Yerel Haberler
Antalya
Antalya’da 2 milyon TL’lik operasyonda adli kontrol şartıyla tahliye kararı 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:12:08 Antalya’da iskânsız binada ruhsatı bulunmayan işletmenin sahibinden para talep ettikleri iddiasıyla düzenlenen operasyonda 2 milyon TL ile suçüstü yakalanan şüpheliler hakkında açılan davanın ilk duruşması görüldü. Dolandırıcılık ve şantaj iddialarıyla yargılanan tutuklu sanıklar, yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliye edilirken, duruşma eksik hususların tamamlanması için ileri bir tarihe ertelendi. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı doğrultusunda, Antalya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Kepez ilçesinde bazı şüphelilere yönelik geçtiğimiz aylarda çalışma gerçekleştirildi. Ekiplerin yaptığı incelemelerde, Kepez ilçesi Altınova bölgesinde faaliyet gösteren bir reklam şirketinin bulunduğu yapının iskânsız ve ruhsatsız olması nedeniyle iş yeri sahibinden haksız maddi menfaat temin edilmeye çalışıldığı tespit edildi. Soruşturma kapsamında, şüphelilerin söz konusu durumu belediyeye şikâyet dilekçeleriyle gündeme getirdiği, denetime gelen belediye ekiplerini ise bir tanıdıkları aracılığıyla geri gönderdikleri belirlendi. Yürütülen teknik ve fiziki takibin ardından emlakçı, işçi, site yöneticisi ve hal çalışanı olduğu belirlenen K.Ç., N.S., B.K. ve Ö.A. isimli şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi. İki poşette 2 milyon TL ele geçirilmişti Operasyonda şüpheliler, iki ayrı poşet içerisinde bulunan 2 milyon TL ile suçüstü yakalandı. Gözaltına alınan şüphelilerden Ö.A., polis merkezindeki işlemlerinin ardından serbest bırakılırken, adliyeye sevk edilen K.Ç., N.S. ve B.K. çıkarıldıkları sulh ceza hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturma kapsamında İstanbul’da yakalanan S.C. de tutuklanırken, aynı dosyada gözaltına alınan F.G. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Şüphelilere yönelik düzenlenen operasyonun görüntüleri de ortaya çıktı. Görüntülerde, polis ekiplerinin operasyon düzenlediği ve şüphelilerin yakalandığı anlar yer aldı. İlk duruşma görüldü Şüpheliler hakkında ’dolandırıcılık ve rüşvet’ suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada tutuklu sanıklar K.Ç., N.S.A. ve B.K., müştekiler ile taraf avukatları hazır bulundu. Tutuklu sanık S.C. ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılarak savunma yaptı. "Son yaptığımız inşaat işinden kalan 2 milyon 100 bin TL alacağım vardı" Sanık K.Ç. savunmasında, müştekileri 7-8 yıldır tanıdığını ve aralarında ortak inşaat işi bulunduğunu belirterek, suçlamaları kabul etmedi. K.Ç., "Ortak inşaat işi yaptık, müştekileri 7-8 yıldır tanıyorum. Son yaptığımız inşaat işinden kalan 2 milyon 100 bin TL alacağım vardı, bu nedenle para istedim. Sonrasında hesabıma 100 bin TL gönderdiler, kalan alacağımı da vermediler. Kaçak depoları olduğunu biliyordum, ancak bu yaptıkları kaçak depolar nedeniyle bana 3 milyon vermezlerse belediyeye şikâyet edeceğime dair şantajda bulunmadım. S.C. ve N.S.A.’yı tanımıyorum. Numan babama ait kaçak iş yerleri olduğuna dair şikâyette bulunmuş. Nasıl olduysa müştekiler benim de kendilerini belediyeye şikâyet ettiğimi düşünerek beni şikâyet ettiler. Ben Numan’la iş birliğinde bulunarak 3 milyon TL istemedim. 100 bin TL dışında para gelmedi. Suçsuzum, beraatimi istiyorum" diye konuştu. Belediyeden kişilerle anlaşma sağlayacağı yönünde bir şantajda bulunmadığını savunan K.Ç., yakalandıkları ana ilişkin ise, "Ortak tanıdığım Özgür beni aradı. Müştekilerle buluşup kaçak depolarla ilgili görüşebileceğimizi söyledi. Ben de uzlaşma olsun diye Özgür’le baklavacıya gittim. Müştekiler N.S.A.’ya çanta uzattılar, bana da içinde para olan çanta uzattılar ancak almadım. Sonra mekân çıkışı polis ekipleri baskın yaptı" dedi. "400 kişiyi kaçak yapı nedeniyle insanlık görevi olarak şikâyet ettim" Sanık N.S.A. ise savunmasında, çok sayıda kişiyi kaçak yapı nedeniyle belediyeye şikâyet ettiğini belirterek, "400 kişiyi kaçak yapı nedeniyle insanlık görevi olarak şikâyet ettim. Hiçbirinde şikâyetimi geri çekmedim, bir tek bunlarda geri çektim. Şikâyet ettikten sonra buluştuk. ’Sizinle ilgili sorunum yok’ dedim. Birçok kişi araya soktular. Kimseyi tehdit etmedim, şantajda bulunmadım" dedi. Kepez Belediyesi önünde yapılan buluşmaya da değinen N.S.A., "Kepez Belediyesi önünde buluştuk, 4 tane 250 bin TL’lik çek aldım. Şikâyetimi çekme karşılığında 3 buçuk milyon TL’ye anlaştık. Çevreye duyarlıyım, küresel ısınma nedeniyle belediyeye 400 kişiyi şikâyet ettim. Kaçak yapılara da belediye işlem yapmış mı diye ara sıra kontrol ederim. B.’nin para ya da çek alıp almadığını görmedim. Müştekilerden araç talebinde bulunmadım. Ne Kamil’le ne Bilal’le birlikte 4 milyon para talep etmedim, sadece kendi adıma 3 milyon 500 bin TL talep ettim" ifadelerini kullandı. "Şantaj ve dolandırıcılık suçlamalarını kabul etmiyorum" KOM ekiplerinin operasyonuyla yakalanmasına ilişkin savunmasına devam eden N.S.A., baklavacıdaki buluşmanın kalan borçla ilgili olduğunu ileri sürdü. N.S.A., "Baklavacıdaki buluşma kalan borçla ilgiliydi. Müştekiler bir gün önce beni arayarak buluşmak istediklerini söyledi. Tek gittim, Mehtap ve Mehmet vardı. Daha sonra K. ve Ö. isimli kişiler geldi. Poşet içinde 500 bin TL verdiler, kalanı daha sonra vereceğini söylediler. Aynı şekilde Ö.’ye de poşet verdiler, içinde ne kadar olduğunu bilmiyorum. Sonra pastane çıkışında polisler baskın yaptı. Toplamda 1 milyon 500 bin TL aldım. Şantaj ve dolandırıcılık suçlamalarını kabul etmiyorum. Beraatimi talep ederim" dedi. "Para talebinde bulunmadım" Sanık B.K. ise savunmasında tarafları uzlaştırmak amacıyla sürece dahil olduğunu öne sürdü. B.K., "H.K. adlı arkadaşım aradı. ’M. K. diye arkadaşım var, tarafları uzlaştıralım’ dedi. M.K.’nin yanına depoya H.K. ile birlikte gittik. ‘K.Ç. ile problemimiz var, ortak iş yapıyorduk’ dedi. Çakır ailesini tanıyorum dedim. M.K., N.S.A.’nın kendisini şikâyet ettiğini söyledi, telefon numarasını verdi. ‘Bir araya gelelim, çözelim’ dedim" ifadelerini kullandı. N.S.A. ile müştekilerin Kepez Belediyesi önünde buluştuğunu belirten B.K., "Numan, şikâyetini geri çekmeyeceğini söyledi. N.S.A.’yı aradım, bir araya gelelim dedim, ikna ettim. Kepez Belediyesi önünde buluşmak için anlaştık. Müştekiler belediyenin önündeydi. Müştekiler N.S.A’ya çek verdiler, N.S.A.’da evrakları imzaladı" dedi. B.K., müştekilerden para talep etmediğini savunarak, "Müştekilerle tanıştığım gün ’Bu işi halledersen mükâfat olarak 200 bin TL göndereceğim’ dedi. Bu işi halledince 200 bin TL gönderdiler. Müştekiler belediyede N.S.A. ’ile görüşüp anlaşıp şikâyetler çekildikten sonra yol masraflarım olduğu için bana yemek ve yol masrafı olarak 50 bin TL daha gönderdiler. Ondan sonra da bir daha para almadım ve görüşmedim. N.S.A. ile iş birliği yaparak şikâyetten vazgeçme karşılığı 4 milyon TL para istemedim. Belediyenin önüne şikâyetten vazgeçilmesi için gittim. Para talebinde bulunmadım" diye konuştu. "Şantaj parası değildir" Duruşmaya SEGBİS ile katılan sanık S.C. ise K.Ç. ile Antalya’ya geldiğinde tanıştığını belirterek, "Antalya’ya geldiğimde kaldığım yerde K.Ç.’nin kiracısı vasıtasıyla K.Ç. ile tanıştım. Müştekilerden 2 milyon TL alacağı olduğunu söyleyerek uzlaştırmacılık yapmamı istedi, konuyu anlattı. Ricası üzerine müştekilerle buluştuk. Müştekiler bana K.Ç.’ye borçlu olduklarını fakat K.Ç.’nin de kendilerini şikâyet ettiği için zararda olduklarını, bu nedenle K.Ç.’ye borçlarını ödemeyeceklerini söylediler. Daha sonra yemekte bir araya geldik, müştekilerden para istemedim. İddianamede geçtiği gibi K.Ç. ile anlaşıp müştekilerin kaçak deposu nedeniyle belediyeye yapılan şikâyetlerden vazgeçilme karşılığında para istemedim. Ayrıca müşteki Mehmet’e 250 bin TL’yi borç amaçlı istedim. Şantaj parası değildir. Hileli para istemedim" diye konuştu. "Bu baskıların oluşturduğu endişe nedeniyle kurtulmak istedik" Müşteki Mehmet K. ise sanıklardan şikâyetçi olduğunu belirterek, K.Ç.’nin iddia ettiği gibi borçlarının bulunmadığını söyledi. Mehmet K., "K.Ç.’yi 7-8 yıldır tanıyorum. İddia ettiği gibi kendisine 2 milyon 100 bin TL borcumuz yok, alacağını aldı, fazladan para istedi. Kaçak depoları biliyordu, kiracılar aracılığıyla haber gönderdi. ‘Sizi şikâyet edeceğim’ diye tehdit etti, 3 milyon para istedi, kabul etmedik" dedi. Belediye ekiplerinin kaçak yapılarla ilgili tutanak tuttuğunu ve 27 milyon TL ceza geldiğini ifade eden Mehmet K., "K.Ç.’nin bizi batıracağını düşünerek talebini kabul ettik. K.Ç. belediyede tanıdıkları olduğunu ve tanıdıkları vasıtasıyla kesilen cezaların iptal edilebileceğini söyledi. Bu baskıların oluşturduğu endişe nedeniyle kurtulmak istedik" diye konuştu. Mehmet K., sanık N.S.A.’nın da kendilerini belediyeye şikâyet ettiğini öğrendiklerini belirterek, "N.S.A., şikâyetinden vazgeçmeyeceğini söyleyerek 3 buçuk milyon TL ya da araç istedi. K.Ç.’nin talep ettiği 3 milyondan kalanı çekle ödeyebileceğimizi söyledi. Daha sonra sanıklardan B.K. bizimle iletişime geçerek 4 buçuk milyon TL istedi" ifadelerini kullandı. "Bu işlerin sonunun gelmeyeceğini düşünerek polislere ilettik" Kepez Belediyesi önünde yapılan buluşmayı da anlatan Mehmet K., "Sonrasında Kepez Belediyesi önünde ben ve kardeşim Mehtap N.S.A. ve B.K. buluştuk. Ortak tanıdığımız H.K. ve kardeşimin arkadaşları A. ve K. de geldiler. Tarafların huzurunda belediye önünde N.S.A.’ya ve B.K.’ya 4’er ayrı çek verdik. N.S.A.’ya 250 bin TL’den 4 ayrı çek, B.K.’ya da her biri 250 bin TL tutarında 4 ayrı çek verdik. Ancak çeklerin üzerine sadece N.S.A. ‘çekleri aldım’ diye imza attı. Ayrıca B.K.’nin hesabına toplamda 250 bin TL gönderdik" dedi. Sanıkların kendilerinden para istemeye devam ettiğini ileri süren Mehmet K., "Daha sonra S.C. bana ulaştı, depomuza geldi, görüştük. K.Ç.’nin borcundan bahsetti, biz de borcumuz olmadığını söyledik. Sonra S.C. ile birkaç kez daha görüştük. Sanıklar bizden para istemeye devam edince bu işlerin sonunun gelmeyeceğini düşünerek polislere ilettik. Daha sonra N.S.A. ile baklavacıda buluştuk. Ben ve kardeşim Mehtap vardı, daha sonra K.Ç. ve Ö.’de geldi. 500 bin TL’lik poşeti N.S.A.’ya, 1 buçuk milyon TL’lik poşeti K.Ç.’ye verdim. K.Ç. Ö.’ye uzattı. Mekân çıkışı polisler baskın yaptı" diye konuştu. Sanıklar tahliye edildi Mahkeme heyeti, tanıkların dinlenmesi ve taraf avukatlarının savunmalarının ardından tutuklu sanıkların adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. Heyet, eksik hususların tamamlanması için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:25 Şişme botları patlayan ve rüzgarla sürüklenen 2 genci sahil güvenlik ekipleri kurtardı Antalya’da rüzgarla açığa sürüklenen ve şişme botları patlayan 2 kişi Sahil Güvenlik ekiplerince kurtarıldı. Olay, saat 13.30 sıralarında Muratpaşa ilçesi Konyaaltı Sahili açıklarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İstanbul’dan gezmek için geldikleri Antalya’da Konyaaltı Sahiline gelen ve bir süre denize girdikten sonra şişme bot ile açılan 2 arkadaş rüzgarın etkisiyle sürüklenmeye başladı. Bir süre sonra botlarında bir delik olduğu ve havanın inerek batmaya başladıklarını fark eden 2 kişi 112 Acil Çağrı Merkezi’ne arayarak yardım istedi. İhbar üzerine yat limanında bulunan Antalya Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’nde konuşlu bulunan Sahil Güvenlik Antalya Grup Komutanlığı’na bağlı bot hızla olay yerine hareket etti. Şişme bot delindi, 2 genci Sahil Güvenlik kurtardı Birkaç dakika içinde belirtilen konuma ulaşan Sahil Güvenlik ekipleri şişme botta bulunan 2 kişiyi tahliye ederek, Antalya Yat Limanı’na getirdi. Konyaaltı sahilinden botla açıldıktan bir süre sonra botun delindiğini ve su almaya başladıklarını belirten Melih Aksu, "Konyaaltı Varyanttan çıktık normal bir botla. Kürek çekerken baya bir uzaklaştık. Sonra botumuzun bir yerden delindiğini gördük. Su almaya başladı. Acilen Sahil Güvenliği aradık. Allah razı olsun, hemen 5 dakika olmadan yanımıza geldiler. Bizi kurtardılar. Vallahi ölmekten kurtulduk. Allah, hepsinden razı olsun" dedi.
Antalya’da zorunlu göç masaya yatırıldı: "Çocuklar umudunu yitiriyor, geri dönüş güvenliğe bağlı"
12 Nisan 2025 Cumartesi - 19:43 Antalya’da zorunlu göç masaya yatırıldı: "Çocuklar umudunu yitiriyor, geri dönüş güvenliğe bağlı" Antalya Diplomasi Forumu’nda zorla yerinden edilmenin küresel etkileri konuşuldu. Bangladeşli danışman Md. Touhid Hossain, Myanmar’daki çatışmalar nedeniyle ülkelerine dönemeyen binlerce Rohingya çocuğun "gelecekten umudunu kestiğini" belirtirken, Dış İlişkiler Direktörü Murat Yeşiltaş ise Suriyelilerin gönüllü dönüşünün ancak Suriye’de güvenlik, siyasi istikrar ve ekonomik yeniden yapılanmayla mümkün olabileceğini vurguladı. "Zorla Yerinden Edilme ve Uluslararası Sorumluluk Paneli"nde, çatışma, kriz ve iklim değişikliği nedeniyle sayısı giderek artan zorunlu göçlerin küresel etkileri masaya yatırıldı. Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen oturumda, yükün sadece belirli ülkelere bırakılmasının sürdürülemez olduğu belirtilerek, uluslararası dayanışmanın artırılması çağrısında bulunuldu. "Üç buçuk yıldır Myanmar’da iç savaş devam ediyor" Panelde konuşan Bangladeş Halk Cumhuriyeti Danışmanı Md. Touhid Hossain, Myanmar’daki çatışmaların bölgesel etkilerine dikkat çekerek, "Üç buçuk yıldır Myanmar’da iç savaş devam ediyor. Rahanlar da bu savaşa dahil oldular ve durum son derece belirsiz. O bölgeyi kontrol edenler devlet dışı aktörler. Askeri rejim bölgede hâkimiyet kurmuş durumda, etnik gruplar ise boyun eğmiyor. Şu an onları geri göndermek çok zor. Tarihte bu tür çatışmaların müzakereyle çözüldüğüne dair örnek yok; genelde çatışmayla çözülüyor. Erk sahibi olanlar bazen suç işliyor. Yıllar geçtikçe sorun daha da karmaşıklaşıyor" dedi. "Binlerce erkek çocuk, tünelin sonunda umut görmüyor" Bölgede büyük kamplarda kontrolün kaybedilmeye başlandığını ifade eden Hossain, "Bazıları terörist gruplar, bu yüzden kümülatif çözüm gerekiyor. Binlerce erkek çocuk, tünelin sonunda umut görmüyor. Sessizleşiyorlar, gelecekten beklentileri kalmıyor. Uluslararası toplum bu kişileri layıkıyla geri göndermezse, tablo bu şekilde kalacak. Ne olursa olsun bunun üstesinden geleceğiz" ifadelerini kullandı. "Suç kuruluşları bu piyasadan çok para kazanıyor" Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi (ICMPD) Genel Direktörü Michael Spindelegger ise göç akınlarının arkasındaki suç şebekelerine dikkat çekti. Spindelegger, "Suç kuruluşları bu piyasadan çok para kazanıyor. Bu insanların bir kısmı göçmen. Ne gibi örgütler var diye araştırdık, büyük yapılar olduğunu düşündük ama küçük küçük yapılardan oluşuyor. Asıl sorun şu: Çözümü nasıl sunabiliriz?" dedi. Göçmenlerin Avrupa’ya giderken yanlış vaatlerle hareket ettiğini belirten Spindelegger, "Göç kaynak merkezleri kurduk, orada gerçekçi bir tablo sunuyoruz. Gidecekleri yerin cennet olmadığını görüyorlar artık. İkinci yol olarak yasal göçmenlik süreçlerinin geliştirilmesi gerekiyor. Avrupa yaşlanıyor, genç nesle ihtiyacımız var. Üçüncü yol ise, göç kaynak bölgelerindeki insanları çeşitli kurumlarla eşleştirerek onları doğru şekilde yönlendirmek. Eğer bu insanları misyon dahilinde gönderirseniz, bir daha geri dönecekler. İnsan kaçakçılarının altındaki halıyı çekmemiz lazım" diye konuştu. "Türkiye gerçekten istisnai bir durum" Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyesi ve SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü Murat Yeşiltaş ise Türkiye’nin göç meselesindeki özgün konumunu vurgulayarak, "Türkiye gerçekten istisnai bir durum. Gerekli uluslararası desteği bulmakta zorlandık. Türkiye’ye gereken desteğin verilmemesi, dirençli göçmenlik olarak geri döndü. Bu yük neden adil olmayan düzeyde paylaşılmıyor? Büyük aktörlerin bazı konulara yol vermesi, aksaklıklara neden oluyor" dedi. Suriye krizine dikkat çeken Yeşiltaş, "2011’den bu yana 3 buçuk milyon göçmenden bahsedebiliriz. Türkiye, stratejik zorluklarla karşı karşıya kaldı. Esad rejiminin çökmesi, Türkiye’ye yeni fırsatlar sundu ama uluslararası anlaşmaların hukuki çerçeveleri de sıkıntı oluşturuyor. Türkiye’de göçmen zıttı söylem bazı siyasal yapılarca kullanılıyor. Göçün kök sebeplerini anlayarak iletişim kurulması gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Tahmini olarak 50 bin kadar Suriyelinin Türkiye’den ayrıldığını söyleyebiliriz" Suriye’ye dönüş sürecinde henüz net bir tablonun olmadığını kaydeden Yeşiltaş, "Tahmini olarak 50 bin kadar Suriyelinin Türkiye’den ayrıldığını söyleyebiliriz. Ancak bu süreç yeni başlıyor. Güvenliğin tam anlamıyla sağlanması, anayasa yazımı, altyapının yeniden kurulması ve uluslararası ambargoların kaldırılması gibi çok yönlü bir çabaya ihtiyaç var. Uluslararası yaptırımlar kalkmadan Suriye’de kalkınma mümkün değil" diye konuştu. Yeşiltaş, son olarak Gazze’de yaşananlara da değinerek, "Gazze’de bir savaş var ve İsrail soykırım yapıyor. Bu nasıl müzakereyle çözülecek? Mülteci problemini önce burada çözmemiz gerekiyor. Şiddetin mantığıyla ilgili uluslararası bir kabul geliştirilmeden çözüm mümkün değil. Bu sadece bölgesel değil, küresel bir problem" değerlendirmesini yaptı. Panelde, sürdürülebilir geri dönüş politikalarının oluşturulması, güvenliğin sağlanması ve uluslararası hukuk çerçevesinde dayanışma mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Onları kendi küçük dünyalarında kendi küçük kavgalarıyla baş başa bırakıp işimize bakıyoruz"
12 Nisan 2025 Cumartesi - 18:35 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Onları kendi küçük dünyalarında kendi küçük kavgalarıyla baş başa bırakıp işimize bakıyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Havalimanı Yeni Terminal Binası Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, havalimanının kapasitesinin 35 milyondan 82 milyona çıkarıldığını belirterek, "Bu vizyoner projeyle Antalya turizmde çok daha yüksek seviyelere ulaşacak" dedi. Muhalefete de bir mesaj veren Erdoğan, "Ülkesini başkalarına şikayet edenler bu vizyonu anlayamaz. Yabancı basın kuruluşlarından medet umanlar bunu anlayamaz. Batı karşısında eğilip bükülenler, el pençe divan duranlar bizim bu dik duruşumuzu anlayamaz. Boykot bahanesiyle kendi ekonomisine suikast teşebbüsünde bulunanlar bunu anlayamaz. Hırsları akıllarını esir alanlar, kibirleri siyasi ihtirasların esiri olanlar bizim neyin mücadelesini verdiğimizi asla ve asla anlayamaz. Onları kendi küçük dünyalarında kendi küçük kavgalarıyla baş başa bırakıyor her zaman olduğu gibi yine işimize bakıyoruz. İşte bugün burada olduğu gibi ülkemize yeni eserler kazandırmaya bakıyoruz" ifadelerine yer verdi.Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamında Antalya’da bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Havalimanı Yeni Terminal Binası Açılış Töreni’ne katıldı. Açılışta önemli açıklamalarda bulunan Erdoğan, havalimanının yeni terminal binalarıyla birlikte 82 milyon yolcuya hizmet verecek hale geldiğini söyledi. Erdoğan, "Artık Antalya Havalimanımız dünyanın her bir köşesinden 82 milyon misafire ‘Hoş geldiniz’ diyebilecek kapasiteye hamdolsun kavuştu" ifadelerini kullandı.Antalya’nın değerine değer katacak projeCumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, "Turizm başkentimiz de kültür, ticaret ve tabiat varlığımızın parlayan yıldızı Antalya’mızda sizlerle bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. İnşallah Antalya Havalimanımızın yeni terminal binaları ile birlikte yapımı tamamlanan ek binalarının da açılışını yapacağız" dedi. Projede emeği geçenlere teşekkür eden Erdoğan, yeni terminal binalarının Antalya için hayırlı olmasını temenni etti.Turizm kenti Antalya’ya yoğun ilgiAntalya’nın her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırladığını belirten Erdoğan, turizmin Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri olduğunu söyledi. Antalya Havalimanı’nın, 2023’te 36 milyon, 2024’te ise 39 milyon 230 binden fazla yolcuya hizmet verdiğini vurgulayan Erdoğan, bu yıl 40 milyon rakamının aşılacağını ifade etti. Erdoğan, 2029 hedefinin ise 45 milyon yolcu olduğunu belirtti.Yeni yatırımlarla kapasite iki katından fazla arttıErdoğan, kapasite artırımına yönelik yatırımların 5 Ocak 2022’de başladığını hatırlatarak, "Dış Hatlar terminalini 90 bin 143 metrekareden 224 bin metrekareye, İç Hatlar Terminali’ni ise 36 bin 859 metrekareden 75 bin metrekareye çıkardık. Böylece havalimanımızın yıllık yolcu kapasitesini 35 milyondan 82 milyona yükseltmiş olduk" dedi.Uçak park kapasitesi artırıldı, sosyal alanlar genişletildiProjenin detaylarını paylaşan Erdoğan, uçak park pozisyon sayısının 108’den 176’ya çıkarıldığını belirtti. VIP terminali 2 bin metrekareye, genel havacılık terminali 2 bin 800 metrekareye yükseltilirken; Devlet Konukevi, DHMİ Hizmet Binası, personel lojmanları ve cami de proje kapsamında hizmete alındı.Dev bütçeli proje, kamu kasasından tek kuruş çıkmadan tamamlandı927 milyon Euro yatırım hacmi bulunan projenin Kamu-Özel İşbirliği modeliyle gerçekleştirildiğini aktaran Erdoğan, "Devletimizin kasasından tek bir kuruş dahi çıkmadan bu yatırımı hayata geçirdik. 25 yıllık işletme süresi karşılığında 8 milyar 555 milyon Avro kira geliri elde edeceğiz. Bunun 2 milyar 138 milyon 750 bin Avrosu Mart 2022’de peşin ödendi" dedi."Havacılıkta küresel ligdeyiz"Türkiye’nin havacılıkta geldiği noktaya da dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002’de 26 olan aktif havalimanı sayısının bugün 58’e yükseldiğini belirtti. Erdoğan, "Dünyada ulaşamadığımız hiçbir nokta kalmayacak şiarıyla ülkemizi dünyanın en geniş uçuş alanına sahip ülkelerinden birine dönüştürdük. Havacılık alanında küresel ölçekte en üst lige yükselttik. 2002’den bu yana 26 olan aktif havalimanı sayımızı 10 Ağustos‘ta açılışını yaptığımız Çukurova Uluslararası Havalimanımızla birlikte 58’e çıkardık. İstanbul Havalimanımız 2024’te 80,1 milyon yolcu ağırlayarak kendi kategorisinde Avrupa’da ikinci, dünyada ise yedinci sırada yer aldı. Önümüzdeki dönemde aktif havalimanı sayımızı yapımları devam eden Yozgat ve Bayburt - Gümüşhane Havalimanlarımızla 58’den 60’a çıkaracağız. Bakın biz sadece Türkiye için büyük hayaller kurmakla kalmıyor aynı zamanda bunları büyük hedeflere dönüştürüyoruz. Sonra da bu hedefleri tek tek hayata geçiriyoruz. Tarihi ile büyük, vicdanıyla büyük, iddialarıyla büyük bir milletin mensubu olmanın hakkını vermeye çalışıyoruz. Milletimizin teveccühüne mazhar olmanın gayretindeyiz" dedi."Türkiye’yi büyük hedeflerle buluşturuyoruz"Konuşmasında siyasi mesajlar da veren Erdoğan, "Ülkesini başkalarına şikayet edenler bu vizyonu anlayamaz. Yabancı basın kuruluşlarından medet umanlar bunu anlayamaz. Batı karşısında eğilip bükülenler, el pençe divan duranlar bizim bu dik duruşumuzu anlayamaz. Boykot bahanesiyle kendi ekonomisine suikast teşebbüsünde bulunanlar bunu anlayamaz. Hırsları akıllarını esir alanlar, kibirleri siyasi ihtirasların esiri olanlar bizim neyin mücadelesini verdiğimizi asla ve asla anlayamaz. Onları kendi küçük dünyalarında kendi küçük kavgalarıyla baş başa bırakıyor her zaman olduğu gibi yine işimize bakıyoruz. İşte bugün burada olduğu gibi ülkemize yeni eserler kazandırmaya bakıyoruz" ifadelerini kullandı."Antalya’nın turizm potansiyelini artırmaya devam edeceğiz"Erdoğan, konuşmasını, "Vizyoner projelerle Antalya’nın turizm potansiyelini hak ettiği seviyelere getirmeye bakıyoruz. Bu millete güveniyoruz, inanıyoruz. Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun. Yeni terminal binalarımızın, yeni yapılarımızın bir kez daha şehrimiz için, ülkemiz ve milletimiz için hayırlar getirmesini temenni ediyorum" diyerek tamamladı.
YÖK Başkanı Prof.Dr. Özvar Akdeniz Üniversitesi’nde
12 Nisan 2025 Cumartesi - 18:27 YÖK Başkanı Prof.Dr. Özvar Akdeniz Üniversitesi’nde Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Akdeniz Üniversitesi’ni ziyaret ederek üniversite yönetimi ve bölge üniversitelerinin rektörleriyle toplantı gerçekleştirdi. Yeni hastane binasının inşaatında incelemelerde bulunan Prof. Dr. Özvar, yangın çıkan Hastane Acil Servis binasını da ziyaret ederek hızlı ve etkili müdahaleden dolayı yetkilileri tebrik etti, geçmiş olsun dileklerini iletti. Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ı makamında ziyaret etti. Daha sonra Akdeniz Üniversitesi Senato Salonu’nda YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar başkanlığında, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Cengiz Toker, Prof. Dr. Şükrü Özen, dekanlar, müdürler ve senatörlerin katılımı ile Senato Toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda yapılan çalışmalar üzerine bilgi alışverişi gerçekleştirildi. Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, üniversitelerle, üniversite yönetimi, senato üyeleri ve akademisyenlerle yüz yüze görüşmeyi önemli bulduğunu ifade ederek, Türkiye’de yükseköğretim hayatının ana bileşenleri üniversiteler, fakülteler, hocalar, öğrenciler ile Türkiye’nin yükseköğretim sistemini konuşabilmeyi, yükseköğretim kurumunun vizyonunu, geleceğe ilişkin planları, görüşleri paylaşmayı önemli bulduğunu söyledi. Prof. Dr. Erol Özvar, bu toplantıların Türkiye’nin küresel yükseköğretim sistemi içinde yerini konuşma ve üniversitelerin Türkiye’de genel makro yükseköğretim politikalarına intibakı konusunda da değerli bir fırsat olduğunu dile getirdi. Üniversiteler güçlü yönleriyle öne çıkmalı Yükseköğretiminin ana politikalarından bir tanesinin üniversitelerin birbirinden farklılaşması olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Erol Özvar "Üniversiteler birbirine benzememeli. Daha ziyade güçlü yönleriyle birbirinden farklılaşmalı. Bu hem kaynakların etkin kullanımı bakımından önemli. Hem rekabet hem de iş birliği imkânlarının daha fazla motive edeceği noktasından da çok önemli. Bu açıdan bazı üniversitelerimiz araştırma üniversitesi bağlamında destekleniyor. Bazı üniversitelerimiz bölgesel kalkınma misyonuyla hareket etmeye çalışıyor. Bazı üniversitelerimizi de kalkınma planlarında öncelikli alanlarda bir uzmanlık yakaladığı takdirde destekliyoruz" şeklinde konuştu. Akdeniz, araştırma üniversitesi olmaya yakın Araştırma üniversitelerinin güçlü kaynaklarla desteklendiğinin altını çizen Prof. Dr. Erol Özvar, "Öncelikle en çok kaynak desteği alanlar araştırma üniversitesi olanlar. Araştırma üniversitesi ligi her üniversiteye açık. Akdeniz Üniversitesi şu an potada olan 4 üniversiteden biri. Geçen yıl 23 üniversiteye 1 buçuk milyar TL araştırma desteği verdik. Parametreler de belli bu anlamda Akdeniz Üniversitesi’nden ekstra bir gayret bekliyoruz. Akdeniz Üniversitesi yakın, biraz gayret Akdeniz Üniversitemizin araştırma üniversitesi ligine taşımamıza vesile olur kanaatindeyim" diye konuştu. Prof. Dr. Erol Özvar konuşmasının sonunda, "Akdeniz Üniversitesi’ni biz Akdeniz’in incisi olarak görüyoruz. Bu bölgede, küresel ölçekte Akdeniz Bölgesinde önemli, kurucu lider üniversitelerinden biri, daha etkili, kuvvetli olabileceğini düşünüyorum. Bu konuda Yükseköğretim Kurulu olarak üzerimize düşen ne varsa, Yükseköğretim Kurulu üniversiteler için var. Her türlü desteği vermekten memnuniyet duyarız" dedi. Toplantının sonunda YÖK Başkanı Özvar, senato üyelerinin sorularını yanıtladı. Yeni hastane binası inşaatını gezdi Akdeniz Üniversitesi Senato Toplantısının ardından YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar başkanlığında, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve beraberindeki heyet, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi yerleşkesinde yapılan yeni hastane binası inşaatını gezdi ve teknik bilgi aldı. Prof. Dr. Erol Özvar, beraberindeki heyetle birlikte Mart ayında yangın çıkan Akdeniz Üniversitesi Hastanesi B Blok’ta da incelemelerde bulundu. Yangınla ilgili bilgi alan Prof. Dr. Özvar, hızlı müdahale ve etkin koordinasyon sayesinde can kaybı ya da ciddi bir yaralanma yaşanmamış olmasından duyduğu memnuniyeti belirterek geçmiş olsun dileklerini iletti. Daha sonra Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar başkanlığında bölge üniversiteleri rektörleri ile toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Özlenen Özkan, ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, Alanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aykut Ekinci, bölge üniversitelerinin rektörleriyle Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Cengiz Toker, Prof. Dr. Şükrü Özen katıldı.