Yerel Haberler
Bolu
Tanju Özcan’ın şantaj davasında ifadesi ortaya çıktı: "Eşime karşı bir özür borcum vardır" 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 17:30:57 İçişleri Bakanlığı tarafından Bolu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve farklı bir dosyadan tutuklu bulunan Tanju Özcan’ın hem müşteki hem de sanık sıfatıyla yargılandığı şantaj davasındaki ifadesi ortaya çıktı. Basına kapalı gerçekleştirilen ikinci celsede SEGBİS aracılığıyla savunma yapan Özcan, hakkındaki suçlamaları reddederek, "Müşteki ile aramda 2024 yılından bu yana birkaç defa mesajlaşmalar gerçekleşmiştir. Mesajlaşmalarda TCK’ya aykırı bir suç yoktur ancak eşime karşı bir özür borcum vardır" dedi. Geçtiğimiz şubat ayında Tanju Özcan’ın Mehmet Eren Akgüney hakkında şantaj iddiasıyla bulunduğu suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmada 13 sayfalık iddianame, Bolu 6’ncı Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 28 Şubat’ta Akgüney gözaltına alınıp tutuklanırken, Tanju Özcan da farklı bir dosya olan "icbar suretiyle irtikap" kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hazırlanan iddianamede, Özcan’ın belediye personeli Öznur Ç.’ye gönderdiği mesajların kadının eski sevgilisi Mehmet Eren Akgüney’in eline geçtiği; Akgüney’in bu mesajlar karşılığında Özcan’dan 20 milyon lira, lüks otomobil ve oto yıkama tesisi talep ettiği belirtildi. Şantaja aracılık ettikleri iddiasıyla Boluspor Kulüp Başkanı Erdal Bayrak ve CHP’li Belediye Meclis Üyesi Hüseyin Ekrem Serin de dosyada yer aldı. Aynı dosyada Öznur Ç.’ye yönelik eylemleri ve makam odasındaki sözleri nedeniyle Tanju Özcan’ın da "şantaj" suçundan 3 yıla kadar hapsi isteniyor. Duruşma basına kapalı gerçekleşti Bolu 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde gizlilik kararı olmamasına rağmen hakimin talimatıyla basına kapalı görülen davanın ikinci duruşmasında Tanju Özcan’ın verdiği ifade ortaya çıktı. Farklı bir dosyadan tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS sistemiyle duruşmaya katılan Özcan, savunmasında kendisine yönelik ortaya atılan iddiaları siyasi kumpas olarak değerlendirirken, Öznur Ç. ile mesajlaşmalarının yapay zeka ile üretildiğini öne sürdü. Tanju Özcan, yaşanan durumlardan dolayı eşine özür borçlu oluğunu da ifade etti. "Dünyada ilk kez yaşanan hukuki süreç" Sürecin başında şantaj suçlamasıyla bizzat kendisinin suç duyurusunda bulunduğunu söyleyen Özcan, "Şu ana kadar şantaj suçundan suç duyurusunda bulunan müştekinin, aynı soruşturma kapsamında aynı suçlama ile sanık pozisyonuna düştüğü ilk kez görülmüştür. Tarafıma yöneltilen şantaj suçlamasını kesinlikle kabul etmiyorum. Böyle bir suçu işleyen birinin aynı suçlama ile başkaları hakkında şikayette bulunması hayatın olağan akışına aykırıdır. İddianameye bakarak hakkımda dava açılmasına sebep olan konu, Öznur’un ’Seni Eren’e karşı korumam için bundan sonra benimle birlikte olmak zorundasın’ şeklindeki beyanıdır. Buradaki isnat açık bir iftiradır" dedi. "Siyasi hasmımın telkiniyle iftira attı, şoförümün nikahı iptal oldu" İlk duruşmada Öznur Ç.’nin verdiği ifadesinde, "Narven Termal Kasaba’ya beni Tanju Özcan’ın şoförü götürdü. Orada alkol alırken Tanju Özcan’la birlikte olduk. Birlikte olduğumuz esnada yanımızda şoförü de vardı ve bizi izledi" sözlerine ilişkin konuşan Özcan, "Mazeretim sebebiyle katılamadığım geçen duruşmada Öznur, vekilliğini üstlenmiş rakip partinin ilçe başkanı olan siyasi hasmımın telkinleri ile ifadesine iğrenç iftiralar eklemiştir. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağım. Öznur’un iftiraları sonucunda şoförümün mayıs ayında yapılacak nikahı bu çirkin iftira yüzünden iptal edilmiştir. İddiaları ile bir yuva kurulmasını engelleyen Öznur Ç. ve böyle bir ifadeyi vermesi için kendisini ikna edenleri Allah’a havale ediyorum" diye konuştu. "Araştırılan şantaj değil, evlilik birliğime sadakatim" Sızdırılan mesajların itibar suikastı amacıyla kullanıldığını savunan Özcan, şöyle devam etti: "Bu davanın açılmasını birileri istedi. Çünkü burada amaç cezalandırılmam değil, mesaj içerikleri marifetiyle yıllarca emek vererek elde ettiğim konumun yerle bir edilmesiydi. Savcılık tarafından evlilik birliğime sadakat görevimi yerine getirip getirmediğim araştırılmıştır. Müşteki ile aramda 2024 yılından bu yana birkaç defa mesajlaşmalar gerçekleşmiştir ancak yine de benim konumumdaki birinin müştekiye mesaj göndermesi doğru bir davranış olmamıştır. Mesajlaşmalarda TCK’ya aykırı bir suç yoktur ancak eşime karşı bir özür borcum vardır" diye konuştu. "TCK’da ahmaklık suçu varsa cezalandırılmayı kabul ediyorum" Süreç içerisinde Adalet Bakanı Akın Gürlek’i arayıp durumu anlattığını belirten Özcan, "Hak etmediğim bir şekilde bu sözde mesaj kayıtları ve ifadeler ulusal basına servis edilerek ciğeri beş para etmez insanların ağzına sakız olmuştur. Eylemime uyan suç şantaj olmamakla birlikte eğer TCK’da ahmaklığın suç olduğunu tanımlayan bir suç var ise bu suçtan cezalandırılmamı isabetli görüyorum. Bu süreçte bir hata daha yaptım. Sanıklar hakkındaki şikayetimden sonra bazı arkadaşlarımın telkinleri ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’i aradım. Süreci sayın bakana kısaca özetledim. Kendi sürecim hakkında torpil talep etmedim. Ancak bu yaptığımın çok büyük bir hata olduğunu, adeta güdülmek istenen kuzu gibi kendimi teslim ettiğim sonucuna vardım. İrtikap suçundan dolayı tutuklanmamdan beklenilen itibar kaybı gerçekleşmediği için bu şantaj davası açılmıştır" şeklinde konuştu. "Yapay zeka kullanıldı" Hakkındaki iddiaları reddederek beraatını talep eden Özcan, "Sanıklar hakkında şikayetçi olduğum için pişmanım. Beni bu süreçten zararlı çıkacağım konusunda uyarmışlardı. Sanıkları tebrik ediyorum, zira Türkiye’nin mevcut hukuk düzenini benden daha iyi anladıklarını gördüm. Gelinen noktada şikayet etmek yerine pazarlık ederek şantajın gereğini yerine getirmemiş olmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Müşteki Öznur ile aramızda geçtiği iddia edilen mesaj kayıtlarının yapay zeka veya başkaca bir yöntem ile yapıldığını düşünüyorum. Tarafıma gelen aramalar Gürcistan numarası üzerinden yapılıyordu. Suçsuzum ve beraatımı talep ediyorum" dedi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:28 Tanığın verdiği ifadeyi beğenmeyen sanık yakınları hırsını kadın gazetecilerden çıkardı Bolu’da görülen uyuşturucu davası çıkışında ortalık karıştı. Sanık yakınları önce tanığı kovaladı, ardından olayı görüntüleyen iki kadın gazeteciye tehditler savurdu. Şüphelilerden birinin cinsel organını eliyle işaret ederek, "Hoşuna gittiyse gel çek" dediği çirkin anlar da anbean kaydedildi. Olay, öğle saatlerinde Bolu Adliyesi’nde meydana geldi. Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen "uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma" suçlamasıyla 2 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Uyuşturucu davası öncesinde ilk olarak sanık C.B.’nin yakınları ile davada tanık sıfatıyla ifade verecek olan E.Ö. arasında sözlü tartışma çıktı. Polis ekiplerinin araya girmesiyle adliye koridorunda çıkan tartışma sonlandırıldı. Bir süre sonra başlayan duruşmada ifade sırası gelen tanık E.Ö. savunmasında, kendisine koridorda tokat atıldığını söyleyerek sanık yakınlarından şikayetçi olduğunu ifade etti. Duruşma süresi boyunca sanık yakınları birçok kez davaya müdahil olarak sözlü tartışmalara neden oldu. Mahkeme heyeti 2 sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi. Duruşmanın bitmesiyle adliye binasının ön kısmında bekleyen sanık yakınları, tanık E.Ö.’nün arka kapıdan dışarı çıktığını öğrenince peşinden koşmaya başladı. Kadın gazetecilere çirkin davranış: "Hoşuna gittiyse gel çek" Adliyede haber takibi yapan iki kadın gazeteci, çıkan koşuşturma anlarını görüntülemek istedi. Tanık E.Ö.’nün peşinden giden şahıslar, gazetecilerin görüntü aldığını fark etti. Tanığın peşini bırakıp gazetecilere yönelen kişiler, "Sizi buluruz. O görüntüleri paylaşırsanız görürsünüz" diyerek tehditler savurdu. Kadın ve erkeklerin bulunduğu kalabalık grup, gazetecilerin üzerine yürüdü. Polis ekiplerinin araya girmesiyle şahıslar adliyeden uzaklaştırıldı. Ayrıca olay sırasında eliyle cinsel organını işaret eden şahsın, "Hoşuna gittiyse gel çek" dediği anlar da anbean kaydedildi. Polis ekipleri tarafından kadın gazeteciler güvenlik amacıyla adliye içine alındı.
Bolu’da ormanlar küllerinden doğacak: 5 milyondan fazla fidan toprakla buluşacak
19 Nisan 2025 Cumartesi - 14:44 Bolu’da ormanlar küllerinden doğacak: 5 milyondan fazla fidan toprakla buluşacak Bolu’nun Göynük ve Gerede ilçelerinde geçtiğimiz yıl meydana gelen orman yangınlarında zarar gören binlerce hektarlık alanın yeniden ağaçlandırılması için hummalı çalışma yürütülüyor. Ekipler, 2026 yılına kadar toplam 5 milyon 350 bin fidanı toprakla buluşturmayı hedefliyor. Göynük ilçesi Bekirfakılar köyü kırsalında 15 Ağustos tarihinde çıkan ve rüzgarın etkisiyle hızla yayılarak 3 bin 315 hektarlık ormanlık alanı küle çeviren yangının ardından bölgedeki tahribatın giderilmesi için çalışma başlatıldı. Hasar tespit sürecinin tamamlanmasının ardından yanan ağaçların sahadan çıkarılmasıyla birlikte ağaçlandırma faaliyetleri de hız kazandı. İlk olarak 11 Kasım’da 8 hektarlık alanda fidan dikimi gerçekleştirildi. Bu yılın Nisan ayında 100 hektara karaçam tohumu ekildi. Sonbahar aylarında ise bin hektarlık bölümde dikim yapılması planlanıyor. Orman Genel Müdürlüğü’nün planlamasına göre, Göynük’teki tüm yanık alanlar 2026 yılına kadar kademeli şekilde yeniden yeşillendirilecek. Bölgede toplam 4 milyon 900 bin fidanın toprakla buluşturulması bekleniyor. Gerede ilçesini etkileyen bir diğer büyük yangın ise 21 Ağustos’ta Ankara’nın Kızılcahamam ilçesi sınırlarında başlayarak Gerede’ye kadar ilerlemişti. 22 saat süren mücadele sonunda söndürülen yangında 844 hektarlık alan zarar gördü. Bu alanın da bu yıl içerisinde ağaçlandırılması için hazırlıklar başladı. Gerede’deki yanık sahaya 450 bin fidan dikilerek bölgenin eski haline dönmesi sağlanacak. Ekipler, her 2 bölgede de toprak işlemeden fidan dikimine kadar tüm süreci titizlikle yürütüyor.
Bolu turizmi çökme noktasına geldi: Tüm kurumlar harekete geçti
18 Nisan 2025 Cuma - 10:53 Bolu turizmi çökme noktasına geldi: Tüm kurumlar harekete geçti Kartalkaya Grand Kartal Otel’de 78 kişinin hayatını kaybettiği yangın faciası, Bolu’da turizm sektörünü bitme noktasına getirdi. Geçmiş Ramazan Bayramlarında doluluk oranları yüzde 90’larda olan otellerin, bu bayram yüzde 15’lere düşmesi kurumları harekete geçirdi. Tüm kurumların katılımıyla turizm çalıştayı düzenlendi. Bolu’nun en önemli turizm destinasyonlarından biri olan Kartalkaya’da, 21 Ocak tarihinde Grand Kartal Otel’de çıkan ve 78 kişinin yaşamını yitirdiği yangının ardından, kentte turizm sektörü adeta çöktü. Bölgedeki turizm faaliyetlerinde ciddi bir gerileme yaşanması üzerine bir turizm çalıştayı düzenlendi. Çalıştaya, Bolu Vali Yardımcısı Remzi Oğuz Yılmaz, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, TSO Başkanı Abdullah Alemdar, Bolu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdür Yardımcısı Resul Deveci ve otel işletmecileri katıldı. Yılda yaklaşık 2 milyon turisti ağırlayan, 10 bin yatak kapasitesine sahip ve 7 bin kişiye istihdam sağlayan Bolu’da, yangın sonrası otel doluluk oranlarının yüzde 90 seviyelerinden yüzde 15’e kadar gerilediği belirtildi. Bolu Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından yapılan çalışma kapsamında, 200 otelde anket gerçekleştirildi. Anket sonuçlarından elde edilen 9 başlık, sektör temsilcilerinin ortak gündemi haline getirildi. "Yüzde 90 doluluk oranlarından yüzde 15’lere geriledik" Açılış konuşmasını yapan BTSO Başkanı Abdullah Alemdar, "Bolu 2 milyon turist ağırlayan bir kent. 10 bin yatak kapasitesiyle 7 bin kişiyi istihdam eden turizm sektörü Bolu ticaretinin yaklaşık yüzde 25’ini karşılıyor. Tabii ki yangından sonra Bolu’nun adının bu şekilde anılması, bir yanlışın bütün sektöre, bütün Bolu’ya cezalandırır şekilde gelmesine karşıyız. Biz en son Ramazan Bayramı’nda yüzde 90 doluluk oranlarından yüzde 15’lere geriledik. Konunun ne kadar acil ve ivedi olduğunu düşünerek bu toplantıyı düzenleme kararı aldık" dedi. "Zaman kazanmamız gerekiyor" Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ise Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın eksikler ve yapılması gerekenler konusunda 1 yıllık bir süre tanımasını önererek, "Bu konuda biraz zaman kazanmamız gerekiyor. Benim önerim, Turizm Bakanlığı konaklama yerleriyle ilgili riskleri tespit ederek, master planı hazırlamak için 1 yıl izin verirse bu süre içerisinde eksiklerimizi gidererek yürüyen süreçleri durdurabiliriz" diye konuştu.