Yerel Haberler
Antalya
Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: "Bu savaş Batı’nın Rusya’ya karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü savaştır" 18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:16:06 Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna savaşından NATO’nun genişlemesine, Filistin meselesinden küresel ekonomideki dönüşüme kadar birçok başlıkta Batı’yı hedef aldı. Lavrov, "Bu savaş Batı’nın Rusya Federasyonu’na karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü ve titizlikle hazırladığı bir savaştır. Batı, trajedileri kendi halkını seferber etmek ve kararsız ülkeleri harekete geçirmek amacıyla propaganda malzemesi olarak kullanmayı iyi biliyor" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) ikinci gününde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, değerlendirmelerde bulundu. "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" temasıyla Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumda konuşan Lavrov, Rusya-Ukrayna savaşı, NATO’nun genişleme politikası, Batı’nın güvenlik yaklaşımı, Orta Doğu’daki gelişmeler ve küresel ekonomik sistemdeki dönüşüme ilişkin sert değerlendirmeler yaptı. "Maalesef güvenlik konusunda hukuki garantiler ancak NATO üyesi olunursa elde edilebilir" Sergey Lavrov, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Rusya’nın eşit muhatap olarak görülmediğini savunarak, Batı’nın verdiği sözleri yerine getirmediğini öne sürdü. NATO’nun genişlemesine ilişkin sözlü taahhütlerin daha sonra yok sayıldığını belirten Lavrov, bu durumun yalnızca sözlü güvenceyle sınırlı kalmadığını, 1999 yılında İstanbul’da düzenlenen AGİT Zirvesi’nde kabul edilen belgelerde de "güvenliğin bölünmezliği" ilkesinin kayıt altına alındığını anlattı. Kasım-Aralık 2021 döneminde Batı’ya yeniden hukuki güvenlik garantileri önerdiklerini söyleyen Lavrov, bu girişimlerin karşılıksız bırakıldığını belirterek, "Maalesef güvenlik konusunda hukuki garantiler ancak NATO üyesi olunursa elde edilebilir. Hepsi bu. Döngü kapanmış oldu" dedi. "Ukrayna, Rusya’ya karşı mücadele aracına dönüştürüldü" Lavrov, Ukrayna krizinin son yıllarda ortaya çıkmış bir başlık olmadığını savunarak, sürecin çok daha önce şekillenmeye başladığını ileri sürdü. Ukrayna’nın Rusya’ya karşı kullanılan bir araca dönüştürüldüğünü öne süren Lavrov, "Bugün konuştuğumuz olaylar, Ukrayna krizinden çok önce, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı kullanılacak bir Nazi devlete dönüştürülmesinden çok önce olgunlaşmaya başlamıştı. Başka hiçbir ülke yoktur ki dili yasaklanmış olsun. Ukrayna’da Rusça dil, Anayasa tarafından hâlâ korunmaktadır; ancak buna aldırış etmiyorlar ve eğitimde, kültürde, medyada, hatta günlük yaşamda Rusçayı her yerde yasaklayan kanunlar çıkardılar. Aynı zamanda Nazizm ideolojisini ve pratiğini teşvik eden bir dizi yasa da mevcut" ifadelerini kullandı. Avrupa’nın Ukrayna’ya verdiği desteği de bu çerçevede değerlendiren Lavrov, "Ukrayna’yı bugün en aktif biçimde destekleyenlerin, Nazizmin açık şekilde yeniden canlandığı Avrupa ülkeleri olması tesadüf değildir. Ne yazık ki buna Almanya ve Finlandiya gibi ülkeler de dahildir. Britanyalılar ise hiçbir zaman Nazizm felsefesinden çok da uzak olmadılar. Dolayısıyla evet, bu savaş Batı’nın Rusya Federasyonu’na karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü ve titizlikle hazırladığı bir savaştır. Bu savaş sırasında Zelensky’nin başlıca değerleri, Rus dilinin, kültürünün, kitle iletişim araçlarının tümüyle yasaklanmasıdır. Ve onun ün kazandığı ikinci değer de Nazizmin yüceltilmesi ve meşrulaştırılmasıdır. Yani, modern Avrupa’nın değerleri de demek ki bunlarmış; çünkü Avrupa açıkça, Zelensky’nin tam da kendi değerlerini savunduğunu söylüyor" dedi. Batı’nın kendi politikalarını meşrulaştırmak için savaşı propaganda zeminine taşıdığını savunan Lavrov, "Ukrayna meselesi, anlaşılır nedenlerle öne çıkarıldı; çünkü Batı, bizim özel askerî operasyonumuzla bağlantılı olarak propaganda kartını kullanmak istiyordu. Oysa kendisi, Ukrayna’yı Rusya Federasyonu’na karşı bir mücadele aracına dönüştürme yoluna girdiğinde bunun kaçınılmaz olduğunu çok uzun yıllar boyunca biliyordu. Ama yine de trajedileri, kendi halkını seferber etmek, kararsız ülkeleri harekete geçirmek amacıyla propaganda malzemesi olarak kullanmayı iyi biliyorlar" ifadelerini kullandı. Küresel düzlemde yaşanan ekonomik rekabetin de yeni bir safhaya geçtiğini söyleyen Lavrov, enerji alanındaki mücadelenin artık farklı yöntemlerle yürütüldüğünü belirtti. BM, uluslararası hukuk ve Batı’ya "çifte standart" suçlaması Lavrov, Batı’nın "kurallara dayalı düzen" söylemini de hedef aldı. Bu kavramın hiçbir zaman somut ve ortak kabul görmüş bir zemine dayanmadığını savunan Lavrov, Kosova ile Kırım örnekleri üzerinden uluslararası hukukta çifte standart uygulandığını öne sürdü. Batı’nın bir yerde "halkların kendi geleceklerini tayin hakkı" ilkesini öne çıkarırken, başka bir yerde "toprak bütünlüğü" ilkesini öncelediğini belirten Lavrov, bunun duruma göre değişen siyasal bir yaklaşım olduğunu söyledi. Birleşmiş Milletler çevresindeki tartışmalara da değinen Lavrov, Ukrayna ve Grönland örnekleri üzerinden aynı ilkelerin farklı biçimde yorumlandığını savunarak, "Bunu artık nasıl yorumlayacağımı bilmiyorum ama bana göre her şey herkes için fazlasıyla açıktır" dedi "Biz NATO’nun iç işlerine karışmıyoruz" Rusya’nın komşu coğrafyalardaki tutumuyla Batı’nın yaklaşımını karşılaştıran Lavrov, Moskova’nın müttefiklerini zorlayıcı yöntemlerle yönlendirmediğini söyledi. Özellikle Orta Asya ülkeleri üzerinde Batılı aktörlerin ekonomik ve siyasi baskı kurduğunu savunan Lavrov, bazı çevrelerin yatırım ya da yaptırım tehdidiyle Rusya ile yürütülen projeleri durdurmaya çalıştığını öne sürdü. Lavrov, "Elbette hepimiz şunu kabul edebiliriz; biz NATO’nun iç işlerine karışmıyoruz. Ne büyükelçilerimiz ne de mevcut şartlarda NATO üyesi Avrupa ülkelerinde bulunan diğer temsilcilerimiz, üye ülkelerin topraklarında dolaşıp müdahalede bulunmuyor. Ve biz, Batı’nın yaptığını yapmıyoruz. Taklitçilik etmiyoruz; Batı’nın ve özellikle Amerikalıların uzun zamandır yaptığı şeyi yapmıyoruz. Üstelik bunu Biden döneminde başlattılar ve şimdi de sürdürüyorlar. Avrupalılar da bizim komşumuz olan ülkelere, bir zamanlar aynı imparatorlukta ve aynı Sovyetler Birliği’nde bulunduğumuz, ayrıca ekonomi, savunma, güvenlik, kamu düzeni, gümrük işleri ve benzeri birçok alanda Rusya Federasyonu’yla çeşitli anlaşmalar çerçevesinde müttefik olan ülkelere gittiklerinde aynı şeyi yapıyorlar" ifadelerini kullandı. "Gönüllüler koalisyonu" değerlendirmesi ABD’nin Avrupa’nın güvenlik yükünü azaltma arayışına girdiğini savunan Lavrov, bunun yerine Avrupa Birliği, Britanya, Türkiye ve Ukrayna’yı da kapsayan yeni bir blok fikrinin tartışıldığını söyledi. Ukrayna ordusunun bu yapının çekirdeği haline getirilmek istendiğini ileri süren Lavrov, bu çerçevede Zelenskiy ve Ukrayna askeri yönetimiyle ilgili sert değerlendirmelerde bulundu. Lavrov, "Kısacası gidişat, ‘gönüllüler koalisyonu’na benzer bir oluşuma doğru ilerliyor. Bu ismi onlar buldu ve şimdi daha çok gerçekten öyle görünmek isteyenlerin koalisyonuna, yani gerçekmiş gibi görünmek isteyenlerin koalisyonuna benziyorlar. Ama bana kalırsa çok yakında bu yapı, modası geçmişlerin koalisyonuna dönüşecek. Ben, Avrupa ülkelerinin ulusal çıkarlarının açıkça rövanşist ve militarize bir politikanın dayatılmasıyla nasıl karşılanabileceğini göremiyorum. Üstelik modern insanlık tarihinde üçüncü kez küresel tehdit yine Avrupa’dan kaynaklanacak ve onlar şimdi her yolla Ukrayna’nın bu küresel tehdidin tetikleyicisi haline gelmesini sağlamaya çalışıyorlar. Ancak Devlet Başkanı bunu birçok kez söyledi: Bizim de cevap verecek imkânlarımız var" dedi. Filistin, Gazze, Golan Tepeleri ve Hürmüz vurgusu Lavrov, Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde ise Filistin meselesinin geri plana itilmemesi gerektiğini söyledi. İsrail-Filistin sorununda Birleşmiş Milletler kararlarının zamanla etkisizleştirildiğini savunan Lavrov, Batı’nın burada da seçici bir hukuk anlayışıyla hareket ettiğini ileri sürdü. Golan Tepeleri, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Lübnan’la ilgili gelişmelere değinen Lavrov, iki devletli çözüm kararının büyük ölçüde görmezden gelinmesinin "tarihî bir hata" olacağını ifade etti. Gazze için önerilen planların BM’nin önceki kararlarıyla ne ölçüde bağdaştığını sorguladıklarını belirten Lavrov, "Birleşmiş Milletler’in iki devletin, yani Yahudi devleti ile Arap Filistin devletinin kurulmasına ilişkin tarihî kararının büyük ölçüde görmezden gelinmesi ve fiilen ortadan kaldırılması gerçekten üzücü olur" dedi. Hürmüz Boğazı ve Suriye başlıklarının da bölgesel denklemde dikkatle izlenmesi gerektiğini vurgulayan Lavrov, bugünün manşetlerine sıkışan bir diplomasi anlayışının kalıcı sorunları çözmeyeceğini savundu. "Küreselleşme sona erdi" Biden döneminden bu yana parçalanma, bölgeselleşme ve ticaret savaşlarının hızlandığını söyleyen Lavrov, doların yaptırım aracı haline getirilmesinin küresel sistemde güven kaybına neden olduğunu ifade etti. BRICS başta olmak üzere birçok yapının Batı’dan bağımsız ödeme, sigorta, yatırım ve finans mekanizmaları üzerinde çalıştığını belirten Lavrov, şöyle devam etti: "Masumiyet karinesi ve en önemlisi, ticarette, ekonomide ve her alanda tüm engellerin kaldırılması. Bildiğiniz gibi bu küreselleşme artık sona ermiş bulunuyor. Şimdi uzun zamandır, daha Biden döneminden beri, parçalanmayı, bölgeselleşmeyi ve ABD’nin kendi konumunu güçlendirme, eski konumlarını koruma yöntemi olarak aktif biçimde kullandığı ticaret savaşlarını gözlemliyoruz. Bunların elbette küreselleşmeyle hiçbir ilgisi yok. Bu yeni bir hayat. Ve boşuna değil; giderek daha fazla sayıda alt bölgesel yapı, yalnızca düşünmekle de kalmıyor, artık aynı doların dayatmasından kendini korumak için fiilen çalışıyor. Çünkü dolar bir savaş aracına dönüştürülmüş durumda." "Bazıları bugün yaşananları Üçüncü Dünya Savaşı olarak görüyor" Konuşmasının sonunda değişen küresel tabloda diyalog kanallarının açık tutulmasının önemine işaret eden Lavrov, büyük güçler arasında doğrudan temasın önem kazandığını söyledi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in daha önce BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesiyle zirve önerdiğini hatırlatan Lavrov, bugün bazı Batılı liderlerin söylemleri nedeniyle geri adım atmasının zorlaştığını dile getirdi. Lavrov, "Bazıları, ‘İşte ’Üçüncü Dünya Savaşı budur; sadece artık dünya savaşlarının bu yöntemlerle yürütüldüğünü henüz tam kavrayamıyoruz’ diyor. Buna bizim hüküm vermemiz doğru olmaz; bunu tarihçiler değerlendirecektir" sözleriyle konuşmasını tamamladı.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 14:18 Emine Erdoğan: "Çocuklarımız için şiddeti özendiren ve sıradanlaştıran ne varsa, hangi mecrada ve ne kılıkta olursa olsun kararlılıkla mücadele etmek zorundayız" Emine Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşmada Filistin ve Gazze için uluslararası topluma destek çağrısında bulunurken, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarında hayatını kaybeden çocukların ailelerine başsağlığı diledi. Günümüz çocuklarının içine sürüklendiği şiddet sarmalına terk edilemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, "Çocuklarımız için şiddeti özendiren ve sıradanlaştıran ne varsa, hangi mecrada ve ne kılıkta olursa olsun kararlılıkla mücadele etmek zorundayız" dedi. Antalya’da düzenlenen Antalya Diplomacy Forum kapsamında gerçekleştirilen "Filistin için Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak" başlıklı oturumda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan; BM Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilcisi Najat Maalla M’jid, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başbakanı’nın eşi Mirela Bocirovic ve akademisyen Ilan Pappe ile bir araya geldi. "Vereceğimiz mesajlar savaş kurbanı olan çocuklar için yepyeni bir hayatın umut olsun" Oturumda konuşan Emine Erdoğan, "Bu sene 5’incisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu vesilesiyle sizlerle buluşmaktan büyük mutluluk duyduğumu ifade ediyorum. Dünyanın dört bir yanından katılım sağlayan kıymetli misafirlerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu buluşma, en ufak anlaşmazlıklarda dahi silahların konuştuğu dünyamızda, insanlık onuruna en çok yakışan değer olan diyalog ve diplomasiyi sürdürme kararlılığımızın bir göstergesidir. Temennim odur ki vereceğimiz mesajlar kalplere dokunsun, daha da önemlisi dünyanın dört bir yanında savaşların kurbanı olan çocuklar için yepyeni bir hayatın umut ışığı olsun" dedi. "Çocuklarımız için şiddeti normalleştiren her unsura karşı kararlı mücadele edeceğiz" Sözlerinin başında Şanlıurfa’da ve ardından Kahramanmaraş’taki okullarda meydana gelen silahlı saldırılardan dolayı duyduğu derin üzüntüyü ifade eden Erdoğan, "Saldırılarda hayatını kaybeden kıymetli öğretmenimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Kederli ailelerine, yakınlarına ve eğitim camiamıza başsağlığı diliyorum. Hastanede tedavi gören evlatlarımızın bir an önce sağlıklarına kavuşmasını temenni ediyorum. Çocuklar ve gençler bir milletin ümidi ve yarınlarıdır. Onları içine düştükleri bu şiddet sarmalına terk edemeyiz. Şiddeti özendiren ve sıradanlaştıran ne varsa, hangi mecrada ve ne kılıkta olursa olsun kararlılıkla mücadele etmek zorundayız. Özellikle dijital dünyada ve kültür endüstrisinde yer alan kontrolsüz şiddet içeriklerinin çocuklar ve gençler üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat edilmelidir. Temennim odur ki hiçbir öğretmen, hiçbir öğrenci ve hiçbir aile böyle acılarla sınanmasın. Bir kez daha milletimize ve acılı ailelerimize başsağlığı diliyorum" şeklinde konuştu. "Filistin’de eğitim direnişin ve umudun adı oldu" Filistin halkının 1948’de öz vatanlarından sürgün edildiğinde, mülteci kamplarındaki ilk işlerinden birinin okul kurmak olduğunu dile getiren Erdoğan, "O günden bu yana eğitim, Filistin halkı için bir direniş ve varoluş cephesi olmuştur. Çocukların ve gençlerin ellerinden düşürmedikleri defter ve kalem, Filistin’in geleceğine dair umudun sembolüdür. 7 Ekim sonrasında Gazze’de yaşanan soykırım, bu gerçeği bir kez daha gözler önüne sermiştir. Gazze’nin dört bir yanında, harabeler ve çadırlar arasında, bombaların gölgesinde eğitim devam etmiştir. Öğretmenler ve eğitimciler sivil direnişin en önemli aktörleri olmuşlardır" ifadelerini kullandı. "Eğitim barışı beklerken durdurulamaz" Tam 78 yıldır süren abluka ve bitmeyen saldırılara rağmen eğitime ara vermeyen Filistinlilerin, dünyaya çok önemli bir mesaj verdiğini ifade eden Erdoğan, "Eğitim, barışı beklerken askıya alınabilecek bir faaliyet değildir. Filistinliler sadece bir savaşın içinde değil, yaklaşık bir asırdır sistematik bir kültür kırımı, eğitim kırımı ve soykırıma maruz kalmaktadır. Bugün Gazze’de okul ve üniversite binalarının yüzde 90’dan fazlasının yıkılmış olması bu stratejinin bir sonucudur. Bu, savaşın yan hasarı değildir. İsrail, kütüphaneleri ve yüzyılların mirası olan kültür varlıklarını kasten bombalayarak Filistin’in varlığını hedef almaktadır. Amaç, Filistin halkına ait tarihî ve kültürel izleri tamamen silmektir" dedi. Çocukların yaşadığı dram ve uluslararası çağrı 7 Ekim öncesinde dünyanın en yüksek okuryazarlık oranlarından birine sahip olan Gazze’de bugün yaklaşık 637 bin çocuğun yüzde 60’ı eğitime erişemediğini dile getiren Erdoğan, "Bunun yanı sıra 90 bin üniversite öğrencisi eğitimine devam edememektedir. 1 milyondan fazla çocuk ise ruhsal yaralarla acil psikososyal desteğe ihtiyaç duymaktadır. Geçtiğimiz günlerde Gazze’de 3-5 yaşlarındaki çocukların oyuncak bir bebeği şehit gibi taşıdığı cenaze oyunu, medyada geniş yankı uyandırmıştır. Oysa çocuk oyunları denildiğinde akla saklambaç, bebek oyunları gelir. Ancak Gazze’nin çocukları artık ölümün ötesinde bir hayal kuramamaktadır. Öyle ki orada oyuncak bebekler bile ‘ölmektedir.’ Buna rağmen Gazze’de eğitim sürdürülmekte, mezuniyetler yapılmakta ve kolektif öğrenme kültürü ayakta tutulmaktadır. Ne yazık ki sadece birkaç gün önce İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde çocukların eğitim aldığı çadırlara açtığı ateş sonucu 9 yaşındaki bir kız çocuğu hayatını kaybetmiştir. Annesinin sevgiyle büyüttüğü bir evladın ölümü tüm dünyayı ayağa kaldırmalıdır. Çocuklara karşı savaş yürütecek kadar akıl dışı, gayri insani ve hukuksuz bir şiddetle karşı karşıyayız. Uluslararası toplumun harekete geçmesi ve bu korkunç çocuk katliamına dur demesi için daha kaç çocuğun ölmesi gerektiğini bilmiyorum" şeklinde konuştu. Türkiye’nin yardım çalışmaları ve çağrı Türkiye olarak 7 Ekim’den bu yana Kızılay, AFAD ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi kurumlar ile Filistinli vatandaşlara destek olmak için insani yardım faaliyetleri yürüttüklerini ifade eden Erdoğan, "Bu süreçte 110 bin tondan fazla insani yardımı Gazze’ye ulaştırdık. Ancak 80-90 kilometrekarelik dar bir alana sıkışmış 2 milyon Filistinliye hâlâ yeterli insani yardım ulaştırılamamaktadır. Uluslararası yardımlar ise İsrail tarafından engellenmektedir. Bu vesileyle tüm ülkelerin Filistin halkının yanında durmasının ve gerekli siyasi ile finansal desteği vermesinin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Filistin halkı küllerinden doğacak bir Filistin’e inanıyor, biz de buna inanıyoruz. O yüzden gelin el ele verelim; medeniyet değerlerinin ve insanlık vicdanının dimdik ayakta olduğunu gösteren bir Filistin’i birlikte inşa edelim" dedi.
ASAT’tan 760 milyon TL’lik SCADA yatırımı
19 Ağustos 2025 Salı - 11:43 ASAT’tan 760 milyon TL’lik SCADA yatırımı Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, içme suyu şebekesindeki kayıp ve kaçak oranlarını düşürmek, sürdürülebilir su yönetimini sağlamak amacıyla dijital altyapı yatırımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda hayata geçirilen SCADA (Uzaktan İzleme ve Kumanda) Sistemi Projesi için 760 milyon 279 bin TL’lik yatırım yapılırken, 5 merkez ilçede DMA (İzole Alt Bölge) sayısı 70’ten 216’ya çıkarılıyor. Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, teknolojik yatırımlarına yenilerini eklemeye devam ediyor. SCADA merkezinin kapsamını her geçen gün büyüten ASAT, başlattığı dijital dönüşümle su kayıplarının önüne geçerek iklim değişikliğine bağlı olarak yaşanan kuraklığa karşı da önlemlerini artırıyor. Proje kapsamında, su kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi hedefiyle 5 merkez ilçede mevcut 70 olan DMA (İzole Alt Bölge) sayısı 216’ya çıkarılıyor. SCADA Sistemi ile oluşturulan izole bölgeler sayesinde, şebekeye giren su hacmi ve sistem basıncı gibi veriler anlık olarak izlenebiliyor. Böylece su kaçakları erken tespit edilerek arızalara daha hızlı müdahale ediliyor. Su kayıpları en aza indiriliyor. Hem şebeke hem yer altı suları dijital takipte Her bir DMA (İzole Alt Bölge) alanında; debimetre, basınç ölçer, motorlu aktüatör, basınç kırıcı ve pislik tutucu gibi teknolojik ekipmanlar yer alıyor. Ayrıca proje kapsamında bazı içme suyu kuyularına yerleştirilen hidrostatik seviye ölçerlerle yer altı su kaynakları da online olarak izlenebiliyor. "Su kaçaklarını anlık tespit ediyoruz" ASAT SCADA Şube Müdürü Dr. Tuğba Akdeniz, yapılan çalışmaları değerlendirerek, "5 merkez ilçedeki izole alt bölge sayımızı 216’ya çıkarıyoruz. Bu bölgeleri merkez SCADA sisteminden kontrol ederek, su kaçaklarına çok daha hızlı müdahale edebiliyor ve su kayıplarını minimuma indiriyoruz" dedi.
Dalış eğitimi sırasında rahatsızlanan kadın kurtarılamadı
19 Ağustos 2025 Salı - 11:32 Dalış eğitimi sırasında rahatsızlanan kadın kurtarılamadı Antalya’da dalış eğitimi sırasında sualtında fenalaşan kadın hayatını kaybetti. Olay, saat 13.30 sıralarında Konyaaltı ilçesi Balıkçı Barınağı yakınında bulunan Sıçan Adası açıklarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, dalış eğitimi almak için özel bir dalış merkezine ait tekne ile Balıkçı Barınağı’ndan açılarak Sıçan Adası açıklarına gelen bir grup, eğitmenler eşliğinde hazırlıklarını tamamlayıp dalış yaptı. Suyun altında eğitim dalışı yapan grup içerisinde bulunan Fahriye Daşlı (47) henüz belirlenemeyen bir nedenle su altında dalış yaptığı sırada rahatsızlandı. Durumu fark eden dalış eğitmenleri tarafından sudan çıkartılarak tekneye alınan Daşlı’ya ilk müdahale yine teknede bulunanlar tarafından yapıldı. Hastanede hayatını kaybetti Olayın 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi üzerine Balıkçı Barınağı’na Antalya Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’na bağlı botun yanı sıra Sahil Güvenlik ve sağlık ekipleri sevk edildi. Özel dalış merkezine ait tekne ile Balıkçı Barınağı’na getirilen Fahriye Daşlı, ilk müdahalesinin ardından ambulansla özel bir hastaneye kaldırıldı. Doktorların tüm müdahalelerine rağmen Fahriye Daşlı, hayatını kaybetti. Dalış eğitimi sırasında geçirdiği rahatsızlık sonucu hayatını kaybeden Fahriye Daşlı’nın cansız bedeni kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.
Çardaklar yıkılıp halka açılmıştı, çöpten geçilmeyen sahile temizlik operasyonu
19 Ağustos 2025 Salı - 11:18 Çardaklar yıkılıp halka açılmıştı, çöpten geçilmeyen sahile temizlik operasyonu Antalya’nın Aksu ilçesindeki Kumköy Sahili’nde, geçen yıl yıkılan çardakların ardından bölge tamamen halka açıldı. Aynı zamanda caretta carettaların üreme merkezi olan ve aradan geçen zaman içinde bakımsızlık ve vatandaşların duyarsızlığı sebebiyle adeta çöplüğe dönen sahilde temizlik çalışması yapıldı. Yaklaşık 60 yıldır kullanılan ve aralarında konteyner tipi yapıların bulunduğu 600 çardak, 2024 yılı Kasım ayında Aksu Belediyesi ekipleri tarafından sabaha karşı gerçekleştirilen operasyonla kaldırıldı. Sahil, 2021 yılında yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile sit alanı ilan edilerek koruma altına alındı. Bölge, caretta carettaların üreme alanlarından biri olarak biliniyor. Yıkım sonrası Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ’ücretsiz halk plajı’ olarak düzenlenen ve halkın serbestçe kullandığı alanda, çevre kirliliği her geçen gün artmaya başladı. Vatandaşlar özgürce denize girip piknik yaparken, çoğu zaman çöplerini bırakarak bölgeden ayrılınca, sahilin çeşitli noktalarında bırakılan pet şişeler, cam kırıkları, yiyecek ambalajları ve mangal artıkları hem görüntü kirliliğine hem de ekolojik tehditleri beraberinde getirdi. Aksu Belediyesi, görüntülerin ardından Aksu Çayı ile Beşgöz Deresi arasında yer alan ve caretta caretta yuvalarına ev sahipliği yapan Kumköy Sahili’nde tüm belediye personelinin katılımıyla geniş çaplı bir temizlik çalışması gerçekleştirdi. Temizlik İşleri Müdürlüğü tarafından sahilde gerçekleştirilen temizlik çalışmasına Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Çelik ve Mehmet Ünsal ile birim müdürleriyle belediye personeli eşlik etti. Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Kumköy Sahili’nin korunması gereken doğal bir miras olduğunu dile getirerek, "Kumköy Sahili, yalnızca Aksu için değil, ülkemiz için de çok değerli bir doğal alan. Turizm Bakanlığı’na devretmiş olmamıza rağmen belediye olarak tüm imkânlarımızla sahilin temizliği için çalışıyoruz. Temizlik İşleri Müdürlüğü’müz alanda süreli olarak temizlik çalışması yapmakta. Bu kez alanı tüm çalışma arkadaşlarımızla birlikte temizledik. Mesai saati gözetmeden seferber olan tüm belediye personelimize teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızdan da aynı hassasiyeti göstermelerini ve çöpleri bu eşsiz sahile değil, çöp kovalarına atmalarını önemle rica ediyoruz" şeklinde konuştu.
Manavgat Şelalesi’nde düşen su seviyesi ziyaretçileri şaşkına çevirdi
19 Ağustos 2025 Salı - 10:58 Manavgat Şelalesi’nde düşen su seviyesi ziyaretçileri şaşkına çevirdi Dünyaca ünlü Manavgat Şelalesi’nde düşen su seviyesi sebebiyle, kayalıklar ortaya çıktı. Kapıda uzun kuyruklar oluşturup şelaleyi ziyarete gelen tatilciler, gördükleri manzara karşısında hem şaşırdı hem de çok sık yaşanmayan bu duruma şahit olmanın heyecanını yaşadı. Manavgat’a gelen yerli ve yabancı turistlerin en fazla ilgi gösterdiği yer, hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği günlerde, çevresine saçtığı serinlik nedeniyle Manavgat Şelalesi oluyor. Şelaleye gelen turistler, giriş kapısındaki gişelerde uzun kuyruklar oluştururken, şelaleye girdiklerinde bu kez karşılaştıkları manzara karşısında hayrete düştüler. Coşkulu akışıyla bilinen Manavgat Şelalesi’nde barajlardan verilen suyun kısıtlanması sebebiyle su seviyesi düşüp, ortaya kayaların çıkması ziyaretçileri hem şaşırttı hem de şelalenin bu halini görmek heyecanlandırdı. Kayalıklar ortaya çıktı Oymapınar ve Manavgat Barajları’nda elektrik üretimi için su depolaması yapılması nedeniyle Manavgat Irmağı’nda su seviyesi düşerken şelaleden akan suyun seviyesi azaldı. Suyun azalmasıyla şelale çevresindeki alanlarda bulunan kayalıklar ortaya çıkarken, şelalenin alt kısmında su seviyesinin yükselmesiyle sık sık insanların mahsur kaldığı adacıklara insanlar çocuklarıyla birlikte yürüyerek gitmeye başladı. "Daha önce su coşkulu bir şekilde akıyordu" Şelale tesisleri içerisindeki süs havuzlarında bulunan fıskiyeler çocukların ilgi odağı oluyor. Süs havuzlarına giren büyükler ayaklarını şelalenin serin sularına sokarak serinlemeye çalışırken, çocuklar fıskiyenin altına girerek eğlenceli dakikalar geçiriyor. Ankara’dan geldiğini ve daha önce de Manavgat Şelalesini ziyaret ettiğini belirten Yağmur Uzoğlu, "Daha önce geldiğimde su büyük bir coşkuyla akıyordu. Şu an kayalar görünüyor ama yine de güzel" dedi.
BAKA’dan Demre tarımına stratejik destek: "Tuzlanmaya Karşı Yağmur Suyu Hasadı" Projesi hayata geçiyor
18 Ağustos 2025 Pazartesi - 17:34 BAKA’dan Demre tarımına stratejik destek: "Tuzlanmaya Karşı Yağmur Suyu Hasadı" Projesi hayata geçiyor Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın (BAKA) 2025 Yılı Teknik Destek Programı kapsamında Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından sunulan "Demre Tarımında Tuzluluk Baskısı Altında Yağmur Suyu Hasadı Potansiyelinin Araştırılması" başlıklı proje destek almaya hak kazandı. Projeye ilişkin destek sözleşmesi, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürü Şakir Fırat Erkal ile BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler arasında imzalandı. Müdürlük tarafından hazırlanan proje ile bölgede tarımsal sulama kaynaklarındaki tuzluluk artışına karşı alternatif ve sürdürülebilir bir çözüm olarak yağmur suyu hasadı uygulamalarının önü açılacak. Demre ilçesinde yeraltı su seviyesinin düşmesi ve buna bağlı olarak sulama kaynaklarında artan tuzluluk oranı, başta coğrafi işaret adayı "Demre Sivrisi" biberi olmak üzere yöreye özgü tarımsal ürünlerin geleceğini ve sürdürülebilir tarımı tehdit eden en önemli sorunların başında geliyor. Bu kritik soruna çözüm bulmak amacıyla geliştirilen proje, alternatif su kaynaklarının değerlendirilmesini ve yağmur suyu hasadı gibi yenilikçi uygulamaların bölgede yaygınlaştırılmasını hedefliyor. Proje kapsamında, BAKA tarafından sağlanacak teknik destekle bir danışmanlık hizmeti alınacak. Bu hizmetle, pilot mahalleler olarak belirlenen Köşkerler ve Beymelek’teki tarımsal yapıların çatı ve yerleşkelerinde yağmur suyu toplama potansiyeli detaylı bir şekilde analiz edilecek. 180 gün sürmesi planlanan danışmanlık hizmeti boyunca saha analizleri yapılacak, yağış verileri ve yapı tiplerine göre su toplama potansiyeli hesaplanacak ve bölgeye uygun merkezi sistem çözümleri geliştirilecek. Çalışmaların sonunda, su hasadının teknik ve ekonomik uygulanabilirliğini ortaya koyan kapsamlı bir fizibilite raporu hazırlanarak kuruma sunulacak. Sürdürülebilir gelecek için yeşil dönüşüm adımı Projenin imza töreninde konuşan BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler, bu desteğin sadece bir fizibilite çalışması olmanın ötesinde, bölge tarımının iklim değişikliğine adaptasyonuna yönelik stratejik bir yatırım olduğunu vurguladı. Güler, "Demre, tarımsal üretim potansiyeliyle bölgemiz için hayati bir merkez. Ancak su kaynaklarındaki tuzlanma gibi sorunlar, bu potansiyeli tehdit ediyor. BAKA olarak, bu teknik destekle sorunun bilimsel temellere dayanan, yenilikçi ve sürdürülebilir yöntemlerle çözülmesine öncülük ediyoruz. Hazırlanacak fizibilite raporu, gelecekte yapılacak daha büyük ölçekli yatırımlar için bir yol haritası olacak ve tarımda yeşil dönüşüme önemli bir katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. Antalya İl Tarım ve Orman Müdürü Şakir Fırat Erkal ise projenin kurumsal kapasiteyi güçlendirmesinin önemine dikkat çekti. Erkal, "Çiftçilerimizin yaşadığı sulama sorunlarına kalıcı ve modern çözümler bulmak en temel görevimiz. Bu proje, bize bilimsel bir vizyon kazandıracak ve yağmur suyu hasadı gibi değerli bir alternatifi nasıl verimli kullanabileceğimizi gösterecek. Proje çıktıları, sadece Demre için değil, benzer sorunları yaşayan diğer ilçelerimiz için de bir model teşkil etme potansiyeli taşıyor. BAKA’nın sağladığı bu destek, Müdürlüğümüzün su yönetimi planlama kapasitesini artırarak bizleri daha proaktif adımlar atmaya teşvik edecektir" dedi. Bölge tarımına ve ekonomisine değer katacak Proje kapsamında Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, saha çalışmalarının yürütülmesi için araç tahsisi, çiftçilerle iletişimin sağlanması, toplantılar için salon desteği ve meteorolojik verilerin temini gibi konularda ayni katkı sağlayacak. BAKA’nın finansmanıyla uzmanlık hizmetlerinin karşılanacağı projenin tamamlanmasıyla birlikte, Demre’de su kaynaklarının daha verimli kullanılması ve tuzluluk baskısının azaltılması hedefleniyor. Projenin, bölgeye özgü tarımsal ürünlerin üretimini güvence altına alarak hem kültürel mirasın korunmasına hem de bölge ekonomisine doğrudan katkı sağlaması bekleniyor.
Antalya’da 589 hektar orman yandı, yeni önleme planı geliyor
18 Ağustos 2025 Pazartesi - 17:04 Antalya’da 589 hektar orman yandı, yeni önleme planı geliyor Antalya’da bu yıl 128 orman yangınında 589 hektar alan zarar gördü. Antalya Valisi Hulusi Şahin, "Antalya’yı orman yangınlarına karşı özel bir önleme planı ile koruyacağız, bu planı sonbaharda lansmanla devreye alacağız" dedi. Antalya Valisi Hulusi Şahin başkanlığında gerçekleştirilen Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Toplantısı’nda alınacak ek tedbirler masaya yatırıldı. Toplantı sonunda basın mensuplarına açıklama yapan Vali Şahin, 18 Ağustos 2025 itibarıyla kentte 128 orman yangınının meydana geldiğini, bu yangınlarda toplam 589 hektar ormanlık alanın zarar gördüğünü bildirdi. Ayrıca 105 orman dışı yangında 86 hektar tarım alanının küle döndüğünü aktardı. Vali Şahin, yangınların büyük bölümünün küçük çaplı olduğunu vurgulayarak, "Yangınların yüzde 93’ünü beş hektarın altında tutarak önemli bir başarıya ekiplerimiz imza atmış oldu. Bu rakam, orman varlığının yüzde 5’ini barındıran Antalya için oldukça makul bir seviyedir. 60 bin hektarın yandığı Manavgat yangınını hatırladığımızda, geldiğimiz noktanın kıymeti daha iyi anlaşılır" dedi. Gazipaşa’daki yangın en büyük kayıp oldu Şahin, bugüne kadarki en büyük yangının 25 Temmuz’da Gazipaşa’nın Doğanca Mahallesi’nde çıktığını aktararak, "Bu yangında 367 hektar orman alanı ve 38 hektar ziraat alanı zarar gördü" bilgisini paylaştı. Yeni önleme planı taslak halinde hazırlandı Vali Şahin, yangınlarla mücadelede yeni dönemin en önemli adımlarından birinin eski Orman Genel Müdür Yardımcısı Nurettin Doğan ile birlikte hazırlanan önleme planı olduğunu açıkladı. Henüz taslak halinde bulunan planın sonbaharda tamamlanarak lansmanının yapılacağını söyleyen Şahin, şu ifadeleri kullandı: "Antalya’yı orman yangınları önleme planını inşallah sonbaharda devreye alacağız. Son 5 yılda çıkan yangınların ısı haritalarını tespit ederek hassas bölgeleri belirliyoruz. Poyrazın estiği, havanın kuru olduğu hassas dönemlerde o bölgelere özel tedbirler alacağız. Böylece yangınlar ortaya çıkmadan önlenecek ya da büyümeden boğulacak." Vali Şahin, planın yalnızca teknik önlemlerden ibaret olmayacağını, aynı zamanda vatandaşların bilinçlendirilmesini de hedeflediğini belirtti. Kış aylarında eğitim faaliyetleri düzenleneceğini, yaz döneminde ise SMS yoluyla uyarıların artırılacağını ifade eden Şahin, ayrıca hassas bölgelerde görevli ekiplerin yeniden konuşlandırılacağını söyledi. Yangınların yarısı piknikten çıkıyor Vali Şahin, Antalya’da son 5 yılda çıkan yangınların nedenlerine ilişkin yapılan analizi de paylaştı. Buna göre yangınların yüzde 10’unun enerji nakil hatlarından, yüzde 19,64’ünün zirai faaliyetlerden, yüzde 28,57’sinin turizm faaliyetlerinden kaynaklandığını aktaran Şahin, "En yüksek oran ise yüzde 41,79 ile kontrolsüz piknik faaliyetlerine ait. Yani yangınların neredeyse yarısı pikniklerden çıkıyor" dedi. Yangınların yüzde 95’inin insan kaynaklı olduğuna dikkati çeken Şahin, "Eğer insanlarımız bu hususta hassas olurlarsa ciğerlerimizin yanmasını önleyebiliriz" ifadelerini kullandı.
Antalya’da 900 yataklı modern sağlık kompleksi için ilk beton döküldü
18 Ağustos 2025 Pazartesi - 15:22 Antalya’da 900 yataklı modern sağlık kompleksi için ilk beton döküldü Akdeniz Üniversitesi yeni hastane binasının temel atma töreni, Antalya Valisi Hulusi Şahin’in katılımıyla gerçekleştirildi. Antalya ve çevresine daha modern ve kaliteli sağlık hizmeti sunacak olan Akdeniz Üniversitesi yeni hastane binasının temel atma töreni, Antalya Valisi Hulusi Şahin’in katılımıyla gerçekleştirildi. Törende yaptığı konuşmada yeni hastane projesinin Antalya’ya sağlık alanında büyük katkılar sağlayacağını belirten Vali Şahin, "900 yataklı ve 120 bin metrekare alana sahip bu hastanenin, fikir aşamasından bugün geldiğimiz temel atma aşamasına kadar Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan hocamızın büyük emekleri var. Bu büyük eserin fikir seviyesinden proje aşamasına kadar hızlı bir şekilde ilerletilmesi ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın onayına sunulmasına kadar geçen süreç son derece hızlı oldu. Sürecin hızla ilerlemesinde başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederim" dedi. Antalya, yüksek kapasiteli sağlık yatırımına kavuşacak Projenin fikrinden ödeneğinin ayrılmasına ve ihale edilmesine kadar ortaya konan çabanın muazzam bir başarı örneği olduğunu vurgulayan Vali Şahin, "Şimdi bu başarıyı taçlandırma zamanıdır. Yani bu binanın hızlıca tamamlanması ve kurdele kesme gününün gelmesidir. İçinde yoğun bakım odalarının da yer aldığı, 900 yatak kapasiteli bu yatırım hayata geçtiğinde Antalya, depreme dayanıklı ve daha yüksek kapasiteyle hizmet verecek modern bir sağlık tesisine kavuşacak. İnşallah bu muhteşem eseri 2026 yılının sonlarında Antalya’ya kazandırmış olacağız" ifadelerine yer verdi. Konuşmaların ardından Vali Şahin, protokol üyeleri ile birlikte butona basarak temele ilk betonu döktü. 900 yatak kapasiteli modern sağlık kompleksi Yeni hastane toplam 900 yatak kapasitesine sahip olacak. 32 ameliyathane, 144 poliklinik, 20 yataklı yeni doğan yoğun bakım, 5 yataklı yanık kliniği ve 4 yataklı iyotlu tedavi ünitesi ile bölge halkının sağlık ihtiyaçlarına hizmet verecek. Projenin tamamlanmasıyla birlikte yoğun bakım kapasitesi 330’a çıkacak ve çocuk hastanesi ihtiyacı karşılanacak. Hastane, modern tasarımıyla sağlık turizmine önemli katkı sağlayacak. Temel atma törenine, Vali Hulusi Şahin’in yanı sıra Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Prof. Dr. Ömer Özkan ve akademisyenler katıldı.