Yerel Haberler
Burdur
14 Nisan 2026 Salı - 17:43 Burdur’da yılın ilk 3 ayında 2 bin 346 asayiş olayı meydana geldi, yüzde 89’u aydınlatıldı Burdur’da 2026 yılı içerisinde meydana gelen toplam 2 bin 346 asayiş olayında, alınan tedbir ve önleyici çalışmalar sayesinde geçen yılın aynı dönemine göre suç oranlarında yüzde 3 azalma sağlandı. Şubat ayı genel güvenlik toplantısı, Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıya; İl Jandarma Komutanı Albay Mehmet Balcı ve İl Emniyet Müdürü Vekili Hakan Çiğiltepe katıldı. Açıklanan verilere göre il genelinde; kişilere karşı 895, mal varlığına karşı 229, millete ve devlete karşı 26, topluma karşı 224 ve takibi gereken 972 olmak üzere toplam 2 bin 346 olay meydana geldi. Tüm suçlarda yüzde 3 oranında düşüş kaydedildi. Kişilere karşı suçlarda; "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" olaylarında yüzde 67, "kasten yaralama" suçlarında yüzde 43, "cinsel taciz" olaylarında yüzde 27 ve "çocuğun cinsel istismarı" suçlarında yüzde 25 azalma sağlanırken bu çerçevedeki olayların tamamı aydınlatıldı. Mal varlığına karşı suçlarda ise "otodan hırsızlık" yüzde 100, "oto hırsızlığı" yüzde 50, "evden hırsızlık" yüzde 36 ve "dolandırıcılık" yüzde 37 oranında azaldı. Bu suçlarda genel düşüş yüzde 27 olurken, olayların yüzde 89’u aydınlatıldı. Mart ayında 335 olay yaşandı 2026 yılı Mart ayında kişilere karşı 335 olay meydana geldi. Alınan tedbirler sayesinde "çocuğun cinsel istismarı" yüzde 100, "cinsel taciz" yüzde 50, "kasten yaralama" yüzde 40 ve "tehdit" olaylarında yüzde 3 azalma sağlandı ve tüm olaylar tamamen aydınlatıldı. Mal varlığına karşı suçlarda ise Mart ayında 10 olay meydana geldi. Evden hırsızlıkta yüzde 100, dolandırıcılıkta yüzde 50 azalma sağlanırken, olayların yüzde 81’i aydınlatıldı. 491 firari yakalandı 2026 yılı içerisinde haklarında yakalama kararı bulunan 491 firari şahıs yakalanarak adli makamlara sevk edildi. Mart ayında ise 152 firari yakalandı. Ruhsatsız silah ve silah kaçakçılığına yönelik operasyonlarda yıl içerisinde 89 silah ele geçirilirken 65 kişi hakkında işlem yapıldı. Mart ayında ise 27 silah ele geçirilerek 16 kişi hakkında işlem gerçekleştirildi. Uyuşturucu ve kaçakçılıkla mücadele sürüyor Narkotik suçlarla mücadele kapsamında yıl içerisinde 126 olay meydana gelirken 22 şüpheli tutuklandı. Operasyonlarda 3 kilo 895 gram esrar, 552 gram bonzai, 129 gram metamfetamin, 225 gram skunk, 16 gram eroin, 2 gram kokain ile sentetik ecza ve ecstasy ele geçirildi. Kaçakçılıkla mücadelede 85 operasyonda 149 şüpheli hakkında işlem yapılırken, çok sayıda kaçak sigara, makaron, tütün, elektronik sigara, etil alkol ve tarihi eser ele geçirildi. Terör, göç ve siber suçlarla mücadele Terörle mücadele kapsamında terör örgütü FETÖ ve DEAŞ’a yönelik toplam 7 operasyon düzenlenirken 34 şüpheli hakkında işlem yapıldı. Göçmen kaçakçılığıyla mücadelede 2 operasyonda 6 organizatör yakalanırken, 2 bin 202 yabancı denetlendi, 96 düzensiz göçmen tespit edildi. Siber suçlarla mücadelede ise 71 hesap veya şahıs tespit edilerek 55 kişi hakkında işlem yapıldı. Trafik denetimleri arttı 2026 yılı içerisinde 290 bin 383 araç denetlenirken, 28 bin 812 araç ve sürücüsüne ceza uygulandı. Mart ayında ise 123 bin 204 araç denetlenip 9 bin 125 araca işlem yapıldı. Çevreye rahatsızlık veren araçlara yönelik denetimlerde 8 araca drift nedeniyle 629 bin 302 TL ceza uygulanırken, 154 araç ve sürücüsüne ise yüksek ses, abartı egzoz ve kamu düzenini bozma gibi ihlallerden toplam 1 milyon 193 bin 496 TL cezai işlem gerçekleştirildi. Isparta - Antalya karayolunda denetimler aralıksız sürüyor Isparta - Antalya karayolu hakkında da bilginin verildiği toplantıda bahse konu yolun günde 10 bin aracın kullandığı güzergah olduğu, bayram ve tatil dönemlerinde günlük araç sayısının 18 bine kadar ulaştığı belirtildi. Yolun, özellikle yağışlı havalarda virajlı ve eğimli yapısının risk oluşturduğu, sürücülerin daha dikkatli olması gerektiği vurgulandı. Kazaların azaltılması amacıyla güzergahta denetimlerin artırıldığı, bu kapsamda 9 seyyar radar hız kontrolü ikaz levhası ile 4 sabit radar uyarı levhasının yerleştirildiği, trafik jandarması tarafından sabit ve seyir halinde hız kontrollerinin sürdürüldüğü belirtildi. Yoğun dönemlerde ise ek trafik ve asayiş timleriyle denetimlerin desteklendiği ifade edildi. Güzergahta, ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında ise önceki yıla göre yüzde 19 düşüş yaşandığı açıklandı. Ayrıca yol güvenliğini artırmaya yönelik olarak, yolun bölünmüş yol haline getirilmesi, ortalama hız koridoru kurulması, ticari araçlar için karayolu denetim istasyonu açılması ve bölgede 24 saat esaslı hizmet verecek bölge trafik istasyonu kurulması yönünde girişimlerde bulunulduğu ifade edildi.
4. kuşak fotoğrafçı Mahmut Kanık 54 yıldır deklanşöre basıyor
10 Aralık 2025 Çarşamba - 10:04 4. kuşak fotoğrafçı Mahmut Kanık 54 yıldır deklanşöre basıyor Burdur’da büyük dedesinden miras olarak kalan fotoğrafçılığa 54 yıldır büyük bir özveriyle aynı dükkanda devam eden 73 yaşındaki Mahmut Kanık, sağlığı el verdiği müddetçe işinin başında olmak istediğini söyledi. Çocuk yaştan beri fotoğrafçılık mesleğinin içerisinde olan Mahmut Kanık, büyük dedesinin 1930 yılında Atatürk’ün fotoğraflarını çektiği hikayeleri ile büyüdü. Büyük dedesinden sonra dedesinin mirasa sahip çıktığını ifade eden Kanık, o zamanlarda babası ve dedesinin yanında meslekle tanıştığını söyledi. Babasının yanında işleri tam anlamıyla öğrenen Kanık, 1971 yılında dükkanı babasından devraldı. Kanık, 54 yıldır mesleğine büyük bir özveriyle devam ediyor. Kızını ve eşine de fotoğrafçılık mesleğini öğrettiğini belirten Kanık, sağlığı el verdiği müddetçe işinin başında olmak istediğini söyledi. "Babamın babasının babası da fotoğrafçıydı" 1971 yılında ortaokulu bitirdikten sonra babasının yanında çalışmaya başladığını belirten Mahmut Kanık, "Bu şekilde de fotoğrafçılığa başladım. Bu zamana kadar aynı işi aynı yerimde aynı kişilerle yapmaktayım. Ben bu mesleği babamdan öğrendim. Babamın da babası fotoğrafçıydı. Babamın babasının babası da fotoğrafçıydı. Ben 4. kuşağım. Birinci kuşak olan dedem, 1936 yılında 6 Mart’ta Atatürk Burdur’a geldiği zaman fotoğrafını çekmiş. Tabii biz dünyada yokken. Atatürk Çatalpınar’da inmiş ve faytonla şehir içine gelinceye kadar dedemin babası çektiği fotoğrafları Atatürk’e vermiş. Atatürk’te ‘Oğlum bunu nasıl yaptın, aferim sana’ deyip Burdur Valiliğine fotoğrafları hediye etmiş" dedi. "Kızımı ve eşimi yetiştirdim" İkinci kuşak olan dedesini hatırladığını anlatan Kanık, "Dedem bir süre babamla birlikte çalışırken ben o zaman daha çok küçüktüm. Buna rağmen dükkana gelip gidiyordum. Yine dedem ve babamdan bir şeyler öğrendim. Sonra 1960 yılında direksiyon babama geçti. 1971 yılına kadar babam çalıştırdıktan sonra direksiyona ben geçtim. Bu şekilde ben 4. kuşağım. Nasip olursa da kızım 5. kuşak olarak gelmektedir. Ben de kızımı yetiştirdim ve aynı zamanda eşimi yetiştirdim" şeklinde konuştu. Mesleğini çok sevdiğini ifade eden Kanık, "Ben mesleğimi çok seviyorum ve artık Allah müsaade ederse sağlığım el verdiği zamana kadar çalışmaya devam edeceğim. Kızımla beraber çalışıyoruz. Ara sıra damadımız geliyor, o da yardım ediyor. Bu sayede hiçbir sorunumuz olmadan mesleğimize güzel bir şekilde devam ediyoruz" diye konuştu.
Salda Gölü’nde su kayıpları artıyor
09 Aralık 2025 Salı - 09:45 Salda Gölü’nde su kayıpları artıyor Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, Salda Gölü’ndeki su seviyesinin düşmesinde tek sorumlunun kuraklık olmadığını, kötü su yönetiminin de etkili rol oynadığını söyledi. Sarı, yaptığı açıklamada, Salda Gölü’nün, beyaz kumsalları masmavi sularıyla Anadolu’nun nazar boncuğu olduğunu belirterek, gölde hidromanyezit içerikli stromatolitlerin, cyanobakteriler ile kalsiyum karbonat etkileşimi sonucu oluştuğunu anlattı. Dünyadaki yaşamın geçmişine ilişkin harika bilgiler içeren bu yapıların aynı zamanda göl sahillerinde beyaz kumsalların oluşmasını sağladığını dile getiren Sarı, şunları kaydetti: "Göl, ülkemizdeki diğer tüm göller gibi su kaybı yaşıyor. Bölgedeki Burdur Gölü’nde su kaybı neredeyse yüzde 50, yakınlarındaki Yarışlı Gölü’nde neredeyse yüzde 90 seviyesine ulaşmış durumda. Salda Gölü’nde durum daha iyi olsa da su kaybı kıyılarda çıplak gözle görülür durumda. Ülke olarak yarı kurak iklim kuşağındayız. Bu yüzden yağışlarımız da su debilerimiz de düzensiz. Su yönetiminde uzun dönem verilerine göre en kurak yılı dikkate alarak hesap yapmamız lazım." Tek sorumlu kuraklık değil Anadolu’daki birçok göl gibi Salda Gölü’nde de su çekilmesi yaşandığını aktaran Sarı, "Nedeni bakarsanız kuraklık. Derine inerseniz asıl nedeni kötü su yönetimi. Bütün göle ulaşan akarsuların üzerine baraj ve gölet yaparsak su nasıl gelecek buraya" dedi. Sadece yağışlı periyotlar dikkate alınarak sular yönetilmeye kalkılırsa sonucun göllerdeki su çekilmesi olacağını vurgulayan Sarı, "Kurak periyot geldiğinde etrafına baraj ve göletler yaptığımız sular göllere ulaşamadığı için göllerdeki gider gelirden fazla oluyor; su bütçesi bozuluyor ve su seviyesi düşüyor. Salda Gölü’nde de yaşanan bu. Sonra başlıyoruz kuraklığı suçlamaya. İklim değişikliği bir fekalet var, kuraklık var ama göllerimizin çekilmesinin sorumlusu tek başına bunlar değil" diye konuştu. Gölleri birer birer kaybederiz Her akarsuyun üzerinde yapılan barajlar, göletler ve diğer su toplama yapılarının her yere açılan su kuyularının, derinde su yollarının değişmesine neden olan madencilik faaliyetlerinin, tarımda kuraklığı dikkate almayan ürün deseninin göllerde su kaybını hızlandırdığını belirten Sarı, şöyle devam etti: "Kısaca uzun dönem yağış-buharlaşma dengesinin dışında, su bütçesine yaptığımız müdahalelerle su döngüsünü bozduğumuz için göllerimizi kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Hep ’kuraklık var ne yapalım’ savunması yapsak da sorun büyük oranda kökü suyu yanlış ve kötü yönetmemizden kaynaklanıyor. Akarsular, göller ve denizlere hayat taşıyan can damarları gibidir. Damar tıkanırsa vücutta sorunlar çıkması gibi göllerde de sorunlar yaşanır. Su yönetimi, bulunduğumuz coğrafi ve iklim şartları dikkate alınarak bütünsel (holistik) bir yaklaşımla yapılmalı. Aksi takdirde göllerimizi birer birer kaybederiz."
DSİ’ye ait kepçe ile define arandığı iddiasını bölgede bulunan sigara izmaritinin DNA örnekleri aydınlatacak
08 Aralık 2025 Pazartesi - 15:13 DSİ’ye ait kepçe ile define arandığı iddiasını bölgede bulunan sigara izmaritinin DNA örnekleri aydınlatacak Burdur’da çalışma yapan Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ait kepçe gece saatlerinde kimliği belirlemeyen şahıslar tarafından çalınarak yakındaki bir bölgede define arandığı iddiasını bölgede bulunan sigara izmaritleri aydınlatacak. İzmaritlerden alınan DNA’ların incelendiği bildirildi. Olay, geçtiğimiz günlerde Burdur’un Yeşilova ilçesine bağlı Alanköy’de meydana geldi. İddia göre, DSİ’nin bahse konu köydeki çalışması nedeniyle bölgede bulunan bir kepçe, kimliği belirlemeyen şahıs ya da şahıslar tarafından gece saatlerinde çalındı. Daha sonrasında şahıslar tarafından 700 metre uzaklıktaki bölgeye götürülerek burada define arandı. Yaklaşık 2 saat boyunca kepçeyi kullanan şahıslar daha sonrasında kepçeyi aldıkları gibi bırakarak kayıplara karıştı. Olay ise kepçedeki takip cihazı sayesinde ortaya çıktı. DSİ ekipleri tarafından durum ilk olarak jandarma bildirildi. Jandarma ekipleri tarafından yapılan çalışmalar neticesinde köyde yapılan çalışmada görevli ve kepçeyi kullanan DSİ personellinin ifadesine başvuruldu. İfadede personel durumdan haberinin olmadığını belirtirken şahısların bir mezarlığı kazdığı ve bir define bulamadıkları öğrenildi. Kazı çalışmasının yapıldığı yerde olayı gerçekleştiren şahıs ya da şahıslara ait olduğu düşünen sigara izmaritleri bulundu. Bu izmaritlerden çıkacak DNA testinin ardından olayı kimin gerçekleştirdiği tespit edileceği belirtildi.