Yerel Haberler
Burdur
Burdur’da okuldaki deprem tatbikatı gerçeği aratmadı
14 Ekim 2024 Pazartesi - 14:15 Burdur’da okuldaki deprem tatbikatı gerçeği aratmadı Burdur’da İbn-i Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğrenciler, MEB AKUB, emniyet, AFAD, UMKE ve itfaiye ekiplerinin katılımıyla gerçekleştirilen deprem tatbikatı gerçeği aratmayan görüntülere sahne oldu. 13 Ekim Dünya Afet Risklerini Azaltma Günü nedeniyle Burdur İbn-i Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde deprem tatbikatı gerçekleştirildi. Öğrenciler, MEB AKUB, İl Emniyet Müdürlüğü, UMKE, AFAD, Kızılay ve itfaiye ekiplerinin katıldığı tatbikatta gerçeği aratmayan sahneler yaşandı. Senaryo gereği okulda alarmların çalmasının ardından öğrenciler öğretmenlerin gözetiminde bahçede toplanma alanında koştu. Burada yapılan sayımın ardından bir öğrencinin eksik olduğunu ve okulun içinde göçük altında kaldığını tespit eden öğretmenler durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirmesi üzerine okula polis, UMKE, AFAD ve ambulans sevk edildi. Okula gelen polis ekipleri çevre güvenliği alırken UMKE ve AFAD ekipleri ise kurtarma çalışması gerçekleştirdi. Yapılan çalışmalar sonrasında göçük altından kurtarılan öğrenci ambulansa alınarak hastaneye sevk edildi. Deprem nedeniyle okulun kalorifer dairesinde de yangın çıkmasının üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri ise yangına müdahale ederek kısa sürede söndürüldü. Başarı ile tamamlanan tatbikat sonrasında Vali Yardımcısı Ahmet Mailoğlu tatbikata katılan tüm personelleri ve öğrencileri tebrik etti. Tatbikat sonrasında öğrencilere seslenen Mailoğlu; “ Allah bu millete bunun gerçeğini yaşatmasın. Millet olarak son derece üzüntülü günleri zaten yakın geçmişte yaşadık. Sevgili öğrencilerimizin hatırladığı 6 Şubat 2023 depremi de bunlardan biri ve dünyada benzeri olmayan büyüklükte geniş coğrafyada yaşanmış bir deprem bu. Öğrencilerimizin görmediği ama benim jenerasyonumun bildiği bir de 1999 Büyük Marmara depremimiz var. O da en az bunun gibi çok korkunç bir depremdi ve ben yakinen yaşadım. Deprem demek yıkılmak demek. Deprem demek tabiata karşı attınız kazığa karşı tabiatın sizden intikam alması demek. Sevgili öğrencilerim hepiniz okuyacaksınız inşallah ve mühendis, mimar, iktisatçı, yönetici, siyasetçi olacaksınız. Onun için beni özellikle siz dinleyin. Eğer tabiatın sizden intikam almasını istemiyorsanız sizin tabiat saygılı olmanız lazım. Almadan vermek yalnızca Allah’a mahsustur. Eğer siz yaptığınız binada demirden, çimentodan, işçilikten, zeminden çalarsanız o bina bir gün başınıza yıkılır ve maatteessüf bizim ülkemizde bütün coğrafyamız çok tehlikeli, zeminimiz kötü ama bir o kadar da mühendisliğimiz kötü, yöneticiliğimiz kötü, siyasetimiz kötü, idareciliğimiz kötü. Onun için bu depremler aslında devleti yöneten hepimizin sınıfta kaldığını da işaret eder. Bu nedenle sizlerden umudumuz olduğunu, sizlerin geleceğe daha düzgün hazırlanmanız gerektiğini düşünüyorum.” dedi. Tatbikat konuşmaların ardından son buldu.
Yemyeşil ormanı, dik yamaçları, masmavi suları ve tarihi yapılarıyla saklı cennet ’Karanlıkdere Kanyonu’
12 Ekim 2024 Cumartesi - 12:15 Yemyeşil ormanı, dik yamaçları, masmavi suları ve tarihi yapılarıyla saklı cennet ’Karanlıkdere Kanyonu’ Burdur’un Altınyayla ilçesinde bulunan ve 6 kilometrelik uzunluğu, içinde bulunan bitki örtüsü, doğal kaynak suyu ve tarihi yapılarıyla saklı bir cenneti andıran Karanlıkdere Kanyonu turizme kazandırılmayı bekliyor. 17 bin dönümlük doğal tabiat parkı olan bu bölge birçok anıt ağaca ve vaşak, karakulak gibi Türkiye’de ender görülen hayvanlara da ev sahipliği yapıyor. Burdur’un Altınyayla ilçesi Ballık köyünde başlayan ve dünyaca ünlü Patara Plajı yakınlarından denize dökülen Eşen Çayı’nı içinde barındıran Karanlıkdere Kanyonu adeta keşfedilmeyi bekleyen saklı bir cenneti andırıyor. Altınyayla’ya 50, Fethiye’ye 52 kilometre uzaklıkta bulunan ve 6 kilometre uzunluğa 800 metre derinliğe sahip 17 bin 750 dönümlük doğal tabiat parkı, içinde barındırdığı onlarca çeşit ağaç türü, doğal kaynaktan çıkan ve vadi boyunca akan tertemiz suları ile Erken Dönem Bizans Dönemi’ne ait tarihi yapılarıyla tam bir keşfedilmemiş turizm rotası. Ekstrem sporlar ve dağcılığa bağlı spor türlerine de oldukça elverişli olan bu bölge hem spor turizmi hem de kültür turizmi için doğaseverleri bekliyor. Endemik türlere ev sahipliği yapıyor Karanlıkdere Kanyonu onlarca tür canlıya ev sahipliği yaparken bunlardan en önemlisi endemik olan Dirmil Müşkürümü (Leopoldia mira (Speta) Eker), karakulak, vaşak ve Türkiye’nin tescilli en uzun sedir ağacı olan 52 metrelik ağacı da içinde barındırıyor. Ayrıca Kanyon içerisinde birçok anıt ağaç da bulunuyor. Kanyonu turizme kazandırmak isteyen 20 kişilik heyet incelemelerde bulundu Karanlıkdere Kanyonu’nu turizme kazandırarak bölgenin potansiyelini arttırmak isteyen Altınyayla Kaymakamı Mustafa Tokel, Gölhisar Kaymakamı Emre Çiftçi, Altınyayla Belediye Başkanı Selen Kınalı, Gölhisar Orman İşletme Müdürü Ramazan Başaran, Fethiye Müze Müdürlüğü ekipleri, Doğa Koruma ve Milli Parklar 6. Bölge Müdürlüğü ekipleri, Ballık Köyü Muhtarı ve bölgeyi çok iyi bilen köylülerin de aralarında bulunduğu 20 kişilik, heyet kanyonu gezerek incelemelerde bulundu. Kanyon içerisinde gezen ve turizm potansiyelinin oldukça yüksek olabileceğini belirleyen ekip bu bölgeyi canlandırmak için gerekli yerlere başvuracaklarını belirttiler. Keşfedilmeyi bekleyen gizli bir cennet İncelemeler sonrasında Karanlıkdere Kanyonu’nun adeta gizli bir cennet olduğunu dile getiren Altınyayla Kaymakamı Mustafa Tokel, “Uzun zamandır tanıtımını yapmayı planladığımız Karanlıkdere Kanyonu için buraya geldik. Karanlıkdere Kanyonu Burdur’un Altınyayla ilçesi Ballık Köyü’nde bulunuyor ve onlarca çeşit endemik bitkisiyle, yaklaşık 6 kilometrelik uzunluğu, 1 kilometreye varan derinliği ile adeta keşfedilmeyi bekleyen gizli bir cennet. İnşallah turizme kazandırmayı, turistlere burayı göstermeyi, ülkemize, ilçemize, ilimize değerli bir turizm alanı kazandırmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. "Yetkililerin bu konuda harekete geçmesini istiyoruz" Bölgenin turizme kazandırılması için yetkililerin harekete geçmesini isteyen Altınyayla Belediye Başkanı Selen Kınalı, “Yıllardır tanıtımını beklediğimiz ama şu ana kadara gerçekleştiremediğimiz bir olayın şu an derinliğine inmek için tüm ekipler ve kurumlarımız ile beraber bu vadiye geldik. Buradaki doğal güzelliklerin görülmesini, Burdur’un ve Muğla’nın Valilikleri, Kaymakamlıkları ve tüm kurumlarıyla beraber bu güzelliğin turizme kazandırılmasını, Altınyayla ilçemizden Ballık köyüne kadar olan 25 kilometrelik alandaki ormanlık güzellikleri, tabiat güzelliklerini, su kaynaklarımızı ve doğal güzelliklerimizin görülmesini canı gönülden istiyoruz. Herkesi bu bölgeye davet ediyoruz. Yetkili kurumlarımızın bu olaya parmak basmasını ve resmiyetteki görüşmeleri yapmalarını talep ediyoruz. Muğla zaten bir turizm bölgesi ama bunu Burdur’a ve Altınyayla’ya da kazandırırsak bu güzelliklerin sonucunda da Gölhisar’da Kibyra, Altınyayla’da Balboura, Krıkpınar, Gavur Beşiği, Taş konaklar gibi gezilmeye değer çok güzel yerlerimiz var. Tüm gezginleri ve turizmcileri bu bölgeye davet ediyoruz” dedi. "Burası 17 bin 750 dönümlük bir tabiat parkı" Karanlıkdere Kanyonu’nun büyük bir tabiat parkı olduğunu ve birçok bitkiye ev sahipliği yaptığını söyleyen Gölhisar Orman İşletme Müdürü Ramazan Başaran, “Karanlıkdere Kanyonu Fethiye’ye 52 kilometre, Altınyayla’ya ise 50 kilometre olan derenin karşısı Muğla’ya bu tarafı Burdur’un Altınyayla ilçesine bağlı 2018 yılında ilan edilmiş bin 775 hektar yani 17 bin 750 dönümlük bir tabiat parkı. Bu kanyonun uzunluğu 6 kilometre derinliği ise ortalama 800 metre. Burada asli ağaç türleri olarak kızılçam, karaçam, sedir, orman kavağı, çınar, menengiç, incir, zakkum gibi çok değişik türleri barındırıyor. Bunun dışında Dirmil Müşkürümü diye endemik bir türe de ev sahipliği yapıyor. Görülmesi gereken tabiat harikası bir yer. Hem Fethiye’ye çok yakın hem de Altınyayla’ya çok yakın bir nokta. Biz burayı geçen sene çok profesyonel olmayan bir ekiple en uç noktası olan bin 200 rakımlı Ballık köyü noktasından buraya kadar yaklaşık 7 saatlik bir zaman diliminde yürüdük. Bu kanyonun üçte birlik kısmında su var geri kalan kısımda su bulunmuyor. Buradaki su tamamen doğal olarak vadi tabanından çıkıyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tescilli en uzun sedir ağacı burada Kanyon’un tam bir doğal yaşam alanı olduğunu ve tescilli en uzun sedir ağacının da burada olduğunu belirten Ramazan Başaran, “Burada yıllar evvel yabani olarak doğal tür yaban keçisi yaşıyordu ama zamanla bitti. Geçen yıl Burdur Valiliği öncülüğünde Doğa Koruma ve Milli Parklar tarafından buraya yaban keçisi salımı yapıldı. Bunlar da üreyerek çoğaldı bu bölgede. Bunun dışında bu bölgede karakulak, vaşak, kurt ve domuz gibi yabani türler yaşamakta. Buranın çok özel bir özelliği var. Türkiye’nin tescilli en uzun sedir ağacına ev sahipliği yapıyor bu bölge. Bu ağaç yaklaşık 600 yaşında ve 52 metreydi. Şu anda kırılmış haliyle 49 metre uzunluğunda ve hala Türkiye’nin en uzun sedir ağacı özelliğini taşıyor. Bunun dışında çok fazla anıt Sedir ağacı da bulunuyor” dedi Kanyon içinde birçok tarihi yapı bulunuyor Hayatının büyük bir bölümünü kanyon içinde çobanlık yaparak geçiren ve kanyondaki en önemli yapılardan biri olan ve Sümela Manastırı’nı andıran manastırın depremlerle birlikte yok oluşunu yakından gören Ballık köyü sakinlerinden çoban Mustafa Özçelik (64), “Bu kilise 40 sene önce tamamen ayaktaydı. Ancak yaşanan her depremde kırıla kırıla bu hale geldi. Karanlıkdere Kanyonu’nun içinde tarihi işaretler, kilise, tapınak, kaya mezarı ve aşağı yukarı 7-8 tane eski değirmen ve 2 tane köprü var. Kanyon içinde kayalara işlenmiş çok fazla eski resimler de bulunuyor. Hayvan otlatmaya geldiğim zamanlarda kanyon içinde kare, dikdörtgen, haç işareti, papaz resimleri, gibi birçok kaya resimleri ile karşılaştım. Bunların dışında oyma taşlar, dibekler gibi emareler de bulunuyor. Ben doğma büyüme buralıyım. 1960 ile 1993 yılları arasında hayatım bu kanyonda geçti. Benim dedem ve babam çobandı o yüzden bu kanyonda adım atmadığımız yer kalmadı” şeklinde konuştu. "Buradaki yapıların Erken ve Geç Dönem Bizans’a ait olduğunu düşünüyoruz" Karanlıkdere Kanyonu’nun 2006 yılında Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından tescillendiğini belirten ve kanyon içindeki manastırın Erken ve Geç Dönem Bizans mimarisi olduğunu düşündüklerini söyleyen Fethiye Müze Müdürlüğü’nde görevli Arkeolog Ahmet Meke, “Bölgede bulunan manastırın kayaların üzerine inşa edilmiş manastır yapısı olduğunu görüyoruz. Doğal kayaya oyulmuş, tam merkezinde ise kareye yakın dikdörtgen planlı bir şemaya ait şapel var. Şapelin batı tarafında ise manastırı besleyen su sarnıcı var. Planına baktığımız zaman Geç Dönem Bizans Dönemi’ne ait bir yapı olduğunu görüyoruz ancak duvar resimleri ve fresklerden Erken Dönem Bizans’a ait bir yapı olduğunu düşünüyoruz. Bu alan 2006 yılında Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından tescillenmiş bir alan. Kanyon çevresinde ve bölgede Likya tipi kaya mezarlarına da rastladık. Kanyon boyunca devam eden mezarlar, anıt mezar, kilise kalıntısı, şapel ve manastır yapısı gibi tarihi kalıntılar bulunuyor” dedi.
Burdur Valisi Bilgihan: "İRAP planının amacı yara sarmak değil yara almamaktır"
08 Ekim 2024 Salı - 23:25 Burdur Valisi Bilgihan: "İRAP planının amacı yara sarmak değil yara almamaktır" Burdur’da İl Afet Risk Azaltma Planı hakkında açıklamalarda bulunan Vali Tülay Baydar Bilgihan, “Burdur İl Afet Risk Planı çerçevesinde belirlenen kısa, orta ve uzun dönemde olmak üzere 86 eylemi bulunmakta ve bu eylemleri gerçekleştirecek 26 kurum ve kuruluş yer almaktadır" dedi. "Uluslararası Afet Risklerinin Azaltılması Günü" etkinlikleri çerçevesinde AFAD Başkanlığı koordinesinde İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya başkanlığında 81 İl İRAP İzleme ve Değerlendirme Kurulları tüm üyeleri ile birlikte eş zamanlı olarak gerçekleşen VKS toplantısına katılan Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan toplantı sonrasında basın açıklaması gerçekleştirdi. Burdur Valiliği’nde gerçekleştirilen açıklamada Vali Bilgihan toplantı öncesinde İl Değerlendirme Kurulu Üyeleri ile Burdur’un Risk Azaltma Planı eylemlerinde yapılan çalışmalar üzerine bir toplantı gerçekleştirdiklerini dile getirdi. İl Afet Risk Azaltma Planı hakkında bilgi veren Vali Bilgihan, “İRAP, ilin afetselliğini ve afetlerin olası etkilerini ortaya koyan ve bu etkileri en aza indirebilmek için afetler olmadan önce yapılacak çalışmaları eylemler biçiminde gösteren, sorumluları tanımlayan bir plandır. Kurum/kuruluş ve diğer ilgili tüm paydaşlarla üretilmesi gereken bir yol haritasıdır. İRAP, sadece bir kez hazırlanarak rapor haline getirilen bir belge olmamasının yanında, herhangi bir kurum ve kuruluşun değil, tüm ilin sahiplenmesi gereken önemli bir plandır" dedi. "Burdur’un afet risklerini değerlendirip ona göre hazırlık yapıyoruz" Her ilin kendine has dinamikleri ve afet risklerinin olduğunu dile getiren Vali Bilgihan, bu yüzden her ilin kendisine ait öncelikli tehlikelerini, risklerini ve risk azaltma eylemlerini ortaya koymasının önemli olduğunu söyleyerek, "Bu çerçevede İlimizdeki kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, özel sektör ve Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) yetkililerinin katılımıyla çalıştaylar yapılmış, İlimizde yaşanabilecek afetlerden kaynaklı zararları en aza indirmek için eylem planları ile sorumlu kurumlar belirlenmiştir. Hazırlanan Burdur İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) kısa, orta ve uzun dönemde yapılacak eylemleri içermektedir. Burdur İl Afet Risk Azaltma planı ile ilgili olarak planda belirlenen eylemlerin sorumlu kurumlar tarafından yapılmasının denetlenmesi amacıyla, İrap İzleme ve Değerlendirme Komisyonu oluşturulmuştur. Gerçekleştirilen eylemlerin bilgilerinin işlenmesi için AFAD Başkanlığımız tarafından İrap İzleme ve Değerlendirme Sistemi kullanıma açılmıştır" şeklinde konuştu. "İRAP planının amacı yara sarmak yerine yara almamaktır" Burdur İl Afet Risk Planı çerçevesinde belirlenen kısa, orta ve uzun dönemde olmak üzere 86 eylemi bulunduğunu açıklayan Vali Bilgihan, "Bu eylemleri gerçekleştirecek İlimiz genelinde 26 kurum ve kuruluş yer almaktadır. Sorumlu kurum ve kuruluşlarımız eylemleri gerçekleştirdikçe dönemsel olarak İRAP İzleme ve Değerlendirme Sistemine veri girişleri yapılmaktadır. Düzenli olarak yapılan İRAP İzleme ve Değerlendirme Kurulu Toplantıları, planda yer alan eylemler tamamlanana kadar devam edecektir. Tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızla birlikte, İlimizin karşılaşabileceği riskleri ortadan kaldırmak için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Özet olarak İRAP planının amacı yara sarmak yerine yara almamaktır" dedi.
Burdur’da yaşlı adamı öldürüp karısını yaralayan zanlı 3. kez hakim karşısında
08 Ekim 2024 Salı - 17:41 Burdur’da yaşlı adamı öldürüp karısını yaralayan zanlı 3. kez hakim karşısında Burdur’da 30 Ekim 2023 tarihinde yaşlı adamı öldürüp karısını yaralayan zanlının yargılandığı davanın üçüncü duruşması görüldü. Mahkeme heyeti dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Burdur’da 30 Ekim 2023 günü bakıcılarının kapıyı açamaması sonrası ihbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri tarafından açılan pencereden içeri giren polisler tarafından, darp edilip bıçaklanarak öldürülmüş halde bulunan Bayram Sertcan (76) ve yaralı eşi Zehra Sertcan (67) olayıyla ilgili, bin 500 saatlik kamera kaydı inceleyen ekiplerin yaptığı 10 günlük araştırma neticesinde zanlı Ayhan U. (37) dün gece polisin yaptığı operasyonla gözaltına alınmış, şüphelinin evinde yapılan incelemelerde olay anında kullanılan suç aleti bıçak, tıbbi eldiven, altın bileklik ve 3 bin 605 TL para ele geçirilmişti. Emniyetteki ifadesinde suçunu itiraf eden cinayet zanlısı Ayhan U., çıkarıldığı mahkeme tarafından kasten adam öldürme ve kasten adam yaralamak suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Sanık Ayhan U.’nun ’kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu, ’nitelikli Yağma’ suçundan 15 yıla, ’kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davanın üçüncü duruşması bugün Burdur Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmada Sanık Ayhan U., maktul Bayram Sertcan’ın oğlu Osman Sertcan, kızı Arzu Özçoban ve avukatları hazır bulundu. Görülen duruşmada müşteki avukatı savcılık tarafından hazırlanan sanık Ayhan U.’nun maktul Bayram Sertcan’a karşı "Kasten öldürme", eşi Zehra Sertcan’a karşı gerçekleştirdiği yaralama eylemi nedeniyle de "Kasten öldürmeye teşebbüs", "nitelikli yağma ve suç delillerini yok etme" suçlarından cezalandırılması mütalaasına katıldıklarını belirtti. Sanığın üst sınırdan indirimsiz cezalandırılmasını talep etti. Mahkemede söz verilen Sanık Ayhan U. daha önce vermiş olduğu savunmaları tekrar ederek "Takdir mahkemenindir" dedi. Mahkeme heyeti dosyadaki eksikliklerin giderilmesi ve sanık avukatının ek savunma için süre istemesi üzerine mahkemeyi ileri bir tarihe erteledi.
Gökhan Tombak cinayeti davasının 6’ncı duruşmasında da karar çıkmadı
08 Ekim 2024 Salı - 16:45 Gökhan Tombak cinayeti davasının 6’ncı duruşmasında da karar çıkmadı Burdur’un Bucak ilçesinde 1 Aralık 2022 tarihinde evinin önünde kimliği belirsiz kişiler tarafından öldürülen Gökhan Tombak cinayeti davasının altıncı duruşmasında da karar çıkmadı. Mahkemede söz alan Gökhan Tombak’ın eşi Asuman Tombak, "Eğer benim ve çocuklarımın başına bir iş gelirse sorumluları bunlardır. Eşimin katillerinin bir an önce tutuklanmasını talep ediyorum" dedi. Burdur’un Bucak ilçesine bağlı Karaaliler köyünde Gökhan Tombak, 1 Aralık 2022 günü kimliği belirsiz kişiler tarafından tüfek ile öldürülmüştü. Jandarma ekipleri tarafından yapılan incelemeler sonrasında gözaltına alınan Hasan U. (56) ve Emrah T. çıkarıldığı mahkemenin ardından tutuklanmıştı. Bir süre cezaevinde kalan iki şüpheli, yeterli delil olmadığı için tahliye edilmişti. Olayla ilgili süren davanın altıncı duruşması bugün Burdur Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmaya tutuksuz yargılanan sanıklar Hasan U. (56), Emrah T. (28), Ahmet U. (28), Ahmet S. (28), Selahattin A. (47), Muhammet A. (22), maktul Gökhan Tombak’ın yakınları ve tarafların avukatları katıldı. Mahkemede müşteki avukatları, Gökhan Tombak’ın babası Kemal Tombak’ın oğlunun acısına dayanamayarak kanser olduğunu ve bu hastalıktan dolayı vefat ettiğini söyledi. Delillerin karartılması yönünde ihtimallerin olduğunu söyleyen avukat, tutuksuz yargılanan sanıkların, Tombak ailesini tedirgin ettiğinden tutuklanmalarını talep etti. Mahkemede söz verilen Gökhan Tombak’ın eşi Asuman Tombak ise adli kontrol şartı ile serbest kalan sanıkların kendisini suça teşvik ve tahrik ettiğini öne sürdü ve "Eğer benim ve çocuklarımın başına bir iş gelirse sorumluları bunlardır. Eşimin katillerinin bir an önce tutuklanmasını talep ediyorum" dedi. Sanık avukatları ise delillerin toplandığını ve karartılma ihtimalinin olmadığını söyledi. Adli kontrol şartı ile serbest kalan sanıkların tedbirlerinin de kaldırılmasını talep ederek, müşteki tarafının tutuklanma taleplerinin reddine karar verilmesini talep etti. Mahkemede söz verilen tutuklu sanıklar ise daha önceden vermiş oldukları beyanları tekrar ederek beraat edilmelerini talep etti.