Yerel Haberler
Ankara
Bakan Bayraktar: "Pakistan’a Oruç Reisi veya Barbaros Hayrettin Paşa’yı göndermeyi hedefliyoruz" 27 Şubat 2026 Cuma - 18:11:02 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Pakistan’da geçtiğimiz yıl anlaşmalarını yaptığımız sahalarda da sismik çalışmayla alakalı denizlerde bir hedefimiz var. Oruç Reisi veya Barbaros Hayrettin Paşa’yı göndermeyi hedefliyoruz" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Beştepe Millet Sergi Salonu’nda düzenlenen ‘Külliye’de Ramazan’ etkinliklerine katıldı. Bakan Bayraktar burada stantları gezip, çocuklarla sohbet etti. Burada basın mensuplarına açıklamalarda da bulunan Bayraktar, ‘Külliye’de Ramazan’ etkinliklerine ilginin her geçen gün daha da arttığını söyledi. Bayraktar, Bakanlık olarak da etkinliklerde yer aldıklarını söyleyerek, "Özellikle Bakanlığımızla ilgili kurumlarımızı burada, çocuklarımızla, gençlerimizle, ailelerle buluşturmak adına burada daha yoğun bir şekilde varız. Ramazan zaten çok özel bir zaman, çok bereketli bir zaman. Dolayısıyla bunun milletin evinde, milletle buluşması ayrı bir anlam ifade ediyor. Ve dediğim gibi her geçen yıl buradaki yoğunluk artmaya devam ediyor. Tabii özellikle bizim açımızdan biz insana dair, aslında çocuklarımıza, gençlerimize, geleceğimize dair bir iş yapıyoruz. Enerji dediğimiz iş, evet bugüne dair çok önemli bir iş çünkü her an 7 gün 24 saat enerjiye ihtiyaç duyuyoruz. Ama aslında çocuklarımızın geleceği için de önümüzdeki 30-40-50 yılları planladığımız bir süreci işletiyoruz. Ama yaptığımız işlerin kavranması, anlatılması açısından aslında burası da bizim için bir anlamda önemli bir platform oldu" açıklamasında bulundu. "Çalışmalarımızı adeta bir oyun gibi sergiliyoruz" Etkinlikte yer alan stantları da gezdiğini söyleyen Bayraktar, "çocuklarımıza onların anlayabileceği dilden, biraz da böyle onları işin içerisine katmak suretiyle anlatmaya gayret ediyoruz. İşte maden tarafından başlıyoruz, Türkiye Petrolleri’nin petrol-doğalgaz işlerimiz, nükleerle alakalı yaptığımız çalışmalar. Onlar çocuklarımıza burada anlatılıyor. Adeta bir oyun gibi sergiliyoruz. Dediğim gibi yaptığımız işin toplumun bütün kesimlerince ama özellikle geleceğimizi aydınlatacak gençlerimize, çocuklarımıza buluşması açısından hakikaten güzel bir ortam olmuş oldu burada" ifadelerine yer verdi. "Pakistan’a Oruç Reisi veya Barbaros Hayrettin Paşa’yı göndermeyi hedefliyoruz" Bakan Bayraktar, basın mensuplarının Pakistan’da yapılması planlanan sismik aramalara ilişkin sorunu da yanıtlayarak, şu ifadelere yer verdi: "Şu anda sıcak bir durum var, gelişme var, savaş durumu var. Şimdi burada gemilerimizin maketleri var. Malumunuz biz Türkiye olarak petrol ve doğalgaz aramacılığında kendi gemilerimizle, kendi sismik ve sondaj gemilerimizle çok yoğun bir faaliyet yürütüyoruz. Somali’de tabii özellikle nisan ayında inşallah gemimiz Çağrı Bey gemisi oraya varacak ve oradaki çalışmalara başlayacak. Oradan oldukça ümit var. Libya’da çalışıyoruz. Pakistan’da geçtiğimiz yıl anlaşmalarını yaptığımız sahalarda da sismik çalışmayla alakalı denizlerde bir hedefimiz var. Şu anda biz programda devam ediyoruz. Elbette ki Pakistan ve Afganistan’ın arasındaki bu çatışmaların bir an önce barışla neticelenmesi ve durması bizim için öncelikli konu. Ama yaptığımız iş esas itibariyle zorlu bir iş. Buna ilave zorluk çıkmaması bizim tabii ki beklentimiz, isteğimiz. Biz şu anda planladığımız şekilde devam ediyoruz. Bu sene için Pakistan’da bir sismik çalışma hedefimiz vardı. Oruç Reisi veya Barbaros Hayrettin Paşa’yı göndermeyi hedefliyoruz. İnşallah bunu gerçekleştireceğiz." "Enerjide dünyada yaşanan değişiklikleri vatandaşlarımıza yansıtmadık" Afganistan ile Pakistan arasında yaşanan çatışmaların doğal gaz ve akaryakıt fiyatlarına yansımasına ilişkin de konuşan Bakan Bayraktar, "Malumunuz dünyada şekillenen bir petrol ve doğal gaz piyasası var. Fiyatlar vesaire burada belirleniyor. Ve buradaki en önemli etkenlerden bir tanesi arzın nasıl etkilendiği. Elbette ki talep tarafı da önemli. Ama arz tarafında bugün farklı jeopolitik riskler var. İran’a müdahale konuşuluyor. Burası tabii petrol kaynaklarının dünya piyasalarıyla buluştuğu önemli lokasyonlardan bir tanesi. Ümit ediyoruz bunlar sıcak çatışmaya dönmeden, farklı bir yöne evrilmeden daha makul bir düzeyde ve piyasayı etkilemeyecek şekilde neticelenir. Ve normal bir dengede bir petrol piyasası ve doğal gaz piyasası görürüz. Ama onun ötesinde özellikle doğal gaz ve elektrik tarafında malumunuz bizim vatandaşlarımıza desteklememiz devam ediyor. Zaten biz çok uzun zamandır dünyada yaşanan bu kırılganlık, bu değişiklikleri vatandaşlarımıza yansıtmadık. İnşallah bundan sonra da bununla devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.
27 Şubat 2026 Cuma - 17:48 Bakan Uraloğlu: "Çocuklarımız dijital platformlarda olması gerektiği kadar olacaklar" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Çocuklarımız internet ortamında ve dijital platformlarda elbette olması gerektiği kadar olacaklar. Olması gerektiğinden kastımız nedir? Gerek kendi ödevlerini yapmak, gerek kendi gelişimlerini sağlamak için ve yine kendilerini geliştirmek için bizim kültürümüze uygun oyunları da oynayabilmelerini biz istiyoruz. Ama bunun dışında çocuklarımızı alıp da bu mecraların dışından dışına bir yerlere götürmelerini de istemiyoruz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Beştepe Millet Sergi Salonu’nda düzenlenen ‘Külliye’de Ramazan’ etkinliklerine katıldı. Bakan Uraloğlu burada stantları gezip, çocuklarla sohbet etti. Bakan Uraloğlu, ‘Külliye’de Ramazan’ etkinliğine çok fazla bir katılım olduğunu ve çocukların sanal ortamdan gerçek ortama doğru çekildiğini belirterek, "Çok geniş katılım var, ben şu ana kadar bir kısmını gezebildim, devamını da inşallah gezeceğim. Burada çocuklarımıza milli ve manevi değerlerimizi öğretme açısından bir şans var. Burada sadece hoş vakit geçirmek değil, çocuklarımıza milli ve manevi değerlerimizi öğretmek, onlara oyunlarla eğlenceli şekilde ramazanın hoşgörüsünü, mutluluğunu yaşatmak kıymetli" dedi. "Çocuklarımız dijital platformlarda olması gerektiği kadar olacaklar" Bakan Uraloğlu, sosyal medya düzenlemesine ilişkin soruya cevap vererek, "Çocuklarımız internet ortamında ve dijital platformlarda elbette olması gerektiği kadar olacaklar. Olması gerektiğinden kastımız nedir? Gerek kendi ödevlerini yapmak, gerek kendi gelişimlerini sağlamak için ve yine kendilerini geliştirmek için bizim kültürümüze uygun oyunları da oynayabilmelerini biz istiyoruz. Ama bunun dışında çocuklarımızı alıp da bu mecraların dışından dışına bir yerlere götürmelerini de istemiyoruz. Dolayısıyla biz 15 yaş altındaki çocuklarımızın bu anlamdaki sosyal medya platformlarıyla zaman geçirmelerini istemiyoruz. Onların kendi yaşlarına uygun oyun platformlarına elbette erişimlerini sağlayacağız. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızla beraber bir çalışmayı yürütüyoruz. İnşallah bu yasama döneminde Meclisimizin takdirine biz sunmuş durumdayız. Bu yönde yaptığımız kamuoyu araştırmalarında, yüzde 80’in üzerinde bu çalışmanın desteklendiğini söylemek istiyorum" ifadelerine yer verdi. "Belli kullanıcı sayısının üzerinde olan oyun platformlarına da mutlaka temsilci atatacağız" Oyun platformlarına temsilci atanmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Uraloğlu, "Biz Türkiye’de kullanılan sosyal medya platformlarının hepsine temsilci atattık. Türkiye’de belli kullanıcı sayısının üzerinde olan oyun platformlarına da mutlaka temsilci atatacağız. Çünkü başka ülkedeki yetkiliye, temsilciye ulaşmada bazen sıkıntı çekiyoruz. Bu sefer radikal kararlar almak durumunda kalıyoruz. Burada temsilci atayarak, doğru yol üzerinde gitme ve ülkemizin kanun ve kurallarını dikkatte alan uygulamaları onlara dikte ederek, onlara uygulatarak yolumuza devam edelim istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Roblox, epey mesafe katetti" Uraloğlu, basın mensuplarının Roblox’un açılıp açılmayacağına ilişkin sorusuna da yanıt vererek, "Roblox, epey mesafe katetti. Biz, ’Senin bir içeriğin var, bu bazı ülkelerde geçerli olabilir ama biz şu şu içeriklerin Türkiye’de olmasını istemiyoruz. Onların insanlarımızın, çocuklarımızın, gençlerimizin canına kastedecek sonuçlara vardığını biliyoruz. Bu içerikleri çıkardığınız takdirde geliştirici yönlerinin, ülkemizde kullanılmasını istiyoruz’ dedik. Ciddi mesafe katettiler, bu kanunla beraber onu da halletmiş olacağız" diye konuştu.
27 Şubat 2026 Cuma - 16:36 Her 10 kadından birini etkileyen sinsi hastalık: Endometriozis Halk arasında ’çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis, üreme çağındaki her 10 kadından birinde görülerek önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Uzmanlar, belirtileri pek çok hastalıkla karıştırılabildiği için tanı sürecinin gecikebildiğine dikkat çekiyor. Hastalığın teşhisinin bazı vakalarda 10 yılı bulabildiği belirtilirken, bu süreçte hastalar farklı branşlarda birçok doktora başvurarak zaman kaybedebiliyor. Türkiye’de yaklaşık 2 milyon kadını etkilediği tahmin edilen endometriozis, bel ve sırt ağrısı, kronik yorgunluk, karın ağrısı, şişkinlik ve gaz gibi toplumda sık görülen şikayetlerle kendini gösterebiliyor. Ancak bu belirtiler çoğu zaman başka nedenlere bağlandığından hastalık fark edilmeden ilerleyebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Nuray Bozkurt, Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, "Rahmin iç duvarını döşeyen dokunun rahim dışında yerleşmesi olarak tanımlanan endometriozis, bazı hastalarda hiçbir belirti vermeden ilerleyebilirken; çoğu hastada kronik karın ağrısı, özellikle adet döneminde şiddetli ağrı ve aşırı kanama gibi ciddi sorunlara yol açabiliyor" dedi. Aynı zamanda Endometriozis ve Adenomyozis Derneği yönetim kurulu üyesi olan Bozkurt, hastalığın erken tanısının yaşam kalitesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Kısırlığa kadar gidebilen riskler taşıyor Endometriozisin bağırsakları etkilemesi durumunda ağrılı dışkılama; mesaneye yayılması halinde ise kanlı idrar ve yanma gibi şikayetler görülebiliyor. Üreme organlarında oluşturduğu hasar ise kısırlığa kadar varabilen ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Uzmanlardan önemli uyarı Bozkurt, şiddetli adet ağrısı, geçmeyen karın ve bel ağrısı, ağrılı ilişki ve aşırı kanama gibi şikayetlerin normal kabul edilmemesi gerektiğini belirterek, bu belirtileri yaşayan kadınların vakit kaybetmeden bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmalarını önerdi. Mart ayı Endometriozis Farkındalık Ayı dolayısıyla uzmanlar, erken teşhisin hem hastalığın ilerlemesini önlemede hem de kadınların yaşam kalitesini artırmada kritik rol oynadığını hatırlatarak toplumsal bilinçlendirme çalışmalarının artırılması gerektiğinin altını çiziyor.
AK Parti Genel Başkan Vekili Ala: "Deprem bölgesinde yükselen her yapı, eser siyaseti ile laf siyasetini ayıran kayıttır"
06 Şubat 2026 Cuma - 20:10 AK Parti Genel Başkan Vekili Ala: "Deprem bölgesinde yükselen her yapı, eser siyaseti ile laf siyasetini ayıran kayıttır" AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, "Bu millet, hangi iradenin taş üstüne taş koyduğunu, hangisinin yalnızca gürültü ürettiğini ayırt edecek ferasete fazlasıyla sahiptir. Bugün deprem bölgesinde yükselen her yapı, eser siyaseti ile laf siyasetini ayıran kalıcı bir kayıttır" dedi. AK Parti Genel Başkan Vekili Ala sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Milletimizin feraseti, hakikat ile nümayişi, fedakârlık ile istismarı, emek ile turistik ziyareti birbirinden ayırt etmektedir. Deprem bölgesinde alın teri dökeni de, yaşanan büyük acıyı kişisel veya siyasal vitrinine malzeme kılmaya çalışanı da bu millet çok iyi tanımaktadır. Devletimizin tüm kurumları, Türkiye tarihinin en ağır afetlerinden biri karşısında, zamanla yarışan ilk müdahale ve yeniden inşa sürecini kararlılıkla yürüttü. Kısa bir zaman diliminde 455 bin yapı hak sahiplerine teslim edildi. Ne var ki bu eşsiz başarı tablosu karşısında CHP Genel Başkanı Özgür Özel ideolojik pozisyonunu terk edemiyor. Ortada yükselen konutları, yeniden kurulan şehirleri ve yuvasına kavuşan yüz binlerce insanı görmezden gelmek, artık eleştiri sınırlarının ötesinde bir inkâr pratiğine dönüşmüştür" ifadelerini kullandı. Deprem bölgesinden yapılan ger yapının eser siyaseti ile laf siyasetini ayıran bir kanıt olduğuna dikkati çeken Ala, "Başarıyı teslim etmek yerine, felaketin yaralarını kaşıyarak siyaset üretmeye çalışmak, siyasal acziyetin göstergesidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkça ifade ettiği üzere, bu mücadelenin merkezinde tek bir amaç vardır: Yuvasız, sahipsiz tek bir vatandaş bırakmamak. Bu hedef, soyut bir vaat değil; bütçeye, projeye, şantiyeye ve teslim edilen anahtarlara yansımış bir devlet sözüdür. Bugün duyulan haklı gurur, hamasi söylemlerden değil; verilen sözlerin tutulmuş olmasından kaynaklanmaktadır. Son kertede mesele siyasetin dili değil, siyasetin mahiyetidir. Bu millet, hangi iradenin taş üstüne taş koyduğunu, hangisinin yalnızca gürültü ürettiğini ayırt edecek ferasete fazlasıyla sahiptir. Bugün deprem bölgesinde yükselen her yapı, eser siyaseti ile laf siyasetini ayıran kalıcı bir kayıttır" dedi.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay: "650 bin personeli sahaya sürmek hiçbir ülkenin yapabileceği bir olay değil"
06 Şubat 2026 Cuma - 17:39 TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay: "650 bin personeli sahaya sürmek hiçbir ülkenin yapabileceği bir olay değil" Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası yürütülen çalışmaları koordine eden TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, "650 bin personeli sahaya sürmek dünyada hiçbir ülkenin yapabileceği bir olay değil" dedi. TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay, 6 Şubat depremlerinin 3. yıldönümü vesilesiyle AFAD Başkanlığı Afet Yönetim Merkezi’nde basın açıklaması gerçekleştirdi. Depremden yaklaşık 120 bin kilometrekarelik bir alanın etkilendiğini hatırlatan Oktay, deprem sonrası 650 bin personelin sahaya sürüldüğünü, hiçbir ülkenin bunu kolayca yapamayacağını ifade etti. Oktay, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Yarım saat içerisinde tüm kabinenin burada olması, 1 saat içerisinde görevlendirmelerin yapılıyor olması ve sadece merkezde değil, tüm sahada bakanlar nezdinde görevlendirmelerin yapılıyor olması kolay bir olay değil. Herhangi bir afet alanında bütün kurumlarımızın, Türkiye’nin tüm kapasitesinin yansıtıldığı bir salondur burası. Burası bir kriz merkezi. Aslında o gün sadece bir deprem değil, üç büyük deprem yaşadık. Akabinde yaşadığımız hemen 4.36’yı hatırlayın, Gaziantep Islahiye ve aynı gün içerisinde saat 13.24’te Elbistan merkezli üçüncü büyük depremimizi yaşadık 7.6 büyüklüğünde. Birleşik Milletler Genel Sekreter Yardımcısı bir heyetle geldi bize. Söylediği şuydu; ’Aynı günde bu kadar geniş bir bölgeyi, yani 11 ili doğrudan ve 18 ili dolayı yoldan etkileyen yaklaşık 120 bin kilometrekarelik bir alandan bahsediyoruz. Bu kadar büyük depremi aynı gün yaşayan, bu kadar büyük ölçekli alanda etkilenen böyle bir afetin altından, Türkiye’nin dışında hiçbir ülkenin bu kadar hızlı şekilde kalkması mümkün değil’ dedi. Bize başka bir şey daha ifade etmişti. ’Birleşmiş Milletler kayıtlarına göre, bizim kayıtlarımıza göre, bu büyüklükte iki depremin bu kadar yakın aralıkta yaşandığı başka bir kayıt yok’ demişti. 27 tane çalışma kurumumuzu ilgilendiren, barınmasından, beslenmesinden, arama kurtarmasından, güvenliğinden, enerjisinden içme suyuna, hasar tespitinden diğer ilgili tüm alanlara kadarki bütün kurumlarımız, bakanlıklarımız ve arkadaşlarımız AFAD’ın koordinasyonunda muhteşem bir çalışma ortaya koyduk. Kolay mı? Kolay değil." "650 bin personeli sahaya sürmek hiçbir ülkenin yapabileceği bir olay değil" Afet seviyesinde 4’in en yüksek afet seviyesi olduğunu belirten Oktay, "Uluslararası yardımlara da açık olan bir afet seviyesi, dolayısıyla arama kurtarma diye baktığımızda da 32 binin üzerinde arama kurtarma personeliyle müdahale ettiğimizi hatırlıyorum. Bunlardan yaklaşık 11 bin, 12 binin civarında da uluslararası diğer ülkelerden gelen arama kurtarma ekipleriydi. Aradan 3 yıl geçtikten sonra bunun arkasında siyaset yapmak, şöyle mi olurdu, böyle mi olurdu demek, bu aynı maç bittikten sonra ki yorum boyutuna benziyor. Evet, öyle bir yorum yapabilirsiniz ama maç arasında yaptığınız, oradaki yaptığınız faaliyetler, çalışmalar, afetin olduğu anda vatandaşımızın yanında olma gayretimiz, cumhurbaşkanımızın liderliğine takdire şayandır. Tüm ilgili bakanlıklarımız, ilgili tüm bilimlerimizin, Kızılay’ından yine ilgili tüm sivil toplum kuruluşu örgütlerine kadar ve su da dahil DSİ’sinden ilgili tüm bilimlerine kadar güvenlik birimlerimizden, silahlı kuvvetlerine kadar tamamının teyakkuz halinde, sahada olduğu bir çalışmadan bahsediyoruz. 650 bin personel sahadaydı. 650 bin personeli sahaya sürmek dünyada hiçbir ülkenin yapabileceği bir olay değil. Bunu çok iddialı bir şekilde ifade ediyorum. Kendisini süper güç olarak iddia eden ne Amerika’nın, ne Çin’in, ne Rusya’nın, ne deprem konusunda oldukça iddialı olan Japonya’nın, dünyadaki hiçbir ülkenin ve Avrupa Birliği’ndeki ve Avrupa’daki ülkeler de dahil buna hiç kimsenin bu büyüklükteki ve bu geniş çerçevedeki bir afete müdahalesini bu kadar hızlı yapabilecek başka hiçbir ülke yoktu ve bugünde yok" diye konuştu. Fuat Oktay, açıklamalarının ardından AFAD personelleri ile bir araya gelerek sohbet etti ve toplu fotoğraf çekildi. Basın toplantısına başta TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay, AFAD Başkan Yardımcısı Hamza Taşdelen ve çok sayıda AFAD personeli katıldı.
Pursaklar’da 4. Kitap Günleri başladı
06 Şubat 2026 Cuma - 16:36 Pursaklar’da 4. Kitap Günleri başladı Pursaklar’da 4’üncü Kitap Günleri başladı. Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Çocuklarımızı ekran sürelerini azaltıp, ekran bağımlılığından uzaklaştırıp, kitapların sayfaları arasına alabilirsek bu bize yetiyor" dedi. Ankara’nın Pursaklar ilçesinde 4’üncü Kitap Günleri’nin açılışı, Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin’in katılımıyla gerçekleştirildi. Yaşam Merkezi’nde düzenlenen etkinliğin ilk gününde ziyaretçi yoğunluğu yaşandı. Öğrencilere servisle ulaşım imkanı sağlanan etkinlikte, kitap almaları için de hediye kuponu verildi. Yaşam Merkezi önünde ayrıca ziyaretçilere sıcak çorba ikramı yapıldı. Kurdele kesimiyle açılışı yapılan etkinlikte konuşan Çetin, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere başsağlığı diledi. Çetin, "Biz okullarımızdaki bütün öğrencileri bir şekilde buraya davet ederek, servis imkanı sağlayıp buraya getirerek ve birer de kitap alabilecekleri hediye kuponu çeki vererek, kitapların etkileyici dünyasına inmelerini arzu ediyoruz" diye konuştu. "Çocuklarımızı kitapların o sayfaları arasına alabilirsek bu bize yetiyor" Etkinlikte yazarların ve şairlerin imza günü ve söyleşi gerçekleştireceklerini belirten Çetin, ayrıca kurulan stantlara kitapseverleri davet etti. Çetin, "192 tane yayın evi var, 64 tane stant var. Bir miktar çocuklarımızı bu ekran sürelerini azaltıp, ekran bağımlılığından uzaklaştırıp, kitapların o sayfaları arasına alabilirsek bu bize yetiyor. Tabi artık gelenek oluştu Pursaklar’da" ifadelerini kullandı. Etkinliğe gelen öğrencilerden Zeynep Kara, kitap okumayı çok sevdiğini belirterek, "4 senedir buraya geliyorum. Çok seviyorum kitap okumayı, kitaplara aşık bir insanım" şeklinde konuştu. "Biz bu ülkede satılabilecek en zor şeyi satıyoruz" Stant görevlisi İbrahim Öksüz ise, yaklaşık 25 senedir kitap emekçisi olduğunu anlatarak, "Geçen seneki okurlarımızın ziyareti var. Çocuklarımız geliyor. Onları iyi kitaplarla keyifli kitaplarla buluşturmayı seviyoruz. Biz bu ülkede satılabilecek en zor şeyi satıyoruz, kitap satıyoruz. Belediyemiz sağ olsun bizi iyi okurlarla iyi insanlarla tanıştırdı. Geldik, okurlarımızı bekliyoruz" dedi.
YÖK’ten öğrencilere müjde: Mezun olmadan çalışma hayatına atılacaklar
06 Şubat 2026 Cuma - 16:29 YÖK’ten öğrencilere müjde: Mezun olmadan çalışma hayatına atılacaklar Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversite öğrencilerinin mezun olmadan önce uygulamalı eğitimle iş hayatına uyum sağlamaları amacıyla ‘Uygulamalı Eğitimler Çerçeve Yönetmeliği’ni değiştirdi. ‘Yükseköğretimde Uygulamalı Eğitimler Çerçeve Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’, Resmi Gazete’de yayımlandı. Bu kapsamda YÖK, üniversite öğrencilerinin mezun olmadan önce uygulamalı eğitimle iş hayatına uyum sağlamaları amacıyla ‘Uygulamalı Eğitimler Çerçeve Yönetmeliği’ni değiştirdi. Uygulamalı eğitimin en az bir dönem olacağı, öğrencilerin yalnızca sınıf ortamında değil doğrudan iş hayatının içinde deneyim kazanmalarını sağlayacak yeni modelin mezunların donanımını artırması, üretkenliklerini güçlendirmesi ve istihdam süreçlerini hızlandırması amaçlandığı belirtildi. "Başlattığımız dönüşüm modeli öğrencilerin istihdama daha hızlı geçmesini mümkün kılacak" YÖK Başkanı Erol Özvar, başlatılan dönüşüm modelinin öğrencilerin istihdama daha hızlı geçmesinin mümkün olduğunu belirterek, "20-30 gün gibi kısa süreli ve verimliliği tartışmalı stajların yerine daha kapsamlı, iyi yapılandırılmış ve sektörle iç içe bir staj sistemi kuruyoruz. Öğrencilerimizin yalnızca sınıfta değil, doğrudan iş hayatının içinde deneyim kazanmalarına imkan verecek bu model, onları daha donanımlı, üretken ve istihdam odaklı bireyler haline getirecek. Böylece öğrencilerimizin eğitim süreçlerini gerçek iş ortamlarıyla bütünleştiren, istihdamla doğrudan bağlantı kuran bir yükseköğretim anlayışını kurumsallaştıracağız" dedi. Özvar, ilk aşamada Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere 7 pilot ilde başlatılacak uygulamalı eğitim modelini kısa süre içinde bütün üniversitelere yaygınlaştıracaklarının altını çizdi.
YÖK’ten öğrencilere müjde: Mezun olmadan çalışma hayatına atılacaklar
06 Şubat 2026 Cuma - 16:25 YÖK’ten öğrencilere müjde: Mezun olmadan çalışma hayatına atılacaklar Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversite öğrencilerinin mezun olmadan önce uygulamalı eğitimle iş hayatına uyum sağlamaları amacıyla ‘Uygulamalı Eğitimler Çerçeve Yönetmeliğini’ değiştirdi. ‘Yükseköğretimde Uygulamalı Eğitimler Çerçeve Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’, Resmi Gazete’de yayımlandı. Bu kapsamda YÖK, üniversite öğrencilerinin mezun olmadan önce uygulamalı eğitimle iş hayatına uyum sağlamaları amacıyla ‘Uygulamalı Eğitimler Çerçeve Yönetmeliğini’ değiştirdi. Uygulamalı eğitimin en az bir dönem olacağı, öğrencilerin yalnızca sınıf ortamında değil doğrudan iş hayatının içinde deneyim kazanmalarını sağlayacak yeni modelin, mezunların donanımını artırması, üretkenliklerini güçlendirmesi ve istihdam süreçlerini hızlandırması amaçlandığı belirtildi. "Başlattığımız dönüşüm modeli öğrencilerin istihdama daha hızlı geçmesini mümkün kılacak" YÖK Başkanı Erol Özvar, başlatılan dönüşüm modelinin öğrencilerin istihdama daha hızlı geçmesinin mümkün olduğunu belirterek, "20-30 gün gibi kısa süreli ve verimliliği tartışmalı stajların yerine daha kapsamlı, iyi yapılandırılmış ve sektörle iç içe bir staj sistemi kuruyoruz. Öğrencilerimizin yalnızca sınıfta değil, doğrudan iş hayatının içinde deneyim kazanmalarına imkan verecek bu model, onları daha donanımlı, üretken ve istihdam odaklı bireyler haline getirecek. Böylece öğrencilerimizin eğitim süreçlerini gerçek iş ortamlarıyla bütünleştiren, istihdamla doğrudan bağlantı kuran bir yükseköğretim anlayışını kurumsallaştıracağız" değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca Özvar; ilk aşamada Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere 7 pilot ilde başlatılacak uygulamalı eğitim modelini kısa süre içinde bütün üniversitelere yaygınlaştıracaklarının altını çizdi.