Yerel Haberler
Antalya
16 Nisan 2026 Perşembe - 17:16 Çocuklarda şiddet eğilimine karşı doktorlardan çağrı: "Şiddeti doğuran her türlü ortam kaldırılmalı" Çocuk doktorları, Kahramanmaraş’taki okul saldırısı başta olmak üzere yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekti. Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, "Çocuklar ellerinde silahla değil kitapla dolaşmalı. Mafyanın kutsandığı dizilerin, mafyatik ilişkilerin ön plana çıktığı bütün ortamların, her tür şiddeti doğuran ortamın ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Her yıl ülkemizdeki çocuklar arasındaki şiddetin yüzde 10 oranında arttığını vurgulamak istiyorum, alarm zilleri olarak karşımıza geliyor" dedi. Türkiye’nin dört bir yanından hekimlerin katıldığı, uluslararası konuşmacıların yer aldığı Türk Pediatri Kurumu Derneği tarafından "Umudun adı: Çocuk" çağrısıyla düzenlenen 61. Türk Pediatri Kongresi Antalya’da başladı. 15-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek kongre çerçevesinde yapılan basın toplantısına Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, Kongre Başkanı Prof. Dr. Bülent Karadağ, Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, Prof. Dr. Fügen Çullu Çokuğraş, Prof. Dr. Ömer Faruk Beşer, Prof. Dr. Nur Canpolat, Prof. Dr. Kenan Barut, Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım, Prof. Dr. Ayşe Çiğdem Aktuğlu Zeybek, Doç. Dr. Esra Özek Yücel ve Prof. Dr. Metin Aydoğan, Prof. Dr. Burak Doğangün katıldı. Toplantıya Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırısından duydukları üzüntüyü ifade ederken başlayan hekimler, şiddetin sonlanması için yapılması gerekenleri sıraladı. Çocuk sağlığı ve hastalıklarına ilişkin açıklamalarda bulunan uzmanlar, topluma önemli uyarılarda bulundu. "Her tür şiddeti doğuran ortamın ortadan kaldırılmasını istiyoruz" ‘Yüreğimiz yandı’ diyerek sözlerine başlayan Çocuk Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, "Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylar bizleri iyice üzen noktalara geldi. Bu şiddetin nereden çıktığını ortaya koymamız gerekiyor. Çocuklar ellerinde silahla değil kitapla dolaşmalı. Bunların özendirilmesi çocuklarda ciddi olarak şiddeti körükleyen bir unsur olarak karşımıza çıkmakta. Mafyanın kutsandığı dizilerin, mafyatik ilişkilerin ön plana çıktığı bütün ortamların gözden geçirilmesi, yaşam dışına çıkartılması gerektiğini söylüyoruz. Çocuklarımız için iyi bir geleceği kurmak için siber zorbalığın da mutlaka önlenmesi gerektiğini düşünüyor, bunlarla birlikte ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Eğer yapmaz isek bizleri gerçekten çok kötü bir senaryo bekliyor. Her tür şiddeti doğuran ortamın ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Her yıl ülkemizdeki çocuklar arasındaki şiddetin yüzde 10 oranında arttığını vurgulamak istiyorum, alarm zilleri olarak karşımıza geliyor" dedi. "Mutlaka çözümler üretmek gerekiyor" Yaşananların kabul edilemez olduğunu ifade eden ve şiddet eğilimine karşı toplumun bir bütün olarak hareket etmesi gerektiğini aktaran Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Burak Doğangün, "Hepimiz şoktayız, biz yetişkinler de çocuk masumiyetiyle örtüşmeyen eylemler gördüğümüzde şok oluyoruz. Çok faktöre bağlı olduğunu söyleyebiliriz. Kısa, orta, uzun vadede yapılacaklar var. Unutmamamız gerekiyor, orta ve uzun vadede mutlaka çözümler üretmek gerekiyor. Hepimiz tırnak içinde; suçluyuz, hepimiz risk altındayız. Kendi çocuklarımız da hem zorbalık yapabilir hem zorbalığa maruz kalabilir. ‘Sorunu, problemi böyle çözebilirim’ şiddeti böyle görüyor, öğreniyor. Bu da bir kısır döngüye sebep oluyor. Tabi çocuk erkil aile içinde de belli bir dönem sonra annenin ve babanın fonksiyonu da düşüyor yani; çocuk karar veriyor" diye konuştu. "Ekranlardan üzerimize şiddet akıyor" ‘Ekranlardan üzerimize şiddet boca oluyor’ diyen Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, "Gerçekten akıyor çünkü dünya başka bir yere evrildi. Bir Trump var, Netanyahu var, çocukların sürekli öldürüldüğü, insanların öldürüldüğü, kıyıma uğradığı bir süreç yaşıyoruz. Bunları çocuklar hem televizyonlardan hem sosyal medyadan görüyorlar. O televizyonlarda gösterilen şiddet sahnelerin herhalde çok azaltılması lazım. Belki bu oyunların ki bunlar bize özgü değil, global bir şey herhalde kısıtlanması gerekecek. Günümüzde 100 binden fazla aile çocuğuna aşı yaptırmıyor maalesef ve maalesef uzun süre görmediğimiz, eski hastalıklar hortluyor. Kızamık hortluyor, suçiçeği az da olsa vardı, boğmaca vakaları zaman zaman artıyor. Dolayısıyla daha önce neredeyse yok etmeye yaklaştığımız hastalıklar tekrardan hortlayacaktır. En korktuğumuz şey; mesela polio" ifadelerimi kullandı. "Boyun fıtığı olan 8 yaşındaki çocukları görmeye başladık, çok çok acı" Öte yandan toplantıda konuşan Prof. Dr. Kenan Barut, dijital bağımlılık sebebiyle çocuklarda çok küçük yaşlarda gördükleri hastalıklara ilişkin, "Bir çocuk romatoloji uzmanı olarak boyun fıtığı olan 8 yaşındaki çocukları görmeye başladık, çok çok acı. Normalde 40-50 yaş gibi yaşlarda gözükecekken 8-9 yaş gibi görmeye başladık" dedi. Çocuk Beslenme ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım ise bilinçsiz takviye kullanımının yanlışlığına dikkat çekti, hekim önerisi olmadan ürünlerin kullanılmaması gerektiğini aktardı.
16 Nisan 2026 Perşembe - 17:13 AK Parti’ye katılan Serik Belediye Başkanı Kumbul: "Hemşehrilerimize en iyi hizmeti sunmak amacıyla yeni bir yol yürümeye karar verdim" Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AK Parti) katılan Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul, "Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda Serik’imizi geleceğe daha güçlü hazırlamak, devam eden ve planlanan projelerimizi daha etkin bir şekilde hayata geçirmek ve hemşehrilerimize en iyi hizmeti sunmak amacıyla yeni bir yol yürümeye karar verdim" dedi. Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul, yaptığı açıklama ile AK Parti’ye katıldığını duyurdu. Kumbul açıklamasında, "Vatanını ve milletini seven bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak hayatım boyunca milli ve manevi değerlerimize bağlı kalmak en temel ilkem olmuştur. Hekimlik mesleğimden başlayarak kamu görevlerimde bulunduğum her noktada görevimi bir makamdan öte millete hizmet etmenin bir sorumluluğu olarak gördüm. Op. Dr. Kadir Kumbul olarak Serik Belediye Başkanlığı görevinden önce 12 yıl boyunca devlet hastanemizde çoğu zaman mütevazı şartlarda, hiçbir ayrım gözetmeden vatandaşlarımıza hizmet etmeye gayret ettim. Aynı anlayışla sürdürdüğümüz belediye başkanlığı görevimizde de Serik’imizin her kesimine dokunan, kapsayıcı ve çözüm odaklı bir hizmet anlayışıyla çalıştık. Siyaset anlayışımın temelinde her zaman milletimize hizmet etmek, ortak aklı öncelemek ve değerler üzerinden yol yürümek yer almıştır. Ancak son dönemde içerisinde bulunduğum siyasi zeminde hizmet odaklı yaklaşım yerine farklı önceliklerin öne çıkması benim benimsediğim siyaset anlayışıyla örtüşmemeye başlamıştır. Bu durum, milletimize daha güçlü ve etkin hizmet edebilmek adına yeni bir değerlendirme yapmamı gerekli kılmıştır. Benim için esas olan polemik değil hizmet, ayrışma değil birlik, şahsi hesaplar değil milletimizin menfaatleridir" ifadelerine yer verdi. "Yolumuz hizmet yolu, pusulamız Serik’tir" "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan ’Türkiye Yüzyılı’ vizyonu doğrultusunda Serik’imizi geleceğe daha güçlü hazırlamak, devam eden ve planlanan projelerimizi daha etkin bir şekilde hayata geçirmek ve hemşehrilerimize en iyi hizmeti sunmak amacıyla yeni bir yol yürümeye karar verdim" diyen bKumbul, bu doğrultuda AK Parti saflarına katılma kararı aldığını ve attığı bu adımın temelinde kişisel beklentinin değil, tamamen milletine daha iyi hizmet etme iradesi bulunduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, önceki dönem Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, MKYK Üyesi Menderes Türel, Antalya milletvekilleri, il ve ilçe yönetimine teşekkür eden Kumbul, "Beni Serik Belediye Başkanlığı görevine layık gören tüm hemşehrilerimin iradesine saygım sonsuzdur. Bundan sonraki süreçte de aynı sorumluluk bilinciyle ayrıştırmadan, ötekileştirmeden, birlik ve beraberlik içerisinde Serik’imize hizmet etmeye devam edeceğiz. Yolumuz hizmet yolu, pusulamız Serik’tir" ifadelerini kullandı.
16 Nisan 2026 Perşembe - 16:43 Polisin ’dur’ ihtarına uymadı, 15 kilometrelik kovalamaca sonucu yakalandı Antalya’da polis ekiplerinin dur ihtarına uymayarak kaçan otomobil sürücüsü yaklaşık 15 kilometrelik kovalamaca sonucu yakalanarak ters kelepçe ile gözaltına alındı. Araçta ve şahsın yola attığı poşet içerisinde çok sayıda cep telefonu ve saat çıktı. Olay, saat 15.00 sıralarında Kepez ilçesi Ünsal Mahallesi 5 Temmuz Kurtuluş Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Döşemealtı ilçesi Altınkale Mahallesi Akdeniz Bulvarı üzerinde polis ekiplerinin ’dur’ ihtarına uymayan 35 CRM 621 plakalı Fiat marka otomobil kaçmaya başladı. Polis ekiplerini peşine takarak şehir merkezi istikametine kaçmayı sürdüren araç sürücüsü bu arada otomobilden poşet içerisinde bazı malzemeler attı. Araç, yaklaşık 15 kilometrelik kovalamacanın ardından Ünsal Mahallesi 5 Temmuz Kurtuluş Caddesi üzerinde motorize yunus timleri ve devriye ekipleri tarafından önünü keserek durdurdu. Polis ekipleri tarafından araçtan indirilen ve isminin Bülent T. olduğu öğrenilen şahıs ters kelepçe ile gözaltına alındı. Şahsın kullandığı araç içerisinde ve yola attığı poşetten çok sayıda saat ve cep telefonu çıktı. Bülent T. işlemleri için polis merkezine götürülürken, araç ise inceleme yapılmak üzere çekici ile bulunduğu yerden kaldırıldı. Şahsın gözaltına aracının durdurularak gözaltına alındığı anlar ise güvenlik kamerasına yansıdı.
Köpek saldırısıyla hayalleri yarım kalan 10 yaşındaki Mahra’ya mezarı başında buruk anma
29 Mart 2026 Pazar - 11:32 Köpek saldırısıyla hayalleri yarım kalan 10 yaşındaki Mahra’ya mezarı başında buruk anma Antalya’da sahipsiz köpeklerden kaçarken kamyonun altında kalarak hayatını kaybeden 10 yaşındaki Mahra Melin Pınar, mezuniyet gününde arkadaşları tarafından mezarı başında anıldı. Acılı baba Murat Pınar, "Kızımın en büyük hayali koşucu olmaktı, kısmet olmadı" diyerek yetkililere ’sıfır başıboş köpek’ çağrısını yineledi. Serik ilçesine bağlı Belek Mahallesi’nde 4 yıl önce sokak köpeklerinin kovalaması sonucu yola fırlayan ve bir kamyonun çarpmasıyla ağır yaralanıp 23 günlük hayat mücadelesini kaybeden Mahra Melin Pınar, bu yıl mezun olacak olan okul arkadaşları tarafından unutulmadı. Mahra’nın mezarı başında toplanan arkadaşları, ona yazdıkları mektupları okuyarak vefa örneği sergilediler. "Arkadaşları mezun oluyor, Mahra yok" Kızının mezarı başında duygusal anlar yaşayan baba Murat Pınar, evladının en büyük hayalinin atletizm olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: "Arkadaşları bu sene mezun oluyor. Kızımın da mezun olduğunu görmek isterdim. Burada beklerken arkadaşları toplanmış geldiler. Tabii ki onlarla beraber daha güzel yerlerde, eğlenirken görmek isterdim. Tüm arkadaşlarını tanıyorum, çocuklarımdan beri. Hepsi kızımın mezarının başına geldiler. Mektup yazılmış bir arkadaşı tarafından. Özlemişler. Annesi okudu mezarı başında onu. Mektubu yazan çocuğumuz okudu. Hepsi evladım gibi, hepsine sarıldım, öptüm. Kendi çocuğum gibi gördüm onları. Kızımın en büyük hayali koşucu olmaktı. Atletizm yapmak istiyordu. Kısmet olmadı. Gönül isterdi ki hayallerine kavuşsun. Bu sene arkadaşlarıyla beraber mezun olsun, ülkeye hayırlı bir vatandaş olsun isterdim" diye konuştu. "Mücadelemiz başka çocuklar ölmesin diye" Yaşadıkları acının ardından Güvenli Sokaklar ve Yaşam Hakkını Savunma Derneği’ni kuran Murat Pınar, "Başka Mahraların ölmemesi için kızımızdan aldığımız güçle, biz de bir dernek kurduk. Derneğimizin tek amacı; sokakta başıboş köpek olmaması. Bu konuda çok büyük mücadeleler verdik. Bu mücadelenin sonucunda 5199 sayılı kanunun değişmesine vesile olduk. Kızımdan sonra yaklaşık yüze yakın çocuk ve vatandaşımız vefat etti. Bunlar olmasın diye uğraştık. Cumhurbaşkanımızın ve ekibinin desteğiyle, verdikleri mücadeleyle ve halkımızın da bu soruna verdiği tepkiyle, bize verdikleri destekle bu kanun değişti. Ama hala görüyoruz ki kanunun uygulanmasında büyük sıkıntılar yaşanıyor" ifadelerini kullandı. "Sıfır başıboş köpek" çağrısı Sokakların güvenli hale gelmesi için "Sıfır başıboş köpek" politikasının tüm Türkiye’ye yayılmasını temenni ettiklerini anlatan Murat Pınar, "Yeni İçişleri Bakanımız göreve başladı, hayırlı olsun. ’Sıfır başıboş köpek’ politikasını tüm Türkiye’ye yaymasını temenni ediyoruz, en büyük arzumuz bu. Buradan sesimizi duyurmamıza vesile olursunuz inşallah. Başka bir çocuğumuz daha ölmeden şu başıboş köpek sorununun artık çözülmesini istiyoruz. Sokakta başıboş dolaşan köpek olmasına izin verilmemesini istiyoruz" açıklamasında bulundu. "Köpekler başıboş dolaşmaya devam ediyor" Kendi yaşadığı sokaklarda başıboş köpeklerin hala dolaştığını belirten Pınar, "Dün çocuğumu okula bırakırken üç tane köpek bahçenin içine girip çıkıp dolaşıyorlar. Kendi yaşadığımız bölgede, biz bunu başaramadık maalesef. Ben kızımı kaybettim ama bu kadar vurdumduymazlık, bu kadar umursamazlık, çocukların bu kadar değersizleştiğini düşünemiyordum. Gerçekten yaşadıklarımla bunu gördüm. Artık bu sorunun nokta atışı çözülmesini talep ediyoruz. Sesimizi duyurmanızı istiyoruz" dedi.
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden "Daha Yeşil Antalya" için ödüllü yarışma
29 Mart 2026 Pazar - 11:11 Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden "Daha Yeşil Antalya" için ödüllü yarışma Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Daha Yeşil Antalya İçin En Güzel Tasarım ve Uygulama Yarışması" için başvurular başlıyor. Çevre bilincini artırmak ve kentin yeşil dokusunu güçlendirmek amacıyla düzenlenen yarışmaya, doğaya duyarlı tüm Antalyalılar davet edildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilecek yarışma; Akdeniz Üniversitesi, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Antalya Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği’ne bağlı Antalya Çiçekçiler Odası, Antalya Kent Konseyi ile Antalya Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin destekleriyle hayata geçirilecek. Üç ana başlıkta düzenlenecek Yarışma, üç ana başlık altında gerçekleştirilecek. Çiçekçilik tasarımları kategorisinde aranjman, teraryum ve tag tasarımları değerlendirilirken; yeşil alan uygulamaları kategorisinde en güzel teras, konut, apartman, site, iş yeri ve hobi bahçeleri ile açık ve kapalı balkonlar yarışacak. Peyzaj ve kent donatıları tasarımları kategorisinde ise öğrencilerin hazırladığı peyzaj projeleri ile kent mobilyalarına yönelik tasarımlar jüri karşısına çıkacak. Dereceye girenlere para ödülü Yarışmada, Antalya’da yeşil dokunun güçlendirilmesi, çevre bilincinin artırılması ve sürdürülebilir yaşam alanlarının yaygınlaştırılması hedefleniyor. İlk iki ana kategoride yer alan tüm alt başlıklarda dereceye giren katılımcılardan birincilere 20 bin TL, ikincilere 15 bin TL ve üçüncülere 10 bin TL ödül verilecek. Peyzaj ve kent donatıları projeleri kategorisinde ise her alt başlıkta ilk beşe giren yarışmacıların her birine 10 bin TL ödül verilecek. Son başvuru tarihi 8 Mayıs Yarışma; Muratpaşa, Kepez, Konyaaltı, Döşemealtı ve Aksu ilçelerinde yer alan özel ve tüzel kişi, kurum ve kuruluşlara ait mekânların katılımına açık olacak. Katılmak isteyenler başvurularını 30 Mart’tan itibaren Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne elden teslim ederek ya da "tasarimuygulamayarismasi.antalya.bel.tr" adresi üzerinden online olarak yapabilecek. Başvuruların teknik şartlara uygun fotoğraflar ve belgelerle birlikte yapılması gerekirken, son başvuru tarihi 8 Mayıs 2026 saat 17.30 olarak açıklandı. Değerlendirme süreci ise 11-22 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Çiçek Desenleri Günleri’ne başvurularda son gün 31 Mart
29 Mart 2026 Pazar - 10:36 Çiçek Desenleri Günleri’ne başvurularda son gün 31 Mart Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin bu yıl ikincisini düzenleyeceği Çiçek Desenleri Günleri için başvurular 31 Mart’ta sona erecek. Muratpaşa Belediyesi tarafndan geçtiğimiz yıl ilk düzenlenen Çiçek Desenleri Günleri için başvurular devam ediyor. Yarışmaya devlet ve özel liselerden en az 10, en fazla 12 okul katılabilecek. Okullar, görsel sanatlar öğretmenlerinin rehberliğinde 10 kişilik takımlar oluşturacak. Başvuruların kontenjanı aşması durumunda ise yarışmaya katılacak ekipler kura yöntemiyle belirlenecek. Fener Mahallesi’nde bulunan Ziya Gökalp Parkı’nda gerçekleştirilecek olan etkinlikte takımlar önceden hazırladıkları desenleri öğretmenleri eşliğinde zemine uygulayacak. 5 kişilik jüri değerlendirecek Belediyenin temin edeceği kesme çiçekler, renkli ağaç kabukları ve çakıl taşları gibi dekoratif malzemeler kullanılarak oluşturulacak desenler, belirlenen süre içerisinde alana işlenecek. Çalışmaların tamamlanmasının ardından 5 kişilik jüri değerlendirme yaparak dereceye giren takımları belirleyecek ve ödüllendirecek. Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenen Çiçek Desenleri Günleri kapsamında belediyenin üretim tesislerinde 115 bin dal çiçek yetiştirildi. Yarışmada 11 lise iki gün boyunca kıyasıya mücadele ederken, öğrenciler hazırladıkları desen krokilerine uygun çiçek seçimleriyle çalışmalarını oluşturdu.
Uzm. Dr. Murat Oynak: "Kriyoablasyon cerrahiye uygun olmayan hastalar için büyük avantaj"
29 Mart 2026 Pazar - 10:08 Uzm. Dr. Murat Oynak: "Kriyoablasyon cerrahiye uygun olmayan hastalar için büyük avantaj" Girişimsel Radyoloji Uzm. Dr. Murat Oynak kanser tedavisinde uygulanan kriyoablasyonun cerrahiye uygun olmayan hastalar için büyük avantaj sağlayan, tümörü dondurarak yok eden etkili bir yöntem olduğunu söyledi. Tıbbi teknolojideki gelişmeler, kanser tedavisinde yeni ve alternatif yöntemleri gündeme getirmeye devam ediyor. Cerrahi müdahaleye uygun olmayan hastalar için öne çıkan kriyoablasyon yöntemi, minimal invaziv yapısı ve hızlı iyileşme süreciyle dikkat çekiyor. Dondurma tedavisi olarak da bilinen yöntem, farklı kanser türlerinde uygulanabilirliği ile hastalara önemli avantajlar sunuyor. Aşırı soğuk ile tümör öldürülüyor Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Antalya Memorial Hastanesi Girişimsel Radyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Murat Oynak, "Kriyoablasyon ya da dondurma yöntemi uzunca bir süredir kullanılan klasik ablasyon yöntemlerinden bir tanesidir. Bu yöntemle vücuda özel bir takım iğneler ile girilir. Vücuttaki herhangi bir doku ya da tümör dondurularak tahrip edilir. Bu esnada iğnenin içinden argon gazı devridaim yaptırılır ve bu devridaim iğnenin uç kısmından -20 ile -80 derece arasında değişen bir soğukluk oluşturur. Bu soğukluk tümörü ya da patolojik dokuyu tahrip ederek öldürür" dedi. Diğer yöntemlerden farklı bir mekanizma Radyofrekans, mikrodalga ve lazer gibi yöntemlere de değinen Oynak, "Radyofrekans, mikrodalga ve lazer genellikle birbirine benzeyen ablasyon yöntemleridir ve ülkemizde daha çok bu yöntemler kullanılır. Krioablasyon ise bunlarda tamamen ayrı bir mekanizma ile çok ayrı özellikleri ve üstünlükleri olan bir tekniktir. Dolayısıyla gerektiği zaman mutlaka başvurulması gereken büyük bir potansiyeli olan bir yöntemdir" diye konuştu. Tümör küçülüyor, yaşam kalitesi artıyor Kriyoablasyonun etkilerine ilişkin bilgi veren Oynak, "Kriyoablasyon sayesinde kanser hücreleri ölür ve tümör küçülür veya tamamen yok olur. Vücut, ölü dokuyu doğal mekanizmalarla emer ve ortadan kaldırır. Ağrı azalır (özellikle pankreas kanserinde). Safra yolları üzerindeki baskı hafifler ve tümörün çevreye yayılma riski azalır. Genel olarak hastanın yaşam kalitesi artar, çünkü invaziv olmayan bir yöntemle tedavi sağlanır" ifadelerini kullandı. Kanserin her aşamasında uygulanabiliyor Kriyoablasyonun kullanım alanlarına değinen Oynak, "Kriyoablasyon, kanser tedavisinde genellikle erken evre kanserlerde tercih edilen bir yöntemdir. Özellikle tümörün organ sınırlarını aşmadığı, lokalize olduğu durumlarda uygulanır. Cerrahi müdahaleye uygun olmayan hastalar için alternatif bir seçenek olarak kullanılır ve standart tedavilere (kemoterapi, radyoterapi) ek olarak destekleyici rol oynar. Prostat, böbrek, karaciğer, meme, akciğer, pankreas, yumuşak doku ve kemik kanserleri gibi çeşitli türlerde etkili olabilir. İleri evrelerde ise ağrı azaltma, tümör küçültme için kullanılabilir, ancak primer tedavi olarak erken aşamalarda daha yaygındır" dedi. Cerrahiye göre önemli avantajlar sağlıyor Yöntemin avantajlarını sıralayan Oynak, "Kriyoablasyonun cerrahiye göre başlıca avantajları; minimal invaziv olması, düşük risk ve yan etki oranı, lokal anestezi ile uygulanabilmesi, hızlı iyileşme süreci ve soğuk uygulamaya bağlı doğal anestezi etkisi olarak sıralanabilir" diye konuştu.
Antalya’da otomobil sulama kanalına uçtu, sürücüsü kayıplara karıştı
29 Mart 2026 Pazar - 10:06 Antalya’da otomobil sulama kanalına uçtu, sürücüsü kayıplara karıştı Antalya’da kontrolden çıkan kiralık otomobil, DSİ’ye ait sulama kanalına uçarak ters döndü. Kazanın ardından kendi imkanlarıyla araçtan çıkan sürücü, ekipler gelmeden olay yerinden ayrılarak kayıplara karıştı. Kaza, Manavgat ilçesi Sanayi Mahallesi 2025 Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sürücüsünün ismi henüz belirlenemeyen 07 AON 845 plakalı otomobil, Çeltikçi Mahallesi Saraçlı Sokak yakınlarında seyir halindeyken sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarında bulunan Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ait sulama kanalına uçtu. Ekipler gelmeden olay yerinden ayrıldı Metrelerce yükseklikten kanala düşen ve suyun içinde ters dönen otomobili gören vatandaşlar durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Görgü tanıklarının ifadelerine göre, kazayı hafif sıyrıklarla atlatan sürücü, ters dönen aracın içerisinden kendi çabalarıyla çıkmayı başardı. Bir süre olay yerinde bekleyen sürücü, trafik ve sağlık ekipleri bölgeye ulaşmadan olay yerinden uzaklaşarak izini kaybettirdi. Araç kralık çıktı Yapılan incelemelerde, kanala uçan otomobilin bir oto kiralama şirketinden (rent-a-car) kiralandığı tespit edildi. Olay yerine gelen araç sahipleri, bölgeye çağrılan çekici vasıtasıyla otomobili kanaldan çıkartarak teslim aldı. Polis ekipleri, kazayla ilgili inceleme başlatırken, olay yerinden ayrılan sürücünün kimliğini belirlemek için çalışma başlattı.
Doç. Dr. Murat Köken: "Omuz ağrısı sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştırabilir"
29 Mart 2026 Pazar - 09:43 Doç. Dr. Murat Köken: "Omuz ağrısı sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştırabilir" Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Doç. Dr. Murat Köken, omuz ağrısının çoğu zaman ihmal edilse de sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebileceği konusunda uyardı. Omuz ağrısı, günlük yaşamı olumsuz etkileyen ve çoğu zaman ihmal edilen sağlık sorunlarının başında geliyor. Hareket kabiliyeti yüksek olan omuz eklemi, bu özelliği nedeniyle aynı zamanda en hassas bölgeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, erken dönemde fark edilmeyen omuz ağrılarının zamanla daha ciddi sorunlara yol açabileceğine dikkat çekti. Omuz ağrısının başlıca nedenleri Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Köken, "Omuz ağrısı, toplumda oldukça yaygın görülmesine rağmen çoğu zaman ihmal edilen önemli bir sağlık sorunudur. Sabah giyinirken zorlanma, gece uykudan omuz ağrısıyla uyanma ya da basit bir hareket sırasında omuzda ani bir sızı hissetme ile başlayabilir, sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebilir. Omuz ağrısı; basit zorlanmalardan ciddi ortopedik rahatsızlıklara kadar birçok farklı sebeple ortaya çıkabilir. En sık karşılaşılan nedenler arasında; omuza aşırı yük bindirilmesi, ters pozisyonda yatma (özellikle omuz üzerine yatma), burkulma ve zorlanmalar, tendon yaralanmaları, boyun fıtığı, omuz çıkıkları, sinir sıkışmaları, kireçlenme, düşme veya çarpma gibi travmalar yer almaktadır" dedi. "Bazı meslek gruplarında daha sık görülebilir" Omuz ağrısının bazı meslek gruplarında daha sık görüldüğünü belirten Köken, "Masa başında uzun süre çalışanlar, kuaförler ve berberler, boyacılar ve inşaat işçileri, öğretmen gibi tekrarlayan hareketler ve uzun süre aynı pozisyonda kalmak omuz sağlığını olumsuz etkileyebilir. Ev işlerinde ise cam silmek, halı yıkamak, yüksek raflara uzanmak, ağır tencere ve eşyaları kaldırmak, uzun süre ütü yapmak, omuz kaslarına aşırı yük bindirerek zamanla ağrıya yol açabilir. Omuz ağrısı hem kadınlarda hem erkeklerde görülmekle birlikte, yapılan gözlemler kadınlarda biraz daha yaygın olduğunu göstermektedir" diye konuştu. "Cerrahi dışı yöntemler etkili olabilir" Tedavi yöntemlerine değinen Köken, "Omuz ağrısında tedavi, ağrının nedenine göre planlanır. Çoğu hastada cerrahi dışı yöntemler yeterli olmaktadır. Bunlar arasında; fizik tedavi ve özel egzersiz programları, kortikosteroid veya hyaluronik asit enjeksiyonları, PRP (trombositten zengin plazma) veya kök hücre enjeksiyon tedavisi, şok dalga tedavisi (ESWT) yer almaktadır. Bu yöntemlerle birçok hasta ameliyata gerek kalmadan sağlığına kavuşabilmektedir" ifadelerini kullandı. Cerrahi gerektiren durumlar Cerrahi gerektiren durumlara da değinen Köken, "İleri derecede tendon yırtıkları, ciddi omuz çıkıkları, ileri evre kireçlenme, hareketi ciddi şekilde kısıtlayan durumlarda gibi vakalarda ameliyat gündeme gelebilir. Omzunuzu 90 derecenin üzerine kaldıramıyorsanız, geceleri ağrı nedeniyle uyanıyorsanız, kolunuzda uyuşma veya güçsüzlük varsa, ağrı 2 haftadan uzun süredir devam ediyorsa, omzunuzda çıtırtı veya kilitlenme hissediyorsanız ve diğer yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi tedavi tercih edilir" dedi. "Cerrahi ile kalıcı çözüm mümkün" Cerrahi yöntemler hakkında bilgi veren Köken, "Hastanın yaşı ve ağrının sebebine bağlı olarak, küçük kesilerle hızlı iyileşme sağlayan artroskopik (kapalı) ameliyat, kapalı ameliyat ile tedavi edilemeyecek hastalıklar ve kırıklarda açık ameliyat, ileri evre kireçlenmelerde kalıcı çözüm olarak omuz protezi tercih edilebilir" diye konuştu.