Yerel Haberler
Bilecik
Pazaryeri tarımında altın dönem başlıyor 07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:39:58 Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde tarım üretimini etkileyen en önemli yatırımlardan biri olan Dereköy Barajı, son yağışların ardından yüzde 100 doluluk oranına ulaştı. Taşkın savaklarından su bırakmaya başlarken, ortaya çıkan manzara, bölge çiftçisi için umutların gerçeğe dönüştüğünün en somut göstergesi oldu. Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından 2015 yılında yapımına başlanan Dereköy Barajı’nda, 2023 yılında su tutulmaya başlanıldı. Temelden 72 metre yüksekliği ve 4,47 milyon metreküp su depolama kapasitesiyle baraj, bölgenin en kritik sulama kaynakları arasında yer alıyor. Proje kapsamında inşa edilen toplam 44 kilometrelik sulama hattı sayesinde Pazaryeri’nin verimli tarım arazileri modern sulama imkânına kavuşuyor. 10 bin 700 dekar arazi sulanacak Barajın tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte ilçede 10 bin 700 dekar tarım arazisinin sulanması hedefleniyor. Bu gelişme, özellikle kurak dönemlerde yaşanan su sıkıntısının büyük ölçüde ortadan kalkmasını sağlayacak. 2025 yılı itibarıyla kademeli olarak devreye giren sulama sistemi, bazı bölgelerde üreticilere hizmet vermeye başladı. İlk sonuçlar ise yüz güldürücü oldu. Sulanan alanlarda verim artışı ve ürün çeşitliliğinde gözle görülür yükseliş yaşandı. Yağışlarla tam doluluk Son günlerde il genelinde etkili olan yoğun yağışlar, Dereköy Barajı’nı tamamen doldurdu. Barajın taşkın savaklarından su bırakması, hem su kaynaklarının bolluğunu ortaya koydu, hem de yaklaşan sulama sezonu için güçlü bir güvence sağladı. Ekonomiye can suyu Dereköy Barajı’nın tam kapasiteyle devreye girmesiyle birlikte Pazaryeri’nde tarımsal üretimde ciddi artış bekleniyor. Uzmanlar, bu gelişmenin çiftçi gelirlerini artıracağını, yeni ürün desenlerinin oluşmasına katkı sağlayacağını ve ilçe ekonomisini önemli ölçüde güçlendireceğini ifade ediyor. Öte yandan, ilçedeki diğer baraj ve göletleri de doluluk oranı yüzde 100 oldu.
65 yaş üstü kişiler bu hastalığa dikkat
15 Kasım 2024 Cuma - 11:01 65 yaş üstü kişiler bu hastalığa dikkat Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Selma Aktaş, zatürre hastalığın yabana atılacak bir hastalık olmadığı söyleyerek, özellikle bağışıklığı baskılanmış kişilerde, yaşlılarda, hamilelerde, küçük çocuklarda, alkol ve sigara bağımlılarında ciddi seyrettiğini anlattı. Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Selma Aktaş zatürre (pnömoni) hastalığı hakkında bilgi verdi. Aktaş, "Zatürre akciğerin keseciklerine iltihaplı sıvı dolmasıyla oluşan bir hastalık. Bunlar bakteriler, virüsler ve mantar enfeksiyonlarının akciğere ulaşmasıyla çok kolay enfeksiyona sebep olabilir. Özellikle bağışıklığı baskılanmış kişilerde, yaşlılarda, hamilelerde, küçük çocuklarda, alkol ve sigara bağımlılarında ciddi seyir gösterebilmektedir. Şayet balgamlı ya da kuru öksürük, üşüme, titreme, ateş, halsizlik, kas ağrıları, yorgunluk, bitkinlik, iştahsızlık, zatürrenin çeşidine göre bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, nefes darlığı, hızlı nefes alıp verme, özellikle nefes almakla artan göğüs ağrısı, baş ağrısı, bilinç bulanıklığı, zihin karışıklığı varsa zatürre olma ihtimaliniz çok yüksektir" dedi. "Bu mevsimlerde zatürre ertelenebilmekte ve ağırlaşabilmektedir" Dr. Selma Aktaş, şunları kaydetti: "Özellikle toplu yaşanılan yerlerde, askeriye, kreşler, huzurevleri, toplu taşıma araçları ya da toplu mekanlarda öksürük ve hapşırıkla ortama yayılan damlacıklar solunum yoluyla akciğerlerimize ulaşabilir. Aynı şekilde hasta bireylerle ortak kullanılan yüzeyler, ortak kullanılan eşyalara temas etmekle ve temas ettiğimiz elimizi burun ve ağzımıza götürmekle enfeksiyon bulaşı gerçekleşebilir. Bu sebeple risk altındaki bireylerin hijyene dikkat etmeleri, el yıkama, maske takma, ortamın havalandırılması çok önemlidir. Erken teşhis ve tedavi zatürrenin ciddi komplikasyonlarını önlemek açısından çok önemlidir. Özellikle bu mevsimlerde grip, nezle gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının da semptomlarının benzer olması sebebiyle zatürre ertelenebilmekte ve ağırlaşabilmektedir." “Zatürre doktor muayenesi ve bazı tıbbi testlerle teşhis edilebilir” Dr. Selma Aktaş, doktor muayenesi ve bazı tıbbi testlerle hastalığın teşhis edilebileceğini anlatarak, "Öncelikle doktor muayenesinden geçen hastalar akciğer filmine gönderilir. Akciğer filmi yeterli gelmezse tomografi ve kan testleriyle ve balgam testleriyle teşhis doğrulanır. Teşhisi doğrulanan hastalar hastalığın türüne, hastalığın şiddetine ve hastanın genel durumuna göre evde, hastanede servislerde ya da hastanede yoğun bakımlarda tedavi edilir. Özellikle evde tedavi gören hastaların doktorun verdiği ilaçları düzenli kullanması ve tedavi sürecini doktor kontrolünde tamamlaması çok önemlidir. Zatürreden korunmak için özellikle risk grubuna önerdiğimiz zatürre aşısı, hastalığın yaygınlaşmasını ve komplikasyonlarını önleme de oldukça yardımcıdır. Herkese sağlıklı günler diliyorum” ifadelerine yer verdi.
Diyabet hastalığında korkutan rakamlar
14 Kasım 2024 Perşembe - 15:40 Diyabet hastalığında korkutan rakamlar Bilecik İl Sağlık Müdürü Dr. Ferhat Damkacı, dünyada 382 milyon kişi, Türkiye’de ise 10 milyonu aşkın kişi diyabet hastası olduğunu söyleyerek, "Müdahale edilmezse 2035 yılında ülkemizdeki sayının 12 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir" dedi. Dr. Damkacı Dünya Diyabet Günü’nün, 160’tan fazla ülkede 1 milyardan fazla kişiye ulaşan dünyanın en büyük diyabet farkındalık kampanyası olduğunu söyleyerek, "Diyabetli kişilerin yüzde 90’ından fazlasında sosyoekonomik, demografik, çevresel ve genetik faktörlerden kaynaklanan tip 2 diyabet vardır. Tip 2 diyabetin artışına katkıda bulunan başlıca faktörler, kentleşme, yaşlanan bir nüfus, azalan fiziksel aktivite seviyeleri, yanlış beslenme alışkanlıkları, aşırı kilo ve obezite yaygınlığının artmasıdır. Ancak, tip 2 diyabet için önleyici tedbirler alarak ve tüm diyabet tipleri için erken teşhis ve uygun bakım sağlayarak diyabetin etkisini azaltmak mümkündür. Bu önlemler, bu durumla yaşayan kişilerin komplikasyonlardan kaçınmasına veya bunları geciktirmesine yardımcı olabilir. 2021’de dünya çapında diyabet yaklaşık 537 milyon yetişkin (20-79 yaş) diyabetle yaşıyor. Diyabetli toplam insan sayısının 2030 yılına kadar 643 milyona, 2045 yılına kadar ise 783 milyona çıkacağı tahmin ediliyor. Diyabetli yetişkinlerin 4’te 3’ü düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşıyor" dedi. Bilecik İl Sağlık Müdürü Dr. Ferhat Damkacı, diyabet ve kalp damar hastalıklarının dünya çapında önde gelen ölüm nedenleri arasında olduğunu, sağlık sistemleri ve toplumlar üzerinde büyük bir yük oluşturmakta olduğunu anlatarak, sözlerine şöyle devam etti; "Avrupa’da 60 milyondan fazla kişi diyabetle yaşamakta olup bunların 32 milyonu Avrupa Birliği’nde bulunmaktadır. Avrupa Birliği’nde 60 milyondan fazla kişi de kalp damar hastalıkları ile yaşamaktadır. Diyabet, kalp damar hastalıkları ve diğer bulaşıcı olmayan hastalıklar ve genel olarak toplum sağlığının önlenmesini iyileştirmek, değiştirilebilir davranışsal risk faktörlerinin yanı sıra hava kirliliği, diğer çevresel stres faktörleri ve inşa edilmiş çevre gibi dış faktörleri ele almak için çapraz ve tüm politikalarda sağlık yaklaşımı gerektirir; bunların hepsi bulaşıcı olmayan hastalıklarda da ortak risk faktörleridir. Sağlık Bakanlığı bünyesinde, önceki yıllarda da diyabetle programlı bir şekilde mücadele yaklaşımıyla çalışmalar yürütülmüştür. Diyabetle etkin mücadele edilebilmesi için ulaşılması gereken 5 amaç belirlenmiştir. Bu amaçlar; etkin diyabet yönetimi için politika geliştirmek ve uygulamak, diyabetin önlenmesini ve erken tanı konmasını sağlamak, diyabet ve komplikasyonlarının etkin tedavisini sağlamak, çocukluk çağında diyabet bakım ve tedavisini geliştirmek, Tip 2 diyabet ve obeziteyi önlemek ve diyabet ve diyabet programını etkin izlemek ve değerlendirmektir. Her bir amacın hedefine ulaşması için stratejiler ve somut eylemler önerilmiştir. Türkiye Diyabet Programı, diyabetin en önemli risk faktörü olan obezitenin önlenmesi amacıyla yürütülen ’Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı’ ile de desteklenmektedir. Programlarımız Bakanlığımız ve ilgili paydaşlar ile birlikte kararlılıkla yürütülmektedir."