Yerel Haberler
Bolu
22 Nisan 2026 Çarşamba - 14:02 15 yaşındaki Alperen’in yumrukla ölümüne yol açan 2 sanığa 7’şer yıl hapis Bolu’da parkta çıkan kavgada 15 yaşındaki Alperen Ömer Toprak’ın yumruk darbesi sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin davada karar çıktı. Mahkeme, iki sanığı müşterek faillik kapsamında 7’şer yıl hapis cezasına çarptırdı. Bolu’da geçtiğimiz haziran ayında parkta iki çocuk arasında çıkan kavgada aldığı darbe sonucu kalbi duran ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Alperen Ömer Toprak’ın ölümüne ilişkin davanın dördüncü celsesi görüldü. Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava, sanıkların yaşlarının küçük olması nedeniyle kapalı oturumda gerçekleştirildi. Duruşmaya tutuklu sanık S.Ş. (13), tutuksuz yargılanan E.Y. (14), taraf avukatları ve aileler katıldı. Adli tıp raporu dosyaya girdi Geçtiğimiz celse hazırlanan adli tıp raporu da dosyaya eklendi. Raporda, Toprak’ın boynuna aldığı yumruk darbesi sonrası beyin sapında hasar oluştuğu, bu hasara bağlı olarak anında beyin kanaması geçirdiği ve ölümün söz konusu darbeye bağlı gerçekleştiği belirtildi. Ayrıca travmanın hayati merkezleri doğrudan etkilediği ve darbe ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu ifade edildi. 2 sanığa 7’şer yıl hapis Savcılığın mütalaasında, atılan yumruğun öldürme kastıyla olmadığı yönünde değerlendirme yer aldı. Mahkeme heyeti, sanıklar S.Ş. ve E.Y. hakkında ‘ağırlaştırılmış yaralama’ suçundan ceza verdi. İki sanık, müşterek faillik kapsamında 7’şer yıl hapis cezası aldı. Kararın ardından tutuksuz sanık E.Y. de tutuklandı. "Mahkemenin kararının doğru olduğunu ve insanları rahatlattığını düşünmüyoruz" Mahkemenin kararının doğru olmadığını belirten acılı ailenin avukatı Alper Coşkun, "Bizim ceza talebimiz, ‘çocuğun kasten öldürülmesine yönelikti’. Zaten adli tıp raporunda da yumruk geldiği gibi beyin kanamasına bağlı olarak öldüğü sabitti. Ama mahkemenin talebi neticesinde ‘ağırlaştırılmış yaralama’ cezası verildi. İstinafa zaten dosyayı götüreceğiz. Mahkemenin kararının doğru olduğunu ve insanları rahatlattığını düşünmüyoruz. Gerekçeli karar geldikten sonra üst mahkeme için hukuki başvurularımızı yapacağız. Doğrudan bir yumruğun ölüme neden olmasını ‘kasten öldürme’ olduğunu düşünüyorum. Yargıtay’ın da böyle birçok iştiraki var. Çocukların yaş durumundan dolayı yaş indirimi olacağı belliydi. Şu anda müşterek faillik olarak 7’şer yıl aldılar. Bu cezaların arttırılması için biz de gerekli başvuruları yapacağız" ifadelerini kullandı.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 11:09 Kullanıp arıttıkları suda Japon balığı besliyorlar Bolu’da üretim yapan jelatin fabrikası, kurduğu yeni sistemle günlük 2 bin 500 ton atık suyu arıtarak üretime geri kazandırdı. ’Sonsuz çevrim’ adı verilen projeyle su ayak izini yarı yarıya düşüren tesisin arıtılan suyun doğallığını ve temizliğini göstermek için kurduğu akvaryumda Japon balığı besleniyor. İstanbul ve Bolu’daki tesislerinde gerçekleştirdiği üretimle 70’ten fazla ülkeye ihracat yapan Halavet Gıda, sürdürülebilir üretimi vizyonunun merkezine koymaya devam ediyor. Yüzde 100 güneş enerjisiyle çalışan fabrikalarıyla karbon ayak izini azaltan şirket, doğaya duyarlı dönüşümünün en somut adımlarından biri olan su geri kazanım projesini Gerede’deki tesisinde kamuoyuna tanıttı. Düzenlenen lansman törenine Gerede Kaymakamı Fatih Kaya, Gerede Belediye Başkanı Mustafa Allar, İskefe Holding CEO’su Yusuf Aydemir ve davetliler katıldı. "Kullandığı suyu arıttıktan sonra geri kazanıp sonsuz çevrimde kullanan fabrika haline geldik" Törende projenin tanıtımını gerçekleştiren İskefe Holding CEO’su Yusuf Aydemir, "Öncelikle Halavet Gıda’nın bulunduğumuz tesisi, Bolu Gerede ilçesinde bulunmakta ve 30 bin metrekare üzerinde yer almaktadır. Bu tesis sahip olduğu kapasiteyle, Avrupa’da bulunan en büyük kapasiteli tesistir. Bu tesisimizin temel özelliklerinden biri; kullandığı bütün suyu, deşarj limitlerine uygun şekilde ve 24 saat Sürekli Atıksu İzleme Sistemi (SAİS) kabininden izlenmek suretiyle alıcı ortama deşarj etmektedir. Ortalama günlük kullandığımız su miktarı 5 bin 500-6 bin ton aralığındadır. Burada günlük olarak aldığımız suyu tamamen arıttıktan sonra geçen yıla kadar deşarj ediyorduk. Bu arada 2025 yılı hem bölgemiz hem Türkiye genelinde kuraklığın yaşandığı ve su bulmanın ve suya ulaşmanın zorlaştığı bir yıl oldu. Biz 2025 yılı içinde yaptığımız araştırmalarda örnek aldığımız bir proje gördük. Bu proje Yalova’da bir tesiste uygulanmıştı ve aynı proje ekibiyle çalıştık. Onların projesi bin metreküp/gün geri kazanım tesisiydi, kağıt üretimi, hijyenik kağıt. Biz de bu projeyi kendimize adapte ettik ve kullandığımız suyun yaklaşık yarısı olan 2 bin 500 metreküp/gün kapasiteli bir su geri kazanım tesisi kurduk. Bu tesisi makine ekipman olarak kurmanın yanında, bu tesisin çalışması için gerekli yatırımlar ve tesisatlarla beraber yaklaşık 6 aylık bir süreçte bu tesisi devreye aldık. Şu anda sahip olduğumuz tesis aslında suyu sektördeki rakiplerine göre az kullanan ve tamamen arıtan bir tesisken, bir ileri boyuta daha geçirdik ve kullandığı suyu arıttıktan sonra geri kazanıp, sonsuz çevrimde kullanmaya devam eden bir özellik kazandırdık tesisimize" dedi. "Doğadaki su sonsuz değil, biz yapılabilir olduğunu göstermek istiyoruz" Kurulan sistemin kaynak verimliliğine olan katkısını vurgulayan ve geri dönüştürülen suyla kurdukları akvaryumun çevredeki öğrencilere ve sanayicilere örnek olmasını hedeflediklerini belirten Aydemir, "Sayısal olarak söylemem gerekirse günlük 5 bin ton su ihtiyacımız varken, şu anda günlük 2 bin 500 ton su ihtiyacıyla 5 bin tonluk su kullanımı yapabiliyoruz. Sonsuz çevrimde geri kazanım bize bunu sağladı. Yani çevreden daha az miktarda temiz su ihtiyacı ile aslında su kaynaklarını daha az kullanmaya ve su ayak izimizi azaltmaya çalışıyoruz. Bu sayede hem örnek bir işletme olmayı hem karbon ve su ayak izlerini küçültmeyi hedefliyoruz. Doğadaki su sonsuz değil. Dolayısıyla bu döngüden ne kadar az su çekersek ve kullandığımız suyu ne kadar temiz bir şekilde bu döngüye geri salarsak üstümüze düşeni yapmış oluruz. Biz burada örnek bir işletme olarak aslında arıtmamızın çıkışında deşarj ettiğimiz suyla doldurduğumuz bir akvaryum da koyduk, sizler de gördünüz. O akvaryumla aslında şunu sağlamaya çalışıyoruz; bu ilçede okuyan bütün öğrencileri bu akvaryumu görmeye, bu fabrikanın atık suyunun arıtıldığı tesisi görmeye davet ediyoruz. O akvaryumdan aslında yapmamızın maksadı şu: Biz çevreye saygı duyuyoruz ve bu yapılabilir. Bunun yapılabilir olduğunu göstermek istiyoruz. Bu projeyle çok zor bir iş yaptığımızı vurgulamak istemiyoruz. Bu evet, zor bir iş ama yapılabilir. Belki bir komşumuz daha iyisini yapacak. Karşımızdaki Deri OSB bunun daha gelişmişini yapacak, zaten böyle olmalı. Böyle olursa biz üstümüze düşen görevi yapmış oluruz çevreye karşı" ifadelerine yer verdi. "Bolu çok su kullanan bir il" Gerede’nin ve Bolu’nun sanayi potansiyeline vurgu yaparak, bölgedeki çevre kirliliği algısını bu tür projelerle yıkmak istediklerinin altını çizen Aydemir, "Bolu ilinde su geri kazanım kapasitesi olarak sahip olduğumuz kapasite en büyük kapasite. Bunun aşılmasını dilerim. Bolu çok su kullanan bir il. Tavuk sektörüyle, gıda sektörüyle aslında üretime, istihdama çok katkı veren bir il. Ve özellikle ilçemiz suların kirletilmesi, derelerin atık sularla zehirlenmesiyle duyulacak yerde, aslında su geri kazanım, su arıtma ve bu tür güzel faaliyetlerle ve pozitif çalışmalarla hem ismimizin duyurulması hem de bölgede gerçekten bunun yapılabilir olduğunu göstermek açısından bizim için kıymetli. Lansmana katılan herkese çok teşekkür ederim" diye konuştu. Tören, tesisin gezilmesi ve su geri kazanım sisteminin işleyişi hakkında katılımcılara bilgi verilmesinin ardından sona erdi.
El emeği ürünlerini Filistinliler için satışa sundular
06 Aralık 2025 Cumartesi - 15:10 El emeği ürünlerini Filistinliler için satışa sundular Bolu’da Gazze için düzenlenen hayır panayırı yoğun ilgi gördü. El emeği ürünlerin satışından elde edilen gelir Filistin’e bağışlanacak. Bolu’nun Mudurnu ilçesinde Filistin’e destek amacıyla düzenlenen "Gazze Yararına Hayır Panayırı" programı, Atatürk Meydanı’nda sabah saatlerinde vatandaşların yoğun ilgisiyle başladı. Mudurnu İlçe Müftülüğü tarafından organize edilen panayırda ilçe halkı el emeğiyle hazırladığı hamur işleri, yöresel tatlar, başörtüleri, kıyafetler ve köy ekmeklerini tezgahlara yerleştirerek satışa sundu. Panayırdan elde edilecek tüm gelir, Gazze’de yaşanan insanlık dramına destek olmak üzere Filistin’e gönderilecek. Mudurnu halkının büyük duyarlılıkla katıldığı etkinliğe yalnızca ilçe sakinleri değil, Bolu merkezden ve çevre illerden gelen vatandaşlar da destek verdi. Gün boyu devam etmesi planlanan panayır, hem yardım hem dayanışma hem de birlik mesajı verdi. "Filistinli kardeşlerimizin yararına panayır düzenliyoruz" Mudurnu İlçe Müftülüğü olarak Filistinlilerin yararına panayır düzenlediklerini belirten Mudurnu İlçe Müftüsü Mücahit Dural, "Hocalarımız güzel bir organizasyon yaptı. Vatandaşlarımız ellerinden geleni yapmaya gayret ediyor. Burada nakdi olarak da yardımcı olmak isteyenler var. Mudurnulu vatandaşlarımızı da buraya bekliyoruz. Panayır akşam saatlerine kadar devam edecek. Güzel neticeler çıkarıp, Mudurnu halkı olarak güzel bir destek vermek istiyoruz" diye konuştu.
Bolu’da yediği mantardan zehirlenerek baygın halde bulunmuştu: "Kimse mantar satın almasın"
05 Aralık 2025 Cuma - 22:03 Bolu’da yediği mantardan zehirlenerek baygın halde bulunmuştu: "Kimse mantar satın almasın" Bolu’nun Mudurnu ilçesinde geçtiğimiz ay pazardan aldığı mantardan zehirlenen ve 2 gün sonra baygın halde bulunan 45 yaşındaki Turgut Varol’un, sağlık durumu iyiye gidiyor. Varol, zehirlendikten sonra yaptığı açıklamada, "Kimse mantar satın almasın" dedi. Bolu’da 17 Kasım’da Mudurnu Pazarı’ndaki bir satıcıdan aldığı mantardan zehirlenen Turgut Varol (45), 2 gün sonra ev sahibi tarafından baygın halde bulundu. Olayın ardından ambulansla Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Varol, 2 gün yoğun bakım ünitesinde tedavi altında kaldı Sonrasında tedavisinin tamamlanması için Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Burada sağlığına kavuşan Varol, Mudurnu’ya geri döndü. Sağlığı iyiye giden Turgut Varol, zehirlendiği günü, nasıl zehirlendiğini İHA’ya anlattı. "Mantarı yedikten sonra mide bulantısı başladı" Turgut Varol, "Mantardan dolayı zehirlendim. Mantarı aldım ama içerisinde zehirli madde olup olmadığını bilmiyordum. Mantarı aldım, eve geldim temizledim daha sonrasında tavaya attım. Akşamında da mantarı yedim. Yedikten sonra mide bulantısı başladı. 2 defa istifra ettikten sonrasını da hatırlamıyorum zaten. Beni ev sahibim Kenan abi bulmuş. En son hastaneye giderken gözümü açtığımı hatırlıyorum. Bana ambulansta ‘zehirlendin, seni hastaneye götürüyoruz’ dediler. Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2 gün kaldım. Ondan sonra beni Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne gönderdiler" dedi. "Mantarı Mudurnu Pazarı’ndan aldım" Zehirlendiği mantarı Mudurnu Pazarı’ndan aldığını söyleyen Varol, "Mantarı Mudurnu Pazarı’ndan aldım. Kanlıca Mantarı aldım, mantar bildiğim bir mantar aslında ama büyük ihtimal yanlarda duran diğer mantarlardan bulaşmıştır. Bundan sonra mantarı kendim toplarsam yerim. Benden sonra bayağı bir kişi zehirlenmiş. Ama onların yanında birileri olduğu için çabuk fark edip, hızlıca tedavi etmişler. Ben burada tek yaşadığım için beni 2 gün sonra bulmuşlar" dedi. "Kimse mantarı satın almasın" Kültür mantarından zehirlenen Turgut Varol, vatandaşların mantarı satın almamasını, kendilerinin toplamasını önerdi. Varol, "Bence kimse mantarı satın almasın. İsterlerse kendileri toplasınlar. Aldığınız mantara bakarak alıyorsunuz ama yandaki zehirli mantarlar diğer mantarı etkiliyor" şeklinde konuştu.