Yerel Haberler
Antalya
Göç İdaresi’nden basın mensuplarına dezenformasyon eğitimi 05 Mayıs 2026 Salı - 13:06:12 İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı, göç haberlerinde doğru ve güvenilir bilginin yaygınlaştırılması amacıyla basın mensuplarına yönelik "Göç Haberlerinde Yanlış Bilgi ve Dezenformasyonla Mücadele" başlıklı bir medya semineri düzenledi. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği tarafından Antalya’da düzenlenen seminerin ilk oturumu, Başkan Yardımcısı Niyazi Ulugölge ile Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Ömer Çetin’in açılış konuşmalarıyla başladı. Dijital mecralarda hızla yayılan yanlış bilgi ve manipülasyonlara değinen Ulugölge, kaynağı belirsiz içeriklerin toplumsal hassasiyetleri tetikleyebildiğini belirterek, bu süreçte basın mensuplarının kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. "Yanlış kullanılan tek bir kelime bile kamuoyunda ciddi bilgi kirliliğine yol açabiliyor" Programda konuşan Göç İdaresi Başkan Yardımcısı Niyazi Ulugölge, göç alanında yürütülen çalışmalar kadar medyanın doğru bilgilendirme görevine dikkat çekerek, "Sahada verdiğimiz mücadele ne kadar hayatiyse, sizlerin kamuoyunu doğru bilgilendirme çabası da o kadar önemlidir. Yanlış kullanılan tek bir kelime bile kamuoyunda ciddi bilgi kirliliğine yol açabiliyor" diye konuştu. Basın mensuplarının soruları da yanıtlandı Seminer kapsamında gerçekleştirilen sunumun ardından düzenlenen soru-cevap bölümünde, Ulugölge’nin yanı sıra Yabancılar Genel Müdürü Fatih Ayna, Sınır Yönetimi Genel Müdürü Ozan Gazel ve Göç Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Karataş basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bu bölümde; göç olgusu özelinde ve göç haberlerinde veriye dayalı, güncel, doğru ve sorumluluk bilinciyle sürdürülmesi gereken bilgi akışının sağlanmasında medya ile kurulacak iletişimin önemine bir kez daha vurgu yapıldı.
05 Mayıs 2026 Salı - 12:44 Rektör Özkan "Bu ayın sonunda CAR-T hücreleri ile lösemi ve lenfoma tedavilerine başlayacağız" Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Kemer ilçesinde bir dizi resmi ziyaret ve inceleme programı gerçekleştirdi. Ziyaretlerinde üniversite bünyesinde yürütülen CAR-T Cell’e de (Hücresel Tedavi Merkezi) değinen Rektör Özkan, "Merkezimizin ruhsatı geçen hafta alındı; muhtemelen bu ayın sonunda CAR-T hücreleri ile lösemi ve lenfoma tedavilerine başlayacağız. Hedefimiz bu çalışmaları diğer kanser türlerine de yaygınlaştırmak" dedi. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, beraberinde Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen ve Genel Sekreter Dr. Ali Evren İmre ile Kemer’de ziyaretlerde bulundu. İlk ziyaretini Kemer Adliyesi Cumhuriyet Başsavcısı Gamze Almalı’ya yapan Rektör Özkan, Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak yeni görevine atanması nedeniyle Başsavcı Gamze Almalı’ya hayırlı olsun dileklerini iletti. Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nu da makamında ziyaret eden Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, üniversite-şehir iş birliğinin güçlü bir örneği olarak Kemer’e kazandırılan Denizcilik Fakültesi ile 300 kişi kapasiteli öğrenci yurdu projesinin mevcut durumunu ve ilerleyen süreçlerini görüştü. Rektör Özkan ve beraberindeki heyet Kemer Kaymakamı Ahmet Solmaz’ı da makamında ziyaret ederek bir süre görüştü. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, güçlendirme ve tadilat çalışmaları devam eden Kemer Uygulama Oteli inşaatını yerinde inceledi. Öğrencilerin sahada deneyim kazanabileceği, turizm ve hizmet sektörüne yönelik sertifikalı eğitimlerin verileceği nitelikli bir uygulama alanı olarak planlanan binada projelendirme çalışmalarının tamamlandığı açıklandı. Kemer Göynük Mutfak Sanatları Meslek Yüksekokulunu da ziyaret eden Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, akademisyenlerle ve öğrencilerle sohbet ederek çalışmalarında başarılar diledi. Rektör Özkan, Aşçılık Programının aldığı tam akreditasyon nedeniyle Doç. Dr. Adem Arman’ı, akademisyenleri ve öğrencileri tebrik etti. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Kemer Göynük Fen Lisesi’ni ziyaret ederek öğrencilerle sohbet etti. Kemer Göynük Fen Lisesi’ni ziyaret eden Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’ı, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Erkan Ergen, Göynük Fen Lisesi Müdürü Ali Yıldırım, müdür yardımcıları, öğretmenler ve öğrenciler karşıladı. Göynük Fen Lisesi Konferans Salonu’nda öğrencilerle bir araya gelen Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, kendi eğitim hayatından plastik cerrahi alanındaki dünyaca ünlü başarılara kadar pek çok konuya değinerek tıp eğitimi ve üniversite tercihleri konusunda öğrencilere tavsiyelerde bulundu. "Fen liseleri bilim dünyası için önemli" Konuşmasına fen lisesi mezunu bir aileden geldiğini belirterek başlayan Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, fen liselerinin bilim dünyası için taşıdığı kritik öneme dikkat çekerek "Çok güzel bir okulda okuyorsunuz, okulunuzun kıymetini bilin. Üç yıl çok çabuk gelip geçiyor. Burada hem eğlenin hem kendinizi donatın hem de üç yılın sonunda ne yapacağınıza en başta karar verirseniz, işiniz çok daha kolay." tavsiyelerinde bulundu. "Tıp okumak sabır ve çalışma gerektirir" Öğrencilerin tıp fakültesi eğitimi hakkındaki sorularını yanıtlayan Rektör Özkan, tıp okumanın zorlu ancak tatmin edici bir süreç olduğunu vurguladı. Başarının anahtarının çalışmak olduğunu ifade eden Rektör Özkan, "Çalışmadan bir yere geleni hiç görmedim. Geliyorsa da o çok uzun kalmıyor. Tıp fakültesi eğitimi 6 yıl ve zor bir eğitim. Bir insanla ilgili birçok şeyi hâlâ bilmiyoruz. Ama bir iş ne kadar zorsa ve siz onda ne kadar iyiyseniz, o kadar vazgeçilmez olursunuz." dedi. "Seçeceğiniz mesleği yakından tanıyın" Tıp eğitiminin sadece hasta tedavi etmekten ibaret olmadığını, sağlık yönetimi, farmakoloji ve moleküler biyoloji gibi geniş bir yelpazeye yayıldığını belirten Rektör Özkan, öğrencilere önce meslek seçimi yapmalarını önererek, "Size tavsiyem önce çok istediğiniz mesleği tanıyın. Belki yaz dönemlerinde o mesleğin erbabının yanına giderseniz size çok yardımcı olacaktır." tavsiyesinde bulundu. "CAR-T Merkezi dünyadaki sekizinci merkez" Üniversite bünyesinde yürütülen yeni çalışmalara da değinerek CAR-T Cell (Hücresel Tedavi Merkezi) hakkında bilgiler aktaran Rektör Özkan, "Bildiğiniz üzere vücudumuzda T hücreleri, B hücreleri, nötrofiller ve lenfositler gibi bağışıklık sistemi hücreleri bulunmaktadır. Şu an dünyada sadece 5-6 noktada uygulanan bu tedavi yönteminin sekizinci merkezi biz olacağız. Bize en yakın merkez İsrail’de bulunuyor ve bu tedaviler yaklaşık 1 milyon dolar gibi yüksek maliyetlerle uygulanıyor. Şu an için bu yöntem yalnızca lenfoma ve lösemi vakalarında kullanılabiliyor. Tedavi sürecinde hastadan kan alıyor, içindeki T hücrelerini ayrıştırıyor ve bu hücreleri söz konusu lösemi veya lenfoma türüne karşı laboratuvar ortamında adeta silahlandırıyoruz. Bu hücrelerin hem sayısını hem de etkisini artırdıktan sonra hastaya geri enjekte ediyoruz. Böylece bu modifiye edilmiş T hücreleri, vücutta doğrudan gidip sadece kanserli hücrelerle savaşıyor" dedi. "CAR-T merkezi çok yönlü bir merkez" CAR-T hücre tedavisi tamamen kişiye özel olduğunu ifade eden Rektör Özkan, "Hastanın kendi hücresi kullanıldığı için hem çok daha seçici hem de hedef odaklı bir hücresel tedavidir. İnanıyorum ki 20 yıl sonra artık klasik tedavileri değil, bu tür hücresel tedavileri konuşuyor olacağız. Merkezimizin ruhsatı geçen hafta alındı; muhtemelen bu ayın sonunda CAR-T hücreleri ile lösemi ve lenfoma tedavilerine başlayacağız. Hedefimiz bu çalışmaları diğer kanser türlerine de yaygınlaştırmak. Bu kapsamda dünyada çok az sayıda bulunan öncü merkezlerden biri olacağız. Şu an odaklandığımız merkezimiz sadece kanserle değil, aynı zamanda yapay doku çalışmalarıyla da ilgilenen çok yönlü bir yapıya sahip" dedi. "Üniversite tercihi ve şehir avantajı" Akdeniz Üniversitesi’nin uluslararası sıralamalarda Türkiye’nin önde gelen kurumları arasında olduğunu hatırlatan Rektör Özkan, tıp ve mühendislik gibi yoğun mesai gerektiren bölümlerde aile yanında okumanın lojistik ve psikolojik avantajlarına vurgu yaptı. "Merak eden öğrenci benim için çok kıymetlidir" Akdeniz Üniversitesi ile Göynük Fen Lisesi arasında yapılan protokolün öğrencilere ne gibi bir yararı olacağı sorusu üzerine Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Üniversitemizin sunduğu laboratuvar imkânları ve öğretim üyelerimizin desteği çok kıymetli. Bir araştırma yapmak istediğinizde, lisenizdeki laboratuvar imkanlarının ötesinde daha derinlemesine analizlere ihtiyaç duyarsanız, üniversitemizin tüm kapıları sizlere sonuna kadar açıktır. Yeter ki isteyin; hiçbir öğrenciye hayır denmez. Eğer olur da bir engel ile karşılaşırsanız lütfen beni bulun. Merak eden öğrenci benim için çok kıymetlidir ve o merakı her zaman ateşlemek gerekir. Bizim size bu protokolle sunduğumuz en büyük katkıların başında yabancı dil desteği ve gelişmiş laboratuvar imkanları geliyor. Ancak bizim asıl kazanımımız, sizlerin mutluluğu ve başarılarıdır. Sizler güzel işler çıkardıkça biz de mutlu oluyoruz. Belki bir-iki sene sonra üniversitemizde benim öğrencim olacaksınız; sizin gibi başarılı ve meraklı öğrencilerin bizi tercih etmesi bizim için en büyük kazanımdır" dedi. Kemer İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Erkan Ergen ise yaptığı konuşmada Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’ı Göynük Fen Lisesi’nde misafir etmekten mutluluk duyduklarını ifade etti. Ergen geçtiğimiz haftalarda Göynük Fen Lisesi ile Akdeniz Üniversitesi arasında imzalanan protokol içinde Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’a teşekkür etti. Söyleşi sonunda Rektör Özkan’a günün anlam ve önemine binaen İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Erkan Ergen ve Göynük Fen Lisesi Müdürü Ali Yıldırım tarafından plaket takdim edildi.
05 Mayıs 2026 Salı - 12:25 Eski eşini eşarbı ve yastıkla boğan sanık: "Yastıkla yüzünü kapattım, öldüğünü anladım" Antalya’da boşandığı eski eşi Hanım Biçer’i (30) eşarbıyla boğarak öldürmekten tutuklu sanık Hızır Çelik, (33) ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık Çelik, mahkemedeki savunmasında, "O anda artık kendimi tutamadım, gözüm karardı. Yastıkla yüzünü kapattım, yüzünü görmedim. Görmemek için yaptım. Hareketsiz yatıyordu, zaten öldüğünü anladım" dedi. Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi’nde 11 Eylül 2025 Perşembe gecesi meydana gelen olayda, Hızır Çelik’in boşandığı eşi Hanım Biçer’i eve götürdükten sonra aralarında tartışma çıktığı, tartışmanın ardından genç kadını eşarbıyla boğduğu ve yüzüne yastık bastırdığı iddia edildi. Evden yaklaşık 3 saat sonra ayrılan zanlı, yaklaşık 16 saat sonra eski eşinin kardeşini arayarak, "Ben kızı öldürdüm, haberiniz olsun" dedi ve Yeniköy Polis Amirliği’ne giderek teslim oldu. Olay yerine sevk edilen polis ekipleri, Hanım Biçer’in cansız bedenini evde buldu. Savcılık ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından genç kadının cenazesi otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Emniyette ifadesi alınan Hızır Çelik ise işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Zanlının ilk ifadesinde, "Eve beraber gittik, eski konuları açtı, o esnada kendimi kaybettim, olay gerçekleşti" dediği öğrenildi. Çelik, çıkarıldığı mahkemece tutuklanıp cezaevine gönderildi. Cinayet öncesi ve sonrası kameraya yansıdı Öte yandan, talihsiz kadının son anları güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde Hanım Biçer ile Hızır Çelik’in birlikte siteye girdikleri, kadının kapıyı açtığı ve ikilinin eve girdiği anlar yer aldı. Bir süre sonra zanlının elinde poşetle tek başına evden çıktığı, merdivenden indikten sonra eve doğru baktığı ve ardından siteden ayrıldığı görüldü. Savcılık iddianameyi tamamladı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheli Hızır Çelik’in, maktul Hanım Biçer’i ikametinde eşarp ile boğarak öldürdüğü ve ardından maktule ait cep telefonunu alarak olay yerinden ayrıldığı belirtildi. İddianamede, şüphelinin eylemine ilişkin olarak ’kadına ve boşandığı eşe karşı kasten öldürme’ ve ’kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık’ suçlarından cezalandırılması talep edildi. İlk kez hakim karşısına çıktı Davanın ilk duruşması Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Hızır Çelik, maktul Hanım Biçer’in ağabeyi müşteki Resul Biçer ile taraf avukatları katıldı. Hakkındaki suçlamalar hatırlatılan sanık Hızır Çelik, savunmasında olayın planlı olmadığını ileri sürdü. Çelik, olay günü eski eşiyle görüştüğünü, Hanım Biçer’in kendisine mesaj attığını ve bunun üzerine yanına gittiğini iddia ederek, "Beni oraya planlı şekilde çağırdı. Gündüz de çağırmıştı. Ev sahibiyle akrep meselesini görüşmesini söyledim. Aradığını, mesaj attığını ve ev sahibinin gelip evi ilaçladığını söyledi. Akşam ise kendisini öldüreceğini belirten mesaj attı. Bu mesaj üzerine yanına gittim. Yani ben onu öldürmek için oraya gitmedim. Öldürmek isteseydim bunun gündüzü de vardı, saati de vardı" dedi. "Eşarbı boğazına bağladım" Çelik, tartışmanın devamında gözünün karardığını ileri sürerek olay anını ise şu şekilde aktardı: "O anda artık kendimi tutamadım. O anda artık gözüm karardı. Zaten çok fazla birikmiştim, çok fazla acı çekiyordum. Nasıl öldüğünü bilmiyorum. Yastıkla yüzünü kapattım. Yani yüzünü görmedim, görmemek için bunu yaptım. Çok kendimde değildim. Yastığı yüzünde ne kadar tuttuğumu söylemem mümkün değil. Şöyle oldu, kusacak gibi oldum. Arka tarafta tuvalet vardı, oraya gittim. O sırada eşarbı boğazına bağlamıştım sanırım. Eşarbın düğümlerini hatırlıyorum ancak nereden aldığımı, nasıl bağladığımı net şekilde hatırlamıyorum. Tuvalette uzun süre bekledim." "Hareketsiz yatıyordu, zaten öldüğünü anladım" Cinayet sonrası yaşananları da anlatan sanık Çelik, olayın ardından banyoya gittiğini belirtti. Çelik, "Elimi yüzümü birkaç defa yıkadım. Kaç dakika olduğunu bilmiyorum ama uzun süre bekledim. Çıktığımda bir kere baktım sadece. Hareketsiz yatıyordu, öldüğünü anladım. Ben daha önce hiç böyle bir şeye şahit olmadım, hiç ölü görmedim bile. Telefonunu aldım. Bu ilişki ortaya çıkmasın diye silmek istedim. Şifre vardı. Şifre olunca telefonu kırdım, Döşemealtı’nda dereye attım. Kendi telefonumu zaten teslim ettim. Ben zaten yerini söylemiştim" ifadelerini kullandı. "İntihar etmeyi düşündüm" Olayın ardından evden ayrıldığını söyleyen sanık, ilk anda teslim olmayı düşünmediğini, intihar etmeyi düşündüğünü ileri sürdü. Çelik, "Ben teslim olmayı da düşünmedim, intihar etmeyi düşündüm, önceliğim buydu. Çocuklarıma gittim. Çocuklar uyumuştu. Biraz çocukları yatağıma koydum, onları izledim, ağladım. Düğün fotoğraflarım falan daha duruyordu. Onları götürdüm, inşaatta yaktım. Orada abimi gördüm, böyle bir şey yaptığımı söyledim. İntihar edeceğimi de söyledim. En son Sait abim beni aradı, ‘Çocukları düşün, onların senden başka umudu yok. Kendini düşünmüyorsan çocuklarını düşün’ dedi. Artık mecbur ne yapayım, aynı gün teslim oldum. Ben kaçmayı falan düşünmedim. Kaçmayı isteseydim kaçardım" dedi. Planlayarak yaptı iddiası Duruşmada dinlenen Hanım Biçer’in ağabeyi Resul Biçer, sanığın olaydan önce de kardeşini takip ettiğini ileri sürerek, "Boşandıktan sonra, bu olaydan önce biz evde yokken evin etrafında dolaşıyordu. Kız kardeşimin kaybolduğu dönemde de kendisinden şüphelendim. Arayıp ‘Yanında mı?’ diye sordum. Zaten o gün de eve gelmiş, evin çevresinde dolaşmış. Hatta bana, ‘Eldiven de almıştım, kızı yukarıdan atacaktım’ dedi. Daha önce de olaya intihar süsü vermeye çalışıyordu. Bu cinayet aylar öncesinden planlanmıştı. Biz evde yokken kardeşimi takip ediyor, ona ulaşmaya çalışıyordu" dedi. Biçer, kardeşinin ailelerinin yanında kaldığını belirterek, "Hanım Biçer bizim yanımızda kalıyordu. Sanık, kardeşimin düğünü olduğu gün eve gelmiş. Hepimiz düğündeydik, kardeşim ise düğüne gelmemişti. Daha sonra neden gelmediğini sorduğumuzda, sanığın kendisini tehdit ettiğini söyledi. ‘Eğer gidersen çocuklarını öldürürüm’ demiş. Bu nedenle düğüne gelmemiş. Sanık da o gün eve gelip kardeşime ulaşmaya çalışmış. Ulaşamadan ailedekiler tarafından görülünce kaçmış. Hatta araçla peşinden gidilmiş ancak kaçmış" ifadelerini kullandı. Müşteki Resul Biçer, olaydan önce aile olarak sanığın yakınlarını uyardıklarını belirterek, "Bu olaydan bir iki ay önce de benzer durumlar yaşandı. Sait abisini aradık, ‘Kardeşin böyle yapıyor, kardeşinize sahip çıkın. Boşanmışlar, gitmiş, daha ne istiyor?’ dedik. Daha sonra bir şekilde kardeşime ulaşmış. ‘Gel, çocukları vereceğiz’ demiş. Velayet davası açılmış. Kardeşime, ‘Ben sana çocukları vereceğim’ demiş. Olay gecesinin ertesi günü çocukları vereceğini söylemiş" dedi. Ertesi gün çocuklarım gelecek’ diye alıp dolaba koymuş. Biçer, kardeşinin çocukları için hazırlık yaptığını ifade ederek, "Ben eve gittiğimde dolabın içinde çocukların sevdiği yiyeceklerin olduğunu gördüm. Kardeşim, ‘Ertesi gün çocuklarım gelecek’ diye alıp dolaba koymuş. Hanım’ın Hızır ile buluşmaya nasıl gittiğinden haberimiz yoktu. Bizden habersiz çıkıp gitmişti. Olaydan yaklaşık bir ay önce de evden ayrılmıştı. Sığınma evine mi gitti, Hızır’ın yanında mıydı, bilmiyorduk. Biz polise gidip şikayetçi olduk. Kendisine ulaşıldığında bizimle görüşmek istemediğini söylemiş. Olay günü bizim haberimiz yoktu. Daha sonra sanık inşaata gidip Rıdvan Çelik’e ‘Ben böyle bir şey yaptım’ demiş. Onların kız kardeşi de benim biraderimin eşi olur. Bizi arayıp Hızır’ın Hanım’ı öldürdüğünü söyledi. Bunun üzerine ben de hemen polisi aradım" dedi. "Hızır, kardeşime ulaşıp ‘Gel, çocuklara bakamıyorum’ demiş" Çocukların velayetine ilişkin süreci de anlatan Biçer, "Çocukların velayeti babadaydı. Anlaşmalı boşanmışlardı ve velayet babada kalmıştı. Son dönemde velayet davası açılmıştı. Hızır, kardeşime ulaşıp ‘Gel, çocuklara bakamıyorum’ demiş. Hatta evin oraya gelip aşağıdan seslenmiş. O süreçte velayetin kimde kalacağı ortak kararlarıydı. Çocukların belli günlerde annelerini görmesi, velayetin ise babada kalması yönünde karar vermişlerdi" diye konuştu. Sanığın savunmasına karşı kardeşini anlatan Biçer, "Hanım eşine saygılıydı. Ben bir şeyini duymadım, görmedim. Hatta Hızır ona şiddet uyguluyordu. Anlaşmalı boşandılar. Kız kardeşim önce dava açtı, imza atmadı. Sonra kendisi dava açtı ve boşandılar. Sanıktan şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır" ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti sanık, müşteki ve taraf avukatlarının savunmalarının ardından, eksik hususların giderilmesi, SEGBİS kayıtlarının çözümünün yaptırılması ve dosyadaki diğer işlemlerin tamamlanması için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Voleybolun geleceği Antalya’da konuşuldu
30 Ocak 2026 Cuma - 18:09 Voleybolun geleceği Antalya’da konuşuldu Eczacıbaşı Spor Kulübü bünyesinde ilk kez düzenlenen Eczacıbaşı Geleceğe Smaç Takımları Turnuvası, farklı kampüslerden sporcuları Antalya’da bir araya getirdi. 21 Ocak-1 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen turnuva Antalya Nirvana Cosmopolitan Hotel’de yapıldı. Antalya’da 10 gün boyunca, üç dönem halinde gerçekleştirilen turnuva kapsamında; her dönemin sonunda Eczacıbaşı Dynavit’in başarılı sporcuları Ebrar Karakurt, Elif Şahin, Simge Aköz ve Yaprak Erkek, uzaktan bağlantıyla genç voleybolcularla bir araya gelerek kariyer yolculuklarını paylaştı ve onlara ilham verdi. Turnuvanın kapanış gününde ise Dilay Özdemir ve Meliha Diken de uzaktan bağlantıyla sporcularla buluşacak. Voleybolun geleceği ve mirası Turnuvanın kapanış etkinliğinde Eczacıbaşı Spor Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Eczacıbaşı’nın ev sahipliğinde, genç sporcuların katılımıyla voleybolun geleceği ve mirası odağında kapanış etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Faruk Eczacıbaşı, "‘Birlikten kuvvet doğar’ diye bir söz vardır. Gücü birlikte üretmek, ortak bir hedef doğrultusunda birlikte çalışabilmek ve bir takımın vazgeçilmez bir parçası olabilmek son derece değerlidir. Bu yalnızca spor hayatınızda değil, özel hayatınızda da geçerlidir. Bir bütünün vazgeçilmez bir parçası olmanın ne kadar önemli olduğunu, böyle ortamlarda çok daha iyi göreceğinize inanıyorum. Bu deneyimler, hayatınıza yön verecek önemli kazanımlar sağlayacaktır. Toplum içinde, arkadaşlık ilişkilerinizde, ileride kuracağınız ailede ve hayatınız boyunca üstleneceğiniz her rolde; bir bütünün vazgeçilmez parçası olmayı en iyi şekilde yine bu tür ortamlar sayesinde öğreneceksiniz. Sizler, tüm dünyaya gençlerin ve özellikle Türk kadınlarının neler başarabileceğini, ne kadar güçlü ve kararlı olabileceğini göstereceksiniz. Önünüzde uzun ve dolu dolu bir hayat var. Hayat yalnızca spordan ibaret değil; bireysel ve toplumsal olarak da anlam kazanan bir yolculuk. Toplumun vazgeçilmez bir parçası olmayı başardığınızda, hayatın en değerli amaçlarından birini gerçekleştirmiş olacaksınız. İyi bir birey olmak; aranan, sevilen ve ‘onsuz olmaz’ denilen biri haline gelmek, hayat yolculuğunuzun en önemli rehberlerinden biri olacaktır" dedi. Eczacıbaşı Spor Kulübü, Geleceğe Smaç Okulları ile genç sporcuları voleybolla buluşturmaya, onların sportif ve kişisel gelişimlerine katkı sağlamaya ve Eczacıbaşı geleneğini yeni nesillere aktarmaya devam ediyor. 30 bin genç kız voleybol ile tanıştı 2015 yılında, Eczacıbaşı Spor Kulübü, ES Voleybol Spor Kulübü iş birliğiyle Geleceğe Smaç projesini hayata geçirdi. Temmuz 2025 itibarıyla Geleceğe Smaç, tamamen Eczacıbaşı Spor Kulübü bünyesinde faaliyet gösteren Geleceğe Smaç Spor Okulları yapısına dönüştü. Bu dönüşümle birlikte spor okulları, kulübün altyapı sistemiyle daha güçlü bir entegrasyon sağlayarak kız çocuklarının erken yaşta voleybol ile tanışmasını, spor kültürü kazanmasını ve lisanslı sporcu olarak gelişimlerini sürdürmeleri hedefleniyor. O tarihten bu yana, 24 kampüste yürütülen program kapsamında 30 bin genç kız voleybol ile tanıştı. 2015 yılından itibaren programa 10 bine yakın sporcu katılım sağladı; bunların 4.951’i voleybol okullarında eğitim alırken, 2.100’ü lisanslı sporcu oldu. Eczacıbaşı Spor Kulübü bünyesinde Antalya’da ilk kez düzenlenen Geleceğe Smaç Takımları Turnuvası’na; İstanbul başta olmak üzere Ataşehir, Beykoz, Koşuyolu, Şerifali, Florya, Maltepe ve İzmir kampüsleri (Gaziemir, Bornova, Karşıyaka) ile Ankara, Adana, Mersin ve Eskişehir’den toplam 13 kampüs ve 625 sporcunun katıldı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Yurtlarımızda 1 milyon kapasiteyi geçmiş durumdayız"
30 Ocak 2026 Cuma - 17:40 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Yurtlarımızda 1 milyon kapasiteyi geçmiş durumdayız" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, öğrenci yurtlarının kapasitesinin 1 milyonu aştığına dikkat çekerek, "Kim ne derse desin. Dünyada örgün öğrenimde okuyan öğrenci başına en fazla yurdu olan ülkelerin başında Türkiye geliyor. Başvuranların neredeyse tamamını yerleştiren bir sistemimiz var" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Antalya Ahmet Hamdi Akseki KYK Yurdu’nda düzenlenen Kış Kampı programında gençlerle buluştu. Konuşmasında fırsat eşitliği vurgusu yapan Yılmaz, "Türkiye’nin hangi bölgesinde, hangi köyünde doğmuş olursa olsun, hangi sosyo-ekonomik gruba mensup olursa olsun tüm çocuklarımıza kendilerini geliştirme imkanı sunmak bizim temel görevimizdir. Eğitime yaptığımız yatırımlar bunun en açık göstergesi. AK Parti geldiği sıralarda 70 küsür olan üniversite sayısını bugün 129’u devlet, 79’u vakıf olmak üzere 208’e çıkardık. Sadece sayıyı artırmakla kalmadık; dünyanın birçok ülkesinde üniversite eğitimi paralıyken, biz üniversite eğitimini parasız hale getirdik. Ders kitaplarını ücretsiz olarak sırasına koyduk" ifadelerini kullandı. "KYK yurtları depremde stratejik kalemiz oldu" Öğrenci yurtlarının kapasitesinin 1 milyon eşiğini aştığını belirten Yılmaz, "Kim ne derse desin. Dünyada örgün öğrenimde okuyan öğrenci başına en fazla yurdu olan ülkelerin başında Türkiye geliyor. Başvuranların neredeyse tamamını yerleştiren bir sistemimiz var. Bu yurtlar sadece öğrencinin kaldığı yerler değil; depremde gördük, çok işimize yaradı. Birçok ailemizi buralarda misafir ettik. Bugün de Antalya’da olduğu gibi kış kampları ve sosyal etkinlikler için kullanılması çok anlamlı" dedi. 3 milyon gence 450 milyar TL’lik "GÜÇ" desteği İstihdam projelerine değinen Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından duyurulan "Gençliğin Üretim Gücü (GÜÇ)" programına ilişkin şunları söyledi: "İŞKUR artık sadece iş yönlendiren değil, eğitim ve staj programları düzenleyen gelişmiş bir yapıya dönüştü. Yeni programımızla 3 yılda 450 milyar TL kaynak ayırdık ve 3 milyon gencimize dokunacağız. Ayrıca günlük bin 375 TL cep harçlığıyla kampüslerde uyguladığımız programlarımız devam ediyor. Ulusal Staj Portalı ile gençlerimizin iş hayatına erken yaşta adım atmasını sağlıyoruz." "İş dünyasının ‘tecrübe’ bitiriyoruz" Yılmaz, ayrıca İşe İlk Adım Programı kapsamında 18-25 yaş arasındaki gençlerin istihdam edilmesi halinde devletin 6 ay süreyle ücret ve prim desteği sağlayacağını ifade etti. Gençlerin iş ararken karşılaştığı en büyük engel olan tecrübe sorununa çözüm getirdiklerini belirten Yılmaz, "Gençler işe gittiğinde ’tecrüben var mı?’ diye soruyorlar. İşte bunu 6 aylık destek programlarımızla ortadan kaldırıyoruz. Maliyeti tamamen İŞKUR tarafından karşılanan bu sistemle gençlerimiz iş deneyimi kazanacak" dedi. "Siyasette seçme ve seçilme yaşını biz düşürdük" Gençlerin karar alma süreçlerinde aktif rol almasını istediklerini vurgulayan Yılmaz, "Seçme ve seçilme yaşını düşürürken bize çok karşı çıktılar, eleştirdiler ama biz yaptık. Belediye meclislerinden TBMM’ye kadar her aşamada gençlerin olmasını istiyoruz. Biz gençler için değil, gençlerle birlikte bir şeyler yapıyoruz. Medyaya da sesleniyorum; lütfen olumsuz haberler yerine pırıl pırıl, dünya ile rekabet eden bu gençlerimizin başarılarını, olumlu örneklerini gösterin" diye konuştu. "Haklı olanın güçlü olduğu bir dünya" Türkiye’nin birliği ve beraberliği üzerine mesajlar veren Yılmaz, konuşmasını şöyle tamamladı: "Türk’üyle, Kürt’üyle, Zaza’sıyla, Çerkezi’yle, Alevi’si ve Sünni’siyle bir olacağız. Enerjimizi iç kavgalara değil, ülkemizi geleceğe taşımak için harcayacağız. Sadece haklı olmak yetmiyor, aynı zamanda güçlü olmanız gerekiyor. Haklı olanın güçlü olduğu bir dünya için çalışmaya devam edeceğiz." Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanı sıra Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Halis Yunus Ersöz, Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya Milletvekilleri ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Şemsi Bayraktar’dan sel ve hortumdan zarar gören Antalyalı üreticiler için destek talebi
30 Ocak 2026 Cuma - 17:37 Şemsi Bayraktar’dan sel ve hortumdan zarar gören Antalyalı üreticiler için destek talebi Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Antalya’nın Kumluca ilçesinde sel ve hortumdan zarar gören bölgelerde incelemelerde bulunarak, don afetinde yapılan nakdi yardımların aynı şekilde bu afetler için de verilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Antalya’nın Kumluca ilçesinde sel ve hortumdan etkilenen tarım alanlarında incelemelerde bulundu. Bayraktar, sabah saatlerinde Kumluca’ya gelişinde ilk olarak Kumluca Ziraat Odası’nı ziyaret etti, ardından hortumdan zarar gören Mavikent Mahallesi’ne geçti. Bayraktar, bölgede ayrıca Kumluca Kaymakamı Bahadır Güneş ve DSİ Finike Şube Müdürü Mehmet Şen’den yaşanan sel ve hortumla ilgili bilgi alındı. "İklim değişikliği tarıma büyük zarar veriyor" Mavikent Mahallesi’nde hortumdan zarar gören üreticileri ziyaret eden Genel Başkan Şemsi Bayraktar, iklim değişikliği ve mevsim kaymalarının tarım sektöründe ciddi kayıplara yol açtığını belirterek, Kumluca, Kemer, Aksu, Serik ve Kepez ilçelerinde 50 mahallede bin 437 üreticinin ve 5 bin 34 dekar meyve, sebze ve buğday alanının zarar gördüğünü söyledi. "Yüzlerce üretici, binlerce dekar alan zarar gördü" Bayraktar, hortum ve fırtına nedeniyle Kumluca, Aksu ve Demre’de 17 mahallede 162 üreticinin 787 dekar tarım alanının zarar gördüğünü, Finike ve Kepez ilçelerinde ise fırtına nedeniyle 47 üreticinin 115 dekar alanının etkilendiğini ifade etti. Bayraktar, dolu sonucu Döşemealtı, Gazipaşa ve Aksu ilçelerinde 5 mahallede 151 üreticinin 985 dekar tarım alanında meyve, sebze ürünleri ve sera yapılarının zarar gördüğünü kaydetti. "Üreticilerin üçte ikisi sigortasız" KOBİKS’e kayıtlı yaklaşık 283 bin dekar tarım arazisi bulunduğunu dile getiren Bayraktar, bu alanların yalnızca yüzde 34’ünün sigortalı olduğunu belirterek, üreticilerin üçte ikisinin zararlarını tazmin edecek durumda olmadığını vurguladı. "Don yardımı sel ve hortum için de yapılmalı" Üreticilerin kredi imkanlarına erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini söyleyen Bayraktar, "Don felaketinden zarar gören üreticilerimize nasıl nakdi yardım yapıldıysa, bu bölgede sel ve hortumdan zarar gören üreticilerimize de aynı desteğin verilmesini istiyoruz" dedi. Genel Başkan Şemsi Bayraktar, Mavikent Mahallesi’nin ardından selden zarar gören Karşıyaka ve Kum mahallelerinde de incelemelerde bulunarak Kumluca’dan ayrıldı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Yurtlarımızda 1 milyon kapasiteyi geçmiş durumdayız"
30 Ocak 2026 Cuma - 17:33 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Yurtlarımızda 1 milyon kapasiteyi geçmiş durumdayız" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, öğrenci yurtlarının kapasitesinin 1 milyonu aştığına dikkat çekerek, "Kim ne derse desin. Dünyada örgün öğrenimde okuyan öğrenci başına en fazla yurdu olan ülkelerin başında Türkiye geliyor. Başvuranların neredeyse tamamını yerleştiren bir sistemimiz var" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Antalya Ahmet Hamdi Akseki KYK Yurdu’nda düzenlenen Kış Kampı programında gençlerle buluştu. Konuşmasında fırsat eşitliği vurgusu yapan Yılmaz, "Türkiye’nin hangi bölgesinde, hangi köyünde doğmuş olursa olsun, hangi sosyo-ekonomik gruba mensup olursa olsun tüm çocuklarımıza kendilerini geliştirme imkanı sunmak bizim temel görevimizdir. Eğitime yaptığımız yatırımlar bunun en açık göstergesi. AK Parti geldiği sıralarda 70 küsür olan üniversite sayısını bugün 129’u devlet, 79’u vakıf olmak üzere 208’e çıkardık. Sadece sayıyı artırmakla kalmadık; dünyanın birçok ülkesinde üniversite eğitimi paralıyken, biz üniversite eğitimini parasız hale getirdik. Ders kitaplarını ücretsiz olarak sırasına koyduk" ifadelerini kullandı. "KYK yurtları depremde stratejik kalemiz oldu" Öğrenci yurtlarının kapasitesinin 1 milyon eşiğini aştığını belirten Yılmaz, yurtların fonksiyonelliğine dair şu ifadeleri kullandı: "Kim ne derse desin. Dünyada örgün öğrenimde okuyan öğrenci başına en fazla yurdu olan ülkelerin başında Türkiye geliyor. Başvuranların neredeyse tamamını yerleştiren bir sistemimiz var. Bu yurtlar sadece öğrencinin kaldığı yerler değil; depremde gördük, çok işimize yaradı. Birçok ailemizi buralarda misafir ettik. Bugün de Antalya’da olduğu gibi kış kampları ve sosyal etkinlikler için kullanılması çok anlamlı." 3 milyon gence 450 milyar TL’lik "GÜÇ" desteği İstihdam projelerine geniş yer ayıran Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından duyurulan "Gençliğin Üretim Gücü (GÜÇ)" programına ilişkin şunları söyledi: "İŞKUR artık sadece iş yönlendiren değil, eğitim ve staj programları düzenleyen gelişmiş bir yapıya dönüştü. Yeni programımızla 3 yılda 450 milyar TL kaynak ayırdık ve 3 milyon gencimize dokunacağız. Ayrıca günlük 1375 TL cep harçlığıyla kampüslerde uyguladığımız programlarımız devam ediyor. Ulusal Staj Portalı ile gençlerimizin iş hayatına erken yaşta adım atmasını sağlıyoruz." "İş dünyasının ‘tecrübe’ bitiriyoruz" Yılmaz, ayrıca İşe İlk Adım Programı kapsamında 18-25 yaş arasındaki gençlerin istihdam edilmesi halinde, devletin 6 ay süreyle ücret ve prim desteği sağlayacağını ifade etti. Gençlerin iş ararken karşılaştığı en büyük engel olan tecrübe sorununa çözüm getirdiklerini belirten Yılmaz, "Gençler işe gittiğinde ’tecrüben var mı?’ diye soruyorlar. İşte bunu 6 aylık destek programlarımızla ortadan kaldırıyoruz. Maliyeti tamamen İŞKUR tarafından karşılanan bu sistemle gençlerimiz iş deneyimi kazanacak" dedi. "Siyasette seçme ve seçilme yaşını biz düşürdük" Gençlerin karar alma süreçlerinde aktif rol almasını istediklerini vurgulayan Yılmaz, "Seçme ve seçilme yaşını düşürürken bize çok karşı çıktılar, eleştirdiler ama biz yaptık. Belediye meclislerinden TBMM’ye kadar her aşamada gençlerin olmasını istiyoruz. Biz gençler için değil, gençlerle birlikte bir şeyler yapıyoruz. Medyaya da sesleniyorum; lütfen olumsuz haberler yerine pırıl pırıl, dünya ile rekabet eden bu gençlerimizin başarılarını, olumlu örneklerini gösterin" diye konuştu. "Haklı olanın güçlü olduğu bir dünya" Türkiye’nin birliği ve beraberliği üzerine mesajlar veren Yılmaz, konuşmasını şöyle tamamladı: "Türk’üyle, Kürt’üyle, Zaza’sıyla, Çerkezi’yle, Alevi’si ve Sünni’siyle bir olacağız. Enerjimizi iç kavgalara değil, ülkemizi geleceğe taşımak için harcayacağız. Sadece haklı olmak yetmiyor, aynı zamanda güçlü olmanız gerekiyor. Haklı olanın güçlü olduğu bir dünya için çalışmaya devam edeceğiz." Programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanı sıra Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Halis Yunus Ersöz, Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya Milletvekilleri ve çok sayıda öğrenci katıldı. (İS-SM-
Antalya Büyükşehir Belediyesi araç filosunu güçlendirdi
30 Ocak 2026 Cuma - 16:47 Antalya Büyükşehir Belediyesi araç filosunu güçlendirdi Antalya Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde sunulan hizmetlerin daha hızlı, etkin ve verimli şekilde yürütülmesi amacıyla araç filosunu güçlendirdi. Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Büyükşehir Belediyesinin kendi öz kaynaklarıyla 847 milyon TL yatırım bedeliyle 256 yeni aracın Antalya’ya kazandırıldığını kaydetti. Antalya Büyükşehir Belediyesi, araç filosunun gücüne güç katan yeni araç eklemeleri yaptı. Bu kapsamda Antalya Büyükşehir Belediyesi, tamamı kendi öz kaynaklarından karşılanan 847 milyon TL bedelle 256 aracı envanterine ekledi. "Tamamı öz kaynakla alındı" Araç envanterine kazandırılan yeni araçların hizmete alım töreninde konuşan Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Büyükşehir Belediyesinin kendi öz kaynaklarıyla gerçekleştirilen yatırımın önemine dikkat çekti. Özdemir, "ASAT ve Antalya Büyükşehir Belediyesinin hizmet kapasitesini doğrudan güçlendiren çok önemli bir yatırımı sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Muhittin Başkanımızın oluşturduğu mali disiplin sayesinde Devlet Malzeme Ofisi’nden satın alımını yaptığımız toplam 847 milyon yatırım bedelli 256 adet aracımızı hizmet için filolarımıza katmış bulunuyoruz. Bunu sadece bir araç alımı olarak da görmüyoruz. Antalya Büyükşehir Belediyesinin ve ASAT’ın planlı, güçlü, sürdürülebilir hizmet anlayışını da net bir şekilde ortaya koyduğunu düşünüyoruz" dedi. "Antalya’ya hayırlı uğurlu olsun" "ASAT ve Büyükşehir’in hizmetlerinde kullanılacak bu araçlarla bizim önceliğimiz, hedefimiz nettir" diyen Özdemir, "Antalya’nın her sokağına, her mahallesine, her vatandaşa kesintisiz, kaliteli hizmeti götürmek. Buradaki ekskavatör, kepçe, arazöz, çekici, tır, damperli çöp kamyonu, forkliftimiz, motosikletimiz, yol temizleme süpürme araçlarımız, kanal açma makinemiz, transitlerimiz ve teleskobik yükleyicilerimiz ile toplam 256 aracımız Antalya’mıza hayırlı uğurlu olsun" şeklinde konuştu. Özdemir, daha sonra Milletvekili Mustafa Erdem ve beraberindeki heyetle birlikte Büyükşehir Belediyesinin yeni araçlarını inceledi. Törene Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Mustafa Erdem, CHP Parti Meclis Üyesi Önder Kurnaz, ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay ve Antalya Büyükşehir Belediyesi bürokratları katıldı.
Antalya’da seyir halindeki halk otobüsü alevlere teslim oldu
30 Ocak 2026 Cuma - 16:26 Antalya’da seyir halindeki halk otobüsü alevlere teslim oldu Antalya’da seyir halindeki halk otobüsü alevlere teslim oldu. Otobüs şoförünün aracın arkasından çıkan dumanları fark ederek yolcuları indirmesi ve müdahalesi olumsuzluk yaşanmasının önüne geçti. Olay, saat 14.30 sıralarında Kepez ilçesi Gülveren Mahallesi Gülveren Mahallesi Antalyalı Hakkı Çavuş Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre F.Y.’nin kullandığı 07 AAK 658 plakalı Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ait resmi plakalı halk otobüsünün motor kısmında henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. İçerisinde yolcu bulunan ve seyir halindeki halk otobüsü sürücüsü F.Y. aracın arkasından dumanlar çıktığını fark edince otobüsü hemen yolun kenarına çekti. Yolcuları indirip yangına müdahale etti Otobüs içerisinde bulunan az sayıdaki yolcuyu araçtan indiren F.Y. alevler içinde yanan motor kısmına yangın tüpü ile müdahale etti. Bu sırada durumun 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Kısa sürede verilen adrese gelen Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ekipler motor kısmı alevler içinde yanmakta olan halk otobüsünü söndürmek için çalışma başlattı. Ekiplerin kısa süreli müdahalesi ile yangın kontrol altına alınırken, halk otobüsünde soğutma çalışması yapıldı. Yangın nedeniyle halk otobüsünde maddi hasar meydana geldi.
Oğlu öldürülen anne mahkemeden keşif istedi: "Yıkanırken gördüm, boynunda tırnak izleri vardı, adli tıp raporunda çıkmadı"
30 Ocak 2026 Cuma - 15:59 Oğlu öldürülen anne mahkemeden keşif istedi: "Yıkanırken gördüm, boynunda tırnak izleri vardı, adli tıp raporunda çıkmadı" Antalya’da 26 yaşındaki gencin eski kız arkadaşının evinin önünde çıkan tartışmada bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin 1’i tutuklu 4 sanığın yargılandığı davanın yedinci celsesi görüldü. Duruşmada konuşan anne Sevim Talay, "Ben çocuğumun vefatından sonra yıkanırken yanına girdim, boynunda ve yüzünde tırnak izleri vardı. Neden adli tıp raporunda çıkmadı" diyerek keşif talep etti. Antalya’nın Aksu ilçesi Pınarlı Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’nde 25 Aralık 2024 tarihinde meydana gelen olayda, iddiaya göre Seyit Muhammet Talay (26) bir süre önce ayrıldığı kız arkadaşı A.S.’nin (23) evinin yakınında aracında bekledi. Durumu fark eden A.S.’nin babası Ömer S. ile yakınlarının Talay’ın yanına gelmesiyle taraflar arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kısa sürede kavgaya dönüştüğü olayda Talay, karnından bıçaklandı. Ağır yaralanan genç, kaldırıldığı Kepez Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi. Olayın ardından baba Ömer S. ile kızları A.S. ve D.S. gözaltına alındı. Şüphelilerden Ömer S. çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken, A.S. ve D.S. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Sanıklar hakkında ‘kasten öldürme’ suçlamasıyla iddianame düzenlendi. İddianamede, sanıkların birlikte hareket ettikleri, maktul yaralı haldeyken saldırının devam ettiği yönünde değerlendirmelere yer verildi. Anne ve babadan keşif talebi Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın yedinci celsesine, maktul Seyit Muhammet Talay’ın ailesi, tutuklu sanık Ömer S., tutuksuz sanıklar A.S., D.S. ve S.T. ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada söz alan baba Ramazan Talay, olay yerinin kör nokta olduğunu belirterek, adaletli bir keşif yapılmasını talep etti. Anne Sevim Talay ise oğlunun yalnızca bıçaklanmadığını, sonrasında da darbedildiğini öne sürerek, "İfadeleri okudum, çocuğumu Ömer S.’nin 3 çocuğu darbediyor. Bıçaklandıktan sonra yerde de darbediyorlar. Ben çocuğumun vefatından sonra yıkanırken yanına girdim, boynunda ve yüzünde tırnak izleri vardı. Neden adli tıp raporunda çıkmadı. Ev ile olay yeri 25-30 metre, keşif yapılmasını istiyorum" dedi. "Bu suçu işlemedim" Tutuklu sanık Ömer S. ise suçlamaları reddederek, "Bu suçu işlemedim. Karşı taraf sürekli mahkemeyi uzatarak mağdur olmama neden oluyor. Bir yılı aşkın süredir cezaevindeyim. Hem ben hem ailem zarar gördü. İşlemediğim bir suçtan dolayı buradayım. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Müşteki avukatı Huriye Erbuğa, bir sonraki celsede olaya tanıklık ettiğini düşündükleri kişinin dinlenmesini ve tüm sanıkların tutuklanmasını talep etti. Tutuksuz sanıklar ise üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, beraatlarını talep etti. Mahkeme heyeti, sanık Ömer S.’nin tutukluluk halinin devamına ve tanık dinlenmesi talebinin kabulüne karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Antalya Büyükşehir’den kırsal mahalle yollarına 759 milyar 505 milyon TL’lik yatırım
30 Ocak 2026 Cuma - 14:42 Antalya Büyükşehir’den kırsal mahalle yollarına 759 milyar 505 milyon TL’lik yatırım Antalya Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılında Gazipaşa’dan Kaş’a 19 ilçenin kırsal mahalle grup yollarına 759 milyar 505 milyon 771 bin 51 TL yatırım yaptı. Yolların asfaltlanması, bakım onarımı ve yeni yolların açılmasıyla vatandaşların daha konforlu ulaşımı sağlandı. Antalya Büyükşehir Belediyesi, kent merkezi ve kırsal mahalleler arasındaki ulaşım konforunu artırmak amacıyla başlattığı yol yapım, bakım ve onarım çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. 2025 yılında da asfalttan kar mücadelesine, bakım onarımdan yeni yolların açılmasına kadar vatandaşların daha konforlu ulaşımı için yoğun bir çalışma yürütüldü. Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılı içerisinde bu çalışmalar için 759 milyar 505 milyon 771 bin 51 TL harcadı. Yıllar içinde deforme olan mahalle grup yolları genişletilip, altyapısı yenilenerek asfaltlandı. Yazın sıklıkla kullanılan yaylalara ulaşım sağlayan yollar modernize edildi. Kış aylarında yaşanan sel ve heyelandan zarar gören noktalara anında müdahale edilerek, yaşanan mağduriyetlerin önüne geçildi. Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı’nca kırsal mahalle grup yollarında sathi asfalt, sıcak asfalt ve stablize çalışması yapıldı. Büyükşehir Belediyesi ayrıca greyderli bakım, asfalt yama, bakım onarım yaparken, yeni yollar da açtı. Kış aylarında da yoğun yağış yüzünden bozulan yollarda karla mücadele çalışması yapılırken, heyelan çalışması da gerçekleştirildi. Bu yatırımlar sayesinde kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşların ulaşım konforu önemli ölçüde iyileştirildi. Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı yolların tamamında yol bakım onarım çalışmaları devam ediyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Geçmişte paramızı ödediğimiz halde alamadığımız ürünleri bugün dünyaya satıyoruz"
30 Ocak 2026 Cuma - 14:20 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Geçmişte paramızı ödediğimiz halde alamadığımız ürünleri bugün dünyaya satıyoruz" Antalya’da düzenlenen Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin savunma sanayisinde önemli bir dönüşüm yaşadığını belirterek, "Geçmişte paramızı ödediğimiz halde bize satılmayan ürünleri bugün dünyanın dört bir yanına parası mukabilinde satar hale gelmiş durumdayız" dedi. Antalya’nın Serik ilçesindeki Belek Turizm Merkezi’nde 5. Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı başladı. Çok sayıda ihracatçının katılım sağladığı konferans, açılış konuşmalarıyla başladı. "Dünya yapısal bir dönüşüm sürecinden geçiyor" Konferansta konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel düzeyde güvenlik endişelerinin ve belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçildiğine dikkat çekti. Dünyada güç dengelerinin değiştiğini vurgulayan Yılmaz, yaşanan gelişmelerin belli siyasi tercihlerden çok daha öte, yapısal bir dönüşüme işaret ettiğini söyledi. Jeopolitik gerilimlerin ve yapay zekâ başta olmak üzere teknolojik dönüşümün güvenlik alanını doğrudan etkilediğini belirten Yılmaz, NATO ve Avrupa Birliği’nin savunma harcamalarına yönelik hedeflerinin de bu dönüşümün somut göstergeleri olduğunu ifade etti. NATO’nun harcama hedeflerini artırdığını söyleyen Yılmaz, "Jeopolitik gerilimlerin, belirsizliklerin arttığı, teknolojik dönüşümün yapay zeka merkezli hızlandığı bir ortamda stratejilerimizi belirlemek durumundayız. Bunu somut olarak NATO’nun hedeflerinde görüyoruz. 2035’te milli gelire oranla yüksek oranda harcama hedefleri konmuş durumda. Bunu yine Avrupa Birliği’nin tartışmalarında görüyoruz. Avrupa’nın güvenliği şu anda çok yoğun bir tartışma sürecinden geçiyor. Avrupa, başkalarına güvenerek yola devam edemeyeceğini, kendi çarelerini aramak gerektiğini gördü. Rusya-Ukrayna çatışması bağlamında özellikle. Bir taraftan da ABD’nin ’Artık bu maliyeti ben tek başıma yüklenmek istemiyorum’ yaklaşımını görmüş durumda. Dolayısıyla Avrupa, savunma alanına çok daha fazla kaynak ayıracak" dedi. "Savunma sanayi güçlü siyasi irade olmadan gelişemez" Bir ülkenin güvenliğinin yalnızca silahlarla ölçülemeyeceğini dile getiren Yılmaz, ekonomik, kültürel, idari ve hukuki yapının da güçlü olması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin savunma sanayisinde avantajlı bir konumda olduğunun altını çizen Yılmaz, bu avantajın erken dönemde ortaya konulan güçlü siyasi iradeden kaynaklandığını vurguladı. Yılmaz, savunma sanayinin önemine dikkat çekerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu alana erken dönemde verdiği güçlü desteğin Türkiye’yi küresel ölçekte avantajlı bir noktaya taşıdığını ifade etti. "185 ülkeye ihracat yapan bir savunma sanayimiz var" Türkiye’nin savunma sanayisinde geldiği noktaya ilişkin rakamları da paylaşan Yılmaz, 3 bin 500’ü aşkın firmanın faaliyet gösterdiğini, bin 400’ün üzerinde projenin yürütüldüğünü ve yaklaşık 100 bin kişiye nitelikli istihdam sağlandığını belirtti. Yakın gelecekte istihdamın 150 bine çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi. Savunma sanayisinde yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranına ulaşıldığını kaydeden Yılmaz, Türkiye’nin 185 ülkeye ihracat yaptığını belirterek, "Ürün çeşitliliği artmış bir savunma sanayi söz konusu. Geçmişte paramızı ödediğimiz halde bize satılmayan ürünleri bugün biz dünyanın dört bir yanına parası mukabilinde satar hale gelmiş durumdayız. Aslında bu Türkiye’nin bence son çeyrek yüzyılını özetliyor" dedi. "10 milyar doları aşmak yeni sorumluluklar getiriyor" Savunma sanayi ihracatının 10 milyar doları aştığını hatırlatan Yılmaz, bu başarının yeni bir muhasebe yapılmasını zorunlu kıldığını belirtti. Türkiye’nin artık çift haneli ihracat yapan ülkeler arasında kalıcı bir şekilde yer alması gerektiğini ifade eden Yılmaz, "Satın alma gücüne göre dünyanın 11’inci büyük ekonomisiyiz. Savunma sanayisinde ise ilk 10 ihracatçı ülke arasına girmiş durumdayız. Yeni hedefler belirlememiz lazım. Artık bu yeni teknolojilerin, yapay zekanın çok daha etkili şekilde sisteme girmesi gerekiyor. Ürün bazlı ortaklıkların daha fazla gelişmesi lazım. ABD dünyanın en zengin ülkesi, orada bile bir ürün geliştirirken birçok ülkeyi işin içine dahil ediyorlar. Başkalarının ürettiği sistemlerle ülkelerin nereye kadar yürüyebileceğini çevremizdeki bazı örneklerden görmüş olduk. Kendi ürünlerimizi geliştirmek durumundayız. Savunma sanayisi güçlü olmayan bir ülkenin uluslararası politikada bağımsız tutum alması zor" diye konuştu. Savunma sanayisinin cari açığın düşmesine destek olduğunu belirten Yılmaz, "Bizim ekonomimizde en büyük mesele, cari açık meselesidir. Hem ihracat artışıyla hem ithalat ikamesiyle savunma sanayimiz cari açığın kalıcı bir şekilde düşmesine ciddi katkı sunuyor. Önümüzdeki dönemde bunu çok daha belirgin bir şekilde görmüş olacağız. Nitelikli istihdamla, katma değeri yüksek üretimle daha büyük gelir oluşturmuş oluyoruz. Savunma sanayisinde gelişen teknolojiler bir süre sonra sivil endüstrilere de sirayet ediyor. Neden sağlık endüstrilerinde de savunma sanayiinde olduğu gibi yerli ve milli üretimi çok daha yükseklere taşımayalım" şeklinde konuştu. "Kartlar yeniden karılıyor, dengeler yeniden kuruluyor" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, küresel ölçekte savunma, ekonomi ve ticaret alanlarında köklü bir dönüşüm yaşandığını belirterek, mevcut uluslararası düzenin ciddi şekilde aşındığını söyledi. "Kartlar yeniden karılıyor, dengeler yeniden kuruluyor" diyen Bolat, "İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan savunma, ekonomi, nakli ve ticaret rejimlerinde ciddi aşınmalar, hatta çatırdamalar var. Davos’ta yapılan Dünya Ekonomi Forumu’nda da dünya liderleri bunu açık şekilde itiraf etti. Gümrük vergisi savaşları başladı, ticaret savaşları başladı. Rekabetçilikte ve fiyatlama davranışlarında çok önemli değişiklikler yaşanıyor" dedi. Türkiye’nin Batı’daki karmaşa ile Doğu ve Uzak Doğu’daki hızlı ilerleme arasında bulunduğunu vurgulayan Bolat, "Biz bu tabloya göre stratejilerimizi çiziyoruz ve sürekli dinamik bir politika üretme süreci içinde hareket ediyoruz. Avrupa Birliği’nin Hindistan’la ve Mercosur ülkeleriyle serbest ticaret anlaşmaları önemli gelişmeler. Ancak unutulmamalı ki Avrupa Birliği’nin zaten 75 serbest ticaret anlaşması var. Bizimle de 30 yıldır gümrük birliği mevcut ve bu süreçten çok iyi şekilde istifade ettik" ifadelerini kullandı. İhracatın Türkiye ekonomisindeki kritik rolüne dikkat çeken Bolat, "2025 yılında 396 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatıyla yılı kapattık. Mal ihracatında 11,7 milyar dolarlık net artış sağladık. İhracat, büyümemizin en önemli motorlarından biridir. Göreve geldiğimden bu yana savunma sanayi ihracatımız neredeyse yüzde 100 arttı ve 10 milyar 54 milyon dolara ulaştı. Türk savunma sanayi ürünleri gittiği her yerde kalite, teknoloji ve sağlamlıkla anılıyor" dedi. Bolat, Ticaret Bakanlığı olarak savunma sanayii ihracatçılarını tüm destek mekanizmalarından faydalandırdıklarını vurgulayarak, "Orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracattaki payı yüzde 43,5’e yükseldi. Bu tablo, başardıklarımızla iftihar etmemiz gerektiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı. "2025’te ihracat yüzde 48 artışla 10,54 milyar dolara ulaştı" Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ise "Savunma ve havacılık sanayii ihracatına genel bakış" başlıklı konuşmasında sektörün ihracat performansını ayrıntılı verilerle paylaştı. Görgün, bölgesel dağılıma ilişkin şu bilgileri verdi: "2025 yılında savunma ve havacılık sanayii ihracatımız 10,54 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 48’lik artış anlamına geliyor. Avrupa’ya 4,3 milyar dolar, Orta Doğu’ya 1,6 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. En fazla ihracat yaptığımız ülkeler Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Slovakya oldu." Savunma sanayiinin Türkiye’nin toplam mal ihracatı içindeki payının hızla arttığını belirten Görgün, "2022 yılında bu oran yüzde 1,7 iken, 2025 itibarıyla yüzde 3,6 seviyesine yükseldi. Uluslararası endeksler de Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişini teyit ediyor. Yayınlanmış verilere göre Türkiye, dünyada son 10 yılda bir önceki 10 yıla oranla ihracatını en çok artıran ülke olmuştur" diye konuştu. Hizmet ihracatına ilişkin ilk kez veri toplandığını da açıklayan Görgün, "2025 yılında mal ihracatına ek olarak 184 milyon dolarlık hizmet ihracatı gerçekleştirdiğimizi tespit ettik. 2025 yılında sektörümüz, bir önceki yıla göre yüzde 79 artışla toplam 17,9 milyar dolarlık yeni sözleşme imzaladı. Bu sözleşmelerin önümüzdeki yıllarda teslimata dönüşmesiyle yeni ihracat rekorları göreceğiz. 2021 yılında kişi başına düşen ihracat cirosu 45 bin dolar seviyesindeydi. 2025’te bu rakam 100 bin dolara ulaştı. Küresel ölçekte ihracat başarısı bulunan yabancı şirketlerde ise bu rakam, kişi başına yaklaşık 300 bin dolar civarındadır. Bizim de verimli bir ihracat için, sektör ortalamasında 300 bin dolar seviyesini yakalamamız gerekiyor" dedi. Sivil sektörlere açılımın önemine dikkat çeken Görgün, "Savunma sanayi firmalarının sivil alandaki satış oranları küresel ölçekte yüzde 50’ler seviyesinde. Biz de sektör olarak, sahip olduğumuz teknolojileri sivil pazarlara da çözüm üretecek şekilde ürünleştirmeye daha fazla kafa yormalı, strateji oluşturmalı ve kaynak ayırmalıyız" ifadelerini kullandı. İhracat şampiyonlarına ödül Açılış konuşmalarının ardından düzenlenen Savunma ve Havacılıkta 2025 İhracat Şampiyonları Ödül Töreni’nde başarılı ihracatçılara ödülleri takdim edildi. Programa; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Savunma ve Havacılık Sanayii İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mehmet Demiroğlu, Antalya milletvekilleri ve çok sayıda ihracatçı katıldı.
Bir hafta aradan sonra güneşi gören Antalyalılar sahile akın etti
30 Ocak 2026 Cuma - 13:51 Bir hafta aradan sonra güneşi gören Antalyalılar sahile akın etti Antalya’da geçtiğimiz hafta cuma gününden bu yana aralıklarla etkili olan sağanak yağış ve fırtına yerini güneşli havaya bıraktı. Bir hafta sonra ilk kez güneşin açtığı kentte vatandaşlar ve yabancı turistler sahile akın ederken, define avcıları ise ellerinde dedektörler ile dalgaların sahile getirdiği kıymetli eşyaları aradı. Meteoroloji 4. Bölge Müdürlüğü tarafından son bir hatada üç kez ’sarı kod’ uyarısı yapılan ve geçtiğimiz cuma gününden bu yana sağanak yağış ve şiddetli rüzgarın etkisinde olan turizm kenti Antalya’da olumsuz hava şartları yerini güneşli havaya bıraktı. Bir haftadır güneşe hasret kalan Antalyalılar ve tatilini geçirmek üzere kente gelen yabancı turistler, güneşin yüzünü göstermesiyle soluğu dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’nde aldı. Sahilde dedektörle kıymetli eşya aradılar Hava sıcaklığının 17 derece olarak ölçüldüğü Antalya’da dalgaların dövdüğü sahil şeridine gelen kent sakinleri ve yabancı turistler, eşsiz manzara karşısında hayretlerini gizleyemedi. Kimi vatandaşlar sahile vuran dalgalar ve şehrin silüeti eşliğinde fotoğraf çekinirken, kimileri de sevdikleriyle birlikte sahilde oturmayı tercih etti. Bazı vatandaşlar, kıyafetleri ve mayoları ile kendilerini dalgaların arasına attı. Bazı vatandaşlar ellerinde dedektörlerle dev dalgaların vurduğu sahilde vatandaşlar tarafından denizde düşürülen veya akıntının sahile sürüklediği altın, gümüş ve para gibi kıymetli metal eşyaları aradı.