Yerel Haberler
Ankara
25 Şubat 2026 Çarşamba - 20:25 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlar olarak bir taraftan 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e erişmenin coşkusunu yaşıyor, diğer taraftan da Gazze’de, Sudan’da ve daha birçok yerde sıkıntı çeken, eziyet gören, bir kuru ekmek, bir tas çorba ile i Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yıllarca örselenen, yıllarca hakları yok sayılan, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik bu düzenlemelerin ülkemizdeki kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz. Milletin anayasamızın amir hükümlerine uygun şekilde din ve vicdan hürriyetine sahip olması, inancını kamusal alanda özgürce yaşaması nedense bunlara dokunuyor, bunları adeta zıvanadan çıkartıyor" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda düzenlenen Emek Sofrası Buluşması İftar Programına katıldı. Burada konuşan Erdoğan, kendi iktidarlarından önce işçi ve emekçilerin haklarına yönelik verilen sözlerin tutulmadığını bu sözlerin kendi iktidarları döneminde gerçeğe dönüştüğünü söyledi. Erdoğan, yıllarca bazı kesimlerin de haklarının elinden alındığını söyleyerek, kendi iktidarlarında bu hakların geri iade edildiğini ancak bu iadelerden de rahatsızlık duyanlar olduğunu belitti. "Gazze’li kardeşlerimiz bir kez daha imanlarıyla tüm Müslümanlara örnek oluyor" Konuşmasının başında Gazze ve Sudan’da Müslümanların zor şartlarda oruç tutup, iftar yaptığını hatırlatan Erdoğan, "Müslümanlar olarak bir taraftan 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e erişmenin coşkusunu yaşıyor, diğer taraftan da Gazze’de Sudan’da ve daha birçok yerde sıkıntı çeken, eziyet gören bir kuru ekmek, bir tas çorba ile iftar yapmak zorunda kalan kardeşlerimizin sızısını yüreğimizde hissediyoruz. 10 Ekim’de bizim de çabalarımızla sağlanan ateşkese rağmen hukuk tanımaz İsrail hükümeti Gazze ve Batı Şeria’ya yönelik saldırılarını artırarak sürdürüyor. İsrail’in saldırıları sonucu 11 Ekim’den bu yana 615 Filistinli şehit oldu. 2 bine yakın Filistinli kardeşimiz yaralandı. İnsani yardım malzemelerinin girişinde halen ciddi güçlükler çekiliyor. Gazze’nin nefes borusu olan refah sınır kapısında kısıtlamalar, zulümler, İsrail’in keyfi davranışları maalesef devam ediyor. Yıkıntılar arasında kurşun ve şarapnel izleriyle dolu derme çatma binalarda iftar yapan, son derece çetin şartlar altında oruç tutan ama bunlara rağmen zalime boyun eğmeyen Gazze’li kardeşlerimiz bir kez daha imanlarıyla tüm Müslümanlara örnek oluyor" diye konuştu. "İlk günden itibaren hedefimiz işçi, işveren ve kamu görevlisi dahil herkesin hukukunun korunduğu bir sistemi ülkemize kazandırmaktı" Emek, alın teri ve helal kazancın kutsal değerleri olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu kavramlar adaletle, hakkaniyetle ve refahla yoğrulmuş tarihimizin köşe taşlarıdır. Asırlar boyunca Ahi Teşkilatımız, Loncalarımız ve Orta Sandıklarımız sadece işçiyle işverenin hukukunu korumakla kalmamış. Aynı zamanda toplumsal düzenin en sağlam teminatlarından biri olmuştur. Ahi Evran’ın eşine, işine, aşına özen göster sözü dün olduğu gibi bugün de çalışma hayatımızın temel felsefesini oluşturuyor. Emeği mukaddes gören ve alnındaki ter kurumadan emeğin karşılığının ödenmesini emreden bir dinin mensupları olarak 2002 yılından beri siz değerli kardeşlerimin hakkını vermeye adil ve huzurlu bir çalışma iklimi inşa etmeye gayret gösterdik. İlk günden itibaren hedefimiz işçi, işveren ve kamu görevlisi dahil herkesin hukukunun korunduğu iş barışının en ideal seviyede sağlandığı bir sistemi ülkemize kazandırmaktı. Ne ülkemizdeki malum çevreler gibi sermaye düşmanlığı yaptık, ne sermayeyi renklere ayırdık, ne de rızkını alın teri dökerek kazanan emekçi kardeşlerimizin haklarının gasp edilmesine göz yumduk. Dengeli, sağduyulu ve rasyonel politikalarla işçilerimizin memurlarımızın, sendikalarımızın şartlarını iyileştirmek, refah seviyelerini yükseltmek için çaba harcadık" ifadelerini kullandı. "Ana Muhalefet Partisi’nin Anayasa Mahkemesine taşıyıp iptal ettirdiği toplu sözleşme ikramiyesini yeniden biz yürürlüğe koyduk" Kendi iktidarlarında, emekçilere daha önce verilip tutulamayan sözleri yerine getirdiklerini ve bunun yanında birçok hakkı emekçilere kazandırdıklarını belirten Erdoğan, "Yıllardır bizden önceki siyasilerin vaatlerinden öteye gitmeyen alanlarda, devrim niteliğinde adımları attık. Değerli kardeşlerim, bakın burada öne çıkan reformlarımızı sizlerle kısaca paylaşmak isterim. 1 Mayıs biliyorsunuz bu ülkede yıllarca en fazla tartışma konusu olan hususlardan biridir. 1 Mayıs’ı Emek ve Dayanışma Günü olarak resmi tatil ilan ederek bütün bu gereksiz tartışmalara biz son verdik. İşçi kardeşlerimizin daha emniyetli koşullarda çalışmalarını temin etmek için iş sağlığı ve güvenliği kanununu çıkardık. Sendikaların kuruluş şartlarını biz kolaylaştırdık. Sendikalar ve toplu iş sözleşmesi kanununu revize ederek iyileştirdik. Sendikal güvenceleri ve grev hakkını biz güçlendirdik. Kamu görevlilerimize toplu sözleşme hakkı tanıdık. Ana Muhalefet Partisi’nin Anayasa Mahkemesine taşıyıp iptal ettirdiği toplu sözleşme ikramiyesini yeniden biz yürürlüğe koyduk. Kamuda başörtüsü yasağını kaldırarak kadınların çalışma hayatındaki hak ve özgürlüklerini garanti altına aldık. Kamu çalışanlarımız artık Cuma izni, hac izni gibi haklardan tam ve etkin şekilde yararlanabiliyor" açıklamasında bulundu. "Yıllarca örselenen, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik düzenlemelerin kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz" Yaptıkları düzenlemelerle mağdur olan kesimlerin haklarını geri almasından bir kesimin rahatsızlık duyduğunu söyleyen Erdoğan, "Yıllarca örselenen, yıllarca hakları yok sayılan, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik bu düzenlemelerin ülkemizdeki kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz. Milletin anayasamızın amir hükümlerine uygun şekilde din ve vicdan hürriyetine sahip olması, inancını kamusal alanda özgürce yaşaması nedense bunlara dokunuyor, bunları adeta zıvanadan çıkartıyor. İşte sizler de inanıyorum ki üzülerek takip ediyorsunuz. Her karış toprağı şehit kanlarıyla yoğrulmuş 1000 yıldır i’la-yı kelimetullah sancaktarlığını üstlenmiş yüzde 99’un Müslüman olan bir ülkede işçinin, memurun, üniversite öğrencilerinin gönül rahatlığıyla cumaya gitmesine, çocukların Ramazan-ı Şerif’in neşesini doya doya teneffüs etmesine laf ediyor, gerici azınlığın provokasyonu gibi son çirkin ve çirkef ifadelerle saldırıyorlar. Laiklik kavramının korkakça arkasına saklanıp, milletin inanç değerlerine ateş eden 27 Mayıs’tan beri milli iradeye yönelik darbe girişimlerinde cuntacılara sivil alanlarda tetikçilik yapma dışında hiçbir görevi olmayan Türkiye’nin 23 yılda yaşadığı değişimi içlerine sindiremeyen zihnen ve fikren fosilleşmiş bu güruhun hezeyanlarına sadece gülüp geçiyoruz. Onlar ne derse desin. Hangi bildiriyi yayınlarsa yayınlasın. Biz toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyetle hareket edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Meydanlarda emekli ve emekçiye ve bol keseden vaat dağıttığı halde göreve gelince verdiği sözleri unutanlardan olmadık" Kendisinin de çalışma hayatına genç yaşlarında İETT’de işçi olarak adım atmış olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "İster özel sektörde, ister kamuda olsun helal rızık peşinde koşmanın nasıl bir mücadele gerektirdiğinin gayet farkındayım. Aynı şekilde çalışmak, üretmek, ülkemiz ekonomisine katkı sunmak kadar emeğinin karşılığını almanın da emniyetinin bilincindeyiz. Bunun için siyasi hayatımızın hiçbir döneminde bazıları gibi siyasi emelleri için emeği ve emekçiyi istismar edenlerden olmadık. Meydanlarda emekli ve emekçiye ve bol keseden vaat dağıttığı halde göreve gelince verdiği sözleri unutanlardan olmadık. Kendi işçisi maaş alamadığı için belediye önünde eylem yaparken tropik adalarda zevk-ü sefa içinde keyif çatanlar gibi olmadık. Hep sırtımızda yumurta küfesi taşıdığımızın 86 milyonun emanetini ve sorumluluğunu taşıdığımızın şuuruyla hareket ettik. Devletimizin imkanları genişledikçe bundan 86 milyonun tamamının elbette emekçilerin, emeklilerimizin, memurlarımızın da adil bir şekilde yararlanmasını sağladık. Maaş artışları, disiplin affı, refakat izni ve ek ödemeler gibi alanlarda yaptığımız düzenlemelerle memurlarımızın özlük haklarını iyileştirdik. Kamu görevlilerimizin ücret artış oranlarını zam ve tazminatlarını, sosyal desteklerini enflasyona ezdirmeyecek şekilde biz düzenledik. Emeklilerimizin yılda iki defa olmak üzere bayram ikramiyesi ve banka promosyonu gibi yeni haklardan istifade etmelerini temin ettik. Geçmişte ilaç ve hastane kuyruklarında ömür tüketen vatandaşlarımızın tüm sorunlarını giderdik. Sağlık ve sosyal güvenlik sistemini sorunsuz şekilde işler hale getirdik. Kamu kurumlarındaki alt işveren işçilerine ve sözleşmeli personele kadro verdik. Geçici işçilerin tam yıl çalışabilmesini önüne açtık. Daha nice düzenlemeyi, yeniliği, projeyi devreye alarak çalışanlarımızı her alanda destekledik. Teşvik ettik, güçlendirdik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz."
25 Şubat 2026 Çarşamba - 20:11 Kılıçdaroğlu Süleyman Soylu’ya 10 bin TL tazminat ödeyecek Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, Kemal Kılıçdaroğlu ile Süleyman Soylu arasında karşılıklı açılan manevi tazminat davasına ilişkin istinaf incelemesini tamamladı. İstinaf mahkemesi, Kılıçdaroğlu’nun açtığı 10 kuruşluk manevi tazminat davasını reddetti. Soylu’nun karşı davasını ise kısmen kabul ederek 10 bin lira manevi tazminata hükmetti. Dava süreci, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 13 Mayıs 2021 tarihli sosyal medya paylaşımı ve 19 Mayıs 2021’de katıldığı televizyon programındaki açıklamaları sonrası başladı. Kemal Kılıçdaroğlu, söz konusu ifadelerin kişilik haklarını zedelediğini ileri sürerek her bir açıklama için 5’er kuruş olmak üzere toplam 10 kuruş manevi tazminat talep etti. Kılıçdaroğlu ayrıca konuya ilişkin yaptığı basın açıklamasında, "5 paralık adama 5 kuruşluk dava açtık" dedi. Süleyman Soylu ise sözlerinin siyasi eleştiri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Bununla birlikte, Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığını belirterek 20 bin TL’lik karşı dava açtı. Ankara 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, tarafların sözlerini siyasi tartışma kapsamında değerlendirerek hem Kılıçdaroğlu’nun açtığı davayı hem de Soylu’nun karşı davasını reddetti. Dosyayı yeniden inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, Soylu’nun açıklamalarının sert ve incitici nitelikte olmakla birlikte siyasi tartışma bağlamında ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığına hükmetti. Bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun açtığı 10 kuruşluk dava esastan reddedildi. Ancak mahkeme, Kılıçdaroğlu’nun dava sonrasında yaptığı bazı açıklamaların eleştiri sınırlarını aştığı ve Soylu’nun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği kanaatine vardı. Bu kapsamda, 10 bin lira manevi tazminatın 28 Mayıs 2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Kılıçdaroğlu’ndan alınarak Soylu’ya ödenmesine karar verildi.
Dışişleri Sözcüsü Keçeli: "Bakanımızın ifadelerinin bağlamından kopartılarak Irak’ın iç işlerine karışıldığı iddiasıyla çarpıtılmasını reddediyoruz"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 19:59 Dışişleri Sözcüsü Keçeli: "Bakanımızın ifadelerinin bağlamından kopartılarak Irak’ın iç işlerine karışıldığı iddiasıyla çarpıtılmasını reddediyoruz" Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bir televizyon kanalında verdiği mülakattaki ifadelerin Irak’taki bazı medya kuruluşlarınca çarpıtıldığını belirterek, "Bazı odaklarca Sayın Bakanımızın ifadelerinin bağlamından kopartılarak Irak’ın iç işlerine karışıldığı iddiasıyla çarpıtılmasını reddediyoruz. Bu vesileyle Türkiye olarak komşumuz Irak’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine desteğimizi yineliyoruz" dedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sayın Bakanımızın 9 Şubat 2026 tarihinde bir televizyon kanalında verdiği mülakattaki bazı ifadelerinin, Irak’ta kimi medya kuruluşlarınca çarpıtıldığı anlaşılmaktadır. Irak’la son dönemde güvenlik ve terörle mücadele dahil hemen her alanda tesis ettiğimiz kurumsal, yapıcı ve verimli iş birliğini önümüzdeki süreçte daha da ilerletmeyi hedeflediğimizi her vesileyle vurguluyoruz. Sayın Bakanımızın söz konusu mülakatta sarf ettiği ifadeler, bu iş birliği anlayışından hareketle, Sincar, Mahmur ve Kandil başta olmak üzere Irak topraklarının bir bölümüne yuvalanmış olan PKK terör örgütünün, Irak’ın toprak bütünlüğü ve güvenliği için de oluşturduğu tehdide dikkat çekmeye matuftur" ifadelerini kullandı. Keçeli, "Sayın Bakanımız bu bağlamda, terör örgütünün Suriye’de olduğu gibi Irak sahasından da tamamen tasfiye edilmesine yönelik kararlılığımızın ve Irak yönetimiyle bu alanda var olan iş birliğimizin artarak devam etmesinin gerekliliğinin altını çizmiştir. Hal böyleyken, bazı odaklarca Sayın Bakanımızın ifadelerinin bağlamından kopartılarak Irak’ın iç işlerine karışıldığı iddiasıyla çarpıtılmasını reddediyoruz. Bu vesileyle Türkiye olarak komşumuz Irak’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine desteğimizi yineliyoruz" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Miçotakis arasında ikili anlaşmalar imzalandı ve ortak basın toplantısı düzenlendi
11 Şubat 2026 Çarşamba - 19:10 Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Miçotakis arasında ikili anlaşmalar imzalandı ve ortak basın toplantısı düzenlendi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ege ve Doğu Akdeniz’e ilişkin tutumlarımızı bir kez daha açık ve samimi şekilde ele aldık. Biz bu hususta geçmişten bu yana şunu savunuyoruz; Mevcut meseleler çetrefil olmakla birlikte uluslararası hukuk temelinde çözümsüzde değildir" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Türkiye-Yunanistan 6. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Heyetlerarası Görüşme Oturumu’na başkanlık etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Miçotakis toplantının ardından iki ülke arasında gerçekleşen anlaşmaların imza törenine katıldı. İkili imza töreninin ardından ortak basın toplantısı gerçekleştirdi."Ege ve Doğu Akdeniz’e ilişkin tutumlarımızı bir kez daha açık ve samimi şekilde ele aldık"Basın açıklamasında ilişkilerin iyileşmesi için üst düzey temasların önemine vurgu yapan ve görüşmede ele alınan konuları dair bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçtiğimiz yıl yaklaşık 7 milyar dolara ulaşan ikili ticaretimizi 10 milyar dolara çıkartma hedefimiz doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz. Bugün ayrıca iki ülkenin iş konseyleri de bir araya gelerek iş fırsatlarını değerlendirdiler. Sayın Başbakan ile görüşmemizde Ege ve Doğu Akdeniz’e ilişkin tutumlarımızı bir kez daha açık ve samimi şekilde ele aldık. Biz bu hususta geçmişten bu yana şunu savunuyoruz; Mevcut meseleler çetrefil olmakla birlikte uluslararası hukuk temelinde çözümsüzde değildir. Yeter ki iyi niyet yapıcı diyalog ve çözüm iradesi olsun. Değerli dostum Kiryakos ile bu konuda hem fikir olduğumuzu memnuniyetle gördük. İlişkilerimizin diğer tüm alanlarında 2023 yılından bu yana sağladığımız ivme gibi Ege’de birbiri ile bağlantılı sorunların çözümü noktasında ilerleme kaydedilebileceğini inanıyorum. Bugün ayrıca terörle ve organze suçlarla mücadele konusundaki beklentilerimizi Sayın Başbakanla paylaştım. Münasebetlerimizin beşeri unsurunu teşkil eden azınlıklar konusunda tarihi sorumluluk bilinciyle hareket etmemiz gerekiyor. Batı Trakya Türk azınlığının dini özgürlükler ve eğitim imkanlarından tam olarak yararlandırılmaları konusundaki beklentilerimizi Sayın Başbakan ile paylaştım" ifadelerini kullandı."Türkiye olarak Avrupa’da son dönemde başlatılan savunma girişimlerinde yer almamızın müşterek menfaatimize olduğunu düşünüyoruz"NATO müttefiki olan Türkiye ve Yunanistan’ın güvenlik ve istikrara tehdit teşkil eden birçok gelişme ile karşı karşıya olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Türkiye olarak Avrupa’da son dönemde başlatılan savunma girişimlerinde yer almamızın müşterek menfaatimize olduğunu düşünüyoruz. Sayın Başbakanla Gazze’deki ateşkes süreci ve barış planı başta olmak üzere bölgesel gelişmeleri de değerlendirdik. İsrail’in Batı Şeria’da kontrolünü genişletmeye ve Filistin yönetimini zayıflatmaya yönelik aldığı son kararları reddediyoruz. Bu konuda dünyanın önde gelen ülkeleri gibi bizim ve kardeş ülkelerin tutumu ortadadır. Bu vesileyle şunu bilhassa vurgulamak isterim; Orta Doğu’da kalıcı barış ve istikrar Filistin meselesine iki devlet temelinde adil çözüm bulunmasından geçiyor. Bu tutumumuzu da savunmaya devam edeceğiz. 2025-2026 dönemi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyesi olan Yunanistan’ın bölgemizin menfaati bakımından iki devletli çözüm perspektifini konseyin gündeminde tutacağına inanıyoruz. Keza Suriye’de istikrarın tesisi ve bu kardeş ülkenin bölgede barışa katkı sunan bir konuma süratle ulaşması için yapılabileceklere değindik. Bizim bu konuda üstlendiğimiz yapıcı rolün sadece Suriye’nin kendisi için değil Yunanistan’ın ve Avrupa’nın güvenliği için de ne derece mühim olduğu ortadadır. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliği ilkesi temelinde ülkenin tüm bileşenlerinin kapsayıcı bir anlayışla geleceğe yürümesini ümit ediyoruz" diye konuştu.Türkiye ve Yunanistan arasındaki sorunların soğukkanlılıkla ele alınması ve konuşulması gerektiğini söyleyen Yunanistan Başbakanı Miçotakis, bazı konularda mutabık olunmasa bile kendilerinin her zaman diyalogdan yana olduklarını söyledi. İki ülke arasında yapılan anlaşmaların olumlu sonuçlar verdiğini söyleyen Miçotakis, üzerinde mutabık kalınamayan konular için uluslararası mahkemelere başvurmanın ilerle kaydetmede etkili olabileceğini söyledi. Gazze’deki barış görüşmeleri hakkında da konuşan Miçotakis, Yunanistan’ın iki devletli çözümden yana olduğunu ancak Hamas’ın da silahsızlandırılması gerektiğini belirtti.Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan anlaşmalar ise şu şekilde:-Türkiye ile Yunanistan arasında yatırım, deniz ticareti, ekonomik işbirliği, deprem, kültür, bilim ve teknoloji alanında anlaşmalar imzalandı.-Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Miçotakis, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ortak Bildiri’yi imzaladı.-Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Yunanistan Yatırım ve Dış Ticaret Ajansı Arasındaki İşbirliği Hakkında Mutabakat Zaptı, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu ile Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Haris Theoharis imza attı.-İzmir Limanı ile Selanik Limanı Arasında Ro-Ro Seferlerinin Başlatılmasının Teşvik Edilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı’nı, Dışişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Kemal Bozay ile Theoharis imzaladı.-Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Çerçevesinde İşbirliğinin Güçlendirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı, Bozay ve Theoharis tarafından imzalandı.-Depreme Hazırlık Konusunda İkili İşbirliğinin Güçlendirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı’na, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Yunanistan İklim Krizi ve Sivil Koruma Bakanı Ioannis Kefalogiannis imza attı.-Kültür Alanında İşbirliği Hakkında Mutabakat Zaptı’nı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Yunanistan Kültür Bakanı Lina Mendoni imzaladı.-Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Yunanistan Cumhuriyeti Kalkınma Bakanlığı Arasında Bilim ve Teknoloji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Niyet Beyanı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Yunanistan Kalkınma Bakanı Takis Theodorikakos tarafından imzalandı.