüyorum, ne Kürtler, ne Nusayriler ne de başkaları bunların umurlarında değil. Eğer öyle olsaydı 13,5 yıl boyunca Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken tepki gösterirlerdi. Öyle olsaydı Suriye’de terör örgütleri cirit atarken konuşurlardı. Öyle olsaydı henüz 3-4 yaşındaki masum yavruların cansız bedenleri sahile vururken seslerini çıkarırlardı. Öyle olsaydı Kürt kardeşlerimize kimlik dahi verilmezken buna itiraz eder, Suriyeli Kürtlerin hakları için mücadele ederlerdi. Kardeşlerim, ama bunu yapmadılar. 13,5 yıl boyunca sadece sustular, zulmü görmezden geldiler. Sınırımızın hemen ötesinde ne olup bittiğini gündemlerine bile almadılar. Daha vahimi; on yıllar boyunca Arapları, Kürtleri nasıl aşağıladılarsa bugün de aynı yerdeler. Bugün de aynı ideolojik bağnazlıkla hareket ediyorlar. Bunların vicdansızlıklarını gördükçe inanın onlar adına biz hicap duyuyoruz. Benim milletim bu istismarcıların gerçek niyetini artık çok net görüyor. Benim Kürt kardeşlerim oynanan oyunları artık çok net görüyor. Benim Arap vatandaşlarım kimlerin hangi çirkin senaryoların figüranı ve taşeronu olduğunu çok net biçimde görüyor. Bu gerçeği sadece CHP genel başkanı görmüyor. Bu zata akıl verenler görmüyor. Bu zatı parmağında oynatanlar, uzaktan kumandayla bu şahsı istedikleri gibi kontrol edenler, keyiflerine göre yönlendirenler görmüyor.""Zaman ve dünya değişiyor ama CHP’de ‘gelen gideni aratır’ gerçeği asla değişmiyor"Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özel’den ortaya bir siyaset koymasını, proje üretmesini, milletin ve coğrafyadaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemediklerini kaydederek, "Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı. Bari sorumlu, seviyeli, işgal ettiği koltuğa yakışır bir siyasi üslup benimsemesini; en azından bunu milletten ve CHP’li vatandaşlarımızdan esirgemesin. Hakaret etmeden, küfretmeden, tehdit etmeden, mikrofonu yumruklamadan, önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin. Affınıza sığınarak söylüyorum; meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin. Görüyoruz ki zaman değişiyor, dünya değişiyor, genel başkanlar değişiyor ama CHP’de ’gelen gideni aratır’ gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz eskisini ’oturduğu koltuğun hakkını vermiyor’ diye eleştiriyorduk; yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Anlaşılan yeni genel başkanın kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz üslup sorunu var zannediyorduk, meğer sorun bizatihi üslubuymuş. Biz Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’ya yönelik edep ve nezaket dışı ifadelerini ayıplıyorduk, meğer beyefendi günlük hayatta da o seviyesiz kelimelerle iletişim kuruyormuş. Lafa gelince Türkiye’yi yönetmeye talipler ancak ne kendilerini ne de CHP’yi yönetebiliyorlar. Durum öyle yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı; her akşam çayı, çekirdeği alıp CHP’nin skandallarını seyretmeye başladı. Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi ne ararsan hepsi var. Ne diyelim? Allah bunlara akıl, CHP’li vatandaşlarıma da sabır versin. Milletimiz, bilhassa kalbi, zihni, dili temiz evlatlarını bu zata maruz kalmaktan korumaya devam etsin" ifadelerine yer verdi."Allah’a sonsuz hamdolsun ki ahdimize sadık kaldık"Erdoğan, ‘asrın felaketinin’ üçüncü sene-i devriyesinde Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de yer aldığı geniş bir heyetle Osmaniye’yi ziyaret ettiklerini belirterek, "Osmaniye’de tam bir kardeşlik tablosu çizildi. Bir dayanışma iklimi yaşandı. Bilhassa yeni konutları teslim edilen depremzedelerimizin sevincine şahit olmak bizler için tarifsiz bir bahtiyarlık kaynağıydı. 14-28 Mayıs seçimleri sürecinde meydanlarda bir söz vermiş; ’Evi yıkılan, iş yeri yıkılan depremzede kardeşlerimizin yanında olacağız’ demiştik. Allah’a sonsuz hamdolsun ki ahdimize sadık kaldık. Söz verdiğimiz şekilde 433 bin 667’si konut, 21 bin 690’ı iş yeri olmak üzere tam 455 bin 357 bağımsız bölümü tamamladık. 27 Aralık’ta Hatay’ımızda 455 bininci afet konutumuzun anahtarlarını hak sahibi kardeşlerimize takdim etmenin gururunu yaşadık. Osmaniye’de de konut, iş yeri ve köy evi olmak üzere toplam 12 bin 557 bağımsız bölümü hak sahiplerimizle buluşturduk. Deprem konutlarımız hayırlı uğurlu olsun diyorum. Sadece üç yıl gibi kısa bir sürede yazılan bu başarı hikayesi, büyük ve güçlü Türkiye’nin başarısıdır. Tüm dünyanın gıptayla takip ettiği bu başarı; asrın felaketinin üstesinden asrın dayanışmasıyla gelen 86 milyon vatandaşımızın başarısıdır. Devlet millet yürek yüreğe verdik, güç birliği yaptık, inandık, azmettik, çalıştık ve neticede ’olmaz’ denileni, ’imkansız’ denileni 3 yılda hayata geçirdik" şeklinde konuştu."Meydanlarda bedava ev sözü verdikleri depremzedelerimizin huzuruna tek bir eserle dahi çıkamayanlar bize laf edemez"Başarılara rağmen muhalefetin kendilerini eleştirdiğini, yapılan işlere çamur attığını ve deprem bölgesindeki çalışmaları küçümsediğini söyleyen Erdoğan, " Yönettikleri şehirlerde insanlar kışın ortasında susuzluktan kıvranırken, çöp, çamur, çukur hayatın rutini haline gelmişken, bunlar utanmadan, sıkılmadan 6 Şubat depremlerinde en ağır yıkımı yaşayan Kahramanmaraş’taki yolları diline doluyor. Bir defa şunu herkes bilecek; meydanlarda bedava ev sözü verdikleri depremzedelerimizin huzuruna tek bir eserle dahi çıkamayanlar bugün bize laf edemez. 3 yıl sonra bile cek’li-cak’lı cümleler dışında somut projeleri olmayanların 455 bin konutu teslim eden iktidarımıza dil uzatması sadece hadsizlik değil, aynı zamanda edepsizliktir. Varsa eseriniz çıkar anlatırsınız, varsa tamamladığınız bir proje gider açılışını yapar, kurdelesini kesersiniz. Kendinize güveniyorsanız 3 yılda depremden özellikle ne yaptığınızı millete gösterirsiniz. Bunları yapamıyorsanız, en azından edebinizle susarsınız. Milletin gördüğünü inkar etmez, hizmeti karalamaz, esere kara çalmazsınız. Kendi yeteneksizliğinizi devlete çamur atarak kapatma yoluna gitmezsiniz. Ama bunlar ne taş üstüne taş koymayı, ne de edebince susmayı biliyor. Polemikle, laf cambazlığıyla günü kurtarmaya çalışıyorlar. Rant kapısına çevirdikleri siyaset gemisini yürütmenin hesabını yapıyorlar. Biz ise her zaman olduğu gibi yine işimize bakıyoruz. Milletimize nasıl daha iyi hizmet ederiz, buna odaklanıyoruz" ifadelerini kullandı.Erdoğan, Osmaniye’de ayrıca toplam yatırım tutarı 74 milyar 961 milyon lira olan 116 kalem yatırımın da açılışını gerçekleştirdiklerini aktararak, bu yatırımların da şehre ve Osmaniyelilere hayırlı olmasını diledi."11 ilimizdeki vatandaşlarımız da evlerine zorlanmadan çok uygun şartlarla faizsiz, sabit fiyatlarla kavuşacak"Türkiye’de son 23 yılda yaşanan doğal afetlerin hiçbirinde vatandaşları mağdur etmediklerini söyleyen Erdoğan, "Hele hele milletimize faizle afet konutu hiçbir zaman ödetmedik. Olabilecek en uygun şartlarda hiç kimseyi yormadan, kimseyi sıkıntıya düşürmeden afetzede kardeşlerimizi yuvalarına kavuşturduk. 23 yıldır ne yaptıysak 6 Şubat deprem konutları için de aynısını yapıyoruz. Daha önce İzmir’de, Elazığ’da, Bozkurt’ta, Manavgat’ta milletimiz nasıl faizsiz, sabit fiyatlarla ev sahibi olduysa yine bu evlere de öyle sahip olacak. Bakınız İzmir’de afet konutlarının aylık taksiti 1600 lira, Elazığ’da taksitler sadece 1060 lira, Giresun’daki kardeşlerimiz afet konutları için 1400 lira ödüyor. Yani her bir kardeşimiz son derece sembolik rakamlarla ev sahipleri oldular. 11 ilimizdeki vatandaşlarımız da evlerine zorlanmadan çok uygun şartlarla faizsiz, sabit fiyatlarla kavuşacak. Son Kabine toplantımızda meseleyi enine boyuna değerlendirdik, titiz bir çalışmayla milletimiz için en uygunu neyse onu ortaya çıkardık" açıklamasında bulundu."455 bin konutun tüm altyapı bedellerini biz karşılıyoruz"Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 11 ilde yapılan 455 bin konutun tüm altyapı bedellerini karşıladıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kalan fiyat üzerinden vatandaşlarımıza yüzde 50 indirim yapıyoruz, böylece altyapı dahil konut fiyatlarının yüzde 65’ini devletimiz ödüyor. Dahası 2 yıl ödeme almayacağız, vatandaşımız anahtarını teslim aldıktan 2 yıl sonra ödemeye başlayacak, 18 yıl boyunca da aynı fiyatla ödeyecek. Konutlarımızı ortalama 1 milyon 890 bin liralık fiyatla vatandaşımıza sunacağız. 3+1 konutlarımız için ayda 8 bin 750 lira taksit ödenecek, bu fiyat değişmeyecek, 18 yıl boyunca sabit, yani faizsiz olacak. Dediğim gibi ödemeler anahtarlar teslim alındıktan iki yıl sonra başlayacak. Vatandaşımıza bir alternatif daha sunuyoruz, peşin ödemek isteyen olursa Meclisimizde düzenleme yapacağız, 484 bin liradan, yani neredeyse dörtte bir fiyatına vatandaşlarımız bu evleri alabilecek. Bunu alırken kredi kullanmak isteyen vatandaşımıza da kamu bankalarımız gerekli kolaylığı sunacak. Yine köy evlerimizde altyapı maliyetlerini karşılayacak, ayrıca maliyet üzerinden yüzde 50 indirim yapacağız. Orada da ödemeler 18 yıl boyunca 8 bin 100 lira sabit taksitle olacak. Yine peşin almak isteyen vatandaşımız köy konutlarımızı da 448 bin liradan peşin olarak alabilecekler. Açıkladığımız ödeme rakamlarının hayırlı, uğurlu olmasını diliyoruz. Vatandaşlarımız yeni evlerinde huzurla, güvenle, güle güle otursunlar diyoruz" şeklinde konuştu."Türkiye’nin terörsüz istikbali için en doğru olanı kararlılıkla yapacağız"Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"biz siyaseti kendi ikbalimiz için değil, 86 milyonun her bir ferdinin huzuru, güvenliği, müreffeh ve mutlu yarınları için yapıyoruz. 24 yıldır siyaset arenasında niçin bulunduğumuzu, milletimizin bu görevlere bizleri hangi sebeplerle getirdiğini, mukaddes emanetini niçin bize tevdi ettiğini asla unutmadık, unutmuyoruz, hiçbir zaman da unutmayacağız. Buradaki arkadaşlarımla, teşkilatımızdaki tüm kardeşlerimle her zeminde hizmet etmenin, siyaset üretmenin, millete hizmet sancağını daha yükseğe çıkartmanın mücadelesi içindeyiz. Cumhur İttifakı olarak terörsüz Türkiye sürecini yine bu tasavvurla başlattık. Yaklaşık 16 aydır gizli-açık çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen hamdolsun süreci başarıyla yürüttük. İttifak olarak dayanışma halinde, strateji ve taktik birliği içinde en kritik kavşaklarda cesaretli davranarak, gerektiğinde riske girerek süreci bugünlere kazasız, belasız getirdik. Suriye’nin kuzeyindeki belirsizliğin ortadan kalkması ve tam entegrasyonun sağlanmasına paralel olarak inşallah sürecin yükü daha da hafifleyecek, belli başlı konularda çok daha seri yol alma imkanı doğacaktır. İlgili kurumlarımız sınırlarımızın ötesindeki gelişmeleri titizlikle takip ediyor. Tarihi bir sorumluluk üstlenen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz nihai raporunu tamamlamak üzere. Komisyonda yer alan siyasi partilerin yapıcı katkılarıyla raporun tekemmül ettirileceğine inanıyorum. Şurası bir gerçek ki, raporun açıklanmasını müteakip siyaset kurumuna daha fazla görev ve sorumluluk düşecektir. Milli iradenin tecelligahı olan Meclisimiz inşallah sürecin yeni aşamasında da vazifesini güvenle yapacaktır. Biz AK Parti olarak ilk günden beri olduğu gibi mesuliyet bilinciyle hareket edeceğiz, her zamankinden daha yapıcı, daha kuşatıcı olacağız. Ülkemize sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları bulan bu sorunun kalıcı biçimde çözülmesi için gövdemizi taşın altına koymaktan çekinmeyeceğiz. Elbette bu süreçte aziz şehitlerimizin, gazilerimizin ve hepsi birer metanet timsali olan şehit yakınlarımızın başını yere asla eğdirmeyecek, Türkiye’nin terörsüz istikbali için en doğru olanı kararlılıkla yapacağız."Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, görevlerini devreden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür etti. Ayrıca Erdoğan, görevi devralan yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya muvaffakiyetler temenni etti.