Yerel Haberler
Bursa
27. Ulusal İmmünoloji Kongresi Bursa’da gerçekleşti 08 Mayıs 2026 Cuma - 10:33:28 Türk İmmünoloji Derneği ve Bursa Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen 27. Ulusal İmmünoloji Kongresi, 26-29 Nisan 2026 tarihleri arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Görükle Yerleşkesinde, Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Bağışıklık sistemine yönelik çalışmaları bulunan ulusal ve uluslararası iki yüzden fazla bilim insanı kongrede bir araya geldi. İmmünoloji alanında çalışan bilim insanları, hekimler ve araştırmacıları buluşturan kongre, geniş kapsamlı bilimsel programı ve güçlü akademik etkileşim ortamıyla başarıyla tamamlandı. Etkinlik boyunca bilimsel iş birliği ve yenilikçi yaklaşımlar ön plana çıktı. Kongre öncesinde birbiriyle eşzamanlı yürütülen kurslarda translasyonel immünoloji, akan hücre ölçer teknolojileri ve nakil immünolojisi başlıkları ele alındı. Translasyonel immünoloji kursunda tümör mikroçevresi, humanize hayvan modelleri ve otoimmün hastalıkların deneysel yaklaşımları hem teorik hem de uygulamalı olarak incelenerek katılımcılara önemli laboratuvar deneyimi kazandırıldı. Akan hücre ölçer kursunda temel prensiplerden ileri düzey analizlere kadar kapsamlı bilgiler aktarılırken, immünfenotiplendirme ve veri analizi süreçleri detaylandırıldı. Nakil immünolojisine odaklanan kursta ise organ ve kök hücre nakillerinde karşılaşılan immünolojik sorunlar, HLA uyumu ve doku tiplendirme süreçleri bütüncül bir yaklaşımla değerlendirildi. Kongrede immünolojinin farklı alt alanlarını kapsayan çok sayıda güncel ve yenilikçi konu ele alındı. Hedeflenmiş tedaviler kapsamında kompleman sistemine yönelik yeni moleküller ve tedavi alanları öne çıkarken, immün repertuvara ve immün yetmezliklere ilişkin güncel yaklaşımlar ile omik teknolojilerin katkıları hastalıkların moleküler düzeyde anlaşılmasına ışık tuttu. Otoimmün hastalıklarda tolerans indükleyici hücre temelli tedaviler, immün regülasyonda kodlanmayan RNA’ların rolü ve hücresel mekanizmalar detaylı biçimde tartışıldı. Alerjik hastalıklarda ağır astım ve besin alerjilerine yönelik yeni tedavi stratejileri dikkat çekerken; genetik ve immün yanıt ilişkisi, HLA farklılıkları ve GWAS çalışmaları çerçevesinde değerlendirildi. Aşı ve tedavi teknolojilerinde ekstraselüler veziküller ve OMV tabanlı yaklaşımlar öne çıkarken, çevresel faktörlerin immün sistem üzerindeki etkileri de önemli başlıklar arasında yer aldı. Kanser immünolojisi oturumlarında tümör mikroçevresi, doğal lenfoid hücreler ve CAR-T/CAR-NK tedavileri ele alınırken, nöroimmünoloji alanında ise beyin-bağışıklık etkileşimi ve yeni omik yaklaşımlar dikkat çekti. Ayrıca epitelyal bariyer hipotezi gibi güncel kavramlar üzerinden çevresel etkenler ile bağışıklık sistemi arasındaki ilişki yeniden değerlendirildi. Tüm bu bilgi paylaşımı hastalık mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasına ve yeni tedavi stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlamanın yanında katılımcılar arasında akademik iş birliklerinin kurulmasına aracılık ederek gelecekteki bilimsel projeler için zemin de hazırladı. "Çeşitlilik ve kapsayıcılığa sosyo-bilimsel bir bakış Çeşitliliğin Gücünü En İyi İmmünologlar Bilir" başlıklı konferansa yer vererek bu konuda öncülük etme özelliği kazanan kongrede bilimsel programın dışında fotoğraf gösterimi, tiyatro oyunu ve konserler gibi sosyal etkinlikler, katılımcılara disiplinler arası bir deneyim sundu. Kongre ayrıca Dünya İmmünoloji Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerle bilimsel farkındalığın artırılmasına katkıda bulundu. İmmünoloji alanında bilgi paylaşımını güçlendiren ve yenilikçi araştırmaları destekleyen bu önemli organizasyon, bilimsel üretkenliğe ve ulusal/uluslararası iş birliklerine katkı sunarak başarıyla tamamlandı. Kongre başkan Dr. Öğr. Üyesi Salih Haldun Bal programın ardından yaptığı değerlendirmede, "Kongremizde immünolojinin hem temel bilim hem de klinik uygulamalar açısından en güncel başlıklarını bir araya getirdik. Özellikle hedeflenmiş tedaviler, hücresel tedaviler, omik teknolojiler ve çevresel faktörlerin bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri gibi alanlarda çok değerli bilimsel paylaşımlar gerçekleşti. Bu kongrenin en önemli çıktılarından biri, farklı disiplinlerden gelen araştırmacıların ortak bir zeminde buluşarak yeni iş birliklerinin temellerini atmış olmasıdır. Bilimsel programımızı yalnızca bilgi aktarımıyla sınırlı tutmayıp, uygulamalı kurslarla genç araştırmacıların yetkinliklerini artırmayı da hedefledik. Bunun yanında, ‘çeşitlilik ve kapsayıcılık’ gibi bilimsel olduğu kadar toplumsal yönü de olan konulara yer vererek immünolojinin geniş perspektifini vurguladık. İnanıyoruz ki burada paylaşılan bilgiler ve kurulan iş birlikleri, önümüzdeki dönemde hem hastalıkların daha iyi anlaşılmasına hem de yenilikçi tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacaktır" dedi. Türk İmmünoloji Derneği başkanı olarak Arzu Aral da, "27. Ulusal İmmünoloji Kongresi ile yalnızca bir bilimsel toplantı gerçekleştirmedik; immünolojinin geleceğini birlikte şekillendirecek güçlü ve bütüncül bir vizyon ortaya koyduk. Temel bilim ile klinik pratiğin gerçek anlamda kesiştiği, translasyonel tıbbın somut karşılık bulduğu bu kongre, hücresel tedavilerden omik teknolojilere, çevresel belirleyicilerden endotel ve epitel bariyer bütünlüğüne uzanan geniş bir perspektifle, immünolojinin hastalıkları yalnızca açıklayan değil, onları önleyen ve dönüştüren bir disiplin olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bu kongrede özellikle vurgulanan bariyer odaklı yaklaşım, kronik inflamasyonun ve pek çok hastalığın ortak zeminini yeniden düşünmemizi sağlarken, temel bilimciler ile klinisyenler arasında kurulan güçlü köprüler, bu bilginin hastaya nasıl daha hızlı ve etkili yansıtılabileceğini gösterdi. Aynı zamanda, alanın ustaları ile genç araştırmacıların bir araya gelerek ortak bir dil ve heyecan üretmesi, immünolojinin geleceği açısından en kıymetli kazanımlarımızdan biri oldu. Bugün immünoloji, yalnızca hastalıkların tedavisinde değil, sağlıklı ve uzun yaşamın sürdürülebilirliğinde de belirleyici bir bilim alanı haline gelmiştir. Türk immünoloji camiası olarak bizler, bu dönüşümün aktif bir parçası olmaya; bilim üretmeye, iş birliklerini güçlendirmeye ve gelecekte söz sahibi olmaya kararlılıkla devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Kongreyi organize eden Burkon Turizm’in Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Eker de, "Ülke genelinden hekimlerimizi Bursa’da ağırladık, konuklarımız çok memnun kaldılar" dedi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 10:26 BUÜ’de "Ortak Dış Politika Vizyonu" konuşuldu Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Türk dünyasının geleceğine ışık tutan anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Uluslararası İlişkiler Topluluğu tarafından düzenlenen "Türk Devletleri Teşkilatı: Yeni Yüzyılda Ortak Dış Politika Vizyonu" başlıklı konferans, üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde gerçekleştirildi. Programın açılışında söz alan BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, küresel dengelerin hızla değiştiği bir çağda ortak tarih ve kültür etrafında şekillenen birlikteliklerin önemine dikkat çekti. Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) üye ülkeler arasında siyasi, ekonomik ve kültürel bağları güçlendiren hayati bir platform olduğunu belirten Prof. Dr. Çiftçi, ortak dış politika vizyonunun uluslararası alanda güçlü bir duruş sergilemek adına stratejik bir gereklilik haline geldiğini ifade etti. Bu tür etkinliklerin yarının karar vericileri olacak gençler için büyük bir fırsat olduğunu vurgulayan Çiftçi, organizasyonda emeği geçenlere teşekkürlerini sundu. Uluslararası İlişkiler Topluluğu Başkanı Yağız Mert Uğurlu, topluluğun 30 yıllık birikimiyle Türk dünyasının jeopolitik geleceğini analiz etmeyi öncelediklerini belirtti. TDT’nin bölgesel bir iş birliğinden küresel bir faktöre dönüştüğünü vurgulayan Uğurlu, İsmail Gaspıralı’nın "dilde, fikirde, işte birlik" ülküsünün bugün stratejik bir iradeyle somutlaştığını ifade etti. Konferansın ana konuşmacısı olan ve TDT nezdinde Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Daimi Temsilcisi olarak atanan Büyükelçi Ufuk Ekici, mezun olduğu okulun kürsüsünde bulunmaktan duyduğu gururu dile getirerek sözlerine başladı. Diplomatik kariyerinde Bursa Uludağ Üniversitesi’nde aldığı eğitimin kilit rol oynadığını belirten Ekici, yeni hayata geçirilen "Daimi Temsilcilik" mekanizmasının teşkilatın kurumsallaşmasında tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Büyükelçi; bir asır önce filizlenen Türk birliği idealinin, bugün "2040 Vizyon Belgesi" ile ayakları yere basan somut bir jeopolitik gerçeğe dönüştüğünü ifade etti. Konuşmasının devamında TDT’nin sadece kültürel bir bağ değil, aynı zamanda enerji koridorlarından savunma sanayi iş birliklerine kadar genişleyen çok boyutlu bir güvenlik ve ekonomi havzası oluşturduğunu belirten Ekici, Türkiye’nin bu süreçteki öncü rolüne ve İstanbul’da yerleşik Daimi Temsilciliğin üye devletlerarasındaki koordinasyonu ne denli hızlandıracağına dikkat çekti. Türk dünyasının yeni yüzyılda küresel siyasette pasif bir gözlemci değil, oyun kurucu bir aktör olarak konumlandığını hatırlatan Büyükelçi, özellikle Orta Koridor gibi stratejik projelerin Türk devletlerini küresel ticaretin merkezine yerleştirdiğini söyleyerek genç mülkiyelilere bu vizyonu geleceğe taşımaları noktasında ilham verici tavsiyelerde bulundu. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından çekilen fotoğraflar ile sona erdi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 10:18 Evlilik öncesi tarama, talaseminin önlenmesinde kritik rol oynuyor VM Medical Park Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Nihan Alkış, Talasemi (Akdeniz Anemisi) hakkında bilgi vererek hastalığın kalıtsal ve genetik geçişli bir kan hastalığı olduğunu belirtti ve erken tanı ile taramanın önemine dikkat çekti. Talaseminin, kırmızı kan hücrelerinde oksijen taşıyan hemoglobin üretimindeki bozukluk sonucu geliştiğini ifade eden Uzm. Dr. Alkış, hastalığın minör (taşıyıcılık), intermedia ve major olmak üzere üç farklı formda görüldüğünü söyledi. Klinik tespitlerin hastalığın tipine göre değiştiğini belirten Alkış, talasemi minör yani taşıyıcılık formunun belirti vermeden seyrettiğini ve genellikle evlilik öncesi tarama testlerinde tespit edildiğini vurguladı. " Talasemi major erken dönemde belirti verir" Talasemi majorun genellikle bebeklik döneminde belirti verdiğini ifade eden Uzm. Dr. Nihan Alkış; solukluk, dalak ve karaciğer büyümesine bağlı karın şişliği ile büyüme geriliğinin sık görülen şikayetler arasında yer aldığını söyledi. Bu hastaların yaşamın erken dönemlerinden itibaren düzenli kan nakline ihtiyaç duyabildiğini ve bu sürecin ömür boyu devam edebileceğini belirtti. " Talasemi minor çoğu zaman fark edilmeyebilir" Talasemi minörlü bireylerde genellikle belirgin şikâyet görülmediğini belirten Uzm. Dr. Alkış, bu nedenle taşıyıcılığın çoğu zaman fark edilmeden nesilden nesile aktarılabildiğini söyledi. Talasemi intermedia hastalarında ise belirtilerin daha ileri yaşlarda ortaya çıkabildiğini ve zaman zaman kan nakli gerekliliği doğabildiğini ifade etti. "Tedavi ve takip büyük önem taşıyor" Tedavinin hastalığın tipine göre planlandığını vurgulayan Uzm. Dr. Nihan Alkış, talasemi majörlü hastalarda kan nakli, demir yükünü azaltıcı tedaviler ve uygun verici bulunması durumunda kemik iliği naklinin uygulanabildiğini belirtti. Son yıllarda geliştirilen Luspatercept etken maddeli ilacın, bazı hastalarda kan nakli ihtiyacını azaltabildiğini de sözlerine ekledi. "En etkili yöntem: tarama" Talaseminin genetik geçişli bir hastalık olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Alkış, "Anne ve babanın her ikisinin de taşıyıcı olduğu durumlarda, her gebelikte yüzde 25 oranında hasta çocuk doğma riski bulunmaktadır. Bu nedenle evlilik öncesi taramalar ve doğum öncesi tanı yöntemleri sayesinde talasemi büyük ölçüde önlenebilir" dedi. Eşlerin her ikisinin de taşıyıcı olduğu durumlarda doğacak çocuğun yüzde 25 hasta, yüzde 50 taşıyıcı ve yüzde 25 sağlıklı olma ihtimali bulunduğunu belirten Uzm. Dr. Nihan Alkış, eşlerden yalnızca birinin taşıyıcı olması durumunda ise çocukların hasta olmayacağını ancak yüzde 50 oranında taşıyıcı olabileceğini ifade etti. Bu nedenle taşıyıcı çiftlerin, gebeliğin erken döneminde doğum öncesi tanı merkezlerine başvurmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Her yıl Dünya Talasemi Günü’nün toplumda farkındalık oluşturmak için önemli bir fırsat olduğunu belirten Uzm. Dr. Alkış, 1993 yılından bu yana bu özel gün kapsamında bilinçlendirme çalışmalarının sürdürüldüğünü ifade etti. Türkiye’de 1 Kasım 2018’den itibaren uygulanan "Evlilik Öncesi Hemoglobinopati Tarama Programı" ile taşıyıcı bireylerin tespit edilerek hasta bebek doğumlarının önlenmesinin hedeflendiğini belirten Uzm. Dr. Nihan Alkış, bilinçli yaklaşım, düzenli kontrol ve erken tanının hastalıkla mücadelede en güçlü adımlar olduğunu vurguladı.
08 Mayıs 2026 Cuma - 09:58 Bursa’nın dünyaca ünlü tarihi alanlarına özel temizlik ekibi Osmangazi Belediyesi, Bursa’nın dünyaca ünlü tarihi ve turistik değerlerini koruyup geleceğe taşımak, aynı zamanda kentin kültürel mirasını daha güçlü şekilde tanıtmak amacıyla hayata geçirdiği "Kültürel Miras Temizlik Ekibi" ile UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bölgelerde titizlikle çalışmalar yürütüyor. Tarihi ve kültürel değerleri, doğal zenginlikleri ve yüksek ziyaretçi potansiyeliyle Bursa’nın turizmden aldığı payı artırmayı hedefleyen Osmangazi Belediyesi, yerli ve yabancı misafirlere daha temiz ve düzenli bir ziyaret ortamı sunmak için özel bir ekip oluşturdu. Osmangazi Belediyesi AR-GE ve Temizlik İşleri Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen proje kapsamında, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 2014 yılında dahil edilen Osmangazi sınırları içindeki tarihi alanlarda düzenli temizlik çalışmaları gerçekleştiriliyor. Kentin tarihi kimliğinin korunmasına katkı sağlayan çalışmalar; Hanlar Bölgesi, Muradiye Külliyesi, Murad Hüdavendigar Camii ve Türbesi ile Tophane bölgesinde bulunan Osman Gazi ve Orhan Gazi türbelerini kapsıyor. Özel tasarlanan UNESCO yelekleriyle görev yapan ekipler, tarihi alanlarda her gün 16 saat boyunca büyük bir özenle temizlik hizmeti sunuyor. "Tarihi alanları temizlemek için özel ekip oluşturduk" Kültürel mirası sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere aktarmak için çalıştıklarını belirten Osmangazi Belediyesi AB Projeleri ve UNESCO Koordinatörü Berkay Salman, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: "Bursa, Osmanlı’nın kurulduğu payitaht şehridir. Kentimiz, 2014 yılında ‘Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu’ başlığı altında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi. Bursa, toplam 7 alanla bu listeye girerken, bunların 4’ü Osmangazi ilçemiz sınırları içerisinde yer alıyor. Bizler, Osmangazi Belediyesi olarak bu alanların günlük temizlik ve bakım çalışmalarını yürütüyoruz. Tarihi mirası korumayı yalnızca taş yapıların restorasyonu olarak değerlendirmiyoruz. Bu alanların temizliği ve günlük bakımı da en az restorasyon kadar önemli. Burada ciddi bir emek ve iş yükü söz konusu. Bu kapsamda belediyemizin AR-GE ve Temizlik İşleri Müdürlüğü ortaklığında ‘Kültürel Miras Temizlik Ekibi’ projesini hayata geçirdik. Projeyle temizlik personelimize kısa eğitimler vererek yaptıkları işin önemine dair farkındalık oluşturmayı amaçladık. Amacımız, kültürel mirasımızı sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere aktarmaktır."
Karacabey Belediyesi’nden oruç tutanlara uzman desteği
13 Şubat 2026 Cuma - 17:09 Karacabey Belediyesi’nden oruç tutanlara uzman desteği Karacabey Belediyesi, Ramazan ayında da vatandaşlara yönelik ücretsiz sağlıklı beslenme danışmanlığı hizmetini sürdürüyor. Sosyal Hizmetler Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Diyetisyen Özge Gündoğan tarafından kişiye özel hazırlanan programlarla vatandaşlara bilimsel ve düzenli takip imkânı sunulurken, Belediye Başkanı Fatih Karabatı, "Ramazan ayında vatandaşlarımızın sağlıklı, dengeli ve bilinçli beslenmesi büyük önem taşıyor. Toplum sağlığını güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" ifadeleriyle hizmetin önemine dikkat çekti. Karacabey Belediyesi, Ramazan ayında da vatandaşlara yönelik sağlıklı beslenme danışmanlığı hizmetini sürdürüyor. Belediye Sosyal Hizmetler Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Diyetisyen Özge Gündoğan tarafından ücretsiz olarak sunulan beslenme ve diyet danışmanlığı kapsamında, Ramazan ayına özel sağlıklı beslenme önerileri kamuoyuyla paylaşıldı. Belediye hizmet masalarına başvuru yapan vatandaşlar için randevu oluşturulurken, danışanlar düzenli aralıklarla kontrol seanslarına alınıyor. Süreç kapsamında vücut analiz cihazı ile ölçümler yapılıyor, son 6 ay içerisinde gerçekleştirilen kan tahlili sonuçları inceleniyor ve besin tüketim kayıtları ile anamnez bilgileri değerlendiriliyor. Elde edilen veriler doğrultusunda kişiye özel beslenme programları hazırlanarak danışanlara sunuluyor. Ramazan’da dengeli ve planlı beslenme vurgusu Diyetisyen Özge Gündoğan, Ramazan ayında değişen öğün düzeninin metabolizma ve sindirim sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerek, bu dönemin sağlıklı geçirilebilmesi için dengeli, planlı ve bilinçli beslenmenin önemine vurgu yaptı. Sahura mutlaka kalkılması gerektiğini belirten Gündoğan, gece yemek yiyip yatma alışkanlığından kaçınılması gerektiğini ifade etti. Gündoğan, düzenli bir sahur öğününün kan şekeri dengesini koruduğunu ve metabolizmayı desteklediğini kaydetti. Sahurda hafif ve dengeli bir kahvaltı tercih edilmesi gerektiğini belirten Diyetisyen Özge Gündoğan; kızartmalar, yağlı yiyecekler, aşırı tuzlu ve baharatlı besinlerden uzak durulmasının gün içinde susuzluk ve mide sorunlarını önleyeceğini söyledi. Yetersiz protein alımının kas kaybına ve metabolizma hızında düşüşe yol açabileceğini hatırlatan Gündoğan, yumurta, az tuzlu peynir, yoğurt, ayran ve süt gibi kaliteli protein kaynaklarının sofralarda yer alması gerektiğini ifade etti. Ayrıca kabızlık riskini azaltmak için lifli besinlerin önemine değinen Gündoğan, sahurda söğüş sebzeler ile elma ve muz gibi mideyi rahatsız etmeyecek meyvelerin tercih edilebileceğini belirtti. Gündoğan, "Sahurdan hemen sonra uyumamak, en az 30-60 dakika beklemek de mide şikayetlerini azaltan önemli bir alışkanlık olarak öne çıkıyor" uyarısını yaptı. İftarda kontrollü tüketim önerisi Uzun süreli açlık sonrası hızlı yemek yeme eğiliminin sindirim sorunlarına yol açabileceğini ifade eden Diyetisyen Gündoğan, orucun su ile açılmasını, ardından çorba ve salata ile başlanmasını önerdi. Gündoğan, çorba sonrasında 10-15 dakikalık bir ara verilmesinin tokluk sinyallerinin beyne ulaşmasına yardımcı olduğunu ve aşırı yeme riskini azalttığını belirterek, ana yemekte porsiyon kontrolünün sağlanması ve ağır, yağlı yemeklerden kaçınılması gerektiğini de vurguladı. Tatlı ve ara öğün dengesi İftardan 1-2 saat sonra küçük bir meyve içeren ara öğün yapılmasının kan şekeri dengesine katkı sağlayacağını ifade eden Gündoğan, Ramazan ayında artan tatlı tüketimine karşı da uyarılarda bulundu. Tatlı tüketiminin haftada 2-3 kez ile sınırlandırılması gerektiğini belirten Gündoğan, sütlü veya meyveli hafif tatlıların tercih edilmesini ve yatış saatine yakın tüketimden kaçınılmasını önerdi. Günlük en az 2-2,5 litre su Ramazan döneminde su tüketiminin azalmasının halsizlik ve sindirim problemlerine yol açabileceğini kaydeden Özge Gündoğan, günlük en az 2-2,5 litre su tüketilmesi gerektiğini söyledi. Gündoğan, suyun büyük bölümünün iftar ile uyku arasında, kalan kısmının ise sahur ile imsak arasında tüketilmesinin hedefe ulaşmayı kolaylaştıracağını belirtti. Hafif ve düzenli egzersiz Ramazan ayında hareketsizliğin kilo artışı ve sindirim problemlerine neden olabileceğini ifade eden Gündoğan, hafif ve düzenli fiziksel aktivite önerdi. Egzersizlerin sabah erken saatlerde, iftardan 30-60 dakika önce ya da iftardan 1-1,5 saat sonra yapılabileceğini belirten Gündoğan, yemekten hemen sonra spor yapılmaması gerektiğini sözlerine ekledi. Başkan Karabatı: "Halk sağlığı önceliğimiz" Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı ise konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, halk sağlığını önceleyen çalışmalara büyük önem verdiklerini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Ramazan ayında vatandaşlarımızın sağlıklı, dengeli ve bilinçli beslenmesi büyük önem taşıyor. Uzun süreli açlık ve değişen öğün düzeni nedeniyle bu dönemde doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılması, hem mevcut sağlık sorunlarının önüne geçilmesi hem de yaşam kalitesinin korunması açısından kritik bir rol üstleniyor. Sosyal Hizmetler Müdürlüğümüz bünyesinde sunduğumuz ücretsiz diyet ve beslenme danışmanlığı hizmetiyle; hem koruyucu hem de önleyici sağlık çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyor, hemşehrilerimize bilimsel veriler ışığında bireysel destek sağlıyoruz. Karacabey Belediyesi olarak yalnızca bugün için değil, uzun vadede toplum sağlığını güçlendirecek projeler üretmeye, farkındalık çalışmalarımızı artırmaya ve vatandaşlarımızın daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz."
Osmangazi’de ‘Yeni Gezici Kütüphane Yollarda’
13 Şubat 2026 Cuma - 17:09 Osmangazi’de ‘Yeni Gezici Kütüphane Yollarda’ Osmangazi Belediyesi’nin kültür ve eğitime verdiği değerin güçlü bir göstergesi olan Gezici Kütüphane, hizmet ağını genişletti. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın öncülüğünde hizmete başlayan ‘Yeni Gezici Kütüphane’, vatandaşlarla ilk buluşmasını Bağlarbaşı Meydanı’nda gerçekleştirdi. Çocukların ve her yaştan vatandaşın kitap okuyarak kendini geliştirmesi için eğitim çalışmalarına büyük önem veren Osmangazi Belediyesi, bugüne kadar ilçeye kazandırdığı çok sayıda kütüphanelere bir yenisini daha ekledi. Bağlarbaşı Meydanı’nda düzenlenen gezici kütüphanenin açılışına, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yanı sıra Osmangazi Belediyespor Başkanı Fatih Karayılan, Bağlarbaşı Mahallesi Muhtarı Faruk Dönmez, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, muhtarlar ve vatandaşlar katılım gösterdi. İçerisinde 3 bin adet kültür hazinesi niteliğinde kitap bulunan gezici kütüphane, bir ay boyunca Bağlarbaşı Meydanı’nda hizmet verecek; ardından ilçedeki çeşitli mahallelerde vatandaşlarla buluşmaya devam edecek. "Çocuklarımızın ve vatandaşlarımızın faydalanması en büyük ödülümüz" Bugün atılan adımın bir gezici kütüphaneden çok daha fazlası olduğunu belirten Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: "Aslında her çocuğun kendini geliştirebileceği, hayallerini büyütebileceği ve ülkesine hizmet edebileceği bir imkan sunuyoruz. Bu kütüphanede okunan tek bir kitabın bile bir çocuğun, ailesinin ve hatta ülkesinin hayatını değiştirebileceğine inanıyoruz. Okumak ve kitap üzerine söylenmiş pek çok güzel söz var. Biz söz söylemekten ziyade bunu hayata geçirmeyi tercih ediyoruz. Gezici kütüphanemizde 3 bine yakın kitap bulunuyor. Bunların bin 750’si kıymetli bağışçılarımızın katkılarıyla raflarımızdaki yerini aldı. Kütüphanemiz bir ay boyunca Bağlarbaşı Meydanı’nda hizmet verecek, ardından diğer mahallelerimize giderek daha fazla çocuğumuza ve vatandaşımıza ulaşacak. Üzerinde bulunan güneş enerjisi paneli sayesinde enerjisini doğaya zarar vermeden kendi üretiyor; yani hem eğitime hem de çevreye duyarlı bir hizmet sunuyoruz. Bizim için en büyük ödül, çocuklarımızın ve vatandaşlarımızın bu imkanlardan faydalanmasıdır. Daha önce açtığımız kütüphanelerin içini çocuklarla dolu görmek bize büyük mutluluk veriyor. Onların heyecanını ve kitaplarla kurdukları bağı gördükçe doğru bir iş yaptığımızı bir kez daha anlıyoruz." "Başkanımız çocukların geleceği için hizmeti ayaklarına kadar getirdi" Gezici kütüphanenin bilgiye erişimi mahallelere taşıyan güçlü bir adım olduğunu söyleyen Bağlarbaşı Mahallesi Muhtarı Faruk Dönmez ise, "Gezici kütüphane sadece bir otobüsten ibaret değildir. Başkanımız çocukların geleceği ve eğitimi için hizmeti ayaklarına kadar getirdi. Geçen Ramazan ayında Osmangazi Belediyesi tarafından Bağlarbaşı Meydanı’nda her gün 500 kişiye iftar yemeği verildi. Bu iftar yemeğine sadece Bağlarbaşı mahallesinde yaşayanlar değil, Hamitler ve Emek mahallelerinden gelenler oldu. Başkanımız Erkan Aydın Bağlarbaşı mahallesinde bu zamana kadar görülmemiş bir hizmete imza attı. Kendisine şahsım ve mahallem adına teşekkür ediyorum" dedi. Konuşmaların ardından açılış kurdelasını kesen Başkan Aydın, daha sonra çocuklarla birlikte gezici kütüphaneyi ziyaret ederek kitapları inceledi.
Pancar Deposu’nda Max Weber sosyolojisi anlatıldı
13 Şubat 2026 Cuma - 17:05 Pancar Deposu’nda Max Weber sosyolojisi anlatıldı Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Nasıl Yapmışlar?" söyleşileri, bu ay sosyolojinin önemli isimlerinden Max Weber’i mercek altına aldı. Pancar Deposu’nda gerçekleşen buluşmada Doç. Dr. Levent Ünsaldı, Weber’in modern toplumu ve otorite kavramını nasıl çözümlediğini katılımcılarla paylaştı. Farklı disiplinlerden konuların ele alındığı "Nasıl Yapmışlar?" söyleşi dizisinin bu ayki konusu, sosyoloji tarihinin köşe taşlarından Max Weber ve onun otorite anlayışı oldu. Doç. Dr. Levent Ünsaldı tarafından düzenlenen söyleşide, toplumların bir gücü neden meşru kabul ettiği ve itaat mekanizmalarının nasıl çalıştığı gözlemlendi. Söyleşide Weber’in sosyolojisindeki temel ayrımlara dikkat çeken Doç. Dr. Ünsaldı, Weber’in salt bir "otorite"den ziyade "meşru egemenlik" meselesine odaklandığını vurguladı. Ünsaldı, Weber’in insanların kaba güce neden boyun eğdiklerini değil, o gücü kullanmayı neden haklı ve yerinde gördüklerini anlamaya çalıştığını belirtti. Bu bakış açısına göre toplumlar, sadece korktukları için değil, yönetenlerin otoritesini geçerli ve doğru buldukları için de itaat etmektedir. Konuşmasında Weber’in tanımladığı otorite tiplerini de karşılaştıran Ünsaldı; geleneksel, karizmatik ve yasal-ussal (akılcı) otorite kavramlarını detaylandırdı. Geçmiş toplumlar ile günümüz toplumları arasındaki farkı bu kavramlar üzerinden açıklayan Ünsaldı, modern toplumun en belirgin özelliğinin "yasal-ussal otorite"nin giderek baskın hale gelmesi olduğunu ifade etti. Söyleşi, soru-cevap bölümüyle sona erdi.
Orman yangınlarına karşı umudun sesi çocuklardan yükseldi
13 Şubat 2026 Cuma - 14:27 Orman yangınlarına karşı umudun sesi çocuklardan yükseldi Nilüfer Belediyesi ev sahipliğinde, Bilecik Belediyesi Sanat Akademisi ve Elena Çekiç Müzik Akademisi iş birliğiyle orman yangınlarına dikkat çekmek amacıyla farkındalık konseri düzenlendi. Çocukların sahne aldığı konser, duygu dolu anlara sahne oldu. Dr. Hüseyin Parkan Sanlıkol Müzik Enstrümanları Müzesi’nde gerçekleştirilen ve "Mavi Gezegen Piyano Farkındalık Konserleri" kapsamında düzenlenen etkinlikte, orman yangınlarının yalnızca doğayı değil, yaşam alanlarını ve geleceği tehdit ettiğine vurgu yapıldı. Konserde, çocukların müzik aracılığıyla verdiği mesajlar izleyicilerden büyük alkış aldı. Protokol yoğun ilgi gösterdi Salonun tamamen dolduğu konsere; Nilüfer Belediyesi Başkan Vekili Gökçe Güney, Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Meclis Üyesi Ata Erk Şanlı, Melek Mızrak Subaşı ve eşi Berat Subaşı, Başkan Yardımcıları Yaşar Külhan ve Bilen Gökten ile müze bağışçısı aileyi temsilen Fethiye Sanlıkol katıldı. 50 çocuk sahne aldı İki bölümden oluşan konserde yaklaşık 50 çocuk sahneye çıkarak piyano resitalleri ve koro performansları sergiledi. Minik sanatçıların performansları izleyicilerden tam not alırken, salonu dolduran davetliler çocukları uzun süre ayakta alkışladı. Subaşı: "Sesimiz çocuklardan yükselsin istedik" Konser sonrası konuşan Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, uzun süredir güçlü bir çocuk korosuna sahip olduklarını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Bilecik Belediyesi olarak Elena hanım ile uzun süredir çeşitli projeler yürütüyoruz. Yurt içi ve yurt dışında konserler gerçekleştiriyoruz. Son dönemde yaşanan orman yangınlarının ardından, ’bu farkındalık çocukların sesiyle yükselsin’ istedik. Çocuklarımızın notalarıyla, sesleriyle toplumda bir bilinç oluşturmayı amaçladık. Bugün de bunu başardığımıza inanıyorum." Subaşı, çocukların yaş gruplarına göre uzman eğitmenler eşliğinde yönlendirildiğini belirterek, piyano, yan flüt, gitar gibi farklı enstrümanlara yönelik eğitimlerin çocukların yetenekleri doğrultusunda verildiğini ifade etti. İş birliklerine büyük önem verdiklerini vurgulayan Subaşı, konserlerin Türkiye’nin dört bir yanında ve yurt dışında devam edeceğini söyledi. Elena Çekiç: "Geleceği bugün inşa ediyoruz" Elena Çekiç Müzik Akademisi kurucusu Elena Çekiç, konserin ardından yaptığı açıklamada sanatın dönüştürücü gücüne şöyle dikkat çekti: "Merhaba, ben Elena Çekiç. Bursa’dan katılıyorum ve Elena Çekiç Müzik Akademisi’nin kurucusuyum. Bugün gerçekten muhteşem bir gündü. Bu sahnede birbirinden yetenekli genç müzisyenleri, şarkıcıları ve piyanistleri izledik. Bu çok değerli ve anlamlı bir uluslararası proje. Başta bu organizasyonu hayata geçiren Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu yenilikçi fikir, orman yangınları ve çevre bilinci konusunda toplumun dikkatini çekiyor. En önemlisi ise bunu çocuklarla birlikte yapıyor olmamız. Geleceği bugün, hep birlikte inşa ediyoruz."