Yerel Haberler
Antalya
En iyi pilotlar aynı gökyüzünde buluştu
07 Ekim 2025 Salı - 17:17 En iyi pilotlar aynı gökyüzünde buluştu Antalya’nın Kemer ilçesinde 4-6 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Escape Tahtalı Acro Festival 2025, adrenalin ve heyecan dolu üç günün ardından sona erdi. 2 bin 365 metre yükseklikteki Tahtalı Dağı’ndan başlayan uçuşlar, "Zirveden Maviye" temasıyla gökyüzünü renklendirdi ve Antalya semalarında unutulmaz görüntülere sahne oldu. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın Sürdürülebilir Turizmin Geliştirilmesi Destek Programı kapsamında hayata geçirilen festival, Antalya’nın alternatif turizm potansiyelini gözler önüne serdi. Kemer ve Tekirova bölgesinin ekstrem spor turizmi açısından taşıdığı potansiyel, bu organizasyonla birlikte daha geniş bir kitleye ulaştı. En iyi pilotlar aynı gökyüzünde buluştu Türkiye’nin en deneyimli acro yamaç paraşütü pilotları ile tanınmış base jump ve wingsuit sporcuları üç gün boyunca Kemer semalarında gökyüzüyle dans etti. Yaklaşık 20-25 profesyonel sporcu, zirveden maviye uzanan cesur uçuşlarıyla izleyenlere hem heyecan hem de görsel bir şölen sundu. Festival boyunca Tahtalı Dağı’nın zirvesinden başlayan uçuşlar, Tekirova sahilinde son buldu. Katılımcılar, Akdeniz’in büyüleyici manzarası eşliğinde yaptıkları akrobasi hareketleriyle gökyüzünü adeta bir gösteri alanına çevirdi. Festival; Antalya Valiliği ve Kemer Kaymakamlığı himayesinde, Kemer Belediyesi’nin destekleriyle düzenlendi. Ziyaretçiler, hem uçuş gösterilerini izledi hem de yöresel ürün stantlarını gezdi Bu güçlü iş birliği sayesinde Kemer ve Tekirova, yalnızca deniz turizmiyle değil, ekstrem spor ve macera turizmiyle de adından söz ettirmeye başladı. Festival süresince bölgeye gelen ziyaretçiler, hem uçuş gösterilerini izledi hem de yöresel ürün stantlarını gezerek bölgenin kültürel zenginliğini deneyimleme fırsatı buldu. Escape Tahtalı Acro Festival, sadece bir spor etkinliği değil; aynı zamanda Antalya’nın sürdürülebilir turizm vizyonunun güçlü bir yansıması oldu. Festival süresince çekilen görüntüler ve yapılan canlı yayınlar, sosyal medyada milyonlara ulaştı. Yerli ve yabancı medya temsilcilerinin katılımıyla Antalya’nın marka değeri bir kez daha güçlendi. Katılımcılar, etkinliğin hem profesyonel organizasyonu hem de bölgenin doğal güzellikleriyle dünya standartlarında bir deneyim sunduğunu belirtti. "Antalya gökyüzüyle de anılacak" Organizasyonun koordinatörü Mehmet Dursun, festivalin beklenenin üzerinde bir ilgi gördüğünü belirterek, "Tahtalı Dağı sadece bir zirve değil, aynı zamanda Antalya’nın turizmde ulaştığı vizyonun da simgesi. Bu festivalle Antalya artık sadece deniz, kum ve güneşle değil; gökyüzüyle, heyecanla ve özgürlükle anılacak. Hedefimiz bu organizasyonu her yıl daha da büyütüp uluslararası bir marka haline getirmek." dedi. Dursun ayrıca, etkinlikte yapılan uçuşta meme kanseri farkındalığına dair mesajların da uçuşlarda sergilendiğini aktararak etkinliğin toplumsal farkındalık adına da önemli mesajlar içerdiğini belirtti. Ayrıca Antalya’nın alternatif turizm potansiyelini göstermesi açısından büyük bir adım olduğunu vurguladı. Gelecek yıl için beklenti yüksek Escape Tahtalı Acro Festival 2025, Antalya’nın tanıtımına ve bölge ekonomisine önemli katkı sağladı. Organizasyonun ardından yerli ve yabancı sporcuların katılımıyla 2026 yılı için hazırlıkların şimdiden başladığı belirtildi.
Başkan Güngör: "Manavgat’ın coğrafi işaret tescilli ’altın susamı’, Türkiye’nin en kaliteli susamı olarak öne çıkıyor"
07 Ekim 2025 Salı - 16:43 Başkan Güngör: "Manavgat’ın coğrafi işaret tescilli ’altın susamı’, Türkiye’nin en kaliteli susamı olarak öne çıkıyor" Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) Başkanı Seydi Tahsin Güngör, oda olarak Manavgat Altın Susamı’na coğrafi işaret tescili aldıklarını hatırlatarak, bu ürünün yüzde 62 seviyesindeki yağ oranıyla Türkiye’de üretilen susamlar arasında en yüksek yağ oranına sahip olma özelliğini taşıdığını söyledi. Altın sarısı rengi nedeniyle "Altın Susam" adını alan Manavgat susamının, kendine özgü kokusu ve aromasıyla yalnızca Türkiye’de değil, yurt dışında da özellikle Japonya başta olmak üzere büyük ilgi gördüğünü belirten Başkan Güngör, ürünün ihraç edildiğini ifade etti. Susam ekiminin mayıs ayında yapıldığını, hasadın ise eylül sonu ile ekim ayı içinde gerçekleştirildiğini kaydeden Başkan Güngör, "Hasat, herhangi bir makine kullanılmadan tamamen elle yapılıyor. Bitkiler sökülerek ‘gümül’ haline getiriliyor ve uç kısımları yukarıya gelecek şekilde tarlada kurumaya bırakılıyor. Ardından çırpılarak susam taneleri toplanıyor. Bu geleneksel yöntem, ürünün doğallığını ve kalitesini korumasını sağlıyor. Manavgat susamı, tarlalardaki zorlu hasadın ardından fabrikalarda özenle işleniyor. Fabrikada saatler süren işlemler sonucunda zengin aroması ortaya çıkan susam; tahin, tahin yağı, helva gibi çeşitli ürünlere dönüştürülüyor" dedi. "Eskiden Osmanlı Sarayı’nda şimdi beş yıldızlı otellerin mutfağında tercih ediliyor" Tarihte Osmanlı Sarayı’nın, günümüzde ise beş yıldızlı otellerin mutfaklarında Manavgat susamının tercih edildiğini belirten MATSO Başkanı Güngör, "Bu da bizleri gururlandırıyor. Türkiye’de yıllık üretilen susamın yaklaşık yüzde 35-40’ı Manavgat’ta yetiştirilmektedir. MATSO olarak Manavgat Altın Susamı’na coğrafi işaret aldıktan sonra bölgemizde susam üretiminde önceki yıllara göre belirgin bir artış yaşandı" ifadelerini kullandı. Güngör, Manavgat Altın Susamı’nın bölge ekonomisine katkısının her geçen yıl arttığını belirterek, "Coğrafi işaret tescilimizle birlikte hem üreticimizin emeği değer kazanıyor hem de Manavgat tarımı markalaşma yolunda önemli bir adım atıyor" değerlendirmesinde bulundu. Osmanlı arşivlerinde "Susam Kenti" Manavgat Manavgat Altın Susamı’nın köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Başkan Güngör, Osmanlı Devleti’nin tapu tahrir defterlerinde de Manavgat Altın Susamı’na dair kayıtlar bulunduğunu belirterek, "1450 yılı Manavgat Tımar Defteri’nde yer alan kayıtlarda tahin hanelerden alınan vergiler, o dönemde de Manavgat’ın bir ‘susam kenti’ olduğunu gösteriyor" dedi. Tarladan sofraya, emekle yükselen marka MATSO Başkanı Seydi Tahsin Güngör, coğrafi işaret tesciliyle birlikte Manavgat Altın Susamı’na olan talebin geçtiğimiz yıllara göre belirgin biçimde arttığını belirterek, Türkiye’de üretilen susamın yaklaşık yüzde 35-40’ının Manavgat’ta hasat edildiğini ifade etti. MATSO Başkanı Seydi Tahsin Güngör, sözlerini şu şekilde tamamladı, "Tarladan sofraya kadar Manavgat Altın Susamı’mıza alın teriyle emek veren tüm üreticilerimize şükranlarımı sunuyorum."
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk altın parası 100. yılında Akdeniz Üniversitesi’nde
07 Ekim 2025 Salı - 14:19 Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk altın parası 100. yılında Akdeniz Üniversitesi’nde Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk altın parası ve beraberindeki eserler sergilendi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi H Blok Atrium’da sergilenen Türkiye Cumhuriyeti’nin İlk Altın Parası Sergisi açılışı gerçekleştirildi. Açılışa Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, başhekim yardımcıları, hastane çalışanları ve tedavi gören ziyaretçiler katıldı. Sergide gösterilen eserlerin sahibi Bahadır Kalaycı da sergide yer aldı. Ekonomik bağımsızlığın simgesi para Çok güzel bir günde bir arada olduklarını söyleyen Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Biliyorsunuz ki para, ekonomi, bir ülkenin en önemli bağımsızlık unsuru birkaç unsuru var. Birkaç ayak var ki en önemlisi de ekonomi, ekonomik bağımsızlık. Bunu da en güzel simgesi para. Bu para bizim Cumhuriyetimizin ekonomik yolculuğunda bağımsızlığındaki en önemli ilk simgelerinden. Aynı zamanda nutuklarımızı, bayraklarımızı çok önemli. Her İstiklal Marşında bir dakika boyunca hep aklıma hep gözümün önünden şehitler geçiyor ve hep Millî Mücadele geçiyor her seferinde. Ama şu anda onu burada hissetmek çok çok güzeldi" şeklinde konuştu. "Gençliğe çok güzel mesajlar var" Sergi sahibi Bahadır Kalaycı’ya sergiyi burada düzenlediği için teşekkür eden Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Burada sergilenen paramız ayrı güzel, bayraklarımız ayrı güzel. Çok güzel mesajlar var gençliğe. Burada yapacağımız şey bizim hem bu eski kıymetlerimize sahip çıkmak hem de biz ülkeye ne katabiliriz onu düşünmek." ifadelerini kullandı. Vatanını en çok seven işini en iyi yapandır özlü sözü hatırlayan Rektör Özkan, "Bu yüzden çok da fazla bir şey söylemeye gerek yok. Bunları hep beraber koruyacağız. Bu bağlamda ne gerekiyorsa bize yapmaya katkı sunmaya da hazırız" diye konuştu. "Devletimizin ilk altın parası dün 100 yaşına girdi" Eserlerin Sahibi Bahadır Kalaycı ise "Devletimizin ilk altın parası dün 100 yaşına girdi. Bugün burada 100. yaş hastasını kesmek için birlikteyiz. Koleksiyoner olarak kayıtlı bulunduğum Antalya Müzesi’nin yeni binasının yapılması nedeniyle kapalıdır. Bu nedenle aklıma ilk gelen yer eğitim kurumu olan Antalya’mızın adını dünyaya duyuran Akdeniz Üniversitesi olmuştur. Geleceğimize ışık tutan bu nadide eğitim kurumunda bu açılışı yapmak benim için bir onurdur" dedi. İstanbul’da basıldı Kalaycı, "5 Ekim 1925 tarihinde ilk altın paramız İstanbul’da basılmıştır. Koleksiyoner olarak bu basılan paralardan bir tanesini bulabilmek için tam 10 yıl çalıştım. Aradım. Bulduğumda duyduğum heyecan hisler bunlar anlatamam yani yaşamak gerekiyor. Mustafa Kemal Atatürk 16 Mayıs 1919 tarihinde İstanbul’dan Bandırma Vapuruyla ayrıldıktan sonra 1927 yılına kadar İstanbul’a gitmediği için ilk basılan altın para, dönemin Maliye Bakanı tarafından İstanbul’da teslim alınmış ve Ankara’da, Atamıza takdim edilmiştir" şeklinde konuştu. "Devlet, millet iş birliği ile para müzesi açılmalı" Kalaycı, "Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk altın parası 36,14 milim ağırlığında 3,5 santim çapında 22 ayar altından toplam 226 adet basılmıştır. Bu paralar Harf Devriminden sonra yeni alfabeye geçtiğimiz için bir kısmı süs eşyası yapmak için bilezik, kolye yapmak amacıyla eritilmiştir. Bugün bilinen bir elin parmakları kadar miktardadır. Ve bugüne kadar gördüğünüz paranın dışında hiçbir para sergilenmemiştir. Hep bu paralar kapalı yerlerde saklanmıştır. Ancak bu paraların bizim milli değerlerimiz olduğu, bunların milletimizin görülmesi için devletimizin imkân sağlaması gerektiğini düşünüyorum. Dünyada ilk paranın basıldığı yer Anadolu vatanımızdır. Anadolu’dan sonra para basılan komşularımız Yunanistan’da ve İran’da para müzesi bulunmaktadır. Ancak ülkemizde bir para müzesi yoktur. Devlet, millet iş birliği ile Para Müzesi’nin açılması için çabalamaktaydı. Hayalim koleksiyonumda bulunan. Paraların kalıcı bir müzede sergilenmesidir. Umarım ülkemizin ilk para müzesini açmak nasip olur. İlk Türk Altın Parası 100 yaşındadır. Nice yüzyıllara" ifadelerini kullandı. 100 yıllık Türk bayrakları da sergide Sergide Türkiye Cumhuriyeti’nin İlk Altın Parasının yanı sıra 1927 Yılında Basılan Milletvekillerine Verilen Özel Baskılı Nutuk, 1927 Yılında Basıl Halk Tipi Nutuk, salonda bulunan 100 yıllık Türk Bayrakları ve haritalarda yer aldı.