Yerel Haberler
Ankara
26 Mayıs 2026 Salı - 22:16 CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’ndan "Kurban Bayramı" mesajı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kurban Bayram dolayısıyla yayımladığı mesajda, "Bu Kurban Bayramı; eksilmeyecek kardeşliğimizin, büyüyecek umudumuzun ve ortak mücadelemizin en güçlü işareti olsun. Hepinize sağlık, huzur ve umut dolu bayramlar diliyorum" dedi. Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yayımladığı Kurban Bayramı mesajında, bayramların kardeşlik için önemini vurgulayarak şunları kaydetti: "Bir Kurban Bayramı’na daha hazırlanırken; içimizde geçmişin muhasebesini, yüreğimizde ise geleceğin umudunu taşıyoruz. Bayramlar; hakikate sımsıkı sarılmanın, kardeşliğin yıkılmaz köprüsünden yürüyerek birbirimize yeniden ulaşmanın günleridir. Bizler; tohumları aynı toprağa savrulmuş, yorulanların gölgesinde dinlendiği, her esen rüzgârı birlikte göğüsleyen ve kökleri birbirine sımsıkı bağlı büyük bir çınarız. Ne yalanlar ve iftiralar ne de aramıza örülmek istenen duvarlar, bu kardeşliği bozabilecektir. Bizim en büyük gücümüz; dürüstlüğümüz, birbirimizin gözünün içine bakarken saklamadığımız o saf hakikat ve aynı yola duyduğumuz sarsılmaz inançtır. Bu Kurban Bayramı; eksilmeyecek kardeşliğimizin, büyüyecek umudumuzun ve ortak mücadelemizin en güçlü işareti olsun. Hepinize sağlık, huzur ve umut dolu bayramlar diliyorum."
Ankara’da adliye emanetinden zimmetine altın geçiren emanet memuru tutuklandı
10 Şubat 2026 Salı - 16:08 Ankara’da adliye emanetinden zimmetine altın geçiren emanet memuru tutuklandı Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı Emanet Bürosundan 9 tam ve 5 çeyrek altın zimmetine geçiren emanet memuru tutuklandı. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı, Başsavcılık Emanet Bürosunda yapılan rutin dışı denetimde 9 tam ve 5 çeyrek altının eksik olduğunun tespiti üzerine resen soruşturma başlatıldığını duyurdu. Başsavcılık, failin Ankara Batı Emanet Memuru olarak görev yapan E.Ö. olduğunun tespit edildiğini ve şüpheli emanet memurunun alınan ifadesinde atılı suçu kabul ettiğini bildirdi. Aynı zamanda Başsavcılık tarafından, şüphelinin alınan ifadesini müteakip 6 Şubat tarihinde sevk olunduğu Nöbetçi Ankara Batı 1. Sulh Ceza Hakimliğince zimmet suçundan tutuklandığını belirtildi. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "6 Şubat tarihinde Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı Emanet Bürosunda yapılan rutin dışı denetimde 9 tam ve 5 çeyrek altının eksik olduğunun tespiti üzerine resen soruşturma başlatılmıştır. Yürütülen soruşturma kapsamında, olayın failinin Ankara Batı Emanet Memuru olarak görev yapan E.Ö. olduğu tespit edilmiş olup, şüpheli emanet memuru alınan ifadesinde atılı suçu ikrar etmiştir. Şüpheli alınan ifadesine müteakip 6 Şubat tarihinde sevk olunduğu Nöbetçi Ankara Batı 1. Sulh Ceza Hakimliğince zimmet suçundan tutuklanmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma tüm yönleriyle ve titizlikle sürdürülmekte olup soruşturmanın safahatı ve sonucu hakkında ayrıca bilgi verileceği hususu, kamuoyuna saygıyla duyurulur."
Bakan Güler: "YPG-SDG’nin mutabakatlara şartsız ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur"
10 Şubat 2026 Salı - 16:05 Bakan Güler: "YPG-SDG’nin mutabakatlara şartsız ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur" Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Suriye’de terör örgütlerinin entegrasyona mecbur kaldığını belirterek YPG-SDG’nin mutabakatlara eksiksiz uyması gerektiğini söyledi. Bakan Güler, Kilis’te 6’ncı Kolordu Komutanlığına bağlı 11’inci Hudut Tugay Komutanlığını ziyaret etti. Burada görevli personele hitap eden Güler, küresel güvenlik ortamının giderek karmaşıklaştığı bir dönemden geçildiğini belirtti. Bakan Güler, özellikle Türkiye’nin güneyinde kritik gelişmeler yaşandığını dile getirerek, "İçinde bulunduğumuz hassas süreçte ülkemizin bekası, asil milletimizin huzuru ve sınırlarımızın güvenliğinin sağlanması hepimizin öncelikli görevidir. Bu bilinçle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz karada, denizde ve havada icra ettiği tüm faaliyetlerde hak ve menfaatlerimizi en güçlü şekilde korumak için büyük bir özveriyle görev yapmaktadır. Bu bütüncül güvenlik anlayışımızın sınır hattındaki temsilcileri de sizlersiniz. Nitekim 11’inci Hudut Tugay Komutanlığımız kritik önemdeki Kilis ve Gaziantep hudutlarımızın korunması, yasa dışı geçişlerin ve terörist sızmaların önlenmesi hususunda büyük bir özveriyle görev yapmıştır ve yapmaya da devam etmektedir. Unutmayınız ki sizler, üstlendiğiniz hudut görevi ile asil milletimizin huzur içinde olmasına büyük katkılar sağlamaktasınız" ifadelerini kullandı. Suriye’de devlet otoritesinin çöktüğü dönemde hudut hattının ciddi tehditlerle karşı karşıya kaldığını hatırlatan Güler, "Tehditleri bertaraf etmek için şanlı ordumuz sınır ötesi operasyonlarını emsalsiz bir kahramanlıkla icra ederek tesis ettiği güvenli bölgeler sayesinde hudutlarımızın emniyetini ileriden sağlamış, bu sayede Kilis dâhil sınır şehirlerimiz huzur ve istikrara kavuşmuştur. Geldiğimiz bu noktada terör örgütünün hareket kabiliyeti büyük ölçüde sınırlandırılmıştır. Devletimiz de terörle mücadelede kaydedilen bu önemli aşamayı dikkate alarak millî birlik ve kardeşliğimizi güçlendirmek ve terörü tamamıyla sona erdirmek için Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini başlatmıştır" şeklinde konuştu. Örgütün mutabakatlara uymadığını söyleyen Güler, "Suriye Ordusu icra ettiği başarılı operasyonlarla geniş bir alanı örgüt unsurlarından temizlemiş, böylelikle örgüt ateşkes istemeye ve entegrasyonu kabul etmeye mecbur kalmıştır" dedi. "YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine şartsız ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur" Suriye yönetimiyle yakın koordinasyon içinde çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Güler, şu ifadelere yer verdi: "YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine şartsız ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur. Buna yönelik çalışmaların başlamasını memnuniyetle karşılıyor, entegrasyon sürecinin Suriye’nin siyasi birliği ile tek ordu esaslarını güçlendirecek şekilde uygulanmasını bekliyoruz. Suriye yönetimiyle bu konuda yakın bir koordinasyon içerisinde çalışmaya devam edeceğiz. Bu süreçte elbette sınır hattında görev yapan siz kıymetli silah arkadaşlarımın üstlendiği caydırıcılık rolü de son derece kritiktir. Her türlü senaryoya karşı sergilediğiniz teyakkuz ve sorumluluğunuza tevdi edilen görevleri hassasiyetle yerine getirmeniz hak ve menfaatlerimizin kararlılıkla korunmasının açık bir göstergesi olmuştur. Bundan sonra da ülkemizin güvenliğini tehdit edecek en küçük riske dahi fırsat tanımayacak sahadaki tüm gelişmeleri dikkatle izleyerek Suriye yönetimine destek olmaya devam edeceğiz. Zira Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile tek devlet, tek orduya dayalı idare ve güvenlik yapısının tesis edilmesi, sınırlarımızın kalıcı emniyeti açısından vazgeçilmezdir." Konuşmasında Gazze’ye de değinen Güler, Türkiye’nin kalıcı ateşkesin sağlanması ve yeniden imar sürecinin başlatılması için aktif rol üstlendiğini belirtti. Gazze Deklarasyonu’na imzacı taraflardan biri olduklarını hatırlatan Güler, Barış Kurulunda Türkiye’nin kurucu üye olarak yer almasının ülkenin katkısının somut göstergesi olduğunu söyledi. Bulunulan coğrafyada gevşemeye ve rahatlığa yer olmadığını vurgulayan Güler, hudutlarda görev yapan personelin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da görevlerini büyük bir özveriyle yerine getireceğine inandığını söyledi. Güler, sabır ve disiplinin vazgeçilmez iki temel ilke olduğunu belirterek elde edilen başarıların korunması ve ileriye taşınmasının önemine dikkati çekti.
Bakan Güler: "YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine koşulsuz ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur"
10 Şubat 2026 Salı - 15:54 Bakan Güler: "YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine koşulsuz ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur" Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kilis’te 11’inci Hudut Tugay Komutanlığında görevli personele hitap ederek hudut güvenliğinin Türkiye’nin bekası açısından öncelikli görev olduğunu vurguladı. Güler, Suriye’de terör örgütlerinin entegrasyona mecbur kaldığını belirterek YPG-SDG’nin mutabakatlara eksiksiz uyması gerektiğini söyledi. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kilis’te 6’ncı Kolordu Komutanlığına bağlı 11’inci Hudut Tugay Komutanlığını ziyaret ederek görevli personele hitap etti. Küresel güvenlik ortamının giderek karmaşıklaştığı bir dönemden geçildiğini belirten Bakan Güler, özellikle Türkiye’nin güneyinde kritik gelişmeler yaşandığını dile getirerek "İçinde bulunduğumuz hassas süreçte ülkemizin bekası, asil milletimizin huzuru ve sınırlarımızın güvenliğinin sağlanması hepimizin öncelikli görevidir. Bu bilinçle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz karada, denizde ve havada icra ettiği tüm faaliyetlerde hak ve menfaatlerimizi en güçlü şekilde korumak için büyük bir özveriyle görev yapmaktadır. Bu bütüncül güvenlik anlayışımızın sınır hattındaki temsilcileri de sizlersiniz. Nitekim 11’inci Hudut Tugay Komutanlığımız kritik önemdeki Kilis ve Gaziantep hudutlarımızın korunması, yasa dışı geçişlerin ve terörist sızmaların önlenmesi hususunda büyük bir özveriyle görev yapmıştır ve yapmaya da devam etmektedir. Unutmayınız ki sizler, üstlendiğiniz hudut görevi ile asil milletimizin huzur içinde olmasına büyük katkılar sağlamaktasınız" ifadelerini kullandı. Suriye’de devlet otoritesinin çöktüğü dönemde hudut hattının ciddi tehditlerle karşı karşıya kaldığını anımsatan Güler, "Tehditleri bertaraf etmek için şanlı ordumuz sınır ötesi operasyonlarını emsalsiz bir kahramanlıkla icra ederek tesis ettiği güvenli bölgeler sayesinde hudutlarımızın emniyetini ileriden sağlamış, bu sayede Kilis dâhil sınır şehirlerimiz huzur ve istikrara kavuşmuştur. Geldiğimiz bu noktada terör örgütünün hareket kabiliyeti büyük ölçüde sınırlandırılmıştır. Devletimiz de terörle mücadelede kaydedilen bu önemli aşamayı dikkate alarak millî birlik ve kardeşliğimizi güçlendirmek ve terörü tamamıyla sona erdirmek için Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini başlatmıştır" şeklinde konuştu. Örgütün mutabakatlara uymadığını söyleyen Güler, "Suriye Ordusu icra ettiği başarılı operasyonlarla geniş bir alanı örgüt unsurlarından temizlemiş, böylelikle örgüt ateşkes istemeye ve entegrasyonu kabul etmeye mecbur kalmıştır" dedi. "YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine koşulsuz ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur" Suriye yönetimiyle yakın koordinasyon içinde çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Güler, şu ifadelere yer verdi: "YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine koşulsuz ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur. Buna yönelik çalışmaların başlamasını memnuniyetle karşılıyor, entegrasyon sürecinin Suriye’nin siyasi birliği ile tek ordu esaslarını güçlendirecek şekilde uygulanmasını bekliyoruz. Suriye Yönetimi’yle bu konuda yakın bir koordinasyon içerisinde çalışmaya devam edeceğiz. Bu süreçte elbette sınır hattında görev yapan siz kıymetli silah arkadaşlarımın üstlendiği caydırıcılık rolü de son derece kritiktir. Her türlü senaryoya karşı sergilediğiniz teyakkuz ve sorumluluğunuza tevdi edilen görevleri hassasiyetle yerine getirmeniz hak ve menfaatlerimizin kararlılıkla korunmasının açık bir göstergesi olmuştur. Bundan sonra da ülkemizin güvenliğini tehdit edecek en küçük riske dahi fırsat tanımayacak sahadaki tüm gelişmeleri dikkatle izleyerek Suriye yönetimine destek olmaya devam edeceğiz. Zira Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile tek devlet, tek orduya dayalı idare ve güvenlik yapısının tesis edilmesi, sınırlarımızın kalıcı emniyeti açısından vazgeçilmezdir." Konuşmasında Gazze’ye de değinen Güler, Türkiye’nin kalıcı ateşkesin sağlanması ve yeniden imar sürecinin başlatılması için aktif rol üstlendiğini belirtti. Gazze Deklarasyonu’na imzacı taraflardan biri olduklarını hatırlatan Güler, Barış Kurulunda Türkiye’nin kurucu üye olarak yer almasının ülkenin katkısının somut göstergesi olduğunu söyledi. Bulunulan coğrafyada gevşemeye ve rahatlığa yer olmadığını vurgulayan Güler, hudutlarda görev yapan personelin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da görevlerini büyük bir özveriyle yerine getireceğine inandığını söyledi. Güler, sabır ve disiplinin vazgeçilmez iki temel ilke olduğunu belirterek elde edilen başarıların korunması ve ileriye taşınmasının önemine dikkati çekti.
AK Parti Genel Başkanvekili Ala: "Toplumu yönetmek için toplumun verilerini alıyorlar"
10 Şubat 2026 Salı - 14:59 AK Parti Genel Başkanvekili Ala: "Toplumu yönetmek için toplumun verilerini alıyorlar" AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, "Toplumu yönetmek için toplumun verilerini alıyorlar. İnsanımızı yönetmek için insanımızın aklına, gönlüne ve duygularına yönelik faaliyette bulunuyorlar. Bunun şuurunda olmalıyız" dedi. AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ve Genel Başkan Yardımcısı, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanı Ömer İleri, AK Parti Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanlığı’nca düzenlenen ’Klasik Sömürgecilikten Veri Sömürgeciliğine: Dijital Çağda Hegemonya’ başlıklı programa katıldı. "Toplumu yönetmek için toplumun verilerini alıyorlar" AK Parti Genel Merkez binasında gerçekleştirilen programda konuşan Ala, günümüzde verilerin bir güç haline geldiğini, sömürgeciliğin artık verileri toplayarak toplumları yöneten yeni bir biçime dönüştüğünü kaydederek, "Toplumu yönetmek için toplumun verilerini alıyorlar. İnsanımızı yönetmek için insanımızın aklına, gönlüne ve duygularına yönelik faaliyette bulunuyorlar. Bunun şuurunda olmalıyız. Şuurunda olmazsak ne olur? İstanbul Belediyesi’nde olan olur. İstanbul Belediyesi, milletten onlara yardım için aldığı bilgileri ve onlara hizmet götürmek için aldığı bilgileri götürdü yabancılara aktardı. Hangi akılla bunu yaptılar? Bu cehaletten ileri gelmiyor ise ihanettir. Bu toprakların çocukları sömürge olmadı olmayacaktır" ifadelerine yer verdi. "İnsanın insanla ilişkisine dair yeryüzünün kurduğu en büyük uygarlık bu topraklara aittir" Batı’nın insanın tabiatla ilişkisine dair büyük uygarlıklar kurduğunu söyleyen Ala, "Sanayi devrimini onlar gerçekleştirdi. Ama insanın insanla ilişkisine dair yeryüzünün kurduğu en büyük uygarlık bu topraklara aittir ve bize aittir. Biz gittiğimiz yere adalet götürdük. Biz gittiğimiz yere insanlık götürdük. İnsanlığın bizim erdemli dış politikamıza, erdemli duruşumuza, haysiyetli duruşumuza ihtiyacı var. Onun için gece gündüz çalışalım. O kişisel verileri aktaranlar cehaletlerinden yaptılar. Cehaletten yapmadıysalar bu gerçekten bir faciadır ve ihanettir. Çünkü o verileri alanların hangi manipülasyonlara hazırlandıklarını biz tarihten biliyoruz, gelecekte tahmin ediyoruz. Bu kadarını bilemeyenlerin kamu görevi yapabilmeleri mümkün değil. Kamuya hezimetten başka bir hizmet sunmaları da mümkün değil. Bu kadar gaflet içerisinde olunabilir mi" diye konuştu. "Güç bugün hem bilgi ve hem veridir" Dünyada adaletin ve merhametin olmadığının Gazze’de görüldüğünü, insanlığın ve ahlakın olmadığının ise Amerika’da ortaya çıkan dosyalarda görüldüğünü belirten Genel Başkanvekili Ala, "Güç her neyse adaletli bir biçimde kullanılmalıdır. Güç bugün hem bilgi hem veridir. Bunların kontrol edilmesi, bunların insanlığın hizmetine sunulması kıymetli bir birikimi gerektirir. Her yenilik elbette risktir ama her risk, hem fırsattır hem de tehdit. Fırsatlara odaklanan ve onu adil bir biçimde insanlığın hizmetine sunacak olan uygarlığa ihtiyaç var" değerlendirmesinde bulundu. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanı Ömer İleri ise siber alanın ilk ortaya atıldığında adeta bir özgürlük ortamı, bireyin kurumlara ihtiyaç duymadan sesini duyurabildiği yeni bir dünya olarak tanıtıldığını ancak ilerleyen süreçlerde bu teknolojik iyimserlik havasının dağıldığını kaydetti. "Birçok dijital mecranın, faaliyet gösterdikleri ülkelerdeki mahkeme kararlarını ’kendi kullanımı kararları’ gereği görmezden gelmeye çalıştığını biliyoruz" Yeni gelişen teknolojilerin sadece teknik birtakım çözümlerden ibaret kalmadığını söyleyen İleri, sözlerine şöyle devam etti: "Bu teknolojiler kendi kültürlerini oluşturuyorlar. Zaman içerisinde, bu teknolojiler yaygınlık kazandıkça ister istemez bu yeni kullanım kültürleri toplumları da etkilemeye başlıyor. Bu süreç doğru yönetilmezse, toplumların huzur temellerini dinamitleyebiliyor. Dolayısıyla, çizdiğimiz yol haritalarını bu boyutla da ele alıyoruz. Şunu görmemiz lazım; yeni teknolojiler ile ön plana çıkan mecralar, sadece yanlış uygulamaların alanı haline gelmekle kalmıyor, aynı zamanla kendi iş modellerini, kendi ticaret ağlarını, kendi kavramlarını, adeta kendi hakimiyet bölgelerini de oluşturuyorlar. Nitekim, monopolleşme eğilimi gösteren, bizim verilerimizle, devşirdikleri güçle dünyanın her yanında faaliyette bulundukları devletlerin ve toplumların egemenlik haklarını hiçe sayan kurguların ortaya çıktığını görüyoruz. Birçok dijital mecranın, faaliyet gösterdikleri ülkelerdeki mahkeme kararlarını dahi ’kendi kullanım kuralları’ gereği görmezden gelmeye çalışmakta olduğunu biliyoruz." "Türkiye, Türkiye Yüzyılı’nda adil teknoloji anlayışının peşindedir" Türkiye’nin teknolojik alanda liderliğinden bahsederken konunun sadece teknik çalışmaları hayata geçirmekten ibaret olmadığının görülmesi gerektiğine dikkati çeken İleri, "Konu aynı zamanda, yeni dünyanın inşası sürecinde, milletimizin ve medeniyetimizin kodlarına uygun şekilde, algoritmik toplumların gelişmesinde hakkı ve hakkaniyeti merkeze koyan bir teknoloji kültürü ve bu kültür üzerinde yükselecek ekosistemleri oluşturma konusudur. Başka bir deyişle Türkiye, Türkiye Yüzyılı’nda adil teknoloji anlayışının peşindedir" dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "İlk raporlara baktığımız zaman partiler arasında çok kolay uzlaşılacak bir zemin görünmüyor"
10 Şubat 2026 Salı - 14:55 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "İlk raporlara baktığımız zaman partiler arasında çok kolay uzlaşılacak bir zemin görünmüyor" Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun, Meclis’e sunacağı ortak raporuna ilişkin "İlk raporlara baktığımız zaman partiler arasında çok kolay uzlaşılacak bir zemin görünmüyor" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Kırgız Cumhuriyeti Jogorku Keneşi Başkanı Nurlanbek Turgunbek Uulu ile görüştü. İkilinin ve heyetlerin görüşmesinin ardından ortak basın açıklaması düzenlendi. Nurlanbek Turgunbek Uulu’nun Meclis Başkanı seçilmesinin ardından ilk ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirmesinin önemli olduğunu ifade eden Meclis Başkanı Kurtulmuş, "Az evvel gerçekleştirdiğimiz heyetler arası görüşmelerde oldukça verimli müzakerelerde bulunduk. Geçtiğimiz sene arkadaşlarımızla birlikte Kırgızistan’a resmi ziyarette bulunduk. Bu ziyaret vasıtasıyla da bir iade-i ziyaret gerçekleştiriliyor. Türkiye ile Kırgızistan arasında son yıllarda giderek gelişen ilişkileri Parlamentolar arasındaki ilişkilere de yansımasını ve büyük bir memnuniyetle takip ediyoruz. İnşallah daha fazla da geliştirmeye niyetliyiz, kararlıyız. Geçtiğimiz yıl Kırgızistan’da yaptığımız ziyarette iki ülke Parlamentoları arasında bir mutabakat zaptı imzalamıştır. İnşallah bu süreçte de Kırgızistan’da teşekkül etmiş olan Türkiye Dostluk Grubu’nu, Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyacağız. Türkiye ve Kırgızistan Türk dünyasının iki önemli ülkesi olarak hem Türk Devletler Teşkilatı bünyesinde hem de Parlamentolarımızın ortak asamblesi olan TÜRKPA bünyesinde fevkalade yakın bir çalışma dönemine girmişlerdir. Uzunca bir süredir ilişkilerimizi bu iki önemli Türk dünyasının uluslararası kuruluşu nezdinde gayretle bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. Türk dünyasının ilerleyen dönemlerde dünya siyasetinin en önemli merkezlerinden birisi haline gelmeye aday olduğunu belirten Kurtulmuş, "Orta Asya’dan Avrupa’nın içlerine kadar en stratejik bölgelerde, en önemli enerji ve ulaşım haklarının üzerinde bulunan Türk dünyası, 4,5 milyon kilometre karelik yüz ölçümüyle çok zengin yer altı yer üstü kaynaklarıyla ve yaklaşık 300 milyona yakın nüfusuyla dünyanın dikkat çeken merkezlerinden birisidir. Bundan sonraki dönemde dengeler nasıl gelişirse gelişsin, esasında dünyada çok tarafı ve çok merkezli yeni bir siyasal oluşumun ortaya çıkacağı aşikardır. Onun için diyoruz ki; böylesine büyük bir potansiyele sahip olan Türk dünyası, elindeki bu imkanı en iyi şekilde değerlendirmek, aralarındaki iş birliklerini fevkalade güçlü bir şekilde geliştirmek ve bu içinde bulunduğumuz coğrafyanın bütün stratejik, jeostratejik imkanlarını kullanarak çok daha güçlü bir şekilde ileriye doğru ilerlemek mecburiyetindeyiz" dedi. Kurtulmuş’un ardından konuşmasını gerçekleştiren Kırgız Cumhuriyeti Jogorku Keneşi Başkanı Nurlanbek Turgunbek Uulu, "Bugünkü görüşmelerde belirlenen hedeflerin gerçekleştirilmesi için sadece başkanlar değil de parlamento üyeleri, dostluk gruplarının da çalışmalarını canlandırmak lazım. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Biz istersek, biz birlikte olursak tüm amaçlarımıza ulaşabiliriz" ifadelerini kullandı. "İlk raporlara baktığımız zaman partilerin arasında çok kolay uzlaşılacak bir zemin görünmüyor" İkilinin basın toplantısını ardından Meclis Başkanı Kurtulmuş, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Mili Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ortak raporu hakkındaki soru üzerine Kurtulmuş, "İlk raporlara baktığımız zaman partilerin arasında çok kolay uzlaşılacak bir zemin görünmüyor. Bu toplantılarla uzlaşılacak konular tespit edildi ve aşağı yukarı ana çerçeve ortaya çıkarılmış oldu. Fevkalade disiplinli bir çalışmayla nihai bir noktaya doğru gelindi. Dün akşam itibariyle bu beş arkadaşımıza kişiye özel olmak üzere üzerinde çalıştığımız taslak metini olgunlaştırarak gönderdik. Herhalde önümüzdeki günlerde burada tekrar komisyon, bütün 50 milletvekili arkadaşımızı bir araya getirerek müzakere yapar, oylamayı gerçekleştirir ve komisyon olarak görevimizi tamamlarız, raporumuzu Türkiye Millet Meclisi Başkanlığı’na takdim ederiz" dedi. "Raporun içeriği ile ilgili benim ağzımda bir kelime bile alamazsınız" Bir basın mensubunun "Umut hakkı" tartışmaları ile ilgili soruya Kurtulmuş, "Komisyon raporunda tartışılan konuların ne olduğu herhalde rapor nihai şeklinde ortaya çıktıktan sonra kamuoyuyla paylaşmak en doğrusudur. Dolayısıyla benim ağzımda içerikle ilgili bir kelime bile alamazsınız. İkincisi komisyonun görevi bu raporu hazırlamak, çalışmalarını tamamlamak ve raporu hazırlayarak Türkiye Millet Meclisi’ne sunmaktır. Bu komisyon kendisi yasa yapıcı bir komisyon değildir. Bu komisyon ne yasa hazırlıyor ne Anayasa hazırlıyor. Başından beri bunu ortak bir eğilim olarak söyledim. Komisyonun bu kadar büyük dinlemeler ve uzun tartışmalarla geldiği noktada siyaset olarak biz konuya nasıl yaklaşıyoruz, bunun çerçevesini oluşturmak ve bu çerçevenin içerisinde tabii ki hazırlanmasını öngördüğümüz yasal düzenlemeler de dahil olmak üzere bu çerçeveyi Türkiye Millet Meclisi’nin Genel Kurulu ile paylaşmaktır. Komisyonun vazifesi bellidir. İlk toplantıda kabul ettiğimiz komisyonun çalışma usulü ve esasları ile ilişkin prensipler çerçevesinde de komisyon şimdiye kadar büyük bir olgunlukla, büyük bir fedakarlıkla vazifesini yerine getirmiştir. Çok az kaldı, raporu oyladıktan sonra da komisyonun görevi sona erecektir" diye konuştu.
Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş: "Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme’ demesi, üzüyor"
10 Şubat 2026 Salı - 14:43 Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş: "Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme’ demesi, üzüyor" AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş ile bir araya geldi. Güneş, "Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme’ demesi, üzüyor" dedi. AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, İYİ Partili Mehmet Emin Korkmaz tarafından giyim tarzı nedeniyle sosyal medya üzerinden hedef alınan Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş’i AK Parti Genel Merkez binasında kabul etti. Burada konuşan Yalçın, bu zamana kadar başörtüsüyle ilgili toplumsal olarak bölücülük yapılmaması gerektiğini her seferinde anlatmalarına rağmen bu zihniyetin devam ettiğini ifade ederek, "Bugün bir sürü hukuki ve siyasal düzenlemeler yapıldı. Yasakçılık yapamıyorlar, bugün şükürler olsun üniversitelerimizde, kamu binalarımızda insanlar başörtüleriyle bulunabiliyorlar. Buna engel olamıyorlar ama maalesef o alçak zihniyet bir yerlerde saklanmış, mevzilenmiş ve mevzisinden çıkacak yerini bekliyor. ‘Biz aslında baş örtüsüne karşı değiliz, türbana karşıyız. Annelerimiz, anneannelerimiz gibi taksanız sorun olmaz’ derlerdi. Şalvarıyla, örtmesiyle bir Anadolu kadınını bile hazmedemeyecek kadar maalesef kin ve nefret dolu insanlar. Meselenin hukuki süreci de başladı İnşallah bizim bu zihniyetle mücadelemiz devam edecek. Zeynep Başkan ve arkadaşları tam da temsil etmesi gerekeni temsil ederek bizim gururumuz oldular" dedi. "Kendi ananesini, örfünü bile beğenmiyorlar" Yalçın, Türkiye’de insanları kılık kıyafetiyle yargılayan ve aslında bu topluma ait olan kıyafetleri hor görecek kadar toplumdan uzaklaşmış insanların olduğunu, bu durumun çözülmesi için hukuki ve siyasi düzenlemelerin yanı sıra zihniyet dönüşümüne de ihtiyaç olduğunu söyledi. Genel Başkan Yardımcısı Yalçın’ın bu ifadelerinin üzerine ise Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş, "Bu nesil bu meseleyi artık halletmek zorunda. Bunu geleceğe miras bırakmamamız lazım. Kendi ananesini, örfünü bile beğenmiyorlar. Biz bunlara neyi beğendireceğiz" şeklinde cevap verdi. Bir kişinin kılık kıyafetinin ne olduğunun bir öneminin olmadığını, o insanın yaptıklarına bakılması gerektiğine dikkati çeken Yalçın, "Buna bakmayı bile beceremeyen insanlar kendilerini toplumda kıymetli insan zannediyorlar. Halbuki demokrasi denilen durum tam anlamıyla her tür kıyafeti giyen insanın her tür görevde olabildiği, her tür standartları taşıyan insanın kendi başarısıyla her şeyi yapabildiği bir zemin" değerlendirmesinde bulundu. "Zeynep Başkan çok özgüvenli bir insandır" Özgürlükler alanında mücadelede bu zamana kadar büyük mesafe kat edildiğini söyleyen Yalçın, "İnşallah bundan sonra da sivil anayasayla da o mesafeleri taçlandıracağız. En uygun yerine kadar taşıyacağız ama o zihniyetle mücadeleyi bırakmayacağız. Zeynep Başkan çok özgüvenli bir insandır. Özgüvenle kendi mücadelemizi vermeye devam edeceğiz. O anlamak istemeyen insanlara kafalarına vura vura bu toprakların gerçek sahipleri olduğumuzu, gerçek temsilcileri olduğumuzu, bizim tam da bunları temsil ettiğimizi anlatacağız" diye konuştu. Başörtü ve kılık kıyafet meselelerinin garanti alınmasına kadar her türlü durumun sonuna kadar takipçisi olduklarını aktaran Yalçın, "Zeynep Başkan Anadolu’dur, Anadolu’yu ve hepimizi temsil eder. Onun hakkını hiçbir yerde bırakmayacağız" diye konuştu. "Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme’ demesi, üzüyor" Bu ülkenin bir ferdi olan bir insanın kılık kıyafetinden dolayı hakir görülmesi ve rencide edilmesinin çok üzücü bir durum olduğunu aktaran Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş ise şu ifadeleri kullandı: "Bir anne evladının tesellisine maruz kalmamalı. Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme’ demesi, üzüyor. Benim teselli etmem gereken çocuk, beni teselli ediyor. İnsan üzülüyor. Bu ülkede kılık kıyafetin bir anayasal hak haline gelmesi gerekiyor, bir önce sivil anayasayı geçilsin."
Bakan Şimşek ‘Gelişmekte Olan Ülkeler Konferansı’nın sonuçlarını paylaştı
10 Şubat 2026 Salı - 14:40 Bakan Şimşek ‘Gelişmekte Olan Ülkeler Konferansı’nın sonuçlarını paylaştı Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından düzenlenen Gelişmekte Olan Ülkeler Konferansı’nın (ACEME) ardından, konferanstan çıkarılacak temel sonuçları değerlendirdi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Suudi Arabistan’ın El-Ula kentinde Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ile Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından düzenlenen Gelişmekte Olan Ülkeler Konferansı’na katıldı. Konferansın ilk gününde ‘Borç Kırılganlıkları Yuvarlak Masa Toplantısı’ başlıklı oturuma katılan Şimşek, burada ikili temaslarda bulundu. Şimşek, Özbekistan Başbakan Yardımcısı Jamshid Kuchkarov, Asya Altyapı Yatırım Bankası Başkan Yardımcısı Sherard Cowper-Coles, Dünya Bankası Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdürü Anna Bjerde ile bir araya geldi. Şimşek, Pakistan, Nijerya, Katar ve Suudi Arabistan’ın maliye bakanlarıyla kısa görüşmeler de gerçekleştirdi. Bakan Şimşek konferansın ikinci gününde ise ‘Yükselen Piyasalar İçin Dayanıklılık ve Ekonomik Dönüşüm Yolculuğu’ başlıklı kapanış oturumunda panelist olarak yer aldı. Konferansın bitiminin ardından sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Bakan Şimşek, konferanstan çıkarılacak temel sonuçları şu şekilde sıraladı: "Gelişmekte olan piyasalar, küresel GSYİH’nin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturmakta ve küresel büyümenin yüzde 70’inden fazlasını yönlendirmektedir. Günümüzün zorlukları artık döngüsel değil. Ticaretin parçalanması, borç ödeme baskıları ve zayıf büyüme yapısal sorunlardır. Fiyat istikrarı büyümenin önünde bir engel değil; sürdürülebilir yüksek büyümenin ön koşuludur. Kurumlar planlardan daha önemlidir. Güvenilirlik duyurulardan değil, uygulamadan gelir. Parçalanmış bir dünyada, uluslararası işbirliği her zamankinden daha önemlidir. Özel sektör öncülüğünde büyüme kilit önem taşıyor: Bürokrasiyi azaltmak, sermaye piyasalarını derinleştirmek ve yönetişimi güçlendirmek gerekiyor. Bölgesel entegrasyon, küresel ticaretin parçalanmasını telafi etmeye yardımcı olabilir. Bağlantıya yapılan yatırımlar karşılığını verir. Gelişmekte olan ülkelerde borç kırılganlığı artıyor. Borç yeniden yapılandırmalarında hız, koordinasyon ve öngörülebilirlik önem taşıyor. Yapay zekâ destekli verimlilik artışları umut verici ancak otomatik değil; beceriler ve yaygınlaşma kritik önem taşıyor. Gelişmekte olan piyasaların artan ağırlığını ve sesini yansıtacak şekilde reforme edilmiş bir küresel yönetim sistemine ihtiyaç vardır."