Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Bakan Fidan, Birleşik Arap Emirlikleri, İspanya ve Macaristan Dışişleri Bakanları ile telefonda görüştü
28 Şubat 2026 Cumartesi - 18:28:20
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Birleşik Arap Emirlikleri, İspanya ve Macaristan Dışişleri Bakanları ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 17:41
İletişim Başkanı Duran: "ABD ve İsrail ile İran arasında tırmanan gerilimin sıcak çatışmaya dönüşmesi, kabul edilemez bir durumdur"
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Son dönemde ABD ve İsrail ile İran arasında tırmanan gerilimin sıcak çatışmaya dönüşmesi ve diğer bölge ülkelerini de etkilemesi, kabul edilemez bir durumdur. Bölgemiz ve küresel barış açısından ciddi bir endişe kaynağıdır" dedi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 17:20
İncirlik Hava Üssü’nü görüntüleyen kişiler hakkında re’sen soruşturma
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, Adana’daki İncirlik Hava Üssü’ne ilişkin görüntülerin canlı yayınlandığı tespit ettiklerini ve konuya ilişkin re’sen soruşturma başlatıldığını duyurdu. Adana’daki İncirlik Hava Üssü’ne ilişkin görüntülerin canlı yayınlandığı tespit edilmesi üzerine, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri kanunun 7. ve 25/A maddeleri kapsamında re’sen soruşturma başlatıldığı belirtildi. Ayrıca konuya dair iki şüphelinin tespit edildiği ve bu kişilerin gözaltına alındığı duyuruldu. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, konuya ilişkin şu ifadelere yer verdi: "Bazı basın yayın organları ve sosyal medya platformlarında, Adana’daki İncirlik Hava Üssü’ne ilişkin görüntülerin canlı yayınlandığı tespit edilmiştir. Askeri tesis ve üslerin konum, güvenlik tertibatı ve fiziki yapısına ilişkin görüntülerin kamuya açık şekilde paylaşılması millî güvenlik açısından risk teşkil etmektedir. Bu kapsamda Adana Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri kanunun 7. ve 25/A maddeleri kapsamında re’sen soruşturma başlatılmıştır. İlgili yayına dair; biri görüntü çekimini gerçekleştiren diğeri ise çekim hususunda talimat veren olmak üzere iki şüpheli tespit edilmiş ve şüpheliler hakkında gözaltı talimatı verilmiştir. Milli güvenliği ilgilendiren askeri tesis ve güvenlik alanlarına ilişkin görüntü ve bilgilerin yetkisiz şekilde paylaşılması, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyecek nitelikte olup, kamu düzeni ve devlet güvenliği bakımından ciddi sonuçlar doğurabilecek mahiyettedir. Soruşturma titizlikle yürütülmektedir."
28 Şubat 2026 Cumartesi - 17:02
Dışişleri Bakanlığı: "Tarafları saldırılara bir an önce son vermeye davet ediyoruz"
Dışişleri Bakanlığı, İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasıyla başlayan ve devam eden gelişmelere ilişkin, "Uluslararası hukuka aykırı ve masum sivillerin hayatını tehdit eden her türlü eylemden derin kaygı duyuyor, şiddetin tırmanmasına neden olabilecek kışkırtmaları kınıyoruz. Tarafları saldırılara bir an önce son vermeye davet ediyoruz" açıklamasını yaptı.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:17
Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ökten: "Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişki, derinleşmiş bir kader ortaklığıdır"
Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, "Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişki, diplomasinin resmi kalıplarını aşan, zor zamanlarda gösterilen vefa ile derinleşmiş bir kader ortaklığıdır" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği iş birliğinde 2016 yılından bu yana düzenlenen ‘Cinnah Genç Yazarlar Ödülü’ yarışmasının 8’incisi gerçekleştirildi. İki ülke arasındaki dostane ilişkilerin güçlendirilmesi ve gençlerin edebi yeteneklerinin desteklenmesi amacıyla düzenlenen yarışmanın bu yılki ana başlığı kompozisyon oldu. Türkiye genelinde lise düzeyindeki öğrencilerin katıldığı yarışmada, öğrenciler belirlenen tema doğrultusunda kaleme aldıkları kompozisyonlarla jüri karşısına çıktı. Yarışmada dereceye giren öğrencilere düzenlenen törenle ödülleri verildi. Ödül töreninde konuşan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, yarışmanın Türkiye ile Pakistan arasındaki kültürel ve eğitim alanındaki iş birliğine katkı sunduğunu belirterek, gençlerin düşünce dünyalarını yazılı ifade etme becerilerinin gelişmesine önemli katkı sağladığını ifade etti. "Bu yarışmayı iki ülke arasındaki kardeşlik mirasının gerçekleşmesine imkan veren kıymetli bir zemin olarak görüyoruz" Ökten, Türkiye ve Pakistan’ın uzun yıllardır her mecrada birlikte hareket ettiklerini belirterek, "Bu yarışmayı, iki ülke arasındaki kardeşlik mirasının genç kuşakların dünyasında gerçekleşmesine imkan veren kıymetli bir zemin olarak görüyoruz. Hepimiz biliyoruz ki insan önce evinde insan olmayı öğrenir, karakterin, aidiyet duygusunun ve merhamet kültürünün tohumu ailede atılır. Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişki, diplomasinin resmi kalıplarını aşan, zor zamanlarda gösterilen vefa ile derinleşmiş bir kader ortaklığıdır. İstiklal Harbimizde Hint kıtasındaki Müslümanların Anadolu’ya ‘nefes olsun’ diyerek gönderdiği yardımlar, bu ortak hafızanın ilk kayıtlarıdır. Yakın geçmişte yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli depremlerde Pakistan’ın gösterdiği hassasiyet ve Pakistan’daki sel felaketlerinde Türkiye’nin seferberliği, birlikte sınanan bu kardeşlik şuurunun en somut tezahürüdür. Bu kardeşlik artık hükümetlerin ötesinde iki milletin müşterek iradesi haline gelmiştir" diye konuştu. Bakan Yardımcısı Ökten, gençlerin bu yarışma ile Türkiye-Pakistan ilişkilerine kalıcı bir iz bıraktıklarını da belirterek, gençlerin edebi kalemleri güçlendikçe daha da gelişeceklerini ifade etti. "80 yıla dayanan bir hikayemiz var" Türkiye-Pakistan ilişkilerinin yıllardır kardeşlik ilişkisine dayandığını ifade eden Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yousaf Junaid ise, "Büyük lider Pakistan’ın vizyoner kurucusu Muhammed Ali Cinnah’dan adını alan bu prestijli kompozisyon yarışması, büyükelçiliğin Türkiye’de yürüttüğü diplomasi faaliyetlerinin bir tanesi. Yaklaşık 80 yıla dayanan bir hikayemiz var ve bu girişimle bu hikayeyi daha da derinleştirdik. Bu yarışmamız, gençlerin fikirlerinin büyümesi ve akademik mükemmeliyete verdiğimiz daimi önemi yansıtan bir girişim" şeklinde konuştu. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Doç. Dr. Ünal Eryılmaz, Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yousaf Junaid ve öğrencilerin katıldığı program, fotoğraf çekimiyle son buldu.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:11
İkinci depreme ameliyatta yakalanıp, hekimlerin sedyeye sarılarak koruduğu Kenan Karadağ o anları anlattı
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen ilk depremde enkaz altında kalan, ikinci depreme ise ameliyat masasında yakalanan Kenan Karadağ, aylar süren tedavinin ardından yaşama tutundu. Deprem sırasında hekimlerin sedyeye sarılarak siper olduğu görüntüleri daha sonra izlediğini anlatan Karadağ, "Acil servisteyken ikinci deprem oluyor. O esnada üzerime beyaz gömlekli bir doktorun atladığını gösterdiler. 4 ay sonra bunu izledim. Hastanede 3 ayın sonunda yoğun bakımdan çıktıktan sonra doktor Okan hoca ile tanıştım. ’Ne aşamalardan geçtiğini bilmiyorsun, sana binde bir bile yaşam ümidi verilmedi ama sen literatüre girecek bir hastasın. O günkü şartlar altında yapabileceğimizin en iyisini yaptık’ dedi" diye konuştu. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler, 11 ilde büyük yıkıma neden oldu. 50 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği ve kamuoyunda ’asrın felaketi’ olarak adlandırılan depremlerde yükseköğretim kurumları ve üniversite hastaneleri birçok alanda katkı sundu. Malatya’nın Battalgazi ilçesinde 3 katlı apartmanın birinci katında eşi, çocuğu, 10’a yakın akrabasıyla yaşayan 62 yaşındaki Kenan Karadağ, ilk depremde binanın çökmesiyle 10 saat enkaz altında kaldı. Bacağı kesilerek enkazdan çıkarılan Karadağ, o dönemde yaşadıklarını anlattı. Depremde ailesiyle enkaz altında kaldığını belirten Kenan Karadağ, "Zifiri karanlık bir yerdesin. İlk şoku atlattıktan sonra eşim, ’Ben nefes alamıyorum, ölüyorum’ dedi. Küçük oğlum da yanımdaydı. Onun sesini duydum. Ben ilk anda ayağımın enkazda kaldığını hissettim. Oğluma, ’Annen nefes alamıyor, anneni düzelt’ dedim. Sonra eşimin sesi geldi. ’Şükür nefes almaya başladım’ dedi. Oğlum annesini çıkartıp bana, ’Baba seni de çıkaracağım’ dedi" ifadelerini kullandı. "Gözümün önünden beyaz bir perde geçti" O anlarda öleceğini düşündüğünü aktaran Karadağ, "Allah’ım ölümü bana kolaylaştır diye dua ettim. Bir anda kafam öne düştü, gözlerim kapandı, gözümün önünden beyaz bir perde geçti ve bitti. Hayatla ilgili hiçbir şeyim kalmadı" dedi. Bir doktorun ayağını kesmesinin ardından enkazdan çıkarıldığını anlatan Karadağ, sözlerini şöyle sürdürdü: "Acil servisteyken ikinci deprem oluyor. O esnada üzerime beyaz gömlekli bir doktorun atladığını gösterdiler. 4 ay sonra bunu izledim. Sedye bir o tarafa gidiyor, bir bu tarafa savruluyor. Herkes panik halinde, can korkusu var. Daha sonra beyaz önlüklü bir doktor geliyor sedyenin üzerine atlıyor, beni tutuyor. Ondan sonra aşağıya indiriyorlar ve hayatını kaybetmiş diyorlar. Hastanede 3 ayın sonunda yoğun bakımdan çıktıktan sonra doktor Okan hoca ile tanıştım. ’Ne aşamalardan geçtiğini bilmiyorsun. Sana binde bir bile yaşam ümidi verilmedi ama sen literatüre girecek bir hastasın. O günkü şartlar altında yapabileceğimizin en iyisini yaptık’ dedi." Yoğun bakımda 45 gün kaldığını anlatan Karadağ, "Böbrekler iflas etmiş, solunum gitmiş, kaç sefer kalp durmuş ama işte takdiri ilahidir. Enkazdayken diz kapağımın altından kesmişler, daha sonra kangren olmuş, yukarlara doğru kesim devam etmiş. Olmamış en son doktorlar, ’Küçük de olsa bir ümit var. Biz bunu kalçadan kesersek belki kangreni durdurabiliriz’ demiş ve bacağım kalçadan kesilmiş" diye konuştu. "Deprem sırasında doğal olarak hastayı bırakıp çıkmadık, onu tuttuk" Enkazdan çıkarıldıktan sonra Kenan Karadağ’a ilk müdahaleyi yapan İnönü Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Okan Aslantürk, ilk deprem olduktan sonra ekip olarak hastaneye gittiklerini söyledi. Aslantürk, bir bacağı ampute olan Karadağ’ı değerlendirdikleri sırada ikinci depreme yakalandıklarını belirterek, o günü şöyle anlattı: "Deprem sırasında doğal olarak hastayı bırakıp çıkmadık, onu tuttuk. Deprem durduktan sonra hastayı ameliyathaneye alıp işimize devam ettik. Onu takip etmek gerekiyordu, o halde bırakmamız ölmesi demekti. İlk anda bıraksaydık sedyeden düşecekti. Tutmak zorunda hissettim. ‘Onu nasıl yaparız, bunu yaparız’ gibi bir şey değil. Aslında ailem de hastanedeydi, benim odamda bekliyorlardı. O an onları düşünemiyorsunuz. O anlık bir şey. Çünkü hastanın sedyesinin bir tarafı açık, düşerse sıkıntı yaşarız diye hastanın başından ayrılamadık." O dönem 2 ay hastanede kaldıklarını anlatan Aslantürk, ekip arkadaşıyla beraber hastanedeki odalarında kanepede yattıklarını söyleyerek, "Hastane, bize ev oldu" dedi. "Neredeyse sedyeden düşecekti" İnönü Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emre Ergen de ikinci depremden sonra kimsenin hastaneye girmek istemediğini, büyük bir korku ve panik olduğunu aktardı. Ergen, şunları kaydetti: "Şunu fark ettim, çalışabilmeleri için orada herkesi motive etmem gerekiyordu. Çünkü bekleyen hastalar var, çalışan bir kurum var. Onların motivasyonu için çok uğraşmıştım. Birkaç deprem şokunu atlattıktan sonra herkes motive oldu zaten. Çalışmaya devam ettik. Çok kötü günlerdi. İlk depremde enkazda kalıp bacağı ampute edilmiş bir hastamız vardı. Genel durumu da çok kötüydü. Bir an önce onu ameliyathaneye indirmeye çalışıyorduk. O sırada ikinci deprem oldu. Okan hoca onu tuttu. Neredeyse sedyeden düşecekti, çünkü ciddi sallanıyordu. Okan hoca üstüne kapaklandı düşmesin diye. Başka bir sağlık memuru arkadaş daha vardı. Herkes kaçıştı, canını kurtarmaya çalışıyordu. Kendimizi düşünmek o sırada çok aklımıza gelmedi. Bir de binaya çok güveniyoruz, binaya bir şey olmayacağının farkındaydım." "Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin" Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere bir kez daha rahmet dileyerek, "Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin" dedi. Üniversitelerin ve üniversite hastanelerinin afetin en ağır şartlarında dahi hizmete bir an bile ara vermediğini, bilimsel birikimlerini, sağlık kapasitelerini ve insan kaynağını toplumun yararına seferber ettiğini vurgulayan Özvar, yükseköğretim kurumlarının gerek depremzedeler için fiziki imkan oluşturulmasıyla gerekse akademisyeninden öğrencisine kadar her paydaşı ile gönüllü faaliyetler yürütmesiyle önemli bir rol üstlendiğini kaydetti.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:02
Ameliyat sırasında depreme yakalandılar, hastaneyi terk etmeyip hastayı korudular
Ameliyat sırasında depreme yakalandılar, hastaneyi terk etmeyip hastayı korudular- Hastanede yaşanan panik anları kamerada MALATYA (İHA) - İnönü Üniversitesi doktorları, 6 Şubat ilk depreminde enkazda kalan Kenan Karadağ’a (62) hastanede müdahale edildiği sırada ikinci deprem meydana geldi. Doktorlar deprem anında hastaneden ayrılmadı, sedyeyi tutarak Karadağ’ın zarar görmesini engelledi, o anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler, 11 ilde büyük yıkıma neden oldu. 50 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği ve kamuoyunda ‘asrın felaketi’ olarak adlandırılan depremlerde yükseköğretim kurumları ve üniversite hastaneleri birçok alanda katkı sundu. Malatya’nın Battalgazi ilçesinde 3 katlı apartmanın birinci katında eşi, çocuğu, 10’a yakın akrabasıyla yaşayan Kenan Karadağ, ilk depremde binanın çökmesiyle 10 saat enkaz altında kaldı. Bacağı kesilerek enkazdan çıkarılan Karadağ, o onları şöyle anlattı: "Zifiri karanlık bir yerdesin. İlk şoku atlattıktan sonra eşim, ‘ben nefes alamıyorum, ölüyorum’ dedi. Küçük oğlum da yanımdaydı. Onun sesini duydum. Ben ilk anda ayağımın enkazda kaldığını hissettim. Oğluma, ‘Annen nefes alamıyor, anneni düzelt’ dedim. Sonra eşimin sesi geldi. ‘Şükür nefes almaya başladım’ dedi. Oğlum annesini çıkartıp bana, ‘Baba seni de çıkaracağım’ dedi." "Gözümün önünden beyaz bir perde geçti" O anlarda, öleceğini düşündüğünü aktaran Karadağ, "Allah’ım ölümü bana kolaylaştır diye dua ettim. Bir anda kafam öne düştü, gözlerim kapandı, gözümün önünden beyaz bir perde geçti ve bitti. Hayatla ilgili hiçbir şeyim kalmadı" dedi. Bir doktorun ayağını kesmesinin ardından enkazdan çıkarıldığını anlatan Karadağ, sözlerini şöyle sürdürdü: "Acil servisteyken ikinci deprem oluyor. O esnada üzerime beyaz gömlekli bir doktorun atladığını gösterdiler. 4 ay sonra bunu izledim. Sedye bir o tarafa gidiyor bir bu tarafa savruluyor. Herkes panik halinde, can korkusu var. Daha sonra beyaz önlüklü bir doktor geliyor sedyenin üzerine atlıyor, beni tutuyor. Ondan sonra aşağıya indiriyorlar ve hayatını kaybetmiş diyorlar. Hastanede 3 ayın sonunda yoğun bakımdan çıktıktan sonra Doktor Okan Hoca ile tanıştım. ‘Ne aşamalardan geçtiğini bilmiyorsun, sana binde bir bile yaşam ümidi verilmedi ama sen literatüre girecek bir hastasın. O günkü şartlar altında yapabileceğimizin en iyisini yaptık’ dedi." Yoğun bakımda 45 gün kaldığını anlatan Karadağ, "Böbrekler iflas etmiş, solunum gitmiş, kaç sefer kalp durmuş ama işte takdir ilahidir. Enkazdayken diz kapağımın altından kesmişler daha sonra kangren olmuş, yukarlara doğru kesim devam etmiş. Olmamış en son doktorlar, ‘Küçük de olsa bir ümit var, biz bunu kalçadan kesersek belki kangreni durdurabiliriz’ demiş ve bacağım kalçadan kesilmiş" diye konuştu. "Deprem sırasında doğal olarak hastayı bırakıp çıkmadık, onu tuttuk" Enkazdan çıkarıldıktan sonra Kenan Karadağ’a ilk müdahaleyi yapan İnönü Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Okan Aslantürk, ilk deprem olduktan sonra ekip olarak hastaneye geldiklerini söyledi. Aslantürk, bir bacağı ampute olan Karadağ’ı değerlendirdikleri sırada ikinci depreme yakalandıklarını söyleyerek, o günü şöyle anlattı: "Deprem sırasında doğal olarak hastayı bırakıp çıkmadık, onu tuttuk. Deprem durduktan sonra hastayı ameliyathaneye alıp işimize devam ettik. Onu takip etmek gerekiyordu, o halde bırakmamız ölmesi demekti. İlk anda bıraksaydık sedyeden düşecekti. Tutmak zorunda hissettim. ‘Onu nasıl yaparız, bunu yaparız’ gibi bir şey değil... Aslında ailem de hastanedeydi, benim odamda bekliyorlardı, o an onları düşünemiyorsunuz. O anlık bir şey Çünkü hastanın sedyesinin bir tarafı açık, düşerse sıkıntı yaşarız diye hastanın başından ayrılamadık." "Hastane, bize ev oldu" Bu süreçte 2 ay süreyle hastanede kaldıklarını anlatan Aslantürk, ekip arkadaşıyla beraber hastanedeki odalarında kanepede yattıklarını söyledi. Aslantürk, "Hastane, bize ev oldu" dedi. "Neredeyse sedyeden düşecekti" İnönü Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emre Ergen de ikinci depremden sonra kimsenin hastaneye girmek istemediğini; büyük bir korku ve panik olduğunu aktardı. Ergen, şunları kaydetti: "Şunu fark ettim; çalışabilmeleri için orada herkesi motive etmem gerekiyor çünkü bekleyen hastalar var, çalışan bir kurum var. Onların motivasyonu için çok uğraşmıştım. Birkaç deprem şokunu atlattıktan sonra herkes motive oldu zaten. Çalışmaya devam ettik. Çok kötü günlerdi. İlk depremde enkazda kalıp bacağı ampute edilmiş bir hastamız vardı. Genel durumu da çok kötüydü. Bir an önce onu ameliyathaneye indirmeye çalışıyorduk. O sırada ikinci deprem oldu. Okan hoca onu tuttu. Neredeyse sedyeden düşecekti çünkü ciddi sallanıyordu. Okan hoca üstüne kapaklandı düşmesin diye. Başka bir sağlık memuru arkadaş daha vardı. Herkes kaçıştı, canını kurtarmaya çalışıyordu. Kendimizi düşünmek o sırada çok aklımıza gelmedi. Bir de binaya çok güveniyoruz, binaya bir şey olmayacağının farkındaydım." "Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin" Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere bir kez daha rahmet dileyerek, "Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin" dedi. Üniversitelerin ve üniversite hastanelerinin, afetin en ağır şartlarında dahi hizmete bir an bile ara vermediğini, bilimsel birikimlerini, sağlık kapasitelerini ve insan kaynağını toplumun yararına seferber ettiğini vurgulayan Özvar, yükseköğretim kurumlarının gerek depremzedeler için fiziki imkan oluşturulmasıyla gerekse akademisyeninden öğrencisine kadar her paydaşı ile gönüllü faaliyetler yürütmesiyle önemli bir rol üstlendiğini kaydetti.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:01
Erken teşhis hayat kurtardı: 55 yaşındaki hasta rektum kanserini yendi
Ankara’da geçmeyen ishal şikayetleri ve kilo kaybıyla hastaneye başvuran Ergin Bora, rektum kanseri olduğunu öğrendi. Bora, erken teşhisle sağlığına kavuştu. Ergin Bora, kilo kaybı ve ishal şikayetleriyle Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan tetkikler sonucunda rektum kalın bağırsak kanseri olduğunu öğrenen 55 yaşındaki hasta, erken teşhis ve uygun tedavi yöntemiyle sağlığına kavuştu. Bora, bunların yanı sıra moralini de yüksek tuttuğunu söyleyerek eğer umutsuz olunursa hastalığın seyrinin de olumsuz ilerleyeceğini belirtti. Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Hicran Anık, 55 yaşındaki hastanın kilo kaybı ve geçmeyen ishal şikayetleriyle hastaneye başvurduğunu anlattı. Anık, "Hastaya kolonoskopi yapıldığında da rektumda, yani kalın bağırsağın son 15 santimetrelik bölümünde bir kitle tespit edildi. Oradan alınan biyopsi sonucu da maalesef kanser ile uyumlu geldi. Hastaya biz rektum kanseri olduğu için ameliyat öncesinde total neoadjuvan tedavi dediğimiz bir tedavi uyguluyoruz. Kemoterapi, kemoradyoterapisini tamamladıktan sonra cerrahiye verdik ve hasta şimdi iyileşti ve takiplerde 3 aylık aralıklarla bize takibe geliyor. Hasta tamamen küre oldu" şeklinde konuştu. "Hasta çoğumuzun ’ishal aman geçer’ dediği süreçte öyle bir ihmalkarlıkta bulunmadı ve doktora başvurdu" Hastaların önemsemedikleri şikayetlerin ileride büyük problemlere yol açabileceğini belirten Anık, "Hasta aslında çoğumuzun ihmal ettiği, ’ishal aman geçer dediği’ süreçte öyle bir ihmalkarlıkta bulunmadı ve doktora başvurdu. Kolonoskopide de bu dönemde daha uzak yerlere yayılmadan yarası daha bölgeselken tespit edildi ve bu sayede tamamen iyileşebildi. Kolon kanseri zaten çok sinsi ilerleyen bir kanser türü. Hastalar yıllarca geçmeyen karın ağrıları, ishal kabızlık dönemleri olabiliyor. Bunları ihmal etmemelerini öneriyoruz. Yine dışkı çapında incelmeler, bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler, büyük tuvalette kırmızı kan gördüklerinde mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurmalarını öneriyoruz" ifadelerini kullandı. "50 yaşından sonra mutlaka herkesin bir gastroenteroloji uzmanına başvurmasını öneriyoruz" Kanser taramalarının yapılması gerektiğine de dikkati çeken Anık, "Tüm bu şikayetleri beklemeden aslında dünyada hem kadın hem erkek cinsiyette üçüncü sıklıkta görülen bir kanser türü olduğu için hiçbir şikayeti beklemeden de 50 yaşından sonra mutlaka herkesin kolonoskopi yapılmak üzere bir gastroenteroloji uzmanına başvurmasını öneriyoruz" diye konuştu. "Erken teşhis hastanın hayat kalitesini ve yaşam tarzını tamamen değiştiriyor" Anık, erken teşhisin önemini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Erken teşhis hastanın hayat kalitesini ve yaşam tarzını tamamen değiştiriyor. Eğer hasta 50 yaşına gelip bir kolonoskopi yaptırırsa hiç kanser gelişmeden de o polip dediğimiz kanser öncülü lezyonlar çıkarılıp tamamen hastayı kanserden kurtarabiliriz, önleyebiliriz. Kanser erken evredeyse de diğer organlara yayılmadan tamamen kür şansı olabilir. Erken teşhis bu nedenle çok önemli. Hatta ailede kolon kanseri öyküsü varsa 50 yaşını beklemeden daha erken doktora başvurmalarını öneriyoruz. Çünkü son yıllarda da 40-50 yaş arasında kolon kanseri vakasında yüzde 20 artış var. O yüzden Avrupa ve Amerika artık bu tarama yaşını 45 yaşına çekti. Kadın erkek tüm hastalarımız lütfen 50 yaşında en az bir kolonoskopi yapılmak üzere gastroenteroloji uzmanına başvursunlar." "Kendi kendime moral verdim" 55 yaşındaki hasta Ergin Bora ise, kanser olduğunu öğrendiğinde umudunu kaybetmediğini belirterek erken teşhis nedeniyle içinin rahat olduğunu söyledi. Bora, "Vallahi şimdi yara dediler. Ben biliyordum kanser olduğum için hiç üzülmedim. Zaten üzülürsen temelli yıkılırsın. Kendi kendime moral verdim. Dedim inşallah atlatırım ben bu hastalığı. Hocalarım sayesinde atlattım" dedi. Hastalığı sürecinde halsizlik yaşadığını dile getiren Bora, "90 kilo geliyordum. 73 kiloya indim. En az 20 kilo verdim" diye konuştu.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:18
Sağlık ve sosyal hizmet işkolunda en fazla dava ‘ödenmeyen ücretler’ ve ‘fazla mesai’ için açıldı
Sağlık ve sosyal hizmet işkolunda en fazla dava ‘ödenmeyen ücretler’ ve ‘fazla mesai’ için açıldı. Öz Sağlık İş Sendikası Genel Başkanı Devlet Sert, davaların bir bölümünün sonuçlandığını, bir bölümünün ise devam ettiğini söyledi. Öz Sağlık-İş Sendikası tarafından binlerce sağlık işçisi adına Sağlık Bakanlığı’na, yine binlerce sosyal hizmet işçisi adına da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na farklı konularda dava açıldı. Bir bölümü devam eden, pek çoğu sonuçlanan bu davalarda sağlık işçileri için ilk sırayı ücret, ikramiye ve ilave tediye alacaklarından kaynaklanan yüzdelik alırken, en çok dava açılan ikinci konu ise kıdemli işçiliği teşvik primi alacak davaları oldu. Sağlık işçilerini kendi kurumları olan Sağlık Bakanlığı ile davalı hale getiren bir diğer başlık ise fazla mesai ücretleri için açılan davalardan oluştu. Üyesi olan sağlık işçileri için bakanlığa binlerce dava açan Öz Sağlık-İş Sendikası, özellikle gece vardiyası zammı, hafta tatili ücretleri, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, kıdem tazminatı ve fark alacağı, yemek ücreti, yol parası, giyim yardımı, işe iade, meslek kodu, hizmet zammı, süt yardımı alacağı, risk tazminatı, iş kazası, mobbing, disiplin cezaları iptali, temsilci iş yeri iadesi gibi pek çok konudaki binlerce davayı takip ediyor. Binlerce sosyal hizmet işçisi için en çok ‘fazla mesai ücreti’ davası açıldı Öz Sağlık-İş Sendikası, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı kurum ve kuruluşlarda görev yapan sosyal hizmet işçisi üyeleri adına da binlerce farklı dava açtı. Bir kısmı devam eden davalarda ilk sırayı fazla mesai ücretlerinden kaynaklanan davalar aldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı nezdinde açılan davalarda ikinci sıraya ulusal bayram ve genel tatil ücretleri yerleşti. Gece çalışma ücretleri, yıllık ücretli izin alacakları, kıdem tazminatı ve fark alacakları, işyeri ve çalışma şartlarının değiştirilmesine ilişkin işlem iptalleri, disiplin cezası iptalleri, işe iade ve temsilci yer değişikliği konulu davalarda çeşitli mahkemelerde görülmeye devam ediyor. Sendikanın özellikle ev tipi çalışılan kurumlara açtığı işçi davalarında alınan sonuçlar, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile imzalanan son toplu sözleşmeye yansıtıldı ve bu işçilerin hakları garanti altına alınmış oldu. Konuyla ilgili açıklama yapan HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı ve Öz Sağlık İş Sendikası Genel Başkanı Devlet Sert, bu davaların sayısal olarak her an değişiklik arz ettiğinin altını çizerek, "Sendika olarak bir tek kuruş işçi alacağının üstünü kapatmayız" dedi. "Üyelerimizin haklarını sadece toplu sözleşme masalarında savunmuyoruz" Gerek Sağlık Bakanlığı, gerekse Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı nezdindeki davaların bir bölümünün sonuçlandığını, bir bölümünün devam ettiğini, güçlü bir hukuk bürosu ile yeni davaların, dosyaların hazırladığını söyleyen Sert, "Üyelerimizin haklarını sadece toplu sözleşme masalarında savunmuyoruz. Sendikacılıkta saha gerçeği diye bir şey var. Uygulamadan kaynaklı sıkıntıları takip etmezsek, üyenin hak kaybının önüne geçemeyiz. Bu sadece üyenin hakkını korumak değil, işverenin hakkını da korumaktır. Öz Sağlık-İş Sendikası olarak dava açmadan önce işveren kuruluşlara bütün uyarılarımızı yapıyor, sonuç alamadığımız noktada davaları açıyoruz. Bir işçi örgütü olarak önceliğimiz bu ülkeye canla başla fedakârca hizmet eden sağlık ve sosyal hizmet işçilerinin her kuruşu helal olan haklarının alınması, bu hakların hukuk aracılığı ile iade edilmesinin sağlanmasıdır" diye konuştu.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:07
Halk Sağlığı Genel Müdürü Demirkol: "Kanserden değil, geç kalmaktan korksunlar"
Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç Dr. Muhammed Emin Demirkol, "Kanserden değil, geç kalmaktan korksunlar. Erken taramanın, erken tanımanın sonuçlarını bizler sahada görüyoruz" dedi. Türkiye’de her yıl yaklaşık 240 bin kişi kanser tanısı alıyor. Uzmanlar, obezite ve tütün kullanımının kanser riskini artırdığını vurgularken, 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında tarama zamanı gelen vatandaşlar mesajla bilgilendiriliyor. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç Dr. Muhammed Emin Demirkol, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada erken tanının önemine dikkati çekti. Kanserin bir halk sağlığı problemi olduğunu belirten Demirkol, "Dünyada ölümlerde en sık ikinci sebep olarak kalp damar hastalıklarından sonra kanser dikkat çekmekte" diye konuştu. Obezite ve tütün kullanımı kanser riskini artırıyor Kansere sebep olan etkenlerin başında tütün ürünlerinin geldiğinin altını çizen Demirkol, "Başta tütün ve tütün ürünleri, sigara olmak üzere kansere sebep olan birçok maruziyet var. Bunun dışında son dönemlerde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artan obezite yine kanserin en önemli sebeplerinden biri. Bunun yanı sıra alkol tüketimi, bazı viral etkenler hepatit gibi, bunlar kansere neden oluyor. Özellikle bazı kanserojen maddeler, tüketilen ve sağlıklı olmayan gıdaların uzun dönem tüketilmesi de yine kansere neden olan önemli sebeplerden bazıları" ifadelerini kullandı. "Erken teşhis oldukça önemli" Kanserde erken teşhisin önemine değinen Demirkol, "Birçok faktör kansere sebep oluyor. Tabii ki burada kansere yakalanmamak, eğer yakalanmışsa da erken teşhis oldukça önemli. Biz de Sağlık Bakanlığı olarak hem kanserden uzak kalma, kansere yakalanmama konusunda bir farkındalık, sağlıklı hayat, sigaradan uzak kalınan bir hayat, fiziksel aktivitenin arttırıldığı, mobilize bir hayatın, hareketli bir hayatın bizim en önemli gündemlerimizden biri olmasını sağlamaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. Paketli gıdalardan uzak durmanın ve doğal beslenmenin önemine değinen Demirkol, bunlara rağmen hala herkes için bir risk olduğunu söyleyerek, erken tanı konusunda uyarıda bulundu. Üç kanser türü yakından takip ediliyor Türkiye’de tüm illerde üç kanser türünü yakından taradıklarını hatırlatan Demirkol, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunlar meme kanseri, kalın bağırsak kanseri ve rahim ağzı kanseri. Bu üç kanser türü bizim ulusal tarama programımızda, aile hekimliklerimizde, sağlıklı hayat merkezlerimizde ve Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezlerimizde (KETEM), aynı zamanda hastanelerimizde fırsatçı taramalarla 85 milyonun bu yaş grubunda, belirli yaş grubunda olan özellikle meme kanseri ve rahim ağzı kanseri ve kalın bağırsak kanserinde, kadınlarda yine kalın bağırsak kanserinde, erkeklerde bu taramaları belirli yaş gruplarında yapıyoruz. Hem mamografiyle meme kanserini 2 yılda bir tarıyoruz. Yine gaitada gizli kan dediğimiz tuvalet örneğinde de, dışkı örneğinde de kan var mı diye yine aile hekimliklerimizde ve tüm sağlık tesislerimizde tarama olarak bakıyoruz ve bunu her iki cinsiyette de yapıyoruz. Rahim ağzı kanserleri için de yine kadınlarda belirli bir yaş grubunda 5 yılda bir tarama yapıyoruz." "Tarama zamanı gelen tüm vatandaşlarımıza SMS’le bu tarama vaktinin geldiğini tekrar hatırlatıyoruz" Demirkol, tarama zamanı gelen vatandaşların telefonuna mesaj gönderildiğini söyleyerek, "Geçen yıl olduğu gibi bu sene de tarama zamanı gelen tüm vatandaşlarımıza SMS’le bu tarama vaktinin geldiğini tekrar hatırlatıyoruz. Sağlıklı yaşama, tekrar merhaba demelerini istiyoruz. Bu kapsamda yaklaşık olarak 15 milyon vatandaşımıza 40 milyona yakın SMS’i bu ay içerisinde göndermeye başladık. Telefonlarına SMS geliyor ve onlar hızlıca KETEM, sağlıklı hayat merkezine ve aile hekimliğine giderek vakti gelmiş kanser taramasını bu üç kanserde yapıyorlar" açıklamasında bulundu. "Kanserden değil, geç kalmaktan korksunlar" Gönderilen mesajların dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Demirkol, "Kanserden değil, geç kalmaktan korksunlar. Erken taramanın, erken tanımanın sonuçlarını bizler sahada görüyoruz. Erkenden de bu tanıma ve erken taramanın avantajlarından da tüm vatandaşlarımız faydalansın diyoruz. Bu hizmetlerimizin tamamı ücretsiz. Biz vatandaşlarımızın sağlıklı olmasının onlar üzerindeki pozitif etkisini canı gönülden arzu ediyoruz ve bir an önce kanser taramalarını bu vesileyle yaptırmalarını, kansere sebep olan sigara, alkol gibi bütün maruziyetlerden uzak kalmalarını, hareketli yaşamla fazla kilolardan kurtulmalarını ve sağlıklı bir yaşamla yaşam süresinin uzadığı ülkemizde kaliteli ve sağlıklı yaşamla devam etmelerini kendilerinden istirham ediyoruz" diye konuştu. "Türkiye’de yıllık yeni kanser tanı sayımız yaklaşık 240 bin" Türkiye’deki kanser vakalarına ilişkin konuşan Demirkol, "Türkiye’de yıllık yeni kanser tanı sayımız yaklaşık 240 bin. Yani her yıl yaklaşık 240 bin vatandaşımız kanser tanısı alıyor. Erken evre olanlar var, geç evre olanlar var. Kansere yakalandıktan sonra özellikle erken tanıda cerrahi büyük bir avantaj sağlıyor. Ama geç kalındığında metastaz dediğimiz uzak organ sıçraması yaptığında, o zaman kemoterapi tek şans olarak kalabiliyor" ifadelerini kullandı.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 10:54
Prof. Dr. Tek: "Kanserin adı tek ama hastalar farklı"
Artan kanser vakalarıyla birlikte tıptaki ilerlemeler sayesinde bazı kanser türlerinin artık kronik bir hastalık gibi yönetilebildiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Tek, "Kanserin adı tek fakat hastalar birey olarak birbirinden çok farklı; kişiye özgü tedavi güncel bir konu" dedi. Günümüzde kanser tedavisinde başarı multidisipliner yaklaşımlarla sağlanırken, yakın gelecek bu mücadelede daha kişiselleştirilmiş ve etkili yöntemlerin devreye gireceğine işaret ediyor. 4 Şubat Dünya Kanser günü dolayısıyla açıklama yapan Medicana International Ankara Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Tek, kanser görülme sıklığının artmasıyla birlikte artık kronik bir hastalık gibi yönetilmesinin, bütüncül ve kişiye özel yaklaşımları günümüzün zorunluluğu haline getirdiğini belirterek, "Artık kanser tedavisinde yalnızca yaşam süresini uzatmak değil, aynı zamanda hastanın yaşam kalitesini korumak ve iyileştirmek de öncelik haline gelmiştir. Tıptaki ilerlemeler, bazı kanser türlerinin artık kronik hastalık gibi yönetilebileceğini gösteriyor. Bu yaklaşım; hastaların uzun vadeli takip ve bakımını, tedavi planlarını ve yaşam kalitesini ön planda tutarak kanserle mücadelede yeni bir paradigmaya işaret ediyor. Kişiye özgü tedavi güncel bir konu. Burada bilmemiz gereken kanserin adı tek fakat hastalar birey olarak birbirinden çok farklı" ifadelerini kullandı. İmmünoterapi ile yan etki azalacak İmmünoterapinin, bağışıklık sisteminin kanserle mücadelede aktif rol almasını sağlayan yenilikçi bir yöntem olarak öne çıktığına vurgu yapan Prof. Dr. İbrahim Tek sözlerine şöyle devam etti: "İmmünoterapi diğer tedavi yöntemleriyle kombine edildiğinde tümör hücrelerine karşı daha güçlü ve hedefe yönelik bir yanıt sağlıyor. Bu yaklaşım, tedavi başarısını artırırken hastaların yaşam kalitesini de korumaya yardımcı oluyor. Gelecekte akıllı ilaçlarla birlikte kullanılan kanser aşılarının, daha kalıcı yanıtlar sağlayarak tedavi başarısını önemli ölçüde artırması bekleniyor. Aşıların, bağışıklık sistemini kanser hücrelerini tanıyıp hedef alacak şekilde eğiterek tedaviye destek olması ve özellikle kişiye özgü tümör antijenlerine göre geliştirildiğinde etkinliğinin daha da artacağı öngörülüyor." Tarama testleri ve işlemleri ihmal edilmemeli Kanserin önüne geçmek için ise birey olarak yapılacak şeylerin zor olmadığını hatırlatan Prof. Dr. İbrahim Tek, alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı: "Sigara ve alkolden, hazır gıdalardan, tütsülenmiş yiyeceklerden ve fazla kırmızı et tüketmekten uzak durmak; hayvansal yağları az tüketmek, meyve ve sebze tüketimini artırmak, kilo almamak ve düzenli fiziksel aktivite herkesin yapabileceği rutinlerdir. Stres de artık önemli bir risk faktörü sayılmaktadır; bu nedenle uzak durmak önemlidir. Hepatit B aşılaması ile cinsel aktivitesi başlamadan kız çocuklarına HPV aşısı yapılması, bazı bireyleri karaciğer ve rahim ağzı kanserinden koruyabilir. Belirli yaş gruplarında kanser tarama testleri ve işlemlerini yaptırmak da büyük önem taşır. Kadınlarda 45 yaşından sonra meme ultrason ve mamografi; 18 yaşından itibaren Pap ve smear testi ile yıllık rahim ağzı kanseri taraması; her iki cinste 45 -50 yaşlarından itibaren kolonoskopi incelemesi; erkeklerde prostat muayenesi ve yoğun sigara tüketen bireylerde düşük doz radyasyonlu akciğer tomografisi önerilmektedir. Kanserden korkmayalım, geç evrede tanı almaktan korkalım. Birey olarak kendi vücudumuzu daha iyi tanıyalım, şikayetlerimizi önemseyelim ve basit önlemlerle kanser riskimizi azaltalım."
04 Şubat 2026 Çarşamba - 10:50
Bakan Kurum depremzede küçük Yusuf ve dedesinin yeniden başlayan hikayesini paylaştı
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, sosyal medya hesabında 6 Şubat depremlerinde enkazdan kurtarılan 65 yaşındaki emekli Abdullah Çelik ve o zaman 40 günlük olan torununun yeni evlerindeki hayatlarını paylaşarak, "Adıyamanlı Abdullah ağabeyimiz huzurlu yuvasında torunuyla yepyeni bir hayata başladı. Bizlere de gözlerindeki hüznü silmek, yarasını sarmak, yüzünü güldürmek nasip oldu. Bundan daha kıymetli bir şey yok" dedi.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 10:34
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Karadurmuş: "Pozitif bilime inanın, erken tanıyı kaçırmayın ve sağlığınızı ertelemeyin"
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, "Halkımızdan isteğimiz pozitif bilime inanın, erken tanıyı kaçırmayın ve sağlığınızı ertelemeyin" dedi.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 07:55
15 il merkezli siber dolandırıcılık operasyonlarında 90 şüpheli yakalandı
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 15 il merkezli siber dolandırıcılık operasyonlarında 90 şüphelinin yakalandığını ve 58’inin tutuklandığını açıkladı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın paylaştığı bilgilere göre, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Jandarma Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve MASAK koordinesinde İl Jandarma Komutanlıklarınca siber dolandırıcılığa karşı Ankara, Antalya, Çanakkale, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Konya, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Şanlıurfa, Şırnak, Trabzon ve Van merkezli operasyonlar düzenlendi. Operasyonlar sonucu hesaplarında 1.1 milyar TL işlem hacmi bulunan 90 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 58’i tutuklanırken 25’i hakkında ise adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Operasyonlarda yakalanan şüphelilerin; yasa dışı bahis oynattıkları ve suçtan elde edilen paranın nakline aracılık ettikleri, ele geçirdikleri kişisel veriler ile vatandaşları dolandırdıkları, sosyal medya hesapları üzerinden sahte ilanlarla dolandırıcılık yaptıkları tespit edildi.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 07:16
MSB, Bakım Astsubay Kıdemli Başçavuş Talat Okur’un şehit olduğunu açıkladı
Milli Savunma Bakanlığı (MSB) rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan Bakım Astsubay Kıdemli Başçavuş Talat Okur’un şehit olduğunu açıkladı.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 07:14
MSB: "Rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan Bakım Astsubay Kıdemli Başçavuş Talat Okur şehit olmuştur"
MSB: "Rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan Bakım Astsubay Kıdemli Başçavuş Talat Okur şehit olmuştur"
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder