Yerel Haberler
Bartın
Amatör kümedeki olaylı maçın ardından ’yapı’ iddiası 24 Şubat 2026 Salı - 10:46:39 Bartın Amatör Küme’de mücadele eden Ulus Çınarspor Kulübü yöneticileri, 11 kişinin kırmızı kart gördüğü ve 1 futbolcunun yaralandığı maçta hatalı kararlar verdiğini iddia ettiği hakemlere ve yapılan hakem atamalarına tepki gösterdi. Ligde yapı olduğunu savunan Ulus Çınaspor Kulübü yöneticilerinden Cumhur Işık, "Arjantin’den Messi’yi Portekiz’den Ronaldo’yu getirsek, bu yapı karşısında başarı şansı yok" dedi. Bartın 1. Amatör Küme’de oynanan Arıt Kayadibispor - Ulus Çınarspor karşılaşmasının uzatma dakikalarında iki takım oyuncuları arasında kavga çıkmış, tekme ve yumrukların havada uçtuğu olaylar, teknik kadro ve tribünlere sıçramıştı. 11 kişinin kırmızı kart gördüğü, 1 futbolcunun yaralandığı müsabakanın hakemi, maçın devam etmesi için gereken futbolcu sayısının yetersiz kalması nedeniyle de müsabakayı tatil etmişti. Yöneticiler hakemleri eleştirdi Maç ile ilgili kararın açıklanmasına saatler kala Ulus Belediye Başkanı ve Ulus Çınarspor Kulübü Başkanı Hasan Hüseyin Uzun, kulüp yöneticileri Basri Maden ve Cumhur Işık ile birlikte düzenlediği basın toplantısı ile hakemleri eleştirdi. Toplantıda konuşan kulüp yöneticilerinden Basri Maden, salonda kurulan görüntü izleme ve oynatma sistemi ile olayların başlamasına neden olan olaylar ve hakemin hatalı karar verdiğini iddia ettiği pozisyonları tek tek izleterek, yorumladı. Çıkan olaylar nedeniyle hem yöneticilerin hem de futbolcu ve teknik heyetin çok üzgün olduğunu ifade eden Maden, pozisyonları tekrar tekrar basın mensuplarına gösterdi. Olayları hakaret başlattı Basın mensuplarının sorularına da cevap veren Basri Maden, olayları başlaması ile ilgili soruya, "Kavgayı başlatan arkadaşımız, bizim arkadaşımızdı. Tabii istemediğimiz bir hareketti. O da çok pişman. O da istemeyerek yaptı. Ama kendini tutamadığı için yapmış. Biz de ona sorduk, "Niye böyle yaptın?" diye. Bizim bu arkadaşımızın çok yakın zamanda annesi vefat etti. Karşıdaki futbolcu, oyuncumuzun annesine hakarette bulunuyor, küfür ediyor. O da kendisini tutamıyor. Hakemin yanında, hakemin de duyacağı şekilde küfür ettiği için tutamamış. Hakemin duyduğunu düşünüyoruz. Çünkü tel kenarındaki seyirciler bile bu hakaretleri, küfürleri duyduğunu söyledi. Yan hakem ile orta hakemin, orada nasıl duymadığına hayret ediyoruz" cevabını verdi. Ayını takımdaki 2 futbolcunun kavgası Maden, takımdaki 2 futbolcunun kavga sebebine de açıklık getirerek, "Maçtaki gerginlik üst seviyeye çıkınca, oradaki arkadaşımız, diğer takım arkadaşımızın olaya dahil olmaması noktasında serzenişte bulunmuş. Diğer arkadaş da olaya katılmak isteyince yanlış bir tepki veriyor. Hepsi yanlış tabii, biz de tasvip etmiyoruz. Yanlış buluyoruz" dedi. Kural hatası iddiası Yönetici Maden, tatil edilen maç ve olaylarla ilgili 24 Şubat Salı günü verilmesi beklenen karar hakkında da, "Biz adil bir kararın ortaya çıkacağını inanıyoruz, düşünüyoruz. Net olmamakla birlikte bizim oyucularımızın kırmızı kart gördüğü yok. Orada bir kural hatası olduğunu düşünüyoruz. atanı göstermeden soyunma odasına giriyor ve oradan bize cevap geliyor. Net ve kesin bir cevap değil. Çünkü doğrudan bir şekilde iletmediği için çok da yorum yapamıyoruz. Yarın verilmesi beklenen kararla biz de öğrenmiş olacağız. Önce alınan karara bakacağız. Süreçle ilgili bir açıklamamız da olur inşallah" şeklinde konuştu. Cumhur Işık: "Messi ve Ronaldo’yu getirsek, başarı şansı yok" Kulüp yöneticilerinden Cumhur Işık ise rakip takım futbolcu ve kulüp yöneticilerinin hakem ilişkileriyle ilgili iddiaları, kentteki spor yetkilileri ve yöneticilerinin cevaplamasını istedi. Ligde yapı olduğu düşüncesini de dile getiren Işık, "Cumartesi günü final maçı diyebileceğimiz, Arıt Kayadibispor’la oynanan, sahada kalması gereken mücadele, ne yazık ki bu hale geldi. Sahadaki mücadeleyi nasıl yaparsanız yapın belli bir yapı, belli bir lobiyi aşma şansınız yok. Bu sezon Ulus Çınarspor ile Arıt Kayadibispor arasında oynan ilk maçın orta hakemi, ikinci maçın ise yan hakemi Arıtlı mı? Arıt’ın 7 numaralı futbolcusu ile orta hakemi aynı yerde mi, aynı kurumda mı çalışıyor? Bu tür işlerde yakın dostluklar olabilir. Gençlik Spor il Müdürlüğü’nde şube müdürü, aynı zamanda Arıtspor’un yöneticisi mi? O kadar iç içe girmiş ki deyim yerindeyse kurda kuzu teslim etmişiz. Bu şartlarda biz, Arjantin’den Messi’yi, Portekiz’den Ronaldo’yu getirsek, bu yapı karşısında, bu oluşum karşısında başarılı olma şansı yok. Bunu tek Ulus Çınarspor için söylemiyorum. Bütün takımlar için de bu böyle. Arıtspor yöneticisi aynı zamanda il tertip komisyonu üyesi midir? Şampiyonluğa oynayan Arıtspor, Ulus Çınarspor ve Kozcağız takımlarının maçlarının peş peşe olması tesadüf müdür? Ulus Çınarspor maçları için ligdeki iddiası olmayan rakip takım yöneticileri ile teşvik primi konusunda bir girişim olup olmadığı konusundaki sorumuzun da cevap bulmasını istiyoruz" açıklamasını yaptı. "Karanlık el derken lobiden bahsediyorum" Işık, hakem ve hakem atamalarına tepkisini de şu cümlelerle aktardı: "Bu şartlarda hiçbir takımın, ekonomik anlamda ne kadar yatırım yaparsa yapsın, ne kadar mücadele ederse etsin, başarılı olma şansı yok. Bartınspor’umuzun hakkettiği, yukarıya çıkmamasının en büyük sebeplerinden biri de bu kısır siyasetin, kısır döngünün, kısır lobinin eseridir. Körler sağırlar, birbirlerini ağırlar mantığıyla ancak biz kendi kendimizi kandırırız, kendi kendimize mutlu oluruz. İldeki komitenin bir şekilde baştan aşağıya yenilenmesi gerekiyor. Buradaki hakem atamalarının hepsi ortaya çıkacak zaten. 7 numaralı oyuncu vardı, bizim tribünlerinin önünde hakem bana kart gösteremez diyebilecek cesareti gösteriyor. Aynı futbolcu, kaç seferdir, sarı kart görmesi gerektiği pozisyonda uyarı dahi almadı. Bugün bize yapılan yarın diğerlerine de yapılacak. Bartın’da yerel hakemlerle yönetme noktasındaki ısrarımızdan vazgeçmezsek başarı gelmez, Bartınspor’umuz katkı görmez. Karanlık el derken, lobiden bahsediyorum. Yönetici aynı zamanda hakemle aynı kurumda çalışıyor. Sabahtan akşama kadar beraber. Daha profesyonel hakem varken, üst klasman hakemi varken neden bu maçta, o kişi hakemlik yapıyor. Siyaset o kadar kafa kol ilişkisine girmiş ki bu şartlarda oradaki hakemin, komitenin, müdürün, atamaları yapanların siyaset kılıcının etkisinden korkmaması mümkün değil. Ondan dolayı biz hiç bir zaman siyaseti futbola karıştırmadık." Hasan Hüseyin Uzun: "Tertip Komitesi ciddiyetsiz" Ulus Çınarspor Kulüp Başkanı ve Ulus Belediye Başkanı Hasan Hüseyin Uzun ise yapılan haksızlıkların fikstür çekiminde başladığını ileri sürerek, ’’Bartın’daki tertip komitesi o kadar ciddiyetsiz ki lig başında fikstür çekiminde 13 numarayı çektim. Bize bir fikstür geldi. İlk maçımız geçen senenin şampiyonu Kozcağız, ikinci maç ise geçen senenin ikincisi Arıtspor ile. Peş peşe iki takımı vermişler. Arkadaşlar uyardı, hemen itiraz ettim. Bu ligin derbi maçları peş peşe olamaz. Hemen ASKF Başkan Turgut Altınçubuk ağabeyimi, aradım. O da, ’Böyle bir şey olamaz. Benim haberim yok, derhal düzelttiriyorum’ dedi. Ama bir şey yapmadılar. İlk maçı Kozcağız ile oynadık. Çok çetin mücadele sergiledik. Maçı kazandık ama 2 oyuncumuz kırmızı kart gördü. Sakatlanan oyuncularımız oldu, Arıt maçına eksik çıktık. Bu maçta da şaibe vardı. Her maçta vardı ama biz yine saygılı davrandık. Futbolcularıma, ’hakem kararlarını ben de beğenmiyorum ama iyi oynayın, hem maçı kazananın hakemlerin oyunlarını da bozun. Onlar da insan, hatalı olabilir’ dedim ama bu kadar hatayı, ben de izliyorum, kamuoyu da izliyor" diye konuştu. Maç ve olaylarla ilgili çıkacak karar ve cezaların ardından ligden çekilme durumunun sorulduğu Başkan Uzun, "Ulus Çınarspor yine futbola devam edecek. Ligden çekilmeyi kolay kolay düşünmeyiz. Bize çok ağır ceza gelirse, cezaya da itiraz edeceğiz. Adil olması için elimizden geleni yapacağız. Buna rağmen derdimizi anlatamıyorsak, yapacak bir şeyimiz yok. Biz sonuna kadar adalet, hak, hukuk diyoruz. Bizim futbolcularımızın da kusurları var. Bu hale getiren hakemlerin yaptıklarına ne demeli, yöneticilere ne demeli? Tamamen futbolcu kardeşlerimize yıkmayalım" ifadelerini kullandı.
BARÜ’de farklı kültürler bir araya geldi
26 Aralık 2025 Cuma - 18:23 BARÜ’de farklı kültürler bir araya geldi Bartın Üniversitesinde (BARÜ) eğitimlerine devam eden uluslararası öğrenciler "Kültür Buluşması" etkinliğinde geleneksel giysilerini, yöresel yemeklerini ve danslarını tanıttı. Bartın Üniversitesi (BARÜ) Türkçe Öğretim Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÖMER) ile Uluslararası Öğrenci Kulübü tarafından kültürler arası etkileşime katkı sağlamak amacıyla "Kültür Buluşması" etkinliği düzenlendi. Kütüphane Konferans Salonu’nda yapılan programda Türkmenistan, Kazakistan, Yemen, Azerbaycan ve Endonezya’ya ait kültürler; geleneksel giysileri, yöresel yemekleri, müzikleri ve danslarıyla tanıtıldı. BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya da etkinliğe katılarak uluslararası öğrencilerin kültür buluşmasına ortak oldu. Öğrencilerin hazırladığı gösterileri ilgiyle izleyen Rektör Akkaya, kültürel çeşitliliğin üniversite yaşamına kattığı değere dikkat çekerek "Bugün dünyanın farklı coğrafyalarından gelen öğrencilerimizin kendi kültürel değerlerini tanıtmalarına eşlik ediyoruz. Burada Türk kültürünü öğrendiniz. Her ne kadar başka diyarlardan gelmiş olsanız da Anadolu kültürünü buradan yaşayıp dostluklar edindiniz. Biz Bartın Üniversitesi olarak dili kültürün bir taşıyıcısı olarak görüyoruz. Hepiniz birer Bartın Üniversitesi ve Bartın elçisisiniz. Gittiğiniz ülkelerde Türkiye’nin bir sesisiniz. Burada yaşanmışlıklarınız sizlere rehberlik sunacaktır. Bu vesileyle kültürler arası etkileşimi güçlendiren etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Uluslararası öğrencilerin kültürel zenginliklerini tanıttığı stantların yoğun ilgi gördüğü program, hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.
Öğrenciler savcıyı sorguya çekti
25 Aralık 2025 Perşembe - 12:08 Öğrenciler savcıyı sorguya çekti Bartın’da kariyer günleri çerçevesinde İmam Hatip Lisesi öğrencileri ile buluşan Cumhuriyet Savcısı Doç. Dr. Fatih Ulaşan, savcılık mesleğini anlatarak, okul döneminden hatıralarını da paylaştı. İki eliyle de aynı anda yazarak not alabilme yeteneği bulunan Savcı Ulaşan, öğrencilerin ’’mafya ile karşı karşıya kaldınız mı, arkası kuvvetli şüpheliyle karşılaştınız mı, ölülerle duygusal bağ kuruyor musunuz?’’ sorularına da samimiyetle cevap verdi. Bartın’ın Ulus ilçesinde görev yapan Cumhuriyet Savcısı Fatih Ulaşan, kariyer günleri etkinlikleri kapsamında Şehit Mustafa Kemal Açıkgöz Anadolu İmam Hatip lisesinde öğrencilerle buluştu. Seminerde öğrencilik dönemlerini anlatan Savcı Fatih Ulaşan, öğrencilere başarılı olmak için istikrarlı ve yoğun bir çalışma temposuna girmeleri gerektiğini kaydetti. Öğrencilere tavsiyelerde de bulunan Fatih Ulaşan, ’’Ben çok özel ders almadım. Bana göre liseler yeterliydi. En az günde 6-7 saat okuldan sonra ders çalışıyordum. Geleceğe hazırlık için de önemli. Hukuk fakültesine girdikten sonra da çalışmak zorundasınız. Üniversitede çalışma temponuzu devam ettirebilmeniz daha kolay olur. O ritmi yakalamanızda yardımcı olur’’ dedi Savcı ve hakim olmak isteyenlere hukuk fakültesi ve branşlaşma konularında da bilgiler veren Doç. Dr. Ulaşan, ’’Hukuk Fakültesi sadece ceza ile alakalı değildir. Hayatı tanımanızı da sağlar. Belli bir problemi çözmek için sadece hukuk kitaplarıyla yorum yapamazsınız. Başka branşlardan da destek almalısınız. Kamu yönetimi, siyaset, ekonomi hatta psikoloji dersleri vardır. Onlardan bir bütün olarak destek alıp hukuku daha çok özümseyebilirsiniz. Kendinizi geliştirmek için Hukuk Fakültesi iyidir. Ama ondan sonra avukat mı olursunuz, hakim savcı mı olursunuz, yoksa başka bir iş mi yaparsınız onu bilemiyorum. Tabii Hukuk Fakültesi mezunu olduğunuzda benim bildiğim kadarı birden çok mesleğe girebilir, sınavlarına katılabilirsiniz. Size geniş bir imkan sunar. Hukuk Fakültesi’nde bütün dersleri almalısınız. Bütün derslerde yetkin duruma geldiğinizde branşlaşma olur. Hakim ve savcılığa girdiğinizde branşlaşma olur. Mesela biz savcı olarak hukuku çok bilmek zorundayız. Zaten ilgimiz de o değil. Biz cezaya bakarız. Onun için ceza durumu bizim için daha önemlidir’’ ifadelerini kullandı. ’’Adalet Bakanlığı’nda branlaşma, düşünülen bir konu’’ Savcı Fatih Ulaşan, soru üzerine Adalet Bakanlığı’nda pilot uygulamalarla branşlaşma başladığını da belirterek, ’’Adalet Bakanlığı’nda branşlaşma ileride düşünülen bir konu. İlerde yapılacağını, hatta yapıldığına yönelik örnekleri var ama ileride daha detaylı şekilde uygulanacağını düşünüyorum’’ şeklinde konuştu. ’’Bu mesleğin manevi sorumluluğu gücünden daha fazla’’ Geçici bir hevesle hakim ve savcı olmak isteyen öğrencilere de tavsiyelerde bulunan Savcı Ulaşan, ’’Bu mesleğe geçici bir hevesle girmeyin. Hayli zamanınızı alır. Hukuk Fakültesi, hakim savcı hazırlık. Bu süreç 7-10 yıl bir zamanınızı alır. Ondan sonra ‘bu mesleği sevmedim, bana göre değil’ derseniz, hayatınızı en güzel dönemleri heba olabilir. Bu mesleği seçerken dikkat edin. Bu mesleğin manevi sorumluluğu, gücünden daha fazladır. Bizim gücümüz olabilir ama zannetmeyin ki, her zaman bu gücümüzü kullanıyoruz. Gücü adaletli bir şekilde kullanmakla hükümlüyüz. Çünkü karar verirken, hem manevi sorumluluklarımız var, hem de bizi denetleyen kurumlar vardır. Hiçbir zaman hakim savcı, tek güç olmaz. Karar vermede hakim ve savcı gerekir ama adaletli karar verdiğimiz takdirde, bu mesleğe devam edebiliriz. Bu mesleği seçerken, gücün dışında manevi sorumluluğu hesaba katarak girerseniz, sizin geleceğiniz için daha hayırlı olacağını düşünüyorum’’ ifadelerine yer verdi. Ulaşan, soru üzerine ise kendisini savcı olmaya iten faktörleri şöyle anlattı: ’’Çocukluk dönemimde de okumayı severdim. O yüzden Hukuk Fakültesi’ni seçtim. Ben daha fazla dışarıdayım. Olay olur, bir durum olur, kolluğu denetleme olur, suç olur. Genel olarak biz savcılar dışarıdayızdır. Hem dosyalara bakarız, hem de dışarıdayızdır. Hakimliğin tarafı daha çok dosya olduğu için bana da daha monoton geldiği için ben savcılığı tercih etmiştim.’’ İki eliyle de aynı anda yazabiliyor Savcı Ulaşan bir öğrencinin ’’İki elinizle de aynı anda not alabiliyormuşsunuz, bunu nasıl başardınız?" sorusuna ise ’’Yetenek diyelim. Öğrencilik döneminde gelişen bir yetenek. Daha hızlı yazabiliyorum. Benim yazım, çok iyi değildir. Not almam ya da aklımda tutmam gerektiğinde yazıya dökme çabam çift elle yazma yeteneğimin gelişmesinde bana yardımcı olmuştur’’ dedi. ’’Ölülerle psikolojik bağ kurmayız’’ Fatih Ulaşan başka bir öğrencinin, ’’Olay yerinde inceleme yapıyorsunuz, ölülerle duygusal bağ kuruyor musunuz, olaydan etkileniyor musunuz?’’ sorusuna, ’’Biz daha çok soruşturmayı, bundan sonrasının ne olacağını düşündüğümüz için ölülerle çok psikolojik bağ kurmayız. Mesela bir kaza olduğunu düşünürsek, hep şüpheliye ne yapacağımızı düşünürüz. Hep kafamız ordadır. Yani suçlu mudur, değil midir. Gözaltına alma, tutuklamaya sevk etme gibi yetkilerimiz olduğu için olayın sonrasını düşünürüz. Bu nedenle , ölüm mahallinden yada otopsi durumlarından etkilenmeyiz. Tabii etkilenecek olanlar, hassas olanlar varsa en azından savcılığı seçmesinler. Bunlar için hakimlik daha iyi olabilir. Çok daha az ölülerle muhatap olursunuz. Hakim ve savcılık mesleği, çok büyük, sorumluluk gerektiren meslektir. Manevi sorumluluğu çok daha ağırdır. Girdiğiniz zaman zaten oraya girmek için belli bir zaman harcamışsınızdır’’ ifadelerini kullandı. ’’Devletten büyük bir güç mü var’’ Savcı Ulaşan, ’’Arkası kuvvetli suçlu ya da şüphelilerle karşı karşıya kaldınız mı?’’ şeklindeki soruya ise, ’’Türkiye’de devlet var. Bartın’da devlet var. Devletten başka büyük bir güç mü var? Bizler de bu devletin savcılarıyız’’ ifadelerini kullandı. ’’Mafya ile karşılaşmadım’’ Bir başka öğrencinin, ’’Mafya babaları ile karşılaştınız mı, korktunuz mu?’’ sorusuna Ulaşan, ’’Mafya ile karşılaşmadım ama bize fark etmez. Bu mesleği seçerken her şeyi göze almıştık’’ dedi. ’’Yanlış kararın bir cezası vardır’’ Fatih Ulaşan, yanlış kararlarda sorumluluk kimin üzerinde olduğu yönündeki soruya ise, ’’Genelde sorumluluk hakimin üzerindedir. Ama sorumluluk kısmen, benim yani biz savcıların da üzerindedir. Kararı veren hakimdir. Hepimizin üzerinde belli bir sorumluk vardır. Karar verenler, iddia makamları. Ama birden çok itiraz ve temyiz makamları da vardır. Bunlar kullanılır. Yanlış kararın bir cezası vardır. Her meslekte olduğu gibi, hatanın derecesine bakılır. Nasıl bir hata yaptın, hangi şartlarda yaptın. Bunlara bakılır’’ şeklinde konuştu. Ulaşan, ’’Savcılık dışında ise hangi mesleği seçerdin’’ yönündeki soru üzerine ise, ’’Savcı olmasam ya Hukuk Fakültesi’nde akademisyen olmak isterdim ya da Dışişlerinde görev yapmak isterdim. Dışişleri bana daha yakındı’’ dedi. Seminerin ardından Okul Müdürü Hulusi Dökmeci ve öğrenciler, savcı Fatih Ulaşan’a teşekkür etti.
Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak’ta şoke eden araştırma
23 Aralık 2025 Salı - 12:48 Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak’ta şoke eden araştırma Bartın’da gerçekleştirilen bilim kafe etkinliğinde konuşan BARÜ Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Nakipoğlu, antibiyotiklerin her geçen gün artan kullanımı nedeniyle etkisinin azaldığın ifade ederek, Kızılırmak Nehri’nden alınan su örneklerinde ise antibiyotik direnç genlerinin farklı türlere aktarıldığı tespit edildi. Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Bilim İletişimi Ofisi koordinasyonunda akademik çalışmaları ve bilimsel konuları toplumla etkili, anlaşılır ve erişilebilir bir şekilde buluşturmayı hedefleyen "Bilim Kafe" etkinlikleri kapsamında bir program gerçekleştirildi. BARÜ Bilim İletişimi Ofisi tarafından düzenlenen "Hastalıklarda Antibiyotiklerin Etkisiz Kaldığı Bir Dünyaya Ne Kadar Hazırız?" başlıklı söyleşide antibiyotik direncine yönelik yürütülen güncel çalışmalar uluslararası bir bakış açısıyla ele alındı. Türkçe ve İngilizce gerçekleşen sunumlarda, antibiyotik kullanımı, bakteriyel direnç, antibiyotik gen aktarımı, bekleyen tehlikeler ve antibiyotik tehdidinin ortadan kaldırılması gibi konularda yapılması gerekenler anlatıldı. ’’Antibiyotik direnci küresel krizdir’’ Rektörlük Konferans Salonu’nda düzenlenen söyleşide Londra Kingston Üniversitesinden Prof. Dr. Mouhamad Khoder, BARÜ Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Nakipoğlu ile BARÜ Merkezî Araştırma Laboratuvarı Müdürü Prof. Dr. Cem Burak Yıldız konuşmacı olarak yer aldı. Etkinliğin açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, antibiyotik direncinin günümüzde küresel bir sağlık tehdidi hâline geldiğini vurgulayarak ’’Antibiyotikler, basit bir enfeksiyonun ölümcül olduğu dönemleri geride bırakmamızı sağlamış, modern tıbbın temel taşlarından biri olmuştur. Ancak günümüzde Dünya Sağlık Örgütünün de vurguladığı gibi antibiyotik direnci, bir sağlık sorunu olmasının yanı sıra farklı boyutları olan küresel bir krizdir. Bu konuda farkındalığın artırılması için üniversitelere ve bilim insanlarına büyük sorumluluk düşmektedir" dedi. BARÜ Merkezî Araştırma Laboratuvarı Müdürü Prof. Dr. Yıldız, söyleşide antibiyotiklerin atık sularda bulunması ve bakterilerin bu maddelere karşı direnç kazanmasının oluşturabilecek problemlere değinileceğini aktardı. ’’Hayvan çiftliklerinde çok yüksek dozda kullanılıyor’’ Türkiye’nin antibiyotik tüketiminde OECD ülkeleri arasında en üst sıralarda olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Nakipoğlu, Türkiye’deki antibiyotik kullanımın en yaygın olduğu yerlerin ise hayvan çiftlikleri olduğunu kaydetti. Nakipoğlu, "Antimikrobiyal direnç mikroorganizmaların üzerine etki edecek şekilde tasarlanmış ilaçlara karşı direnç geliştirme olgusudur. Dolayısıyla 20-30 yıl önce belli bir dozda kullanılan antibiyotikler, bugün veya yakın bir gelecekte aynı dozda etki etmeyecektir. Akut bir şekilde ortaya çıkan dirençli bakteriler, insanların hastaneye yatış sürelerini uzattığı gibi hatta ölüme varan sonuçlara yol açabilir. Antibiyotikler özellikle hayvan çiftliklerinde kapalı ortamlarda yetiştirilme süreçlerinde çok yüksek dozlarda kullanılıyor. Evlerimizde, hastanelerimizde kullandığımız antibiyotikten daha fazlasını hayvan çiftliklerinde kullanıyoruz. İster büyükbaş, ister küçükbaş olsun, isterse kanatlı hayvan yetiştirilen tesislerde olsun. Bu kapalı ortamlarda yetiştirilme süreçlerinde çok yüksek dozlarda antibiyotik tüketiliyor’’ dedi. Su kaynaklarını tehdit ediyor Bakteriyel direncin yayılması konusunda uyarılarına devam eden Dr. Öğretim Üyesi Nakipoğlu, ‘’Antibiyotikler tamamen sindirilmeden dışarı atıldığı için bunlar yüzey sularında zamanla birikiyor. Burada dikkat çekilmesi gereken atık su arıtma tesisleri. Atık su arıtma tesislerinin yeterliliği kritik bir öneme sahip. Antibiyotik direnç genlerinin aktarımın türler arasında gerçekleştiğini tespit ettik. Özellikle Kızılırmak üzerinde bir çalışmamız olmuştu. Oradan aldığımız su örneklerinden izole ettiğimiz bakterilerde, bu direnç genlerinin türler arasında da aktarıldığını tespit etmiştik’’ şeklinde konuştu. Mustafa Nakipoğlu, gerçekleştirdiği sunumda Ekonomik İşbirliği Ve Kalkınma Örgütü (OECD)’nin değerlendirmede yeterli önlemlerin alınmaması durumunda Türkiye’de tüm enfeksiyonlar içerisinde dirençli enfeksiyonların oranın 2035 yılında yüzde 40 oranına çıkarak, tüm ülkeler arasında Türkiye’nin Hindistan’dan sonra ikinci sıraya yerleşeceğinin tahmin edildiğini de ifade etti. Atık sular antibiyotikten arındırılacak Ülke genelinde yapılan antibiyotik farkındalığını arttırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştiğini de hatırlatan Dr. Nakipoğlu, Bartın Üniversitesi ile İngiltere’deki Kingston Üniversitesi’nin sularda biriken antibiyotik kalıntılarının önüne geçebilmek amacıyla çalışma yürütüldüğünü de aktardı. Nakipoğlu, ‘’Projede antibiyotik kalıntılarının yüzey sularında birikmesinin önüne geçmek için özel antibiyotik giderim sistemleri geliştirmek istiyoruz. Böylece Londra Kingston Üniversitesi iş birliğiyle hem sağlık hem çevre odaklı bir yaklaşım ortaya koyuyoruz" diye konuştu. Londra Kingston Üniversitesinden Prof. Dr. Mouhamad Khoder ise su ortamındaki antibiyotik kalıntılarını gidermeyi hedefleyen "Antibiyotiklerin Biyolojik ve Çevresel Ortamlardan Uzaklaştırılması Yoluyla Antimikrobiyal Direncin Ele Alınması" başlıklı proje hakkındaki sunumunda yürütülen çalışmaları kapsamlı bir şekilde anlattı.
BARÜ, 9 farklı göstergede Türkiye’nin en başarılı üniversiteleri arasında
22 Aralık 2025 Pazartesi - 15:51 BARÜ, 9 farklı göstergede Türkiye’nin en başarılı üniversiteleri arasında Bartın Üniversitesi (BARÜ) Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yayımlanan "Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu-2025"e göre 9 farklı göstergede ilk 20’de yer aldı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından 67 farklı gösterge doğrultusunda Türkiye’deki 201 üniversiteye ait analizlerin yer aldığı "Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu-2025" yayımlandı. Üniversitelere yönelik en kapsamlı değerlendirmelerden biri olan rapora göre Bartın Üniversitesi (BARÜ) kalite, erişilebilirlik ve uluslararası sıralamalardaki yükselişiyle farklı göstergelerde Türkiye’de ilk 20 üniversite arasında yer almayı başardı. YÖK raporu, üniversiteleri "Eğitim ve Öğretim", "Araştırma-Geliştirme, Proje ve Yayın", "Uluslararasılaşma", "Sürdürülebilirlik" ve "Topluma Hizmet ve Sosyal Sorumluluk" olmak üzere 5 ana kategori altında değerlendirip üniversitelerin yükseköğretime yaptıkları katkı ve sağladıkları gelişmeye göre hazırlandı. BARÜ, her gösterge için ilk 20’de yer alan üniversitelerin açıklandığı raporda 9 göstergede 201 üniversite arasından Türkiye’nin en iyileri arasına girdi. BARÜ, engelsiz üniversite çalışmalarıyla 2 göstergede ilk 5’te BARÜ engelsiz üniversite olma yolundaki çalışmalarıyla sahip olduğu 40 erişilebilirlik bayrak ve nişanlarıyla ise engelsiz bayrak ödül sayısının en yüksek olduğu üniversiteler arasında ilk 5’te yer aldı. BARÜ, erişilebilir bilgi kaynaklarına yönelik kütüphanelerde sesli kitap ve engelli dostu kaynak sayısına göre hazırlanan listede ise 1 milyonu aşan kaynağıyla 5’inci oldu. BARÜ, "Eğitim ve Öğretim", "Araştırma-Geliştirme, Proje ve Yayın" alanlarında üst sıralarda BARÜ, ders işleyişinden memnuniyet yüzdesinin en yüksek olduğu üniversiteler arasında 7’nci, öğretim üyelerinden memnuniyet yüzdesinin en yüksek olduğu üniversiteler arasında 13’üncü, TÜBİTAK BİDEB kapsamında en fazla destek alan üniversiteler arasında 8’inci oldu. Öğrenciler tarafından yürütülen sosyal sorumluluk projeleri göstergesinde ise BARÜ, 214 projesiyle 12’nci sıraya yerleşti. Son olarak kariyer merkezinin gerçekleştirdiği faaliyet sayısında da BARÜ, istikrarlı gelişimini bir kez daha ortaya koydu. Uluslararası sıralamalarda başarısıyla adından söz ettiren BARÜ Times Higher Education (THE) Dünya Sıralaması’nda en başarılı Türk üniversiteleri arasında 13’üncü, UI GreenMetric Yeşil Üniversite Sıralaması’nda en iyi sıralamaya sahip üniversiteler arasında 13’üncü, THE Etki Sıralamaları kapsamındaki iklim eylemi kategorisindeki üniversiteler göstergesindeyse 18’inci oldu. "Yükseköğretim hedeflerine katkı sunmayı sürdüreceğiz" Rapor hakkında değerlendirmelerde bulunan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, "Yükseköğretim Kurulumuz (YÖK) tarafından büyük bir titizlikle hazırlanan ‘Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu-2025’te birçok alanda Türkiye’nin en başarılı üniversiteleri arasında yer almamız bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. Eğitim-öğretimden araştırma-geliştirmeye, uluslararasılaşmadan erişilebilirliğe kadar farklı göstergelerde elde edilen bu başarı, sürdürülebilir gelişim anlayışımızın bir sonucudur. Bu süreçte üniversitelerimize sunduğu desteklerden dolayı YÖK Başkanımız Prof. Dr. Sayın Erol Özvar ve YÖK üyelerimize teşekkür ediyorum. Bartın Üniversitesi olarak ülkemizin gelecek vizyonu doğrultusunda hazırlanan yükseköğretim hedeflerine katkı sunmaya devam edeceğiz" dedi.
BARÜ’de kampüsteki hayvanlar için yaşam merkezi oluşturuldu
22 Aralık 2025 Pazartesi - 15:50 BARÜ’de kampüsteki hayvanlar için yaşam merkezi oluşturuldu Bartın Üniversitesi (BARÜ) Kutlubey Yerleşkesi’nde kampüs içinde yaşayan hayvanlar için "Hayvan Yaşam Merkezi" kuruldu. Bartın Üniversitesinde (BARÜ) kampüs içinde yaşayan hayvanların güvenli ortamlarda yaşamlarını sürdürebilmeleri amacıyla "Hayvan Yaşam Merkezi" kuruldu. Kutlubey Yerleşkesi’nde 400 metrekarelik alana inşa edilen merkez, BARÜ Doğa ve Hayvan Kulübü öğrencileri ile akademik ve idari personelin iş birliğiyle oluşturuldu. Böylece BARÜ, Öğrenci Yaşam Merkezi ve Engelsiz Yaşam Alanı’ndan sonra oluşturduğu Hayvan Yaşam Merkezi ile sosyal, erişilebilir ve kapsayıcı kampüs çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Hayvan Yaşam Merkezi’nde incelemelerde bulunan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, kulüp yetkililerinden yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Rektör Akkaya, hayvan dostu kampüs çalışmalarına devam ettiklerini vurgulayarak "Hayvanların beslenme ve barınma ihtiyaçlarını daha düzenli ve kontrollü şekilde sağlamak için Doğa ve Hayvan Kulübümüz ile birlikte sürdürülebilir bir model oluşturduk. Kampüs içinde yaşayan hayvanlarımızın güvenli ve doğal bir ortamda yaşamlarını sürdürebilmeleri amacıyla bir yaşam merkezi inşa ettik. Akademisyenlerimiz, öğrencilerimiz ve Bartın esnafımızın katkılarıyla oluşturduğumuz bu projenin, diğer üniversitelerimize örnek olmasını temenni ediyorum. Başta kulüp danışmanı Doç. Dr. Lale Özdemir Şahin olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi.
BARÜ ile Yozgat Bozok Üniversitesi arasında iş birliği protokolü imzalandı
19 Aralık 2025 Cuma - 17:47 BARÜ ile Yozgat Bozok Üniversitesi arasında iş birliği protokolü imzalandı Bartın Üniversitesi (BARÜ) ile Yozgat Bozok Üniversitesi (YOBÜ) arasında akademik ve bilimsel çalışmaları güçlendirmek amacıyla iş birliği protokolü imzalandı. Yozgat Bozok Üniversitesi (YOBÜ) Rektörü Prof. Dr. Evren Yaşar, Bartın Üniversitesi (BARÜ) Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya’yı ziyaret etti. Rektörlük makamında gerçekleştirilen görüşmede iki kurum arasında yapılabilecek ortak çalışmalar ve akademik deneyim paylaşımı üzerine istişarelerde bulunuldu. Ziyarette YOBÜ’den Genel Sekreter Doç. Dr. Mustafa Kocakaya, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Fuat Köksal, BARÜ’den Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yafes Yıldız, Genel Sekreter Mesut Kasap ile Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Gençel de yer aldı. Rektörlük Senato Salonu’nda BARÜ’de yürütülen akademik, bilimsel ve toplumsal çalışmaların anlatıldığı sunumun ardından iki üniversite arasında iş birliği protokolü yapıldı. İki üniversitenin ortak proje, araştırma ve bilimsel yayın yapmasını, kongre, sempozyum, konferans gibi ortak akademik ve bilimsel faaliyetler gerçekleştirmesini hedefleyen protokol BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya ile YOBÜ Rektörü Prof. Dr. Evren Yaşar tarafından imzalandı. Rektör Akkaya ve Rektör Yaşar daha sonra Spor Bilimleri Fakültesi bünyesinde düzenlenen ParaFest’25 etkinliğini, kampüste yer alan camiyi, BARÜ Engelsiz Yaşam Alanı’nı ziyaret etti. Rektör Yaşar, misafirperverlikleri dolayısıyla Rektör Akkaya’ya teşekkür etti. Rektör Akkaya ise nazik ziyaretlerinden dolayı Rektör Yaşar’a teşekkürlerini ifade ederek imzalanan iş birliği protokolünün hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.