Yerel Haberler
Burdur
09 Mart 2026 Pazartesi - 12:06 Bu köyde herkes aynı sofrada iftar yapıyor Burdur’un Gölhisar ilçesine bağlı Uylupınar köyünde Ramazan ayı, yıllardır süren anlamlı bir gelenekle yaşanıyor. Köy halkı imece usulü hazırladıkları iftar sofralarında her akşam yaklaşık 250-300 kişiyi aynı sofrada buluştururken, hasta ve yaşlıların yemekleri de evlerine kadar ulaştırılıyor. Burdur’un Gölhisar ilçesine bağlı Uylupınar köyünde yaklaşık 11 yıldır sürdürülen iftar geleneği, köy halkının dayanışmasıyla yaşatılıyor. Her akşam köy camisinin avlusunda kurulan iftar sofralarında bir araya gelen vatandaşlar, birlikte iftar yapmanın mutluluğunu paylaşıyor. Köy dışında gelen misafirlerin de ağırlandığı programda, köyde yaşayan hasta ve yaşlı vatandaşların yemekleri ise evlerine ulaştırılıyor. İftar için erken saatlerde hazırlıklara başlayan köy halkı, imece usulü hazırlanan yemeklerle her gün yüzlerce kişiyi aynı sofrada buluşturmanın mutluluğunu yaşıyor. İftardan sonra demlenen çaylar misafirlere ikram edilirken, el birliğiyle kurulan iftar sofraları yine imece usulü toplanıyor. "Ramazan’ın bereketini hep birlikte yaşıyoruz" Uylupınar Köyü Muhtarı Mehmet Kırlı, iftar sofralarının on bir yıldır aralıksız devam ettiğini belirterek, "Yaklaşık 11 yıldır köyümüzde geleneksel iftar sofralarını kuruyoruz. Mübarek Ramazan ayında köy halkıyla bir arada iftar yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Çevre köylerden ve ilçe merkezinden gelen misafirlerimizi ağırlamak ise bizler için ayrı bir onur kaynağı oluyor. Günlük yaklaşık 250-300 kişilik iftar soframız var. Dileyen herkes köyümüze gelerek bu paylaşım ve dayanışma ortamına katılabilir. Bu vesileyle bu güzel birlikteliğe katkı sunan tüm köy halkımıza ve hayırseverlerimize teşekkür ediyorum. Allah tutulan oruçlarımızı kabul eylesin" dedi. "İftar sofralarının mutfağında büyük emek var" İftar yemeklerini hazırlayan aşçı Saime Özdemir, yemeklerin hazırlanma sürecine dair bilgi vererek, "Her akşam iftar yemeği hazırlıyoruz. Çalışmalara bir gün önceden saat 14.00 gibi başlıyoruz ve iftar saatine kadar yemekleri yetiştiriyoruz. Menüyü köy halkıyla birlikte oluşturuyoruz, herkes elinden geleni yaparak bu geleneği imece usulü ile sürdürüyoruz" şeklinde konuştu. İftar programına ilçe merkezinden ailesiyle birlikte katılan Ramazan Üzümcü de, köylülerin gerçekleştirdiği bu anlamlı organizasyona her yıl katıldıklarını belirterek, "Bu güzel dayanışmaya destek veriyoruz. Tüm yakınlarımızı da buraya davet ediyoruz. Muhtarımıza ve köy halkına teşekkür ediyorum. Yapanlardan Allah Razı olsun" ifadelerini kullandı. İftar organizasyonunun yürütülmesinde önemli rol üstlenen Yüksel Cenk, "Köyümüzde yaklaşık 250-300 kişilik iftar programını organize etmek için çalışıyoruz. Hayırseverlerin destekleriyle bu güzel geleneği yaşatıyoruz ve yıllardır sürdürüyoruz" dedi.
Prag’da tanıştığı Hintli eşiyle Gölhisar’da evlendi
13 Ağustos 2024 Salı - 12:43 Prag’da tanıştığı Hintli eşiyle Gölhisar’da evlendi Burdur’da yaşayan Meryem Özarslan , Prag’da tanıştığı Hintli Sharjeel Siddique ile Gölhisar’da dünyaevine girdi. Hem Türk hem de Hint gelenek ve görenekleriyle düzenlenen düğün töreninde çift unutulmaz anlar yaşadı.Burdur’un Gölhisar ilçesinde yaşayan 26 yaşındaki Meryem Özarslan gezmek için gittiği Çekya’nın başkenti Prag’da tanıştığı 29 yaşındaki Hintli Sharjeel Siddique, Türk ve Hint gelenekleriyle dünyaevine girdi. Gölhisar Belediyesi Park Orman Sosyal Tesisleri’nde hem Türk hem de Hint gelenek ve görenekleriyle düzenlenen düğün törenine çift mehter takımı ile girdi. Unutulmaz anların yaşandığı düğünde gelin, damat ve aileler geleneksel Hint dansları ve Türk müzikleriyle doyasıya eğlendi.Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu olan Meryem Özarslan ve eşi Sharjeel Siddique Prag’da tanıştıklarını belirtti. Sharjeel Siddique yaptığı konuşmasında “Eşimle Prag’da tanıştık. Türkiye’den geliyordu. Ben ise Amerika’dan gitmiştim. Şehri saat kulesinden gözlemlemek için asansöre bindim. Dışarıda güzel bir kız gördüm. Asansörün kapısı kapanmak üzereydi ve bana özür dilerim gelebilir miyim? dedi. Bende asansörün kapısının kapanmasını engellemek için elimi uzattım. Saat Kulesi’nin tepesine çıktığımızda bütün şehri gördük. Aramızda bir şey vardı sanki o gün birlikte gezmeliymişiz gibi hissettim. Sonrasında ruh eşim olabileceğini hissettiğim kişiyle konuştuğumu fark ettim. Türkiye’ye seyahat ettim ve ailesiyle tanıştım ve bana karşı yanlış bir yaklaşımları olmadı. Çok cana yakın ve misafirperverlerdi. Türkler sevgi dolu insanlar” dedi.Gelin Meryem Özarslan’ın annesi Fidan Akalın ise kızına ömür boyu mutluluklar dileyerek “Damadımızı çok sevdik. İnşallah bir yastıkta kocarlar” şeklinde konuştu.Damadın babası Wajeed Siddique da oğlunun Meryem ile evliliğinden dolayı mutluluğunu dile getirerek “Bizim eşimle evliliğimiz çok mutlu ve aşk dolu bir evlilik. Aynı evliliği Meryem ve oğlumun yapacağını da görüyorum” şeklinde konuştu.Damadın annesi Rarad Siddique Türk kültürünün çok eğlenceli olduğunu belirterek “ Burada çok farklı ve eğlenceli bir kültür görüyorum. Onların evliliği için çok mutluyum, onlarında çok mutlu olduğunu görüyorum. Evliliklerinin devam etmesini bekliyorum” açıklamalarında bulundu.
Prag’da tanıştığı Hintli eşiyle Gölhisar’da evlendi
12 Ağustos 2024 Pazartesi - 23:54 Prag’da tanıştığı Hintli eşiyle Gölhisar’da evlendi Burdur’da yaşayan Meryem Özarslan , Prag’da tanıştığı Hintli Sharjeel Siddique ile Gölhisar ilçesinde dünyaevine girdi. Hem Türk hem de Hint gelenek ve göreneklerine göre düzenlenen düğün töreninde çift unutulmaz anlar yaşadı. Burdur’un Gölhisar ilçesinde yaşayan 26 yaşındaki Meryem Özarslan, gezmek için gittiği Çekya’nın başkenti Prag’da tanıştığı 29 yaşındaki Hintli Sharjeel Siddique ile Türk ve Hint geleneklerine göre yapılan düğünle dünyaevine girdi. Gölhisar Belediyesi Park Orman Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen düğün törenindee çift salona mehter takımı eşliğinde girdi. Unutulmaz anların yaşandığı düğünde gelin, damat ve aileleri geleneksel Hint dansları ve Türk müzikleriyle doyasıya eğlendi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu olan Meryem Özarslan ve eşi Sharjeel Siddique, Prag’da tanıştıklarını belirtti. Sharjeel Siddique, “Eşimle Prag’da tanıştık. Türkiye’den geliyordu. Ben ise Amerika’dan gitmiştim. Şehri saat kulesinden gözlemlemek için asansöre bindim. Dışarıda güzel bir kız gördüm. Asansörün kapısı kapanmak üzereydi ve bana ’Özür dilerim gelebilir miyim?’ dedi. Ben de asansörün kapısının kapanmasını engellemek için elimi uzattım. Saat kulesinin tepesine çıktığımızda bütün şehri gördük. Aramızda bir şey vardı, sanki o gün birlikte gezmeliymişiz gibi hissettim. Sonrasında ruh eşim olabileceğini hissettiğim kişiyle konuştuğumu fark ettim. Türkiye’ye seyahat ettim ve ailesiyle tanıştım ve bana karşı yanlış bir yaklaşımları olmadı. Çok cana yakın ve misafirperverlerdi. Türkler sevgi dolu insanlar” dedi. Gelinin annesi Fidan Akalın ise kızına ömür boyu mutluluklar dileyerek, “Damadımızı çok sevdik. İnşallah bir yastıkta kocarlar” şeklinde konuştu. Damadın babası Wajeed Siddique da oğlunun Meryem ile evliliğinden dolayı mutluluğunu dile getirerek, “Bizim eşimle evliliğimiz çok mutlu ve aşk dolu bir evlilik. Aynı evliliği Meryem ve oğlumun yapacağını da görüyorum” şeklinde konuştu. Damadın annesi Rarad Siddique, Türk kültürünün çok eğlenceli olduğunu belirterek, “Burada çok farklı ve eğlenceli bir kültür görüyorum. Onların evliliği için çok mutluyum, onların da çok mutlu olduğunu görüyorum. Evliliklerinin devam etmesini bekliyorum” açıklamasında bulundu.
Prag’da tanıştığı Hintli eşiyle Gölhisar’da evlendi
12 Ağustos 2024 Pazartesi - 23:44 Prag’da tanıştığı Hintli eşiyle Gölhisar’da evlendi Burdur’da yaşayan Meryem Özarslan , Prag’da tanıştığı Hintli Sharjeel Siddique ile Gölhisar’da dünyaevine girdi. Hem Türk hem de Hint gelenek ve görenekleriyle düzenlenen düğün töreninde çift unutulmaz anlar yaşadı. Burdur’un Gölhisar ilçesinde yaşayan 26 yaşındaki Meryem Özarslan gezmek için gittiği Çekya’nın başkenti Prag’da tanıştığı 29 yaşındaki Hintli Sharjeel Siddique, Türk ve Hint gelenekleriyle dünyaevine girdi. Gölhisar Belediyesi Park Orman Sosyal Tesisleri’nde hem Türk hem de Hint gelenek ve görenekleriyle düzenlenen düğün törenine çift mehter takımı ile girdi. Unutulmaz anların yaşandığı düğünde gelin, damat ve aileler geleneksel Hint dansları ve Türk müzikleriyle doyasıya eğlendi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu olan Meryem Özarslan ve eşi Sharjeel Siddique Prag’da tanıştıklarını belirtti. Sharjeel Siddique yaptığı konuşmasında “Eşimle Prag’da tanıştık. Türkiye’den geliyordu. Ben ise Amerika’dan gitmiştim. Şehri saat kulesinden gözlemlemek için asansöre bindim. Dışarıda güzel bir kız gördüm. Asansörün kapısı kapanmak üzereydi ve bana özür dilerim gelebilir miyim? dedi. Bende asansörün kapısının kapanmasını engellemek için elimi uzattım. Saat Kulesi’nin tepesine çıktığımızda bütün şehri gördük. Aramızda bir şey vardı sanki o gün birlikte gezmeliymişiz gibi hissettim. Sonrasında ruh eşim olabileceğini hissettiğim kişiyle konuştuğumu fark ettim. Türkiye’ye seyahat ettim ve ailesiyle tanıştım ve bana karşı yanlış bir yaklaşımları olmadı. Çok cana yakın ve misafirperverlerdi. Türkler sevgi dolu insanlar” dedi. Gelin Meryem Özarslan’ın annesi Fidan Akalın ise kızına ömür boyu mutluluklar dileyerek “Damadımızı çok sevdik. İnşallah bir yastıkta kocarlar” şeklinde konuştu. Damadın babası Wajeed Siddique da oğlunun Meryem ile evliliğinden dolayı mutluluğunu dile getirerek “Bizim eşimle evliliğimiz çok mutlu ve aşk dolu bir evlilik. Aynı evliliği Meryem ve oğlumun yapacağını da görüyorum” şeklinde konuştu. Damadın annesi Rarad Siddique Türk kültürünün çok eğlenceli olduğunu belirterek “ Burada çok farklı ve eğlenceli bir kültür görüyorum. Onların evliliği için çok mutluyum, onlarında çok mutlu olduğunu görüyorum. Evliliklerinin devam etmesini bekliyorum” açıklamalarında bulundu.
72 yıl aradan sonra savaştığı Kore topraklarını yeniden gören gazi o anları anlattı
12 Ağustos 2024 Pazartesi - 12:21 72 yıl aradan sonra savaştığı Kore topraklarını yeniden gören gazi o anları anlattı Burdur’da yaşayan 92 yaşındaki Kore Gazisi Mustafa Gök, Güney Kore Cumhuriyeti’nin daveti üzerine savaştığı toprakları yeniden gidip gördü. 1952 yılında gemi ile 48 günlük yolculuğun ardından ulaştığı limanı tekrar görünce çok duygulandığını söyledi. Burdur’un Bucak ilçesine bağlı Anbahan’da doğup çobanlık yapıp tarlalarda çalışırken askerlik görevi için İstanbul’a giden Mustafa Gök(92) burada Kore birliğine seçilerek aldığı eğitimler sonrasında Kore Savaşı’na katılıp 10 ay cephede kaldıktan sonra yurda dönmüştü. Köyünde “Koreli” olarak bilinen Mustafa Gök burada sürekli savaş zamanında yaşadıklarını çocuklarına ve komşularına anlatıp dururken oraları tekrar görmenin hayaliyle yaşıyordu. Kore Cumhuriyeti tarafından Kore Savaşı’na katılmış olan Birleşmiş Milletler Gücü’ne ait gaziler için Yeniden Ziyaret Programı düzenlendiği duyan Gazi Mustafa Gök’ün torunu Prof. Dr. Yaşar Gök’te dedesinin Kore özlemini gidermek için bu programa başvuru yaptı. Yaklaşık 3 yıl sonra yaptıkları başvuru kabul olan Gazi Mustafa Gök ve torunu Yaşar Gök, Birleşmiş Milletler Gücüne ait farklı ülkelerden gelen 15 gazi ile birlikte Kore’yi ziyaret ettiler. Kore’de geçirdikleri süre zarfında Koreli vatandaşlar tarafından büyük ilgi gördüklerini söyleyen Gazi Mustafa Gök savaştığı yerleri tekrar görmenin sevincini yaşıyor. Kore’de bulundukları 6 günlük süre zarfında Panmunjom Ateşkesi’nin imzalandığı Panmunjom’u, Kore Savaşı BM Gazileri Günü Ulusal Töreni’ni, Kore Savaş Hatıra Müzesi’ni, savaş anıtını, Busan’daki Birleşmiş Milletler Anı Mezarlığı’nı ziyaret eden Mustafa Gök ve torunu Yaşar Gök o anları duyguyla anlattılar. Evinin camına astığı Türk ve Güney Kore Bayrağı’na baktıkça savaş zamanını hatırlayan Gazi Mustafa Gök askerliğe başlangıç ve Kore’ye gidiş dönemini; “1952’nin Kasım ayında şube duhulüm vardı. Burdur’a giderek işlemlerimi tamamladım ve trenle İstanbul’da bulunan Selimiye Kışlası’na vardım. Selimiye Kışlası’nda Kore birliğine seçtiler bizi. Burada yapılan yemin töreninin ardından bize rütbe verdiler, Kore rütbesi. Daha sonra bize verdikleri 20 gün izinde Burdur’a geldim. 80 yaşında annem vardı, bir de abim. Garibandık o zamanlar annem Kore’ye gideceğimi duyunca ağlıyordu sürekli. Bende anneme “Ana ne ağlıyorsun ağlama, nasıl olsa bu göreve gidilecek.” dedim. İznin ardından İzmir Seferihisar‘a gittik. Orada 3 ay eğitim gördük. Eğitimin ardından dönemim Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakanı Adnan Menderes geldi bizi uğurlamaya. Orada bize “Evlatlarım Kore‘ye gidiyoruz Allah’ın izni ile, burnunuz kanamadan geri dönersiniz İnşallah” dedi. Törenin ardından İzmir’e geçerek Alsancak limanında gemiye bindik. Limanda subaylar, generaller, rütbeliler, çocukları, hep sarılıp ağlaşıyorlardı. Bende kendi kendime dedim ki “ Mustafa dedim kimin var da kim gelecek de seni soracak” diye içimden geçirerek sırt çantamı alıp yukarı çıktım ve güverteye oturup onları seyrettim. Akşam üzerine doğru gemimiz dolduktan sonra hareket ederken gemi üç sefer korna çaldı işte o zaman bana çok koydu ve ağladım.” sözleriyle anlattı. Kore’ye deniz yoluyla 48 günde varmıştık. Gemiyle Kore’ye 48 günde gittiklerini söyleyen Gazi Gök; “Gemi limandan ayrıldıktan sonra Süveyş Kanalını geçtik. Süveyş Kanalını geçince orada bir su ikmali yaptı gemi. Ondan sonra hiç durmadık. Bu denizler birbirine hiç karışmıyor Kızıldeniz, Küllü deniz, okyanus derken böyle gidiyoruz. Okyanusta beni bir dalga tuttu, koğuşumu 5 gün bulamadım. Güvertede oradan oraya gidiyorum yabancı diğer yere gidiyorum yabancı. Bulduğum bir yere yattım. Bir tane Amerikalı asker geldi beni dürttü. Bende ona “Ben ölüyorum” dedim. Beni almış revire götürmüş. Bir uyandım her yerim batmış çıkmış kusmuşum hep. Daha sonra beni aldı yemekhaneye götürdü. Yemekhanede de karne var. Sabah deliyorsun bir lokma, öğlen deliyorsun bir lokma, akşam deliyorsun bir lokma. Yani ölmeyecek kadar yemeğimizi verdiler. Böyle böyle 48 gün gece gündüz yol gittik.” dedi. 10 ay cephede kaldım Kore savaşında cephede 10 ay boyunca görev aldığını belirten Gazi Mustafa Gök; “Yatsı namazından sonra Busan’a inmiştik. Şöyle doğuya doğru yanaştı gemi. Bu sefer gittiğimde de aynı yere tekrar baktım baya ağladım. Busan’a indiğimizde Amerika Bayrağı ile Türk Bayrağı’nı görünce 3 bin 700 asker ağlamaya başladık. Bizi orada indirdiler yemekhaneye götürdüler. İki lokma yemek yedikten sonra “Cenabı Allah’ım düşmanın kurşunu inse de beni öldüremez artık” dedim. Kıblenin nerede olduğunu bilmesem de dua ettim. Böylelikle bizi cephe gerisine götürdüler. Tabi silahımız yok. Sonra Kore birliğindekiler burada bizi sürekli tatbikata götürdüler. Mevzi kazma, siper alma gibi talimler yaptık cephe gerisinde. Daha sonra bize silah verdiler ve bizi trene bindirip cepheye gönderdiler. O cephede hani bizde artık silah verdiler ya ondan sonra annen de silah babanda silah. Bize hiç korku gelmedi. Cephede mevzileri geziyoruz, bakıyoruz her yerde sandıklar dolusu mermiler, cesetler var. Bizde işte onları topluyoruz mevzileri düzenliyoruz derken 10 ay boyunca cephede kaldım.” ifadesinde bulundu. Mevzi kazdığım yerlerde artık yüksek binalar var 72 yıl sonra savaştığı yerleri tekrar görme fırsatı bulan ve oraların çok değiştiğini söyleyen Gazi Mustafa Gök; “72 yıl sonra oraya tekrar gitme fırsatım oldu. Ama çalıştığım yerleri çok fazla bilemedim. O zamanlar ileri karakol diye bir yer vardı, kule derlerdi orası şimdi Amerikan üssü olmuş. Üssü ziyaret ettiğimizde benim mevzi kazdığım yerlere şimdi 20’şer 30’ar katlı binalar dikilmiş.” şeklinde konuştu. Kore’nin dedesi oldum Kore halkının kendisine büyük ilgi gösterdiğini ve torunundan öğrenerek kendisine sürekli dede dediklerini de söyleyen gazi Gök; “Torunum Yaşar’a tercüman olarak sormuşlar sabahları ne dersiniz diye öğrenmişler. Beni gördüklerinde “Günaydın dede, merhaba dede” Kore’nin dedesi olduk. Beni Kore’den uğurladıklarında çocuklar vardı bende onları görünce bir fotoğraf çektirmek istedim. Fotoğraf çekildik onlarla. Daha sonra onlara torunum Yaşar sayesinde ben savaş zamanında sizin gibi çocuklara çok emek vermiştim onları hatırladım o yüzden fotoğraf çekinmek istedim dedim. İçlerinden birisi bana onlar bizim annemizdir. Seni her zaman buraya bekliyoruz dediler. Bende çok gitmek isterim ama üç sene gidemeyeceğim. Bu hak üç sene sonra tekrar çıkabilirmiş bana. 72 yıl sonra görme nasibim oldu, İnşallah bir daha görebilirim.” dedi. Bizim orada toprağımız olduğunu bilseydim buradan toprak götürürdüm oraya Kore’de ki şehitlikte Türk toprağı olduğu öğrenen ve daha önce öğrensem köyümden oraya toprak götürüp dökerdim diyen Mustafa Gök; “Bizi bu ziyarette şehitliğe de götürdüler. Şehitlikteyken Mustafa isimli bir şehidimizin mezarına gül bırakıp dua ettim. Orada bir tören oldu. Daha sonra savaş müzesine gittik. Çocuklarla fotoğraf çekildik orada. Ben o şehitliğe zaten 72 yıl önce dönmeden ziyaret etmiştim. Orada o zamanlar bir kadın binbaşı vardı. Bir takım asker vardı. Fakat o zamanlar böyle düzenli değildi. Tahta dikiliydi mezar başlarında. Tahtada künye numarası, isim ve nereli olduğu yazardı. Fakat şimdi çok güzelleşmiş. Hatta bizim orada bir toprağımız varmış. Ben bunu bilmiyordum. Bilseydim Türkiye’den giderken toprak götürürdüm şehitliğimize.” sözlerine yer verdi. Şehitlikte çok duygulandık Şehitlik ziyareti sırasında düğer ülkelerden gelen şehit yakınları ve gaziler ile birlikte çok duygulandıklarını söyleyen Gazi Mustafa Gök; “Şehitliğe gittiğimizde çok duygulandık, ağladık. Bizim tugayımızdan oraya hiç şehit konmamıştı ama bizimle birlikte ziyarete gelen diğer arkadaşlar akrabalarını bulup ağlıyorlardı sürekli. Savaş zamanında Türk askeri düşmanın eline geçmesin diye topçularımız kendi mevzilerimizi top atışıyla vurmuşlardı. Çünkü düşmanın eline geçerse gözünü oyuyorlardı, kulağını kesiyorlardı. Bu yüzden biz de kendi kendimizi şehit yapmıştık.” dedi. 72 sene önce geldim savaştım eğer savaş çıkarırsanız yine gelirim Kuzey Kore ile Güney Kore arasında ara ara oluşan gerilim hakkında da esprili bir şekilde konuşan Gazi Mustafa Gök; “ Kuzey Koreliler bakın ben buraya 72 sene evveli geldim burada savaştım. Şimdi yine geldim ziyaret ettim. Sakın ha rahat durmazsanız yine gelirim haberiniz olsun” ifadesinde bulundu. Dedeme diğer gazilerden daha çok ilgi gösterdiler Dedesiyle birlikte Kore’ye giderek hem ona refakat eden hem de tercümanlığını yapan Gazi Mustafa Gök’ün torunu Prof. Dr. Yaşar Gök; “ Biz aslında iki yıldır Gaziler Derneği aracılığıyla Kore’ye yeniden ziyaret kapsamında başvurular yaptık. Burdur’daki Gaziler Derneği Başkanımız Hasan bey bize bu konuda çok destek oldu. İki yıldır başvuru yapıyorduk ama üçüncü yılımızda olumlu sonuçlandı. Dedemin Kore’ye yeniden ziyaret çerçevesinde davet edildiğine dair belgeleri aldık. Tabi işlemler bu kadar kısa sürmedi çok uzun süreçten geçti bunlar. Kore Cumhuriyeti elçiliği ile görüşmeler, ekstra dedemin yaşından dolayı sağlık raporları, pasaportları derken süreci tamamladık. Tabi Kore Cumhuriyeti’nin bu daveti bizim için çok büyük bir mutluluk. Özellikle benim için büyük mutluluk çünkü çocukluk yıllarında dedemden çok fazla Kore insanlarını, Kore topraklarını dinlemiştim. Tabi 72 yıl sonra bana da nasip olması güzel oldu. Dedemle birlikte, dedemin ikinci, benim ilk kez olmak üzere Kore’ye gittik. Aslında biz havaalanına indiğimiz zaman Vatanseverler ve Gaziler Bakanlığı var Kore’de. O bakanlığın görevleri bizi havaalanında karşıladılar. Bizim Türk olduğumuzu öğrenince daha büyük bir ilgi gördüm ben. Orada Kanadalı da vardı, Filipinli gazi de vardı. Onların yanında dedeme ilgi daha fazlaydı. Bunu ben çok rahat görebildim çünkü hemen dedemle konuşmaya çalıştılar, tabi ben oradaki tercüme işlemini yaptım. Dedeme sorular sordular, hatta bir video çekimi yaptılar dedemle neler hissediyor, düşünceleri nelerdir diye. O anlamda çok büyük ilgi vardı.” dedi. Gazi Mustafa Gök, Kore ziyareti esnasında Kore Cumhuriyeti tarafından kendisine verilen madalyaya şimdi gözü gibi bakarak kurtardıkları Kore’nin gelişip modernleşmesinin sevincini yaşıyor.
Salda Gölü çevresine bırakılan kızıl geyiklerin yavrusu beslenirken görüntülendi
12 Ağustos 2024 Pazartesi - 09:29 Salda Gölü çevresine bırakılan kızıl geyiklerin yavrusu beslenirken görüntülendi Doğa Koruma ve Milli Parklar ile Tarım ve Orman Bakanlığı’nın düzenlediği projeyle kızıl geyik yuvası haline getirmek için Salda Gölü çevresine bırakılan 23 kızıl geyikten birinin yavrusu, annesini emerken görüntülendi. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) tarafından "Nesli Tehlike Altında Olan Türlerin Tekrar Eski Yaşam Alanlarına Geri Kazandırılması Projesi" çerçevesinde Tarım ve Orman Bakanlığı ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından Burdur’da bulunan Salda Gölü çevresine getirilerek Eşeler Yaylası’na salınan 5 erkek, 18 dişi kızıl geyikten birinin yavruladığı görülmüştü. Geçtiğimiz günlerde bölgeden geçen bir vatandaş tarafından o yavrunun annesini emerek beslendiği cep telefonu kamerası ile kaydedildi. Çekilen görüntülerde yıllar sonra bölgede doğan ilk kızıl geyik yavrusunun sağlıklı bir şekilde büyüdüğü görüldü. Orman Müdürü anne geyiğe eliyle su içirdi Geçtiğimiz günlerde Eşeler Yaylası’ndan geçerken anne geyik ve yavrusuna rastlayan Burdur Orman İşletme Müdürü Sefa Karataş ve Orman İşletme Müdürlüğü personeli o anları cep telefonu kamerası ile görüntüledi. Görüntülerde yola inen anne geyik Orman İşletme Müdürü Sefa Karataş’ın elinden su içip kendini sevdirirken yavru kızıl geyiğin de ormanın içinden onları dikkatle izlediği görüldü. Sefa Karataş’ın elinden su içtikten sonra yavrusunun yanına doğru ilerleyen anne kızıl geyik çıkardığı seslerle adeta müdüre teşekkür etti.