Yerel Haberler
Bayburt
25 Şubat 2026 Çarşamba - 10:08 Yem desteği Bayburtlu çiftçinin yüzünü güldürdü: "Bu destek bize iyi geldi" Bayburt İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen ’Bayburt Üreticisine Destek, Hayvancılığa Bereket Projesi’ kapsamında dağıtılan yemler, üreticilere can suyu oldu. Karşıgeçit köyünde hayvancılıkla uğraşan Mahmut Tetik, proje çerçevesinde aldığı yaklaşık 45 çuval yemle maliyetlerinin önemli ölçüde azaldığını belirtti. Bayburt’ta hayvancılık sektörünün sürdürülebilirliğini sağlamak ve artan yem maliyetleri karşısında üreticiyi korumak amacıyla başlatılan destek projesinde büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık işletmelerine yönelik kapsamlı bir yem dağıtımı gerçekleştirildi. Karşıgeçit köyünde üretim yapan Mahmut Tetik, projeden faydalanan üreticilerden biri oldu. Tetik, sağlanan bu katkının üreticilere iyi geldiğini söyledi. "Bu tür projelerin devamını bekliyoruz" Yaklaşık 10 yıldır hayvancılık sektöründe üretim yapan Tetik, yem fiyatlarının arttığı bu dönemde sağlanan desteğin önemine dikkat çekerek, "Bu yapılan yem desteğinden dolayı çok memnunum. Bayburt Üreticisine Destek, Hayvancılığa Bereket Projesi’ni Tarım İl Müdürlüğünün resmi sitesinde gördüm. Ben de projeye başvurarak, destekten faydalandım. Yem fiyatlarının arttığı bu dönemde bu proje biz çiftçilere çok iyi geldi. Bu tür projelerin devamını bekliyoruz. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya çok teşekkür ediyoruz. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz" dedi. 50 milyon lira bütçe ayrıldı İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde yürütülen projeye 50 milyon TL bütçe ayrıldı. Hayvancılık potansiyelini güçlendirmeyi hedefleyen çalışma ile 181 köyde bulunan 2 bin 601 işletmeye toplam 67 bin 294 çuval (3 bin 365 ton) hayvan yemi dağıtıldı. Destekle birlikte üreticilerin yem maliyetlerinin azaltılması ve hayvancılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması hedeflendi. Bu tür desteklerin planlı ve kararlı bir şekilde süreceği İl tarım ve Oman Müdürlüğü tarafından bildirildi.
Denetimli serbestliğin 20 yıllık serüveni panelde konuşuldu
19 Aralık 2025 Cuma - 09:46 Denetimli serbestliğin 20 yıllık serüveni panelde konuşuldu Denetimli serbestlik hizmetlerinin 20’nci yılı kapsamında üniversite ile Denetimli Serbestlik Müdürlüğü iş birliğinde panel düzenlendi. Panel, akademik ve adli çevrelerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Denetimli serbestlik uygulamalarının geçmişi, bugünü ve geleceğinin ele alındığı panelde, alanında uzman isimler bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Panelin moderatörlüğünü Öğr. Gör. Murat Akpınar üstlenirken, Denetimli Serbestlik Müdürü Adil Firar, Öğr. Gör. Sefanur Didar Söylemez ve Denetimli Serbestlik Uzmanı Ahmet Cinoçevi programda konuşmacı olarak yer aldı. Firar, denetimli serbestlik kurumunun doğuşu ve Türkiye’deki gelişim süreci hakkında bilgi verdi. Firar, 2005 yılında yürürlüğe giren 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu ile sistemin Türk infaz hukukunda kurumsal bir yapı kazandığını belirterek, denetimli serbestliğin toplum temelli bir infaz modeli olarak bireyin topluma yeniden kazandırılması ve suçun tekrarlanmasının önlenmesinde önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Söylemez, konuşmasında denetimli serbestliğin hukuki boyutlarına değindi. Denetimli serbestliğin yalnızca bir denetim mekanizması olmadığını vurgulayan Söylemez, uygulamanın bireyin temel hak ve özgürlüklerini gözeten, insan odaklı ve çağdaş bir adalet anlayışını yansıttığını dile getirdi. Cinoçevi de denetimli serbestlik kapsamında yürütülen eğitim ve iyileştirme faaliyetleri hakkında katılımcılara bilgi verdi. Yükümlülere yönelik eğitim programları, psiko-sosyal destek çalışmaları ve rehabilitasyon faaliyetlerinin bireylerin topluma uyum süreçlerini güçlendirdiğini belirten Cinoçevi, bu çalışmaların kamu güvenliğine de önemli katkılar sunduğunu kaydetti. Panelde yapılan değerlendirmelerde, denetimli serbestliğin 20 yıllık süreçte önemli bir gelişim gösterdiği ve yalnızca bir infaz yöntemi olmanın ötesine geçerek toplumsal bütünleşmeyi destekleyen, bireyi merkeze alan bir adalet anlayışının önemli bir unsuru haline geldiği vurgulandı.
Restorasyon kapsamına alınması planlanan tarihi Galer Hamamı yıkılıyor
17 Aralık 2025 Çarşamba - 10:37 Restorasyon kapsamına alınması planlanan tarihi Galer Hamamı yıkılıyor Bayburt’un Tuzcuzade Mahallesi’nde bulunan ve restorasyon kapsamına alınacağı açıklanan tarihi Galer Hamamı’nın atıl durumda kalması tepkilere neden oluyor. Yıllardır bakım ve onarım bekleyen tarihi yapıda zamanla ciddi yıpranmalar meydana geldi. Mahalle içerisinde yer alan tarihi hamamın mevcut durumu çevrede yaşayan vatandaşların da dikkatini çekti. Mahalle sakinleri, hamamın restore edilmediğinden dert yanarak, tarihi yapının göz göre göre yok olmasından duydukları rahatsızlığı dile getirdi. Özellikle son dönemde yapının bazı bölümlerinde ciddi bozulmaların meydana geldiği, oluşan deformasyonlar nedeniyle çökme ve yıkılma riskinin arttığı gözlemlendi. Öte yandan Tarihi Galer Hamamı ile ilgili olarak Haziran ayında restorasyon çalışmaları yapılacağı yönünde açıklamalar yapılmış, Bayburt Valisi Mustafa Eldivan tarafından inceleme gerçekleştirilmişti. Vali Eldivan, kentin tarihi ve kültürel yapıları arasında yer alan hamamda mülk sahiplerinden bilgi alarak, yapının tarihi dokusunu koruyacak şekilde yenilenmesine ihtiyaç duyulduğunu ifade etmişti. Hamamın, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) destekli bir proje ile restore edilerek yeniden kente kazandırılmasının planlandığı, proje başvuru sürecine ilişkin hazırlıkların sürdüğü de duyurulmuştu. Aradan geçen yaklaşık 6 aya rağmen herhangi bir somut çalışmanın başlatılmaması dikkat çekerken, ağır kış şartları ve bakımsızlık nedeniyle tarihi yapının mevcut durumunda zamanla bozulmalar oluştu. Tarihi Galer Hamamı’nın restorasyon sürecine ne zaman dahil edileceği merak konusu olurken, yapının geleceğine ilişkin belirsizlik sürüyor. Mahalle sakinleri, tarihi hamamın korunarak gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekerek, yapının Bayburt’un kültürel mirası açısından önemli bir değer taşıdığına vurgu yaptı.
Bayburt’ta araç sayısı 20 bin 614 oldu
17 Aralık 2025 Çarşamba - 10:35 Bayburt’ta araç sayısı 20 bin 614 oldu Bayburt’ta Kasım ayı itibariyle trafiğe kayıtlı araç sayısı 20 bin 614 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım ayı motorlu kara taşıtları verisini açıkladı. Kasım ayında Türkiye genelinde 183 bin 172 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Kasım ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların %52,4’ünü otomobil, %29,9’unu motosiklet, %12,8’ini kamyonet, %2,1’ini traktör, %1,6’sını kamyon, %0,6’sını minibüs, %0,4’ünü otobüs ve %0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre %2,6 arttı Kasım ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre özel amaçlı taşıtta %209,6, kamyonette %14,8, otomobilde %9,6, traktörde %3,6, otobüste %0,5 artarken motosiklette %10,9, minibüste %10,4 ve kamyonda %8,5 azaldı. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre %3,1 azaldı Kasım ayında geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı özel amaçlı taşıtta %200,0, kamyonette %19,8, otomobilde %13,1, kamyonda %4,1, otobüste %0,2 artarken traktörde %35,4, motosiklette %25,4 ve minibüste %25,3 azaldı. Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Kasım ayı sonu itibarıyla 33 milyon 371 bin 446 oldu Kasım ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların %51,6’sını otomobil, %21,1’ini motosiklet, %14,7’sini kamyonet, %6,9’unu traktör, %3,1’ini kamyon, %1,6’sını minibüs, %0,7’sini otobüs ve %0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Kasım ayında 897 bin 877 adet taşıtın devri yapıldı Kasım ayında devri(1) yapılan taşıtların %67,8’ini otomobil, %14,9’unu kamyonet, %9,6’sını motosiklet, %3,5’ini traktör, %1,9’unu kamyon, %1,6’sını minibüs, %0,5’ini otobüs ve %0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Ocak-Kasım döneminde 2 milyon 120 bin 333 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı Ocak-Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı %10,1 azalarak 2 milyon 120 bin 333 adet olurken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı %56,3 artarak 48 bin 844 adet oldu. Böylece Ocak-Kasım döneminde trafikteki toplam taşıt sayısında 2 milyon 71 bin 489 adet artış gerçekleşti. Trafiğe kaydı yapılan ve trafikten kaydı silinen motorlu kara taşıtları, Kasım 2025 Ocak-Kasım döneminde trafiğe kaydı yapılan otomobillerin %46,2’si benzin yakıtlıdır Ocak-Kasım döneminde trafiğe kaydı yapılan 973 bin 254 adet otomobilin %46,2’si benzin, %26,9’u hibrit, %17,0’ı elektrikli, %8,8’i dizel ve %1,1’i LPG yakıtlıdır. Kasım ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 17 milyon 218 bin 442 adet otomobilin ise %32,8’i dizel, %30,8’i benzin, %30,3’ü LPG, %3,8’i hibrit ve %2,0’ı elektriklidir. Yakıt türü bilinmeyen (3) otomobillerin oranı ise %0,2’dir. Ocak-Kasım döneminde en fazla 1300 ve altı silindir hacimli otomobil kaydı yapıldı Ocak-Kasım döneminde trafiğe kaydı yapılan 973 bin 254 adet otomobilin %29,7’si 1300 ve altı, %23,3’ü 1401-1500, %10,8’i 1501-1600, %10,7’si 1301-1400, %8,0’ı 1601-2000, %0,5’i 2001 ve üstü motor silindir hacmine sahiptir. Ocak-Kasım döneminde kaydı yapılan otomobillerin 391 bin 698’i gri renklidir Ocak-Kasım döneminde trafiğe kaydı yapılan 973 bin 254 adet otomobilin %40,2’si gri, %24,9’u beyaz, %13,3’ü siyah, %11,6’sı mavi, %4,5’i yeşil, %3,7’si kırmızı, %0,7’si kahverengi, %0,5’i sarı, %0,4’ü turuncu ve %0,2’si diğer renklidir.
Bayburt’ta aile hekimlerinden ücret kesintilerine ve iş yüküne tepki
16 Aralık 2025 Salı - 13:55 Bayburt’ta aile hekimlerinden ücret kesintilerine ve iş yüküne tepki Aile hekimliği sisteminde uygulanan kontrol dışı ücret kesintileri ile artan iş yüküne tepki göstermek amacıyla Bayburt’ta aile hekimleri basın açıklaması yaptı. 2 No’lu Aile Sağlığı Merkezi önünde toplanan hekimler, mevcut uygulamaların hem sağlık çalışanlarını hem de vatandaşların aldığı sağlık hizmetini olumsuz yönde etkilediğini bildirdi. Aile hekimlerinin yaşadığı sıkıntıların dile getirildiği açıklamada, son bir yılda Aile Sağlığı Merkezlerine gelmeyen kayıtlı nüfus gerekçe gösterilerek ücret katsayılarında ciddi düşüşler yapıldığı, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının kontrolü dışındaki nedenlerle gelir kaybına uğratıldığı ifade edildi. Açıklamada, günlük 70’i aşan poliklinik yoğunluğuna rağmen hekimlerden binlerce farklı veri girişinin beklendiği belirtilerek, bu durumun hekimi hastadan uzaklaştırdığı vurgulandı. Ücretlerin büyük bir kısmının öngörülemez performans parametrelerine bağlandığı, izin ve hastalık gibi en temel insani durumlarda dahi gelirlerin ciddi şekilde düştüğü kaydedildi. Aile hekimliğinde taban ödeme oranının yüzde 35 seviyesinde kaldığına dikkat çekilirken, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinde bu oranın yüzde 72 olduğu ifade edilerek, sistemdeki dengesizliğe işaret edildi. Ayrıca, kamuda çalışan hekimlerin birçok ilde en fazla vergi ödeyen meslek grupları arasında yer aldığına dikkat çekilerek, vergi yükünün hekimlerin omuzlarında olduğu belirtildi. Hekimler üzerinden alınan yüksek vergilerin adil bir şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiği de vurgulandı. "Bizlerden hem dedektiflik hem hekimlik yapmamız bekleniyor" Sahada uygulanan bazı düzenlemelerin hekimlik dışı sorumluluklar yüklediği belirtilen açıklamada, hakkında adli işlem bulunan ve devlet tarafından aranan kişilerin takibinin aile hekimleri üzerinden yürütülmesinin kabul edilemez olduğu ifade edildi. Aile Sağlığı Merkezine gelmeyen kayıtlı nüfus nedeniyle ücret kesintisi yapılmasının adil olmadığını savunan aile hekimlerinden, "Bizlerden hem dedektiflik hem hekimlik yapmamız bekleniyor. Açıkça söylüyoruz, biz hekimiz" sesi yükseldi. "Hekimi bilgisayar başına mahkum eden uygulamalar vatandaşın sağlık hizmetini de zayıflatır" Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları, kontrol dışı nedenlerle cezalandırma anlayışından vazgeçilmesini, hekimi hastadan uzaklaştıran yönetmelik ve uygulamaların kaldırılmasını talep etti. Hekimler, sahada çalışan sağlık emekçilerinin katkısıyla hazırlanacak, adil, öngörülebilir ve gerçekçi bir düzenlemenin hayata geçirilmesi çağrısında bulundular. Açıklamanın devamında, sıklıkla değişen ve sahayla uyumsuz kriterler ile hekimlik yapmanın giderek zorlaştığı ifade edildi. Hekimlerin hastalarına ayırması gereken zamanın büyük bölümünü bilgisayar başında veri girişi yaparak geçirmek zorunda kaldığı belirtilirken, bir yıl boyunca Aile Sağlığı Merkezine gelmeyen hastaların hesabının da hekimler üzerinden kesintiye dönüştürüldüğü vurgulandı. Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarından telefon başında adeta telesekreterlik yapmalarının beklendiği kaydedildi. Açıklamada, mevcut uygulamaların hekimi hastadan uzaklaştırdığına dikkat çekilerek, "Bu ülkenin en zeki, en çalışkan ve en özverili evlatları olan sağlık çalışanlarına yönelik bu uygulamaların, başta vatandaşa karşı hafiyelik görevi olmak üzere tamamen kaldırılmasını mantığı ve vicdanı olan herkesten talep ediyoruz" denildi. "Bırakın hekimlik yapalım, tıp diplomamızın hakkını vererek çalışalım" Aile hekimleri, amaçlarının daha kaliteli muayene hizmeti sunmak ve hekimlik yapmak olduğunu vurgulayarak, hekimliği sekreterlik görevine indirmeye zorlayan yönetmeliğin kaldırılmasını istedi. Sahada çalışan aile hekimlerinin katkısıyla hazırlanacak gerçekçi bir yönetmeliğin hayata geçirilmesi çağrısında bulunulan açıklamada, hastanın en iyi şartlarda sağlık hizmeti aldığı, aile hekiminin ise insani şartlarda görev yaptığı sağlıklı bir çalışma ortamı talep edildi. Basın açıklaması, "Bırakın hekimlik yapalım, tıp diplomamızın hakkını vererek çalışalım" ifadeleriyle sona erdi.