Yerel Haberler
Ankara
28 Mayıs 2026 Perşembe - 18:59 Satılamayan kurbanlıkları Et ve Süt Kurumu alacak Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bu yılki Kurban Bayramı’nda da üreticilerin elinde kalan kurbanlıkların Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından satın alınacağını bildirdi. Bakan Yumaklı, yaptığı açıklamada, tüm vatandaşların Kurban Bayramı’nı kutlayarak bayramın sağlıklı, huzurlu ve sorunsuz geçmesi temennisinde bulundu. Bakanlık ekiplerinin kurban satış ve kesim noktalarındaki denetimlerinin aralıksız sürdüğünü vurgulayan Yumaklı, üreticiler tarafından kurban pazarlarına getirilen ancak satılamayan hayvanların, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da ESK tarafından alınacağını hatırlattı. Yumaklı, üreticilerin mağduriyet yaşamaması amacıyla, hayvan pazarlarına sevk edilmiş ancak satılamamış kurbanlıkların ESK tarafından satın alınacağını belirtti. Bu kapsamda, üreticilerin ellerinde kalan kurbanlık hayvanların 1-7 Haziran tarihleri arasında ESK tarafından satın alınacağını belirten Yumaklı, "Üreticilerimiz; İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerince kurban satışı için verilen sevk raporları ile kurban pazar yeri giriş, kira ve nakliye faturaları gibi belgelerle Kurumumuza başvurabilecek. TÜRKVET sistemi üzerinde gerekli kontroller yapıldıktan sonra, Kurumumuzun Hayvan Alım Kriterleri ve Uygulama Esasları Talimatı doğrultusunda hayvanlar satın alınacak" bilgisini paylaştı. ESK tarafından belirlenen fiyatlar Bu kapsamda, ESK’nin bu yıl için büyükbaş kurbanlık alım fiyatları karkas kilogram başına tosunda 600 lira, düvede 530 lira ve inekte 470 lira olarak belirlendi. Küçükbaş alım fiyatları ise kilogram başına kuyruklu olarak kuzuda 480 lira, tokluda 410 lira, koyunda 400 lira, oğlakta 270 lira, çepiçte 250 lira ve keçide 200 lira oldu. Kuyruksuz olarak da kuzuda alım fiyatı kilogram başına 600 lira, tokluda 550 lira ve koyunda 490 lira olarak tespit edildi. Öte yandan, söz konusu fiyatlar tavan fiyat olup, yaş, cinsiyet, randıman ve karkas ağırlığına göre değişiklik gösterebilecek.
28 Mayıs 2026 Perşembe - 18:56 MHP Lideri Bahçeli: "İstanbul’un Fethi kutlu olsun" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İstanbul’u bizlere vatan kılan büyük hakan Fatih Sultan Mehmed Han’ı; onun yiğit askerlerini, Akşemseddin Hazretleri’ni, Ulubatlı Hasan’ı ve fethin bütün isimsiz kahramanlarını rahmetle, minnetle ve hürmetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. İstanbul’un Fethi kutlu olsun" dedi. MHP Lideri Bahçeli "İstanbul’un Fethinin 573’üncü Yıl Dönümü" sebebiyle mesaj yayınladı. Bahçeli mesajında, "İstanbul’un Fethi’nin 573’üncü yıl dönümünü; tarihin derinliklerinden bugüne uzanan kutlu bir emanetin, aziz bir hatıranın ve cümle cihanı Türklükle şereflendirip İslam’la müjdelemek üzerine kurulu ebedi ve ezeli bir ülkünün idrakiyle karşılıyoruz. İki kıta, yedi tepe üzerinde yükselen aziz şehir İstanbul; Türk milletinin hafızasında cihan devleti Osmanlı’nın payitahtı, çağ kapatıp çağ açan fetih iradesinin mührü, Türk-İslam medeniyetinin en parlak simgesi ve tarihimizin en müstesna tacıdır" dedi. 29 Mayıs 1453 tarihinde gerçekleşen İstanbul’un fethi ile asırların hasretinin dindiğini ve çağların akışının değiştiğini söyleyen MHP Lideri Bahçeli, "Türk milletinin imanla karılmış harcı, bütün cihana ilan edilmiştir. Yıkılan Bizans surları ile ‘aşılamaz’ denilen bütün engeller, ‘geçilemez’ denilen bütün eşikler, ‘mümkün değildir’ denilen bütün dogmalar birer birer yıkılmıştır. Haliç’in ağzında demirden zincir, burçlarda Grejuva ateşiyle tahkim edilmiş Bizans müdafaası, Türk ordusunun önünde ise tarihin en çetin imtihanlarından biri vardı. Fakat Fatih Sultan Mehmed Han’ın ufkunda korku yoktu, tereddüt yoktu, geri dönüş yoktu. Çünkü o ufukta Peygamber Efendimiz’in ‘Konstantiniyye elbet fethedilecektir; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur’ müjdesine mazhar olma şerefi vardı. İşte o gün, Haliç’in zincirini Ortodoks hükmünden düşüren, gemileri denizin koynundan tepelerin sırtına çıkaran büyük hamle; hedefini haktan, hesabını hikmetten, hamlesini cesaretten, harcını imandan alan 3 bin yıllık Türk askeri dehasının tarihin seyrine vurduğu mühür olmuştur" ifadelerini kullandı. İstanbul’un fethinin manevi boyutundan bahseden Bahçeli, "Otağda değişmez karar, ordugâhta itidal, saflarda adanmışlık, dillerde tekbir, gönüllerde fethe dair yeminler yükselirken; Bizans müdafaası Türk’ün iman, irade ve idrak kudreti karşısında çaresiz bırakılmıştır. Fatih’in emrinde tarih sahnesine veda etmesi gereken köhne bir devrin geri geri giden ayak sesleri duyulmuş, hilalle bezenmiş her sancak dalgalanışı ise yeni bir nizamın gelişini haber vermiştir. Padişahın buyruğuyla ulemanın duası, topçunun maharetiyle neferin teslimiyeti, aklın hesabıyla imanın harareti aynı mukaddes maksatta birleşmiştir" dedi. İstanbul’un fethinin Türk milletini adına gerçekleştirdiği tarih hamlesi olduğundan bahseden Bahçeli, şunları kaydetti: "İstanbul’un fethi; Türk milletinin gaza ve cihat kudretini imar ahlakıyla, utku gayesini adalet nizamıyla mezceden büyük bir tarih hamlesidir. Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’a nizam kuran, emaneti gözeten, reayayı himaye eden ve zaferin şerefini merhametle ikmal eden bir cihan hükümdarı olarak girmiştir. Ayasofya’ya sığınanlara can ve hürriyet teminatı verilmesi, askerin halka fenalık etmesinin menedilmesi, İstanbul’un iskanla, vakıflarla, çarşılarla, mekteplerle, külliyelerle yeniden ihya edilmesi fethin aynı zamanda bir medeniyet inşası fiili olduğunu göstermiştir. İşte Fatih’i çağların ötesine taşıyan hakikat de budur. Bu kutlu yıl dönümünde, İstanbul’u bizlere vatan kılan büyük hakan Fatih Sultan Mehmed Han’ı; onun yiğit askerlerini, Akşemseddin Hazretleri’ni, Ulubatlı Hasan’ı ve fethin bütün isimsiz kahramanlarını rahmetle, minnetle ve hürmetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. İstanbul’un Fethi kutlu olsun."
Türk Eğitim-Sen: "MEB Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’nde ilk göze çarpan husus mülakatın kaldırılmış olması"
30 Ocak 2026 Cuma - 17:16 Türk Eğitim-Sen: "MEB Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’nde ilk göze çarpan husus mülakatın kaldırılmış olması" Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen), MEB Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’ne ilişkin "Yönetmelik kapsamında ilk göze çarpan husus, Türk Eğitim-Sen olarak yıllardır ifade ettiğimiz üzere mülakatın kaldırılmış olmasıdır" açıklaması yaptı. Türk Eğitim-Sen, Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’ne ilişkin yayımladığı açıklamada yönetmelik kapsamında ilk göze çarpan hususun mülakatın kaldırılmış olması olduğunu vurguladı. Açıklamada, "İl Değerlendirme Komisyonlarında sendikaların katılımının devamı, Yöneticiliğe ilk görevlendirmede sınav puanlarının 3 yıl geçerliliği, Akademi kapsamında yöneticilerin eğitime alınması sendikamızın görüşleri arasında yer almakla birlikte; daha önce kamuoyuna yansıyan yönetmelik taslağında yer alan mevcut yöneticilerin her dört yılın sonunda sınava tabi tutulması uygulamasından vazgeçilmiş olması, yöneticilik görev süresinin hesabında ders yılı uygulaması ile artık yıl karmaşasının ortadan kaldırılmış olması, yönetici Değerlendirme Formunda Uzman ve Başöğretmen unvanları için puan verilmesi, olumlu olarak değerlendirdiğimiz hususlar olarak göze çarpmaktadır" denildi. Ayrıca düzenlemede eksikliklerin de yer aldığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Okul öncesi eğitim kurumlarında okul öncesi öğretmenlerine tanınan öncelikli görevlendirme hakkının kaldırılmış olmasının norm fazlası duruma düşen idarecilerin kalan görev sürelerini tamamlama haklarının ellerinden alınmış olmasının, akademi eğitiminde, eğitim kurumlarının kademe ve türüne göre eğitim verilmesi nedeniyle müzik, beden eğitimi gibi branşların kurum türü tercihlerinin kısıtlanmasının ve Yönetici Değerlendirme Formunda puanlamalarda kıdemin öne çıkması ve okul müdürlüğü süresine verilen puanın fazla olması suretiyle haksız rekabet ortamının oluşturulmasını, yeni yönetmeliğin eksiklikleri olarak değerlendirmekteyiz." Açıklamada, Türk Eğitim-Sen’in Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’ne ilişkin gerekli hukuki hazırlıkları tamamlayarak, eksik görülen hususlara yönelik dava açılacağı vurgulandı.
Hablemitoğlu cinayeti davasında sanık Bozkır hakkında tahliye kararı çıktı
30 Ocak 2026 Cuma - 15:27 Hablemitoğlu cinayeti davasında sanık Bozkır hakkında tahliye kararı çıktı Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun, 18 Aralık 2002 tarihinde Ankara’daki evinin önünde silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin görülen davada, 10 sanığın yargılanmasına devam edilirken, tek tutuklu sanık Nuri Gökhan Bozkır tahliye edildi. Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, davanın tek tutuklu sanığı Nuri Gökhan Bozkır ile başka bir dosyadan hükümlü bulunan Enver Altaylı, bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Tutuksuz sanıklardan Mehmet Narin’in vareste tutulduğu duruşmada, tutuksuz sanıklar Levent Göktaş, Fikret Emek, Aydın Köstem ve Ahmet Tarkan Mumcuoğlu ile taraf avukatları salonda hazır bulundu. Cumhuriyet Savcısı, mevcut soruşturmanın sonucunun beklenmesini, sanıklar hakkında uygulanan adli kontrol tedbirlerinin devamını, dosyada eksiklikler bulunması nedeniyle esas hakkındaki mütalaanın hazırlanmasının soruşturma sonucuna bırakılmasını talep etti. Savcının mütalaasının ardından sanıklar ve avukatlarına söz verildi. "Eski savcı Zafer Ergün hakkında FETÖ’cü olduğuna dair elimde bulunan tüm belge ve bilgileri HSK’ya gönderdim" Davanın tek tutuklu sanığı Nuri Gökhan Bozkır, yaptığı savunmada, "Tutuklu tek sanık ve tek mağdur benim. Eski savcı Zafer Ergün hakkında FETÖ’cü olduğuna dair elimde bulunan tüm belge ve bilgileri HSK’ya gönderdim. Suç duyurusunda bulundum. Umarım Almanya’ya kaçmadan bir sonuç alınır. Keşif ve takip ile suçlanıyorum. Ancak tanık beyanları, bilirkişi raporları ve HTS kayıtları olayla alakam olmadığını ortaya koyuyor. Buna rağmen bir hukuk garabeti yaşanıyor ve ben tutuklu bulunuyorum" dedi. Olay günü kışlayı hiç terk etmediğini tanıkların da ifade ettiğini belirten Bozkır, HTS kayıtlarının da bunu doğruladığını savundu. Bozkır savunmasının devamında, "Asıl keşfi eski savcı yapmış. Hazırladığı mütalaa ve iddianamede bal köpüğü renginde bir araçtan söz ediliyor. Aracın plakası TKS 08 olarak belirtiliyor ancak araç sahibine ulaşılamıyor. Buna rağmen 17 ve 18 Aralık tarihlerinde elçilik çalışanları bu aracı gördüklerini söylüyor. Araçtaki kişinin esmer, uzun boylu, zayıf ve kısa kesim siyah saçlı olduğu ifade ediliyor. Bu kişi, Hablemitoğlu’nu takip eden şahısla birebir örtüşüyor. Kötü bilgisayar imkânlarıyla bunu ben tespit ettim, savcılık makamı edemedi. Gerçek failler plakaları değiştirmiş. Ne kadar profesyonel oldukları ortada. Eski savcı bunu görmedi, üzerini kapatmak istedi" diye konuştu. Tutukluluk halinin artık işkenceye dönüştüğünü savunan Bozkır, yaklaşık 5 yıldır tutuklu olduğunu belirterek, tahliyesini talep etti. Gazi olduğunu ifade eden sanıklardan Fikret Emek ise vücudunda bulunan kurşun yaraları nedeniyle tedavisinin başka şehirlerde yapılması gerektiğini belirterek, adli kontrol tedbirlerinin hafifletilmesini mahkemeden talep etti. Beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Bozkır’ın tahliyesine karar vererek, 18 Mayıs’a erteledi.