Yerel Haberler
Bilecik
19 Mart 2026 Perşembe - 12:16 16 bin yıllık adak çukuru bulunan mağara için önemli gelişme Bilecik’te yer alan Gedikkaya Mağarası’nda, Epipaleolitik döneme tarihlenen bir adak çukuru ve heykelcik bulunurken, Gedikkaya Tepesi ve İn Mağarası İçin Sürdürülebilir Turizm" projesi" başlattı. Bilecik’in İnhisar ilçe merkezin yaklaşık 1 kilometre güneydoğusunda yer alan Gedikkaya mağarasında, Epipaleolitik döneme tarihlenen bir adak çukuru ortaya çıktı. Adak çukurunun içinde, kasıtlı olarak biçimlendirilmiş bir dikit ve oturur vaziyette bir kadın heykelciği bulundu. Heykelcik, Yakındoğu Neolitik kültürleri için karakteristik olan ana tanrıça heykelciklerinin taştan ve stilize erken bir örneği izlenimini veriyor. Epipaleolitik, Neolitik ve Kalkolitik yerleşimler Mağaranın içinde ve etrafında film çekimi, yarasa gübresi için toprak çıkarılması, kaçak kazı gibi çok çeşitli sebeplerden yoğun bir tahribat yapıldı. Bu tahribatın devam etmesini önlemek amacıyla 2019-2022 yılları arasında T. C. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Bilecik Müzesi’nin başkanlığında ve Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nden Doç. Dr. Deniz Sarı’nın bilimsel danışmanlığında mağarada kurtarma kazıları gerçekleştirildi. Gedikkaya Mağarası’nda bugüne dek Epipaleolitik, Neolitik ve Kalkolitik olmak üzere üç farklı dönemde yerleşildi. Bunun yanı sıra düzensiz bir şekilde Hellenistik Dönem’e ait tek tük ele geçirilen malzeme; mağaranın önünde yer alan yerleşim sakinlerinin zaman zaman belli amaçlarla mağarayı ziyaret ettiğine işaret ediyor. Mağara için "Sürdürülebilir Turizm" projesi başlattı Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi tarafından bir kalkınma ajansı "Teknik Destek Projesi" kapsamında hazırlanan "Gedikkaya Tepesi ve İn Mağarası İçin Sürdürülebilir Turizm Planlama Danışmanlığı Projesi" bölgenin tarihi ve kültürel mirasını turizme kazandırmayı amaçlıyor. Proje, BŞEÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Deniz Sarı başkanlığında yürütülecek. Bilecik’in İnhisar ilçesinde Gedikkaya Tepesi ve İn Mağarası’nın arkeolojik, kültürel ve doğal miras değerlerini koruyarak, sürdürülebilir turizm ilkeleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi hedefleniyor. Günümüzden yaklaşık 16 bin 500 yıl öncesine uzanan Epipaleolitik Dönem’den Klasik Çağlara kadar kesintisiz ritüel kullanım izleri sunan alan, çok katmanlı tarihî geçmişiyle bölgenin en önemli kültürel peyzajlarından biri olarak öne çıkıyor. Proje kapsamında, Gedikkaya Tepesi’nin arkeolojik sit niteliğine zarar vermeden kamusal erişimi mümkün kılan bütüncül bir planlama yaklaşımı geliştirilmesi planlanıyor. Özellikle İn Mağarası için önerilen ‘Yaşayan Kazı Alanı’ modeli ile bilimsel araştırma süreçleri ve ziyaretçi deneyiminin bir arada kurgulanması hedefleniyor. Çalışma, alanın bölgesel turizm potansiyelini ortaya koyarak kültür turizmi rotalarıyla entegrasyonunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamlı danışmanlık ve planlama çalışması ile yerli ve yabancı ziyaretçilere nitelikli, güvenli ve bilinçlendirici bir deneyim sunulması; kültürel mirasın korunarak gelecek nesillere aktarılması ve yerel ekonomik faaliyetlerin gelişimine katkı sağlanması hedefleniyor.
160 yıldır aynı tohumdan acı biber üretiyorlar
19 Eylül 2025 Cuma - 10:55 160 yıldır aynı tohumdan acı biber üretiyorlar Bilecik’in Çukurören köyüne özgü acı biberin üretimi yaklaşık 160 yıldır genetiği değiştirilmemiş aynı tohumlarla yapılırken, ’kırmızı altın’ diye adlandırılan biberin dizimine başlandı. Mübadele döneminde Yunanistan’dan Bilecik’e gelen göçmenlerin getirdiği tohumlarla 160 yılı aşkın üretimi yapılan acı biberde, hasat heyecanı yaşanıyor. Türk Patent ve Marka Kurumunca coğrafi işaret belgesiyle tescillenen kırmızıbiber köylüler tarafından toplandıktan sonra köylüler tarafından balkonlarda, çatılarda, ev duvarlarında kurutuluyor. Bunun yanı sıra cadde ve sokakları da süsleyen, kurutulduktan sonra makinelerle pul biber haline getirilen değerli ürün, başta Ankara, İstanbul, İzmir ve Eskişehir olmak üzere birçok ile satılıyor. "Bizden sonra bu işi yapacak yok ve artık köyümüzde de fazla insan kalmadı" Köyde kırmızıbiber üretimi yapan Müşerref Aydeniz, "Bu bizim ekmeğimiz, ata tohumumuz 160 senedir. Bizler hasadımızı yaptığımız biberlerimizde güzellerini ayırarak bir dahaki sene için kendimize tohum üretiyoruz. Mart ayında ekeriz, mayıs ve haziran ayında da aşılama yaparız. Eylül ve ekim ayında da topluyoruz. Bu bizim yıllardır geçim kaynağımız, çocuklarımız okuttuk, evlendirdik, torunlarımızın sünneti yaptık, onlar evlendirdik. Artık köyümüzde genç kalmadı, ben 60 yaşındayım en genç biziz. Bizden sonra bu işi yapacak yok ve artık köyümüzde de fazla insan kalmadı" dedi. Müşerref Aydeniz ayrıca hasat yaptıkları biberleri tek tek iplere dizerek güneşte kuruttuklarını, daha sonra toz haline getirerek tüccarlara sattıklarını söyledi. "Türkiye’nin her tarafına gönderiyoruz" Çukurören Köyü Muhtarı Muhittin Dündar ise köyün geçim kaynağı olan kırmızıbiber dizim işine başladıklarını anlatarak, "Biberlerimizi Mart ayında önce sıralar içinde çimlerini yetiştiriyoruz. Çimler yetiştikten sonra Nisan, Mayıs, Haziran aylarında bahçelerimizde aşılıyoruz. Görmüş olduğunuz gibi Eylül ayında biberlerimiz kızarıyor böyle kızardıktan sonra hasat ederek, eşlerimizle beraber bunları böyle diziyoruz. Bunun özelliği ata tohumu olması ve 160 yıldır aynı tohumdan üretilmesi. Havalar sıcak olduğu zaman bir ay içerisinde doğal bir şekilde kurur. Kuruduktan sonra pazara hazır şekilde olmuş oluyor. Makinelerimizde kıyıp pul biber haline getiriyoruz. Pazarlamasını da kendimiz yapıyoruz. Türkiye’nin her tarafına Bursa’ya, İstanbul’a, İzmir’e, Eskişehir’e her tarafa gönderiyoruz" dedi.
160 yıldır aynı tohumdan acı biberi üretiyorlar
19 Eylül 2025 Cuma - 10:53 160 yıldır aynı tohumdan acı biberi üretiyorlar Bilecik’in Çukurören köyüne özgü acı biberin üretimi yaklaşık 160 yıldır genetiği değiştirilmemiş aynı tohumlarla üretilirken, ’Kırmızı Altın’ diye adlandırılan biberin dizim işi başladı. Mübadele döneminde Yunanistan’dan Bilecik’e gelen göçmenlerin getirdiği tohumlarla 160 yılı aşkın üretimi yapılan acı biberde, hasat heyecanı yaşanıyor. Türk Patent ve Marka Kurumunca coğrafi işaret belgesiyle tescillenen kırmızıbiber köylüler tarafından toplandıktan sonra köylüler tarafından balkonlarda, çatılarda, ev duvarlarında kurutuluyor. Bunun yanı sıra cadde ve sokakları da süsleyen, kurutulduktan sonra makinelerle pul biber haline getirilen değerli ürün, başta Ankara, İstanbul, İzmir ve Eskişehir olmak üzere birçok ile satılıyor. "Bizden sonra bu işi yapacak yok ve artık köyümüzde de fazla insan kalmadı" Köyde kırmızıbiber üretimi yapan Müşerref Aydeniz, "Bu bizim ekmeğimiz, ata tohumumuz 160 senedir. Bizler hasadımızı yaptığımız biberlerimizde güzellerini ayırarak bir dahaki sene için kendimize tohum üretiyoruz. Mart ayında ekeriz, mayıs ve haziran ayında da aşılama yaparız. Eylül ve ekim ayında da topluyoruz. Bu bizim yıllardır geçim kaynağımız, çocuklarımız okuttuk, evlendirdik, torunlarımızın sünneti yaptık, onlar evlendirdik. Artık köyümüzde genç kalmadı, ben 60 yaşındayım en genç biziz. Bizden sonra bu işi yapacak yok ve artık köyümüzde de fazla insan kalmadı" dedi. Müşerref Aydeniz ayrıca hasat yaptıkları biberleri tek tek iplere dizerek güneşte kuruttuklarını, daha sonra toz haline getirerek tüccarlara sattıklarını söyledi. "Türkiye’nin her tarafına gönderiyoruz" Çukurören Köyü Muhtarı Muhittin Dündar ise, köyün geçim kaynağı olan kırmızıbiber dizim işine başladıklarını anlatarak, "Biberlerimizi Mart ayında önce sıralar içinde çimlerini yetiştiriyoruz. Çimler yetiştikten sonra Nisan, Mayıs, Haziran aylarında bahçelerimizde aşılıyoruz. Görmüş olduğunuz gibi Eylül ayında biberlerimiz kızarıyor böyle kızardıktan sonra hasat ederek, eşlerimizle beraber bunları böyle diziyoruz. Bunun özelliği ata tohumu olması ve 160 yıldır aynı tohumdan üretilmesi. Havalar sıcak olduğu zaman bir ay içerisinde doğal bir şekilde kurur. Kuruduktan sonra pazara hazır şekilde olmuş oluyor. Makinelerimizde kıyıp pul biber haline getiriyoruz. Pazarlamasını da kendimiz yapıyoruz. Türkiye’nin her tarafına Bursa’ya, İstanbul’a, İzmir’e, Eskişehir’e her tarafa gönderiyoruz" dedi.