Yerel Haberler
Antalya
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:57 Organ nakliyle iki kez hayata tutunan Veli Kuşçu son yolculuğuna uğurlandı Akdeniz Üniversitesi Hastanesi personeli ve organ nakli gönüllüsü Veli Kuşçu, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. İki kez nakil olan ve hayatını organ bağışı farkındalığına adayan Kuşçu için düzenlenen törende gözyaşları sel oldu. Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hastanesi personeli ve Akdeniz Böbrek Hastalıkları ve Organ Nakli Sosyal Yardımlaşma Derneği (AKBÖHONDER) Başkan Yardımcısı Veli Kuşçu, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Hayatı boyunca iki kez organ nakliyle hayata tutunan ve yaşamını organ bağışı farkındalığına adayan Kuşçu için yıllarca görev yaptığı hastane önünde duygu dolu bir uğurlama töreni düzenlendi. Hastane önünde gözyaşları sel oldu Geçirdiği rahatsızlık sonucu tedavi gördüğü AÜ Hastanesi’nde yaşam mücadelesini kaybeden Veli Kuşçu için hastane bahçesinde tören gerçekleştirildi. Törende gözyaşları sel olurken, Kuşçu’nun organ nakli bekleyen hastalar için yaptığı fedakarlıklar yad edildi. İki kez hayata tutundu, ömrünü nakil bekleyenlere adadı 2004 yılında kadavradan, 2014 yılında ise ağabeyinden yapılan böbrek nakilleriyle hayatta kalan Veli Kuşçu, yaşadığı zorlu süreçlerin ardından kendisini organ nakli bekleyen hastalara umut olmaya adamıştı. 2012 yılından bu yana Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Destek Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Kuşçu, AKBÖHONDER Başkan Yardımcılığı göreviyle de binlerce hastanın elinden tutmuş, organ bağışı campaignslarında gönüllü olarak ön saflarda yer almıştı. Rektör Özkan: "Organ naklinin ne demek olduğunu hayatıyla anlattı" Törende konuşurken duygusal anlar yaşayan AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Veli Kuşçu’nun organ nakli camiası için çok sembol ve değerli bir isim olduğunu vurgulayarak, "Veli Bey, organ naklinin ne demek olduğunu hayatıyla anlatan ender insanlardandı. 22 yıl önce gerçekleştirilen ilk böbrek nakliyle ikinci hayatına kavuşmuş, 10 yıl sonra yapılan ikinci nakille de yaşam mücadelesine devam etmişti. Yaşadığı bu süreci ise organ nakli bekleyen insanlara umut olmaya adamış çok kıymetli bir insandı. Organ nakli benim için de çok özel ve hassas bir alan. Bu yüzden onun sahada gösterdiği gönüllü çabayı, samimiyetini ve insanlara dokunan iyi niyetini her zaman ayrı bir yerde hatırlayacağım. Değerli çalışma arkadaşımız Veli Kuşçu’ya Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabır diliyorum" dedi Konuşmaların ve alınan helalliğin ardından Veli Kuşçu’nun cenazesi, dualar ve gözyaşları eşliğinde son yolculuğuna uğurlanmak üzere toprağa verileceği mezarlığa gönderildi. Törene, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, hastane yönetimi, sağlık çalışanları, Kuşçu’nun mesai arkadaşları ve çok sayıda yakını katıldı.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:12 Antalya’da 2 milyon TL’lik operasyonda adli kontrol şartıyla tahliye kararı Antalya’da iskânsız binada ruhsatı bulunmayan işletmenin sahibinden para talep ettikleri iddiasıyla düzenlenen operasyonda 2 milyon TL ile suçüstü yakalanan şüpheliler hakkında açılan davanın ilk duruşması görüldü. Dolandırıcılık ve şantaj iddialarıyla yargılanan tutuklu sanıklar, yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliye edilirken, duruşma eksik hususların tamamlanması için ileri bir tarihe ertelendi. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı doğrultusunda, Antalya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Kepez ilçesinde bazı şüphelilere yönelik geçtiğimiz aylarda çalışma gerçekleştirildi. Ekiplerin yaptığı incelemelerde, Kepez ilçesi Altınova bölgesinde faaliyet gösteren bir reklam şirketinin bulunduğu yapının iskânsız ve ruhsatsız olması nedeniyle iş yeri sahibinden haksız maddi menfaat temin edilmeye çalışıldığı tespit edildi. Soruşturma kapsamında, şüphelilerin söz konusu durumu belediyeye şikâyet dilekçeleriyle gündeme getirdiği, denetime gelen belediye ekiplerini ise bir tanıdıkları aracılığıyla geri gönderdikleri belirlendi. Yürütülen teknik ve fiziki takibin ardından emlakçı, işçi, site yöneticisi ve hal çalışanı olduğu belirlenen K.Ç., N.S., B.K. ve Ö.A. isimli şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi. İki poşette 2 milyon TL ele geçirilmişti Operasyonda şüpheliler, iki ayrı poşet içerisinde bulunan 2 milyon TL ile suçüstü yakalandı. Gözaltına alınan şüphelilerden Ö.A., polis merkezindeki işlemlerinin ardından serbest bırakılırken, adliyeye sevk edilen K.Ç., N.S. ve B.K. çıkarıldıkları sulh ceza hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturma kapsamında İstanbul’da yakalanan S.C. de tutuklanırken, aynı dosyada gözaltına alınan F.G. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Şüphelilere yönelik düzenlenen operasyonun görüntüleri de ortaya çıktı. Görüntülerde, polis ekiplerinin operasyon düzenlediği ve şüphelilerin yakalandığı anlar yer aldı. İlk duruşma görüldü Şüpheliler hakkında ’dolandırıcılık ve rüşvet’ suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada tutuklu sanıklar K.Ç., N.S.A. ve B.K., müştekiler ile taraf avukatları hazır bulundu. Tutuklu sanık S.C. ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılarak savunma yaptı. "Son yaptığımız inşaat işinden kalan 2 milyon 100 bin TL alacağım vardı" Sanık K.Ç. savunmasında, müştekileri 7-8 yıldır tanıdığını ve aralarında ortak inşaat işi bulunduğunu belirterek, suçlamaları kabul etmedi. K.Ç., "Ortak inşaat işi yaptık, müştekileri 7-8 yıldır tanıyorum. Son yaptığımız inşaat işinden kalan 2 milyon 100 bin TL alacağım vardı, bu nedenle para istedim. Sonrasında hesabıma 100 bin TL gönderdiler, kalan alacağımı da vermediler. Kaçak depoları olduğunu biliyordum, ancak bu yaptıkları kaçak depolar nedeniyle bana 3 milyon vermezlerse belediyeye şikâyet edeceğime dair şantajda bulunmadım. S.C. ve N.S.A.’yı tanımıyorum. Numan babama ait kaçak iş yerleri olduğuna dair şikâyette bulunmuş. Nasıl olduysa müştekiler benim de kendilerini belediyeye şikâyet ettiğimi düşünerek beni şikâyet ettiler. Ben Numan’la iş birliğinde bulunarak 3 milyon TL istemedim. 100 bin TL dışında para gelmedi. Suçsuzum, beraatimi istiyorum" diye konuştu. Belediyeden kişilerle anlaşma sağlayacağı yönünde bir şantajda bulunmadığını savunan K.Ç., yakalandıkları ana ilişkin ise, "Ortak tanıdığım Özgür beni aradı. Müştekilerle buluşup kaçak depolarla ilgili görüşebileceğimizi söyledi. Ben de uzlaşma olsun diye Özgür’le baklavacıya gittim. Müştekiler N.S.A.’ya çanta uzattılar, bana da içinde para olan çanta uzattılar ancak almadım. Sonra mekân çıkışı polis ekipleri baskın yaptı" dedi. "400 kişiyi kaçak yapı nedeniyle insanlık görevi olarak şikâyet ettim" Sanık N.S.A. ise savunmasında, çok sayıda kişiyi kaçak yapı nedeniyle belediyeye şikâyet ettiğini belirterek, "400 kişiyi kaçak yapı nedeniyle insanlık görevi olarak şikâyet ettim. Hiçbirinde şikâyetimi geri çekmedim, bir tek bunlarda geri çektim. Şikâyet ettikten sonra buluştuk. ’Sizinle ilgili sorunum yok’ dedim. Birçok kişi araya soktular. Kimseyi tehdit etmedim, şantajda bulunmadım" dedi. Kepez Belediyesi önünde yapılan buluşmaya da değinen N.S.A., "Kepez Belediyesi önünde buluştuk, 4 tane 250 bin TL’lik çek aldım. Şikâyetimi çekme karşılığında 3 buçuk milyon TL’ye anlaştık. Çevreye duyarlıyım, küresel ısınma nedeniyle belediyeye 400 kişiyi şikâyet ettim. Kaçak yapılara da belediye işlem yapmış mı diye ara sıra kontrol ederim. B.’nin para ya da çek alıp almadığını görmedim. Müştekilerden araç talebinde bulunmadım. Ne Kamil’le ne Bilal’le birlikte 4 milyon para talep etmedim, sadece kendi adıma 3 milyon 500 bin TL talep ettim" ifadelerini kullandı. "Şantaj ve dolandırıcılık suçlamalarını kabul etmiyorum" KOM ekiplerinin operasyonuyla yakalanmasına ilişkin savunmasına devam eden N.S.A., baklavacıdaki buluşmanın kalan borçla ilgili olduğunu ileri sürdü. N.S.A., "Baklavacıdaki buluşma kalan borçla ilgiliydi. Müştekiler bir gün önce beni arayarak buluşmak istediklerini söyledi. Tek gittim, Mehtap ve Mehmet vardı. Daha sonra K. ve Ö. isimli kişiler geldi. Poşet içinde 500 bin TL verdiler, kalanı daha sonra vereceğini söylediler. Aynı şekilde Ö.’ye de poşet verdiler, içinde ne kadar olduğunu bilmiyorum. Sonra pastane çıkışında polisler baskın yaptı. Toplamda 1 milyon 500 bin TL aldım. Şantaj ve dolandırıcılık suçlamalarını kabul etmiyorum. Beraatimi talep ederim" dedi. "Para talebinde bulunmadım" Sanık B.K. ise savunmasında tarafları uzlaştırmak amacıyla sürece dahil olduğunu öne sürdü. B.K., "H.K. adlı arkadaşım aradı. ’M. K. diye arkadaşım var, tarafları uzlaştıralım’ dedi. M.K.’nin yanına depoya H.K. ile birlikte gittik. ‘K.Ç. ile problemimiz var, ortak iş yapıyorduk’ dedi. Çakır ailesini tanıyorum dedim. M.K., N.S.A.’nın kendisini şikâyet ettiğini söyledi, telefon numarasını verdi. ‘Bir araya gelelim, çözelim’ dedim" ifadelerini kullandı. N.S.A. ile müştekilerin Kepez Belediyesi önünde buluştuğunu belirten B.K., "Numan, şikâyetini geri çekmeyeceğini söyledi. N.S.A.’yı aradım, bir araya gelelim dedim, ikna ettim. Kepez Belediyesi önünde buluşmak için anlaştık. Müştekiler belediyenin önündeydi. Müştekiler N.S.A’ya çek verdiler, N.S.A.’da evrakları imzaladı" dedi. B.K., müştekilerden para talep etmediğini savunarak, "Müştekilerle tanıştığım gün ’Bu işi halledersen mükâfat olarak 200 bin TL göndereceğim’ dedi. Bu işi halledince 200 bin TL gönderdiler. Müştekiler belediyede N.S.A. ’ile görüşüp anlaşıp şikâyetler çekildikten sonra yol masraflarım olduğu için bana yemek ve yol masrafı olarak 50 bin TL daha gönderdiler. Ondan sonra da bir daha para almadım ve görüşmedim. N.S.A. ile iş birliği yaparak şikâyetten vazgeçme karşılığı 4 milyon TL para istemedim. Belediyenin önüne şikâyetten vazgeçilmesi için gittim. Para talebinde bulunmadım" diye konuştu. "Şantaj parası değildir" Duruşmaya SEGBİS ile katılan sanık S.C. ise K.Ç. ile Antalya’ya geldiğinde tanıştığını belirterek, "Antalya’ya geldiğimde kaldığım yerde K.Ç.’nin kiracısı vasıtasıyla K.Ç. ile tanıştım. Müştekilerden 2 milyon TL alacağı olduğunu söyleyerek uzlaştırmacılık yapmamı istedi, konuyu anlattı. Ricası üzerine müştekilerle buluştuk. Müştekiler bana K.Ç.’ye borçlu olduklarını fakat K.Ç.’nin de kendilerini şikâyet ettiği için zararda olduklarını, bu nedenle K.Ç.’ye borçlarını ödemeyeceklerini söylediler. Daha sonra yemekte bir araya geldik, müştekilerden para istemedim. İddianamede geçtiği gibi K.Ç. ile anlaşıp müştekilerin kaçak deposu nedeniyle belediyeye yapılan şikâyetlerden vazgeçilme karşılığında para istemedim. Ayrıca müşteki Mehmet’e 250 bin TL’yi borç amaçlı istedim. Şantaj parası değildir. Hileli para istemedim" diye konuştu. "Bu baskıların oluşturduğu endişe nedeniyle kurtulmak istedik" Müşteki Mehmet K. ise sanıklardan şikâyetçi olduğunu belirterek, K.Ç.’nin iddia ettiği gibi borçlarının bulunmadığını söyledi. Mehmet K., "K.Ç.’yi 7-8 yıldır tanıyorum. İddia ettiği gibi kendisine 2 milyon 100 bin TL borcumuz yok, alacağını aldı, fazladan para istedi. Kaçak depoları biliyordu, kiracılar aracılığıyla haber gönderdi. ‘Sizi şikâyet edeceğim’ diye tehdit etti, 3 milyon para istedi, kabul etmedik" dedi. Belediye ekiplerinin kaçak yapılarla ilgili tutanak tuttuğunu ve 27 milyon TL ceza geldiğini ifade eden Mehmet K., "K.Ç.’nin bizi batıracağını düşünerek talebini kabul ettik. K.Ç. belediyede tanıdıkları olduğunu ve tanıdıkları vasıtasıyla kesilen cezaların iptal edilebileceğini söyledi. Bu baskıların oluşturduğu endişe nedeniyle kurtulmak istedik" diye konuştu. Mehmet K., sanık N.S.A.’nın da kendilerini belediyeye şikâyet ettiğini öğrendiklerini belirterek, "N.S.A., şikâyetinden vazgeçmeyeceğini söyleyerek 3 buçuk milyon TL ya da araç istedi. K.Ç.’nin talep ettiği 3 milyondan kalanı çekle ödeyebileceğimizi söyledi. Daha sonra sanıklardan B.K. bizimle iletişime geçerek 4 buçuk milyon TL istedi" ifadelerini kullandı. "Bu işlerin sonunun gelmeyeceğini düşünerek polislere ilettik" Kepez Belediyesi önünde yapılan buluşmayı da anlatan Mehmet K., "Sonrasında Kepez Belediyesi önünde ben ve kardeşim Mehtap N.S.A. ve B.K. buluştuk. Ortak tanıdığımız H.K. ve kardeşimin arkadaşları A. ve K. de geldiler. Tarafların huzurunda belediye önünde N.S.A.’ya ve B.K.’ya 4’er ayrı çek verdik. N.S.A.’ya 250 bin TL’den 4 ayrı çek, B.K.’ya da her biri 250 bin TL tutarında 4 ayrı çek verdik. Ancak çeklerin üzerine sadece N.S.A. ‘çekleri aldım’ diye imza attı. Ayrıca B.K.’nin hesabına toplamda 250 bin TL gönderdik" dedi. Sanıkların kendilerinden para istemeye devam ettiğini ileri süren Mehmet K., "Daha sonra S.C. bana ulaştı, depomuza geldi, görüştük. K.Ç.’nin borcundan bahsetti, biz de borcumuz olmadığını söyledik. Sonra S.C. ile birkaç kez daha görüştük. Sanıklar bizden para istemeye devam edince bu işlerin sonunun gelmeyeceğini düşünerek polislere ilettik. Daha sonra N.S.A. ile baklavacıda buluştuk. Ben ve kardeşim Mehtap vardı, daha sonra K.Ç. ve Ö.’de geldi. 500 bin TL’lik poşeti N.S.A.’ya, 1 buçuk milyon TL’lik poşeti K.Ç.’ye verdim. K.Ç. Ö.’ye uzattı. Mekân çıkışı polisler baskın yaptı" diye konuştu. Sanıklar tahliye edildi Mahkeme heyeti, tanıkların dinlenmesi ve taraf avukatlarının savunmalarının ardından tutuklu sanıkların adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. Heyet, eksik hususların tamamlanması için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Başkan Böcek, Kardeş Şehirler Zirvesi’ne katıldı
08 Nisan 2025 Salı - 15:50 Başkan Böcek, Kardeş Şehirler Zirvesi’ne katıldı Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, İstanbul’da düzenlenen Türkiye-Almanya Kardeş Şehirler Zirvesi’ne katıldı. Zirvede konuşan Böcek, özgürlüğünden mahrum bırakıldığı için toplantıya katılamayan Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Ekrem İmamoğlu’na selam göndererek, "Demokrasi ve adalet herkes için hakim olana dek mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ile Alman Belediyeler Birliği (Deutscher Städtetag) iş birliğinde İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye-Almanya Kardeş Şehirler Zirvesi, yerel yönetimler arası iş birliğini güçlendirmeyi hedefledi. Zirveye katılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, konuşmasına Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Ekrem İmamoğlu’na selam göndererek başladı. Başkan Böcek, "Bu anlamlı birlikteliğimize vesile olan ancak özgürlüğünden mahrum bırakıldığı için aramızda olamayan TBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu’na teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. Demokrasi ve adalet herkes için hakim olana kadar milletimizle birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz" dedi. "Antalya’da 35 bin Alman yerleşik yaşıyor" Konuşmasında Antalya’nın Almanya ile olan güçlü ilişkilerine dikkat çeken Böcek, "2024 yılında Almanya’dan Antalya’ya 3 milyon 517 bin 589 kişi geldi. Ayrıca yaklaşık 35 bin Alman vatandaş Antalya’da yerleşik olarak yaşıyor. Bu durum, iki ülke arasında kurulan kardeşlik bağlarının bir göstergesidir. Antalya ile Nürnberg arasında 28 yıldır süren kardeş şehir ilişkisi bu bağların en güzel örneklerinden biridir" ifadelerini kullandı. "Gerçek diplomasi kentler arasında kurulan bağlarla güçlenir" Böcek, daha önce Türk-Alman Dostluk Federasyonu tarafından verilen Kybele Ödülü’ne de değinerek, "Bu ödülü yalnızca şahsıma değil, kentler arası dayanışma, kültürel anlayış ve karşılıklı güveni önceleyen herkese ithaf ediyorum. Gerçek diplomasi, kalpten kalbe ve kentten kente kurulan bağlarla güçlenir. Kentlerimiz, küresel sorunlara yerelden çözüm üretme kapasitesine sahiptir. Antalya olarak biz, yerel demokrasiyi güçlendirmenin yanı sıra uluslararası iş birlikleriyle evrensel değerlerin taşıyıcısı olmayı da önemsiyoruz" şeklinde konuştu.
Uyuşturucu operasyonlarında 20 kişi tutuklandı
08 Nisan 2025 Salı - 15:25 Uyuşturucu operasyonlarında 20 kişi tutuklandı Antalya’da son iki haftada uyuşturucu madde ticaretine yönelik düzenlenen operasyonlarda 20 kişi tutuklandı. İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalarda çok sayıda uyuşturucu madde ve suç unsuru ele geçirildi. Antalya genelinde gerçekleştirilen operasyonlarda "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapmak ve Sağlamak" suçundan 30 ayrı olayda 37 şüpheli yakalanırken, adli işlemler sonucunda 20 kişi tutuklandı. "Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek ve Bulundurmak" suçundan ise 231 olayda 242 şüpheli gözaltına alındı. Öte yandan, hakkında uyuşturucu suçlarından arama kararı bulunan 24 kişi de yakalandı. Bu kişilerden 13’ü cezaevine teslim edildi. Polisin yürüttüğü çalışmalarda 8 kilogram esrar, 25 bin 404 adet sentetik ecza, 11 bin 159 adet ecstasy, 371 adet halinde yaklaşık 27 bin 213 kullanımlık sentetik kannabinoid (A4), 527 gram eroin, 168 gram metamfetamin, 110 gram kokain ve 42 gram skunk ele geçirildi. Ayrıca 13 adet hassas terazi, 2 tabanca ve fişekleri ile birlikte suçtan elde edildiği değerlendirilen döviz ve yüksek miktarda Türk lirasına da el konuldu. Uyuşturucuyla mücadele kapsamında gerçekleştirilen eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerinde ise 18 oturum ve 2 ayrı etkinlikte toplam 4 bin 363 kişiye eğitim verildi.
Konyaaltı sahilini ve denizi temizlediler
08 Nisan 2025 Salı - 14:39 Konyaaltı sahilini ve denizi temizlediler Konyaaltı Belediyesi ve Suda Arama ve Kurtarma Derneği (SKUT) iş birliğiyle Konyaaltı Sahili’nde deniz temizliği etkinliği düzenlendi. ‘Geleceği Düşünüyoruz Suyumuza Sahip Çıkıyoruz’ sloganıyla gerçekleşen etkinlik kapsamında denizin içerisinde ve sahilde bulunan atıklar toplanarak farkındalık oluşturuldu. Konyaaltı Belediyesi, çevre bilincini artırmak ve deniz kirliliğine dikkat çekmek amacıyla Suda Arama ve Kurtarma Derneği (SKUT) ile deniz temizliği farkındalık etkinliği gerçekleştirdi. ‘Geleceği Düşünüyoruz Suyumuza Sahip Çıkıyoruz’ sloganıyla Konyaaltı Sahili’nde gerçekleşen etkinlikte, SKUT ekipleri su altına inerek denizde bulunan plastik, cam ve metal atıklarını topladı. Konyaaltı Belediyesi Başkan Yardımcısı Mehmet Bilgin’in de katıldığı etkinlikte, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, Afet İşleri Müdürlüğü, Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli ve vatandaşlar sahildeki atıkları toplayarak farkındalık etkinliğine katkı sağladı. "Temiz suyun önemine vurgu yapıldı" Konyaaltı Sahili’nde deniz temizliği gerçekleştirerek deniz ve sahil kirliliğine dikkat çekmeyi amaçladıklarını kaydeden Konyaaltı Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Öncü Ceylan Baloğlu, "Dünya Su Günü kapsamında suyun önemini vurgulamak, farkındalık oluşturmak ve temiz suya nasıl ulaşabileceğimiz konusunda bilgilendirme yapmak istedik. Konyaaltı Belediyemiz ve SKUT arasında yapılan protokol kapsamında, iklim krizine karşı suyun hayati önemine vurgu yaptığımız bir etkinlik oldu" dedi. "Yarınlara daha temiz bir dünya bırakabilmek için" İklim kriziyle temiz suya erişimin giderek daha büyük bir önem kazandığını vurgulayan Baloğlu, "Su; hayvan, insan ve bitki sağlığı açısından vazgeçilmez bir unsur. Konyaaltı Belediyesi olarak daha temiz bir dünya için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan’ın talimatları doğrultusunda çalıştıklarını kaydeden Baloğlu, "Çevremize, doğamıza ve yarınlarımıza daha temiz bir dünya bırakabilmek için çevremizi korumalıyız. Hazırladığımız stratejik planlar kapsamında, suyun verimli kullanılması için daha çok çalışacağız" dedi. "Konyaaltı Belediyesi’yle temizliyoruz" Su altında oluşan kirliliği engellemek amacıyla her yıl belirli periyotlarla dalış yaparak su altı temizliği gerçekleştirdiklerini belirten SKUT Dernek Başkanı Mustafa Bilyaz, "Ekolojik dengenin korunmasına katkı sağlamak ve farkındalık oluşturmak adına bu etkinliği düzenliyoruz" dedi. Birçok kişinin suya attığı atıkların kaybolduğunu düşündüğünü fakat bu atıkların suları kirlettiğini vurgulayan Bilyaz, "Okyanuslarda ve denizlerde mikroplastik seviyeleri ciddi oranda arttı. Dört yıldır Konyaaltı ekibiyle birlikte çalışıyoruz ve her yıl bu projede bizlerle birlikte yer alıyorlar. Verdikleri destek için onlara teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.
13 yaşında uğradığı istismarı 13 yıl sonra mahkemeye taşıdı
08 Nisan 2025 Salı - 13:39 13 yaşında uğradığı istismarı 13 yıl sonra mahkemeye taşıdı Antalya’da, henüz 13 yaşındayken tiyatro eğitmeni tarafından cinsel istismara uğradığını iddia eden Y.E., 13 yıl sonra yaşadıklarını yargıya taşıdı. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün başlayan davada sanık ilk kez hâkim karşısına çıktı. Antalya’da bir STK bünyesinde tiyatro grubunda yer aldığı dönemde, tiyatro yönetmeni tarafından sistematik cinsel istismara uğradığını öne süren Y.E.’nin şikâyetiyle açılan davanın ilk duruşması, geniş güvenlik önlemleri altında yapıldı. Sanık Ü.Z.A., "çocuğun nitelikli cinsel istismarı" ve "cebir, tehdit veya hile ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlamalarıyla yargılanıyor. İddianamede sanığın, mağdura sistematik olarak cinsel istismarda bulunduğu, onu hem duygusal hem de fiziksel olarak etkisi altına aldığı ve olay sonrasında mağdurun yıllarca psikolojik destek aldığı yer aldı. "İftira atıyorlar" Sanık Ü.Z.A., duruşmada yaptığı savunmada suçlamaları reddetti. "Bana bir iftira atılmaktadır. Suçlamaları kabul etmiyorum" diyen sanık, aralarındaki ilişkinin platonik olduğunu ileri sürdü. Sosyal medya üzerinden alınan bazı görüntülerin de dosyada yer aldığını belirten sanık, bunların eşi tarafından temin edildiğini ve herkese açık hesaplardan alındığını iddia etti. Sanık, mağdurun babasıyla olay sonrası görüştüğünü, babasının talebi üzerine iletişimi kestiğini söyledi. "Çok korkuyorum" Mağdur Y.E., duruşmaya pedagog eşliğinde SEGBİS aracılığıyla katıldı. Y.E., 2011 yılında ailesindeki boşanma süreci nedeniyle tiyatro grubuna dahil olduğunu, sanığın kendisiyle önce şiirler ve yazılarla iletişim kurduğunu, ardından fiziksel temasta bulunduğunu anlattı. Y.E., arabada elinin tutulmasıyla başlayan süreçte çeşitli turneler sırasında sanığın kendisini tenha yerlere götürerek cinsel istismarda bulunduğunu, ilk cinsel saldırının ise 22 Temmuz 2011 tarihinde yaşandığını söyledi. Mağdur, ifadesinde sanığın savunma dilekçesine eklediği eski erkek arkadaşlarına ait sosyal medya görselleri nedeniyle çok korktuğunu ve tehdit altında hissettiğini belirtti. Y.E. "Savunma dilekçesine tüm eski erkek arkadaşlarımla fotoğraflarımı koymuş, çok korkuyorum. Tutuklanmasını talep ediyorum" dedi." "Hayatımın en büyük pişmanlığını yaşıyorum" Duruşmada mağdurun annesi ve babası da tanık olarak dinlendi. Babası, olaydan ancak kızının yazdığı anı defterini annesinin bulması sonrası haberdar olduklarını, durumu önce anlayamadıklarını ancak yıllar sonra kızlarının istismara uğradığını fark ettiklerini söyledi. Babası, sanıkla görüştüğünde "titreyen bir adam" ile karşılaştığını belirterek, "2011’de ağır bir boşanma geçirdik. Diyalog kuramıyorduk. Çocuklar etkilendi. Kız kardeşim çocukları tiyatroya yazdırdı. Aylar sonra eski eşim, kızımızın anı defterini buldu ve beni çağırdı. İçeriği incelediğimde kızımın hocasına ilgi duyduğunu anladım. 11-15 yaş aralığında bir çocuğunuz varsa bu durumu kabul eder, hocayı uyarırsınız. Kızımın bir duygu beslediğini hocasının da karşılık verdiğini anladım. Ağabeyim ile birlikte hocayla bir kafede bir araya geldik. Görüştüğümüzde karşımda titreyen bir adam vardı. Kızım sana ilgi besleyebilir, senin tavırların yanlış, defteri niye verdin dedim. Kendini ifade etsin diye verdim dedi. Defteri verdim hatanı kabul ediyorum, kızınıza bir şey yapmadım dedi. Hayatımın en büyük pişmanlığını yaşıyorum, bu adamı düzgün bir insan sandığım için. Bu adam pedofilidir. Bir öğretmen 13 yıl öğrencisinin mektubunu saklar mı?" dedi. Mağdurun annesi de kızının tiyatro grubuna girdikten sonra zamanla içine kapandığını, bunun üzerine şüphelenerek kızının odasını karıştırdığını, odasında bulduğu defterin ardından yazışmaları fark ettiğini ve sanıkla temasa geçmeye çalıştığını söyledi. Anne ifadesinde, sanığın annesiyle yaptığı telefon görüşmesinde karşı tarafın "kızınıza sahip çıksaydınız" dediğini de ekledi. Savcı tutuklanma talep etti, mahkeme heyeti reddetti Duruşma savcısı, sanığın tutuklanmasını, bu talebin kabul edilmemesi halinde adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını istedi. Ayrıca 6284 sayılı yasa kapsamında mağdura yaklaşmama ve iletişim kurmama yönünde tedbir talep edildi. Mahkeme heyeti, sanığın tutuksuz yargılanmasına karar vererek herhangi bir adli kontrol tedbiri uygulamadı. Duruşma 10 Haziran 2025 tarihine ertelendi. Duruşmayı çok sayıda kadın ve çocuk hakları savunucusu takip etti. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği temsilcileri, adliye önünde destek açıklaması yaptı. Başka bir kadına yönelik mektup ve taciz iddiası da gündemde Duruşma sonrasında mağdurun avukatı Yağmur Burçin Sayın, mahkeme önünde açıklamada bulundu. Sayın, sanığın çelişkili beyanlarda bulunduğunu belirterek, "Sanığın sunduğu hiçbir delil geçerli değildir. Müvekkilim 13 yaşında istismara uğramıştır ve bu süreçte susturulmuştur. Bugün de SEGBİS’le ifade vermesine rağmen duruşma salonuna alınmamıştır. Tanıklarımız bir sonraki duruşmada dinlenecek. Sanığın mektup, mail ve sosyal medya takibi gibi birçok yönüyle sistematik bir hazırlık yaptığı anlaşılmaktadır" dedi. Sayın ayrıca, başka bir kadına yönelik mektup ve taciz iddiasının da yargılama sürecinde tanık olarak aktarılacağını ifade etti. Sanığın tutuklu yargılanması gerektiğini belirten Sayın, "Sanık sessizdi. Zaten bu tip insanlar sessiz olurlar" dedi.