Yerel Haberler
Bartın
03 Mart 2026 Salı - 12:27 KAMİAD Başkanı Adıgüzel’den ödeme uyarısı Kamu Müteahhitleri ve İş İnsanları Derneği (KAMİAD) Başkanı Ali Adıgüzel, bakanlıklara bağlı kurumlarda yürütülen kamu projelerinde hakediş ödemelerine ilişkin yaşanan belirsizliklerin sektörde ciddi nakit akışı sorunlarına yol açabileceğini belirtti. KAMİAD Başkanı Ali Adıgüzel, yaptığı açıklamada bazı kurumlarda 2026 yılı Nisan ayına kadar ödenek planlamasına ilişkin kısıt bulunduğuna dair üyelerden bildirimler aldıklarını ifade ederek, sürecin kamu projelerinin ilerleyişini etkileyebileceğini söyledi. Başkan Ali Adıgüzel konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Kamu adına yatırım yapan yüklenici firmalarımız, devam eden projelerde önemli bir finansman yükü taşımaktadır. Hakediş ödemelerinde oluşabilecek gecikmeler yalnızca firmalarımızı değil; alt yüklenicileri, tedarik zincirini ve binlerce çalışanı doğrudan etkileyebilecek bir süreci beraberinde getirebilir. Amacımız herhangi bir kriz algısı oluşturmak değil; kamu yatırımlarının aksamadan devam etmesini sağlayacak yapıcı bir çözüm zemini oluşturmaktır." KAMİAD olarak ilgili kamu kurumları nezdinde gerekli girişimlerin başlatıldığını belirten Adıgüzel, ödeme takvimine ilişkin netliğin hem sektör hem de kamu projelerinin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. "Kamu projelerinin durması ya da yavaşlaması kimsenin arzu edeceği bir tablo değildir. İstihdamın korunması, yatırımların kesintisiz devamı ve mali disiplinin sağlanması için çözüm odaklı bir diyalog sürecine ihtiyaç vardır. Dernek olarak sürecin yapıcı şekilde yönetilmesi için her türlü iş birliğine hazırız." KAMİAD, kamu yatırımlarının sürdürülebilirliği ve sektörün finansal istikrarının korunması amacıyla süreci yakından takip etmeye devam edeceğini bildirdi.
03 Mart 2026 Salı - 12:14 Uzmanlardan ekran bağımlılığında yapay zeka uyarısı Bartın Üniversitesinin (BARÜ) bilim kafe çalışmaları kapsamında düzenlenen etkinlikte konuşan Bartın Sağlık Müdürlüğünden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzman Doktor Berat Merih Yetim, ekran bağımlılığı ile yapay zekâ tabanlı uygulamaların çocuk ve ergenler üzzerindeki etkilerini anlatarak uyarılarda bulundu Bartın Üniversitesinde (BARÜ) 1-7 Mart Yeşilay Haftası doğrultusunda "Bağımlılıkla Mücadele ve Ekran Bağımlılığı" başlıklı bilim kafe etkinliği düzenlendi. BARÜ Bağımlılıkla Mücadele Ofisi, Genç Yeşilay ve Kutlubey Gençlik Ofisi iş birliğinde hazırlanan programda bağımlılıkla mücadelede kurumsal iş birliğinin önemi, ekran bağımlılığının birey ve toplum sağlığı üzerindeki etkileri uzmanlar tarafından ele alındı. Programın açılış konuşmasını yapan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, "Ünlü düşünür İbni Haldun ‘İnsan alışkanlıklarının çocuğudur.’ der. O alışkanlıklarınız yeter ki bağımlılıklara dönüşmesin. Çünkü alışkanlıkla bağımlılık arasında çok ince bir çizgi vardır. Görüyoruz ki dünya ekran bağımlılığıyla karşı karşıya, yaş fark etmeksizin her kuşaktan bireyin elinde artık telefon bulunuyor. Hatta ebeveynlerin çocuklarına karşı olan sorumluluklarından bir kaçış yolu olarak görebiliyoruz. Günün yorgunluğunu atma zamanı geldiğinde bile uyumadan önce bu bağımlılığımızı devam ettiriyoruz. Ekranı kontrollü kullanmayı dijital dünyaya bağımlı olmadan öğrenmeliyiz" dedi. Ardından geçilen programın moderatörlüğünü Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Özge Özgür yaparken, Bartın Sağlık Müdürlüğünden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzman Doktor Berat Merih Yetim ile Bartın Yeşilay Danışmanlık Merkezinden (YEDAM) Psikologu Ekin Çil Çelebi konuşmacı olarak yer aldı. Yapay zeka uyarısı Bağımlılığın psikososyal bir süreç olduğuna dikkat çeken Uzman Doktor Yetim, "Çocuk ve ergenlerde artan ekran süresi uyku düzeni, dikkat ve akademik başarı üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Ekranın aşırı kullanımı bağımlılıkla eş değer değildir. Bağımlılık; alışkanlığı, yoksunluğu, bırakamamayı ve çevrim içi olarak çok vakit geçirmeyi kapsar. Ekran bağımlılığı ve yapay zekâ etkileşimi ise kullanıma bağlı olarak değişmektedir. Yapay zekâ üretkenliği artırsa bile teknoloji stresi ve duygu bozukluklarıyla ilişkili olabiliyor. Yapay zekâ tabanlı uygulamalar gençlerde sosyal kıyaslama ve beden imajı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. Ayrıca eğitim hayatında dikkat ve motivasyonu da azaltabiliyor." diye konuştu. Bağımlılıkla mücadele Yeşilay’ın bağımlığa yönelik çalışmalarını aktaran Psikolog Çil Çelebi ise, "YEDAM Yeşilay danışmanlık merkezidir. YEDAM 12 yaş üstü bağımlı bireylere, bağımlılık riski taşıyanlara ve ailelere hizmet verir. Bazı durumlarda bağımlı bireyler bağımlılıklarını kabul etmeyebilir veya destek almak istemeyebilir bu gibi durumlarda aile ile sürece başlayarak çeşitli hizmetler sunuyoruz. Hizmetlerimiz ücretsiz olup görüşmelerimizi de gizlilik çerçevesinde yürütüyoruz. Tütün, alkol, kumar, madde ve internet bağımlılıklarında psiko-sosyal tedavi hizmeti veriyoruz. Aynı zamanda atölye etkinlikleri ile danışanlarımızın becerilerini geliştirip toplumla sosyal uyumlarını sağlayarak onları üreten konuma getirmeyi hedefliyoruz." diye bilgilendirmelerde bulundu. Öğrenciler tarafından ilgiyle takip edilen program, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
Bartın’da 65 günlük bebeğin hastanede şüpheli ölümü
21 Ocak 2025 Salı - 11:46 Bartın’da 65 günlük bebeğin hastanede şüpheli ölümü Bartın’da 65 günlük bebek, baygın olarak kaldırıldığı hastanede öldü. Savcılığın şüpheli ölüm olarak değerlendirdiği olayda ifadesine başvurulan aile bebeğin solunum rahatsızlığı bulunduğunu ifade etti. Bartın Kemerköprü Mahallesi’nde yaşayan maden işçisi Hüseyin Y. ile K.Y., çiftinin 65 günlük Hüseyin Asaf bebek, tıkanarak soluk alamaması sonucu, çağrılan 112 ambulansı ile baygın bir şekilde Bartın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ne kaldırıldı. Yapılan müdahalelere rağmen Asaf bebek, kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Soluk borusunu mama yada başka cisim kaçarak solunum yapamadığı düşünülen Asaf bebeğin ölümü adli vaka olarak değerlendirildi. Bartın Cumhuriyet Savcılığı tarafından şüpheli bulunan Asaf bebeğin ölümü ile ilgili soruşturma başlatıldı. Bartın Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Ekipleri tarafından ailenin yaşadığı evde inceleme yapılırken, anne K.Y. ve baba Hüseyin Y.’nin de ifadesine başvuruldu. Anne K.Y., bebeğinin rahatsızlığı bulunduğunu olay günü de aniden fenalaştığını belirterek, süt yada mama nedeniyle tıkanma ihtimalinin olmadığı kaydetti. Maden işçisi olarak Amasra’da çalıştığını belirten baba Hüseyin Y.’de olay günü kendisinin evde olmadığını, eğitim nedeniyle Zonguldak’ta bulunduğunu vurguladı. Acı olayı sonradan haber aldığını belirten Hüseyin Y., "Eşim hamile olduğu dönemde de bebeğimizin sıkıntıları vardı. Doğduktan sonra da sürekli kontrol altındaydı. Bartın’da Zonguldak’taki hastanelerde tedavi gördü. Burnunda et olduğunu, solunum yolunun çok dar olduğunu söylediler. Çok küçük olduğu için ameliyat edemeyeceğini söyledi, doktorlar. Yatarken sürekli tıkanıyordu, zaman zaman yan yatırıyorduk. O zaman biraz rahatlıyordu. Olaydan bir gün önceki gece de bebeğimiz tıkandı, hastaneye getirdik. Müdahale ettiler, biraz rahatladı. Sonra da taburcu edildik. Bir ilaç, reçete vermediler. Sabah yine rahatsızlanmış, ben evde yoktum. İl dışındaydım. Sonradan haberim oldu" dedi. Bebeğin kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla bebeğe otopsi yapma kararı aldı. Sağlık görevlilerinin ihmali olup olmadığı yönünde de araştırmanın yapıldığı öğrenilirken, otopsinin tamamlanarak kesin ölüm sebebinin belirlenmesi ile soruşturmanın da seyrinin şekillenmesi bekleniyor
Amasra’daki maden faciasının 11. duruşması 12 buçuk saat sürdü
20 Ocak 2025 Pazartesi - 22:58 Amasra’daki maden faciasının 11. duruşması 12 buçuk saat sürdü Bartın’ın Amasra ilçesinde 43 madencinin hayatını kaybettiği maden faciasına ilişkin davanın 11. duruşması yaklaşık 12 buçuk saat sürdü. Sanık ve savunma avukatlarının dinlendiği dava mart ayına ertelendi. Bartın Adliyesi koridorunda oluşturulan özel salonda gerçekleşen duruşma, sabah saat 10.00’da başladı. Davada maden faciasında hayatını kaybeden 43 madencinin avukatları ile tutuklu ve tutuksuz toplam 23 sanığın avukatlarının savunmaları dinlendi. Akşam saat 22.30’a kadar süren duruşmada üç kez ara verildi. Çok sayıda polis tarafından geniş güvenlik tedbiri alındığı görülen davada sanıkların tutukluluk ve ev hapsinin devamına karar verilerek, duruşma 24 Mart Pazartesi gününe ertelendi. Mahkeme heyeti, 24 Mart tarihinde yapılacak duruşmada karar verilebileceğini ifade ederek, karar verilmesi halinde son sözlerin sorulacağını belirtti. Duruşma esnasında ve sonunda aileler, sanık avukatlarına tepki gösterdi. Salonda bağıran kişiler, mahkemece dışarı çıkartıldı. Bartın Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşen önceki duruşmada savcılığın mahkemeye sunduğu mütalaa okunmuştu. 36 sayfalık mütalaada tutuklu sanıklar Amasra Müessese Müdürü Cihat Özdemir, İşletme Müdürü Selçuk Ekmekçi, İşletme Başmühendisi Mehmet Tural ile İş Güvenliği ve Eğitim Başmühendisi Volkan Soylu’nun kusurlu olduğu belirtilmiş, savcı 4 tutuklu sanık hakkında 43 kez ’muhtemel kast ile öldürme’ ve yaralı kurtulan 9 işçiden 4’ünün yaşamları tehlikeye girecek şekilde yaralanmaları sebebiyle 4 kez ’muhtemel kast ile yaralama’ suçlarından ayrı ayrı bin 123’er yıla kadar hapis cezası talep etmişti. Diğer 19 tutuksuz sanık hakkında ise ’bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan ayrı ayrı 22,5 yıla kadar hapis cezası talep edilen davada, savcılığın mütalaasına karşı müşteki ve sanık avukatları ile sanıkların tamamı savunma için ek süre istemişti.
Amasra maden faciasında 11. duruşma başlıyor
20 Ocak 2025 Pazartesi - 10:22 Amasra maden faciasında 11. duruşma başlıyor Bartın’da 43 madencinin hayatını kaybettiği Amasra Maden Faciasının 11. Duruşması bugün yapılıyor. Bartın Adliyesi koridorunda oluşturulan özel salonda gerçekleşen duruşmada 4’ü tutuklu 23 kişi yargılanıyor. Polisin geniş güvenlik tedbiri aldığı dava öncesi CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, madenci aileleri ve sendikacılarla birlikte basın açıklaması yaptı. Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır’ın da katıldığı açıklamada Bankoğlu, maden kazasının sorumluların hesap vereceğini ifade etti. Sanıklar ve avukatlarının da katıldığı davayı izlemeye gelenler geniş güvenlik tedbirleri arasında adliyeye girdi. Bartın Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşen önceki duruşmada savcılığın mahkemeye sunduğu mütalaa okunurken, savcılık tarafından 36 sayfa olarak hazırlanan mütalaada, tutuklu sanıklar Amasra Müessese Müdürü Cihat Özdemir, İşletme Müdürü Selçuk Ekmekçi, İşletme Başmühendisi Mehmet Tural ile İş Güvenliği ve Eğitim Başmühendisi Volkan Soylu’nun kusurlu olduğu belirtilmiş, savcı, 4 tutuklu sanık hakkında 43 kez ’Muhtemel kast ile öldürme’ ve yaralı kurtulan 9 işçiden 4’ünün yaşamları tehlikeye girecek şekilde yaralanmaları sebebiyle 4 kez ’Muhtemel kast ile yaralama’ suçlarından ayrı ayrı 1123’er yıla kadar hapis cezası istemişti. Diğer 19 tutuksuz sanık hakkında ise ’Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan ayrı ayrı 22,5 yıla kadar hapis istenen davada Savcılığın mütalaasına karşı müşteki ve sanık avukatları ile sanıkların tamamı, savunma için ek süre istemişti. Bugün davada ise sanıkların savunmalarını yapması bekleniyor.
Adalet Bakanı Tunç: "Yapay zeka konusunda mahremiyet hakkı ile kamusal fayda arasında bir denge kurulması şarttır"
17 Ocak 2025 Cuma - 19:30 Adalet Bakanı Tunç: "Yapay zeka konusunda mahremiyet hakkı ile kamusal fayda arasında bir denge kurulması şarttır" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Yapay zeka, muazzam güce sahip bir araçtır. Ancak unutmayalım ki, teknoloji insana hizmet etmelidir, insanlık teknolojiye hizmet etmemelidir. Eğer bu denge bozulursa, bir insanın hakları, özgürlüğü ve kimliği, yapay zekanın elinde birer rakama, birer sayıya dönüşüp esas varlığını yitirerek değersizleşebilir. İşte bu yüzden, kişisel verilerin korunması hakkı, yalnızca bir güvenlik meselesi değil, bir medeniyetin en çetin sınavlarından biridir. Ayrıca, yapay zeka konusunda mahremiyet hakkı ile kamusal fayda arasında bir denge kurulması şarttır" dedi. Bartın Üniversitesi (BARÜ) ve Kişiler Verileri Koruma Kurulu (KVKK) tarafından düzenlenen "Veri Korumanın 44 Yılı: Mahremiyet Perspektifinden Yapay Zeka Çağı" konulu konferansa katılan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, güvenlik güçleri, yargı ve adliye personelini yapay zeka ve mahremiyet konusunda uyararak, "Yapay zeka evet, muazzam güce sahip bir araçtır. Ancak unutmayalım ki, teknoloji insana hizmet etmelidir, insanlık teknolojiye hizmet etmemelidir" dedi Bartın Üniversitesi’nde gerçekleşen panelde konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde Siber Güvenlik Kurulu, adalet bakanlığı bünyesinde ‘Yapay zeka bilim komisyonu’ kurulacağını açıkladı.Bakan Tunç, Siber Güvenlik Kurulu hakkında, "Tüm bu çalışmalarımızın yanında Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında kurulacak ve Adalet Bakanlığımızın da üyesi olduğu Siber Güvenlik Kurulu ile ülkemizin siber güvenliğini daha da güçlendirecek strateji ve politikaları belirleyeceğiz. Bu çerçevede geçtiğimiz günlerde kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı sayesinde kurumlar arası koordinasyon etkin şekilde sağlanacak, tüm bu strateji ve politikalar, hazırlanacak eylem planlarıyla hayata geçirilecek" dedi. Adalet Bakanlığı’nda oluşturulacak olan Yapay Zeka Bilim Komisyonu’nda yargı personellerinin yanı sıra akademisyen ve bilim adamlarının da yer alacağını hatırlatan Bakan Tunç, "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 2 Ekim 2024 tarihinde alınan kararla yapay zekanın kazanımlarına yönelik atılacak adımların belirlenmesi, bu alanda hukuki altyapının oluşturulması ve yapay zeka kullanımının barındırdığı risklerin önlenmesine ilişkin tedbirlerin belirlenmesi amacıyla araştırma komisyonu kurulmuştur. Biz de yapılacak bu çalışmalara teknik destek vermek amacıyla Adalet Bakanlığımız bünyesinde ‘Yapay zeka bilim komisyonu’ kuruyoruz. Bu komisyon, hem hukuki alt yapıyı destekleyecek çalışmalar yapacak hem de akademik araştırmalara katkıda bulunacak” şeklinde konuştu. Kişisel verilerin güvenliği Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, dijital çağda yapay zeka teknolojilerinin geliştiğini ve art niyetli düşünce ile algoritmaların kişisel verilerin güvenliğini tehdit ettiğini vurgulayarak, "İçinde bulunduğumuz dijital çağda yapay zeka teknolojileri de baş döndürücü bir hızla gelişmektedir. Uygulama alanı giderek artan yapay zeka teknolojilerinin köklü dönüştürücü etkisi insanoğlunu yeni bir dönemin eşiğine getirmiştir. Ülkemiz bu büyük dönüşüme kayıtsız kalmayarak, on birinci kalkınma planı kapsamında hazırlanan ulusal yapay zeka stratejisi ile bu alandaki çalışmaları hayata geçirmektedir. Yapay zeka bugünün yeni bir kavramı olarak nitelendirilse de bundan tam 65 yıl önce bilim insanımız Ordinaryüs Profesör Cahit Arf, ’Makineler düşünebilir mi ve nasıl düşünebilir?’ adlı makalesinde, yapay zekanın temel felsefi ve matematiksel prensiplerini ele almış, bu alanda dünyadaki ilk bilimsel çalışmalardan birine imza atmıştır. Yine bundan 9 asır önce sibernetik ve robotik çalışmaların ilk örneklerini veren El-Cezeri, yapay zekanın önünü açan, medeniyetimizin öncü şahsiyetlerden biri olmuştur. Geçmişimizden gelen bu bilgi birikimini, sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde milli teknoloji hamlesiyle geleceğe taşımanın gayreti içindeyiz. Günümüzde akıllı yazılımlar, akıllı insansı robotlar, elektronik sözleşmeler, en bilinen yapay zeka teknolojileri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu teknolojiler, başta hukuk, sağlık, eğitim, güvenlik olmak üzere hemen hemen her sektörde farklı uygulamalar ve yazılımlarla günlük hayatımızı kolaylaştırıcı fırsatlar sunmaktadır. Yapay zeka teknolojilerinin, sunduğu bu imkanların yanında bazı riskleri de beraberinde getirdiği göz ardı edilmemelidir. Bu teknolojinin yaygınlaşması, aynı zamanda kişisel verilerin güvenliğini sağlama konusundaki sorumluluğumuzu da artırmaktadır. Çünkü yapay zeka, eğer denetimsiz bir şekilde varlık gösterirse, bir insanın en mahrem verilerine, onun tüm varlığına hükmedebilir” ifadelerini kullandı Yapay zeka uyarısı Bakan Tunç, yapay zekanın tüm dünyayı güvenlik konusunda tehdit ettiğini de anlatarak, "Kötü niyetle kullanılan bir algoritma, bir yazılım; karar verme sürecinde, insanı yanlış anlayabilir, kişinin tercihinin ya da düşüncesinin arkasındaki anlamı yok sayabilir. İşte tam da bu noktada, yapay zeka bağlamında kişisel verilerin korunması, salt bir hukuki düzenleme meselesi olmaktan çıkmakta, aynı zamanda insan hak ve onurunun savunulması meselesine dönüşmektedir. Yapay zeka, muazzam güce sahip bir araçtır. Ancak unutmayalım ki, teknoloji insana hizmet etmelidir, insanlık teknolojiye hizmet etmemelidir. Eğer bu denge bozulursa, bir insanın hakları, özgürlüğü ve kimliği, yapay zekanın elinde birer rakama, birer sayıya dönüşüp esas varlığını yitirerek değersizleşebilir. İşte bu yüzden, kişisel verilerin korunması hakkı, yalnızca bir güvenlik meselesi değil, bir medeniyetin en çetin sınavlarından biridir. Ayrıca, yapay zeka konusunda mahremiyet hakkı ile kamusal fayda arasında bir denge kurulması şarttır. Bu bakımdan, yapay zeka konusunda yerleşik kural ve sistemlerin etkin bir denetime tabi tutulması son derece önemlidir. Bu yapılırken, başta insan onuru ve bireysel özerklik olmak üzere, özel hayatın gizliliği ve kişisel veriler korunmalıdır. Ayrıca eşitlik ve ayrımcılık yapmama, hukuki güvenlik, belirlilik, şeffaflık, veri sahipliği, etik standartlar ile hesap verilebilirlik ve mesuliyet ilkeleri esas alınarak, hukukî alt yapının oluşturulmasına yönelik çalışmalar da ihmal edilmemelidir. Nitekim tüm dünyada yapay zekânın güncel hukuka etkisi üzerinde önemle durulduğu görülmektedir. Günümüzde robotlardan kaynaklı yaralanmalı ve ölümlü iş kazalarında hukuki sorumluluğun ne şekilde olacağı, insansı robotlara vatandaşlık verilip verilemeyeceği, otonom sürüşlerde insansız araçların karıştığı kazalarda hukuki sorumluluğun ne şekilde olacağı, yapay zekaya hukuki kişilik verilip verilemeyeceği gibi hususlar, yanıt bekleyen karmaşık konular olarak karşımıza çıkmaktadır. Üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi, Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlar tarafından yapay zekanın hukuka etkisi konusunda ve bu karmaşık sorulara cevap bulma adına çalışmalar yapmaktadır" ifadelerine yer verdi Cep telefonu uyarısı Bakan Tunç, cep telefonu ile akla gelmeyecek siber saldırılara maruz kalınabileceğini de kaydederek, "Hepimizin cep telefonları var, akıllı telefonlar cebimizde olduktan sonra artık biz açık bir alandayız. Herkes bizi görüyor. Yani cep telefonu yanımızdaysa biz yalnız başımıza değiliz. Dolayısıyla başka saldırılara da maruz kalabiliriz, mahremiyetimiz de ihlal edilebilir, suç işleyenler de bize ulaşabilir, bizi suça da bulaştırabilirler. Nelerle karşılaşıyoruz? Yani hiç ummadığınız kişiler bilişim yoluyla dolandırıcılığa maruz kalabiliyor. Dolayısıyla artık dijital çağda hem bu suç işlenmesini artırıyor, hem de suçların aydınlatılmasına yönelik de teknolojik imkanlarını da beraberinde getiriyor. Siber güvenlik teşkilatımız hem jandarmanın, hem emniyet teşkilatımızın, özellikle nasıl polislerimiz, güvenlik güçlerimiz sokaklarda devriye yapıyor, aynı şekilde sanal dünyada da devriye yapıyor, 24 saat tarıyorlar ve yakaladıklarını yargıya teslim ediyorlar. Tüm bunların takibini yapan bir güvenlik teşkilatı yani siber güvenlik teşkilatı var. Sizin ummadığınız kişiler gece yarısı bir suç işleyebiliyor ve yargının konusu söz konusu olabiliyor. Bilişim suçları giderek arttı. Şu anda yargı teşkilatımızın önemli bir yükünü teşkil ediyor. Vatandaşlarımızı bu konuda aydınlatmamız lazım. Bu konuda özellikle gençlerimizi aydınlatmamız lazım. Neyin suç olup olmadığı noktasında genç yaşta belki farkında değiller. Bu konuda ortaokullarda, liselerde özellikle hukuk ve adalet dersleri, ortaokullarda var, liselerde de seçmeli de olsa olması lazım. Bu konuda gençlerimizi, çocuklarımızı özellikle vatandaşlarımızı suçtan koruyabilmek için alınması gereken çok tedbir var. Çünkü dijital çağ çok açık bir alan, dolayısıyla bu alanda vatandaşlarımızı nasıl koruyabiliriz? İşte bu toplantı da bunun için yapılıyor” diye konuştu. Panelin sonunda Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a Kişisel Verileri Koruma Kurulu (KVK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir tarafından "Kişiler Verilerin Korunması" konulu kitap, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun tarafından ise hat sanatı ile yazılmış bir tablo hediye edildi Öte yandan Bartın Üniversitesi konferans salonunda gerçekleşen "Veri Korumanın 44 Yılı: Mahremiyet Perspektifinden Yapay Zeka Çağı" adlı programa Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanı sıra Kişisel Verileri Koruma Kurulu (KVK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, Bartın Vali Vekili Muhittin Gürel, AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Orhan Uzun, güvenlik kurumlarının yetkili amir, müdürleri, yargı ve adliye personeli ile farklı kamu kurumlarında görev yapan personeller, öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı.