Yerel Haberler
Artvin
09 Mart 2026 Pazartesi - 10:42 2 bin 100 rakımlı kışlada aylarca kar altında mahsur kalan atları köyün gençleri kurtardı Artvin’in Şavşat ilçesine bağlı Yavuzköy’de, 2 bin 100 rakımlı kışlada aylarca kar altında mahsur kalan ve aç kaldıkları öğrenilen 2 at ile 1 tay, köyün gençlerinin gerçekleştirdiği kurtarma çalışmasıyla köye indirildi. Yavuzköy sakinlerine ait 2 at ve 1 tayın 3 aydır kayıp olduğu öğrenildi. Köyden bir vatandaşın hayvanları yüksek rakımlı kışlada gördüğünü söylemesi üzerine köyün gençleri Fatih Kaya, Ali Kalın, Uğur Mert Kalın, Oktay Yıldırım, Deniz Yıldırım, Semih Mert Alagöz harekete geçti. Önce dron yardımıyla bölgede keşif uçuşu yapan gençler, atların kışlada bulunduğunu tespit etti. Görüntülerde hayvanların çevresi tamamen karla kaplı olan bölgede bulunan bir yayla evinin etrafına sığınarak hayatta kalmaya çalıştıkları görüldü. Bunun üzerine köyün gençleri gerekli ekipmanlarını giyerek bölgeye gitmek için çalışma başlattı. Kar kalınlığının yer yer 1 metreyi aştığı bölgede yaklaşık 10 saat süren operasyon sonucu kışlaya ulaşan gençler, günlerdir aç kaldıkları öğrenilen atlara önce yem ve ot vererek karınlarını doyurdu. Daha sonra gençlerin eşliğinde köye indirilen atlar sahiplerine teslim edildi. Hayvanların gerekli tedavilerinin yapılmasının ardından sıcak barınaklarına alınacağı öğrenildi. Yavuzköy sakinlerinden Fatih Kaya, hayvanların kayıp olduğunu öğrendikten sonra umutlarını kaybetmediklerini belirterek "Köydeki arkadaşlarımızın hayvanlarının 2-3 aydır kayıp olduğunu öğrendik. Bir umut yaşıyorlardır diye düşündük ve kışlalara dronla uçuş gerçekleştirdik. Yayla evinin yanında mahsur kaldıklarını gördük. Bölgedeki yetkililere durumu bildirdik ancak çığ tehlikesi olduğu için müdahale edilemedi. Biz de köydeki arkadaşlarla toplanarak kar ayakkabılarıyla yaklaşık 10 saatlik bir çalışma sonucu hayvanlara ulaşıp kurtardık" dedi. Semih Mert Alagöz ise "Atım yaklaşık 3-4 aydır kayıptı. Bir komşumuz kışlada gördüğünü söyledi. Dronla kontrol ettiğimizde gerçekten orada olduklarını gördük. Kendi imkanlarımızla gidip atlarımızı kurtardık. Otlarını verdik. Tedavilerini yaptıktan sonra sıcak yuvalarına alacağız" ifadelerini kullandı.
08 Mart 2026 Pazar - 11:34 Hayat kurtaran ellerden 8 Mart mesajı Artvin’de HOPAK’ın kadın gönüllüleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde hem arama kurtarma çalışmalarındaki deneyimlerini anlattı hem de kadınlara mesaj verdi. Artvin’in Hopa ilçesinde faaliyet gösteren Hopa Arama Kurtarma (HOPAK) ekibinin kadın gönüllüleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla mikrofon başına geçerek hem yaşadıkları operasyonları anlattı hem de kadınlara mesaj verdi. Zorlu arazi şartlarında ve afet durumlarında görev alan HOPAK’ın kadın üyeleri, arama kurtarma çalışmalarında aktif rol alarak hayat kurtarmanın cinsiyeti olmadığını bir kez daha ortaya koyuyor. Kimi zaman sarp yamaçlarda halat başında, kimi zaman sel sularının ortasında, kimi zaman da enkaz altında bir cana ulaşmak için mücadele eden gönüllü kadınlar, görevlerini büyük bir özveriyle sürdürüyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında konuşan HOPAK’ın kadın gönüllüleri, arama kurtarma faaliyetlerinde karşılaştıkları zorlukları ve bu zorlukların üstesinden nasıl geldiklerini anlattı. Katıldıkları operasyonlarda hem fiziksel hem de duygusal açıdan yoğun anlar yaşadıklarını ifade eden ekip üyeleri, buna rağmen insan hayatına dokunmanın kendileri için en büyük motivasyon kaynağı olduğunu belirtti. Toplumsal kalıpları yıkarak arama kurtarma gibi zorlu bir alanda görev yaptıklarını dile getiren gönüllüler, kadınların her alanda başarılı olabileceğini gösterdiklerini vurguladı. Kadın gönüllüler, konuşmalarının sonunda tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, kadınların hayatın her alanında daha güçlü ve görünür olması temennisinde bulundu.
Ayılar Artvin’de köylüleri canından bezdirdi: "Ağaçlardan meyve toplayamıyoruz"
18 Temmuz 2023 Salı - 10:20 Ayılar Artvin’de köylüleri canından bezdirdi: "Ağaçlardan meyve toplayamıyoruz" Artvin’in Şavşat ilçesinde her akşam ayıların köye geldiğini ve meyve ağaçlarına zarar verdiğini söylen vatandaşlar, yardım istedi.Artvin’in Şavşat ilçesine bağlı Pınarlı köy sakinlerinin son günlerde ayılarla başları dertte. Ayıların her akşam köye geldiğini ifade eden vatandaşlar, meyve ağaçlarını kırıp zarar verdiklerini söyledi. Köy sakinlerinden İbrahim Aydın, ayının kendisine ait kiraz ağacına çıkarak hem kirazları yiyen hem de dallarını kırdığını ifade ederek yetkililerden yardım istedi. Köy halkının hayvan sever olduğunu ifade eden Aydın, ayılar zarar vermediklerini fakat her akşam ormanlık alandan köye geldiklerini ve korku içinde yaşadıklarını söyledi."Ayılarla başımız dertte" diyen Aydın, "Ayılardan çok derdimiz var, ne yapacağız ne olacak bilmiyorum. Hiç meyve toplayamıyoruz. Kiraz ağacımın her tarafını kırdı. Karşıda ormanlık var, bu köye çok yakın. Akşam saat 18.00 oluyor, ayılar kapımızda. Kovuyoruz, gitmiyorlar. Biz de hayvanların ölmesini istemediğimizden onlara zarar vermiyoruz" ifadelerini kullandı. "Ya bunları bir tarafta saklasınlar ya baksınlar ya da sahip olsunlar" diyerek yetkililere seslenen Aydın, "Bugün kiraz ağacını kırdı, yarın erik yetişecek, daha sonra armut. Köyde korku içinde yaşıyoruz. Gece dışarı çıkamaz olduk. Devlet bize nasıl yardımcı olur bilmiyorum. Buna çözüm istiyoruz. Devlet bu ayılardan bizi kurtarırsa memnun oluruz” dedi.
Sakin Şehir Şavşat’ın yeni gözdesi ’Balık Gölü’
17 Temmuz 2023 Pazartesi - 09:38 Sakin Şehir Şavşat’ın yeni gözdesi ’Balık Gölü’ Artvin’in ’Sakin Şehir’ (Cittaslow) unvanlı Şavşat ilçesinde bulunan ve havadan balığı andıran görüntüsü nedeniyle ’Balık Gölü’ ismi verilen göl, doğa tutkunlarının yeni adresi haline geldi. Bölge, yaz aylarında pek çok yerli-yabancı turiste ve doğa fotoğrafçısına ev sahipliği yapıyor.Artvin’in Şavşat ilçesi Pınarlı köyünde bulunan ve havadan balığı andıran görüntüsü nedeniyle "Balık Gölü" ismi verilen göl çevresindeki çam ormanları ve muhteşem doğasıyla görenleri mest ediyor."Sakin Şehir" unvanlı Şavşat’ta bulunan doğal güzellikleriyle ünlü Karagöl’ün yanı sıra Pınarlı köyünde bulunan doğa harikası Balık Gölü son dönemde ilgi çekiyor.Etrafı dağlarla ve ormanlarla çevrili, enfes bir doğanın içerisinde yer alan 2 bin rakımda bulunan Balık Gölü ziyaretçilerini ağırlarken, Türkiye’nin saklı cenneti olarak nitelendiriliyor.Şavşat’ta yaşayan ve hafta sonları genellikle Balık Gölü’ne geldiğini söyleyen Fatih Özkan (32), “Burası çok güzel doğayla iç içe. Bu nedenle hafta sonları gelmeyi tercih ediyoruz. Burada güzel zaman geçiriyoruz. Doğası el değmemiş olduğu için insanı cezbediyor. Herkesin gelip buraları görmesini tavsiye ediyorum” dedi.Kahramanmaraş’tan Şavşat’a gezmek için gelen ve gölü ziyaret eden Mehmet Kaya Alp (38), “İlk defa Balık Gölü’ne geldim, daha önce duymuştum ama gelmek nasip olmamıştı. Çok güzel bir yer el değmemiş olması çok güzel. Bir kez daha fırsat bulursam gelip konaklamayı düşünüyorum” ifadelerine yer verdi.
Karadeniz Bölgesi’nde gelecekte sel ve heyelanlar daha çok konuşulacak
13 Temmuz 2023 Perşembe - 09:27 Karadeniz Bölgesi’nde gelecekte sel ve heyelanlar daha çok konuşulacak Son günlerde Karadeniz’de yaşanan sel felaketlerini değerlendiren Prof. Dr. Aydın Tüfekçioğlu, iklim değişimi ile beraber özellikle Akdeniz Bölgesi’nde yağışların azalması beklenirken, Karadeniz Bölgesi’nde gelecekte sel ve heyelanların daha çok konuşulacağını söyledi.Karadeniz kıyılarında kuvvetli yağışlar sele ve heyelanlara neden oldu. Küresel iklim değişikliğinin etkileriyle görülen ani lokal ve yoğun yağmurların can ve mal kayıplarıyla sonuçlanan sel ve heyelanlara yol açtığı Batı ve Doğu Karadeniz, yine bu durumdan en çok etkilenen bölge oldu. Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Tüfekçioğlu, Batı ve Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki birçok ilde büyük hasarlara ve can kayıplarına yol açan sel, taşkın ve heyelanları değerlendirdi. Prof. Dr. Tüfekçioğlu, son dönemdeki yağışlar, sel ve heyelanlardaki artışların bölge için beklenen bir durum olduğunu belirterek, iklim değişikliği ile beraber bölgedeki yağışlarda anormal derecede artış olduğunu söyledi. Bölgenin geçmişinde yüksek yağış alma hikayesinin olduğunu belirten Tüfekçioğlu, ”1929 yılında Trabzon’un Of ilçesine yaklaşık 40 saat hiç durmadan yağış yağdı ve yaklaşık 15 bine yakın vatandaşımız sel ve heyelanlardan dolayı göç etmek zorunda kaldı. Bölgenin geçmişinde bu var. Dolayısıyla buradaki yerleşimi, altyapıyı, arazi kullanımını bu gerçeği göz önünde bulundurarak planlamamız gerekiyor. Esasında bizim yapmamız gereken ev ödevlerimizi yapmamız, yani sele karşı, heyelana karşı önlemlerimizi iyi almamız gerekiyor" dedi.“Bu bölgenin sel ve heyelan gerçeği var”Tüfekçioğlu, "Tabii ki deprem doğrudan evlerimizi hedef aldığı için ve çok daha yıkıcı etkiye sahip olduğu için depremdeki öncelik daha farklı. Bu bölgenin de sel ve heyelan gerçeği var. Muhakkak şekilde bina yapılmadan jeolojik etütlerin yapılması gerekiyor. Hala bizim binalarımızda özellikle dere yatağına yakın alanlarda, düzlüklerde, ki binalarda su basman katı yok, en az bir, bir buçuk metre evlerin su basman katı olması gerekiyor ki sel anında evi veya dükkanlarımızı su basmasın. Bakıyoruz bütün dükkanları su basmış. Niye? Çünkü dere yatağı o bölge. Orada yapılan dükkanların hepsi hiç su basmanı olmadan yapılmış. Öyle olunca da küçük bir su birikmeden binaların alt katları, zemin katlar, dükkanların hepsini su basıyor. Dolayısıyla bizim sel gerçeğini göz önünde bulundurarak Karadeniz Bölgesi’nde planlama yapmamız gerekiyor ve bundan sonra da planlarımızı ona göre gerçekleştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.“20-30 yıllık meteorolojik veriler iklim değişikliğini gösteriyor”İklim değişimi ile beraber özellikle Akdeniz Bölgesi’nde yağışların azalması beklenirken, Karadeniz Bölgesi’nde özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde artış beklendiğini belirten Prof. Dr. Tüfekçioğlu, bundan dolayı bu bölgede gelecekte sel ve heyelanların daha çok konuşulacağını söyledi. Tüfekçioğlu, ”Buradan bir seli iklim değişikliğine bağlamak doğru olmaz. İklimde uzun dönemli trendler, uzun dönemli eğilimlere bakılır, ona göre karar verilir. Bir yıl çok kurak geçer, bir yıl çok sıcak geçer veya yağışlı geçer. Siz ilk yıl efendim yok iklim değişimi var dersiniz, ikinci yıl yok iklim değişmiyor dersiniz, ona göre biz karar vermeyiz. Bizim kararlarımız 20-30 yıllık iklim verilerine bakarız, ona göre iklimle ilgili konuşuruz. Bölgedeki bizim yaptığımız meteorolojik verilerdeki incelemelerde yağışlarda bir artış gözüküyor. Bu bölgede gelecekte daha fazla da olacağını bekliyoruz” şeklinde konuştu.Çoruh Nehri üzerinde yapılan barajların kentin iklimini değiştirmesinin söz konusu olmadığını da söyleyen Tüfekçioğlu, ”Buradaki barajların göl yüzeyleri çok küçük, vadi çok dik bir vadi olduğu için küçük yüzey alanlarına sahip. Deriner Barajı’nın 10 katı büyüklüğündeki yüzey alanına sahip Keban Barajı’nda yapılan ölçümlerde oradaki iklimi ciddi anlamda etkilemediği gözüküyor. Ona dayanarak buradaki barajların iklimle alakalı çok etkisi olmadığını düşünüyoruz” ifadelerine yer verdi.