Yerel Haberler
Antalya
Kızamıkta aşı karşıtlığı çocukları ölümcül riskle karşı karşıya bırakıyor
28 Mart 2026 Cumartesi - 10:58 Kızamıkta aşı karşıtlığı çocukları ölümcül riskle karşı karşıya bırakıyor Son yıllarda dünya genelinde yeniden yükselişe geçen kızamık vakaları, özellikle çocuklar açısından ciddi bir halk sağlığı tehdidi haline geldi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferunda Demir, kızamığın yıllar sonra bile beyin hasarına yol açabildiğini belirterek, "Son yıllarda aşı karşıtlığının artması ve çocukların aşılanmaması, bu ölümcül risklerle karşı karşıya kalmamıza neden oluyor. Korunmanın tek yolu aşıdır" dedi. Dünya genelinde yeniden artış gösteren kızamık vakaları, çocuklar açısından yalnızca hastalık döneminde değil, sonrasında da hayati risk oluşturuyor. Uzun yılların ardından birçok ülkede yeniden görülmeye başlayan vakalar ve buna bağlı ölümler, hastalığın önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Üstelik kızamık, yalnızca hastalık döneminde değil, iyileştikten sonraki süreçte de ciddi riskler barındırıyor. Özellikle Covid-19 pandemisinin ardından çocukluk çağı aşılanma oranlarında yaşanan düşüşün, çocuklarda ölümcül seyredebildiği bilinen kızamık vakalarının artmasına yol açtığına dikkat çekiliyor. Medical Park Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferunda Demir, kızamık vakalarındaki artışın nedenlerini ve hastalıkla ilgili bilinmesi gerekenleri anlattı. "Salgınlar şeklinde kendini gösterdiği için çok ciddi önem taşımaktadır" Kızamığın, rubeola adı verilen bir virüs hastalığı olduğunu belirten Uzm. Dr. Ferunda Demir, hastalığın özellikle döküntüyle seyreden ve toplumsal yayılım riski yüksek bir enfeksiyon olduğuna işaret etti. Uzm. Dr. Demir, "Kızamık hastalığı, rubeola dediğimiz bir virüs hastalığıdır. Özellikle döküntülerle seyreden bir hastalıktır ve salgınlar şeklinde kendini gösterdiği için çok ciddi önem taşımaktadır" dedi. Kızamık virüsünün özellikle kış sonu ve ilkbahar başında salgınlara neden olabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Demir, çocuklar arasında bulaşmanın çoğunlukla damlacık yoluyla gerçekleştiğini belirtti. Demir, "Öksürmekle, hapşırmakla, bazen fiziksel temasla birbirlerine bulaştırabilirler. Kızamık virüsünün özellikle 20 ve 37 derece arasında canlı olarak yaşadığını biliyoruz ve havada da bir saat kadar asılı kalabiliyor. Bu yüzden de herhangi bir kızamıklı çocuğun bulunduğu ortamda diğer çocuklara bulaşma ihtimali birkaç saat daha devam edebiliyor, çocuk oradan ayrılmış olsa bile" şeklinde konuştu. "Yüksek ateşle başlıyor, döküntü tüm vücuda yayılıyor" Hastalığın kuluçka süresinin genellikle 10 ila 14 gün sürdüğünü belirten Uzm. Dr. Demir, bu sürecin ardından çocuklarda yaklaşık 40 dereceye ulaşabilen yüksek ateş görülebileceğini söyledi. Uzm. Dr. Demir, hastalığın belirtilerini, "Öksürük, burun akıntısı, boğaz ağrısı, halsizlik, gözlerde kızarma gibi semptomlarla gelebilir" sözleriyle anlattı. Kızamık tanısında ayırt edici bulgulardan birinin ağız içindeki lekeler olduğunu belirten Demir, "Özellikle hastalığı kapan çocukların bir kısmında yanak iç kısmında, ağız içinde gri renkli koplik lekesi dediğimiz lekelerin olması, hastalığın tanı koydurmada bize çok diagnostik bir veridir. Bu şikayetlerin arkasından 4. ya da 5. günde, boyun arkasından ve kulak arkasından başlayan, tüm vücuda yayılan kırmızı ve kahverengi renkli döküntüler meydana gelir. Bu döküntüler 4-5 gün kaldıktan sonra önce solar, ardından soyularak baştan aşağı kaybolur" diye konuştu. "Menenjitten zatürreye kadar ağır komplikasyonlara yol açabiliyor" Kızamığın yalnızca ateş ve döküntüyle sınırlı bir hastalık olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Demir, ciddi komplikasyonlarla da seyredebileceğini söyledi. Demir, "Menenjit gelişebilir çocuklarda, orta kulak enfeksiyonu gelişebilir, zatürre bulguları gelişebilir ve çok ağır olan bu durumlar meydana geldiği zaman çocuklarda, hastanelerde yatışlı tedavi gerektirebilen bir hastalıktır" dedi. Hastalığın sinir sistemi üzerinde de yıkıcı etkiler bırakabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Demir, kızamık geçirildikten sonra bile tehlikenin sona ermediğini kaydetti. İyileştikten sonra da risk sürüyor: SSPE uyarısı Uzm. Dr. Ferunda Demir, kızamık virüsünün özellikle beyin dokusunda hasarla seyreden çok ağır bir tabloya da neden olabildiğine dikkat çekerek, "Hastalık atlatıldıktan sonraki 2-3 yıl içinde beyin dokusunu zedeleyen kızamık virüsü, Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) dediğimiz beyin hasarıyla giden ve ölümcül seyredebilen bir hastalıkla da sonuçlanabilir" ifadelerini kullandı. Bu nedenle kızamığın hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Demir, hastalığın çocuk sağlığı açısından son derece önemli olduğunu belirtti. "Aşılanmama ölümcül risklerle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor" Son yıllarda kızamık vakalarındaki artışın en önemli nedenlerinden birinin de aşı karşıtlığı olduğuna işaret eden Uzm. Dr. Demir, "Son yıllarda özellikle aşı karşıtı kişilerin artması, çocukların aşılanmaması bu tür ölümcül risklerle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor" dedi. Türkiye’de uygulanan aşı takvimine ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Demir, kızamık aşısının iki doz halinde uygulandığını belirterek, "Türkiye’deki aşı şemasında iki doz aşı var. 12. ay ve 4. yaşta. Son yıllarda salgınların artmasıyla birlikte 9. ayda da ek doz bir aşı önerilmekte" diye konuştu. "Korunmanın tek yolu aşı" Aşının kızamığa karşı en etkili korunma yöntemi olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Demir, "Bizim için korunmanın tek yolu aşı diyoruz. Çünkü birinci aşıdan sonraki koruyuculuk yüzde 93, ikinci aşıdan sonraki koruyuculuk yüzde 97’nin üzerinde. Gördüğümüz hastaların çoğunun da aşısız vakalar olduğunu biliyoruz. Bu yüzden çocuklarımızın aşılarının mutlaka yapılmasını tavsiye ediyoruz. Kızamıklı bir çocukla temastan sonra ilk 3 gün içinde de aşının yapılmasını mutlaka öneriyoruz" ifadelerini kullandı.
Antalya’da infaz koruma memurlarını taşıyan servis aracı şarampole devrildi: 16 yaralı
28 Mart 2026 Cumartesi - 08:58 Antalya’da infaz koruma memurlarını taşıyan servis aracı şarampole devrildi: 16 yaralı Antalya’da cezaevi infaz koruma memurlarını taşıyan servis midibüsünün şarampole devrilmesi sonucu 16 kişi yaralandı. Yaralılar çevredeki hastanelere kaldırıldı.Kaza, Döşemealtı ilçesi Akdeniz Bulvarı üzerinde saat 20.30 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, vardiya değişimi sonrası mesaiden çıkan infaz korumama memurlarını taşıyan Mustafa O. yönetimindeki 07 C 4119 plakalı midibüs, sağ şeritten önüne çıkan tıra çarpmamak için fren yaptı.Sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği araç, yaklaşık 2 metrelik şarampol devrildi. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda ambulans, itfaiye, AFAD, UMKE ve polis ekipleri sevk edildi.Midibüste bulunan infaz koruma memurlarından 16’sı yaralandı. Yaralılar ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı.Kazayla ilgili ali soruşturma başlatıldı."Ciddi boyutta bir yaralanma yok"Kazaya ilişkin açıklama yapan Antalya Cumhuriyet Başsavcı vekili Adnan Tabar, "Döşemealtı ilçemizde 20.30 sıralarında cezaevi kampüsümüzdeki vardiyadan çıkan infaz koruma memurlarını şehir merkezine nakletmekte olan servis aracımız kaza yaptı. Önüne çıkan ar nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybederek şarampole devrildi. 16 infaz koruma memurumuz yaralandı. Ciddi boyutta bir yaralanma yok. Çevredeki hastanelere kaldırıldılar. Hastaneye gidip arkadaşlarımızın durumuna bakacağız. Olayla ilgili adli soruşturma başlatıldı" dedi.
Antalya Cumhuriyet Başsavcıvekili Tabar: "16 infaz koruma memurumuz yaralandı, ciddi boyutta bir yaralanma yok"
27 Mart 2026 Cuma - 23:00 Antalya Cumhuriyet Başsavcıvekili Tabar: "16 infaz koruma memurumuz yaralandı, ciddi boyutta bir yaralanma yok" Antalya Cumhuriyet Başsavcıvekili Adnan Tabar, 16 infaz koruma memurunun yaralandığı kazaya ilişkin, "Ciddi boyutta bir yaralanma yok. Çevredeki hastanelere kaldırıldılar" dedi. Kaza, Döşemealtı ilçesi Akdeniz Bulvarı üzerinde saat 20.30 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, vardiya değişimi sonrası mesaiden çıkan infaz koruma memurlarını taşıyan Mustafa O. yönetimindeki 07 C 4119 plakalı midibüs, sağ şeritten önüne çıkan tıra çarpmamak için fren yaptı. Sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği araç, yaklaşık 2 metrelik şarampole devrildi. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda ambulans, itfaiye, AFAD, UMKE ve polis ekipleri sevk edildi. Midibüste bulunan infaz koruma memurlarından 16’sı yaralandı. Yaralılar, yapılan ilk müdahalenin ardından ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı. "Ciddi boyutta bir yaralanma yok" Kazaya ilişkin açıklama yapan Antalya Cumhuriyet Başsavcıvekili Adnan Tabar, "Döşemealtı ilçemizde 20.30 sıralarında cezaevi kampüsümüzdeki vardiyadan çıkan infaz koruma memurlarını şehir merkezine nakletmekte olan servis aracımız kaza yaptı. Önüne çıkan araç nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybederek şarampole devrildi. 16 infaz koruma memurumuz yaralandı. Ciddi boyutta bir yaralanma yok. Çevredeki hastanelere kaldırıldılar. Hastaneye gidip arkadaşlarımızın durumuna bakacağız. Olayla ilgili adli soruşturma başlatıldı" dedi. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Kepez Kitap Fuarı kapılarını açtı: Edebiyat dolu 10 gün başladı
27 Mart 2026 Cuma - 17:27 Kepez Kitap Fuarı kapılarını açtı: Edebiyat dolu 10 gün başladı Antalya’nın kültür ve edebiyat vizyonuna önemli katkılar sunan Kepez Kitap Fuarı, kitapseverlere kapılarını açtı. Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen fuar, 27 Mart-5 Nisan tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak. Kepez Belediyesi’nin bu yıl "İnsan Okur" mottosuyla düzenlediği Kepez Kitap Fuarı, okurları yayınevleri ve yazarlarla buluşturdu. Kepez Kitap Fuarı, Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde saat 14.30’da düzenlenen törenle kapılarını kitapseverlere araladı. Fuarın açılış konuşmasını ev sahibi Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz gerçekleştirdi. Başkan Kocagöz, bir kentin yalnızca taşlarla değil, düşüncelerle kurulduğunu ve Kepez’in geleceğinin hep birlikte yazıldığını dile getirdi. Okuyan toplumların büyüdüğüne, düşünen toplumların geliştiğine, yazan toplumların ise kalıcı izler bıraktığına değinen Başkan Kocagöz, "İlim ve bilginin en güçlü taşıyıcısı kitaptır. Ulu önderimiz Gazi M.Kemal Atatürk kitap ve okuma sevgisini hayatın merkezine koymuş ve şöyle demişti: ‘Ben çocukken yoksuldum. 2 kuruş elime geçince bunun 1 kuruşunu kitaba verirdim eğer böyle olmasaydım bu yaptıklarımın hiçbirisini yapamazdım.’ Bu ekonomik şartlarda fuarımızda yüzlerce gencimizin kitap alabilmek için belki boğazlarından kısarak, belki otobüs parası vermemek için yürüyerek buraya geldiğini biliyoruz. Bu bize kitabın ne kadar değerli olduğunu göstermez mi? Yazarlarımızın emekleri, yayın evlerimizin emekleri bize kitabın değerini göstermez mi? Kitap, insanlığın hafızasıdır. Kitap geçmişin bilgeliğini geleceğe taşıyan en güçlü köprüdür. Kepez’de kitap yalnızca bir etkinliğin konusu değil; bir kültür meselesidir. Bizim için önemli olan fuarlar değil, okuma alışkanlığının hayatın doğal bir parçası haline gelmesidir" dedi. "Kepez’de her yerde kitap" Yazarlık atölyeleri, yazar buluşmaları etkinlikleri yanı sıra okuma alanlarının oluşturulduğunu da belirten Başkan Kocagöz, "Mobil kütüphanelerle kitabı farklı noktalara taşıdık, kare kod uygulamalarıyla sesli kitapları günlük hayatın içine dahil ettik, kitap kumbaralarıyla paylaşma kültürünü büyüttük. Yıl boyunca gerçekleştirdiğimiz söyleşiler ve kitap kulüpleriyle bu kültürü canlı tuttuk. Akdeniz Kültür ve Edebiyat Başkenti Kepez vizyonumuzla önemli bir çalıştay gerçekleştirdik. Ortaya çıkan fikirleri yalnızca bir rapor olarak bırakmadık, somut adımlara dönüştürdük" diye konuştu. "Şiir ve edebiyat yaşamın parçası" Gençlere yönelik hedeflerini de aktaran Başkan Kocagöz, "Genç yazarlar için "İlk Kitap Yarışması" düzenleyeceğiz. Genç çizerler için illüstrasyon ve çizim yarışmaları gerçekleştireceğiz. Kepez’in farklı noktalarında oluşturulacak edebiyat duvar kağıtlarıyla, şiiri ve edebiyatı gündelik yaşamın bir parçası haline getireceğiz. Hedefimiz açık: Kepez, yalnızca kitap okuyan değil, aynı zamanda yazar yetiştiren bir merkez olacak. Kepez’de hedeflenen tam olarak şudur: Bilgiyle büyüyen, kültürle güçlenen ve geleceğini kendisi yazan bir anlayış. Fuarın onur konuğu, yazıları ve konuşmalarıyla pek çok insana ilham veren Sayın Ahmet Şerif İzgören’e katkıları için teşekkür ediyorum. Kepez Belediyesi Kitap Fuarı’nın şehrimize, ülkemize ve kültür dünyasına hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Kitap fuarının onur konuğu olan Eğitimci-Yazar Ahmet Şerif İzgören de, "Burada harika bir iş yapılmış" diyerek, Kepez Kitap Fuarı’na emeği geçenlere teşekkür etti. CHP Meclis Üyesi ve Antalya Milletvekili Cavit Arı da, yazarlarla okurları buluşturan Kepez Kitap Fuarı’nın çok önemli bir fuar olduğunu dile getirdi. Kepez Kitap Fuarı’na gençlerin yoğun bir şekilde ilgi göstermesinin çok önemli olduğuna değinen Arı, gençlerin iyi bir şekilde yetişmesi, kültür seviyesinin ve bilgisinin armasının ne kadar çok kitap okunursa o kadar mümkün olabileceğini söyledi. "Kitap en değerli hazinedir" Antalya Vali Vekili Hulusi Arat da, Antalya’nın kültürel hayatına güzel bir sayfanın eklendiği Kepez Kitap Fuarı’nda bulunmanın mutluluğunu yaşadığını dile getirdi. Kitabın insanlığın binlerce yıllık birikimini taşıyan en değerli hazine olduğunu belirten Arat, "Bu fuar vesilesiyle o hazinenin kapılarını şehrimize bir kez daha açmış oluyoruz. Kepez Belediyesi’nin bu anlamlı etkinliğe ev sahipliği yapması bizleri de ayrıca gururlandırmıştır. Kepez dinamik yapısı, genç nüfusu, kültür hayata olan değerli katkılarıyla Antalya’nın en önemli ilçesidir. Kepez Antalya’nın kalbinde de önemli bir yer tutmaktadır" dedi. "Kitap okuyan çocuklar dünyaya hakim olur" Bir toplumun gücünün sadece orduları ile ölçülemeyeceğini vurgulayan Arat, "Okuyan, çalışan, öğrenen, üreten genç nüfus önemli bir zenginliktir. Bu milli güç unsuru dediğimiz faktörlerden biride; çocuklarımızı kitapla büyüterek onlara bir dünya vermektir. Kitapla iç içe yetişen çocuklar evrene hakim olur, dünyayı anlar" diyerek, tüm Antalyalıları kitap fuarına davet etti. Konuşmaların ardından fuarın ev sahibi Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, konuklarla beraber kitap fuarını gezdi. Kepez Kitap Fuarı, UNESCO tarafından verilen "Dünya Kitap Başkenti" unvanını Antalya’ya kazandırma hedefi doğrultusunda atılan önemli adımlardan biri olarak dikkat çekiyor. Kültür ve edebiyatın buluşma noktası haline gelen fuarın, bölgedeki okuma alışkanlıklarını artırması ve gençleri kitapla daha fazla buluşturması hedefleniyor. Kitapseverler, fuarı her gün ziyaret ederek hem yeni eserlerle tanışabilecek hem de edebiyat dünyasının nabzını yakından tutabilecek.
"81 İlde 81 Orman" projesi ilkbahar dikimleriyle devam ediyor
27 Mart 2026 Cuma - 17:09 "81 İlde 81 Orman" projesi ilkbahar dikimleriyle devam ediyor Türkiye İş Bankası, Orman Genel Müdürlüğü ve TEMA Vakfı iş birliğiyle yeniden hayat bulan "81 İlde 81 Orman" projesi, Türkiye’nin dört bir yanında yeni fidanları toprakla buluşturmaya devam ediyor. Doğaya nefes, canlılara yuva, geleceğe yeşil bir umut olma hedefiyle toplam 2,2 milyon fidanın yeşermesine vesile olmayı amaçlayan projenin ikinci fazında şu ana kadar 771 bin 700 fidanın dikimleri tamamlandı. 2026 yılındaki dikim törenlerinin ilk durağı Antalya oldu. Ekosistemin kritik bir parçası olan ormanlar, toprağı koruyup, havayı temizlerken sayısız canlıya ev sahipliği yapıyor. Ağaçların kök saldığı her alan, doğa için de bir nefes demek. Bu anlayışla Türkiye İş Bankası, Orman Genel Müdürlüğü ve TEMA Vakfı iş birliğiyle ilk olarak 2008-2017 yılları arasında gerçekleştirilen 81 İlde 81 Orman projesi; çocuklarımızın nefes alacağı, kuşların yuva kuracağı, toprağın can bulacağı bir geleceğe katkı sunmak amacıyla üç yıl önce yeniden hayata geçirildi. 771 bin 700 fidan geleceğe kök saldı Türkiye’nin dört bir yanında ağaçlandırma seferberliğine dönüşen "81 ilde 81 Orman" projesinde dikim yapılacak her ilin iklim koşullarına en uygun fidanlar seçiliyor ve toprağa güçlü bir şekilde kök salarak ormana dönüşmesi amaçlanıyor. Kızılçam, sedir, sarıçam, karaçam, meşe, ardıç, servi, huş dikimi yapılan fidan türlerinden yalnızca birkaçı Projenin ikinci fazında bugüne kadar 771 bin 700 fidanın dikimleri tamamlandı. Dikimler gerçekleştirildikten sonra sahaların bakımları üç yıl boyunca düzenli şekilde yapılarak, sağlıkla büyümeleri destekleniyor. Antalya’da 20 bin fidan toprakla buluşuyor Projenin yeni durağı olan Antalya’da Manavgat ilçesine bağlı Çardak köyünde tören düzenlendi. Törene Manavgat Belediye Başkan Vekili Mehmet Çiçek, Manavgat Milli Eğitim Müdürü Ali Hakan Öz, Antalya Ağaçlandırma Şube Müdürü Hasan Sarıtaş, Taşağıl Orman İşletme Müdürü İlker Öztürk, Türkiye İş Bankası Antalya Bölge Satış Müdürü Ömer Akdoğan, Türkiye İş Bankası Manavgat Şube Müdürü Emre Yaşar, TEMA Vakfı Projeler ve Kurumsal İş Birliği Bölüm Başkan Yardımcısı Mehtap Kızılkaya, TEMA Vakfı Antalya İl Temsilcisi Reyhan Erdoğan’ın yanı sıra Antalyalı öğrenciler ve bölge halkı katıldı. 81 İlde 81 Orman projesiyle, yüzde 57’si ormanlık alanlardan oluşan Antalya’nın Manavgat ilçesindeki Çardak köyünde yer alan 26 bin 400 hektarlık alanda 20 bin fidan toprakla buluşuyor. Projenin 2008-2017 yılları arasında gerçekleşen ilk aşamasında, 2010 yılında Antalya’nın Kepez ilçesindeki Kirişçiler Mevkiinde 40 bin fidan dikimi yapılmıştı. Düzenli bakımı yapılan bu alanda zamanla çeşitli canlı türleriyle ekosistem gelişmeye başladı. Yeni fidan bağışlamak ya da dikilmiş fidanları sahiplenmek mümkün Yeni ormanların hayat bulduğu proje kapsamında dikimi yapılacak 2,2 milyon fidana ilave bağışta bulunarak daha geniş ormanlık alanların oluşmasına katkı sağlamak mümkün. Ayrıca isteyenler, dikimi gerçekleştirilmiş fidanlardan birini bedelsiz olarak sahiplenebiliyor.
Genç Onkologlar Kemer’de Buluştu: Bilim ve hukuk aynı platformda
27 Mart 2026 Cuma - 15:51 Genç Onkologlar Kemer’de Buluştu: Bilim ve hukuk aynı platformda Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2’nci Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’nde genç onkologlar bir araya geldi. Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’, genç onkoloji uzmanları ile bilim insanlarını bir araya getirdi. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği tarafından organize edilen kongre, bu yıl ikinci kez gerçekleştirilirken, genç hekimlerin mesleki gelişimine odaklanan yapısıyla dikkat çekti. Kongrede, onkoloji alanında uzmanlık eğitimi alan ya da yeni uzman olmuş genç hekimlerin erken dönemde birlikte çalışması, sunum becerilerini geliştirmesi ve güncel bilimsel bilgilere erişiminin artırılması hedeflendi. Aynı zamanda mesleğe olan ilgi ve bağlılığın güçlendirilmesi, Türkiye’deki onkoloji alanındaki sorunların paylaşılması ve çözüm yollarının tartışılması da toplantının öncelikli başlıkları arasında yer aldı. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Uğur Coşkun, kongrenin gençlere yönelik olması açısından önemli bir boşluğu doldurduğunu belirterek Avrupa’dan ve farklı ülkelerden katılan uzmanların da katkısıyla uluslararası bir vizyonun tartışıldığını ifade etti. Coşkun, özellikle Batı ülkelerindeki eğitim modellerine benzer şekilde, yoğun ihtisas sürecinde edinilen bilgi ve tecrübelerin genç hekimlere erken dönemde kazandırılmasının temel hedef olduğunu vurguladı. Kongrede bilimsel oturumların yanı sıra hukuki konular da geniş yer buldu. Danıştay ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nden hakimlerin katılımıyla, hekimlerin sıklıkla karşılaştığı malpraktis davaları, bilirkişi raporları ve ilaçların geri ödeme süreçlerine ilişkin önemli değerlendirmeler yapıldı. Bu sayede katılımcılar, mesleki uygulamalarını doğrudan etkileyen hukuki süreçler hakkında birinci elden bilgi edinme fırsatı yakaladı. Aytuğ Üner ise kongrede bağırsak, akciğer ve baş-boyun kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünün ele alındığını belirterek, yapay zeka destekli tanı yöntemleri, hasta ile iletişim ve yeni tedavi yaklaşımlarının da detaylı şekilde incelendiğini aktardı. Üner, bilimsel içeriğin yanı sıra hukukçularla yapılan etkileşimin farklı bakış açıları kazandırdığını dile getirdi. Genç hekimleri temsilen İmdat Erolu, daha önce benzer etkinliklerde genellikle dinleyici konumunda olduklarını belirterek bu kez sahnede yer alıp güncel bilimsel gelişmeleri tartışma fırsatı bulduklarını söyledi. Erolu, bu yaklaşımın genç onkologlar için yol gösterici olduğunu ifade etti. Yurt dışından katılan konuşmacıların da yer aldığı kongrede, vizyoner yaklaşımlar ve uluslararası deneyimler paylaşılırken, genç hekimlerin mesleki donanımının artırılması adına önemli bir platform oluşturuldu. 29 Mart’ta sona erecek kongre, hem bilimsel hem de mesleki dayanışma açısından verimli oturumlara sahne oldu.
Alanya Ultra Trail’de heyecan başlıyor: 23 ülkeden 820 sporcu start alacak
27 Mart 2026 Cuma - 15:07 Alanya Ultra Trail’de heyecan başlıyor: 23 ülkeden 820 sporcu start alacak Akdeniz’in eşsiz doğası ile Toros Dağları’nın zorlu parkurlarını buluşturan ve bu Corendon Airlines sponsorluğunda bu yıl 6’ncısı düzenlenecek olan Alanya Ultra Trail’de 23 ülkeden yaklaşık 820 sporcunun yer alması bekleniyor. Organizasyon kapsamında sporcular, Akdeniz kıyısından başlayıp Toroslar’ın zirvelerine kadar uzanan zorlu ve doğal güzelliklerle bezeli parkurlarda mücadele edecek. 5 farklı etapta yarışma gerçekleşecek Altıncısı düzenlenen Alanya Ultra Trail için parkurlarda; 68 kilometrelik Alanya Ultra Trail, 42 kilometrelik Taurus Mountain Trail, 27 kilometrelik Keykubat Mountain Run, 18 kilometrelik Cleopatra Short Trail ,5 kilometrelik Alanya Castle Run olarak belirlendi. Özellikle ultra trail kategorisinde 23 ülkeden 820 sporcunun ter dökeceği belirtilirken, organizasyonun hem spor turizmine hem de bölge tanıtımına önemli katkı sağlaması bekleniyor. Kızılkule’de düzenlenen lansmanda organizasyon yetkilileri, parkurların teknik zorluk derecesi ve doğal güzellikleriyle Avrupa’daki sayılı yarışlar arasında yer aldığını vurguladı. Yarışın, Alanya’nın tarihi dokusunu ve doğal zenginliklerini sporla buluşturduğuna dikkat çekildi. Ultra Trail için basın lansmanında konuşan Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk, "Alanya ultrasını düzenliyoruz. Birkaç yıl bir ara vermiştik ama yine kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hatta daha güçlü devam ediyoruz. Ben bu anlamda emeği geçen tüm kurum, kuruluşlar, sponsorlar ve sporculara çok teşekkür ediyorum. İnşallah ilerdeki yıllarda da çok daha güçlenerek çok daha fazla sporcu sayısıyla beraber Alanya ultra trail, ülkemizin en önemli prestijli organizasyonlardan biri olmaya devam edecek, daha da güçlenerek yoluna devam edecek. Bu da tabii elbirliğiyle, güç birliği ile hep beraber oluyor. Ben hepsine çok teşekkür ediyorum. Altıncısını düzenliyoruz ama niceyıllar olsun inşallah" dedi. Corendon Airlines Kurumsal İletişim ve Pazarlama Kıdemli Müdürü Pınar Pehlivan ise, "Yarın farklı kilometrelerdeki parkurlarda sporcularımızı hem yolda, hem dağda, hem patikada biraz şehir içerisinde tarihi ve doğal güzelliklerin içinde bir yarış bekliyor. Öğleden sonra sanırım biraz yağış görebilirler ama herhalde bu da Ultra Trail’in güzelliklerinden. İnşallah keyifli bir yarış olacak" şeklinde konuştu. Ahmet Aslan: "Uluslararası marka sporcular var" Bu yarışmada marka sporcuların yarıştığını belirten Ultra Trail Yarış Direktörü Ahmet Aslan, "Alanya ultra trail üç yıllık aranan ardından yarın tekrar start alacak. Yarınki yarışmamız 23 farklı ülkede 820 sporcu katılacak. Beş farklı yarış mesafesi var. Yeni başlayan sporcular için beş kilometrelik halk koşu, Alanya kale koşuşu bir sonraki mesafemiz 18 kilometrelik Alanya Kleopatra short trail, bir sonraki yarışımız 27 km Keykubat dağ koşusu, 42 kilometrelik Mountain koşusu ve ana etabımız 68 kilometrelik Alanya ultra trail yarışması olacak. Bu yarışma gelecek yıllarda Avrupa’da ve dünyada adından söz ettiren önemli destinasyonlardan birisi olacak. Zaten geçtiğimiz yıllarda ve bu seneye katılımcı portföyüne baktığımız zaman uluslararası marka sporcular var. Yine önümüzdeki yıllarda uluslararası marka sporcuların tercih destinasyonlardan birisi olarak bu işi hem ülke sporuna daha katkı sağlar ve şehrin tanıtımına şehrin kültürel tanıtımına her türlü etkiyi sağlar şekilde getirmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Beyza Güzel: "Global anlamda da katılım çok güzel" Ultra Trail yarışmasına Elit atlet kategorisinde yarışacak olan Beyza Güzel, "Yarın için çok heyecanlıyım. Ülkemizde böylesine güzel bir yarış olduğu için ve benim de bu yarışı deneyimleyecek olmam beni ekstra heyecanlandırıyor. Global anlamda da katılım çok güzel yüksek zaten parkura baktığımızda bizi teknik bir patika bekliyor. Yükseltisi ve eğitimi çok yüksek bu yüzden patikaya doyacağımız bir yarış bizi bekliyor. Umarım derece olur. Ama benim hedefim her zaman öncelikle keyif almak oluyor. Keyifli sağlıklı bir şekilde ben startı başlatıp daha sonrasında da finish çizgisini geçince benim için en büyük başarı bu. Umarım yarın sağlıklı ve keyifli bir yarış bizi bekliyordur benim için de öyledir. Tüm buraya katılan koşucu arkadaşlarımıza da gönülden başarılar diliyorum" dedi. Yarın sabah 06.00’da verilecek start ile başlayacak olan yarışlarda sporcular, zorlu arazi şartları, irtifa değişimleri ve teknik etaplarla mücadele ederek finish çizgisine ulaşmaya çalışacak.
Kıyıya yanaşmak istedikleri tekne kayalıklara çarpıp paramparça oldu
27 Mart 2026 Cuma - 13:07 Kıyıya yanaşmak istedikleri tekne kayalıklara çarpıp paramparça oldu Antalya’nın Serik ilçesinde kıyıya yanaşırken boğaz girişindeki kayalıklara çarpıp parçalanan teknedeki 2 kişi yüzerek kıyıya ulaştı. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, tekne kullanılamaz hale geldi. Serik ilçesi Boğazkent Mahallesi’nde boğaz girişinde meydana gelen kazada bir tekne kayalıklara çarparak parçalandı. Edinilen bilgilere göre, kıyıya yanaşan tekne, boğazın girişindeki kayalıklara çarptı. Çarpmanın etkisiyle tekne parçalanırken, teknedeki iki kişi denize düştü. Kazanın ardından şahıslar kendi imkânlarıyla yüzerek kıyıya çıkmayı başardı. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, tekne kullanılamaz hale geldi. Boğazkent Balıkçılar Kooperatifi Başkanı ve Mahalle Muhtarı Özkan Uysal, yaşanan olayla ilgili şu ifadeleri kullandı: "Burada ciddi bir sıkıntımız var; limana giren teknelerimiz maalesef dev dalgalarla boğuşmak zorunda kalıyor ve en nihayetinde karaya vuruyor. Karaya vuran teknelerimiz ise şu an gördüğünüz gibi parçalanmış durumda. Olayın ardından iki arkadaşımızın kaybolduğu bilgisi geldi. Biz de gece geç saatlere kadar onları aradık. Çok şükür ki arkadaşlarımız yüzerek sahildeki bir barakaya sığınmayı başarmışlar; orada kendilerini kuruturken onlara ulaştık." Teknenin tamamen parçalandığını da belirten Uysal, "Ancak bu olay ne ilk ne de son; bu sorun böyle gitmeyecek. Bizim en büyük temennimiz ve beklentimiz, bir an önce buraya bir mendirek yapılmasıdır. Devletimiz bu yönde destek veriyor ancak sürecin hızlandırılması bizim için hayati önem taşıyor. İlçe Başkanımız Sayın Ahmet Söker de sürekli bu konunun üzerinde duruyor ve takipçisi oluyor.Bu ihmallerin ölümlerle sonuçlanmasını beklemeyelim. Bu kazada iki canımızı kaybedebilirdik; kim olursa olsun, sonuçta burada bir can söz konusu. Şükürler olsun ki kazayı can kaybı olmadan atlattık. Teknemiz tamamen parçalanıp gitti ama bizim için her şeyden önce can güvenliği geliyordu, canımızı kurtardık" dedi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.