Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Antalya
Alanya’da yayla yollarında kar mesaisi
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 21:19:01
Alanya Belediyesi, karla kaplı yayla yollarında ulaşımın aksamaması için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Özellikle yaz aylarının yaklaşmasıyla yaylalara çıkmak isteyen vatandaşların güvenli ulaşım sağlaması amacıyla belediye ekipleri yoğun mesai yapıyor. Alanya Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarda Söbüçimen, Eğrigöl, Türkler ve bölgedeki pek çok yaylada karla kapalı yollar iş makineleriyle açılıyor. Yer yer metrelerce yüksekliğe ulaşan kar birikintilerine rağmen ekipler, vatandaşların mağduriyet yaşamaması için zorlu arazi şartlarında çalışmalarını sürdürüyor. Alanya’nın serin yaylaları yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte yeniden hareketlenmeye hazırlanırken, belediye ekipleri ulaşımın aksamaması için çalışmalarını sürdürüyor. Söbüçimen, Eğrigöl, Türkler yaylalarında kar nedeniyle kapanan yollar iş makineleriyle açılırken, kar temizleme çalışmalarının ardından bozulan yollarda bakım ve düzenleme çalışmaları da gerçekleştiriliyor. Sıcak havalarda yaylalara yönelen vatandaşlar için yol güvenliği sağlanıyor.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:57
Organ nakliyle iki kez hayata tutunan Veli Kuşçu son yolculuğuna uğurlandı
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi personeli ve organ nakli gönüllüsü Veli Kuşçu, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. İki kez nakil olan ve hayatını organ bağışı farkındalığına adayan Kuşçu için düzenlenen törende gözyaşları sel oldu. Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hastanesi personeli ve Akdeniz Böbrek Hastalıkları ve Organ Nakli Sosyal Yardımlaşma Derneği (AKBÖHONDER) Başkan Yardımcısı Veli Kuşçu, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Hayatı boyunca iki kez organ nakliyle hayata tutunan ve yaşamını organ bağışı farkındalığına adayan Kuşçu için yıllarca görev yaptığı hastane önünde duygu dolu bir uğurlama töreni düzenlendi. Hastane önünde gözyaşları sel oldu Geçirdiği rahatsızlık sonucu tedavi gördüğü AÜ Hastanesi’nde yaşam mücadelesini kaybeden Veli Kuşçu için hastane bahçesinde tören gerçekleştirildi. Törende gözyaşları sel olurken, Kuşçu’nun organ nakli bekleyen hastalar için yaptığı fedakarlıklar yad edildi. İki kez hayata tutundu, ömrünü nakil bekleyenlere adadı 2004 yılında kadavradan, 2014 yılında ise ağabeyinden yapılan böbrek nakilleriyle hayatta kalan Veli Kuşçu, yaşadığı zorlu süreçlerin ardından kendisini organ nakli bekleyen hastalara umut olmaya adamıştı. 2012 yılından bu yana Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Destek Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Kuşçu, AKBÖHONDER Başkan Yardımcılığı göreviyle de binlerce hastanın elinden tutmuş, organ bağışı campaignslarında gönüllü olarak ön saflarda yer almıştı. Rektör Özkan: "Organ naklinin ne demek olduğunu hayatıyla anlattı" Törende konuşurken duygusal anlar yaşayan AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Veli Kuşçu’nun organ nakli camiası için çok sembol ve değerli bir isim olduğunu vurgulayarak, "Veli Bey, organ naklinin ne demek olduğunu hayatıyla anlatan ender insanlardandı. 22 yıl önce gerçekleştirilen ilk böbrek nakliyle ikinci hayatına kavuşmuş, 10 yıl sonra yapılan ikinci nakille de yaşam mücadelesine devam etmişti. Yaşadığı bu süreci ise organ nakli bekleyen insanlara umut olmaya adamış çok kıymetli bir insandı. Organ nakli benim için de çok özel ve hassas bir alan. Bu yüzden onun sahada gösterdiği gönüllü çabayı, samimiyetini ve insanlara dokunan iyi niyetini her zaman ayrı bir yerde hatırlayacağım. Değerli çalışma arkadaşımız Veli Kuşçu’ya Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabır diliyorum" dedi Konuşmaların ve alınan helalliğin ardından Veli Kuşçu’nun cenazesi, dualar ve gözyaşları eşliğinde son yolculuğuna uğurlanmak üzere toprağa verileceği mezarlığa gönderildi. Törene, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, hastane yönetimi, sağlık çalışanları, Kuşçu’nun mesai arkadaşları ve çok sayıda yakını katıldı.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:12
Antalya’da 2 milyon TL’lik operasyonda adli kontrol şartıyla tahliye kararı
Antalya’da iskânsız binada ruhsatı bulunmayan işletmenin sahibinden para talep ettikleri iddiasıyla düzenlenen operasyonda 2 milyon TL ile suçüstü yakalanan şüpheliler hakkında açılan davanın ilk duruşması görüldü. Dolandırıcılık ve şantaj iddialarıyla yargılanan tutuklu sanıklar, yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliye edilirken, duruşma eksik hususların tamamlanması için ileri bir tarihe ertelendi. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı doğrultusunda, Antalya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Kepez ilçesinde bazı şüphelilere yönelik geçtiğimiz aylarda çalışma gerçekleştirildi. Ekiplerin yaptığı incelemelerde, Kepez ilçesi Altınova bölgesinde faaliyet gösteren bir reklam şirketinin bulunduğu yapının iskânsız ve ruhsatsız olması nedeniyle iş yeri sahibinden haksız maddi menfaat temin edilmeye çalışıldığı tespit edildi. Soruşturma kapsamında, şüphelilerin söz konusu durumu belediyeye şikâyet dilekçeleriyle gündeme getirdiği, denetime gelen belediye ekiplerini ise bir tanıdıkları aracılığıyla geri gönderdikleri belirlendi. Yürütülen teknik ve fiziki takibin ardından emlakçı, işçi, site yöneticisi ve hal çalışanı olduğu belirlenen K.Ç., N.S., B.K. ve Ö.A. isimli şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi. İki poşette 2 milyon TL ele geçirilmişti Operasyonda şüpheliler, iki ayrı poşet içerisinde bulunan 2 milyon TL ile suçüstü yakalandı. Gözaltına alınan şüphelilerden Ö.A., polis merkezindeki işlemlerinin ardından serbest bırakılırken, adliyeye sevk edilen K.Ç., N.S. ve B.K. çıkarıldıkları sulh ceza hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturma kapsamında İstanbul’da yakalanan S.C. de tutuklanırken, aynı dosyada gözaltına alınan F.G. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Şüphelilere yönelik düzenlenen operasyonun görüntüleri de ortaya çıktı. Görüntülerde, polis ekiplerinin operasyon düzenlediği ve şüphelilerin yakalandığı anlar yer aldı. İlk duruşma görüldü Şüpheliler hakkında ’dolandırıcılık ve rüşvet’ suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada tutuklu sanıklar K.Ç., N.S.A. ve B.K., müştekiler ile taraf avukatları hazır bulundu. Tutuklu sanık S.C. ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılarak savunma yaptı. "Son yaptığımız inşaat işinden kalan 2 milyon 100 bin TL alacağım vardı" Sanık K.Ç. savunmasında, müştekileri 7-8 yıldır tanıdığını ve aralarında ortak inşaat işi bulunduğunu belirterek, suçlamaları kabul etmedi. K.Ç., "Ortak inşaat işi yaptık, müştekileri 7-8 yıldır tanıyorum. Son yaptığımız inşaat işinden kalan 2 milyon 100 bin TL alacağım vardı, bu nedenle para istedim. Sonrasında hesabıma 100 bin TL gönderdiler, kalan alacağımı da vermediler. Kaçak depoları olduğunu biliyordum, ancak bu yaptıkları kaçak depolar nedeniyle bana 3 milyon vermezlerse belediyeye şikâyet edeceğime dair şantajda bulunmadım. S.C. ve N.S.A.’yı tanımıyorum. Numan babama ait kaçak iş yerleri olduğuna dair şikâyette bulunmuş. Nasıl olduysa müştekiler benim de kendilerini belediyeye şikâyet ettiğimi düşünerek beni şikâyet ettiler. Ben Numan’la iş birliğinde bulunarak 3 milyon TL istemedim. 100 bin TL dışında para gelmedi. Suçsuzum, beraatimi istiyorum" diye konuştu. Belediyeden kişilerle anlaşma sağlayacağı yönünde bir şantajda bulunmadığını savunan K.Ç., yakalandıkları ana ilişkin ise, "Ortak tanıdığım Özgür beni aradı. Müştekilerle buluşup kaçak depolarla ilgili görüşebileceğimizi söyledi. Ben de uzlaşma olsun diye Özgür’le baklavacıya gittim. Müştekiler N.S.A.’ya çanta uzattılar, bana da içinde para olan çanta uzattılar ancak almadım. Sonra mekân çıkışı polis ekipleri baskın yaptı" dedi. "400 kişiyi kaçak yapı nedeniyle insanlık görevi olarak şikâyet ettim" Sanık N.S.A. ise savunmasında, çok sayıda kişiyi kaçak yapı nedeniyle belediyeye şikâyet ettiğini belirterek, "400 kişiyi kaçak yapı nedeniyle insanlık görevi olarak şikâyet ettim. Hiçbirinde şikâyetimi geri çekmedim, bir tek bunlarda geri çektim. Şikâyet ettikten sonra buluştuk. ’Sizinle ilgili sorunum yok’ dedim. Birçok kişi araya soktular. Kimseyi tehdit etmedim, şantajda bulunmadım" dedi. Kepez Belediyesi önünde yapılan buluşmaya da değinen N.S.A., "Kepez Belediyesi önünde buluştuk, 4 tane 250 bin TL’lik çek aldım. Şikâyetimi çekme karşılığında 3 buçuk milyon TL’ye anlaştık. Çevreye duyarlıyım, küresel ısınma nedeniyle belediyeye 400 kişiyi şikâyet ettim. Kaçak yapılara da belediye işlem yapmış mı diye ara sıra kontrol ederim. B.’nin para ya da çek alıp almadığını görmedim. Müştekilerden araç talebinde bulunmadım. Ne Kamil’le ne Bilal’le birlikte 4 milyon para talep etmedim, sadece kendi adıma 3 milyon 500 bin TL talep ettim" ifadelerini kullandı. "Şantaj ve dolandırıcılık suçlamalarını kabul etmiyorum" KOM ekiplerinin operasyonuyla yakalanmasına ilişkin savunmasına devam eden N.S.A., baklavacıdaki buluşmanın kalan borçla ilgili olduğunu ileri sürdü. N.S.A., "Baklavacıdaki buluşma kalan borçla ilgiliydi. Müştekiler bir gün önce beni arayarak buluşmak istediklerini söyledi. Tek gittim, Mehtap ve Mehmet vardı. Daha sonra K. ve Ö. isimli kişiler geldi. Poşet içinde 500 bin TL verdiler, kalanı daha sonra vereceğini söylediler. Aynı şekilde Ö.’ye de poşet verdiler, içinde ne kadar olduğunu bilmiyorum. Sonra pastane çıkışında polisler baskın yaptı. Toplamda 1 milyon 500 bin TL aldım. Şantaj ve dolandırıcılık suçlamalarını kabul etmiyorum. Beraatimi talep ederim" dedi. "Para talebinde bulunmadım" Sanık B.K. ise savunmasında tarafları uzlaştırmak amacıyla sürece dahil olduğunu öne sürdü. B.K., "H.K. adlı arkadaşım aradı. ’M. K. diye arkadaşım var, tarafları uzlaştıralım’ dedi. M.K.’nin yanına depoya H.K. ile birlikte gittik. ‘K.Ç. ile problemimiz var, ortak iş yapıyorduk’ dedi. Çakır ailesini tanıyorum dedim. M.K., N.S.A.’nın kendisini şikâyet ettiğini söyledi, telefon numarasını verdi. ‘Bir araya gelelim, çözelim’ dedim" ifadelerini kullandı. N.S.A. ile müştekilerin Kepez Belediyesi önünde buluştuğunu belirten B.K., "Numan, şikâyetini geri çekmeyeceğini söyledi. N.S.A.’yı aradım, bir araya gelelim dedim, ikna ettim. Kepez Belediyesi önünde buluşmak için anlaştık. Müştekiler belediyenin önündeydi. Müştekiler N.S.A’ya çek verdiler, N.S.A.’da evrakları imzaladı" dedi. B.K., müştekilerden para talep etmediğini savunarak, "Müştekilerle tanıştığım gün ’Bu işi halledersen mükâfat olarak 200 bin TL göndereceğim’ dedi. Bu işi halledince 200 bin TL gönderdiler. Müştekiler belediyede N.S.A. ’ile görüşüp anlaşıp şikâyetler çekildikten sonra yol masraflarım olduğu için bana yemek ve yol masrafı olarak 50 bin TL daha gönderdiler. Ondan sonra da bir daha para almadım ve görüşmedim. N.S.A. ile iş birliği yaparak şikâyetten vazgeçme karşılığı 4 milyon TL para istemedim. Belediyenin önüne şikâyetten vazgeçilmesi için gittim. Para talebinde bulunmadım" diye konuştu. "Şantaj parası değildir" Duruşmaya SEGBİS ile katılan sanık S.C. ise K.Ç. ile Antalya’ya geldiğinde tanıştığını belirterek, "Antalya’ya geldiğimde kaldığım yerde K.Ç.’nin kiracısı vasıtasıyla K.Ç. ile tanıştım. Müştekilerden 2 milyon TL alacağı olduğunu söyleyerek uzlaştırmacılık yapmamı istedi, konuyu anlattı. Ricası üzerine müştekilerle buluştuk. Müştekiler bana K.Ç.’ye borçlu olduklarını fakat K.Ç.’nin de kendilerini şikâyet ettiği için zararda olduklarını, bu nedenle K.Ç.’ye borçlarını ödemeyeceklerini söylediler. Daha sonra yemekte bir araya geldik, müştekilerden para istemedim. İddianamede geçtiği gibi K.Ç. ile anlaşıp müştekilerin kaçak deposu nedeniyle belediyeye yapılan şikâyetlerden vazgeçilme karşılığında para istemedim. Ayrıca müşteki Mehmet’e 250 bin TL’yi borç amaçlı istedim. Şantaj parası değildir. Hileli para istemedim" diye konuştu. "Bu baskıların oluşturduğu endişe nedeniyle kurtulmak istedik" Müşteki Mehmet K. ise sanıklardan şikâyetçi olduğunu belirterek, K.Ç.’nin iddia ettiği gibi borçlarının bulunmadığını söyledi. Mehmet K., "K.Ç.’yi 7-8 yıldır tanıyorum. İddia ettiği gibi kendisine 2 milyon 100 bin TL borcumuz yok, alacağını aldı, fazladan para istedi. Kaçak depoları biliyordu, kiracılar aracılığıyla haber gönderdi. ‘Sizi şikâyet edeceğim’ diye tehdit etti, 3 milyon para istedi, kabul etmedik" dedi. Belediye ekiplerinin kaçak yapılarla ilgili tutanak tuttuğunu ve 27 milyon TL ceza geldiğini ifade eden Mehmet K., "K.Ç.’nin bizi batıracağını düşünerek talebini kabul ettik. K.Ç. belediyede tanıdıkları olduğunu ve tanıdıkları vasıtasıyla kesilen cezaların iptal edilebileceğini söyledi. Bu baskıların oluşturduğu endişe nedeniyle kurtulmak istedik" diye konuştu. Mehmet K., sanık N.S.A.’nın da kendilerini belediyeye şikâyet ettiğini öğrendiklerini belirterek, "N.S.A., şikâyetinden vazgeçmeyeceğini söyleyerek 3 buçuk milyon TL ya da araç istedi. K.Ç.’nin talep ettiği 3 milyondan kalanı çekle ödeyebileceğimizi söyledi. Daha sonra sanıklardan B.K. bizimle iletişime geçerek 4 buçuk milyon TL istedi" ifadelerini kullandı. "Bu işlerin sonunun gelmeyeceğini düşünerek polislere ilettik" Kepez Belediyesi önünde yapılan buluşmayı da anlatan Mehmet K., "Sonrasında Kepez Belediyesi önünde ben ve kardeşim Mehtap N.S.A. ve B.K. buluştuk. Ortak tanıdığımız H.K. ve kardeşimin arkadaşları A. ve K. de geldiler. Tarafların huzurunda belediye önünde N.S.A.’ya ve B.K.’ya 4’er ayrı çek verdik. N.S.A.’ya 250 bin TL’den 4 ayrı çek, B.K.’ya da her biri 250 bin TL tutarında 4 ayrı çek verdik. Ancak çeklerin üzerine sadece N.S.A. ‘çekleri aldım’ diye imza attı. Ayrıca B.K.’nin hesabına toplamda 250 bin TL gönderdik" dedi. Sanıkların kendilerinden para istemeye devam ettiğini ileri süren Mehmet K., "Daha sonra S.C. bana ulaştı, depomuza geldi, görüştük. K.Ç.’nin borcundan bahsetti, biz de borcumuz olmadığını söyledik. Sonra S.C. ile birkaç kez daha görüştük. Sanıklar bizden para istemeye devam edince bu işlerin sonunun gelmeyeceğini düşünerek polislere ilettik. Daha sonra N.S.A. ile baklavacıda buluştuk. Ben ve kardeşim Mehtap vardı, daha sonra K.Ç. ve Ö.’de geldi. 500 bin TL’lik poşeti N.S.A.’ya, 1 buçuk milyon TL’lik poşeti K.Ç.’ye verdim. K.Ç. Ö.’ye uzattı. Mekân çıkışı polisler baskın yaptı" diye konuştu. Sanıklar tahliye edildi Mahkeme heyeti, tanıkların dinlenmesi ve taraf avukatlarının savunmalarının ardından tutuklu sanıkların adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. Heyet, eksik hususların tamamlanması için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:02
Tur teknesinde rahatsızlanan turistin yardımına deniz polisi yetişti
Tatil için geldiği Antalya’da bindiği tur teknesinde rahatsızlanan yabancı uyruklu şahsın yardımına deniz polisi yetişti. Bot ile tur teknesinden alınan turist getirildiği Yat Limanı’ndan ambulansla hastaneye kaldırıldı. Olay, saat 13.30 sıralarında Çağlayan Mahallesi’nde bulunan Düden Şelalesi’nin denize döküldüğü noktada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, tatil için ailesi ile birlikte Antalya’ya gelen yabancı uyruklu John Paul Lehec, Kaleiçi Yat Limanı’ndan dünyaca ünlü falezleri ve Düden Şelalesi’ni görmek için tur teknesine bindi. Yat Limanı’ndan ayrılan tekne Çağlayan Mahallesi’nde bulunan Düden Şelalesi’nin denize döküldüğü bölgeye geldiğinde bir yolcunun rahatsızlandığı bildirildi. Ambulansla hastaneye kaldırıldı Tekne kaptanının telsizden ulaştığı Antalya Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’ne bağlı deniz polisi hızla harekete geçerek tur teknesinin bulunduğu noktaya hareket etti. Kısa sürede tekneye ulaşan deniz polisi rahatsızlanan John Paul Lehec ve ailesini alarak Yat Limanı’na getirdi. Burada hazır bekleyen 112 Acil Sağlık ekiplerince bottan teslim alınan ve ilk müdahalesi yapılan Lehec, ambulansla hastaneye kaldırıldı.
11 Nisan 2025 Cuma - 19:58
Emine Erdoğan, BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri ağı Başkanı Jeffrey Sachs ile görüştü
Emine Erdoğan, BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri ağı Başkanı Jeffrey Sachs ile görüştü
11 Nisan 2025 Cuma - 19:55
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu için Türkiye’de bulunan Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suriye ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.
11 Nisan 2025 Cuma - 19:52
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed Bin Abdurrahman El Sani ile görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed Bin Abdurrahman El Sani ile görüştü
11 Nisan 2025 Cuma - 19:47
Emine Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanının eşi Latife El Durubi ile görüştü
Emine Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanının eşi Latife El Durubi ile görüştü
11 Nisan 2025 Cuma - 19:44
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Es Şara ile görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Es Şara ile görüştü
11 Nisan 2025 Cuma - 19:19
Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa: "Filistin’in geleceği parlak, zafer halkın olacaktır"
Antalya Diplomasi Forumu’nda "Gazze Temas Grubu’ndan Gazze/Filistin’in Geleceğine Dair Değerlendirmeler" başlıklı oturumda konuşan Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa, "Filistin’in geleceği parlak. Yeter ki bir niyet ortaya konulsun. Halk zaferi tadacak ve zafer halkın olacaktır" dedi.
11 Nisan 2025 Cuma - 18:48
Bakan Uraloğlu: "23 yılda dünya nüfusunun neredeyse yarısı kadarını uçurduk"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yarın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı yapılacak olan Antalya Havalimanı’ndaki yeni terminal binasında yaptığı açıklamada, "Antalya Havalimanı 82 milyona ulaşan yolcu kapasitesi ile yıllık 90 milyon yolcu kapasiteli İstanbul Havalimanı’ndan sonra Türkiye’nin yolcu kapasitesi en yüksek ikinci havalimanı olacak" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Antalya Havalimanı’nın 32 milyon olan yıllık yolcu kapasitesini 82 milyona çıkaracak olan ve yarın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı yapılacak olan yeni terminal binasında açıklamalarda bulundu. Havayolunun, mesafeleri kısaltmanın yanı sıra kültürel bağları güçlendiren, toplumlar arasında köprüler kuran ve ekonomik kalkınmayı destekleyen stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Uraloğlu, "Özellikle küresel ilişkilerin yoğunlaştığı bu çağda, havalimanlarının işlevi ve değeri her geçen gün artıyor. Bu noktada ülkemiz, Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kesişim noktasında, 4 saatlik uçuş mesafesiyle 1,5 milyar insanın yaşadığı 67 ülkeye erişim sağlayan eşsiz bir konuma sahip. Avantajlı coğrafi konumumuz, Türkiye’yi havacılıkta dünyanın önde gelen transit merkezlerinden biri yapmaya son derece müsait kılıyor" dedi. . "23 yılda en geniş uçuş ağına sahip ülkelerden birisi olduk" Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak 2002’den bu yana sürdürülen sivil havacılık politikalarıyla sektörü özel işletmelere açarak rekabeti teşvik ettiklerini ve havacılıkta hızlı bir büyüme dönemi başlattıklarının altını çizen Uraloğlu, "Ülkemizi 23 yılda dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerinden biri haline getirdik. Ama elbette bugünlere kolay gelmedik. Sivil havacılık faaliyetlerimizin tarihi 20 Mayıs 1933’e uzanıyor. 4 uçaklı ilk filomuz Türk Hava Postaları adı altında faaliyete başladı. İlk uçuşunu 1933’te yaparak kanatlarını çırpmaya başlayan Türk Hava Postaları, bugün Türk Hava Yolları adıyla neredeyse tüm dünyayı kanatları altına almış bulunuyor. İlk havalimanı olarak Ankara’da bugün Güvercinlik olarak anılan alanı söyleyebilirim ve terminal olarak ise birkaç çadır dışında bir şey yoktu. Ama bugün son olarak ağustos ayında hizmete açtığımız Çukurova Uluslararası Havalimanıyla 58 havalimanımız bulunuyor. 2002 yılında 26 olan aktif havalimanı sayımız vardı ve Adıyaman, Batman, Bursa Yenişehir, Çanakkale, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanları gibi 16 havalimanımız sivil havacılık açısından pasif durumdaydı. Bu 16 pasif havalimanımızı çağın gerektirdiği şekilde yenileyip sivil havacılığa açtık" ifadelerini kullandı. "Hem hizmet odaklı hem estetik havalimanları" Son 23 yıl içerisinde her sene istatistiki olarak yaklaşık 1.4 havalimanını hizmete açtıklarının altını çizen Bakan Uraloğlu, "Tüm projelerimizde olduğu gibi havalimanı projelerimizi de hem hizmet odaklı hem de mimari estetikleriyle eşsiz yapılar olarak inşa ediyoruz. Bu dev eserler ve simge yapılar ile aslında Türkiye’yi çok kıymetli bir markaya dönüştürüyoruz. Tüm havalimanlarımız estetik ve özgün mimarileri ile Türkiye’yi ilk kez gören yabancı ziyaretçiler üzerinde son derece olumlu etkiler bırakıyor. Örneğin Rize-Artvin Havalimanını bölgenin kültürel öğelerinden izler taşıyan yöresel mimarinin yansıtıldığı terminal binası ve çay bardağı formundan esinlenilen kulesiyle inşa ettik. Aynı şekilde son açılan yeni havalimanımız Çukurova Havalimanı da narenciyesinden esinlenen turuncu rengi ve bölgenin simgesi pamuk motifleri ile Çukurova Bölgesinin yöresel kültürünü yansıtan mimari dokunuşlarla muhteşem bir eser oldu. Ülkemizi uluslararası bir havacılık merkezine dönüştüren İstanbul Havalimanımız da modern mimarisi ve İstanbul’un simgelerinden biri olan lale formuyla her görenin hayran kaldığı bir havalimanı oldu" şeklinde konuştu. Stratejik noktalara Bölgesel Havalimanı Bölgesel Havalimanları ile kaynakların verimli kullanılmasını sağladıklarını ve her şehre ayrı bir havalimanı yapmak yerine, stratejik noktalara konumlandırılan tesislerle geniş bir bölgenin kapsandığını söyleyen Bakan Abdulkadir Uraloğlu, "Böylece hem maliyet düşüyor hem de daha fazla insan hava ulaşımından faydalanabiliyor. Örneğin son havalimanımız Çukurova Uluslararası Havalimanımız başta Mersin ve Adana ile Osmaniye ve Niğde’ye de olan yakınlığıyla bu şehirlerde yaşayan 5 milyonun üstündeki vatandaşımıza hizmet ediyor. Ayrıca yenilediğimiz ve yeni inşa ettiğimiz havalimanlarımız sayesinde uçaklarımızın iniş-kalkışlarını sağlayan pist uzunluklarımızda da dikkate değer bir yükseliş var. Uçak pistleri, bir ülkenin ekonomisi için olmazsa olmazıdır. Çünkü uçak pistleri ekonomiyi büyütür, ülkeyi zenginleştirir ve aynı zamanda savunmayı güçlü tutar" dedi. "Pist uzunluğu 222.5 kilometreye çıktı" Yatırımlarla 2002 yılında Türk Sivil Havacılığına hizmet veren 149 kilometrelik pist uzunluğuna 73.5 kilometre daha eklediklerini ve Türkiye’deki toplam pist uzunluğunu 222.5 kilometreye çıkarttıklarını vurgulayan Uraloğlu, "Yani bugün karayoluyla Ankara Kızılay’dan Eskişehir merkeze ya da Antalya Havalimanından Konya Akşehir’e uzanan bir mesafeden bahsediyoruz ve havalimanı sayılarımızı buralarda da bırakmayacağız. Aktif havalimanı sayımızı yapımları devam eden Yozgat ve Bayburt-Gümüşhane havalimanlarımızla 58’den 60’a çıkaracağız. Yakın bir zaman önce Kayseri Havalimanımızın yeni bir terminal binasının resmi açılışını yaptık ve Malatya Havalimanımıza da yeni bir terminal binası inşa ediyoruz. Trabzon yeni havalimanı ile ilgili çalışmalarımız da devam ediyor" şeklinde konuştu. "23 yılda dünya nüfusunun neredeyse yarısı kadarını uçurduk" Aktif havalimanı sayısındaki artışın bilet satışı ve havayolunu kullanan yolcu sayılarına yıl yıl yansıdığını söyleyen Uraloğlu, "Havayolu yolcu sayımızın 2002 yılından itibaren Kovid-19 salgının etkilerini yaşadığımız 2020 yılına kadar havacılık sektörümüzün gelişmesine paralel olarak düzenli olarak arttığını gözlemliyoruz. Tabii doğal olarak Kovid-19 salgın etkisiyle 2020-2021 yıllarında bir düşüş söz konusu. Ancak Cumhuriyetimizin 100. Yılı olan 2023 yılında 214 milyonun üstünde yolcu taşıyarak tüm zamanların rekorunu kırdık. 2024 yılında da bu sayının üzerine çıkarak 230 milyon yolcu ile bu rekorumuzu tazeledik. 2002 yılından bu yana yaklaşık 3 milyar biletli yolcuya havalimanlarında hizmet sunuldu. Dünya nüfusunun neredeyse yarısı kadarını uçurduk. Bu yıl yolcu sayısının daha da artacağını ve yaklaşık 240 milyon yolcu taşıyacağımızı öngörüyoruz. İlk 3 aylık dönemde havayolu ile seyahat eden yolcu sayımız 45 milyon 175 bin 946’ya ulaştı. Bu sayı geçen yıl aynı dönemde yaklaşık 44 milyondu" ifadelerini kullandı. "Gelişmelerle paralel artış var" Yaşanan gelişmelerle paralel sektörel büyüklükte de bir artış olduğunu ve 180 olan kuruluş sayısını 678’e yükselttiklerini vurgulayan Bakan Uraloğlu, "2002 yılında; havacılık faaliyetlerinde kullanılan araç sayımız 489’dan 2 bin 14’e, 162 olan havayolu işletmesi uçak sayımız 3,5 kat artışla 734’e, koltuk kapasitemiz yaklaşık 5 kat artışla 27 bin 599’dan 145 bin 027’e yükseldi. 2002 yılında 65 bin civarında olan çalışan sayısı bugün 320 binin üzerine çıktı. Bu gelişmelerin diğer bir olumlu sonucu olarak sektörün cirosu da 2,2 milyar dolardan yaklaşık 30 milyar dolara ulaşarak 14 kat arttı. "Dünyada ulaşamadığımız hiçbir nokta kalmayacak" hedefiyle hareket ederek, ülkemizi dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerinden biri haline getirdik. Şu anda mevcut durumda, 175 olan Hava Ulaşım Anlaşması sayımızla bu alanda dünyada en çok hava ulaşım anlaşması bulunan ülkelerin başında gelmekteyiz. Önümüzdeki 10 yılda bu ülkelerle de temas ederek 193 ICAO üyesinin tamamıyla hava ulaşım anlaşması imzalamayı hedefliyoruz" dedi. "Kapasitesinin yüzde 12 üzerinde yolcuya hizmet verdi" 10 yıl içinde havayolu işletmelerindeki uçak sayısını 729’dan bin 458’e pilot sayısını ise 12 bin 313’ten 24 bin 626’ya yükseltmeyi hedeflediklerini söyleyen Uraloğlu, "Hava trafik kontrolörleri sayımız da şu anda 2.087 olup, on yıl içinde bu sayıyı da 4.174’e çıkarmayı amaçlıyoruz. Havayolu sektörümüzün gücüne güç katacak Antalya Havalimanımızın yeni terminal binaları ve tamamlayıcı tesisleriyle havacılık sektörümüzün gelişimi adına yeni bir daha atıyoruz. Turizmin başkenti Antalya’mızda, Antalya Havalimanı’mızın yeni terminal binaları projesi, havacılık alanındaki başarılı serüvenimizin en parlak örneklerinden biridir. 2024 yılında havalimanımız, iç hatlarda 6,2 milyon, dış hatlarda ise 33 milyona yakın yolcu olmak üzere direkt transit yolcular dahil toplamda 39 milyon 230 bin yolcuya hizmet verdi. Bu yılın ilk üç aylık döneminde, Antalya Havalimanı’mız 3 milyon 36 bin 451 yolcuya hizmet sundu. Ramazan Bayramı tatilinde yine rekorlara imza attı. 28 Mart-6 Nisan tarihleri arasında Antalya Havalimanı’nda 4 bin 202 uçak trafiği gerçekleşerek 590 bin 189 yolcuya hizmet verildi ve 5 Nisan Cumartesi günü 78 bin 85 yolcu sayısına ulaşılarak bu yılın yolcu rekorunu kırıldı. 2023 yılından bu yana havalimanımız 35 milyonluk mevcut kapasitesinin üzerinde yolcuya hizmet veriyor. 2023’te 36 milyon, 2024 yılında ise 39 milyon 230 bin yolcu ile kapasitesinin neredeyse yüzde 12 oranı üzerinde yolcuya hizmet sundu" ifadelerini kullandı. "Yıllık yolcu kapasitesi 35 milyondan 82 milyona çıktı" Yaşanan artış nedeniyle Antalya Havalimanı’nı yenilikçi bir vizyonla geliştirme çalışmalarını tamamladıklarını belirten Uraloğlu, "Bu yılki yolcu sayısının da yaklaşık 40 milyon 250 bin olacağını, 2026 yılında 41 milyona, 2027 yılında 42 milyonun üstüne çıkacağına, 2028 yılında 43.5 milyonu aşacağına, 2029 yılında ise 45 milyona yaklaşacağını öngörüyoruz. Bu gerçekleri daha önceden gördüğümüz için Antalya Havalimanı’mızı yenilikçi bir vizyonla geliştirme çalışmalarına başladık ve süratle çalışmalarımızı tamamladık. Zaten daha önceden yeni inşa edilen 2 bin metrekarelik Devlet Konuk Evi, 5 bin metrekarelik DHMİ Hizmet Binası, personel lojmanları ve camimizi hizmete açmıştık. Yarın Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle hizmete açacağımız yeni terminal binalarıyla; dış hatlar terminalini 90 bin 143 metrekareden 224 bin metrekareye, iç hatlar terminalini ise 36 bin 859 metrekareden 75 bin metrekareye çıkarıyoruz. Böylece Antalya Havalimanının yıllık yolcu kapasitesini 35 milyondan 82 milyona yükselttik. Uçak park pozisyon sayısını 108’den 176’ya çıkardık. Ayrıca VIP terminalini 690 metrekareden 2 bin metrekareye, genel havacılık terminalini ise bin 200 metrekareden 2 bin 800 metrekareye genişlettik. Genel havacılık binamız CİP terminali olarak da kullanılacak" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin en büyük ikinci havalimanı olacak" Antalya Havalimanının 82 milyona ulaşan yolcu kapasitesi ile yıllık 90 milyon yolcu kapasiteli İstanbul Havalimanı’ndan sonra Türkiye’nin yolcu kapasitesi en yüksek ikinci havalimanı olacağının altını çizen Bakan Uraloğlu, "Yaklaşık 927 milyon Euro’luk yatırım gerektiren bu projeyi, devletimizin kasasından tek kuruş çıkmadan gerçekleştirdik. Üstelik her hangi bir yolcu garantisi koymadan hayata geçirdiğimiz bu projemizle yüklenici firmalardan 25 yıl işletme süresi karşılığında KDV dahil 8 milyar 555 milyon Euro kira geliri elde edeceğiz. Ve yatırımcı şirket, kira bedelinin yüzde 25’i olan 2 milyar 138 milyon 750 bin Euro’yu KDV dahil peşin ödedi ve bu bedel daha çalışmalar bitmeden 28 Mart 2022 tarihinde devletimizin kasasına girdi. Kamu -özel işbirliği ile hayata geçen bu projemiz, kamu kaynaklarını etkin kullanmanın ve özel sektör iş birliğiyle büyük eserler ortaya koymanın en güzel örneklerinden biridir. Antalya Havalimanımız da yeni kapasitesiyle turizm, ticaret ve istihdam alanlarında bölgemize büyük katkı sağlayacak, sosyo-ekonomik kalkınmanın lokomotifi olacaktır" dedi. "Sadece Antalya’nın değil Türkiye’nin gururu" Bakan Uraloğlu ayrıca, "Projemizi daha da güçlendirmek adına, yaklaşık 29 kilometrelik bir boru hattı da imal ettik. Uçak yakıtını artık bu hat marifetiyle deniz terminalinden havalimanımıza transfer ediyoruz. Bu sayede deniz limanı ile havalimanı arasında yıllık yaklaşık 60 bin tankerin giriş-çıkış trafiğini karayollarından kaldırıyoruz. Böylece Antalya şehir trafiğini rahatlatıyor, karayolu güvenliğini arttırıyor ve çevre kirliliğini azaltıyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, "hava yolunu halkın yolu yapacağız" vizyonuyla başlattığımız süreçte, havacılık sektörümüz dünya genelinde parmakla gösterilen bir başarı hikayesine dönüşmüştür. Antalya Havalimanımızın yeni terminal binaları da bu hikayenin en yeni ve güçlü kalkanlarından biri olarak tarihe geçmiştir. Antalya Havalimanı’nın yeni çehresiyle yükselişi yalnızca Antalya’nın değil, ülkemizin gururudur" ifadelerini kullandı.
11 Nisan 2025 Cuma - 18:00
Bakan Uraloğlu: "23 yılda dünya nüfusunun neredeyse yarısı kadarını uçurduk"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yarın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı yapılacak olan Antalya Havalimanı’ndaki yeni terminal binasında yaptığı açıklamada, "Antalya Havalimanı 82 milyona ulaşan yolcu kapasitesi ile yıllık 90 milyon yolcu kapasiteli İstanbul Havalimanı’ndan sonra Türkiye’nin yolcu kapasitesi en yüksek ikinci havalimanı olacak" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Antalya Havalimanı’nın 32 milyon olan yıllık yolcu kapasitesini 82 milyona çıkaracak olan ve yarın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı yapılacak olan yeni terminal binasında açıklamalarda bulundu. Havayolunun, mesafeleri kısaltmanın yanı sıra kültürel bağları güçlendiren, toplumlar arasında köprüler kuran ve ekonomik kalkınmayı destekleyen stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Uraloğlu, "Özellikle küresel ilişkilerin yoğunlaştığı bu çağda, havalimanlarının işlevi ve değeri her geçen gün artıyor. Bu noktada ülkemiz, Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kesişim noktasında, 4 saatlik uçuş mesafesiyle 1,5 milyar insanın yaşadığı 67 ülkeye erişim sağlayan eşsiz bir konuma sahip. Avantajlı coğrafi konumumuz, Türkiye’yi havacılıkta dünyanın önde gelen transit merkezlerinden biri yapmaya son derece müsait kılıyor" dedi. . "23 yılda en geniş uçuş ağına sahip ülkelerden birisi olduk" Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak 2002’den bu yana sürdürülen sivil havacılık politikalarıyla sektörü özel işletmelere açarak rekabeti teşvik ettiklerini ve havacılıkta hızlı bir büyüme dönemi başlattıklarının altını çizen Uraloğlu, "Ülkemizi 23 yılda dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerinden biri haline getirdik. Ama elbette bugünlere kolay gelmedik. Sivil havacılık faaliyetlerimizin tarihi 20 Mayıs 1933’e uzanıyor. 4 uçaklı ilk filomuz Türk Hava Postaları adı altında faaliyete başladı. İlk uçuşunu 1933’te yaparak kanatlarını çırpmaya başlayan Türk Hava Postaları, bugün Türk Hava Yolları adıyla neredeyse tüm dünyayı kanatları altına almış bulunuyor. İlk havalimanı olarak Ankara’da bugün Güvercinlik olarak anılan alanı söyleyebilirim ve terminal olarak ise birkaç çadır dışında bir şey yoktu. Ama bugün son olarak ağustos ayında hizmete açtığımız Çukurova Uluslararası Havalimanıyla 58 havalimanımız bulunuyor. 2002 yılında 26 olan aktif havalimanı sayımız vardı ve Adıyaman, Batman, Bursa Yenişehir, Çanakkale, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanları gibi 16 havalimanımız sivil havacılık açısından pasif durumdaydı. Bu 16 pasif havalimanımızı çağın gerektirdiği şekilde yenileyip sivil havacılığa açtık" ifadelerini kullandı. "Hem hizmet odaklı hem estetik havalimanları" Son 23 yıl içerisinde her sene istatistiki olarak yaklaşık 1.4 havalimanını hizmete açtıklarının altını çizen Bakan Uraloğlu, "Tüm projelerimizde olduğu gibi havalimanı projelerimizi de hem hizmet odaklı hem de mimari estetikleriyle eşsiz yapılar olarak inşa ediyoruz. Bu dev eserler ve simge yapılar ile aslında Türkiye’yi çok kıymetli bir markaya dönüştürüyoruz. Tüm havalimanlarımız estetik ve özgün mimarileri ile Türkiye’yi ilk kez gören yabancı ziyaretçiler üzerinde son derece olumlu etkiler bırakıyor. Örneğin Rize-Artvin Havalimanını bölgenin kültürel öğelerinden izler taşıyan yöresel mimarinin yansıtıldığı terminal binası ve çay bardağı formundan esinlenilen kulesiyle inşa ettik. Aynı şekilde son açılan yeni havalimanımız Çukurova Havalimanı da narenciyesinden esinlenen turuncu rengi ve bölgenin simgesi pamuk motifleri ile Çukurova Bölgesinin yöresel kültürünü yansıtan mimari dokunuşlarla muhteşem bir eser oldu. Ülkemizi uluslararası bir havacılık merkezine dönüştüren İstanbul Havalimanımız da modern mimarisi ve İstanbul’un simgelerinden biri olan lale formuyla her görenin hayran kaldığı bir havalimanı oldu" şeklinde konuştu. Stratejik noktalara Bölgesel Havalimanı Bölgesel Havalimanları ile kaynakların verimli kullanılmasını sağladıklarını ve her şehre ayrı bir havalimanı yapmak yerine, stratejik noktalara konumlandırılan tesislerle geniş bir bölgenin kapsandığını söyleyen Bakan Abdulkadir Uraloğlu, "Böylece hem maliyet düşüyor hem de daha fazla insan hava ulaşımından faydalanabiliyor. Örneğin son havalimanımız Çukurova Uluslararası Havalimanımız başta Mersin ve Adana ile Osmaniye ve Niğde’ye de olan yakınlığıyla bu şehirlerde yaşayan 5 milyonun üstündeki vatandaşımıza hizmet ediyor. Ayrıca yenilediğimiz ve yeni inşa ettiğimiz havalimanlarımız sayesinde uçaklarımızın iniş-kalkışlarını sağlayan pist uzunluklarımızda da dikkate değer bir yükseliş var. Uçak pistleri, bir ülkenin ekonomisi için olmazsa olmazıdır. Çünkü uçak pistleri ekonomiyi büyütür, ülkeyi zenginleştirir ve aynı zamanda savunmayı güçlü tutar" dedi. "Pist uzunluğu 222.5 kilometreye çıktı" Yatırımlarla 2002 yılında Türk Sivil Havacılığına hizmet veren 149 kilometrelik pist uzunluğuna 73.5 kilometre daha eklediklerini ve Türkiye’deki toplam pist uzunluğunu 222.5 kilometreye çıkarttıklarını vurgulayan Uraloğlu, "Yani bugün karayoluyla Ankara Kızılay’dan Eskişehir merkeze ya da Antalya Havalimanından Konya Akşehir’e uzanan bir mesafeden bahsediyoruz ve havalimanı sayılarımızı buralarda da bırakmayacağız. Aktif havalimanı sayımızı yapımları devam eden Yozgat ve Bayburt-Gümüşhane havalimanlarımızla 58’den 60’a çıkaracağız. Yakın bir zaman önce Kayseri Havalimanımızın yeni bir terminal binasının resmi açılışını yaptık ve Malatya Havalimanımıza da yeni bir terminal binası inşa ediyoruz. Trabzon yeni havalimanı ile ilgili çalışmalarımız da devam ediyor" şeklinde konuştu. "23 yılda dünya nüfusunun neredeyse yarısı kadarını uçurduk" Aktif havalimanı sayısındaki artışın bilet satışı ve havayolunu kullanan yolcu sayılarına yıl yıl yansıdığını söyleyen Uraloğlu, "Havayolu yolcu sayımızın 2002 yılından itibaren Kovid-19 salgının etkilerini yaşadığımız 2020 yılına kadar havacılık sektörümüzün gelişmesine paralel olarak düzenli olarak arttığını gözlemliyoruz. Tabii doğal olarak Kovid-19 salgın etkisiyle 2020-2021 yıllarında bir düşüş söz konusu. Ancak Cumhuriyetimizin 100. Yılı olan 2023 yılında 214 milyonun üstünde yolcu taşıyarak tüm zamanların rekorunu kırdık. 2024 yılında da bu sayının üzerine çıkarak 230 milyon yolcu ile bu rekorumuzu tazeledik. 2002 yılından bu yana yaklaşık 3 milyar biletli yolcuya havalimanlarında hizmet sunuldu. Dünya nüfusunun neredeyse yarısı kadarını uçurduk. Bu yıl yolcu sayısının daha da artacağını ve yaklaşık 240 milyon yolcu taşıyacağımızı öngörüyoruz. İlk 3 aylık dönemde havayolu ile seyahat eden yolcu sayımız 45 milyon 175 bin 946’ya ulaştı. Bu sayı geçen yıl aynı dönemde yaklaşık 44 milyondu" ifadelerini kullandı. "Gelişmelerle paralel artış var" Yaşanan gelişmelerle paralel sektörel büyüklükte de bir artış olduğunu ve 180 olan kuruluş sayısını 678’e yükselttiklerini vurgulayan Bakan Uraloğlu, "2002 yılında; havacılık faaliyetlerinde kullanılan araç sayımız 489’dan 2 bin 14’e, 162 olan havayolu işletmesi uçak sayımız 3,5 kat artışla 734’e, koltuk kapasitemiz yaklaşık 5 kat artışla 27 bin 599’dan 145 bin 027’e yükseldi. 2002 yılında 65 bin civarında olan çalışan sayısı bugün 320 binin üzerine çıktı. Bu gelişmelerin diğer bir olumlu sonucu olarak sektörün cirosu da 2,2 milyar dolardan yaklaşık 30 milyar dolara ulaşarak 14 kat arttı. "Dünyada ulaşamadığımız hiçbir nokta kalmayacak" hedefiyle hareket ederek, ülkemizi dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerinden biri haline getirdik. Şu anda mevcut durumda, 175 olan Hava Ulaşım Anlaşması sayımızla bu alanda dünyada en çok hava ulaşım anlaşması bulunan ülkelerin başında gelmekteyiz. Önümüzdeki 10 yılda bu ülkelerle de temas ederek 193 ICAO üyesinin tamamıyla hava ulaşım anlaşması imzalamayı hedefliyoruz" dedi. "Kapasitesinin yüzde 12 üzerinde yolcuya hizmet verdi" 10 yıl içinde havayolu işletmelerindeki uçak sayısını 729’dan bin 458’e pilot sayısını ise 12 bin 313’ten 24 bin 626’ya yükseltmeyi hedeflediklerini söyleyen Uraloğlu, "Hava trafik kontrolörleri sayımız da şu anda 2.087 olup, on yıl içinde bu sayıyı da 4.174’e çıkarmayı amaçlıyoruz. Havayolu sektörümüzün gücüne güç katacak Antalya Havalimanımızın yeni terminal binaları ve tamamlayıcı tesisleriyle havacılık sektörümüzün gelişimi adına yeni bir daha atıyoruz. Turizmin başkenti Antalya’mızda, Antalya Havalimanı’mızın yeni terminal binaları projesi, havacılık alanındaki başarılı serüvenimizin en parlak örneklerinden biridir. 2024 yılında havalimanımız, iç hatlarda 6,2 milyon, dış hatlarda ise 33 milyona yakın yolcu olmak üzere direkt transit yolcular dahil toplamda 39 milyon 230 bin yolcuya hizmet verdi. Bu yılın ilk üç aylık döneminde, Antalya Havalimanı’mız 3 milyon 36 bin 451 yolcuya hizmet sundu. Ramazan Bayramı tatilinde yine rekorlara imza attı. 28 Mart-6 Nisan tarihleri arasında Antalya Havalimanı’nda 4 bin 202 uçak trafiği gerçekleşerek 590 bin 189 yolcuya hizmet verildi ve 5 Nisan Cumartesi günü 78 bin 85 yolcu sayısına ulaşılarak bu yılın yolcu rekorunu kırıldı. 2023 yılından bu yana havalimanımız 35 milyonluk mevcut kapasitesinin üzerinde yolcuya hizmet veriyor. 2023’te 36 milyon, 2024 yılında ise 39 milyon 230 bin yolcu ile kapasitesinin neredeyse yüzde 12 oranı üzerinde yolcuya hizmet sundu" ifadelerini kullandı. "Yıllık yolcu kapasitesi 35 milyondan 82 milyona çıktı" Yaşanan artış nedeniyle Antalya Havalimanı’nı yenilikçi bir vizyonla geliştirme çalışmalarını tamamladıklarını belirten Uraloğlu, "Bu yılki yolcu sayısının da yaklaşık 40 milyon 250 bin olacağını, 2026 yılında 41 milyona, 2027 yılında 42 milyonun üstüne çıkacağına, 2028 yılında 43.5 milyonu aşacağına, 2029 yılında ise 45 milyona yaklaşacağını öngörüyoruz. Bu gerçekleri daha önceden gördüğümüz için Antalya Havalimanı’mızı yenilikçi bir vizyonla geliştirme çalışmalarına başladık ve süratle çalışmalarımızı tamamladık. Zaten daha önceden yeni inşa edilen 2 bin metrekarelik Devlet Konuk Evi, 5 bin metrekarelik DHMİ Hizmet Binası, personel lojmanları ve camimizi hizmete açmıştık. Yarın Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle hizmete açacağımız yeni terminal binalarıyla; dış hatlar terminalini 90 bin 143 metrekareden 224 bin metrekareye, iç hatlar terminalini ise 36 bin 859 metrekareden 75 bin metrekareye çıkarıyoruz. Böylece Antalya Havalimanının yıllık yolcu kapasitesini 35 milyondan 82 milyona yükselttik. Uçak park pozisyon sayısını 108’den 176’ya çıkardık. Ayrıca VIP terminalini 690 metrekareden 2 bin metrekareye, genel havacılık terminalini ise bin 200 metrekareden 2 bin 800 metrekareye genişlettik. Genel havacılık binamız CİP terminali olarak da kullanılacak" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin en büyük ikinci havalimanı olacak" Antalya Havalimanının 82 milyona ulaşan yolcu kapasitesi ile yıllık 90 milyon yolcu kapasiteli İstanbul Havalimanı’ndan sonra Türkiye’nin yolcu kapasitesi en yüksek ikinci havalimanı olacağının altını çizen Bakan Uraloğlu, "Yaklaşık 927 milyon Euro’luk yatırım gerektiren bu projeyi, devletimizin kasasından tek kuruş çıkmadan gerçekleştirdik. Üstelik her hangi bir yolcu garantisi koymadan hayata geçirdiğimiz bu projemizle yüklenici firmalardan 25 yıl işletme süresi karşılığında KDV dahil 8 milyar 555 milyon Euro kira geliri elde edeceğiz. Ve yatırımcı şirket, kira bedelinin yüzde 25’i olan 2 milyar 138 milyon 750 bin Euro’yu KDV dahil peşin ödedi ve bu bedel daha çalışmalar bitmeden 28 Mart 2022 tarihinde devletimizin kasasına girdi. Kamu -özel işbirliği ile hayata geçen bu projemiz, kamu kaynaklarını etkin kullanmanın ve özel sektör iş birliğiyle büyük eserler ortaya koymanın en güzel örneklerinden biridir. Antalya Havalimanımız da yeni kapasitesiyle turizm, ticaret ve istihdam alanlarında bölgemize büyük katkı sağlayacak, sosyo-ekonomik kalkınmanın lokomotifi olacaktır" dedi. "Sadece Antalya’nın değil Türkiye’nin gururu" Bakan Uraloğlu ayrıca, "Projemizi daha da güçlendirmek adına, yaklaşık 29 kilometrelik bir boru hattı da imal ettik. Uçak yakıtını artık bu hat marifetiyle deniz terminalinden havalimanımıza transfer ediyoruz. Bu sayede deniz limanı ile havalimanı arasında yıllık yaklaşık 60 bin tankerin giriş-çıkış trafiğini karayollarından kaldırıyoruz. Böylece Antalya şehir trafiğini rahatlatıyor, karayolu güvenliğini arttırıyor ve çevre kirliliğini azaltıyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, "hava yolunu halkın yolu yapacağız" vizyonuyla başlattığımız süreçte, havacılık sektörümüz dünya genelinde parmakla gösterilen bir başarı hikayesine dönüşmüştür. Antalya Havalimanımızın yeni terminal binaları da bu hikayenin en yeni ve güçlü kalkanlarından biri olarak tarihe geçmiştir. Antalya Havalimanı’nın yeni çehresiyle yükselişi yalnızca Antalya’nın değil, ülkemizin gururudur" ifadelerini kullandı.
11 Nisan 2025 Cuma - 17:12
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Macaristan Basbakanı Viktor Orban’ı kabul etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Macaristan Basbakanı Viktor Orban’ı kabul etti
11 Nisan 2025 Cuma - 16:54
Cumhurbaşkanı Erdoğan; "İsrail bir terör devletidir. İsrail’in katliamlarına sessiz kalmak bu suça ortak olmaktır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İsrail bir terör devletidir. İsrail’in katliamlarına sessiz kalmak bu suça ortak olmaktır" ifadelerini kullanırken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: "Gazze’deki katliam karşısında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi sessiz kaldı, adaletsizlik derinleşti, vicdanlar kanadı" dedi. Antalya Diplomasi Forumu’nun dördüncüsü, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmalarıyla başladı. "Ayrışan Dünyada Diplomasiye Sahip Çıkmak" temasıyla düzenlenen forumda, çatışmaların gölgesinde yürütülen barış diplomasisine ve uluslararası sistemdeki adaletsizliklere güçlü mesajlar verildi. Hem Fidan hem de Erdoğan, özellikle Gazze’de süren İsrail saldırılarına dikkat çekerek, uluslararası kamuoyuna açık çağrılarda bulundu. Fidan: "BM Güvenlik Konseyi sessiz, adaletsizlik derinleşti" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan konuşmasında, uluslararası düzeyde derinleşen krizlerin çözümü için diplomasinin çok boyutlu ve kapsayıcı biçimde yeniden tanımlanması gerektiğini söyledi. Antalya Diplomasi Forumu’nun kısa sürede uluslararası marka haline geldiğini vurgulayan Fidan, "Ayrışan bir dünyada diplomasinin nasıl nefes alabildiğini gösteren bir fikir zemini inşa ediyoruz" dedi. Fidan’ın konuşmasında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne yönelik eleştiriler öne çıktı. "BM Güvenlik Konseyi, Gazze’deki katliam karşısında sessiz ve etkisiz kaldı. Sessizlik büyüdü, adaletsizlik derinleşti, vicdanlar kanadı" ifadelerini kullanan Fidan, mevcut uluslararası sistemin meşruiyet krizinde olduğunu ve yapısal reformlara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Türkiye’nin aktif diplomasisini anlatan Fidan, "Türkiye bugün krizlerin tam kalbinde, gerilimlerin orta yerinde ama çözümün de merkezinde duran bir ülkedir" dedi. Türkiye’nin Filistin’den Ukrayna’ya, Suriye’den Kafkaslar’a kadar her alanda ilkeli dış politika yürüttüğünü belirterek, "Zulüm karşısında mazlumun, adaletsizlik karşısında hakkın yanında duruyoruz" diye konuştu. Erdoğan: "İsrail terör devletidir, susanlar suça ortaktır" Dışişleri Bakanı Fidan’ın ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise forumun ilk gününe damga vuran bir çıkış yaptı. "İsrail, Filistin halkına karşı apaçık bir soykırım uyguluyor. Bu zulme en güçlü tepkiyi vermek insanlık vazifesidir" diyen Erdoğan, "İsrail’in katliamlarına sessiz kalmak bu suça ortak olmaktır" sözleriyle uluslararası topluma sert eleştiriler yöneltti. Erdoğan, Han Yunus’ta gazetecilerin kaldığı çadırların bombalanmasına değinerek, "Haydutluk değilse nedir? Bunun adı devlet terörü değil midir?" dedi ve İsrail’i "terör devleti" olarak niteledi. "İsrail, Filistinlilere ikinci nekbe felaketini yaşatmaya çalışmaktadır" diyen Erdoğan, "Filistin halkının mücadelesi terör değil, iftihardır" ifadeleriyle Batı kamuoyunun çifte standardına dikkat çekti. "Türkiye o gün neyse bugün de aynısıdır" Erdoğan, Türkiye’nin tarihi ve vicdani sorumluluğuna da vurgu yaparak, "500 sene önce topraklarından kovulan İsrail halkını, Yahudileri bu topraklarda misafir ettik. O günkü Türkiye neyse bugünkü Türkiye de aynısıdır" dedi. Ardından uluslararası topluma bir kez daha çağrıda bulundu: "BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere tüm aktörleri Filistin halkının yanında olmaya ve akan kanı durdurmaya davet ediyorum." Gazze’ye yönelik insani yardımların süreceğini belirten Erdoğan, "Gazzeli mazlumlara yardım elimizi uzatmaya devam edeceğiz. Ateşkes çabaları sabote edildikçe bölgemize kalıcı barışın gelmesi zordur. Barış, iki devletli çözümle olur. Başkenti Doğu Kudüs olan özgür Filistin Devleti kurulmadıkça bu kriz sona ermeyecektir" dedi. "Suriye’de istikrarsızlığa izin yok" Konuşmasının son bölümünde bölgesel krizlere ve dış politika önceliklerine değinen Erdoğan, İsrail’in saldırılarının DEAŞ’la mücadeleyi sekteye uğrattığını belirtti. Erdoğan konuşmasında Suriye’deki gelişmelere değinerek, "Suriye halkı acıya, zulme ve savaşa doymuştur. 8 Aralık devrimiyle birlikte sadece Suriye’de değil, tüm bölgemizde kalıcı istikrara dair yakalanan fırsatın heba edilmesine izin veremeyiz" dedi. Türkiye’nin dış politikada ilkelerle hareket ettiğini vurgulayan Erdoğan, "Sükûnetimiz birilerini hatalı heveslere sürüklememeli. Biz dış politikada gizli niyetlerle değil, ilkelerle hareket eden bir ülkeyiz. Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda Trump ve Putin başta olmak üzere anlayış birliği içindeyiz, diyalog halindeyiz" açıklamasında bulundu. "Türkiye hem Avrupa, hem Asya, hem Afrika ülkesidir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin jeopolitik kimliğini de yeniden tanımlayarak, "Biz Avrupa ülkesi olduğumuz kadar, bir Asya bir Afrika ülkesiyiz" dedi. Türkiye’nin Asya ülkeleriyle siyasi temaslarını artırdığını vurgulayan Erdoğan, diplomaside çok yönlü dengeyi savundu. Kıbrıs konusuna da değinen Erdoğan, "Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescili için çabalarımızı artırdık. Adalet tecelli edene kadar bunu sabırla sürdüreceğiz" dedi. Avrupa Birliği’ne de mesaj veren Erdoğan, "Türkiye olmadan Avrupa güvenliğinin düşünülemeyeceği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Türkiye, Avrupa güvenliği için gelecekte de sorumluluk almaya hazırdır" ifadelerini kullandı. Terörle mücadelede kararlılığın sürdüğünü belirten Erdoğan, "Terör belasından da kurtulduğumuzda ekonomide çok iyi bir ivme yakalayacağız" dedi. Üç günlük diplomasi maratonu başladı Forumun ilk gününde verilen mesajlar, çok kutuplu dünya düzeninde Türkiye’nin rolü, Gazze’deki krize karşı sesini yükselten aktörler arasında Türkiye’nin konumunu ve uluslararası sistemin yapısal sorunlarını öne çıkardı. Antalya Diplomasi Forumu, 13 Nisan’a kadar iklim diplomasisi, yapay zekâ çağında hukuk, enerji güvenliği ve bölgesel krizler gibi başlıkları ele almaya devam edecek.
11 Nisan 2025 Cuma - 16:54
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "(AB Üyeliği) Türkiye tam üye olarak birlikteki sandalyesine bir an önce kavuşmalıdır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 4. Antalya Diplomasi Forumu resmi açılış töreninde yaptığı konuşmada "İsrail bir terör devletidir. İsrail’in katliamlarına sessiz kalmak bu suça ortak olmaktır" ifadelerini kullanırken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: "Gazze’deki katliam karşısında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi sessiz kaldı, adaletsizlik derinleşti, vicdanlar kanadı" dedi.Antalya Diplomasi Forumu’nun dördüncüsü, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmalarıyla başladı. "Ayrışan Dünyada Diplomasiye Sahip Çıkmak" temasıyla düzenlenen forumda, çatışmaların gölgesinde yürütülen barış diplomasisine ve uluslararası sistemdeki adaletsizliklere güçlü mesajlar verildi. Hem Fidan hem de Erdoğan, özellikle Gazze’de süren İsrail saldırılarına dikkat çekerek, uluslararası kamuoyuna açık çağrılarda bulundu.Fidan: "BM Güvenlik Konseyi sessiz, adaletsizlik derinleşti"Dışişleri Bakanı Hakan Fidan konuşmasında, uluslararası düzeyde derinleşen krizlerin çözümü için diplomasinin çok boyutlu ve kapsayıcı biçimde yeniden tanımlanması gerektiğini söyledi. Antalya Diplomasi Forumu’nun kısa sürede uluslararası marka haline geldiğini vurgulayan Fidan, "Ayrışan bir dünyada diplomasinin nasıl nefes alabildiğini gösteren bir fikir zemini inşa ediyoruz" dedi.Fidan’ın konuşmasında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne yönelik eleştiriler öne çıktı. "BM Güvenlik Konseyi, Gazze’deki katliam karşısında sessiz ve etkisiz kaldı. Sessizlik büyüdü, adaletsizlik derinleşti, vicdanlar kanadı" ifadelerini kullanan Fidan, mevcut uluslararası sistemin meşruiyet krizinde olduğunu ve yapısal reformlara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.Türkiye’nin aktif diplomasisini anlatan Fidan, "Türkiye bugün krizlerin tam kalbinde, gerilimlerin orta yerinde ama çözümün de merkezinde duran bir ülkedir" dedi. Türkiye’nin Filistin’den Ukrayna’ya, Suriye’den Kafkaslar’a kadar her alanda ilkeli dış politika yürüttüğünü belirterek, "Zulüm karşısında mazlumun, adaletsizlik karşısında hakkın yanında duruyoruz" diye konuştu.Erdoğan: "İsrail terör devletidir, susanlar suça ortaktır"Dışişleri Bakanı Fidan’ın ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, forumun ilk gününe damga vuran bir çıkış yaptı. "İsrail, Filistin halkına karşı apaçık bir soykırım uyguluyor. Bu zulme en güçlü tepkiyi vermek insanlık vazifesidir" diyen Erdoğan, "İsrail’in katliamlarına sessiz kalmak bu suça ortak olmaktır" sözleriyle uluslararası topluma sert eleştiriler yöneltti.Erdoğan, Han Yunus’ta gazetecilerin kaldığı çadırların bombalanmasına değinerek, "Haydutluk değilse nedir? Bunun adı devlet terörü değil midir?" dedi ve İsrail’i "terör devleti" olarak niteledi. "İsrail, Filistinlilere ikinci nekbe felaketini yaşatmaya çalışmaktadır" diyen Erdoğan, "Filistin halkının mücadelesi terör değil, iftihardır" ifadeleriyle Batı kamuoyunun çifte standardına dikkat çekti."Türkiye o gün neyse bugün de aynısıdır"Erdoğan, Türkiye’nin tarihi ve vicdani sorumluluğuna da vurgu yaparak, "500 sene önce topraklarından kovulan İsrail halkını, Yahudileri bu topraklarda misafir ettik. O günkü Türkiye neyse bugünkü Türkiye de aynısıdır" dedi. Ardından uluslararası topluma bir kez daha çağrıda bulundu: "BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere tüm aktörleri Filistin halkının yanında olmaya ve akan kanı durdurmaya davet ediyorum."Gazze’ye yönelik insani yardımların süreceğini belirten Erdoğan, "Gazzeli mazlumlara yardım elimizi uzatmaya devam edeceğiz. Ateşkes çabaları sabote edildikçe bölgemize kalıcı barışın gelmesi zordur. Barış, iki devletli çözümle olur. Başkenti Doğu Kudüs olan özgür Filistin Devleti kurulmadıkça bu kriz sona ermeyecektir" dedi."Suriye’de istikrarsızlığa izin yok"Konuşmasının son bölümünde bölgesel krizlere ve dış politika önceliklerine değinen Erdoğan, İsrail’in saldırılarının DEAŞ’la mücadeleyi sekteye uğrattığını belirtti. Erdoğan konuşmasında Suriye’deki gelişmelere değinerek, "Suriye halkı acıya, zulme ve savaşa doymuştur. 8 Aralık devrimiyle birlikte sadece Suriye’de değil, tüm bölgemizde kalıcı istikrara dair yakalanan fırsatın heba edilmesine izin veremeyiz" dedi. Türkiye’nin dış politikada ilkelerle hareket ettiğini vurgulayan Erdoğan, "Sükûnetimiz birilerini hatalı heveslere sürüklememeli. Biz dış politikada gizli niyetlerle değil, ilkelerle hareket eden bir ülkeyiz. Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda Trump ve Putin başta olmak üzere anlayış birliği içindeyiz, diyalog halindeyiz" açıklamasında bulundu."Türkiye hem Avrupa, hem Asya, hem Afrika ülkesidir"Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin jeopolitik kimliğini de yeniden tanımlayarak, "Biz Avrupa ülkesi olduğumuz kadar, bir Asya bir Afrika ülkesiyiz" dedi. Türkiye’nin Asya ülkeleriyle siyasi temaslarını artırdığını vurgulayan Erdoğan, diplomaside çok yönlü dengeyi savundu.Kıbrıs konusuna da değinen Erdoğan, "Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescili için çabalarımızı artırdık. Adalet tecelli edene kadar bunu sabırla sürdüreceğiz" dedi.Avrupa Birliği’ne de mesaj veren Erdoğan, "Türkiye olmadan Avrupa güvenliğinin düşünülemeyeceği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Türkiye, Avrupa güvenliği için gelecekte de sorumluluk almaya hazırdır" ifadelerini kullandı. Terörle mücadelede kararlılığın sürdüğünü belirten Erdoğan, "Terör belasından da kurtulduğumuzda ekonomide çok iyi bir ivme yakalayacağız" dedi.Üç günlük diplomasi maratonu başladıForumun ilk gününde verilen mesajlar, çok kutuplu dünya düzeninde Türkiye’nin rolü, Gazze’deki krize karşı sesini yükselten aktörler arasında Türkiye’nin konumunu ve uluslararası sistemin yapısal sorunlarını öne çıkardı. Antalya Diplomasi Forumu, 13 Nisan’a kadar iklim diplomasisi, yapay zekâ çağında hukuk, enerji güvenliği ve bölgesel krizler gibi başlıkları ele almaya devam edecek.
11 Nisan 2025 Cuma - 16:50
Alanya’da prostat kanseri ameliyatı ilk kez laparoskopik yöntemle yapıldı
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Üroloji Kliniği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ali Akkoç ve ekibi, Alanya’da bir ilke imza atarak kapalı prostat kanseri ameliyatını (Laparoskopik Radikal Prostatektomi) gerçekleştirdi. Laparoskopik olarak gerçekleştirilen bu operasyon, açık cerrahiye kıyasla hastalara önemli avantajlar sunan modern bir yöntem olarak dikkat çekiyor. Alanya’da yaşayan 65 yaşındaki Ramazan Karataş’a prostat kanseri tanısı konulmasının ardından hekimi Doç. Dr. Ali Akkoç tarafından laparoskopik radikal prostatektomi ameliyatı önerildi. Hastanın da onayı alındıktan sonra Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Avşar ve Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Topçuoğlu’nun da katıldığı operasyon başarıyla gerçekleştirildi. Ameliyat sonrası, hastanın 4’üncü gününde taburcu edildiğini belirten Doç. Dr. Akkoç, "Laparoskopik cerrahi, açık cerrahiye kıyasla hastalara önemli faydalar sunmaktadır. Daha az ağrı, daha düşük enfeksiyon riski, daha hızlı iyileşme süreci ve minimal yara izleri ile kozmetik açıdan daha iyi sonuçlar bu yöntemin başlıca avantajlarıdır. Geleneksel açık radikal prostatektomi (açık prostat kanseri ameliyatı) yönteminde, göbek altından yaklaşık 15-20 cm’lik kesi yapılarak prostat bezine ulaşılırken, bu durum hastalar için daha fazla ağrı, daha uzun iyileşme süresi ve daha belirgin yara izine neden olabiliyor. Ayrıca, açık cerrahi sonrası enfeksiyon riski de daha yüksek olabiliyor. Laparoskopik radikal prostatektomi ameliyatı ise karın bölgesine açılan 0,5-1 cm’lik 4-5 adet küçük delik aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Bu deliklerden içeri sokulan özel cerrahi aletler ve kamera sistemi sayesinde, prostat bezi minimal invaziv şekilde çıkarılabilirken, hastalara birçok avantaj sağlıyor" dedi. Ayrıca deneyim ve beceri gerektiren bu ameliyatın Alanya’da yapılmasından dolayı mutluluk duyduğunu ifade eden Doç. Dr. Ali Akkoç "İleri düzey laparoskopik deneyim ve beceri gerektiren bu gibi kanser ameliyatlarının Alanya’da yapılmasından büyük mutluluk duyuyoruz. Eskiden hastalarımız bu tür kompleks operasyonlar için büyük şehirlere sevk edilirken, artık bu ileri düzey cerrahi müdahaleleri Alanya’mızda gerçekleştirebiliyoruz. Üroloji ailesi olarak, Alanya ve bölgemizde bu tür özellikli sağlık hizmetlerini sunmaya ve hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak için ileri tıbbi teknolojileri kullanmaya devam edeceğiz’’ ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder